Sahîh-i Buhârî · 6678
Arapça metin
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ أَرْسَلَنِي أَصْحَابِي إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَسْأَلُهُ الْحُمْلاَنَ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ عَلَى شَىْءٍ ". وَوَافَقْتُهُ وَهْوَ غَضْبَانُ فَلَمَّا أَتَيْتُهُ قَالَ " انْطَلِقْ إِلَى أَصْحَابِكَ فَقُلْ إِنَّ اللَّهَ ـ أَوْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ـ يَحْمِلُكُمْ ".
Ebu. Musa el-Eş'arı şöyle anlatmıştır: Arkadaşlarım (Eş'arfler Tebük seferinde) kendilerine binek ve yük hayvanı istemek üzere beni Nebi'e gönderdiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vaılahi ben sizleri hiçbir hayvana bindiremem" dedi. O sırada ben kendisini öfkeli bir halde bulmuştum. (Bir süre sonra Bilal tarafından Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına çağrıldım.) Bu sefer Resulullah'a geldiğimde bana "Arkadaşlarına git ve onlara 'Allah -veya- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizleri (develere) yükleyecektir!' de" buyurdu
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ غَيْلاَنَ بْنِ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ بْنِ أَبِي مُوسَى، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ أَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ، مَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ ". ثُمَّ لَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ، فَأُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ لاَ يُبَارِكُ اللَّهُ لَنَا، أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا فَحَمَلَنَا. فَقَالَ أَبُو مُوسَى فَأَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ، إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ ".
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. şöyle demiştir: "Ben Eş'arilerden bir topluluk ile birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldim ve kendisinden, binek olarak kullanmak ve ağırlıklarımızı yüklemek üzere deve istedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Vaılahi sizlerin binek olarak kullanacağınız deve/erim yoktur, sizi bindireceğim hayvan da yoktur" dedi. Sonra biz Allah'ın dilediği kadar bir müddet bekledik. Derken Rsulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birtakım develer getirildi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize üç deve verilmesini emretti. Yola koyulduğumuzda içimizden bazıları şöyle dedi: Allah bize bereket ihsan etmez. Biz kendisinden binecek ve ağırlıklarımızı taşıyacak deve istemek için geldik, o da bizlere deve vermeyeceğine yemin etti. Ebu. Musa olayın devamını şöyle anlatmıştır: Bu konuşmanın ardından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldik ve aramızda konuştuklarımızı ona açtık. Bize şöyle dedi: "Sizleri develere yükleyen ben değilim. Fakat sizleri develere Allah yüklemiştir ve ben Allah'a yemin ederim ki inşaailah (diye) yemin eder de, sonra ondan başkasını daha hayırlı görürsem muhakkak yeminimden kefaret verir ve o daha hayırlı olan işi yaparım, kefCıret veririm
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ حَائِطًا وَأَمَرَنِي بِحِفْظِ الْبَابِ فَجَاءَ رَجُلٌ يَسْتَأْذِنُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". فَإِذَا أَبُو بَكْرٍ، ثُمَّ جَاءَ عُمَرُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ". ثُمَّ جَاءَ عُثْمَانُ فَقَالَ " ائْذَنْ لَهُ، وَبَشِّرْهُ بِالْجَنَّةِ ".
Ebu Musa r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçeye girdi, bana kapıyı bekleyip, korumamı emretti. Biraz sonra bir adam geldi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına girmek için izin istedi. (Ben bu isteği Nebie arz ettim.) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona izin ver ve cennetle müjdele!" buyurdu. Bu gelen Ebu Bekir'di. Sonra Ömer geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu. Sonra Osman geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ona da izin ver ve onu da cennetle müjdele!" buyurdu
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَبْدَةَ، أَنْبَأَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، حَدَّثَنَا غَيْلاَنُ بْنُ جَرِيرٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ أَبِي مُوسَى، قَالَ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي رَهْطٍ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ نَسْتَحْمِلُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " وَاللَّهِ مَا أَحْمِلُكُمْ وَمَا عِنْدِي مَا أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ " . قَالَ فَلَبِثْنَا مَا شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ أُتِيَ بِإِبِلٍ فَأَمَرَ لَنَا بِثَلاَثَةِ إِبِلٍ ذَوْدٍ غُرِّ الذُّرَى فَلَمَّا انْطَلَقْنَا قَالَ بَعْضُنَا لِبَعْضٍ أَتَيْنَا رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَسْتَحْمِلُهُ فَحَلَفَ أَلاَّ يَحْمِلَنَا ثُمَّ حَمَلَنَا ارْجِعُوا بِنَا . فَأَتَيْنَاهُ فَقُلْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا أَتَيْنَاكَ نَسْتَحْمِلُكَ فَحَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا . ثُمَّ حَمَلْتَنَا فَقَالَ " وَاللَّهِ مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ فَإِنَّ اللَّهَ حَمَلَكُمْ وَاللَّهِ مَا أَنَا حَمَلْتُكُمْ بَلِ اللَّهُ حَمَلَكُمْ إِنِّي وَاللَّهِ إِنْ شَاءَ اللَّهُ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ كَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي وَأَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ " . أَوْ قَالَ " أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ وَكَفَّرْتُ عَنْ يَمِينِي " .
Ebu Musa (el-Eş'arî) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: (Tebuk seferi için hazırlık yapılırken) ben Eş'arîlerden küçük bir cemaat içinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına vararak kendimiz için binek hayvanı istedik, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Vallahi sizi bindiremem ve sizi bindireceğim hayvan yanımda yoktur» buyurdu. Ebu Musa demiştir ki, bunun üzerine biz Allah'ın dilediği kadar bekledik. Sonra (Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ganimete ait) develer getirildi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bunlardan semizlikten) hörgüçleri beyazlaşmış üç dişi devenin bize verilmesini emretti. Biz (develeri teslim alıp) gidince, bazılarımız diğer arkadaşlarımıza: Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e müracaatla kendimiz için binek hayvanlarını istedik. Kendisi bize binek hayvanı veremeyeceğine yemin etti. Sonra da bize binek hayvanları verdi. (Herhalde biz O'na yeminini unutturduk, bundan sonra iflah olamayız) Geri dönelim, dediler. Bunun üzerine biz (geri dönüp) huzura çıktık ve: Ya Resulallah! Biz sana gelip binek hayvanları bize vermeni istedik. Sen bize binek hayvanları veremeyeceğine yemin ettin. Sonra da bizi bindirdin, dedik. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize: «Vallahi sizi ben bindirmedim. Sizi Allah bindirdi. Vallahi ben bir şey için yemin edip sonra o şeyden başka bir şeyin deha hayırlı olduğunu bildiğimde inşaallah şüphesiz yeminimin kefaretini öderim ve daha hayırlı olan şeyi işlerim.» buyurdu veya «Daha hayırlı olanı işlerim ve yeminimin kefaretini öderim» buyurdu. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 2109’de
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَرْسَلَنِي أَصْحَابِي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَسْأَلُهُ الْحُمْلاَنَ لَهُمْ، إِذْ هُمْ مَعَهُ فِي جَيْشِ الْعُسْرَةِ وَهْىَ غَزْوَةُ تَبُوكَ فَقُلْتُ يَا نَبِيَّ اللَّهِ، إِنَّ أَصْحَابِي أَرْسَلُونِي إِلَيْكَ لِتَحْمِلَهُمْ. فَقَالَ " وَاللَّهِ لاَ أَحْمِلُكُمْ عَلَى شَىْءٍ ". وَوَافَقْتُهُ، وَهْوَ غَضْبَانُ وَلاَ أَشْعُرُ، وَرَجَعْتُ حَزِينًا مِنْ مَنْعِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، وَمِنْ مَخَافَةِ أَنْ يَكُونَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَجَدَ فِي نَفْسِهِ عَلَىَّ، فَرَجَعْتُ إِلَى أَصْحَابِي فَأَخْبَرْتُهُمُ الَّذِي قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمْ أَلْبَثْ إِلاَّ سُوَيْعَةً إِذْ سَمِعْتُ بِلاَلاً يُنَادِي أَىْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ. فَأَجَبْتُهُ، فَقَالَ أَجِبْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدْعُوكَ، فَلَمَّا أَتَيْتُهُ، قَالَ " خُذْ هَذَيْنِ الْقَرِينَيْنِ ـ وَهَذَيْنِ الْقَرِينَيْنِ لِسِتَّةِ أَبْعِرَةٍ ابْتَاعَهُنَّ حِينَئِذٍ مِنْ سَعْدٍ ـ فَانْطَلِقْ بِهِنَّ إِلَى أَصْحَابِكَ فَقُلْ إِنَّ اللَّهَ ـ أَوْ قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ـ يَحْمِلُكُمْ عَلَى هَؤُلاَءِ فَارْكَبُوهُنَّ ". فَانْطَلَقْتُ إِلَيْهِمْ بِهِنَّ، فَقُلْتُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَحْمِلُكُمْ عَلَى هَؤُلاَءِ وَلَكِنِّي وَاللَّهِ لاَ أَدَعُكُمْ حَتَّى يَنْطَلِقَ مَعِي بَعْضُكُمْ إِلَى مَنْ سَمِعَ مَقَالَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ تَظُنُّوا أَنِّي حَدَّثْتُكُمْ شَيْئًا لَمْ يَقُلْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا لِي إِنَّكَ عِنْدَنَا لَمُصَدَّقٌ، وَلَنَفْعَلَنَّ مَا أَحْبَبْتَ. فَانْطَلَقَ أَبُو مُوسَى بِنَفَرٍ مِنْهُمْ حَتَّى أَتَوُا الَّذِينَ سَمِعُوا قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَنْعَهُ إِيَّاهُمْ، ثُمَّ إِعْطَاءَهُمْ بَعْدُ، فَحَدَّثُوهُمْ بِمِثْلِ مَا حَدَّثَهُمْ بِهِ أَبُو مُوسَى.
Ebu Musa r.a. dedi ki: "Arkadaşlarım (olan Eş'ariler) beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendilerini ve eşyalarını taşımak üzere ondan binek istemek üzere göndermişlerdi. Çünkü onlar da Teblik gazvesi diye bilinen Ceyşu'l-Usra (zorluk ordusun)da onunla birlikte (bulunmak istiyorlar) idiler. Ey Allah'ın Nebii dedim. Benim arkadaşlarım beni sana kendilerini ve yüklerini taşıyacak binek istemek üzere gönderdiler. Allah Resulü: Allah'a yemin ederim sizi ve yüklerinizi taşıyacak binek vermeyeceğim, diye buyurdu. Farkında olmadan gidişim onun öfkeli zamanına denk gelmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in binek vermeyişinden ve onun için de bana karşı menfi duygular hissetmiş olmasından dolayı üzülerek geri döndüm . Arkadaşlarımın yanına dönüp onlara Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerini haber verdim. Kısacık bir zaman henüz geçmişti ki Bilal'in: Ey Abdullah b. Kays diye seslendiğini işittim. Hemen yanına gittim, o: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seni çağırıyor, yanına git dedi. Onun yanına varınca bana -o sırada SaId (b. Ubade)'den satın almış olduğu- altı deveyi göstererek: Şu çiftleri al ve onları arkadaşlarına götür ve onlara: Allah -ya da Allah'ın Resulü, dedi- sizi ve eşyalarınızı taşımak üzere size bunları gönderdi, bunlara bininiz diye buyurdu de, dedi. Ben de o develeri alıp gittim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizi ve eşyalarınızı taşımak üzere bunları gönderdi. Fakat Allah'a yemin ederim sizden birinizi benimle birlikte Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bana söylediklerini işitmiş kimselerin yanına götürmedikçe bırakmayacağım ta ki benim size Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söyLemediği bir şeyi aktardığımı zannetmeyesiniz, dedim. Arkadaşlarım bana: Biz senin doğru söylediğine inanıyoruz. Bununla birlikte senin istediğini de yapacağız, dediler. Ebu Musa onlardan bir kaç kişi ile Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerine binek vermeyeceğini söylediği sözlerini, ondan sonra da onlara binek verdiğin) Ifade eden buyruklarını işitmiş kimselerin yanına gitti. Onlar da Ebu Musa'nın arkadaşlarına Ebu Musa'nın kendilerine söylediklerinin bir benzerini söylediler." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Tebuk gazvesi" Musannıf bu başlığı bu şekilde Veda haccından sonra zikretmiş bulunmaktadır. Ancak bu bir hatadır. Bunun istinsah edenlerden kaynaklanan bir hata olduğunu düşünmekteyim. Çünkü Teblik gazvesinin Veda haccından önce dokuzunev yıl recep ayında gerçekleştiğinde görüş ayrılığı bulunmamaktadır. "el-Usra (zorluk) gazvesi" yüce Allah'ın: "el-Usra saatinde (zorluk, darlık zamanında) ona tabi olanlar ... " [Tevbe, 117] buyruğundan alınmıştır ki bu da TEbuk gazvesidir. İbn Abbas yoluyla gelen hadiste de şöyle denilmektedir: "Ömer'e sen bize el-usra saatinden (zorluk zamanından) söz et denilince, o şöyle demişti: Aşırı sıcak bir zamanda TEbuk'e çıkıp gittik, oldukça susadık ... " Bu hadisi İbn Huzyme rivayet etmiş bulunmaktadır. Abdurrezzak'ın Tefsirinde Ma'mer'den, o Ibn Akil'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bineklerin az olduğu ve çok sıcak bir zamanda çıktılar. Öyle ki bir deveyi kesiyor, işkembesinde bulunan suları içiyorlardı. Bu sebeple bu, su sıkıntısı, binek azlı ğı ve mali sıkıntı bakımından bir zorluktu. Bu sebeple buna Gazvetu'l-usra (zorluk gazası) adı verilmiştir." Sözü geçen bu hadis Malik ve Müslim tarafından Muaz b. Cebel yoluyla gelen bir hadis olarak rivayet edilmiştir: "Ashab TEbuk yılı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya çıktılar. Allah Resulü: İnşailah yarın TEbuk pınarına varacaksınız. O pınara varan onun suyuna hiçbir şekilde el değdirmesin, diye buyurdu. Pınara vardığımızda daha önce iki kişinin varmış olduğunu gördük. Pınar ise çok az miktarda suyu tıpkı bir ip gibi akıtıyordu ... " Devamında Muaz b. Cebel, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O pınarın bir miktar suyuyla yüzünü ve ellerini yıkadıktan sonra aynı suyu tekrar pınara geri bıraktığını ve bundan sonra pınarın çok miktarda su akıtmaya başladığını, herkesin de su ihtiyacını karşıladığını zikretmektedir. TEbuk ile Medine arasında Medine'den Şam'a doğru 14 merhalelik mesafe vardır. Dımaşk ile TEbuk arasında ise 11 merhale bulunmaktadır. Bu gazaya sebep İbn Sa'd'ın, onun hocasının ve başkalarının zikrettiklerine göre şudur: Müslümanlar Şam'dan Medine'ye zeytinyağı getiren Nabatilerden, Rumiarın (Doğu Roma İmparatorluğunun, Bizansı) çok sayıda asker topladıkIarını, beraberlerinde hristiyan olmuş Araplardan Lahm, Cüzam ve başkalarını da getirdiklerini, onların öncü kuwetlerinin el-Belka denilen yere kadar ulaştıklarını söylediler. Bunun üzerine Nebi s.a.v. Müslümanları savaşa çıkmaya teşvik etti. Onlara ileride Ka'b b. Malik'in rivayet ettiği hadiste açıklanacağı üzere hangi tarafa gazaya gideceklerini de bildirdi. Taberani de İmran b. Husayn'ın şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Arap hristiyanları Hirakl (Heraklieus)'a şöyle bir mektup yazmışlardı: Nebilik iddiasında bulunarak ortaya çıkmış olan o adam helak oldu. Onlar yıllarca kıtlık musibeti ile karşı karşıyadırlar. Bu sebepten malları da telef oldu. Bunun üzerine Hirakl, Kubfu adında büyüklerinden bir adam gönderdi ve onunla birlikte kırk bin kişilik bir ordu donattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bu haber ulaştığında Müslümanların savaşa hazırlanacak güçleri yoktu. Osman da Şam'a göndermek üzere bir kervan hazırlamıştı. Ey Allah'ın Resulü dedi. İşte semerleriyle, yularlarıyla ikiyüz deve ve iki yüz ukiyye gümüş (veriyorum). (İmran b. Husayn) dedi ki: Allah Resulünü: Artık bundan sonra ne yaparsa yapsın amelinin Osman'a zararı olmayacaktır, dediğini işittim." "Şu çiftleri" yani biri diğerine ikişer ikişer bağlanmış olan deveyi "a!." "O vakit Sa'd'den satın almış olduğu ... " Şu ana kadar muayyen olarak bu Sa'd'ın kim olduğunu tespit edemedim. Bununla birlikte içimde onun Sa'd b. Ubade olduğu kanaati vardır. Hadis-i şeriften anlaşıldığına göre yemin eden bir kimse eğer ondan daha hayırlı bir hali görecek olursa yemininden vazgeçmesi müstehaptır. Nitekim ileride Yeminler ve nezirler (adaklar) bölümünde (6678. hadiste) buna dair açıklamalar gelecektir. Aynı şekilde gazap halinde de yeminin gerçekleşmiş olacağı da anlaşılmaktadır. Yine orada yüce Allah'ın izniyle Ebu Musa'nın rivayet ettiği hadisten çıkartılan geri kalan sonuçları da kaydedeceğiz
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَابْنُ أَبِي عُمَرَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي كُرَيْبٍ - قَالُوا حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي أُبْدِعَ بِي فَاحْمِلْنِي فَقَالَ " مَا عِنْدِي " . فَقَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنَا أَدُلُّهُ عَلَى مَنْ يَحْمِلُهُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ دَلَّ عَلَى خَيْرٍ فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِ فَاعِلِهِ " .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebû Kureyb ve İbnİ Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız Ebû Kureyb'indir. (Dedilerki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Ebû Amr Eş-Şeybânî'den, o da Ebû Mes'ûd El-Ensârî'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Bir adam Nebi (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Benim hayvanım helak oldu; bana bir binek hayvanı ver! Dedi. Efendimiz: «Bende yok!» buyurdu. Bunun üzerine bir adam : — Yâ Resûlâllah! Ben ona binek hayvanı verecek kimseyi gösteririm! Dedi. Resûlullah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem) «Her kim bir hayra delâlet ederse ona da hayrı yapanın ecri kadar ecir verilir.» buyurdular
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ أَبُو مُوسَى أَكْرَمَ هَذَا الْحَىَّ مِنْ جَرْمٍ، وَإِنَّا لَجُلُوسٌ عِنْدَهُ وَهْوَ يَتَغَدَّى دَجَاجًا، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ، فَدَعَاهُ إِلَى الْغَدَاءِ، فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ. فَقَالَ هَلُمَّ، فَإِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ. فَقَالَ إِنِّي حَلَفْتُ لاَ آكُلُهُ. فَقَالَ هَلُمَّ أُخْبِرْكَ عَنْ يَمِينِكَ، إِنَّا أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَرٌ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَأَبَى أَنْ يَحْمِلَنَا فَاسْتَحْمَلْنَاهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ لَمْ يَلْبَثِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُتِيَ بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا قَبَضْنَاهَا قُلْنَا تَغَفَّلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، لاَ نُفْلِحُ بَعْدَهَا أَبَدًا فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ حَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا وَقَدْ حَمَلْتَنَا. قَالَ " أَجَلْ، وَلَكِنْ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهَا ".
Zehdem dedi ki: Ebu Musa (Kufe'ye vali olarak geldiğinde) Cerm'lilerden bu kabileye ikramda bulundu. Bizler onun yanında oturuyorken kendisi de öğlen yemeğinde tavuk yiyordu. Orada bulunanlar arasında oturan birisini yemeğe çağırdı. O da: Ben o tavuğu bir şeyler yerken gördüm de bundan dolayı ondan tiksindim dedi. Ebu Musa ona: Gel dedi, ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tavuk yerken görmüşümdür. Adam: Ben onu yememeğe dair yemin ettim deyince, Ebu Musa: Gel de sana yeminine dair haber vereyim, dedi (ve şöyle devam etti): Bizler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna Eş'arilerden birkaç kişi olarak vardık. Ondan bize, bizi taşıyacak binek vermesini istedik. O bize binek vermek istemedi. Yine ondan bize binek vermesini istedik, bize binek vermemek üzere yemin etti. Daha sonra aradan fazla zaman geçmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ganimet olarak alınmış bir takım develer getirildi. Bunun üzerine bize beş tane yük taşıyacak deve verilmesini emretti. O develeri ele geçirdikten sonra bizler: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yeminini unutturduk, bundan sonra asla iflah olmayacağız dedik. Onun yanına gittim ve: Ey Allah'ın Resulü dedim. Sen bize bizi taşıyacak binek vermemek üzere yemin etmiştin. Şimdi ise bize binek verdin. Şöyle buyurdu: Evet, ben herhangi bir hususa dair yemin eder de başkasının ondan hayırlı olduğunu görürsem mutlaka ondan hayırlı olduğunu gördüğüm işi yaparım." Açıklaması: "Ebu Musa gelince" Osman r.a. döneminde Kufe valisi olarak oraya gelince demektir