Sahîh-i Buhârî · 5845
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَتْنِي أُمُّ خَالِدٍ بِنْتُ خَالِدٍ، قَالَتْ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ قَالَ " مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُوهَا هَذِهِ الْخَمِيصَةَ ". فَأُسْكِتَ الْقَوْمُ. قَالَ " ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ ". فَأُتِيَ بِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَلْبَسَهَا بِيَدِهِ وَقَالَ " أَبْلِي وَأَخْلِقِي ". مَرَّتَيْنِ فَجَعَلَ يَنْظُرُ إِلَى عَلَمِ الْخَمِيصَةِ، وَيُشِيرُ بِيَدِهِ إِلَىَّ وَيَقُولُ " يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَا ". وَالسَّنَا بِلِسَانِ الْحَبَشِيَّةِ الْحَسَنُ. قَالَ إِسْحَاقُ حَدَّثَتْنِي امْرَأَةٌ مِنْ أَهْلِي أَنَّهَا رَأَتْهُ عَلَى أُمِّ خَالِدٍ.
Halid (b. Zübeyr)'in kızı Ümmü Halididen şöyle dediği rivayet edil: miştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında siyah bir hamisanın bulunduğu elbise/er getirildi. O: Bu hamisayı kime giydirelim dersiniz, diye sordu. Huzurunda bulunanlar sustular. O: Bana Ümmü Halid'i getiriniz, dedi. Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna götürüldüm. Eliyle o hamisayı bana giydirdi ve:. Bunu paralayasın, eskitesin diye -iki defa- dua etti. Hamisa'da bulunan bir alamete (yün kumaştaki damgaya) baktı ve eliyle ona işaret edip: Ey Ümmü Halid, bu senadır, dedi. Sena Habeşçe'de güzel demektir." İshak dedi ki: "Bana aile halkımdan bir kadının tahdis ettiğine göre o, o hamisayı Ümmü Halid'in üzerinde görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yeni bir elbise giyen kimseye yapılan dua." Anlaşıldığı kadarıyla İbn Ömer'in rivayet ettiği şu hadisi Buhari, sabit görmemiştir: İbn Ömer dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ömer'in üzerinde bir elbise gördü. Bunun üzerine: Hep yeni giyinesin, övülen birisi olarak yaşayasın, şehit olarak ölesin, diye dua etti." Bu hadisi Nesai ve İbn Mace rivayet etmiş olup İbn Hibban da sahih olduğunu belirtmiştir. Ama Nesai illetli olduğunu belirtmiştir. Aynı şekilde yeni bir elbise giyen kimsenin yapacağı dua ile ilgili birtakım hadisler de gelmiştir. Bunlardan birisi Ebu Davud, Nesai ve sahih olduğunu belirterek Tirmizi'nin Ebu Said'den rivayet ettiği şu hadistir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeni bir elbise edindi mi onun adını vererek -sarık yahut gömlek ya da rida olduğunu söyleyerek- arkasından: AlIahumme leke'l-hamdu ente kesevtenıhi es'eluke hayrahu ve hayra ma sunia lehCı ve euzu bike min şerrihi ve şerri ma sunia leh: AlIah'lm, hamd yalnız sanadır. Bunu giyinmeyi bana sen nasip ettin. Ben senden bunun hayrını ve kendisi için yapıldığı şeyin hayrını dilerim. Bunun şerrinden ve kendisi için yapıldığı şeyin şerrinden de sana sığınınm, derdi." Tirmizi, İbn Mace ve sahih olduğunu belirterek Hakim de Ömer'den merfu' olarakşu hadisi rivayetetmişlerdir: "Kim yeni bir elbise giyip de: Elhamdulillahillezı kesanı ma UVar1 bihı avretı ve etecemmelu bihı fi hayatı: Kendisi ile avretimi örteceğim ve hayatımda onunla güzel görüneceğim bir elbise yi giydiren Allah'a hamd olsun der, sonra da eskittiği o elbiseyi alıp tasadduk ederse hayatta iken de, öldükten sonra da Allah'ın korumasında ve himayesinde olur." Ahmed ve hasen olduğunU belirterek Tirmizi, Muaz b. Enes yoluyla Nebie merfu'en şu hadisi zikretmişlerdir: "Kim bir elbise giyinip de: Elhamdulillahillezı kesanı haza ve rezakamhi min gayri havlin ve la kuvveh: Bana bu elbiseyi giydiren ve benim güç ve takatimin içerisinde olmaksızın bunu bana rızık olarak veren Allah'a hamd olsun, derse, Allah ona geçmiş günahlarını mağfiret buyurur
Benzer hadisler
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا وَلَدَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ قَالَتْ لِي يَا أَنَسُ انْظُرْ هَذَا الْغُلاَمَ فَلاَ يُصِيبَنَّ شَيْئًا حَتَّى تَغْدُوَ بِهِ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم يُحَنِّكُهُ. فَغَدَوْتُ بِهِ، فَإِذَا هُوَ فِي حَائِطٍ وَعَلَيْهِ خَمِيصَةٌ حُرَيْثِيَّةٌ، وَهْوَ يَسِمُ الظَّهْرَ الَّذِي قَدِمَ عَلَيْهِ فِي الْفَتْحِ.
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym doğum yapınca bana: Ey Enes, bu çocuğa dikkat et. Onu sabah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e damağına tatlı bir şey çalmak (tahnik etmek) için götürünceye kadar, sakın ağzına bir şey girmesin, dedi. Sabah çocuğu alıp yanına götürdüm. O bir bahçede idi ve üzerinde Hureysı bir hamisa vardı. O sırada da fetih (zafer) dolayısıyla kendisine ganimet olarak gelmiş bulunan yük develerini damgalıyordu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Siyah hamisa." el-Esmaı dedi ki: Hamisa denilen elbiseler, üzerlerinde alamet bulunan kalın ipek yahut yün elbiselere denilir. Renkleri siyah olup herkesin giydiği elbiselerden idi. "Halid'in kızı Ümmü Halid." Bu, Halid b. ez-Zubeyr b. el-Awam adındaki oğlu ile künyelenmiş bir cari ye idi. ez-Zubeyr onunla evlenmiş ve Halid b. ezZubeyr ile Amr b. ez-Zubeyr adındaki çocukları ondan olmuştu. İbn SaId'ın naklettiğine göre o Habeşistan'da doğmuş ve Hayber'den sonra aklı eren bir çağda iken babası ile birlikte Medine'ye gelmişti. "Ümmü Halid taşınarak getirildi." O sırada yaşının küçüklüğüne bir işaret vardır. Fakat yine de o esnada mümeyyiz (aklı eren) bir halde bulunmasına engel değildir. "Eskit ve parala, diye buyurdu." Araplar bu ibareyi muhataplarına söyleyerek uzun bir ömür yaşaması için dua etmek amacıyla kullanırlar. Yani bu elbise eskiyip paralanıncaya kadar hayatı uzasın, gitsin. Bu açıklamayı Ebu Davud'un sahih bir sened ile Ebu Nadra'dan diye naklettiği rivayet pekiştirmektedir. Ebu Nadra dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'in ashabından birisi yeni bir elbise giyindi mi ona: Elbisen eskiyip paralansın, Allah da hna onun yerine başkasını versin, derlerdi." "Allah Rasulü: Ey Ümmü Halid -Habeşçe- bu senadır, senadır, buyurdu." Sena Habeşçe'de güzel demektir
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، سَمِعَ الْبَرَاءَ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مَرْبُوعًا، وَقَدْ رَأَيْتُهُ فِي حُلَّةٍ حَمْرَاءَ مَا رَأَيْتُ شَيْئًا أَحْسَنَ مِنْهُ.
Bera r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem orta boylu idi. Ben onu kırmızı bir elbise giyinmişken gördüm. Ondan daha güzelini asla görmedim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kırmızı elbise." Kırmızı elbise giymek hususunda selefin görüşlerini yedi ayrı görüş olarak şöylece özetleyebiliriz: 1- Mutlak olarak caizdir. Ali, Talha, Abdullah b. Cafer, el-Bera ve ashab-ı kiram'dan daha başkalarından, tabiinden de Said b. el-Müseyyeb, en-Nehaı, eşŞa'bı, EbQ Kilabe ile EbQ Vail ve kalabalık bir topluluktan rivayet edilmiştir. 2- Mutlak olarak yasaktır. Buna gerekçe ise daha önce kaydedilen Abdullah b. Amr yolu ile gelen hadis ile Beyhaki'nin naklettiği İbn Mace'nin de zikrettiği İbn Ömer'in şu hadisidir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem el-mufeddem denilen uspur ile iyice doyurulmuş (boyanmış) elbise giyinmeyi nehyetmiştir." Bunun ne demek olduğunu hadiste zaten açıklamış bulunmaktadır. Ömer'den rivayet edildiği ne göre de o bir adam üzerinde uspurlu bir elbise gördü mü onu hızhca çeker ve: Bunu bırakın da kadınlar giyinsin, derdi." Bunu Taberi rivayet etmiş bulunmaktadır. 3- Boyası hafif olanlar değil de kırmızısı iyice doyurulmuş elbise giyinmek mekruhtur. Bu görüş Ata, Taws ve Mücahid'den rivayet edilmiştir. Bu hususta delil de az önce zikrettiğimiz el-müfeddem'i söz konusu eden hadis olabilir. 4- Süslenmek ve gösteriş kastı ile kırmızı elbise giymek, mutlak olarak mekruhtur. Ama evlerde, iş esnasında giyilmesi caizdir. Bu görüş İbn Abbas'tan nakledilmiştir. 5- İpliği boyandıktan sonra dokunmuş olanı giymek caizdir. Ama dokunduktan sonra boyananı giyinmek yasaktır. Bu görüşe el-Hattabı meyletmiş ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kırmızı bir elbise giyindiğine dair varid olmuş haberlerde geçen hullenin Yemen hullelerinden birisi oluşunu delilgöstermiştir. Aynı şekilde kırmızı burdlerin durumu da böyledir. Yemen burdlerinin ipi önce boyanır, sonra dokunurdu. 6- Nehy (yasak) özelolarak uspur ile boyanmış elbiseler hakkındadır. Çünkü nehy ona dair varid olmuştur. Daha başka boyalarla boyanmış olan ise yasak değildir. Ancak daha önce geçmiş olan Muğire hadisi bu iddiayı zayıflatmaktadır. 7 - Yasağın bütünüyle kırmızıya boyanmış olan elbise hakkında has kabul edilmesi. Kırmızı dışında beyaz, siyah ve daha başka renklerin de bulunduğu elbiseler ise yasak değildir. İşte kırmızı hulle hakkında varid olmuş hadisler de buna göre yorumlanır. Çünkü Yemen'den gelen hulleler çoğunlukla kırmızı ve daha başka renkte çizgili yapılırdj. İbnu'l-Kayyim dedi ki: İlim adamlarından kimisi kırmızı boya ile iyice doyurulmuş bir elbise giyer ve onun bununla sünnete uyduğunu iddia ederdi. Ama bu yanlıştır. Çünkü kırmızı hulle Yemen burdlerindendir. Burd ise sadece kırmızı ile boyanmaz. İbnu'l-Kayyim böyle demiştir. et-Taberı ise bu görüşlerin çoğunu zikrettikten sonra şunları söylemektedir: Benim görüşüme göre her renkle boyanmış olan elbiseyi giymek caizdir. Şu kadar var ki ben katıksız kırmızı (kırmızıya doymuş) elbiseyi giymeyi sevmediğim gibi, diğer elbiselerin üzerinde üst elbise olarak kırmızı renkli yi de mutlak olarak giyinmeyi sevmiyarum. Çünkü kırmızı elbise günümüzde mert kimselerin elbise çeşitleri arasında değildir. Şüphesiz ki günah olmadığı sürece zamanın kılık kıyafetine riayet etmek, mertliğin bir gereğidir. Kabul gören kıyafetlere aykırı hareket etmek ise bir tür gösteriştir. Bunun sekizinci bir görüş olarak kabul edilmesi de mümkündür. Bu konuda meselenin tahkikine gelince, kırmızı renkli elbiseyi giymeye dair yasak, kafirlerin giydiği elbise olduğundan ötürü ise bu hususta kabul edilmesi gereken görüş, ileride geleceği üzere kırmızı mısera ile ilgili görüş gibidir. Eğer yasak, onun kadınların kıyafeti olduğundan dolayı ise, o takdirde bu, kadınlara benzemenin yasaklanışı kapsamındadır. Bu durumda onun nehyedilmesi, bizatihı değildir. Eğer gösteriş yahut mertliğe aykırı olmak açısından yasaklanmış ise, böyle bir halalduğu takdirde yasak olur, değilse Malik'in benimsediği görüş olan toplantı yerleri ile evarasında fark gözetmek, daha da pekişir
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِيهِ، سَعِيدِ بْنِ فُلاَنٍ ـ هُوَ عَمْرُو بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ ـ عَنْ أُمِّ خَالِدٍ بِنْتِ خَالِدٍ، أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِثِيَابٍ فِيهَا خَمِيصَةٌ سَوْدَاءُ صَغِيرَةٌ فَقَالَ " مَنْ تَرَوْنَ نَكْسُو هَذِهِ ". فَسَكَتَ الْقَوْمُ قَالَ " ائْتُونِي بِأُمِّ خَالِدٍ ". فَأُتِيَ بِهَا تُحْمَلُ فَأَخَذَ الْخَمِيصَةَ بِيَدِهِ فَأَلْبَسَهَا وَقَالَ " أَبْلِي وَأَخْلِقِي ". وَكَانَ فِيهَا عَلَمٌ أَخْضَرُ أَوْ أَصْفَرُ فَقَالَ " يَا أُمَّ خَالِدٍ هَذَا سَنَاهْ ". وَسَنَاهْ بِالْحَبَشِيَّةِ حَسَنٌ.
Halid'in kızı Ümmü Halid'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında küçük, siyah bir hamisanın da bulunduğu bazı kumaşlar getirildi. Bunun üzerine: Bu kumaşı kime giydirmemizi uygun görürsünüz, dedi. Orada bulunanlar sustular. Allah Rasulü: Bana Ümmü Halid'i getirin, buyurdu. Ümmü Halid taşınarak getirildi. Hamisa'yı eliyle alıp onu Ümmü Halid'e giydirdi ve: Sen bunu (afiyetle) eskit ve parala, buyurdu. Hamisa'da yeşil ya da sarı bir alamet vardı. Nebi: Ey Ümmü Halid, bu -Habeşçe- senadır, senadır, buyurdu
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ عُمَرَ، بْنَ الْخَطَّابِ رَأَى حُلَّةً سِيَرَاءَ عِنْدَ بَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ لَوِ اشْتَرَيْتَ هَذِهِ فَلَبِسْتَهَا لِلنَّاسِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَلِلْوَفْدِ إِذَا قَدِمُوا عَلَيْكَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا يَلْبَسُ هَذِهِ مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ " . ثُمَّ جَاءَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْهَا حُلَلٌ فَأَعْطَى عُمَرَ مِنْهَا حُلَّةً فَقَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَسَوْتَنِيهَا وَقَدْ قُلْتَ فِي حُلَّةِ عُطَارِدٍ مَا قُلْتَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي لَمْ أَكْسُكَهَا لِتَلْبَسَهَا " . فَكَسَاهَا عُمَرُ أَخًا لَهُ مُشْرِكًا بِمَكَّةَ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nâfi'den dinlediğini, onun da İbnü Ömer'den, onun da Ömer b. Hattâb'dan naklettiği şu hadîsi okudum. Ömer b. Hattâb mescidin kapısında ipekli çizgili bir kumaş görmüş de : — Yâ Resûlallah! Bu kumaşı satın alsan da cuma günü halka ve sana geldikleri vakit heyetlere onu giysene! demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bunu ancak âhirette bir nasîbi oîmayan giyer.» buyurmuş. Bilâhare Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bu cinsten hülleler gelmiş. O da Ömer'e bunlardan bir hülle vermiş. Ömer : — Bunu bana giydirdin, halbuki Utarid'in hüllesi hakkında söylediğini söyledin, demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: «Ben onu sana giyesin diye giydirmedim.» buyurmuşlar. Artık Ömer de onu Mekke'de bulunan müşrik bir kardeşine giydirmiş
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَتْنِي هِنْدُ بِنْتُ الْحَارِثِ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتِ اسْتَيْقَظَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنَ اللَّيْلِ وَهْوَ يَقُولُ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، مَاذَا أُنْزِلَ اللَّيْلَةَ مِنَ الْفِتْنَةِ، مَاذَا أُنْزِلَ مِنَ الْخَزَائِنِ، مَنْ يُوقِظُ صَوَاحِبَ الْحُجُرَاتِ، كَمْ مِنْ كَاسِيَةٍ فِي الدُّنْيَا عَارِيَةٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". قَالَ الزُّهْرِيُّ وَكَانَتْ هِنْدٌ لَهَا أَزْرَارٌ فِي كُمَّيْهَا بَيْنَ أَصَابِعِهَا.
Zühri'den, dedi ki: Bana Haris kızı Hind, Ümmü Seleme r.a.a'dan şöyle dediğini haber vermiştir: "Nebi geceleyin: Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah bu gece fitnelerden neler neler, hazinelerden neler neler indirdi! Bu hücrelerindeki kadınları kim uyandıracak? Dünyada nice giyimli kadın vardır ki kıyamet gününde çıplak kalacaktır, diyerek uyandı." Zühri dedi ki: "Hind'in elbisesinin iki yeninde, parmaklan arasında düğmeleri vardı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, elbise ve yaygılarda darlık çıkarmaksızın bulduğu ile yetinirdi." Başlıkta yer alan "darlık çıkarmaksızın bulduğu ile yetinirdi" (anlamı verilen) "yetecevvezu" lafzı, muayyen bir türe münhasır kalarak daraltmayıp geniş tutardı ya da nefis ve değerli olanı isteyerek darlığa sebep olmazdı. Aksine mümkün olan ve bulunabileni kullanır, onunla yetinil'di, demektir. Bu hadise dair açıklamalar yeteri kadarıyla Talak bölümünde (4913.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Bu hadisin burada zikredilmesinden maksat, onun hasır üzerinde ve baş! altında da içi lif dolu bir yastığın bulunduğunu anlatan ibarelerdir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "eziyet hususunda önce ona söyledim." Yani Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i rahatsız etmemesi açısından onu uyardım, onu rahatsız etmek sebebiyle gelebilecek ceza konusunda onu korkuttum, demektir. "Dünyada giyimli nice kadın var ki, kıyamet gününde çıplaktır." İbn Battal dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hazinelerin inişi ile birlikte fitneyi söz konusu ederek fitnenin hazineler sebebiyle ortaya çıktığına işaret etmektedir. Aynı şekilde bir işte orta yolu izleyip mutedil olmak, fazla şey istemekten daha hayırlıdır ve fitneden daha çok koruyucudur. Ümmü Seleme'nin rivayet ettiği bu hadisin başlığa uygunluğu ise, kadınların ahirette çıplak kalmamaları için vücutlarını, niteliklerini gösteren ince elbiseleri giyinmekten sakındırması ciheti iledir. ez-Zühri'nin, Hind'den naklettiği husus da bunu desteklemektedir. Ayrıca bunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in altını gösterecek şekilde ince elbiseler giymediğine de işaret vardır. Çünkü o avretin ortaya çıkması dolayısıyla bu tür elbiseleri giyinmekten sakındırdığına göre, kemal niteliğine sahip olmak diğerlerine göre daha uygundur. "ez-Zühri dedi ki: Hind'in parmakları arasında elbisesinin yeninde düğmeleri vard!." Yani Hind elbisesinin yenıerinin geniş olması sebebiyle, vücudundan herhangi bir şeyin görünüp "giyimli, fakat çıplak" buyruğunun kapsamına girmemek için yenıerini düğmelerle ilikliyordu
حَدَّثَنَا الْحُسَيْنُ بْنُ مَهْدِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَنْبَأَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى عَلَى عُمَرَ قَمِيصًا أَبْيَضَ فَقَالَ " ثَوْبُكَ هَذَا غَسِيلٌ أَمْ جَدِيدٌ " . قَالَ لاَ بَلْ غَسِيلٌ . قَالَ " الْبَسْ جَدِيدًا وَعِشْ حَمِيدًا وَمُتْ شَهِيدًا " .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ömer (bin el-Hattâb)'ın üzerinde beyaz bir entari gördü ve: Senin bu elbisen yıkanmış (mı), yoksa yeni midir? buyurdu. Ömer de: Hayır (yeni değil). Fakat yıkanmıştır, dedi. Resûl-i Ekrem: «Yeni bir elbise giy (giyesin), hamdedici olarak yaşa ve şehid olarak öl,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. Ra.vi Hüseyin bin Mehdi el-Eyli'yi İbn-l Hlbban sıka raviler arasında anmıştır. İbn-i Huzeyme de kendi Sahlh'inde ondan rivayette bulunmuştur. Senedin kalan ravİlerin rivayetleri Buhar! ve Müsllm'de mevcuttur