Sahîh-i Buhârî · 6346
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ هِشَامِ بْنِ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ، وَرَبُّ الأَرْضِ، وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ". وَقَالَ وَهْبٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ مِثْلَهُ.
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La İlahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La İlahe illlahu Rabbi’l-Arşi’l-Azim, La İlahe İllallahu Rabbi’s-semavati ve Rabbi’l-Ardi ve Rabbi’l-Arşi’l-Kerim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur, Yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur". Fethu'l-Bari Açıklaması: Alimler hadiste zikri geçen "Halim" kelimesini cezalandırmaya gücü olduğu halde bunu erteleyen diye anlamışlardır. "Azim" ise üstünde kimsenin olmadığı demektir. "Kerim"e gelince fazlıyla veren anlamındadır. Esma-i hüsna şerhedilirken bunlar daha fazla izah edilecektir. Tibi bu zikirde "Rab" kelimesinin özellikle kullanıldığını; zira bunun sıkıntıyı gidermek için daha uygun düştüğünü söylemiştir. Çünkü sıkıntı (ya da sıkıntının giderilmesi) de terbiyenin bir parçasıdır. Bu zikirde tevhid’i de içeren tehlil söz konusudur. Bu en yüce tenzihtir. Allah'ın kudretini tam olarak gösteren bir yüceltmedir. İlmi de gösteren bir merhamettir. Zira cahilden merhamet ve cömertlik beklenmez. Azamet ve hilim cömertlik vasıflarının en önemlileridir. Taberi'nin belirttiğine göre İbn Abbas'ın "dua ediyor" sözüne rağmen rivayette tehlil ve tazimin yer alması iki şekilde yorumlanabilir: İlk olarak dua öncesinde Resulullah s.a.v.'in Allah'ı tehlil ve tazim ettiği düşünülebilir. Yusuf İbn Abdillah İbn Haris'ten nakledilen rivayette "sonra dua etti" ifadesi açıkça yer almaktadır. Yine Taberi'nin A'meş vasıtasıyla İbrahim'den aktardığına göre kişi dua öncesinde Allah'ı överse icabet edileceğinin, övgü öncesinde dua ederse icabetin umulacağının söylenmesi de yukarıdaki kanaati teyid etmektedir. İkinci yorum ise İbn Uyeyne'ye aittir. İbn Uyeyne'ye "Resulullah s.a.v. Arafat'ta genelde "Ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah yoktur" diye dua ederdi" hadisi sorulunca, burada duanın değil zikrin söz konusu olduğunu; ancak kudsi bir hadiste "Beni zikrettiği için dua edemeyene dua edenlere verdiğimden daha güzelini veririm" buyurulduğunu söylemiştir. Bana göre Sa'd İbn Ebi Vakkas'ın merfu olarak naklettiği şu hadis ikinci ihtimali desteklemektedir: "Zü'n-nun (Hz. Yunus) balığın karnındayken şöyle dua etmiştir: Senden başka ilah yoktur. "Seni her türlü noksanlıklardan tenzih ederim. Bende zalimlerden biriyim". Bir müslüman böyle dua ederse duası mutlaka kabul edilir". Bu hadis Tirmizı, Nesaıve Hakim tarafından naklediimiştir. Hakim'in rivayetinde "Ordakilerden biri: "Bu Yunus'a mı özeldir yoksa tüm müslümanlar için de geçerli midir?" diye sorunca Resulullah s.a.v.: "İşte Biz mu'minleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) ayetini işitmediniz mi?" diye cevap vermiştir" lafzı yer almaktadır. İbn Ebi'd-Dünya el-Ferec ba'de'ş-şidde adlı eserinde şu rivayet i kaydetmektedir: "Velid İbn Abdilmelik Osman İbn Hibban'a Hasan İbn Hasan'ı yakalayıp halkın önünde yüz celde vurmasını emretmiştir. Hasan yakalanıp huzura getirilince Ali İbn Hüseyn ayağa kalkıp "Allah'ın seni kurtaracağı bir şeyler söyle" demiştir. O da bu sözleri söylemiştir. Bunun üzerine Osman kafasını kaldırıp Hasan'a iftira atıldığını serbest bırakılmasını istemiştir. Emirü'l-mü'minıne durumu kendisinin arzedeceğini açıklamıştır". Nesai ve Taberi'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Ca'fer kızını evlendirdiği zaman başına bir iş geldiğinde "Halim ve kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce arşın rabbi olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Alemlerin rabbi' olan Allah'a hamdolsun" demesini öğütlemiştir. Hasan yukarıdaki sözleri söylediği zaman Haccac "Ben seni öldürmek amacındaydım. Şimdi ise şundan şundan daha sevimli geliyorsun" demiştir. Hatta bir rivayette "ihtiyacın varsa söyle" ilavesi yer almaktadır. Ebu Davud ve İbn Hibban'ın naklettiğine göre sıkıntı halinde "Allahım! Rahmetini diliyorum. Bir bile beni kendime bırakma. Benim sıkıntımı gider. Senden başka ilah yoktur" diye dua edilmesi gerektiği ifade edilmiştir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَلِيمُ الْحَلِيمُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَرَبُّ الأَرْضِ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ".
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem keder ve sıkıntı zamanında şu duayı okurdu: "La ilahe illaIlahu'l-alimu'l-Halim. La ilahe illallahu Rabbu'l-arşi'l-azim. La ilahe illallahu Rabbu's-semavati ve'l-ardi ve Rabbu'l-arşi'l-kerim = Allah'tan başka ilah yoktu, ancak azamet hilm sahibi Allah vardır. Allah'tan başka ilah yoktur, ancak büyük arşın sahibi Allah vardır. Allah'tan başka ilah yoktur, ancak göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve kerim arş'ın Rabbi olan Allah vardır
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ السَّمَوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ " . قَالَ وَكِيعٌ مَرَّةً لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فِيهَا كُلِّهَا .
İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem). sıkıntı, meşakkat olduğunda şu zikri yapardı: "LA ilahe illallahu'I-HaIimu'I-Kerim. Sübhanallahi Rabbi'l-Arşi'l¬Azim. Sübhanallahi Rabbi's-semavati's-seb'i ve Rabbi'I-Arşi'I-kerim.'' Meali: Halim, Kerim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Ben azametli Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih (noksanlıklardan tenzih) ederim, Ben yedi göğün Rabbı ve güzel Arş'ın Rabbı olan Allah'ı tesbih ederim. Ravi Veki, bu zikrin hepsinde "La ilahe ilIallah" kelimesini bir defa söylemiştir." Diğer tahric: Bu hadisi; Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai de rivayet etmişlerdir. (zikir lafızları farklıdır)
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " لاَ يَقُولَنَّ أَحَدُكُمُ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي، اللَّهُمَّ ارْحَمْنِي، إِنْ شِئْتَ. لِيَعْزِمِ الْمَسْأَلَةَ، فَإِنَّهُ لاَ مُكْرِهَ لَهُ ".
Ebu Hureyre r.a.'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allahım! Dilersen beni bağışla, dilersen affet demeyin. Dua ettiğinizde çekince taşımayın. Çünkü zaten Allah'ı istemediği şeye zorlayacak kimse yoktur". Fethu'l-Bari Açıklaması: İnsanların bütün fiillerinde Allah'ın iradesine teslim olmaları istendiği halde bu babda dua edilirken talep edilen şeylerin Allah'ın dileyip dilememesine bağlanmaması işlenmektedir. Hadislerde geçen ........azm kelimesi ile Allah'ın edilen duaya icabet edeceğinin düşünülmesinin öğütlendiği de kaydedilmiştir. Allah'ı iyilik yapmaya zorlayan bir şeyin olmaması şu anlama gelmektedir. İbn Battal hadiste dua edenlerin dua ederken ciddi olmaları, icabet edileceğini ummaları ve rahmetten ümit kesmemeleri gerektiğinin beyan edildiğini söylemiştir. Çünkü kişi dua ederken muhatabı kerim olan Allah Teaıa'dır. İbn Uyeyne ise şöyle demiştir: Kişi kusurlarını bildiği müddetçe dua etmekten men olunmamıştır. Zira Allah Teala yarattığı kullarının en şerlisi olan İblis'in bile duasına icabet etmiştir. İblis'in kabul edilen duası şöyledir: «Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi"(Hicr)
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَدْعُو عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ".
İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı halinde şöyle dua ederdi: La ilahe illallahu’l-Azimu’l-Halim, La ilahe illallahu Rabbi’s-semavati ve’l-ardi ve .Rabbi’l-Arşi’l-Azim Meali: "Azim ve halim olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve yüce arşın rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur
حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَدْعُو بِهِنَّ عِنْدَ الْكَرْبِ " لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ ".
İbn Abbas'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sıkıntı ve şiddet zamanlarında şöyle dua ediyordu: "La ilahe illaIlahu'l-azimu'l-Halim, La ilahe illaIlahu Rabbu'l-arşi'l-azim, la ilahe illallahu Rabbu's-semavati ve Rabbu'l-arşi'l-kerim -------- Meali:Yüce ve hilm sahibi Allah'tan başka ilah yoktur, büyük arşın Rabbi olan Allah 'tan başka ilah yoktur, göklerin ve şerefli arşın Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَسَمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَسْمًا فَقَالَ رَجُلٌ إِنَّ هَذِهِ لَقِسْمَةٌ مَا أُرِيدَ بِهَا وَجْهُ اللَّهِ. فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَغَضِبَ حَتَّى رَأَيْتُ الْغَضَبَ فِي وَجْهِهِ وَقَالَ " يَرْحَمُ اللَّهُ مُوسَى، لَقَدْ أُوذِيَ بِأَكْثَرَ مِنْ هَذَا فَصَبَرَ ".
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ganimeti paylaştırdığı zaman "Bu Allah'ın rızası gözetilerek yapılmış bir taksim değildir" diye karşı çıkan bir adam kendisine haber verilince öfkesi yüzünden okunacak kadar kızmış "Allah Musa'ya rahmetiyle muamele etsin. Ona bundan daha fazla eziyet edildiği halde sabretti" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu babda İbn Ebi Şeybe ve Taberi tarafından rivayet edilen ve Abdullah İbn Ömer'in başkasına dua eden bir kimseyi uyararak "Önce kendinden başla" dediğini ifade eden hadisle çelişen bilgiler aktarılmıştır. İbrahim en-Nehai'den de aktarıldığına göre onun zamanında "Dualara kendinizden başlayın. Zira hangi duanın müstecap olduğunu bilemezsiniz" denirmiş. Müslim tarafından rivayet edilen ve kardeşi için dua edenler hakkında meleklerin "Sana da benzeri şeyler verilsin" şeklinde dua ettiklerini bildiren hadis bu babdaki haberleri teyid etmektedir. Übey İbn Ka'b'dan merfu olarak aktarılan ve Tirmizi tarafından rivayet edilen "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birisini zikredip dua edeceği zaman kendisinden başlardı" hadisine gelince bu habere Müslim'de Musa ile Hızır kıssasından bahsedilirken "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nebilerden birini zikredip dua edeceği zaman kendisinden başlardı" lafzıyla yer verilmiştir. Ayrıca Resulullah s.a.v.'in Nebiler dışında birileri için dua ettiği zaman kendisinden başlamaması da bunu desteklemektedir. Hacer kıssasında geçtiği üzere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah Ümmü İsmail'e merhamet etsin! Zemzemi tutmasaydı akıp giden bir pınar olurdu" demiştir. Yine Hasan İbn Sabit hakkında "Allahım! Onu Ruhu'l-Kudüs ile takviye et" duası da geride açıklanmıştır. İbn Abbas ile ilgili olarak "Allahım! Onu fakih kıl" duası vardır. Buna benzer başka dualar da zikredilebilir. Bu arada Übey tarafından nakledilen haber değerlendirilirken Nebi s.a.v.'in bazı Nebilere dua ederken kendisinden başlamadığı bilinmelidir. Örneğin "Allah LOt'a merhamet etsin! Çok güçlü bir şeye sığınmıştı" duası böyledir. İlk hadiste ResuluIIah s.a.v.'e soru soran sahabı Hz. Ömer'dir. Amir ise hadisin ravisi Seleme İbn Ekva'ın amcasıdır. Bu konuda geniş açıklama Meğazı bölümünde geçmişti. Amir'den daha fazla istifade etme arzusunun sebebi Müslimlin Sahfh'inde açıkça beyan edilmiştir. İbn Abdilber ise kendi araştırmaları neticesinde Resulullah s.a.v.'in gazvelerde hakkında merhamet dilediği herkesin şehid olduğunu bildikleri için Amir'in de şehid olmasından endişe duyarak böyle söylediklerini beyan etmiştir. 6335 nolu hadiste geçen mescidde Kur'an okuyan kişi Abbad İbn Bişr'dir. Şehadet bölümünde bu konudaki malumat arzedilmişti. Metnin şerhi ise FezailüllKur'an bölümünde verilmiştir. Alimlerin çoğunluğu Resulullah s.a.v.'in tebliğ ettiği bazı ayetIeri daha sonra unutmasının caiz olduğunu ancak mutlaka kendisine bunların hatırlatıldığını kabul etmişlerdir. Tebliğ ile alakası bulunmayan konularda da unuttukları olabilir. "Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın. Allah'ın dilediği bundan müstesnadır"(A'la 6-7) ayeti de bunu göstermektedir