Sahîh-i Buhârî · 6022
Arapça metin
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ " فَيَعْمَلُ بِيَدَيْهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ أَوْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيَأْمُرُ بِالْخَيْرِ ". أَوْ قَالَ " بِالْمَعْرُوفِ ". قَالَ فَإِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " فَيُمْسِكُ عَنِ الشَّرِّ، فَإِنَّهُ لَهُ صَدَقَةٌ ".
Said İbn Ebi Burde İbn Ebi Musa el-Eş'arı'den, o babasından, o dedesinden, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Her Müslümana bir sadaka düşer. Ashab: Ya bulamazsa, diye sordu. Allah Rasulü: Eliyle çalışır, hem kendisine faydası dokunur, hem tasadduk eder, buyurdu. Ashab: Eğer gücü yetmezse ya da böyle yapmazsa, diye sordular. Allah Rasulü: Bunaimış derecedeki ihtiyaç sahibi kimseye yardım eder, buyurdu. Ashab: Eğer yapmazsa diye sordular. Allah Rasulü: O halde iyiliği emretsin -yahut: marufu emretsin- buyurdu. Ashab: Eğer bunu da yapmazsa diye sordu. Allah Rasulü: Şer işlemekten kendisini alıkoyar. Şüphesiz ki bu, onun için bir sadakadır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Her bir maruf (bir iyilik) bir sadakadır." İbn Battal dedi ki: Bu hadis, kişinin hayır namına yaptığı her bir işin yahut söylediği her bir sözün karşılığında ona bir sadaka yazılacağına delildir. İbn Ebi Cemra dedi ki: "Maruf" adı, şeriatin delilleri ile iyiliğin amellerinden olduğu bilinen her şeyin ismidir. Adeten bu işin böyle olup olmaması arasında fark yoktur. Sadakadan maksat ise sevaptır. Eğer bu işle birlikte niyet de olursa sahibi kesin olarak ecir alır, değilse ecir alması ihtimali vardır. (Devamla) dedi ki: İşte bu, sözde sadakanın sadece hissedilir maddi işlere munhasır olmadığına da işaret etmektedir. Mesela, sadaka vermek, sadece varlıklı kimselere ait bir imkan değildir. Aksine herkes çoğu hallerde herhangi bir zorlukla da karşılaşmaksızın onu yapabilecek gücü bulabilir. Hadisteki "her Müslüman üzerinde bir sadaka vardır" ifadesi, mekarim-i ahlak hususunda böyle bir yükümlülük vardır, demektir. Yoksa bu, icma' ile bir farz değildir. İbn Battal dedi ki: Sadakanın asıl anlamı, kişinin malından tatawu olmak üzere çıkarıp verdiğidir. Kişinin yaptığı bu işle, sadakati isabet ettirmek üzere vacip (farz) olan hakkında da kullanılır. Kişinin hakkından olmakla birlikte kendisi ile başkasını kollayıp gözettiği her bir şeye sadaka denilir. Çünkü o, bu yolla kendisine tasaddukta bulunmuş olur. İbn Battal dedi ki: Bu hadiste çalışıp kazanmaya da dikkat çekilmektedir. Böylelikle kişi kendisine gerekli harcamaları yapacak ve kazancından tasaddukta bulunacak, dilenmenin zilletinden de kendisini kurtarmış olacak. Hadis ayrıca mümkün olduğu kadar hayır işlemeye ve bu hayırlardan herhangi bir işe yönelip de onda zorlukla karşılaşırsa bir başkasına geçmesine, başkasına yönelmesine de bir teşvik vardır. "Eğer" acizliğinden yahut tembelliğinden "yapamazsa" demektir. "Eğer yapamazsa, diye sordular. Allah Rasulü: Şer işlemekten kendisini alıkoysun ... buyurdu." İbn Battal dedi ki: Bu hadiste kelamcılar arasından bir işi terk etmek amel değildir, diyenlerin aksine terkin, kul için bir amel ve bir kesb ifade ettiğini kabul eden kimseler lehine bir delil vardır. el-Mühelleblden de diğer hadisin bir benzeri şöylece naklediimiştir: "Kim bir kötülük yapmak isteyip de onu yapmayacak olursa, ona bir hasene olarak yazılır." Derim ki: Bu hadisin şerhine dair açıklamalar ileride Rikak bölümünde gelecektir. Buna göre "hasene, kötülük işlemeyi kararlaştırıp da, onu yüce Allah için terk edip işlememesi halinde iyilik olarak yazılır." İşte o vakit böyle bir terk de amele dönüşür ve bu da kalbin bir fiili demektir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ سَعْد ٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَعُودُنِي وَأَنَا مَرِيضٌ بِمَكَّةَ، فَقُلْتُ لِي مَالٌ أُوصِي بِمَالِي كُلِّهِ قَالَ " لاَ ". قُلْتُ فَالشَّطْرُ قَالَ " لاَ ". قُلْتُ فَالثُّلُثُ قَالَ " الثُّلُثُ، وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، أَنْ تَدَعَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَدَعَهُمْ عَالَةً، يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ فِي أَيْدِيهِمْ، وَمَهْمَا أَنْفَقْتَ فَهُوَ لَكَ صَدَقَةٌ حَتَّى اللُّقْمَةَ تَرْفَعُهَا فِي فِي امْرَأَتِكَ، وَلَعَلَّ اللَّهَ يَرْفَعُكَ، يَنْتَفِعُ بِكَ نَاسٌ وَيُضَرُّ بِكَ آخَرُونَ ".
Sa'd r.a.'dan dedi ki: "Ben Mekke'de hasta iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni ziyarete gelir giderdi. Benim malım var, malımın tamamını vasiyet edeyim mi, dedim. Allah Rasulü: Hayır, dedi. Ben: O halde yarısını, dedim. O: Hayır, diye buyurdu. Ben ya üçte birini diye sordum. O: Üçte bir (olabilir), gerçi üçte bir de çoktur. Çünkü senin mirasçılarını zengin olarak bırakman, onları insanlara ellerini açıp dilenecek yoksul bırakmandan daha hayırlıdır. Hem sen her ne infak edersen o senin için bir sadakadır. Hatta kaldırıp da hanımının ağzına koyduğun bir lokma dahi. Allah'ın, seni kaldırıp yükselteceğini, seninlebirtakım insanların faydalanacağını ve seninle başkalarının da zarar göreceğini ümit ederim, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Hasen dedi ki: el-Afv: Arta kalan demektir." İbn Ebi Hatim'in mürsel olarak Yahya. b. Ebi Kesirlden ona kadar ulaşan sahih bir sened ile rivayet ettiğine göre ona şu haber ulaşmıştır: Muaz b. Cebel ile Sarlebe Rasulullah s.a.v.'e şunu sordular: Bizim kölelerimiz ve aile halkımız vardır. Mallarımızdan neleri infak edelim? Bunun üzerine bu ayeF nazil oldu. Böylelikle Buharl'nin bu ayet-i kerimeyi bu başlıkta zikretmekteki maksadı da açıkça anlaşılmış olmaktadır. İbn Abbas'tan ve bir topluluktan rivayet edildiğine göre "el-Afv" ile kastedilen, aile halkının ihtiyacından arta kalan maldır. Bunu da İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Mücahid yoluyla da (İbn Abbas'ın): el-Afv farz olan sadakadır, dediği rivayet edilmiştir. Ali b. İbn Talha yoluyla İbn Abbas'tan da:el-Afv, mal arasında açık seçik belli olmayandı'", dediği rivayet edilmiştir. Bu hüküm sadaka (zekat) farz kılınmadan önce idi. Bu husustaki görüşler arasında ihtilaf olduğuna göre, -mürsel dahi olsaayetin nüzul sebebi ile ilgili olarak gelen rivayetin kabul edilmesi daha uygun görünmektedir. "Ebu Mestid el-Ensari'den, ben ona: Nebiden diye mi bunu rivayet edersin, diye sordum. O: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den, dedi." Meğazi bölümünde Müslim b. İbrahim'den, onun Şube'den, onun Adiyrden, onun Abdullah b. Yezid'den rivayet ettiğine göre o Ebu Mesud el-Bedri'nin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye ... buyurduğunu rivayet etmiştir" deyip, metni muhtasar olarak zikretmiş bulunmaktadır. Orada "ecrini Allah'tan umarak" ibaresi yoktur. Bti. fazlalık, aileye yapılan harcamanın infak olduğunu belirten bu başlıktaki Sa'd'den rivayet edilen dördüncü hadiste olduğu gibi, mutlak ifadelere kayıt getirmektedir. Çünkü sözü geçen bu dördüncü hadiste: "Her ne infak edersen o senin için bir sadakadır" diye buyurulmuştur. "Eerin Allah'tan beklenmesi (ihtisab)" ise, ecrin istenmesi maksadı ile amel işlemesi demektir. Bundan anlaşıldığına göre ecir ancak niyet ile birlikte yapılan amel ile gerçekleşir. Bundan dolayı Buhari sözü geçen Ebu Mesud'un bu hadisini "amellerin niyetler ile ve ecrinin beklenmesi ile olduğuna dair gelen rivayetler" başlığı altında da zikretmiş bulunmaktadır. Taberi özetle şöyle söyler: Aile halkına infak vaciptir. Onun infak olmak üzere verdiklerinden ecir alması, maksadına göredir. Bu infakın vacip olması ile sadaka olarak adlandırılması arasında da bir aykırılık yoktur. Aksine bu infak (aile halkına yapılan harcama) nafile sadakadan daha faziletlidir. el-Mühelleb dedi ki: Aile halkına infak icma' ile vaciptir. Şeriat koyucunun buna sadaka adını vermesinin sebebi, onların bu vacibi yerine getirmelerinde kendileri için bir ecir bulunmadığını zannetmeleri korkusu iledir. Çünkü onlar sadakanın ecrinin ne kadar büyük olduğunu biliyorlardı. Böylece onlara aile halkına yapılan harcamanın da bir sadaka olduğunu öğretmiş oldu, ta ki onlar aile halklarının yeterli ihtiyaçlarını karşılamadan ailelerinden olmayan kimselere sadaka vermesinier. Böylelikle vacip olan sadakaya nafile olan sadakaya göre öncelik vermeleri için teşvik edilmiş oldular. İbnu'I-Müneyyir dedi ki: Nafakaya sadaka adının verilmesi sadak (mehir)e nihle (gönül hoşluğuyla verilen şey) adının verilmesi kabilindendir. Çünkü lezzet, ünsiyet, iffetin korunması, çocuk sahibi olmak isteği gibi hususlarda kadının erkeğe olan ihtiyacı, erkeğin kadına olan ihtiyacı gibi olduğundan ötürü, asıl olanın kadına bir şey vermenin gerekmemesidir. Ancak şanı yüce Allah erkeğe kadına karşı lütufta bulunmak gibi bir özellik vermiş ve bundan dolayı da onu kadından bir derece yükseltmiş bulunmaktadır. Bu sebeple de sadak (mehir) hakkında "nihle" adının, nafaka hakkında da "sadaka" adının kullanılması uygun düşmüştür
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا هُشَيْمٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، وَأَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، وَابْنُ، أَبِي عَدِيٍّ وَعَبْدُ الأَعْلَى كُلُّهُمْ عَنْ دَاوُدَ، ح وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - قَالَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا دَاوُدُ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا أَتَاكُمُ الْمُصَدِّقُ فَلْيَصْدُرْ عَنْكُمْ وَهُوَ عَنْكُمْ رَاضٍ " .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Huşeym haber verdi. H. Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Hafs b. Gıyâs ile Ebû Hâlid-i Ahmar rivayet ettiler. H. Bize Muhammedü'bnü'l- dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvahhâb ile îbni Ebi Adiyy ve Abdülalâ hep birden Davud’dan rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûd, Şa'bî'den, o da Cerir b. Abdillâh'dan naklen haber verdi. Cerîr (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Sadaka me'mûru size geldiği vakit sizden razı olarak ayrılmalıdır.» buyurdular . İzah Bu hadisden murâd: Me'mûrlara nezâket, ülül'emir'e itaat Müslümanların birliğini te'mîne gayret ve ara bulmak gibi şeyleri tavsiyedir. Fakat bütün bunlar me'mûrların cebren ve zûlmen bir şey'i almaya kalkışmaması şartıyla mukayyeddir. Zulmederlerse kendilerine muvafakat ve tâat icâb etmez. Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Buharı'nin rivayet ettiği Enes hadîsinde: «Sadaka kimden usûlü vecîhle istenirse, onu hemen versin, fazla istenirse vermesin.» buyurmuştur. Nevevi’nin beyânına göre istenilen fazlanın verilip verilemeyeceği hususunda Şâfiîyye ulemâsı ihtilâf etmişlerdir. Ekserisi ziyâdenin verilmiyeceğini; yalnız farz olan miktarla iktifa olunacağını söylemiş; bâzıları ziyâde isteyen me'mûra farz olan miktarın bile verilemiyeceğine kaail olmuşlardır. Çünkü fazla isteyen me'mûr fâsiklık etmiş olacağından vazifesinden azledilmiş sayılır. Onun kendisine hiç bir şey verilmez
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ ". فَقَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ " يَعْمَلُ بِيَدِهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ " يُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ ". قَالُوا فَإِنْ لَمْ يَجِدْ. قَالَ " فَلْيَعْمَلْ بِالْمَعْرُوفِ، وَلْيُمْسِكْ عَنِ الشَّرِّ فَإِنَّهَا لَهُ صَدَقَةٌ ".
Saîd İbn Ebu Bürde'nin babası ve dedesinden naklettiğine göre-Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Her müslüman'ın sadaka vermesi gerekir." Bunun üzerine oradaki sahabiler, "Ya Resulullah! Ya sadaka verecek bir şey bulamazsa ?" diye sordu. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bu durumda eliyle çalışır, (kazandığı mal) kendisine faydası olduğu gibi (ondan) sadaka da verir" buyurdu. Sahabîler, "Buna da gücü yetmezse?" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bunu da yapamayan yardım isteyen kimseye yardım etsin" buyurdu. "Bunu da yapamazsa?" diye tekrar sordukları zaman ise, "İyilik yapsın, kötülüklerden uzak dursun. Bu da onun için bir sadakadır" buyurmuştur
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ بْنُ هَمَّامٍ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ، مُنَبِّهٍ قَالَ هَذَا مَا حَدَّثَنَا أَبُو هُرَيْرَةَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ أَحَادِيثَ مِنْهَا وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلُّ سُلاَمَى مِنَ النَّاسِ عَلَيْهِ صَدَقَةٌ كُلَّ يَوْمٍ تَطْلُعُ فِيهِ الشَّمْسُ - قَالَ - تَعْدِلُ بَيْنَ الاِثْنَيْنِ صَدَقَةٌ وَتُعِينُ الرَّجُلَ فِي دَابَّتِهِ فَتَحْمِلُهُ عَلَيْهَا أَوْ تَرْفَعُ لَهُ عَلَيْهَا مَتَاعَهُ صَدَقَةٌ - قَالَ - وَالْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ وَكُلُّ خَطْوَةٍ تَمْشِيهَا إِلَى الصَّلاَةِ صَدَقَةٌ وَتُمِيطُ الأَذَى عَنِ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ " .
Bize Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrezzâk b. Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Hemmâm b. Münebbih'den naklen rivayet etti. Hemmâm, Ebû Hureyre'nin, Resulullah Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettikleri şudur... diyerek bir takım hadisler zikretmiş ezcümle şunları söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «İçinde güneş doğan her gün, insanların her bir mafsalı için bir sadaka vâcib olur. (Meselâ) iki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek, hayvana bindirmen yahut eşyasını hayvana yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım bir sadakadır. Yoldan eziyet verici şeyleri gidermen dahî bir sadakadır.» buyurdular
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، كِلاَهُمَا عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْجَعِيِّ، عَنْ رِبْعِيِّ بْنِ حِرَاشٍ، عَنْ حُذَيْفَةَ، فِي حَدِيثِ قُتَيْبَةَ قَالَ قَالَ نَبِيُّكُمْ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ابْنُ أَبِي شَيْبَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " كُلُّ مَعْرُوفٍ صَدَقَةٌ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne rivayet etti. H. Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abbâd b. Avvâm rivayet etti. Bu râvîlerin ikisi birden Ebû Malik-i Eşcaî'den, o da Rib'î b. Hirâş'dan, o da Huzeyfe^den naklen rivâyer etmişlerdir. — Kuteybe hadîsinde Huzeyfe: Nebiimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)... demiş. İbni Ebî Şeybe hadîsinde ise: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den...) ifâdesini kullanmış. Resûlullâh (Sallallahu Aleyhi ve Selîem) «Her Ma'ruf sadakadır.» buyurmuşlar. İzah Ma'rûf: Allah'ın razı olduğu bilinen fiildir. Böyle bir fiilin sevabı, sadaka sevabı gibidir. Tıybi'ye göre «ma'rûf» tâat olduğu bilinen her şey'in ismidir. İnsanlara güler yüzle muamele etmek bile ma'rûftan sayılır. Hadîs-i şerif, ehemmiyetsiz bile olsa hiç bir ma'rûfun hakir görülemiyeceğine ve iyilik yapmak hususunda cimrilik göstermenin doğru olmadığına delildir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي، بُرْدَةَ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ صَدَقَةٌ " . قِيلَ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ يَجِدْ قَالَ " يَعْتَمِلُ بِيَدَيْهِ فَيَنْفَعُ نَفْسَهُ وَيَتَصَدَّقُ " . قَالَ قِيلَ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ قَالَ " يُعِينُ ذَا الْحَاجَةِ الْمَلْهُوفَ " . قَالَ قِيلَ لَهُ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ قَالَ " يَأْمُرُ بِالْمَعْرُوفِ أَوِ الْخَيْرِ " . قَالَ أَرَأَيْتَ إِنْ لَمْ يَفْعَلْ قَالَ " يُمْسِكُ عَنِ الشَّرِّ فَإِنَّهَا صَدَقَةٌ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme, Şu'be'den, o da Said b. Ebi Bürde'den, o da babasından, o da dedesinden, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SelIem)'den naklen rivayet etti: Her Müslümana sdaaka vermek vacibdir.» buyurmuşlar. (Bunun üzerine): — «Ya bulamazsa, ne buyurursun?» diyenler olmuş; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): —«İki eliyle çalışır da, hem kendine fayda verir, hem de tesadduk eder.» buyurmuşlar. (Yine) — «Ya buna gücü yetmezse ne buyurursun?» demişler, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Muztar kalan, İhtiyâç sahibine yardım eder.» buyurmuşlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (tekrar): — «Ya buna da gücü yetmezse ne buyurursun?» diyenler olmuş. (Bu suale de): — «İyiliği yahut hayırı emreder.» cevâbını vermiş. (Soranlardan biri, — «Şayet bunu yapmazsa ne buyurursun?» demiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Kötülük yapmaktan kendini tutar; çünkü bu da bir sadakadır.» buyurmuşlar