İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 6742

Laws of Inheritance (Al-Faraa'id)

Arapça metin

حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَبَّاسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ هُزَيْلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ لأَقْضِيَنَّ فِيهَا بِقَضَاءِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ، وَلاِبْنَةِ الاِبْنِ السُّدُسُ، وَمَا بَقِيَ فَلِلأُخْتِ‏.‏

Huzeyl b. Şurahbil, (Kız, oğlun kızı ve kız kardeş mirası) konusunda elbette Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hükmettiği gibi hüküm vereceğim -veya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki- diyerek söze başlamış ve kız için yarım, oğlun kızı için altıda bir ve kızkardeş için de asabe yoluyla geri kalan üçte bir verileceğini söylemiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal şöyle demiştir: Bilginler, kız kardeşlerin ölünün kızlarıyla birlikte bulunduklarında asabe oldukları konusunda icma etmişlerdir. Buna göre kız kardeşler, kızlardan arta kalan mirası alırlar. Bir kimsenin geriye sadece kızı ve kız kardeşi kalsa Muaz'ın rivayet ettiği hadise göre kızı yarısını, kız kardeşi de kalan yarısını alır. Buna karşılık iki kız ve bir kız kardeşi kalacak olsa, kızlar mirasın üçte ikisini alırken kız kardeş kalan üçte birini alır. Bir kimsenin öldükten sonra geriye kızı, kız kardeşi, oğlunun kızı kalsa İbn Mesud hadisine göre kızı mirasın yarısını alırken, oğlunun kızı, bu payı 2/3'e çıkaracak hisseyi alırken, kız kardeşi de geriye kalanı alır. Çünkü kızlar 2/3'ten daha fazlasına mirasçı olamazlar. Bu konuda İbn Mesud'a, İbn Abbas'tan başka muhalif olan olmamıştır. Çünkü İbn Abbas şöyle diyordu: Kız, mirasın yarısını alırken, kalanı asabenindir. Kız kardeş ise hiçbir şeyalamaz. Aynı şekilde ölenin kızıyla, oğlunun kızı mirasın 2/3'ünü alırken, kalanı asabenindir. Ölünün asabesi olmadığında ise kalan kısım kıza veya kızlara iade edilir. Bu konudaki hüküm daha önce geçmişti. İbn Battal şöyle devam eder: Zahiriler hariç bu konuda İbn Abbas'a katılan olmamıştır. İbn Battal şöyle devam eder: Çoğunluğun delili akli açıdan şöyledir: Allahu Teala'ın "Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kız kardeşi bulunursa ... "(Nisa 176) ayet-i kerimesinde "çocuğun olmaması", kız kardeşin mutlak olarak mirastan payalmasının değil, diğer varislerle bölüştüğü payını almasının şartı kılınmıştır. Şart bulunmadığında hisse sakıt olur. Bu onun başka bir manada mirasçı olmasına engel değildir. Tıpkı erkek kardeşin kız kardeşine mirasçı olmasının onun çocuğunun bulunmaması şartına bağlanması gibi. Erkek kardeş, kız kardeşine -onu!) çocuğu olmadığı takdirde- mirasçı olur. Bilginler, erkek kardeşin kız kardeşine onun kızı ile birlikte mirasçı olabileceği noktasında icma etmişlerdir. Bu mesele kocanın mirasın yarısını alabilmesi için ölenin çocuğunun olmamasının şart olmasına benzemektedir. Bu, kocanın ölenin kızıyla birlikte bulunduğunda mirasın yarısını almasına man i değildir. Koca yarının yarısını hissesi olarak, kalan yarıyı da -mesela ölen kadının amcaoğlu ise- asabe olarak alır. Kız kardeş de açıklamasını yaptığımız durumda aynen böyledir. Doğruyu en iyi Allah Teala bilir

Sahîh-i Buhârî, 6742

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَلْحِقُوا الْفَرَائِضَ بِأَهْلِهَا فَمَا بَقِيَ فَهْوَ لأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Miras pay/arını sahip/erine veriniz. Bu pay/ardan geri ka/an herhangi bir şey de baba tarafından en yakın o/an erkek kişiye aittir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari'nin attığı bu başlıktan maksadı, ölen kişinin kendi sulbünden oğlu hayatta olmadığı takdirde demektir ki ölenin oğlu, oğlun oğlunun ister babası olsun, isterse amcası olsun farketmez. İbn Battal şöyle demiştir: Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre bir kimse ölür, geride eşi, babası, kızı ve oğlunun oğluyla, oğlunun kızı kalırsa, ashab-ı feraiz'den eş, 114, baba 116 ve kız 112 alır. Geriye kalan ise bir erkeğe iki dişi hissesi olmak şartıyla oğlun oğluyla kızına kalır. Geride kalan kız, oğlandan daha alt derecede ise oğlan mirasın kalanını alırken, kız bir şeyalamaz. Bazı alimlere göre ise geri kalan hisse mutlak olarak oğlana verilir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu pay/ardan geri ka/an herhangi bir şey de baba tarafından en yakın o/an erkek kişiye aittir" buyurmaktadır. Zeyd b. Sabit ve çoğunluk ise "Allah size çocuk/arın ız hakkında erkeğe, kadının payının iki mis/i (miras vermenizi) emreder"(Nisa 11) ayetini esas almışlardır. Onlar, gerek erkek, gerek kız oğlanın çocuklarının ölünün oğlu hayatta olmadığı takdirde aynı derecede olmaları kaydıyla oğullar gibi olduğu noktasında icma etmişlerdir. Buna göre oğlun oğluyla, oğlun kızının birlikte mirastan payalmaları "en yakın o/an erkek kişiye aittir" ifadesinin genelliğini tahsis etmektedir

Sahîh-i Buhârî, 6735
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ بِسْطَامٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، عَنْ رَوْحٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ طَاوُسٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ أَلْحِقُوا الْفَرَائِضَ بِأَهْلِهَا، فَمَا تَرَكَتِ الْفَرَائِضُ فَلأَوْلَى رَجُلٍ ذَكَرٍ ‏"‏‏.‏

İbn Abbas'ın nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Miras paylarını sahiplerine veriniz. Bu paylardan geri kalan herhangi bir şey de baba tarafından en yakın olan erkek kişiye aittir." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharl'nin attığı başlığı şu şekilde açıklamak mümkündür: Bir adam bir kadınla evlenir. Kadın ondan bir erkek çocuk dünyaya getirir. Sonra aynı adam, başka bir kadınla evlenir. O kadın da bundan bir erkek çocuk doğurur. Sonra adam ikinci kadından ayrılır. O ikinci kadınla bu kişinin erkek kardeşi evlenir. Kadın ondan da bir kız doğurur. Bu kız, ikinci oğlanın ana bir kız kardeşi ve amcasının kızıdır. Sonra bu kız da amcaoğlu olan birinci oğlanla evlenir. Sonra bu kadın ölür, geriye birisi ana bir erkek kardeş, diğeri de kocası olan iki amcaoğlu bırakmış olur. Hz. Ali'nin yaptığı taksime göre koca mirasın yarısını alır. Ana bir erkek kardeş altıda birini alırken, geriye kalan aralarında ortaklaşa bölünür. Kısacası erkeğe kadının kocası olduğu için mirasın yarısı verilirken, diğerine ana bir erkek kardeşi olduğu için altıda biri verilir. Geriye mirasın üçte biri kalır. Bu da asabe olma hasebiyle aralarında böıüştürüıür. Böylece koca mirastan kocalık hissesi ve asabe olması hasebiyle üçte ikisini alırken, diğeri miras hissesi ve asabe olarak üçte birini alır. İbn Battal şöyle demiştir: Zeyd b. Sabit ve çoğunluğu oluşturan fıkıh bilginleri bu konuda Hz. Ali'ye katılmışlardır. Hz. Ömer ve İbn Abbas ise şöyle demişlerdir: Kocanın hissesinden arta kalan malın tamamı, iki akrabalığı kendisinde bulundurana verilir. O kişi altıda birini normal hissesi olarak alırken, kalan üçte birini asabe olarak alır. Hasan-ı Basrı, Ubey, Sevr, Zahirilerin görüşü bu doğrultudadır. Bu görüşü savunanlar birisi ana baba bir, diğeri baba bir olan iki erkek kardeş hakkında var olan icmaı delil .olarak göstermişlerdir. İcmaa göre bu durumda ana baba bir erkek kardeş annesi hasebiyle daha yakın olduğu için malın tamamını alır. Çoğunluğu oluşturanların delilleri ise Buharl'nin Ebu Hureyre hadisinde işaret ettiği husustur. "Her kim ölür de arkasında bir mal bırakırsa onun malı mirasçılarına, asabesine aittir" hadisinde "mevali'l-asabe" amcaoğullarıdır. Hadiste Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcaoğullarını eşit tutmuş, birini diğerine üstün tutmamıştır. "Ben o kimse için çağrı lı rı m " cümlesini İbn Battal şöyle açıklamıştır: Borcunu ödemek ve geride bıraktığı ihtiyaçlarını göremeyen acizlerin ihtiyaçlarını gidermek için beni çağırın

Sahîh-i Buhârî, 6746
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا أَبُو قَيْسٍ، سَمِعْتُ هُزَيْلَ بْنَ شُرَحْبِيلَ، قَالَ سُئِلَ أَبُو مُوسَى عَنِ ابْنَةٍ وَابْنَةِ ابْنٍ وَأُخْتٍ، فَقَالَ لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ وَلِلأُخْتِ النِّصْفُ، وَأْتِ ابْنَ مَسْعُودٍ فَسَيُتَابِعُنِي‏.‏ فَسُئِلَ ابْنُ مَسْعُودٍ وَأُخْبِرَ بِقَوْلِ أَبِي مُوسَى، فَقَالَ لَقَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَا أَنَا مِنَ الْمُهْتَدِينَ،، أَقْضِي فِيهَا بِمَا قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لِلاِبْنَةِ النِّصْفُ، وَلاِبْنَةِ ابْنٍ السُّدُسُ تَكْمِلَةَ الثُّلُثَيْنِ، وَمَا بَقِيَ فَلِلأُخْتِ ‏"‏‏.‏ فَأَتَيْنَا أَبَا مُوسَى فَأَخْبَرْنَاهُ بِقَوْلِ ابْنِ مَسْعُودٍ، فَقَالَ لاَ تَسْأَلُونِي مَا دَامَ هَذَا الْحَبْرُ فِيكُمْ‏.‏

Huzeyl b. Şurahbil şöyle demiştir: Ebu Musa el-fş'ari'ye ölenin kızı, oğlunun kızı ve kız kardeşi birlikte bulunduklarında miras payları soruldu. Ebu Musa şöyle cevap verdi: "Miras malın yarısı ölen kişinin kızına, bir yarısı da kız kardeşine aittir." Ebu Musa soruyu soran kişiye "Abdullah b. Mesud'a git (bu meseleyi ona da sor). Zannediyorum o da benim görüşüm e uygun cevap verecektir" dedi. Mesele İbn Mesud'a sorulup, Ebu Musa'nın cevabı ve onun tarafından gönderildiği haber verilince Abdullah b. Mesud şöyle dedi: "Eğer oğlun kızını mirastan mahrum edersem elbette dalalete düşmüş kimselerden olurum. Hidayete erenlerden olamam. Bu meselede ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hükmettiği gibi hükmederim (ki o da şudur): Ölünün kızı mirasın yarısını alır, oğlununkızı da üçte ikiyi tamamlamak üzere ltıda bir alır. Geri kalan (üçte bir) de kız kardeşin payı olur" dedi. Hüzeyl şöyle dedi: Biz Ebu Musa'ya gelip, İbn Mesud'un fetvasını kendisine haber verdik. Bize "Aranızda bu habr (büyük alim) bulunduğu sürece bana bir şey sormayınız" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ebu Ubeyd el-Herevı, "habr" kelimesinin sözü yazıp telif etme, güzelleştirme kökünden türeme "alim" anlamına olduğunu söylemiştir. İbn Battal şöyle der: Bu hadisten şöyle bir sonuç çıkmaktadır: Bir alim herhangi bir meselede nass olmadığını düşündüğü takdirde içtihad eder ve o meseleyi araştırmadıkça cevap vermeye kalkışmaz. Hadis bize herhangi bir ihtilaf halinde Nebi s.a.v.'in sünnetinin delil olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla böyle bir durumda hadisi esas almak gerekir. Hadisten o dönemin bilginlerinin in saf sahibi kişiler olduklarını, hakkı kabul edip, ona döndüklerini, birbirlerinin alim ve fazilet sahibi kimseler olduğuna şehadet ettiklerini, İbn MfZsud'un sünneti iyi bildiğini, Ebu Musa'nın fetva verirken araştırdığını ve kencljsinden daha alim olduğunu düşündüğü kimseyi gösterdiğini görüyoruz." . İbn Battal şöyle devam eder: --İbn Mesud'un rivayeti konusunda bilginler arasında herhangi bir ihtilaf yoktur. Ebu Musa'nın cevabı onun kendi görüşünden döndüğünü göstermektedir. Tahavı, İbn Mesud hadisine dayanarak İbn Abbas'ın rivayet ettiği "Bu paylardan geri kalan herhangi bir şey de baba tarafından en yakın olan erkek kişiye aittir" hadisinden maksadın, ölüye asabelerin en yakını olduğunu söylemiştir. Buna göre ölüye en yakın asabe kadın bile olsa ashab-ı feraizden arta kalan malı o alır. Hadisin bu hükme delaleti şöyledir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem baba tarafından olan kızkardeşleri kızlarla birlikte asabe yapmıştır. Dolayısıyla onlar kızlarla birlikte bulunduklarında miras açısından erkek hükmünde olmuşlardır. İbnü'l-Arabı şöyle der: Ebu Musa ve İbn Mesud olayından herhangi bir konuda haber olduğu öğrenilmeden önce kıyasa göre amel etmenin caiz olduğu, öğrendikten sonra haberin hükmüne dönmek gerektiği ve nassa aykırı olan hükmü almamak gerektiği anlaşılmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 6736
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُثْمَانَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلَ عَلَىَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا مَرِيضٌ، فَدَعَا بِوَضُوءٍ فَتَوَضَّأَ، ثُمَّ نَضَحَ عَلَىَّ مِنْ وَضُوئِهِ فَأَفَقْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا لِي أَخَوَاتٌ‏.‏ فَنَزَلَتْ آيَةُ الْفَرَائِضِ‏.‏

Cabir r.a. şöyle demiştir: Ben hasta iken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi. Abdest suyu istemiş ve abdest almış. Sonra abdest suyundan benim üzerime serpmiş. Bunun üzerine baygınlıktan ayıldım ve "Ya Resu:allah! Benim (mirasçı olarak) ancak kız kardeşlerim vardır" dedim. Bunun üzerine feraiz ayet i indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu konuda Feraiz bölümünün en başında yer alan Cabir hadisini zikretmiştir. Hadise burada da yer verilmesinin amacı Cabir'in "Benim (mirasçı olarak) ancak kız kardeşlerim vardır" şeklindeki ifadesidir. Çünkü bu ifade onun çocuğunun olmadığını kesin olarak belirtmektedir. Müellif buradan erkek kardeşlerin mirastan evleviyetle payalacakları sonucunu çıkarmıştır. Imam Buharl'nin önce kız kardeşlerden söz etmesi, hadis-i şerifte onların açık olarak ifade edilmelerindendir. İbn Battal şöyle demiştir: Bilginler, ana-baba bir erkek kardeşlerle baba bir kardeşlerin, ölenin oğluyla (oğlunun oğlu, oğlunun oğlunun oğlu ... da aynıdır) birlikte bulunduklarında ona mirasçı olacakları, babayla birlikte bulunduklarında olamayacakları noktasında görüş birliği etmilerdir. Fıkıh bilginleri daha önce işaret edildiği üzere sözü geçen varislerin öleı.:n dedesiyle birlikte bulunmaları durumunda mirastan pay alıp alama'acakları noktasında ihtilaf etmişlerdir. Bunun dışında kız kardeşlerden birisi hissenin yarısını alırken, iki kız ve daha fazlası üçte ikisini alırlar. Erkek kardeş ise tamamını alır. Bundan daha fazla mirasçı bulunduğunda mirası ortaklaşa böıüşürler. Mirasçılar erkek ve kız kardeşler şeklinde iseler Kur'an-ı Kerim'in açıkça belirttiği üzere erkek, iki dişi hissesi alır. Bu konuda fıkıh bilginleri arasında herhangi bir ihtilaf yoktur. Ancak bir kadının geriye kocası, annesi ve ana bir iki kız kardeşiyle, ana-baba bir erkek kardeşi kaldığı takdirde çoğunluğu oluşturan bilginler, bunların tümü mirastan payalır derlerken, Hz. Ali, Ubey, Ebu Musa ana-baba bir bile olsalar erkek kardeşlerin ana bir erkek kardeşlerle birlikte bulunduklarında mirasçı olamayacaklarını söylemişlerdir. Çünkü onlar asabedirler. Oysa ashab-ı feraiz mirasın tamamını almış bulunmaktadır. KCıfelilerden bir grup da aynı görüşü ileri sürmüşlerdir

Sahîh-i Buhârî, 6743
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، شَيْبَانُ عَنْ أَشْعَثَ، عَنِ الأَسْوَدِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ أَتَانَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ بِالْيَمَنِ مُعَلِّمًا وَأَمِيرًا، فَسَأَلْنَاهُ عَنْ رَجُلٍ، تُوُفِّيَ وَتَرَكَ ابْنَتَهُ وَأُخْتَهُ، فَأَعْطَى الاِبْنَةَ النِّصْفَ وَالأُخْتَ النِّصْفَ‏.‏

Esved b. Yezid şöyIe demiştir: "Muaz b. CebeI bize Yemen'e bir eğitici / öğretici ve emir oIarak geIdi. Kendisine vefat edip, geride bir kızıyIa kız kardeşi kaIan kimsenin mirasının nasıI payIaştmIacağını sordu k. Muaz mirasın yarısını kıza, yarısını da kız kardeşe verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Kız çocukIarının mirası konusundaki temeI dayanak, Feraiz böIümünün baş tarafında geçtiği üzere "Allah size çocuklarınız hakkında erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder"(Nisa 11) ayet-i kerimesidir. KızIarın mirasına, ayetin nüzuI sebebine ve cahiliye haIkının kızIara miras vermedikIerine daha önce işaret edilmişti. "(Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler"(Nisa 11) ayet-i kerimesi hakkında o meşhur soruya cevap veren bilginIer de aynı sebebi esas aImışIardır. Çünkü bu ayet inince şöyIe denilmişti: Ayette iki kızın tek başIarına değil, öIenin,oğIuyIa birlikte bulunma durumundaki hükmü ile her iki halde tek kızın ve iki kızdan daha fazlasının durumu zikredilmektedir. İbn Abbas, iki kızın hükmünün bir kız gibi olduğu görüşünde tek kalmıştır. Çoğunluk bu görüşü benimsememiştir. Bilginlerin bu konudaki esas aldıkları delil hakkında ihtilaf edilmiştir. Bazı bilginler, iki kızın hükmünün üç ve daha fazla kızın hükmü gibi olduğunu söylemiştir. Bunların delili sünnetteki açıklamalardır. Çünkü ayet ihtimale açık olunca sünnet, iki kızın hükmünün ikiden daha fazla kızın hükmü gibi olduğunu açıklamıştır. Bu, nüzul sebebi konusunda açık ve nettir. Zira amca iki kızın mirastan payalmasına engel olunca ve kızların anneleri bunu şüpheyle karşılayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Allah bu konuda hükmünü verecektir" buyurmuş, bunun üzerine miras ayeti inmiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem amcaya haber göndermiş ve "Sa'd'ın iki kızına mirasın üçte ikisini ver" buyurmuştur. Bu durum Kitabın (Kur'an) sünnetle nesh edilmesi sonucunu doğurur gibi bir itiraza mahal yoktur. Çünkü yapılan nesh değil, açıklamadır. Bazıları ise şöyle demiştir: İki kızın hükmü, iki kız kardeşe kıyas edilerek bulunmuştur. Çünkü kızlar daha önceliklidir. Zira onlar, ölüye kızkardeşine nazaran daha şefkatli olmak gibi bir özellik taşırlar, Dolayısıyla onlar, kızkardeşlerden daha aşağı mertebede olamazlar

Sahîh-i Buhârî, 6734
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ قَالَ قَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي جَنِينِ امْرَأَةٍ مِنْ بَنِي لَحْيَانَ سَقَطَ مَيِّتًا بِغُرَّةٍ عَبْدٍ أَوْ أَمَةٍ‏.‏ ثُمَّ إِنَّ الْمَرْأَةَ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا بِالْغُرَّةِ تُوُفِّيَتْ، فَقَضَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ بِأَنَّ مِيرَاثَهَا لِبَنِيهَا وَزَوْجِهَا، وَأَنَّ الْعَقْلَ عَلَى عَصَبَتِهَا ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Lihyan oğullarından bir kadının ölü olarak düşen ce nın i için gurre yani bir köle veya bir cariye verilmesine hükmetti. Sonra hakkında.gurre ile hükmettiği kadın vefat edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O kadının mirasının oğullarına ve kocasına ait olduğuna ve ödeyeceği diyeti asabesinin ödemekle yükümlü olduğuna hükmetti. Fethu'l-Bari Açıklaması: Karı-kocadan hiçbirinin herhangi bir şekilde miras hakları sakıt olmaz. Aksine çocuk kocanın miras payını yarıdan dörtte bire, kadınınkini ise dörtte birden sekizde bire düşürür. İmam Buhari bu konuda bir başka kadına vurup, çocuğunun düşmesine sebep olan kadın hakkında verilen hükmü Ebu Hureyre'den nakletti. Bu olayda vuran kadın daha sonra ölür. Nebi s.a.v. cenin hakkında gurre ile hükmeder ve bunu katil olan kadının asabesinin ödemek zorunda olduğunu ve kendi mirasının ise çocuklarına ve kocasına kalacağını belirtir. Bu hadisin geniş bir açıklaması ileride inşaallah Diyat bölümünde gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 6740

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.