Sahîh-i Buhârî · 635
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، قَالَ حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِذْ سَمِعَ جَلَبَةَ رِجَالٍ فَلَمَّا صَلَّى قَالَ " مَا شَأْنُكُمْ ". قَالُوا اسْتَعْجَلْنَا إِلَى الصَّلاَةِ. قَالَ " فَلاَ تَفْعَلُوا، إِذَا أَتَيْتُمُ الصَّلاَةَ فَعَلَيْكُمْ بِالسَّكِينَةِ، فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا ".
Abdullah İbn Ebî Katade babasından şöyle nakletmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile namaz kılarken birilerinin patırtıları duyuldu. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı bitirince onlara: 'Sizin neyiniz vardı?' diye çıkıştı. Onlar da: 'Namaz'a yetişmek için acele etmiştik' diye karşılık verdiler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Namaz'a gelince vakur biçimde gelin. Yetiştiklerinizi kılın, yetişemediklerinizi tamamlayın