Sahîh-i Buhârî · 6963
Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّجْشِ.
İbn Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem neceşi (hlleli arttırmayı) yasaklamıştır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mekruh olan neceş (hileli arttırma)" İmam Buhari bununla "Resulullah s.a.v. neceşi yasaklamıştır" lafzıyla rivayet edilen hadisin bazı rivayet yollarında Ebu. Hureyre'den "Neceş yapmayınız" şeklindeki rivayete işaret etmektedir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Büyu' bölümünde geçmişti. Başlıkta yer alan "mekruhluk"tan maksat tahrimen mekruhluktur
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّجْشِ.
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem neceş'i yasakladı". Tekrar:
قَرَأْتُ عَلَى مُصْعَبِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الزُّبَيْرِيِّ عَنْ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو حُذَافَةَ، حَدَّثَنَا مَالِكُ بْنُ أَنَسٍ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَهَى عَنِ النَّجْشِ .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) necş'i yasaklamıştır. Diğer tahric: Buhari ve Müslim de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA
حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ النَّذْرِ وَقَالَ " إِنَّهُ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا، وَلَكِنَّهُ يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ ".
Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nezirde bulunmayı yasaklamış ve "Şurası muhakkaktır ki nezir hiçbir şeyi geri çevirmez. Fakat nezir sebebiyle cimri kimseden mal çıkarılır" demiştir
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَنْ تَلَقِّي الْجَلَبِ .
İbn-i Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Celebi karşılamayı yasaklamıştır. BUHARİ HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
قَالَ مَالِكٌ عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَهَى عَنِ النَّجْشِ .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'den: Resülullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Neceşi (alıcı olmadığı halde alıcı gibi davranarak malın fiyatını yükseltmeyi) yasakladı
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، رضى الله عنهما قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِمِنًى " أَتَدْرُونَ أَىُّ يَوْمٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " فَإِنَّ هَذَا يَوْمٌ حَرَامٌ، أَفَتَدْرُونَ أَىُّ بَلَدٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " بَلَدٌ حَرَامٌ، أَتَدْرُونَ أَىُّ شَهْرٍ هَذَا ". قَالُوا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ " شَهْرٌ حَرَامٌ ". قَالَ " فَإِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ وَأَعْرَاضَكُمْ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا ".
İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mina'da iken şöyle buyurdu: Bugün hangi gündür, biliyor musunuz? Onlar: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. O: Şüphesiz bugün haram bir gündür. Bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz, dedi. Onlar: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. O: Bu haram bir beldedir. Bu ayın hangi ay olduğunu biliyor musunuz, dedi. Onlar: Allah ve Rasulü daha iyi bilir, dediler. O: Bu haram bir aydır, dedi. Devamla şöyle buyurdu: Şüphesiz Allah bu gününüzün, bu ayınızda, bu beldenizdeki haramlığı gibi size kanlarınızı, mallarınızı ve ırzlarınızı haram kılmıştır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın: "Ey iman edenleri Bir erkekler topluluğu başka bir erkek topluluğu ile alayetmesin ... "(Hucurat, 11) Buhari bu başlıkta iki hadis zikretmektedir. Bunlardan birincisi Abdullah İbn Zem'a'nın: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kişinin başkasından çıkan şeylere gülmesini nehyetti" hadisidir. "Ve 'ş-şemsi ve duhaha: And olsun güneşe ve aydınlığına"(Şems, 1) buyruğunun tefsirinde bir başka yoldan hadisin buradaki ravisi olan Hişam İbn Urve'den şu lafızia geçmiş bulunmaktadır: "Sonra onlara osuruk hakkında vaaz ederek: Onlardan herhangi birisi ne diye kendisinden çıkan bir şeye gülüyor ki, buyurdu." Ayetteki "alay etmesin" buyruğu alayetmeyi yasaklamaktadır. Böylelikle kişinin başkasını küçük düşürerek alayetmesinin yasaklığı varid olmuş bulunmaktadır. Halbuki alayedilen kimsenin aslında alayedenden daha hayırlı olması ihtimali de vardır. Müslim, Ebu Hureyre'den merfu olarak zikrettiği bir hadiste şu ifadeleri de rivayet etmiş bulunmaktadır: "Kişinin Müslüman kardeşini küçük gQrmesi, şerden payına düşen olarak ona yeter." Yine Müslim'de, Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen şu hadis de yer almıştır: "Müslümanın her şeyi Müslümana haramdır. Kanı da, ırzı da, malı da