Sahîh-i Buhârî · 5769
Arapça metin
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَامِرَ بْنَ سَعْدٍ، سَمِعْتُ سَعْدًا ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ تَصَبَّحَ سَبْعَ تَمَرَاتٍ عَجْوَةً، لَمْ يَضُرُّهُ ذَلِكَ الْيَوْمَ سَمٌّ وَلاَ سِحْرٌ ".
Amir b. Sa'd'dan: "Ben (babam) Said r.a.'l şöyle derken dinledim: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kim sabahleyin yedi tane acve hurması yerse o gün ona ne bir zehir, ne de bir sihir zarar verir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sihre karşı acve hurması ile tedavL" Acve, Medine hurmasının en kaliteli ve . yumuşak türlerindendir. "Kim her sabah ... " Ebu Üsame'nin rivayetinde lafız biraz farklı olmakla birlikte her ikisi de "sabahleyin yemek" anlamındadır. es-Sabuh ve'l-İstibah, sabahleyin içmek, içeceği sabahleyin içmek demektir. Daha sonra bu, yemek hakkında da kullanılmıştır. "Her gün acve hurmasından birkaç tane." Bu rivayette bu şekilde mutlak olarak gelmiştir. Başka rivayetlerde ise kayıtlı olarak zikredilmiştir: Cumua ile İbn Ebi Ömer rivayetinde "yedi tane hurma" denilmektedir. Ebu Damra rivayetinde mekan kaydı fazlalığı da vardır. Onun lafzı da şöyledir: "Her kim sabahı edince el-Aliye hurmalarından yedi acve hurması yerse ... " el-Aliye, Medine'nin el-Aliye cihetindeki yerleşim yerleridir. el-Hattabi dedi ki: Acve'nin zehre ve sihre karşı faydalı olması, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine hurmasına yaptığı duası sebebiyledir. Yoksa hurmadaki bir özellikten dolayı değildir.' İbnu't-Tin de şöyle demektedir: Medine'de şu anda bilinmeyen özel bir hurmanın kastedilmiş olma ihtimali de vardır. el-Kurtubi der ki: Hadisin zahiri ise Medine'nin acve hurmasının zehri defetmesi ve sihri iptal edip boşa çıkarması özelliğine sahip olduğunu göstermektedir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا جُمْعَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، أَخْبَرَنَا هَاشِمُ بْنُ هَاشِمٍ، أَخْبَرَنَا عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ تَصَبَّحَ كُلَّ يَوْمٍ سَبْعَ تَمَرَاتٍ عَجْوَةً لَمْ يَضُرُّهُ فِي ذَلِكَ الْيَوْمِ سُمٌّ وَلاَ سِحْرٌ ".
Amir b. Sa'd'dan, o babasından, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her kim sabahleyin yedi acve hurması yiyecek olursa o gün ona ne bir zehir, ne de bir sihir zarar verebilir. " İleride 5768,5769 ve 5779 numara ile geçiyor Acve ile ilgili hadise dair açıklamalar yüce Allah'ın izniyle Tıb bölümünde (5769 nolu hadiste) gelecektir
حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا مَرْوَانُ، أَخْبَرَنَا هَاشِمٌ، أَخْبَرَنَا عَامِرُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنِ اصْطَبَحَ كُلَّ يَوْمٍ تَمَرَاتٍ عَجْوَةً، لَمْ يَضُرُّهُ سَمٌّ وَلاَ سِحْرٌ ذَلِكَ الْيَوْمَ إِلَى اللَّيْلِ ". وَقَالَ غَيْرُهُ " سَبْعَ تَمَرَاتٍ ".
Amir b. Sa'd'dan, o babası r.a.'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kim her gün sabahleyin birkaç acve hurması yerse ona o gün geceye kadar herhangi bir zehir ve sihir zarar vermez." (Buhari'nin hadisi kendisinden naklettiği Ali'den) başkası ise: ''Yedi tanehurma ... " demiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ هَاشِمٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَامِرَ بْنَ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ سَعْدًا، يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَنْ تَصَبَّحَ بِسَبْعِ تَمَرَاتٍ عَجْوَةً لَمْ يَضُرَّهُ ذَلِكَ الْيَوْمَ سُمٌّ وَلاَ سِحْرٌ " .
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti, (Dediki): Bize Ebû Usâme Hâşim b. Hâşim'den rivayet etti. (Demişki): Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkâs'ı dinledim, şöyle diyordu. Ben Sa'd'î şunu söylerken işittim: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i; «Her kim acve olarak yedi hurma ile sabah kahvaltısı yaparsa, o kimseye o gün ne zehir zarar verir, ne sihir!» buyururken işittim
حَدَّثَنَا ابْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَعْفَرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُ الرُّطَبَ بِالْقِثَّاءِ.
Abdullah b. Cafer r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i olgun taze hurma ile birlikte acur yerken gördüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Olgun taze hurma ile birlikte acur yerken." Nesal sahih bir sened ile Humeyd'den, o Enes'ten şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Resulullah sallallahli a1eyhi vesellem'i olgun taze hurma ile birlikte kavun yerken gördüm." Yine Nesai'de sahih bir sened ile Aişe: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kavunu taze hurma ile birlikte yediği"ni rivayet etmektedir. İbn Mace de Aişe'den şu rivayeti zikretmektedir: "Annem, beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımı olarak onunla zifafa göndermek üzere kilo alayım diye tedavi etmek istedi. Ben olgun taze hurma ile birlikte acuru yiyinceye kadar bunu bir türlü gerçekleştiremedi. Bunları beraber yiyince en güzel şekilde kilo aldım." Nesa! de Aişe'den şu rivayeti zikretmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benimle evlendiğinde çeşitli şeylerle beni tedavi etmek istediler. Bunun için hurma ile birlikte bana acur yedirdiler. Bunları yiyerek en güzel şekilde kilo aldım." Nevevi der ki: Bu başlıktaki hadisten anlaşıldığına göre iki tür meyveyi ya da başka bir şeyi birlikte yemek caiz olduğu gibi, iki ayrı yemeği de birlikte yemek caizdir. Buradan da yenecek şeylerde genişliğin caiz olduğu da anlaşılmaktadır. Bunun caiz olduğu konusunda da ilim adamları arasında görüş ayrılığı yoktur. Seleften bundan farklı olarak nakledilmiş olan rivayetler dini bir masıahat gözetmeksizin bolluk, refah ve genişlik içinde yaşamayı itiyat ve alışkanlık haline getirmeyi önlemek amacı ile mekruh oluşayorumlamak gerekir. Kurtubi dedi ki: Bu hadisten, yemeklerin niteliklerini ve tabiatıarını göz önünde bulundurmanın ve tıp kurallarına uygun olarak doğru bir şekilde onları yemenin caiz olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü olgun, taze hurmanın tabiatında hararet, acurun tabiatında ise serinlik vardır. Birlikte yenildikleri takdirde birbirlerini dengelerler. İşte bu, ilaçlardaki terkiplerde göz önünde bulundurulan pek büyük bir esastır
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ بْنِ قَعْنَبٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، - يَعْنِي ابْنَ بِلاَلٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَكَلَ سَبْعَ تَمَرَاتٍ مِمَّا بَيْنَ لاَبَتَيْهَا حِينَ يُصْبِحُ لَمْ يَضُرَّهُ سُمٌّ حَتَّى يُمْسِيَ " .
Bize Abdullah b. Mesleme b. Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni İbni Bilâl) Abdullah b. Abdirrahman'dan, o da Âmir b. Sa'd b. Ebî Vakkas'dan, o da babasından naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Her kim sabahladığı vakit Medine'nin iki taşlığı arasında yedi hurma yerse, akşamlayıncaya kadar ona zehir zarar vermez.» buyurmuşlar
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ جَبَلَةَ، قَالَ كُنَّا بِالْمَدِينَةِ فَأَصَابَتْنَا سَنَةٌ، فَكَانَ ابْنُ الزُّبَيْرِ يَرْزُقُنَا التَّمْرَ، وَكَانَ ابْنُ عُمَرَ يَمُرُّ بِنَا فَيَقُولُ لاَ تَقْرُنُوا فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ الإِقْرَانِ، إِلاَّ أَنْ يَسْتَأْذِنَ الرَّجُلُ مِنْكُمْ أَخَاهُ.
Cebele r.a.'den rivayet edilmiştir: Medine'deydik. Bir kıtlık oldu. İbnü'z-Zübeyr bize hurma veriyordu. İbn Ömer bize uğruyor ve "Hurmaları ikişer ikişer yemeyin. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin arkadaşından izin almadan hurmaları ikişer ikişer yemesini yasaklamıştır" diyordu