İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5865

Dress

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، فَاتَّخَذَهُ النَّاسُ، فَرَمَى بِهِ، وَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ وَرِقٍ أَوْ فِضَّةٍ‏.‏

Abdullah (b. Mes'ud) r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük edindi ve onun kaşını avucunUn iç tarafına getirdi. İnsanlar da yüzük edinmeye başladı. Bunun üzerine o yüzüğü attı ve gümüşten bir yüzük edindi. " Bu Hadis 5866, 5867, 5873, 5876, 6651, 7298 numara ile de geçiyor Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altından yüzükler (takmak)" Yüzükler (anlamı verilen havatım) lafzı "hatem"in çoğuludur. "Havatım" şeklinde de çoğulu yapılır. Buradaki altın yüzüğün yahut altın yüzük edinmenin yasaklı ğı -kadınları kapsamamak üzere- erkeklere hastır. Altın yüzüğün kadınlara mubah olduğu üzerinde icma' nakledilmiş bulunmaktadır. Derim ki: İbn Ebi Şeybe, Aişe'den diye naklettiği hadise göre Necaşi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aralarında altın bir yüzüğüri de bulunduğu bazı süs eşyaları hediye göndermişti. Nebi ondan yüz çevirki olduğu halde o yüzüğü aldı, sonra kızının kızı Umame'ye: "Bu süs eşyasını al, sen takın, buyurdu." İbn Dakiki'l-'Id dedi ki: Nehyin zahirı anlamı haram kılmaktır. İmamların görüşü de budur ve nihai olarak hüküm böyle karar kılmıştır. İyad dedi ki: Ebu Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm'dan altın yüzük takındığına dair yapılan nakil, şaz nakillerdendir. Daha çok hatıra gelen, bu hususta sünnetin ona ulaşmamış olduğudur. Çünkü ondan sonra gelen insanlar onun bu yaptığının aksi doğrultuda İCma' etmişlerdir. Aynı şekilde bu hususta Habbab'dan nakledilen rivayetin de durumu böyledir. İbn Mesud ona: "Bu yüzüğün atılması zamanı gelmedi mi, deyince, o: Bugünden sonra sen bunu benim üzerimde asla görmeyeceksin, diye cevap vermiştL" Anlaşıldığı kadarıyla bu husustaki yasak Habbab'a ulaşmamış idL Ona bu yasağın haberi ulaşınca yaptığından vazgeçmiştir. Dedi ki: Bazı ilim adamları erkeklerin altın yüzük takınmalarının tahrimi' değil, tenzihi' bir kerahet olduğunu kabul etmişlerdir. Nitekim benzeri bir hususu ipek hakkında da belirtmişlerdir. İbn Dakiki'l-'Id dedi ki: Bu açıklama, haramlığı hususunda görüş ayrılığının bulunduğunu kabul etmeyi gerektirmektedir. Böyle bir hal de haram olduğu üzerinde icma' olduğu görüşü ile çelişmektedir. Ayrıca kullanılan şeyin yüzük olarak nitelendirildiğinin göz önünde bulundurulması da kaçınılmazdır. Derim ki: Bu husustaki iki görüşü uzlaştırıp telif etmek mümkündür. Bunun tenzihi' kerahet olduğunu söyleyen kimselerin ardı arkası kesilmiş ve ondan sonra haram olduğuna dair İCma' yerleşmiş olabilir. Başlıktaki üçüncü hadis olan İbn Ömer'in rivayet ettiği hadis, altın yüzük takınmanın caiz oluşunun neshedilmiş olduğuna delil gösterilebilir. Aynı şekilde altının azıyla çoğuyla erkeklere haram kılındığına da delil gösterilmiştir. Çünkü az miktarda yüzük olarak kullanmak bile nehyedilmiş bulunmaktadır. Buradaki nehiy, bütün halleri kapsar, o halde ansızın savaşmak durumunda olan kimsenin de altın yüzük kullanması caiz değildir. Çünkü bu haram kılmanın savaş ile bir ilgisi yoktur. Oysa savaş sebebiyle ipek giyilmesine dair ruhsatın olduğu şeklinde geçmiş açıklamalar, ipeğin altından farklı olduğunu göstermektedir. Ayrıca kılıcın, kalkanın yahut kuşağın üzerinde bulunan altın süslemenin hükmü de bundan farklıdır. Böyle bir savaş aracına sahip bir kimsenin ansızın savaşa girmesi halinde, bu kılıç ile çarpışması caiz olur. Savaş sona erdikten sonra o altın süsü çıkarmalıdır. Çünkü bütün bunlar -yüzükten farklı olarak- savaş ile ilgisi olan şeyler arasındadır

Sahîh-i Buhârî, 5865

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ، حَدَّثَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اصْطَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ، جَعَلَ فَصَّهُ فِي بَطْنِ كَفِّهِ إِذَا لَبِسَهُ، فَاصْطَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ مِنْ ذَهَبٍ، فَرَقِيَ الْمِنْبَرَ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ فَقَالَ ‏ "‏ إِنِّي كُنْتُ اصْطَنَعْتُهُ، وَإِنِّي لاَ أَلْبَسُهُ ‏"‏‏.‏ فَنَبَذَهُ فَنَبَذَ النَّاسُ‏.‏ قَالَ جُوَيْرِيَةُ وَلاَ أَحْسِبُهُ إِلاَّ قَالَ فِي يَدِهِ الْيُمْنَى‏.‏

Cuveyriye'den, onun Nafi'den rivayetine göre, "Abdullah, Nafi'e şu hadisi nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük yaptırdı ve o yüzüğü giydiği vakit kaşını elinin iç tarafına getiriyordu. Sair insanlar da altından yüzükler yaptırdılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıkıp Allah'a hamd u senada bulunduktan sonra: Ben onu yaptırmıştım. Artık ben onu giymeyeceğim deyip yüzüğü attı, insanlar da (yüzüklerini) attılar." Cuveyriye dedi ki: "Onun (Nafi'in), yüzüğü sağ eline takmıştı" sözünden başka bir şey söylediğini zannetmiyorum. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cuveyriye dedi ki: Ben (Nafilin) sağ eline taktı, sözünden başkasını söylediğini zannetmiyorum." İbn Ebi Hatim dedi ki: Ben Ebu Zür'a'ya bu husustaki hadisler arasında var olan ihtilafı sordum. O bana: Ne bu sabittir, ne de öteki. Fakat sağ eline taktığına dair rivayetler daha çoktur, dedi. Daha önce de Buhari'nin: "Abdullah b. Cafer'in rivayet ettiği hadis bu hususta varid olmuş rivayetlerin en sahihidir" şeklindeki sözleri de geçmiş bulunmaktadır. Bunda da yüzüğünü sağ eline taktı ğı açıkça ifade edilmiş bulunmaktadır. Bu meselede Şafiı alimleri arasında görüş ayrılığı vardır. Daha sahih olan, sağ ele konulduğudur. Derim ki: Ben gördüğüm kadarıyla bu, maksadın farklılığına göre değişiklik arz eden bir durumdur. Eğer yüzük takınmaktan maksat, süslenmek ise sağa takılması daha faziletlidir. Eğer onunla mühürlemek için ise sol ele takmak daha uygundur. Çünkü yüzüğünü oraya emanet olarak bırakmış gibi olur. Sağ eliyle de o yüzüğü oradan alır. Yüzüğü sol eline bırakması da böyledir. Ama mutlak olarak yüzük takmanın sağ elde olması daha çok tercih edilir. Çünkü sol el istincada kullanılır. Bu durumda yüzük sağ elde bulunuyor ise ona necasetin bulaşması önlenmiş olur. İşaret ettiğim sağ elle almak sebebi ile de mühür olarak kullanılan yüzüğün sol elde bulunması ağırlık kazanır. Bir kesim ise her iki hususun da birbirine eşit olduğu kanaatine meyletmiş ve böylelikle bu husustaki hadisler arasında görülen ihtilafı da telif etmiş olmaktadırlar. Nitekim Ebu Davud da "sağ ve sol elde mühür yüzük takmak" başlığı ile buna işaret etmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5876
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ بْنُ أَبِي إِيَاسٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكْتُبَ إِلَى الرُّومِ قِيلَ لَهُ إِنَّهُمْ لَنْ يَقْرَءُوا كِتَابَكَ إِذَا لَمْ يَكُنْ مَخْتُومًا‏.‏ فَاتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، وَنَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏ فَكَأَنَّمَا أَنْظُرُ إِلَى بَيَاضِهِ فِي يَدِهِ‏.‏

Enes b. Malik r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bizanslılara mektup yazmak isteyince ona: Eğer yazdığın mektup mühürlü olmazsa onlar senin mektubunu okumayacaklardır, denilmesi üzerine gümüşten bir mühür yüzük edindi. Onun nakşı: "Muhammedu'r-Rasulullah" idi. Onun elinde o mührün beyazlığını hala görüyor gibiyim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Ahmed, Ebu Davud ve Nesai'nin, Ebu Reyhane'nin: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir idari makam sahibi kimse dışında mühür yüzük giymeyi nehyetti" dediğine dair rivayet ettikleri hadisi Tahavi de naklpttikten sonra şunları söylemektedir: Bazı kimseler idari bir makam sahibi kimse dışında mühür yüzük giymenin mekruh olduğu kanaatindedir. Diğer bazıları ise onlara muhalefet ederek bunu mubah kabul ederler. Bunların delillerinden birisi de daha önce geçen Enes'in rivayet ettiği "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mühür yüzüğünü atın ca sair insanlar da yüzüklerini attılar" hadisidir. Bu hadis şuna delildir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde idari makam sahibi olmayan kimseler de yüzük kullanıyorlardı. Eğer: O neshedilmiştir denilecek olursa, biz de: Yüzüktakmak hususunda neshedilen bölüm, altın yüzük takmaktan ibarettir, deriz. Derim ki: Ya da üzerinde daha önce açıklandığı üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mühür yüzüğündeki nakış gibi nakış bulunan yüzük takmaktır. Bundan sonra Tahavı idari makam sahibi olmayıp, yüzük giyen ashab ve tabiınden bir topluluğun isimlerini zikretmektedir.(Tahavi'den alıntı burada bitti. ) Ancak Ebu Reyhane yolu ile nakledilen hadise dair herhangi bir cevap vermemektedir. Görüldüğü kadarıyla idari makam sahibi olmayan kimselerin mühür yüzük giyinmeleri evla olanın hilafınadır. Çünkü bu bir tür süslenmektir. Erkeklere yakışan ise bunun aksidir. Bu durumda bunun caiz oluşuna delalet eden deliller aynı zamanda bu husustaki nehyi, haramlık ifadesinden uzaklaştıran deliller olur. Hadisin bazı rivayet yollarında süslenmeyi ve yüzük takın mayı nehyeden lafızlar gelmiştir. Burada sultan (idari görevlden maksat en büyük sultan (halife ve bu gibi) değil de bir şeyleri mühürlemesi gereken otorite sahibi kimseler olur. Özellikle de hatem (denilen mühür yüzük) ile kastedilen, kendisi ile mühür vurulan şeydir. Böyle bir görevi olmayan kimsenin bu durumda yüzük giymesinin bir anlamı olmaz. Kendisi ile mühür vurulmayan hatemi (yüzüğü) gümüşten olmakla bir:likte zınet (süslenmek) için giyinen kimse ise nehyin kapsamına girmez. İşte böyle bir yüzüğü takınan kimselerin hali buna göre açıklanır

Sahîh-i Buhârî, 5875
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِقَدَحِ فِضَّةٍ، فَرَمَاهُ بِهِ فَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا عَنِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالشُّرْبِ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَقَالَ ‏ "‏ هُنَّ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَهْىَ لَكُمْ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Ebu Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su verilmesini istedi. Bir dihkan (Medain eşrafından birisi) ona gümüş bir kase getirdi. Huzeyfe o kaseyi ona doğru fırlatarak: Benim bunu atmamın tek sebebi, bu işi yapmamasını (defalarca) söylediğim halde bundan vazgeçmeyişidir. Halbuki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bizlere ipek ve atlas giyinmeyi, altın ve gümüş kaplarda içmeyi yasaklamış ve: Bunlar bu dünyada onlarındır, (kafirlerin) ahirette de sizlerindir diye buyurdu, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altın kaplarda içmek." İbnulI-Münzir altın ve gümüş kaplarda içmenin haram olduğu üzerinde icmal bulunduğunu nakletmiştir. Tabilnden birisi olan Muaviye b. Kurra bundan müstesnadır. Bu husustaki nehiy ona ulaşmamış gibidir. Şafii'nin de kadim görüşüne göre -ki onun kullandığı ifade Harmele'de nakledilmiştir- buradaki nehiy tenzih içindir. Çünkü bu yasağın illeti Acemlere benzemeyi ihtiva etmesidir. Ama yeni mezhebindeki açık ifadesi, haram olduğu şeklindedir. Mezhebine mensup kimi ilim adamı ondan, onun bu hususta kat'i olarak haram olduğunu söylediğini nakletmiştir. Ona yakışan da budur. Çünkü bundan sonraki başlıkta geleceği üzere bunları kullanmaya ka.rşı cehennem ateşinin tehdidi sabittir. Eğer ŞafiiIden diye nakledilen görüş ondan gerçekten sabit olmuş ise sözü geçen hadis ona ulaşmadan önce bu görüşünü belirtmiş olabilir. Diğer taraftan Harmele'de ondan diye yapılan nakilde bir yanılma olduğunu destekleyen husus da şudur: et-Takrib adlı eserin sahibi Zekat bölümünde Harmele'de onun kullandığı ibarelerden altın ya da gümüş kap edinmenin haram kılınışına dair ifadeleri nakletmiş bulunmaktadır. Edinmek haram ise kullanmanın haram oluşu öncelikle söz konusudur. Daha önce değinilen illet ise ittifakla kabul edilmiş bir illet değildir. Aksine ilim adamları bu husustaki nehyin çeşitli illetlerini de söz konusu etmişlerdir. Fakirlerin kalplerini kırmak yahut büyüklenmek ve israf ile iki nakdin (altın ve gümüşÜn) piyasada az bulunmalarına sebep teşkil etmek gibi gerekçeler bunlar arasında sayılmıştır. "Huzeyfe Medain'de iken ... " Medain, Dicle kenarında büyük bir şehir olup onunla Bağdat arasında yedi fersah vardır. Medain, Fars krallarının kaldıkları şehir idi. Kisra'nın meşhur Eyvan'ı da oradadır. Medain, Ömer radıyallahu anh'ın halifeliği döneminde h. 16 yılında Sa'd b. Ebi Vakkas'ın kumandanlığında fethedilmiştir. Huzeyfe de önce Ömer radıyallfıhu anh'ın halifeliği döneminde, sOnra da Osman döneminde ve onun şehadetinden sonra, vefat edene kadar Medain valiliği ni yapmıştır. "Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona ... getirdi." Dihkan Farsça'da kasabanın büyüğü demektir. Yiyecekler bahsinde Seyf yoluyla Mücahid'den o İbn Ebi Leyla'dan "Huzeyfe'nin huzurunda idiler. O kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. .. " diye geçmiş idi. "Gümüş bir kase ile." Müslim'de "Abdullah b. Ukeym yoluyla Huzeyfe'nin huzurunda idik. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde bir içecek getirdi ... " şeklindedir. "Ve: Bunlar dünya da onların (kafirlerin)dir ama ahirette de bunlar sizin olacaktır." el-İsmaill dedi ki: "Dünyada" lafzı onların bu dünya hayatında bunları kullanmalarının mubah kılındığı anlamına gelmez; ama "onlarındır" ifadesinden kasıt, Müslümanlara muhalefet olarak onlar bunları kullanırlar, demektir. Aynı şekilde "ahirette ise sizindir" yani dünya hayatında bunu terk etmenize kafşılık mükafat olarak siz bunları ahirette kullanacaksınız. Ama bunları kullanmak suretiyle dünyada Allah'a karşı geldiklerinden, ceza olarak bunu ahirette kullanamayacaklardır

Sahîh-i Buhârî, 5632
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ اتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ مِنْ ذَهَبٍ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي اتَّخَذْتُ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ ‏"‏‏.‏ فَنَبَذَهُ وَقَالَ ‏"‏ إِنِّي لَنْ أَلْبَسَهُ أَبَدًا ‏"‏ فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ‏.‏

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altın bir yüzük taktı. Onu gören insanlar da altından yüzük takmaya başladılar. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ben altından yüzük takmıştım" dedi ve onu çıkardı. Sonra "Ben bunu asla takmayacağım" dedi. Onu gören insanlar da yüzüklerini çıkardılar. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v.'in fiillerine uyma." Bu konudaki temel dayanak "Andolsun ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizin için güzel bir örnektir" (Ahzab 21) ayet-i kerimesidir. Bir grup bilgin Nebi s.a.v.'e uymanın vacip (farz) olduğu kanaatine. varmışlar ve buna delil olarak "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem size ne verdiyse onu alın. Size ne yasakladıysa ondan da sakının"(Haşr 7) ayetiyle, "Bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin"(Al-i İmran 31) ve "Ona uyun"(Araf 158) ayetlerinin genelliğini göstermişlerdir. Dolayısıyla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiillerine uymak -o fiilin mendub olduğuna veya Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mahsus bulunduğuna dair bir delil bulunmadıkça- tıpkı sözlerine uymanın vacipliği gibi vaciptir. Başkaları şöyle demişlerdir: Burada vaciplik, mendubluk ve mubahlık ihtimali sözkonusudur. Dolayısıyla karineye ihtiyaç vardır. Çoğunluğa göre Allah'a yaklaşma yönü ortaya çıktığı takdirde hükmün mendubluk olduğudur. Bazıları Allah'a yaklaşma yönü belli olmasa bile mendubluktur demişlerdir. Bazı bilginler tekrarla, tekrarın bulunmaması arasında fark görmüşlerdir. Başka bazıları ise şu kanaati benimsemişlerdir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiili bir mücmeli beyan ediyorsa bunun hükmü o mücmelin hükmüyle aynı olup ya vaciptir veya mendubtur ya da mubahtır. Sözkonusu fiilde Allah'a yaklaşma yönü belli ise bu mendubluktur, belli değilse bunun hükmü mubah!ıktır. Rasulullahın, huzurunda yapılanları takririne gelince, bu o fiilin caiz olduğuna delalet eder. Bu mesele usulu'l-fıkh kitaplarında genişçe ele alınmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak bir de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözleriyle, fiillerinin birbirine çelişmesi konusu vardır. Bunda Hz. Nebie mahsus fiillerin hükmü gündeme gelir. Ben bu konuyla ilgili olarak özel bir eser yazdım. Bir de hocamız hafız Selahuddin el-Alal'nin bu konuda değeri yüksek bir eseri vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fiilleri konusunda zikredilenler kısaca üçe ayrılır. 1 - Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözleriyle fiilleri birbiriyle çeliştiğinde sözleri tercih edilir. Çünkü sözün -fiilin aksine- manaları içeren kalıbı vardır. 2- Fiile öncelik verilir. Zira fiile söze bulaştığı gibi ihtimal bulaşmaz. 3- Tercihe gidilir. Bütün bunların yeri, o fiilin Hz. Nebie mahsus bir fiil olduğuna dair karinenin bulunmadığı durumlardır. Çoğunluk bu üç ihtimalden birinciyi benimsemiştir. Bunun delili şudur: Söz ile -fiilin aksine- duyu organlarıyla hissedilen şeyler ve aklen kavrananlar ifade edilir. Fiil ise sadece duyu organlarıyla hissedilen şeylere mahsustur. Dolayısıyla söz daha tamdır. Bir de sözün -fiilin aksine- delil olduğu konusunda ittifak vardır. Zira söz -fiilin aksine- bizzat kendisi bir manaya delalet eder. Oysa fiil için bir vasıtaya ihtiyaç vardır. Sonra fiilin tercih edilmesi söze dayanarak amel etmenin terkine yol açar. Oysa sözle amelle birlikte fiilin delalet ettiği şeyle amel etmek de mümkündür. Netice olarak söz bu açılardan daha ağır basmaktadır. "Onu gören insanlar da altından yüzük takmaya başladılar." Bu rivayetin devamı şöyledir: "Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ben altından yüzük takmıştım" dedi ve onu çıkardı. Sonra "Ben bunu asla takmayacağım" dedi. Onu gören insanlar da yüzüklerini çıkardılar." İmam Buhari sahabilerin gerek yapma ve gerekse yapmama konusunda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e uymalarını içermesi bakımından bu örnekle yetinmiştir. Altın yüzükle ilgili ifadelerin açıklaması Libas bölümünde geçmişti

Sahîh-i Buhârî, 7298
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اصْطَنَعَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ وَكَانَ يَلْبَسُهُ، فَيَجْعَلُ فَصَّهُ فِي بَاطِنِ كَفِّهِ، فَصَنَعَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ ثُمَّ إِنَّهُ جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَنَزَعَهُ، فَقَالَ ‏"‏ إِنِّي كُنْتُ أَلْبَسُ هَذَا الْخَاتِمَ وَأَجْعَلُ فَصَّهُ مِنْ دَاخِلٍ ‏"‏‏.‏ فَرَمَى بِهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ وَاللَّهِ لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ‏"‏‏.‏ فَنَبَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَهُمْ‏.‏

İbn Ömer r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından bir yüzük yaptırmıştl. Yüzüğün kaşını, avucunun içine doğru getirerek takıyordu. Bunun üzerine insanlar da kendilerine yüzük yaptırdılar. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minbere çıktı, oturdu, yüzüğü Çıkardı ve: "Ben bu yüzüğü takıyor, kaşını da avvcmun içine getiriyordum" dedi. Yüzüğü attıktan sonra da: "Vallahi, bunu bir daha takmayaeağım" buyurdu. İnsanlar da yüzüklerini çıkardılar. Fethu'l-Bari Açıklaması: Yemin etmesi istenmediği halde yemin eden kişi: Nebi s.a.v.'in nasıl yemin ettiğine dair bölümde bu konuda çok fazla örnek zikredilmişti. Musannif, burada da Nebi s.a.v.'in altın yüzük takması ile ilgili İbn Ömer'den radıyalli'ıhu anh nakledilen bir rivayete yer vermiştir. Bu hadisin şerhine Libas kitabının sonunda genişçe yer verilmişti. Bazı Şafii ilim adamlarına göre itaat ile ilgili meseleler haricinde, istenmediği halde yemin etmek mekruhtur. İbnu'l-Müneyyir şöyle demiştir: Bu bölüm başlığında kastedilen' "Allah'ı yeminierinizle, iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanlann arasını bulmaya engel yapmayın"(Bakara, 224) ayetinde kastedilen ile aynıdır

Sahîh-i Buhârî, 6651
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ ذَهَبٍ أَوْ فِضَّةٍ، وَجَعَلَ فَصَّهُ مِمَّا يَلِي كَفَّهُ، وَنَقَشَ فِيهِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏ فَاتَّخَذَ النَّاسُ مِثْلَهُ، فَلَمَّا رَآهُمْ قَدِ اتَّخَذُوهَا رَمَى بِهِ، وَقَالَ ‏ "‏ لاَ أَلْبَسُهُ أَبَدًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ اتَّخَذَ خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، فَاتَّخَذَ النَّاسُ خَوَاتِيمَ الْفِضَّةِ‏.‏ قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَلَبِسَ الْخَاتَمَ بَعْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَبُو بَكْرٍ ثُمَّ عُمَرُ ثُمَّ عُثْمَانُ، حَتَّى وَقَعَ مِنْ عُثْمَانَ فِي بِئْرِ أَرِيسَ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem altından -yahut gümüşten- bir yüzük edindi. Yüzüğün kaşını avucunun iç tarafına getirerek takındI. Yüzüğüne nakış olarak 'Muhammedu'r-Rasulullah' ibaresini nakşetti. Başkaları da onun gibi yüzük edindi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yüzük edindiklerini görünce, yüzüğünü attı ve: Bunu ebediyyen kullanmayacağım, buyurdu. Daha sonra gümüşten bir yüzük edindi. İnsanlar da gümüş yüzükler edindiler." İbn Ömer dedi ki: "O yüzüğü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra da Osman giyindi. Sonunda yüzük Osman'dan Eris kuyusuna düştü." 47. BAB

Sahîh-i Buhârî, 5866

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.