Sahîh-i Buhârî · 6658
Arapça metin
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النَّاسِ خَيْرٌ قَالَ " قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ تَسْبِقُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ، وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ ". قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَكَانَ أَصْحَابُنَا يَنْهَوْنَا وَنَحْنُ غِلْمَانٌ أَنْ نَحْلِفَ بِالشَّهَادَةِ وَالْعَهْدِ.
Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kimlerin en hayırlı insanlar olduğu soruldu. Şöyle cevap verdi: Benim dönemimde yaşayanlar. Sonra onların ardından gelenler, daha sonra da onların ardından gelenler. Daha sonra öyle bir topluluk gelir ki onların şahitlikleri yeminden, yeminleri şahitlikten öncedir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Allah'ı şahit tutarım" ya da "Allah'ı şahit tuttum" demek: Bu ifadeler yemin anlamına gelir mi? Bu konuda ihtilaf edilmiştir. Hanefiler ve Hanbeliler bunun da yemin olduğunu söylemişlerdir. İbrahim en-Nehai ve Süfyan es-Sevri de bu kanaattedir. Hanbeliler'e göre tercihe şayan görüş Allah adı zikredilmese dahi şahit olmak yemin etmektir. Rebia ve el-Evzai bu kanaattedir. Şafiilere göre Allah lafzı zikredilerek şahit olunursa bu yemin sayılır. Aslında tercih edilmesi gerekli görüşe göre bu ifade bir kinayedir ve niyete gerek vardır. Şafii el-Muhtasar'da bu şekilde belirtmiştir. Çünkü Allah'ın emri ile veya O'nun birliği üzerine şahitlik ederim anlamındadır. Çoğunluk bu görüştedir. Bu hadis Şahitlikler kitabında ayrıntılı olarak şerh edilmiştir. (2652 no'lu hadis) (Onların şahitlikleri yeminden, yeminleri şahitlikten öncedir) Tahavi şöyle demiştir: O kadar çok yemin ederler ki yemin etmek bir alışkanlık haline gelir. Kendilerinden yemin etmeleri istenmeyen zamanlarda ve yemin etmeleri istenmeden önce dahi yemin ederler. Bir başka ilim adamı şöyle demiştir: Şahitliğinin doğru olduğunu belirtmek için henüz şahitlik etmeden önce ya da şahitlikten sonra yemin ederler. Şahitler hakemden önce böyle davranırsa şahitlikleri düşer. Bu ifadeden kastın şahitlik yapmak ve yemin etmek konusunda acele etmek ve hırslı olmak, tecrübesizlikten dolayı önce nasıl başlayacağını bilmemek anlamına geldiği de söylenmiştir. (Şahitlik ve anlaşma için yemin etmek) Birimizin 'Allah'ı şahit tutarım, Allah adına söz veririm' demesidir. İbn Abdilben bu görüştedir. Bu konu Şahitlikler kitabında ele alınmıştır
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ قَذَفَ امْرَأَتَهُ فَأَحْلَفَهُمَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ فَرَّقَ بَيْنَهُمَا.
Abdullah r.a.'dan rivayete göre "Ensardan bir adam hanımına zina isnadında (kazfda) bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem her ikisine de yemin ettirdikten sonra onları ayırd!." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Lanetlqecek kimseye yemin ettirmek." Burada yemin ettirmekten kasıt li'an sözlerini telaffuz edip, söylemektir. Li'anın bir yemin olduğunu söyleyenler bunu delil kabul etmiştir. Bu Malik'in, Şam'nin ve cumhurun görüşüdür. Ebu Hanife ise: Li'an bir şahitliktir demiştir. Şamlerin bir görüşü de böyledir. Bundan dolayı bazı ilim adamları da: U'an yemin de değildir, şahitlik de değildir demişlerdir. Bu görüş ayrılığına dayanılarak, Müslüman olsun, hür kMir olsun, adalet sahibi iki köle ya da fasık karı koca arasında olsun lanetleşmenin yemin oluşuna binaen meşrudur. Dolayısıyla yemin etmesi sahih görülen herkesin li'an yapması da sahihtir. U'anın hür ve Müslüman eşler tarafından yapılmadıkça sahih olmayacağı da söylenmiştir. Çünkü li'an bir şahitliktir. Ayrıca kazf dolayısıyla had uygulanmış kimsenin li'anı da sahih olmaz. Bu hadis ise birinci gruptakilerin lehine bir delildir. Çünkü ravi "lanetleşti" ile "yemin etti" lafızları arasında fark gözetmemiştir. Yeminin teşvik, men ya da bir haberin tahkikine delalet ettiği de bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca İbn Abbas'ın rivayet ettiği hadisin rivayet yollarından birisindeki şu ifadeler de buna delildir: "(Allah Rasulü) ona: Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah adına yemin ederim ki, şüphesiz ben doğru söylüyorum diye yemin et, diye buyurdu. O (karısına zina isnad eden kişi) bunları dört defa söyleyecektir." Hadisi Hakim rivayet etmiştir. Beyhaki de, Cerir İbn Hazim yoluyla Eyyub'dan, o İkrime'den diye rivayet etmiştir. Biraz sonra da: "Yeminler olmasaydı, benim onunla halim daha başka olurdu" hadisi de gelecektir. Bazı Hanefiler eğer yemin olsaydı tekrarlanmazdı, diye gerekçe göstermiş iseler de buna şöyle cevap verilmiştir: Canların hürmeti (değeri ve dokunulmazlıkları) sebebiyle kasame nasıl farklı ise, ferelerin hürmetinin ağırlığına dikkat çekmek için de bu li'an kıyasın dışına çıkmıştır. Ayrıca eğer bu bir şahitlik olsaydı, tekrar edilmesi söz konusu olmazdı, ifadesiyle de şahitlik olmadığı lehine delil getirilmiştir. Benim incelemelerim sonucu gördüğüm şudur: U'an yalanı reddetmekteki kat'iliği ve doğruluğu ispatı bakımından bir yemindir, ama hakkında şahitlik lafzının da kullanılması, bunun zan ile yeterli olmayışının şart oluşu dolayısıyladır. Her iki tarafın da her iki husus şahitlik edebilecek şekilde bir bilgiye sahip bulunmaları kaçınılmazdır. Yemin olduğunu pekiştiren bir husus da şudur: Eğer kişi, Allah adına şehadet ederim ki kesinlikle şöyle olmuştur, diyecek olursa, bu kişi yemin eden bir kişi olarak değerlendirilir. Kaffal da "Mehasinu'ş-Şeria" adlı eserinde şöyle demektedir: U'an yeminlerinin tekrarlanmasının sebebi, kadına haddin uygulanması için başka hallerde dört şahidin yerine geçerli kabul edilişIeridir. Bundan dolayı Ii'an ifadelerine "şehadetler" adı verilmiştir
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ تَزَالُ جَهَنَّمُ تَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ حَتَّى يَضَعَ رَبُّ الْعِزَّةِ فِيهَا قَدَمَهُ فَتَقُولُ قَطْ قَطْ وَعِزَّتِكَ. وَيُزْوَى بَعْضُهَا إِلَى بَعْضٍ ". رَوَاهُ شُعْبَةُ عَنْ قَتَادَةَ.
Enes İbn Malik r.a.'den şöyle rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Cehennem durmaksızın daha fazla yok mu der. Nihayet izzetin rabbi oraya kademini koyar, cehennem de "Yeter, yeter" der ve bir kısmı diğer kısmına yaklaşır. Fethu'l-Bari Açıklaması: AÇIKLAMA’DAN SONRA –Lİ UMRİLLAH BAB’I VAR Allah'ın izzeti, sıfatları ve kelimeleri adına yemin etmek: Bu başlıkta genel, özele, özel de genele atfedilmiştir. Çünkü sıfatlar izzetten ve kelimelerden geneldir. 'Atalar adına yemin etmeyin' başlığı altında bu duruma işaret edilmişti. Yeminler sarih, kinayeli ve ikisi arasında olmak üzere farklı kısımlara ayrılırlar. İkisi arasında olanlar sıfatlardır. Sıfatların sarih yemine dahil olup olmadığı, sıfatlarla yemin ederken niyete gerek olup olmadığı ihtilaflıdır. Tercih edilen görüşe göre, zati sıfatların bir kısmı sarih yemine dahildir. Kişi hakları ile ilgili böyle bir yemin edilmişse bu yeminde gizli saklı bir yön kalmamaktadır. Fiili sıfatlar ise kinayeye dahildir. Allah'ın izzeti zati sıfatlardandır. Celal ve azameti de öyledir. Beyhaki'nin Marife'de açıkladığına göre Şafii şöyle demiştir: "Kim Allah'ın hakkı, azameti, celali, kudreti adına yemin ederse yemin etmeyi ister kastetmiş olsun ister olmasın yemin etmiş sayılır." (Ebu Hureyre şöyle demiştir) Ebu Said şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Sana istediğin şeyin on katı verilecektir." Bu hadis haşır ile ilgili uzun bir hadisin özeti olup Rikak kitabının sonunda yeterince şerh edilmiştir. (6573 nolu hadis) "Senin izzetin adına yemin ederim ki senden başka bir şey istemeyeceğim." diyen adamın sözüne karşılıktır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ifadeyi zikretmesi bu yemini takrir etmek olup böyle bir ifadenin yemin olacağına delalet etmektedir
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِمْرَتِهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمْرَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ، فِي إِمْرَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Usame İbn Zeyd komutanlığında bir seriye gönderdi. Ancak bazı kimseler Usame'nin komutanlığı hakkında ileri geri konuşmaya başladılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: ''Usame'nin komutanlığı hakkında ileri geri konuşuyorsunuz. Daha önce babasının komutanlığı hakkında da ileri geri konuşmuştunuz. Allah'a yemin ederim ki, (babası Zeyd) komutanlığa layıktı, o benim en çok sevdiğim kişilerden biriydi. Usame de Zeyd'den sonra benim en çok sevdiğim kimselerden biridir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nebi s.a.v.'in ........ diyerek yemin etmesi: İbn Abbas'tan nakledildiğine göre Allah'a yemin etmek Allah'ın isimleriyle yemin etmektir. Bu nedenle Malikiler ve Hanefiler ...... ifadesinin bir yemin olduğu kanaatindedirler. Şafiiler'e göre yemine niyet etme halinde bu lafızia yemin sabit olur. Yemin dışında bir niyetle bu lafız kullanılırsa o zaman yemin sabit olmaz. Bu lafız mutlak olarak söylenirse, anlamı ile ilgili iki değerlendirme bulunmaktadır: Bunların doğru olanı yemin niyetiyle söylenmemişse bu lafızia yemin sabit olmayacağıdır. Ahmed İbn Hanbel'den bu hususta iki görüş nakledilmiştir. Bunların sahih olanı bu lafızia yemin sabit olacağıdır. Gazali .uıl IJ ifadesinin anlamı ile ilgili iki görüş bulunduğunu belirtmiştir. Bu görüşlerden birine göre bu lafız .uıG anlamındadır. Diğer görüşe göre ise i .uı anlamındadır. Tercih edilmesi gereken görüş de ikincisidir. Bazıları ...... lafzının.uıl lafzı ile aynı anlama geldiğini söylemişlerdir. Maverdi,.uıı lafzının, ..... lafzının aksine, Arap örfünde kullanımının oldukça yaygın olduğunu belirtmiştir ........ lafzının kullanımıyla yeminin sabit olacağını söyleyenler bu lafzın .uıl anlamına gelmesinden hareket etmişlerdir .... Allah'ın sıfatlarından biridir, O'nun sıfatları kadimdir. Nevevi, et-Tehzib'de .uıl IJ lafzının ....... tamlaması gibi olduğunu, bu nedenle mutlak olarak söylendiğinde bu lafızia yeminin sabit olduğunu söylemiştir. Bir sonraki bölüm başlığı altında yer alan bir rivayet bu lafzın yemin anlamına geldiğini desteklemektedir. Süleyman İbn Davud aleyhisseıam kıssası ile ilgili Ebu Hureyre'den nakledilen bu hadise göre Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki .........." Süleyman inşallah deseydi (istediği kadar çocuğu olur ve bunların) her biri cihat ederdi» Allah en doğrusunu bilir . .......lafzının mutlak söylenmesi ile yeminin sabit olacağını ileri sürenler bu hadise dayanmışlardır. Oysa bu hadis sadece önce takdir edilenin aynısına delalet etmektedir, .uıl ........' Allah hakkı için anlamındadır. Musannif daha sonra Usame İbn Zeyd'in komutan tayin edilmesi ile ilgili İbn Ömer hadisini nakletmiştir. Bu hadis Megazi ve Menakıb'da yeterince şerh edilmişti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنِي غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مَعْبَدِ بْنِ خَالِدٍ، سَمِعْتُ حَارِثَةَ بْنَ وَهْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى أَهْلِ الْجَنَّةِ، كُلُّ ضَعِيفٍ مُتَضَعَّفٍ، لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اللَّهِ لأَبَرَّهُ، وَأَهْلِ النَّارِ كُلُّ جَوَّاظٍ عُتُلٍّ مُسْتَكْبِرٍ ".
Harise İbn Vehb Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dinlediğini nakletmiştir: "Size cennet halkının kimler olduğunu söyleyeyim mi? Bunlar zayıf düşürülmüş kimselerdir. Allah adına yemin etseler Allah yeminlerini tutmalarını sağlar. Cehennem halkı ise kaba, batıl yolda başkaları ile mücadele eden, kendini beğenmiş kimselerdir." Fethu'l-Bari Açıklaması: Allah Tealanın "Olanca güçleri ile Allah adına yemin ettiler" (el-En'am, 61109) buyurması: Ragıb el-Isfahanı şöyle demiştir: "Kasem yemin demektir. Kasem kelimesi 'kasame' kökünden gelmektedir. 'Kasame' ise maktulün velilerine yemin ettirmektir. Daha sonra bu kelime her tür yemin hakkında kuııanılmıştır. Ragıb şöyle demiştir: (Olanca güçleri ile yemin etmek) yemin ederken kapasitelerinin son haddinde yemin etmeye çalışmak anlamındadır. ibnu'l-Münzir şöyle demektedir: Allah adına yemin ettiğini söylemek ile sadece yemin ettiğini söylemek ile ilgili ihtilaf edilmiştir. Bazıları sadece yemin ettiğini söylemenin de yemin kastedilmese dahi yemin anlamına geleceğini belirtmişlerdir. Bu görüş İbn Ömer ve ibn Abbas'tan nakledilmiştir. İbrahim en-Nehaı, Süfyan es-Sevri ve Kufeliler bu kanaattedir. Çoğunluk ise, niyet edilmemişse, bunun yemin olmayacağı kanaatindedirler. İmam Malik şöyle demiştir: "Aııah'a yemin ederim demek yemindir. Ancak sadece yemin ederim demek ancak yemine niyet edilmişse yemindir." imam eş-Şafiı şöyle demiştir: "Sadece yemin ettiğini söylemek niyet etse dahi yemin sayılmaz. Allah'a yemin ederim demek de niyet edilirse yemindir." ibnu'l-Münir el-Haşiye'de şöyle demiştir: Buhari, 'yemin ederim' demenin yemin olmayacağını söyleyenlerin görüşünü reddetmektedir. Bu hususta, ilgili ayeti nakletmiştir. Bu ayette Allah adına kasem etmekten söz edilmiştir. Böylelikle kasem lafzı ile Allah lafzının bir arada zikredilmesinin hadislerde şart koşulmadığını açıklamıştır. Hadisler sadece kasem lafzının yemin anlamına geldiğine işaret etmektedir. Yemin eden kimsenin dışındakiler için de yemini yerine getirmek menduptur. Bu hadisin diğer bölümleri el-Cenaiz kitabında yer almaktadır. Hadiste söz edilen zayıf kimseler fakirler ve zayıf düşürülenlerdir. Bu hadisin şerhi Nur Süresinin tefsirinde genişçe anlatılmıştır. (Aııah adına yemin etseler Allah yeminlerini tutmalarını sağlar.) Bir şey yapmak için yemin etseler Aııah keremi ile onun yeminini yerine getirmesini ister, yeminınin gereğini ona yaptırır, böylece o da yeminini yerine getirmiş olur. Bu ifade kişinin duasının kabul edilmesi anlamında kinayedir
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنَ الأَنْصَارِ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَعَهَا أَوْلاَدٌ لَهَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنَّكُمْ لأَحَبُّ النَّاسِ إِلَىَّ ". قَالَهَا ثَلاَثَ مِرَارٍ.
Enes İbn Malik şöyle rivayet etmiştir. Ensardan bir kadın çocukları ile beraber Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üç kez şöyle buyurdu: "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki siz benim en sevdiğim kimselersiniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: Nebi s.a.v. nasıl yemin ederdi?: Devamlı ettiği yemin nasıldı? Ya da en çok nasıl yemin ederdi? Bu bölümde dört yemin lafzından söz edilmiştir. Bunlardan biri "Nefsimi elinde bulundurana yemin ederim" lafzıdır. "Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim" lafzı da bununla aynıdır. Bu lafzın başında bazen bazen L..i bazen e r-:i getirilmiştir. İkinci lafız "Hayır, kalpleri değiştirene yemin ederim» lafzıdır. Uçüncüsü "Allah'a yemin ederim» lafzıdır. Dördüncüsü "Kabe'nin Rabbine yemin ederim» lafzıdır. i! .uıl lafzının yemin anlamı taşıması lafzından değil, yemin edilmesinden kaynaklanır. Bu lafızların ilki hadislerde en çok varit alandır. İkincisi ile ilgili rivayette bu lafzın da çok kullanıldığına değinilmiştir. İbn Hazm Allah'ın, Kur'an ve sahih sünnette yer alan isimleri ve sıfatları ile yemin edilmiş olacağını, buna muhalefetin kefaret gerektireceğini belirtmişlerdir. Malikilerin ve Hanefilerin görüşü de budur. Bu görüş Şafilerden garip olarak nakledilmiştir. Şafiilerin meşhur görüşüne ve Hanbelilere göre üç çeşit yemin vardır: Bunlardan biri er-Rahman, alemlerin rabbi, mahlukatın yaratıcısı gibi Allah'a has isim ve sıfatlarla edilen yemindir. Bu lafızlar ister tek başına söylensin ister Allah kastedilerek söylensin bunlarla edilen yemin gerçekleşmiş sayılır, bağlayıcıdır. İkincisi Allah hakkında kullanıldığı gibi başka varlıklar için de sınırlı olarak kullanılan rab, hak gibi isim ve sıfatlarla edilen yeminlerdir. Bunlar Allah kastedilerek söylendiğinde bunlarla yemin gerçekleşmiş olur aksi takdirde gerçekleşmez. Üçüncüsü el-hayy, el-mümin, el-mevcut gibi başka varlıklar için de kullanılan isim ve sıfatlarla edilen yeminlerdir. Allah dışında bir varlık kastedilmişse ya da mutlak olarak kullanılmışlarsa bunlarla edilen yemin gerçekleşmiş sayılmaz. Ancak Allah adına yemin etmek kastedilerek bu lafızlarla yemin edilmişse sahih olan görüşe göre bu 'lafızlarla edilen yemin de bağlayıcıdır. Bu başlık altında toplam yirmi hadis naklediimiştir. Birinci hadis (Sa'd dedi ki) Sa'd İbn Ebi Vakkas'tır. Bu hadis Ömer'in menkıbeleri arasında yer almıştır. Orada yeterince şerh edilmiştir. (3683. hadis) (Hayır! Kalpleri evirip çevirene yemin ederim ........ İbn Mace bu hadisi Zühri'den naklen bir başka tarikle ve şu lafızia rivayet etmiştir: "Nebi s.a.v.'in en çok kullandığı yemin 'Hayır, kalpleri bir halden bir hale evirip çevirene yemin ederim!" ........ lafzıdır.'' Nebi s.a.v.'in bu lafzın başında "Hayıri ... demesi önceki sözü nefyetmek içindir. ........... lafzı yemin lafzıdır. Kalpleri çevirmekten kasıt özelliklerinin ve durumunun değişmesidir. Bizzat kalbin değişmesi değildir. Hadis kalbin isteme, sebep oluşturma ve diğer özellikleriyle amellerinin Allah'ın yaratmasıyla gerçekleşeceğine delalet etmektedir. Hadiste Allah'ın Kur'an ve sünnette sabit olan sıfatları ile ona layık bir şekilde besmele çekmenin caiz olduğu hükmü yer almaktadır. Bu hadiste Allah'ın sıfatlarından biri ile yemin edip daha sonra yemininden dönen kimseye kefaret gerekeceği de belirtilmiştir. Bu meselenin temelinde bir ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf hangi sıfatlarla yemin gerçekleşeceği ile ilgilidir. Doğru olan kalpleri "bir halden bir hale evirip çeviren" sıfatı gibi Allah'a has olup başkası hakkında kullanılmayan sıfatlarla yemin edileceğidir. Dördüncü ve beşinci hadisler (Cabir İbn Semüre ve Ebu Hureyre rivayetleri) Kisra helak olduktan sonra da başka kisra yoktur: Bu hadis Nebilik alametleri bölümünün sonunda geçmiştj,(3618. hadis) Burada yeniden ele alınma nedeni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemin etmesidir. Hayır, nefsimi elinde bulundurana yemin ederim ki, beni kendinden de daha çok sevmelisin: En üstün dereceye ulaşmak için senin söylediğin yeterli değildir. Buna benim söylediğim hususu da eklemelisin. Bazı zahitler bu hadisin "helak olacağını bilsen dahi benim rızamı kendi arzularından öne geçirme dikçe beni sevdiğini iddia edemezsin" anlamına geldiğini söylemişlerdir. Bu yorum İman kitabının başlarında da yer almıştl.(15. hadis) Ömer radıyallahu anh: "Evet, Allah'a yemin ederim ki, şimdi seni kendimden de daha çok seviyorum" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Şimdi oldu, ey Ömer" dedi: Ed-Davudi şöyle demiştir: Ömer'in bu mertebeye ulaştığına emin olamadığından Allah adına yalan yere yemin etmemek için önce durup kendini istisna etmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona olması gerekeni söyleyince kendini bir kez daha yoklamış ve Nebii kendi nefsinden de daha çok sevdiğine kesin kanaat getirmiş ve yemin etmiştir. El-Hattabi şöyle demiştir: İnsanın kendisini sevmesi doğaldır. Bir başkasını sevmesi ise sebeplere bağlı ve ihtiyaridir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem in-' san doğasını değiştirmek ve çevirmek imkansız olduğu halde, ihtiyari bir sevgi istemiştir. Bu değerlendirmeye şöyle bir cevap verilebilir: Ömer'in ilk verdiği cevap tabiata uygundu. Daha sonra düşünmüş, bir takım delillerden hareketle Hz. Nebii kendinden de daha çok sevdiğini anlamıştı. Kendisinin dünyada ve ahirette helakten kurtulmasına vesile olan ve tercih edilmesi gerekeni haber veren Hz. Nebidi. Ömer bunu anlayıp da gerekeni söyleyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Şimdioldu, .ey Ömer" demiştir. Sekizinci ve dokuzuncu hadisler Ebu Hureyre ve Zeyd İbn Halid'den nakledilen işçi kıssasının şerh i Hudud bölümünde genişçe ele alınacaktır. (6842. hadis) Ne dersiniz, Eslem, Gıfar, Müzeyne ve Cüheyne kabileleri: Bu hadiste yer alan i) kelimesi ........ anlamındadır. Eslem ve diğerlerinden kasıt meşhur kabilelerdir. Bu hadis Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderilişi ile ilgili hadislerin baş tarafında yer almıştır. Burada ele alınma amacı hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yemin ederek hayırlı olanı açıklamasıdır. Hayırlı olmanın anlamı çoğunluğun (genelin) çoğunlukla kıyas edilmesi ile olur. Diğer tarafta hayırlı olan kabiledeki bir fertten daha hayırlı bir fert bulunabilmesi mümkündür. On birinci hadis Bir memur görevlendirdi: Bu hadis Allah'ın izniyle Ahkam bölümünde genişçe şerh edilecektir. On beşinci hadis Sa'd İbn Muaz'ın mendilleri ile ilgili el-Bera İbn Azib'in rivayetidir. Bu hadis Menakıp ve Libasta şerh edilmiştir. Bu hadislerde Allah adına yemin etmenin caiz olduğu hükmü yer almaktadır. Bazıları ''Allah'ı yeminlerinizle, iyilik etmenize, takva sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmaya engel yapmayın."(Bakara, 224) ayetinden hareketle yemin etmeyi mekruh kabul ederler. Zira kişi çoğu kere yeminine bağlı kalmakta aciz olabilir. Burada varit olanlardan hareketle şu netice elde edilir: İtaat konusunda, bir ihtiyaç gereği olarak bir şeyi vurgulamak ya da tazim edilmeyi hak edene tazimde bulunmak için veya bir davada doğru sözlü ise hakim huzurunda yemin etmek caizdir
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ هَذِهِ، الآيَةَ الَّتِي فِي الْقُرْآنِ {يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا} قَالَ فِي التَّوْرَاةِ يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَحِرْزًا لِلأُمِّيِّينَ، أَنْتَ عَبْدِي وَرَسُولِي سَمَّيْتُكَ الْمُتَوَكِّلَ لَيْسَ بِفَظٍّ وَلاَ غَلِيظٍ وَلاَ سَخَّابٍ بِالأَسْوَاقِ وَلاَ يَدْفَعُ السَّيِّئَةَ بِالسَّيِّئَةِ وَلَكِنْ يَعْفُو وَيَصْفَحُ وَلَنْ يَقْبِضَهُ اللَّهُ حَتَّى يُقِيمَ بِهِ الْمِلَّةَ الْعَوْجَاءَ بِأَنْ يَقُولُوا لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ فَيَفْتَحَ بِهَا أَعْيُنًا عُمْيًا وَآذَانًا صُمًّا وَقُلُوبًا غُلْفًا.
Abdullah İbn Amr İbni'l-As'tan rivayet edildiğine göıre. Ey Nebi! "Şüphesiz biz seni şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, "(feth 8) ayeti Tevrat'ta şu şekilde geçmektedir: Ey Nebi! Biz seni şahid müjdeleyici ve ümmiler için bir koruyucu olarak gönderdik. Sen benim kulum ve elçimsin, sana Mütevekkil adını verdim. Bu Nebi ne kaba, ne de katıdır. çarşı-pazarda çığırtkanlık da yapmaz. Kötülüğe karşı kötülükle cevap vermez. İnsanları affedip hoş görür. İnsanların la ilahe illallah sözünü söylemesiyle bozulan dini düzeltip bu söz ile kör gözleri açana, sağır kulakları iyileştirene ve gafil kalpleri ayıltana kadar Allah Teala onun ruhunu almayacaktır. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayette geçen şahit kelimesi ile ümmete şahit olmelk, müjdeleyici kelimesi ile de itaat edenleri Cennetle, isyan edenleri Cehennemle müjdelemek kastedilmiştir. Şahit kelimesiyle, Hz. Nebi'in kendisinden önceki Nebilere tebliğ ile şahit olduğunun kastedildiği de söylenmiştir. Hadiste geçen ümmiler kelimesi ile "Araplar" kastedilmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aza kanaat getirdiği ve hoşuna gitmeyen şeylere katlandığı için, kendisine Mütevekkil denmiştir. Hz. Nebi'in yukarıda belirtilen kaba ve katı olmama özelliği şu ayet ile örtüşmektedir: "Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. "(AI-i imran 157) Bu rivayet, ..............(onlara karşı katı davran) (Tevbe 73; et-Tahrim 9) ayeti ile çelişmez. Şöyle ki, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kaba ve katı biri olmaması, yaratılış özellikleri açısından izah edilir. Katı davranmasını emreden ayet ise hemen bir tavır geliştirmesi ile açıklanır. Ya da Hz. Nebi'in kaba ve katı olmaması müminlere karşı, katı olması ise kafirlere ve münafıklara karşı şeklinde izah edilir. Nitekim bizzat ayette de bu açıklama vardır. (Tevbe 73) ..........Sehhab kelimesi bu rivayette ......sln harfi ile geçmiştir. Bu, Ferra ve daha başkalarının tespit ettiği bir lehçedir. Ancak meşhur olan kullanım .......sad harfi iledir. Hadiste geçen "kötülüğe karşı kötülükle savaş vermez," ifadesi şu ayete benzemektedir: "İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost Olur.(Fussılet 34) Nebi s.a.v.'in körlerı ve sagırları iyileştirmesi mecazi bir ifadedir ve bu ifade hakikat anlamında kullanılmamıştır