İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 6981

Tricks

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مَيْسَرَةَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الشَّرِيدِ، أَنَّ أَبَا رَافِعٍ، سَاوَمَ سَعْدَ بْنَ مَالِكٍ بَيْتًا بِأَرْبَعِمِائَةِ مِثْقَالٍ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ الْجَارُ أَحَقُّ بِصَقَبِهِ ‏"‏‏.‏ مَا أَعْطَيْتُكَ‏.‏

Amr b. Şer!d şöyle anlatmıştır: Ebu Rafi', Sa'd b. Malik ile (onun evinin bitişiğindeki) bir evi dörtyüz miskal bedel ile satın almak için pazarlık etti. Sa'd b. Malik Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' den "Komşu komşuya en öncelikli şefidir" buyururken işitmiş olmasaydım bu evi sana vermezdim dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zekat memurunun kendisine hediye verilmesi için hile yapması." İmam Buhari bu konuda Ebu Humeyd es-Saidl'nin İbnü'l-Utbiyye olayı hakkındaki hadisine yer vermiştir. Bu hadisin açıklamasının bir kısmı Hibe bölümünde geçmişti. Hadisin tam açıklaması inşallah Ahkam bölümünde gelecektir. Bu hadisin atılan başlığa uygunluğu şu açıdandır: Zekat memurunun kendisine hediye edilen şeyi mülkyetine geçirmesi, memur olmasından dolayıdır. O kişi kendisine hediye edilen şey üzerinde uğruna çalıŞtığı hak sahiplerinin değil, sadece kendisinin söz sahibi olduğuna inanıyordu. İşte bundan dolayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kendisine bu hediyenin verilmesinin sebebinin uğruna çalıştığı haklar olduğunu beyan etti ve ona evinde kalsaydı, kimsenin kendisine hediye vermeyeceğini açıkladı. Dolayısıyla sözkonusu malların hediye yoluyla eline sırf geçmiş olmasıyla onu helal sayması uygun bir hareket değildir. Zira bu ancak sadece kendi hakkının sözkonusu olduğu yerlerde düşünülebilir. İbn Battal şöyle demiştir: Bu hadis, zekat memuruna verilen hediyenin yaptığı iyiliğe teşekkür veya onun gönlünü kazanma ya da hak karşısındaki kendi konumuna tamah etmekten kaynaklandığını göstermektedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendisine verilen hediye açısından Müslümanlardan herhangi bir fert gibi olduğuna ve onlardan daha üstün olmadığına, o malı sırf kendisine ayırmasının caiz olmadığına işaret etmektedir. "İmam Ebu Hanife Müslümanlar arasında bu aldatmayı caiz kıldı." Yani Ebu Hanife, ortak olan kişi söz konusu malı şuf'a yoluyla satın almaya kalktığında fahiş bir fiyat verme veya fiyatta fahiş bir artış nedeniyle aldanma korkusuyla almadığı takdirde hakkını ortadan kaldırma konusunda hileye cevaz verdi. Buhari yukarıda geçen hak etme meselesine yer vererek o kişinin şuf' a hakkını ortadan kaldırmak için hileye niyet etmesine bunu delil getirdi ve ardından ayıp dolayısıyla malı geri iade etme meselesinden bahsetti. Böylece bunun bir tahakküm olduğunu açıklamak istedi. Bunun gereği o kişinin fazlasını değil, sadece teslim aldığını geri vermekle yükümlü olmasıdır. İbn Battal şöyle demiştir: Bu haberden anlaşılan, yukarıda zikredilen sarf akdi veya başka bir yolla Müslümanların alışverişIerinden hiçbirinde hileye başvurmanın caiz olmadığıdır. Biz de şunu ekleyelim: Bu sonuç şu şekilde ortaya çıkmaktadır: Hadisin lafzı her ne kadar haber kipinde ise de manası yasaklık ifade etmektedir. Bu hadisin genelliğinden Müslümanların alışverişIerinden hiçbirinde hileye başvurmanın helal olmadığı hükmü anlaşılmaktadır. Buna bir dinarı değerinden daha fazlası ile değiştirmek suretiyle sarf akdi ve başka yollar dahildir

Sahîh-i Buhârî, 6981

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ ابْنَ الأُتَبِيَّةِ عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ، فَلَمَّا جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَاسَبَهُ قَالَ هَذَا الَّذِي لَكُمْ، وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَبَيْتِ أُمِّكَ حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ، إِنْ كُنْتَ صَادِقًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَطَبَ النَّاسَ وَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ رِجَالاً مِنْكُمْ عَلَى أُمُورٍ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ، فَيَأْتِي أَحَدُكُمْ فَيَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي فَهَلاَّ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَبَيْتِ أُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا، فَوَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا ـ قَالَ هِشَامٌ ـ بِغَيْرِ حَقِّهِ إِلاَّ جَاءَ اللَّهَ يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، أَلاَ فَلأَعْرِفَنَّ مَا جَاءَ اللَّهَ رَجُلٌ بِبَعِيرٍ لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بِبَقَرَةٍ لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةٍ تَيْعَرُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ ‏"‏ أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏

Ebu Humeyd es-Saidi'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnü'I-Uteybiyye adındaki kişiyi Süleym oğullarının zekatlarını toplamak üzere memur tayin etti. Bu zat (zekat mallarını toplayıp) geldiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu hesaba çekti. İbnü'l-Utbiyye "(Ya Resulallah!) Şu sizin zekat malınızdır, Bu da (bana verilen) hediyedir" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona "Eğer sen sözünde doğru bir kişi isen (zekat memuru olmayıp da) babanın evinde yahut ananın evinde otursaydın sana hediyen gelir miydi?" diye sordu. Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidde ayağa kalktı ve insanlara bir konuşma yaptı. Allah'a hamdedip, Onu sena eyledi, sonra "emma ba'du=imdi" diyerek şunları söyledi: "İçinizden birisini Allah'ın bana havale buyurduğu bir işe memur olarak tayin ediyorum da o bana gelip, hesap verirken 'Şu sizin zekat malınızdır, bu da (bana verilen) hediyedir!' diyor! O kişi doğru söyleyen birisi ise babasının ve anasının evinde otursaydı, kendisine hediyesi gelecek miydi? Allah'a yemin ederim ki herhangi biriniz -Hişam'ın nakline göre haksız olarak- bunlardan (bu mallardan) bif'şey alırsa muhakkak kıyamet günü onu yüklenerek Allah'ın huzuruna gelecektir.iDikkat edin! Sakın sizlerden hiçbir kimseyi boynunda inlemesi olan bir deve ile veya böğürmesi olan bir sığır ile ya da melemekte olan bir davar ile Allah'ın huzuruna gelirken tanımayayım!" Sonra iki elini ben koltuk altlarının beyazlarını görünceye dek kaldırdı ve "Dikkatle dinleyin (ve cevap verin) Sizlere Allah'ın emirlerini tebliğ ettim mi?" buyurdu. ( Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devlet başkanının, devlet memurlarına hesap sorması." İmam Buhari' bu konuda Ebu Humeyd'in naklettiği İbnü'l-Utbiyye olayına yer verdi. Bu hadisin geniş bir açıklaması memurlara verilen hediyeler başlığı altında geçmişti)

Sahîh-i Buhârî, 7197
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهُ ابْنُ الأُتَبِيَّةِ عَلَى صَدَقَةٍ فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ لِي‏.‏ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ ـ قَالَ سُفْيَانُ أَيْضًا فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ ـ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ مَا بَالُ الْعَامِلِ نَبْعَثُهُ، فَيَأْتِي يَقُولُ هَذَا لَكَ وَهَذَا لِي‏.‏ فَهَلاَّ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَيَنْظُرُ أَيُهْدَى لَهُ أَمْ لاَ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَأْتِي بِشَىْءٍ إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى رَقَبَتِهِ، إِنْ كَانَ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَىْ إِبْطَيْهِ ‏"‏ أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏ ثَلاَثًا‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ قَصَّهُ عَلَيْنَا الزُّهْرِيُّ‏.‏ وَزَادَ هِشَامٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ قَالَ سَمِعَ أُذُنَاىَ وَأَبْصَرَتْهُ عَيْنِي، وَسَلُوا زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَإِنَّهُ سَمِعَهُ مَعِي‏.‏ وَلَمْ يَقُلِ الزُّهْرِيُّ سَمِعَ أُذُنِي‏.‏ ‏{‏خُوَارٌ‏}‏ صَوْتٌ، وَالْجُؤَارُ مِنْ تَجْأَرُونَ كَصَوْتِ الْبَقَرَةِ‏.‏

Ebu Humeyd es-Saidi şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Esed oğullarından İbnü'l-Utbiyye denilen bir adamı zekat toplamak üzere memur tayin etti. Bu adam (zekat malını alıp) geldiğinde "(Ya Resulallah!) Bu sizin malınızdır, bu da bana hediye verilmiştir!" dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minberde ayağa kalktı -Süfyan, minbere çıktı ifadesini kullanmıştırAllah'a hamd ve Ona yakışan sıfatlarla Rabbini övdü, sonra şu konuşmayı yaptı: "Şu memura ne oluyor ki onu bir görevle bir yere göndrediğimizde geri gelip bize 'Bu senin malındır, bu benimdir' diyor. Bu adam babasının yahut annesinin evinde otursaydı da o zaman kendisine hediye verilir miydi, yahut verilmez miydi? Canım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, zekat memurlarından herhangi bir kişi beytü'l-malden haksız olarak bir şeyalırsa kıyamet gününde muhakkak o kimse çaldığı malı boynuna yüklenerek haşr olunup gelecektir. Çaldığı hayvan deve ise omzunda inleyerek, eğer sığır ise böğürerek, koyun ise şiddetli bir şekilde meleyerek (Arasat meydanına) getirilecektir!" Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem koltuk altlarının kırmızıyla karışık beyaz rengi görününceye kadar ellerini kaldırdı ve üç defa "Tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi, tebliğ ettim mi" diye ashabın tümüne sordu. Fethu'l-Bari Açıklaması: AÇIKLAMA’DAN SONRA BAB VE HADİS VAR "Memurlara Verilen hediyelerin Hükmü." Bu başlık Ahmed b. Hanbel ve Ebu Avane'nin rivayet ettikleri bir hadisten alınmadır. Ebu Humeyd'in nakline göre Resulullah s.a.v. "Memur/ara verilen hediyeler dev/et malını zimmete geçirmektir" buyurmuştur. Ebu Humeyd bu konuda İbnü'l-Utbiyye olayına yer vermiştir. Bunun bazı açıklamaları, Hibe, Zekat, Hileleri Terk ve Cuma bölümünde geçmişti. Cihad Bölümünde Ganimetten Çalma ile ilgili bazı açıklamalara yer verilmişti. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Devlet başkanı önemli konularda konuşma yapabilir ve Cuma bahsinde geçtiği üzere konuşmasına " loI emma ba'du=imdi" ifadesini kullanarak başlayabilir. 2- Güvenilir olarak tayin edilen kimseyi hesaba çekmek meşrudur. Zekat Bölümünde bu konu ele alınmıştı. 3- Devlet başkanı, devlet görevlilerinin haklarında hüküm verme yetkileri olan kimselerden hediye kabul etmelerini yasaklayabilir. Bu konunun ayrıntısı Hilelerin Terk Edilmesi Bölümünde geçmişti. Sözkonusu yasaklığın geçerlilik alanı devlet başkanının izin vermediği yerlerdir. Zira Tirmizl'nin nakline göre Muaz b. Cebel şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni Yemen'e gönderdi ve bana 'Sakın iznim olmadan hiçbir şeyalma. Zira bu hakkın olmayan malı zimmete geçirmektir' buyurdu." (Tirmizi, Ahkam) Mühelleb şöyle demiştir: Hadise göre görevli bir şeyaldığında bunu beytü'l-male bırakır. Devlet görevlisi ancak devlet başkanının izin verdiği malları alabilir. Bu hüküm, İbnü'l-Utbiyye'nin kendisine hediye edildiğini söylediği şeylerin elinden geri alınmasına dayanmaktadır. İfadenin akışından anlaşılan budur. Özellikle daha önce geçen Ma'mer rivayetinden bu anlaşılmaktadır. Ancak ben bu konuda açık ve net bir şey görmedim. İbn Kadame'nin el-Muğnl'deki ifadesi de buna benzemektedir. Zira o rüşvetten söz ederken şöyle der: Rüşvet alanın bunu sahibine geri iade etmesi gerekir. Bu malın beytü'l-male bırakılma ihtimali de vardır. Zira Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnü 'l-Utbiyye'ye kendisine verilen hediyeyi verenlere geri iade etme emri vermemiştir. İbn Battal şöyle der: Borçlunun alacaklı olana hediye vermesi, görevlinin hediye alması kabilindendir. Fakat onun bunu borcuna mahsup etme imkanı vardır. 4- Hediye alanın aldığı kişiyi kayırmasını sağlayan ve onunla başbaşa kalma fırsatı veren her türlü yolu kapatmak gerekir

Sahîh-i Buhârî, 7174
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ يُدْعَى ابْنَ اللُّتَبِيَّةِ، فَلَمَّا جَاءَ حَاسَبَهُ قَالَ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ، حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ إِنْ كُنْتَ صَادِقًا ‏"‏‏.‏ ثُمَّ خَطَبَنَا فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ، فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ الرَّجُلَ مِنْكُمْ عَلَى الْعَمَلِ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ، فَيَأْتِي فَيَقُولُ هَذَا مَالُكُمْ وَهَذَا هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي‏.‏ أَفَلاَ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ، وَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدٌ مِنْكُمْ شَيْئًا بِغَيْرِ حَقِّهِ، إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَلأَعْرِفَنَّ أَحَدًا مِنْكُمْ لَقِيَ اللَّهَ يَحْمِلُ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ رَفَعَ يَدَهُ حَتَّى رُئِيَ بَيَاضُ إِبْطِهِ يَقُولُ ‏"‏ اللَّهُمَّ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ بَصْرَ عَيْنِي وَسَمْعَ أُذُنِي‏.‏

Ebu Humeyd es-Said! şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnü'l-Utbiyye isimli birisini Süleym oğullarının zekatlarını toplamaya memur etti. Bu adam vazifesini yapıp geldiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu hesaba çekti. Bu zat "(Ya Resulallah!) Şu sizin zekat malınızdır, Bu da (bana verilen) hediyedir" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sen doğruyu söyleyen bir kişi isen babanın, ananın evinde otursaydın sana hediyen gelir miydi?" buyurdu. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize bir konuşma yaptı. Konuşmasına Allah'a hamdederek, onu güzel sıfatlarla överek başladı. "İmdi" dedikten sonra şöyle buyurdu: "İçinizden birisini Allah'ın bana havale buyurduğu bir işe memur olarak tayin ediyorum da o bana gelip, hesap verirken 'Şu sizin zekat malınızdır, bu da (bana verilen) hediyedir!' diyor! Bu adam babasının, anasının evinde otursaydı kendisine hediye gelir miydi! Allah'a yemin ederim ki sizden bir kimse hıyanet edip de (Beytü'l-malden) hakkından başka bir şeyalırsa muhakkak kıyamet gününde o adam çaldığı malı boynunda yüklenerek Allah'a kavuşacaktır. Sakın sizden herhangi birinizi inlemesi olan bir deveyi yahut böğürmesi olan bir sığzn veya melemesi olan bir davarı boynunda taşıyarak Allah'a kavuştuğunu görüp tanımayayım!" Bundan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki elini koltuk altının beyazlığı görülünceye kadar kaldırarak "Allah'ım emirlerini tebliğ ettim mi?" buyuruyordu. Ben bunu gözümle gördüm, bu konuşmayı da kulağımla işittim

Sahîh-i Buhârî, 6979
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ عَامِلاً فَجَاءَهُ الْعَامِلُ حِينَ فَرَغَ مِنْ عَمَلِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَذَا لَكُمْ، وَهَذَا أُهْدِيَ لِي‏.‏ فَقَالَ لَهُ ‏"‏ أَفَلاَ قَعَدْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَأُمِّكَ فَنَظَرْتَ أَيُهْدَى لَكَ أَمْ لاَ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّةً بَعْدَ الصَّلاَةِ فَتَشَهَّدَ وَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَمَّا بَعْدُ، فَمَا بَالُ الْعَامِلِ نَسْتَعْمِلُهُ، فَيَأْتِينَا فَيَقُولُ هَذَا مِنْ عَمَلِكُمْ، وَهَذَا أُهْدِيَ لِي‏.‏ أَفَلاَ قَعَدَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَنَظَرَ هَلْ يُهْدَى لَهُ أَمْ لاَ، فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لاَ يَغُلُّ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا، إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى عُنُقِهِ، إِنْ كَانَ بَعِيرًا جَاءَ بِهِ لَهُ رُغَاءٌ، وَإِنْ كَانَتْ بَقَرَةً جَاءَ بِهَا لَهَا خُوَارٌ، وَإِنْ كَانَتْ شَاةً جَاءَ بِهَا تَيْعَرُ، فَقَدْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَبُو حُمَيْدٍ ثُمَّ رَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ حَتَّى إِنَّا لَنَنْظُرُ إِلَى عُفْرَةِ إِبْطَيْهِ‏.‏ قَالَ أَبُو حُمَيْدٍ وَقَدْ سَمِعَ ذَلِكَ مَعِي زَيْدُ بْنُ ثَابِتٍ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَلُوهُ‏.‏

Ebu Humeyd es-Said! şöyle nakletmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bir zekat memuru çalıştırmıştı. Memur, görevden dönünce Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemle gelip "Ey Allah'ın elçisi bunlar sizindir, bunlar da bana hediye olarak verildi" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem adama şöyle dedi: "Ananın babanın evinde oturup bekleseydin bunlar sana yine hediye edilir miydi edilmez miydi?" Daha sonra namazın ardından kalkıp kelime-i şehadet getirdi, Allah'ı layıkıyla övdü ve şöyle dedi: "Şimdi, bizim görevlendirdiğimiz memura ne oluyor da gelip "bu sizin toplamam için beni görevlendirdiğiniz (mal ve paradır) bu da bana hediye olarak verilmiştir" diyebiliyor. Muhammed'in nefsini elinde bulundurana yemin ederim ki (Ümmetin malından) bir şeyi haksız yere alan kimse kıyamet gününde bunu boynunda taşıyarak gelir. Bu mal bir deve ise böğürerek gelir. Bir sığır ise böğürerek gelir. Bir koyun ise meleyerek gelir. Ben size tebliğ ettim" EbU, Humeyd şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem daha sonra ellerini kaldırdı. Biz koltuk altlarının beyazlığını görebiliyorduk. Bu hadisi benimle beraber Zeyd İbn Sabit de Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemiden dinlemiştir. Ona da sorun

Sahîh-i Buhârî, 6636
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ أَزْوَاجَ، النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حِينَ تُوُفِّيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَرَدْنَ أَنْ يَبْعَثْنَ عُثْمَانَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ يَسْأَلْنَهُ مِيرَاثَهُنَّ‏.‏ فَقَالَتْ عَائِشَةُ أَلَيْسَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ لاَ نُورَثُ مَا تَرَكْنَا صَدَقَةٌ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde eşleri Osman'ı mirastan paylarını istemek üzere Ebu Bekir'e gönderdiler. Aişe r.anha onlara "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Bize mirasçı olunmaz. Geriye bıraktığımız her mal sadakadır' buyurmamış mıdır?" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bize mirasçı olunmaz. Geriye bıraktığımız her mal sadakadır." Bunun anlamı geride bıkaktığımı.i mallar sadakadır demektir. İmam Buhari bu konuda dört hadise yer vermiştir. Bunlardan birisi Hz. Ebu Bekir'le Fatıma arasındaki olayı aktaran hadistir. Bu hadis Humus bölümünde açıklamasıyla birlikte daha önce geçmişti. "(Vefatımda) eşlerimin nafakalanndan ve işçimin ücretinden sonra geri kalan sadakadır." İbn Battal ve başka bilginler şöyle demiştir: Bu hadisin -Allahu Teala daha iyi bilir- başlığa uygunluğu şu açıdandır: Allah Teala Nebileri kendi mesajını tebliğ eden elçiler olarak gönderdi ve onlara bu görevlerinin karşılığında herhangi bir ücret almamalarını emretti. Nitekim Allahu Teala şöyle buyurur: "Deki: Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.''(Şura 23) Hz. Nuh, Hud ve başka Nebiler de buna benzer şekilde konuşmuşlardır. Nebilerin miras bırakmamalarındaki hikmet, onların mirasçıları için mal biriktirdikleri zannı uyanmasın diyedir. İbn Battal şöyle devam etti: Müfessirler "Süleyman, Davud'a varis oldu"(Neml 16) ayetini "ilim ve hikmette varis oldu" şeklinde tevil etmişlerdir. Hz. Zekeriya'nın "Tarafından bana bir veli (oğul) ver ki o bana varis olsun"(Meryem 5-6) ifadesi de aynı manayadır. İbn Abdilberr alimlerin bu konuda iki görüşe ayrıldıklarını ve çoğunluğun Nebilerin miras bırakmayacakları kanaatini taşıdıklarını belirtir. "Allah size çocuklarınız hakkında (miras vermenizi) emreder" ayetindeki genelliğe gelince, buna şöyle cevap verilmiştir: Bu ayet, malik olduğu bir şeyleri miras bırakan kimseler hakkında geneldir. Bir kimsenin ölmeden önce malını vakfettiği ve miras olarak alınacak herhangi bir şey bırakmadığı sabit olduğu takdirde bu kişiye mirasçı olunmaz. Malik olduğu şeylerden geriye bir şey bırakması takdirinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu ayetin genelliğine dahil oluşu tahsise uygundur. Çünkü onun kendine mahsus birçok özelliği olduğu bilinmektedir. Nebi s.a.v.'e mirasçı olunamayacağı hükmü meşhurdur. Netice olarak bu hükmü n herkese değil, sadece ona mahsus olduğu ortaya çıkar. Bazı bilginlere göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in miras bırakmamasındaki hikmet, varisin mirasa konma arzusuyla miras bırakanın ölmesini temenni etmesini ortadan kaldırmaktır. Bazı bilginlere göre ise bunun hikmeti, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ümmetinin babası mesabesinde olmasındandır. Dolayısıyla onun bırakacağı miras, herkesin olur. Genel sadakanın niteliği budur. İbnü'lMüneyyir Haşiye'sinde şöyle der: Bu hadisten şöyle bir hüküm daha çıkmaktadır: Bir kimse, "Evim sadakadır, kimseye miras olarak kalamaz" dediği takdirde -vakfedildiğine• veya mülkiyetinin durdurulduğuna dair açık bir ifadeye ihtiyaç olmaksızın- o ev vakfedilmiş olur. Bu yaklaşım güzeldir, fakat acaba bu sarih bir vakfetme ifadesi midir yoksa niyet gereken kinayeli bir ifade midir? Ebu Hureyre hadisi menkul malların vakfedilmesinin sahih olduğunu ve vakfın sadece gayr-ı menkullere mahsus olmadığını göstermektedir. Çünkü "eşlerimin nafakalarından sonra geri kalan" ifadesi geneldir

Sahîh-i Buhârî, 6730
HadisSahîh-i Buhârî

وَقَالَ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُجَيْرَةً مُخَصَّفَةً أَوْ حَصِيرًا، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيهَا، فَتَتَبَّعَ إِلَيْهِ رِجَالٌ وَجَاءُوا يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ، ثُمَّ جَاءُوا لَيْلَةً فَحَضَرُوا وَأَبْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُمْ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ فَرَفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ وَحَصَبُوا الْبَابَ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ مُغْضَبًا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا زَالَ بِكُمْ صَنِيعُكُمْ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكْتَبُ عَلَيْكُمْ، فَعَلَيْكُمْ بِالصَّلاَةِ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ خَيْرَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ ‏"‏‏.‏

Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın emri dolayısıyla gazabın ve şiddet göstermenin caiz oluşu. Nitekim yüce Allah: "Kafirlerle münafıklara karşı cihad et ve onlara sert ol. "(Tevbe, 73) diye buyurmuştur." Buhari, bu başlıkla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eziyetlere sabrettiğine dair varid olan hadisin, ancak kendi nefsi ile ilgili olan hususlar ile ilgili olduğuna işaret ediyor gibidir. Eğer yüce Allah'ın bir hakkı sözkonusu ise o, o hususta Allah'ın sertlik gösterme emrine uyardı. Buhari bu başlıkta beş hadis zikretmektedir: Birincisi, Aişe'nin perde ile alakah hadisi olup buna dair açıklamalar daha önce Giyim bölümündEbu geçmiş bulunmaktadır. İkincisi, Ebu Mesud'un imamın sabah namazını uzun kıldırması olayı ile ilgili olan hadisidir. Bunun açıklaması da Namaz bölümünde (702.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üçüncü hadis ise İbn Ömer'in balgam çıkarmak ile alakah hadisidir. Bunun açıklamaları da Namaz bölümünün baş taraflarında (406.hadiste) geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 6113

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.