Sahîh-i Buhârî · 5689
Arapça metin
حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينِ لِلْمَرِيضِ وَلِلْمَحْزُونِ عَلَى الْهَالِكِ، وَكَانَتْ تَقُولُ إِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ التَّلْبِينَةَ تُجِمُّ فُؤَادَ الْمَرِيضِ، وَتَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ ".
Aişe r.anha'dan rivayete göre "O, hastaya ve ölmüş bir kimse için üzülen kimselere telbine denilen bulamaç yapılmasını söyler ve şunları derdi: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemişimdir: Telbine denilen bulamaç, hastanın kalbini rahatlatır ve kederin bir kısmını da giderir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا كَانَتْ إِذَا مَاتَ الْمَيِّتُ مِنْ أَهْلِهَا فَاجْتَمَعَ لِذَلِكَ النِّسَاءُ، ثُمَّ تَفَرَّقْنَ، إِلاَّ أَهْلَهَا وَخَاصَّتَهَا، أَمَرَتْ بِبُرْمَةٍ مِنْ تَلْبِينَةٍ فَطُبِخَتْ، ثُمَّ صُنِعَ ثَرِيدٌ فَصُبَّتِ التَّلْبِينَةُ عَلَيْهَا ثُمَّ قَالَتْ كُلْنَ مِنْهَا فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " التَّلْبِينَةُ مَجَمَّةٌ لِفُؤَادِ الْمَرِيضِ، تَذْهَبُ بِبَعْضِ الْحُزْنِ ".
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevcesi Aişe r.anha'dan rivayete göre: Yakınlarından birisi öldüğü için kadınlar bu amaçla toplanıp bir araya geldikten sonra -onun akrabaları ve özel yakınları dışında- dağıldıklarında bir çömlek içinde bir telbıne bulamacı pişirilmesini emretti. Daha sonra da tirit yapıldı. Telbine onunüzerine döküldükten sonra: Bundan yiyiniz dedi. Çünkü ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Telbine bulamacı hastanın kalbini rahatlatır ve kederin bir kısmını da giderir, diye buyururken dinlemişimdir. " Bu Hadis 5689 ve 5690 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Telbine bulamacL" Telbine, un ya da kepekten yapılan, bazen içine bal da katılan bir bulamaçtır. Ona bu adın veriliş sebebi beyazlığı ve inceliği bakımından leben (süt)e benzediğinden dolayıdır. Bunun faydalı olanı, katı ve çiğ olanı değil de ince ve iyice pişmiş alanıdır. "Rahatlatır." İleride Aişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiği bu hadisin şerhi yüce Allah'ın izniyle Tıb bölümünde (5689.hadiste) gelecektir
حَدَّثَنَا فَرْوَةُ بْنُ أَبِي الْمَغْرَاءِ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا كَانَتْ تَأْمُرُ بِالتَّلْبِينَةِ وَتَقُولُ هُوَ الْبَغِيضُ النَّافِعُ.
Aişe r.anha'dan rivayete göre "O, telbine bulamacı yapılmasını emreder ve: O, hoşlanılmayan ama faydalı olan şeydir, derdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hasta için telbine bulamacL" el-Asmaı dedi ki: Telbine, undan yahut kepekten yapılan ve içine bal katılan bir bulamaçtır. Başkası da un yahut süt katılan, demiştir. Ona telbine denilmesinin sebebi, beyazlığı ve inceliği (katı olmayışı) bakımından leben (süt)e benzetilmesi dolayısı iledir. ''Telbineye devam ediniz", yani onu yiyiniz. "Çünkü o kalbi rahatlatır." Yani hastanın kalbini rahatlatıl' ve (kederlinin) kederini izale ederek onun şevkini yerine getirir. "O bize telbine bulamacı yapılmasını emreder ve: O hoşa gitmeyen faydalı şeydir, derdi." Ahmed ve İbn Mace'de Külsum yoluyla Aişe'den Nebi'e merfu' olarak şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Size hoşa gitmeyen, faydalı olan şeyi yemenizi tavsiye ederim. O et-telbine'dir, yani bulamaçtır." Bunu ayrıca Nesai bir başka yolla Aişe'den diye rivayet etmiş olup şu fazlalığı da kaydetmiştir: "Muhammed'in nefsi elinde olana yemin ederim ki, o bir kimsenin kendi yüzündeki kiri su ile yıkadığı gibi, sizden herhangi birinizin karnını öylece yıkar." el-Muvaffak el-Bağdadı dedi ki: Eğer telbine denilen bulamacın faydalarını bilmek istersen arpa suyunun faydalarını bilmelisin. Özellikle kepek halinde ise o, cilalar, hızlıca nüfuz eder ve gayet latif bir besleyicidir. Sıcak içildiği takdirde daha da çok cilalar, daha çok nüfuz eder ve fıtrattaki haraı-eti daha da artırır. Devamla der ki: Hadiste fuad (kalp)den kasıt, midenin üst tarafıdır. Çünkü üzüntülü olan kimsenin kalbi, azalarının ve özellikle de gıdanın azaltılması sebebiyle midesinin üzerinde kuruluğun istilasından ötürü zayıflar. Böyle bir bulamaç ise mideyi nemlendiril', besler ve güçlendirir. Benzeri bir etkiyi de hastanın kalbine yapar. Fakat hastanın çoğunlukla midesinde acı yahut balgam ya da irin karışımları da bulunabilir. İşte bu bulamaç, bütün bunları mideden temizler, parlatır. Hadiste buna "hoşa gitmeyen faydalı" adının verilmesinin sebebi ise, hastanın kendisine faydalı olduğu halde bunu istememesi, canının onu çekmemesidir. Oysa çoğunlukla arpa ile beslenen kimseler için bulamaçtan daha faydalı bir şey yoktur. Çoğunlukla buğday ile beslenen kimseler için ise, hastalığı esnasında arpa hisası (çorbası) daha faydalıdır. el-Hüda adlı eserin müellifi ise şöyle demektedir: Telbine (bulamaç), hisadan (çorbadan) daha faydalıdır. Çünkü telbine öğütülmüş olarak pişirilir ve öğütülürken de arpanın hülasası çıkaıotılır. Bu ise daha besleyici, daha çok güçlü etki yapan ve daha çok parlatan, cilalandıran bir şeydir. Doktorların iyice pişmiş olanı tercih etmelerinin sebebi ise daha ince ve latif (yumuşak) oluşundan dolayıdır. Bundan dolayı hastanın tabiatına da ağır gelmez. Çeşitli bölgelerdeki adetlerin farklılığına göre bundan da farklı şekilleriyle faydalanmak gerekir. Muhtemelen hastaya daha uygun olan, tanelel'in bütün olarak pişirilmesi halidir. Üzüntülü olan kimseye ise öğütülmüş olarak pişirilmiş hali iyi gelir. Buna sebep ise, az önce işaret edildiği gibi aralarındaki özellik farkıdır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُوسَى بْنِ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي جَعْفَرٍ، أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ مَاتَ وَعَلَيْهِ صِيَامٌ صَامَ عَنْهُ وَلِيُّهُ ". تَابَعَهُ ابْنُ وَهْبٍ عَنْ عَمْرٍو. وَرَوَاهُ يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ عَنِ ابْنِ أَبِي جَعْفَرٍ.
Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimse ölür ve tutması gereken oruç borcu olursa velisi onun adına tutar
وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا اشْتَكَى يَقْرَأُ عَلَى نَفْسِهِ بِالْمُعَوِّذَاتِ وَيَنْفِثُ . قَالَتْ فَلَمَّا اشْتَدَّ وَجَعُهُ كُنْتُ أَنَا أَقْرَأُ عَلَيْهِ وَأَمْسَحُ عَلَيْهِ بِيَمِينِهِ رَجَاءَ بَرَكَتِهَا .
Aişe r.anha'dan: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandığı zaman kendi kendisine muavvizeteyn -felak ve nas surelerini- okur ve üflerdi. Ağrısı şiddetlendiği zaman da ona ben okur, bereketini umarak kendisinin sağ eliyle ağrının üzerine meshederdim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ تُقَبِّلُونَ الصِّبْيَانَ فَمَا نُقَبِّلُهُمْ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَوَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ نَزَعَ اللَّهُ مِنْ قَلْبِكَ الرَّحْمَةَ ".
Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek: Siz çocukları öpüyor(mu)sunuz? Oysa biz onları öpmüyoruz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna karşılık: Allah senin kalbinden rahmeti söküp almış ise ben sana ne yapabilirim ki, diye cevap verdi
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ تُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَدِرْعُهُ مَرْهُونَةٌ عِنْدَ يَهُودِيٍّ بِثَلاَثِينَ. {يَعْنِي صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ}
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde zırhı bir yahudinin elinde otuza yani bir sa' arpaya karşılık olarak rehin bulunuyordu