Sahîh-i Buhârî · 6353
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عَقِيلٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ مِنَ السُّوقِ أَوْ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ، فَيَلْقَاهُ ابْنُ الزُّبَيْرِ وَابْنُ عُمَرَ فَيَقُولاَنِ أَشْرِكْنَا فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ. فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ.
Ebu Ukayl'den nakledildiğine göre dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür, yiyecek alırlarmış. Bir seferinde İbn Zübeyr ve İbn Ömer bunlara rastlamış ve ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedesi hakkında bereket duası ettiği için kendilerini aldıkları mala ortak etmesini istemişler. O da bu teklifi kabul etmiş. Bazen deve yüküyle kar elde edip bunları ailesini gönderdiği olurmuş
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدٌ، عَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ ـ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ـ وَذَهَبَتْ بِهِ أُمُّهُ زَيْنَبُ بِنْتُ حُمَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ. فَقَالَ " هُوَ صَغِيرٌ ". فَمَسَحَ رَأْسَهُ وَدَعَا لَهُ. وَعَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ فَيَلْقَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهم ـ فَيَقُولاَنِ لَهُ أَشْرِكْنَا، فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ فَيَشْرَكُهُمْ، فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ.
Zühre İbn Ma'bed'den, o da dedesi Abdullah İbn Hişam'dan nakletmiştir: Abdullah İbn Hişam, Hz. Nebi'in dönemine yetişmişti. Annesi Zeyneb binti Humeyd onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü ve "Ey Allah'ın Resulü! Bundan bey'at al" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "bu daha küçük" dedi ve onun başını okşayıp dua etti. Zühre İbn Ma'bed'den rivayet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. İbn Ömer ve İbnü'z-Zübeyr r.a. onu gördükleri zaman "Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti" derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kar ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2501. Tekrar: 7210 2502. Tekrar:
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ بْنُ الْفَرَجِ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدٌ، عَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ ـ وَكَانَ قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ـ وَذَهَبَتْ بِهِ أُمُّهُ زَيْنَبُ بِنْتُ حُمَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ. فَقَالَ " هُوَ صَغِيرٌ ". فَمَسَحَ رَأْسَهُ وَدَعَا لَهُ. وَعَنْ زُهْرَةَ بْنِ مَعْبَدٍ، أَنَّهُ كَانَ يَخْرُجُ بِهِ جَدُّهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هِشَامٍ إِلَى السُّوقِ فَيَشْتَرِي الطَّعَامَ فَيَلْقَاهُ ابْنُ عُمَرَ وَابْنُ الزُّبَيْرِ ـ رضى الله عنهم ـ فَيَقُولاَنِ لَهُ أَشْرِكْنَا، فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدْ دَعَا لَكَ بِالْبَرَكَةِ فَيَشْرَكُهُمْ، فَرُبَّمَا أَصَابَ الرَّاحِلَةَ كَمَا هِيَ، فَيَبْعَثُ بِهَا إِلَى الْمَنْزِلِ.
Zühre İbn Ma'bed'den, o da dedesi Abdullah İbn Hişam'dan nakletmiştir: Abdullah İbn Hişam, Hz. Nebi'in dönemine yetişmişti. Annesi Zeyneb binti Humeyd onu alıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına götürdü ve "Ey Allah'ın Resulü! Bundan bey'at al" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "bu daha küçük" dedi ve onun başını okşayıp dua etti. Zühre İbn Ma'bed'den rivayet edilmiştir: Dedesi Abdullah İbn Hişam onu çarşıya götürür ve yiyecek satın alırdı. İbn Ömer ve İbnü'z-Zübeyr r.a. onu gördükleri zaman "Bu yiyeceğe bizi de ortak kıL. Çünkü Hz. Nebi senin için bereket duası etti" derlerdi, o da onları ortak ederdi. Bazen bir deve yükü kar ettiği olurdu ve onu eve yollardı. 2501. Tekrar: 7210 2502. Tekrar:
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَرَجَ يَوْمَ الْفِطْرِ، فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ لَمْ يُصَلِّ قَبْلَهَا وَلاَ بَعْدَهَا وَمَعَهُ بِلاَلٌ.
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Ramazan bayramı günü musallaya çıktı ve iki rekat namaz kıldırdı. Bu namazdan ne önce ne de sonra namaz kılmıştı. O sırada yanında Bilal de bulunuyordu
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ طَاوُسٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْمَدِينَةِ إِلَى مَكَّةَ، فَصَامَ حَتَّى بَلَغَ عُسْفَانَ، ثُمَّ دَعَا بِمَاءٍ فَرَفَعَهُ إِلَى يَدَيْهِ لِيُرِيَهُ النَّاسَ فَأَفْطَرَ، حَتَّى قَدِمَ مَكَّةَ، وَذَلِكَ فِي رَمَضَانَ فَكَانَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُولُ قَدْ صَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَفْطَرَ، فَمَنْ شَاءَ صَامَ، وَمَنْ شَاءَ أَفْطَرَ.
Abdullah İbn Abbas r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'den Mekke'ye doğru yola çıktı. Usfan'a ulaşıncaya kadar oruçlu idi. Fakat daha sonra su istedi ve İnsanların görmesini sağlamak için aldığı suyu eliyle kaldırdı ve orucunu bozdu. Mekke'ye kadar böyle devam etti. Tüm bunlar Ramazan'da olmuştu." Abdullah İbn Abbas şöyle derdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kimi zaman oruç tutmuş kimi zaman da tutmamıştı. Bu bakımdan isteyen oruç tutar, isteyen tutmaz
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا عَمْرٌو، سَمِعَ مُحَمَّدَ بْنَ عَلِيٍّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهم ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ قَدْ جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ، قَدْ أَعْطَيْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا ". فَلَمْ يَجِئْ مَالُ الْبَحْرَيْنِ حَتَّى قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا جَاءَ مَالُ الْبَحْرَيْنِ أَمَرَ أَبُو بَكْرٍ فَنَادَى مَنْ كَانَ لَهُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عِدَةٌ أَوْ دَيْنٌ فَلْيَأْتِنَا. فَأَتَيْتُهُ، فَقُلْتُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِي كَذَا وَكَذَا، فَحَثَى لِي حَثْيَةً فَعَدَدْتُهَا فَإِذَا هِيَ خَمْسُمِائَةٍ، وَقَالَ خُذْ مِثْلَيْهَا.
Cabir İbn Abdullah r.a.'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bahreynlin malları gelecek olursa sana şu kadar vereceğim" buyurmuştu. Fakat söz konusu mallar gelmeden önce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ahirete göç etti. Bahreyn'in malları geldiği zaman Hz. Ebu Bekir r.a., "Resulullah'ın vaadte bulunduğu kimse varsa ya da ondan alacağı bulunan kimse varsa bize gelsin" şeklinde bir duyuru yaptırdı. Bunun üzerine ben ona gittim ve "Benim şu kadar alacağım var" dedim. Ebu Bekir r.a. bana o paradan bir miktar alıp verdi ve "say" dedi. Verdiği para, beşyüz adetti. Bana, "bunun iki katını daha al" dedi Tekrar:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ،. وَقَالَ لِي خَلِيفَةُ حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي الْعَالِيَةِ، حَدَّثَنَا ابْنُ عَمِّ، نَبِيِّكُمْ يَعْنِي ابْنَ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي مُوسَى رَجُلاً آدَمَ طُوَالاً جَعْدًا، كَأَنَّهُ مِنْ رِجَالِ شَنُوءَةَ، وَرَأَيْتُ عِيسَى رَجُلاً مَرْبُوعًا مَرْبُوعَ الْخَلْقِ إِلَى الْحُمْرَةِ وَالْبَيَاضِ، سَبْطَ الرَّأْسِ، وَرَأَيْتُ مَالِكًا خَازِنَ النَّارِ ". وَالدَّجَّالَ فِي آيَاتٍ أَرَاهُنَّ اللَّهُ إِيَّاهُ، فَلاَ تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ. قَالَ أَنَسٌ وَأَبُو بَكْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم " تَحْرُسُ الْمَلاَئِكَةُ الْمَدِينَةَ مِنَ الدَّجَّالِ ".
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Gece yolculuğuna çıkarıldığım İsra gecesi Musa Nebiyi gördüm. Esmer, uzun boylu ve topluca bir adamdı. Bu özellikleriyle tıpkı Şenue kabilesine mensup insanlara benziyordu. İsa Nebii de gördüm. Orta boylu idi ve kızıl ile beyaz arası bir ten rengi vardı. Saçları da düz ve uzundu. O gece cehennemin bekçisi Malik'i ve Allah'ın bana gösterdiği özellikleriyle Deccal'i de gördüm. Onunla bir gün muhakkak karşı karşıya geleceğin konusunda asla kuşkuya kapılma!" Enes İbn Malik ile Ebu Bekre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Melekler Medine'yi Deccal'den koruyacaklardır" buyurduğunu nakletmişlerdir