İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5923

Dress

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الأَسْوَدِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كُنْتُ أُطَيِّبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِأَطْيَبِ مَا يَجِدُ، حَتَّى أَجِدَ وَبِيصَ الطِّيبِ فِي رَأْسِهِ وَلِحْيَتِهِ‏.‏

Aişe'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i, bulduğum en hoş koku ile kokulandırırdım. Öyle ki hala başında ve sakalında o hoş kokunun parıltısını görüyor gibiyim." Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal dedi ki: Bu hadisten şu da anlaşılır: Erkeklerin süründüğü hoş koku, kadınların süründüğü hoş kokudan farklı olarak yüze konulmaz. Çünkü kadınlar erkeklerden farklı olarak hoş kokuları yüzlerine koyarak bununla süslenirler. Buna göre hoş kokunun erkeğin yüzüne konulması, kadına benzemesi yasaklandığından dolayı meşru değildir

Sahîh-i Buhârî, 5923

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ طَيَّبْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِي لِحُرْمِهِ، وَطَيَّبْتُهُ بِمِنًى قَبْلَ أَنْ يُفِيضَ‏.‏

Aişe'den, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ihramlı iken kendi ellerimle hoş ko ku sürdüm. Aynı şekilde Mina'da da ifada tavafını yapma dan önce (ihramdan çıkışından sonra) de ona hoş kokular sürdüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadının kendi elleriyle kocasına hoş kokular sürmesi." Sanki bu başlıktaki fıkhi incelik, erkeğin kokusu ile kadının kokusu arasındaki farka dair varid olmuş bulunan hadise ve erkeğin süründüğü kokunun kokusu dışarıya yayılıp rengi görünmeyen koku, kadınınkinin de aksi türden olduğuna işaret etmektir. Eğer bu husus sabit ise, kadının kocasına hoş ko ku sürünmekten imtina etmesi gerekirdi. Çünkü bu takdirde kocasına hoş koku sürerken kadının ellerine ve bedenine bir şeyler bulaşır. Bu durumda kocanın da kendi kendisine koku sürünmekle yetinmesi gerekirdi. Musannıf başlığa uygun görülen Aişe'nin rivayet ettiği bu hadisi delil göstermiş bulunmaktadır. Bu hadis Hac bölümünde, açıklamasıyla birlikte geçmiştir. Hadis, başlığına delaleti hususunda gayet açıktır. Buhari'nin işaret ettiği hadisi de Tirmizirivayet etmiş, Hakim de sahih olduğunu belirtmiştir. Söz konusu bu hadis de İmran İbn Husayn yoluyla rivayet edilmiştir. Ayrıca Taberani'nin el-Evsat adlı eserinde Ebu Musa el-Eş'ari'den gelen bir şahidi de bulunmaktadır. Erkekle kadın kokusu arasında fark gözetmenin izahı da şöyledir: Kadın evinden dışarıya çıktığı halde tesettüre riayet etmekle emrolunmuştur. Hoş koku kadın için meşru olsaydı, bu kadın dolayısıyla fitneye kapılmayı daha çok artıran bir halolurdu. Eğer bu husustaki haber sabit ise bu haber ile başlıktaki hadisin arası şöylece telif edilebilir: Kadının dışarıya çıkmak istemesi halinde bu kokunun izini yıkayabilme imkanı vardır. Çünkü onun böyle bir koku kullanmasının yasaklanışı sadece evinden dışarıya çıkma haline mahsustur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahîh-i Buhârî, 5922
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كُنْتُ أُطَيِّبُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ إِحْرَامِهِ بِأَطْيَبِ مَا أَجِدُ‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i ihrama girmeden önce bulabildiğim en hoş koku ile kokulandırırdım." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Müstehap olan hoş koku." Bu başlık ile bulunabilen en güzel hoş kokuyu kullanmanın mendub olduğuna işaret ediyor gibidir. Daha iyisi bulunmakla birlikte daha aşağı olanın kullanılmamasına ve daha iyisini kullanmanın mendub olduğuna işaret ediyor gibidir. Ayrıca biraz önce işaret ettiğimiz üzere hoş ko ku sürünmekte erkek ile kadın arasındaki farka işaret etme ihtimali de vardır. "İhrama girmeden önce bulabildiğim en hoş koku." Ebu Üsame yoluyla gelen rivayette: "İhrama girmeden önce gücümün ye ttiği kadarıyla bulabildiğim en hoş kokuyu sürerdim, sonra ihrama girerdim" denilmektedir. Ahmed'in, İbn Uyeyne yoluyla rivayetinde de: "Bize Osman'ın tah di s ettiğine göre o babasını şöyle derken dinlemiştir: Ben Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hangi kokuyu sürdün, diye sordum, o: "Hoş kokuların en güzelini, dedi" denilmektedir. Burada "hoş kokuların en güzeli"nden maksat ise misktir. Nitekim bu husus açık bir şekilde varid olmuştur. Malik bunu Ebu. Said'in merfu' olarak rivayet ettiği hadiste zikretmiş bulunmaktadır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Misk hoş kokunun en güzelidir" diye buyurmuştur. Bu hadis aynı zamanda Müslim'de de yer almaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5928
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ خَالِدٍ الْخَيَّاطُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ الْعُمَرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الرَّجُلِ يَجِدُ الْبَلَلَ وَلاَ يَذْكُرُ احْتِلاَمًا قَالَ ‏"‏ يَغْتَسِلُ ‏"‏ ‏.‏ وَعَنِ الرَّجُلِ يَرَى أَنَّهُ قَدِ احْتَلَمَ وَلاَ يَجِدُ الْبَلَلَ قَالَ ‏"‏ لاَ غُسْلَ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ الْمَرْأَةُ تَرَى ذَلِكَ أَعَلَيْهَا غُسْلٌ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ إِنَّمَا النِّسَاءُ شَقَائِقُ الرِّجَالِ ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ihtilam olduğunu hatırlamadığı haide (çamaşırında) ıslaklık bulan adam (ın durumu) soruldu. Efendimiz: "Gusleder (gusletsin)" buyurdular. İhtilam olduğunu gören, fakat ıslaklık bulmayan kişi (nin durumu) soruldu: "Ona gusl gerekmez" buyurdu. Ümmü Süleym "bunu gören kadına da gusül icab eder mi?" diye sordu. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Evet. Çünkü kadınlar erkeklerin benzeridirler." buyurdu. Diğer tahric: Tirmizi, tahare; Darimi, vudu'; Ahmed b. Hanbel

Sünen-i Ebû Dâvûd, 236
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَمْرٌو، عَنْ خَيْثَمَةَ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ حَاتِمٍ، قَالَ ذَكَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ، ثُمَّ ذَكَرَ النَّارَ، فَتَعَوَّذَ مِنْهَا، وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ ـ قَالَ شُعْبَةُ أَمَّا مَرَّتَيْنِ فَلاَ أَشُكُّ ـ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَإِنْ لَمْ تَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ ‏"‏‏.‏

Adiy İbn Hatim'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ateş'i söz konusu etti, ondan Allah'a sığındı ve yüzünü öbür tarafa çevirdi. Sonra yine ateşi söz konusu etti, ondan Allah'a sığındı ve yüzünü öbür tarafa çevirdi." Şu'be dedi ki: Bunu iki kere sözkonusu ettiğinden şüphe etmiyorum. Sonra şöyle buyurdu: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa ateşten korunmaya bakınız. Eğer o da olmazsa güzel bir söz ile bunu yapınız." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hoş ve güzel söz". (Bu anlamdaki) et-Tayyib: Duyuların lezzet aldığı şey demektir. Bu da bağlı olduğu şeyin farklılığına göre değişiklik arzeder. İbn Battal dedi ki: Hoş söz, iyilik yapmanın en üstün şekillerindendir. Çünkü yüce Allah: "Sen en güzel şekilde defet. "(Fussilet, 34) diye buyurmuştur. Defetmek ise bazen fiil ile olabildiği gibi, söz ile de olur. "Ebu Hureyre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden: Hoş söz bir sadakadır, dediğini rivayet etmektedir." İbn Battal dedi ki: Hoş sözün sadaka olması şöyle açıklanır: Mal vermek kendisine mal verilen kişinin kalbini sevindirir ve kalbinde beslediği kötü duyguları alıp götürür. Hoş söz de böyledir. Bu bakımdan her ikisi arasında benzerlik vardır. Daha sonra Adiy İbn Hatim'in hadisini zikretmektedir ki bu hadiste: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa kendinizi ateşten koruyunuz" buyurulmuştur

Sahîh-i Buhârî, 6023
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، أَنَّ ابْنَ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَهُمْ قَالَ أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ ذَكَرَ قَوْلَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْغُسْلِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقُلْتُ لاِبْنِ عَبَّاسٍ أَيَمَسُّ طِيبًا أَوْ دُهْنًا إِنْ كَانَ عِنْدَ أَهْلِهِ فَقَالَ لاَ أَعْلَمُهُ‏.‏

Tavus'tan nakledilmiştir: "İbn Abbâs (Radiyallahu Anh) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cum'a günü boy abdesti alınmasıyla ilgili sözünü zikredince kendisine; 'Peki o gün eğer varsa eşine ait güzel koku veya yağı sürünmesi gerekir mi?' diye sordum. Buna şöyle cevap verdi: "Bu konuyu bilmiyorum

Sahîh-i Buhârî, 885
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ عُفَيْرٍ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيُّ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ لَمَّا كُسِرَتْ عَلَى رَأْسِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْبَيْضَةُ، وَأُدْمِيَ وَجْهُهُ، وَكُسِرَتْ رَبَاعِيَتُهُ، وَكَانَ عَلِيٌّ يَخْتَلِفُ بِالْمَاءِ فِي الْمِجَنِّ، وَجَاءَتْ فَاطِمَةُ تَغْسِلُ عَنْ وَجْهِهِ الدَّمَ، فَلَمَّا رَأَتْ فَاطِمَةُ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ الدَّمَ يَزِيدُ عَلَى الْمَاءِ كَثْرَةً عَمَدَتْ إِلَى حَصِيرٍ فَأَحْرَقَتْهَا وَأَلْصَقَتْهَا عَلَى جُرْحِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَرَقَأَ الدَّمُ‏.‏

Sehl b. Sa'd es-Saidi'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başındaki miğfer kırılıp da yüzü kanadığı ve küçük azı dişi kırıldığı zaman Ali, bir kalkan içerisinde su getiriyordu. Fatıma da gelip onun yüzündeki kanı yıkadı. Fatıma (a.s) su dolayısı ile kan ın artıp durduğunu görünce bir hasır parçası alıp onu yaktı, külünü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yarasına bastırdı ve kan kesildi." Fethu'l-Bari Açıklaması: " ... Hasır yakılması.1I Ebu'I-Hasen el-Kabisl şöyle derdi: Keşke o hasırın neden yapılmış olduğunu biz de bilseydik de kanı kesmek için onu bir ilaç olarak edinseydik. İbn Battal dedi ki: Tıp bilginlerinin iddia ettiklerine göre bütün hasır çeşitleri yakıldığı takdirde kanın artmasını önlerler. Hatta bütün kül çeşitleri böyledir. Çünkü bir yerde durdurmak, külün özelliklerindendir. Bundan dolayı Tirmizi bu hadisin yer aldığı başlığı "kül ile tedavi" diye açmıştır. el-Mühelleb de şöyle demiştir: Hadisten anlaşıldığına göre kanın kül ile kesilmesi, onlar tarafından bilinen bir şeydi. Özellikle eğer hasır "deysu's-sa'd"dan yapılmış ise ... Bunun kanı durdurduğu ve kokusunun güzelliği bilinen bir husustur. Kanı durdurmak yolu ile yaranın ağzını kapatır. Hoş kokusu ile de kanın kokusunu bastırır. Kanın önce yıkanmasına gelince, bu, yaranın derin olmaması halinde söz konusudur. Yara derin ise yaranın içine suyun dökülmesi halinde kül ile birlikte zarar vermeyeceğinden emin olunamaz

Sahîh-i Buhârî, 5722

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.