İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7035

Interpretation of Dreams

Arapça metin

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ جَدِّهِ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أُرَاهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ أَنِّي أُهَاجِرُ مِنْ مَكَّةَ إِلَى أَرْضٍ بِهَا نَخْلٌ، فَذَهَبَ وَهَلِي إِلَى أَنَّهَا الْيَمَامَةُ أَوْ هَجَرٌ، فَإِذَا هِيَ الْمَدِينَةُ يَثْرِبُ، وَرَأَيْتُ فِيهَا بَقَرًا وَاللَّهُ خَيْرٌ، فَإِذَا هُمُ الْمُؤْمِنُونَ يَوْمَ أُحُدٍ، وَإِذَا الْخَيْرُ مَا جَاءَ اللَّهُ مِنَ الْخَيْرِ وَثَوَابِ الصِّدْقِ الَّذِي أَتَانَا اللَّهُ بِهِ بَعْدَ يَوْمِ بَدْرٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Musa'nın -zannederim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diyerek- nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Rüyada Mekke'den hurmalık bir yere hicret ettiğimi gördüm. Buranın Yemame veya elHecer olduğunu tahayyül ettim. Bir de ne göreyim. Burası Medine-i Münewere yani Yesrib imiş. Rüyamda sığır sürüsü gördüm. Valiahi o hayırdır. Zira onların Uhud günü mu'minler olduğu ortaya çıktı. Hayır, Yüce Allah'ın getirmiş olduğu hayır ve onun Bedir' den sonra bize nasip etmiş olduğu doğruluğun sevabıdır." Fethu'l-Bari Açıklaması: ..... İbnü't-Tin bu tabiri şöyle açıklamıştır: Bunu "vehell" şeklinde rivayet ettik. Dil bilginlerinin ifadesi ise "J vehlun" şeklindedir. Kelime -tıpkı .......vehimtü" fiilinde olduğu gibi- "........ veheltü ehilü, vehlen" kökünden türemiştir. Kişi başka bir şeyi isterken hayalinin başkasına gitmesi demektir. "Hayır, Yüce Allah 'zn getirmiş olduğu hayır ve onun Bedir'den sonra bize nasip etmiş olduğu doğruluğun sevabıdır" Bedir'den sonrasından maksat, Hayber'in, sonra da Mekke'nin fethidir. Bu konuda şunları söylemek mümkündür: Hadisin ifade akışı "Valiahi hayırdır" şeklindeki ifadenin rüyadan olduğuna işaret etmektedir. Benim anladığım bu lafzın yazılmış olmadığı ve İbn İshak rivayetinin bunu yazdırdığıdır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüyasında sığır sürüsü görür ve bir de hayır görür. Sığır sürüsünü Uhud günü katledilen sahabiler olarak tabir eder. Hayrı ise Bedir günü ve ondan sonra Mekke'nin fethine kadar savaşmaya samimiyetle devam etmenin ve cihada sabırla dayanmanın bir sevabı olarak tabir eder. Buna göre "ondan sonra" lık tan maksat, Bedir'le Uhud arasına mahsus değildir. Nitekim İbn Battal buna dikkat çekmiştir. "Bedir" kelimesiyle Uhud' dan önce yapılan meşhur Bedir savaşı değil, vaadedilen Bedir olma ihtimali vardır. Çünkü vaadedilen Bedir, Uhud'dan sonra idi ve bu Bedir'de çarpışma olmamıştı. Müşrikler Uhud' dan döndüklerinde "Sizinle bir dahaki karşılaşmamız gelecek yıl Bedir' dedir" demişlerdi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında bulunanlarla birlikte Bedir' e kadar yürümüş ancak müşrikler oraya gelmemiş•lerdi. Bundan dolayı buna vaadedilen Bedir adı verildi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "sıdk" kelimesiyle kendilerinin vaatlerine sadık kaldıklarına, bundan caymadıklarına ve Yüce Allah'ın bundan dolayı kendilerine daha sonra Kureyza, Hayber ve ondan sonraki yerleri fethetmeyi nasip ederek karşılık verdiğine işaret etmiş olmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 7035

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ أَقْبَلَتْ فَاطِمَةُ تَمْشِي، كَأَنَّ مِشْيَتَهَا مَشْىُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَرْحَبًا بِابْنَتِي ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَجْلَسَهَا عَنْ يَمِينِهِ أَوْ عَنْ شِمَالِهِ، ثُمَّ أَسَرَّ إِلَيْهَا حَدِيثًا، فَبَكَتْ فَقُلْتُ لَهَا لِمَ تَبْكِينَ ثُمَّ أَسَرَّ إِلَيْهَا حَدِيثًا فَضَحِكَتْ فَقُلْتُ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ فَرَحًا أَقْرَبَ مِنْ حُزْنٍ، فَسَأَلْتُهَا عَمَّا قَالَ‏.‏ فَقَالَتْ مَا كُنْتُ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُهَا فَقَالَتْ أَسَرَّ إِلَىَّ ‏"‏ إِنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يُعَارِضُنِي الْقُرْآنَ كُلَّ سَنَةٍ مَرَّةً، وَإِنَّهُ عَارَضَنِي الْعَامَ مَرَّتَيْنِ، وَلاَ أُرَاهُ إِلاَّ حَضَرَ أَجَلِي، وَإِنَّكِ أَوَّلُ أَهْلِ بَيْتِي لَحَاقًا بِي ‏"‏‏.‏ فَبَكَيْتُ فَقَالَ ‏"‏ أَمَا تَرْضَيْنَ أَنْ تَكُونِي سَيِّدَةَ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ ـ أَوْ نِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ ‏"‏‏.‏ فَضَحِكْتُ لِذَلِكَ‏.‏

Ebu Musa'dan -zannederim o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye nakletti-: "Rüyada Mekke'den hurmalıkları olan bir yere hicret ettiğimi gördüm. Hatırıma oranın Yemome yahut Hecer olduğu geldi. Bir de baktım ki o Medine yani Yesrib imiş. Yine rüyamda benim bir kılıç salladığımı gördüm. Bu kılıcın üst tarafı koptu. Meğer o Uhud günü isabet alan müminler demekmiş. Onu bir daha salladım, olduğundan güzel hale geldi. Meğer bu da Allah'ın nasip ettiği fetih ve müminlerin bir araya gelmesi, toplanması imiş. Ben orada (Medine'de) bazı inekler de gördüm. Allah(ın sevabı) hayırlı olandır. Meğer onlar Uhud günü (şehit düşen) müminler imiş ve hayır ise Bedir gününden sonra Allah'ın bize ihsan ettiği hayır ile doğruluğun sevabıdır." Bu Hadis 3987,4081,7035,7041 numara ile gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 3624
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ، عَنْ فِرَاسٍ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ أَقْبَلَتْ فَاطِمَةُ تَمْشِي، كَأَنَّ مِشْيَتَهَا مَشْىُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَرْحَبًا بِابْنَتِي ‏"‏‏.‏ ثُمَّ أَجْلَسَهَا عَنْ يَمِينِهِ أَوْ عَنْ شِمَالِهِ، ثُمَّ أَسَرَّ إِلَيْهَا حَدِيثًا، فَبَكَتْ فَقُلْتُ لَهَا لِمَ تَبْكِينَ ثُمَّ أَسَرَّ إِلَيْهَا حَدِيثًا فَضَحِكَتْ فَقُلْتُ مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ فَرَحًا أَقْرَبَ مِنْ حُزْنٍ، فَسَأَلْتُهَا عَمَّا قَالَ‏.‏ فَقَالَتْ مَا كُنْتُ لأُفْشِيَ سِرَّ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى قُبِضَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلْتُهَا فَقَالَتْ أَسَرَّ إِلَىَّ ‏"‏ إِنَّ جِبْرِيلَ كَانَ يُعَارِضُنِي الْقُرْآنَ كُلَّ سَنَةٍ مَرَّةً، وَإِنَّهُ عَارَضَنِي الْعَامَ مَرَّتَيْنِ، وَلاَ أُرَاهُ إِلاَّ حَضَرَ أَجَلِي، وَإِنَّكِ أَوَّلُ أَهْلِ بَيْتِي لَحَاقًا بِي ‏"‏‏.‏ فَبَكَيْتُ فَقَالَ ‏"‏ أَمَا تَرْضَيْنَ أَنْ تَكُونِي سَيِّدَةَ نِسَاءِ أَهْلِ الْجَنَّةِ ـ أَوْ نِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ ‏"‏‏.‏ فَضَحِكْتُ لِذَلِكَ‏.‏

Ebu Musa'dan -zannederim o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye nakletti-: "Rüyada Mekke'den hurmalıkları olan bir yere hicret ettiğimi gördüm. Hatırıma oranın Yemome yahut Hecer olduğu geldi. Bir de baktım ki o Medine yani Yesrib imiş. Yine rüyamda benim bir kılıç salladığımı gördüm. Bu kılıcın üst tarafı koptu. Meğer o Uhud günü isabet alan müminler demekmiş. Onu bir daha salladım, olduğundan güzel hale geldi. Meğer bu da Allah'ın nasip ettiği fetih ve müminlerin bir araya gelmesi, toplanması imiş. Ben orada (Medine'de) bazı inekler de gördüm. Allah(ın sevabı) hayırlı olandır. Meğer onlar Uhud günü (şehit düşen) müminler imiş ve hayır ise Bedir gününden sonra Allah'ın bize ihsan ettiği hayır ile doğruluğun sevabıdır." Bu Hadis 3987,4081,7035,7041 numara ile gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 3623
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ لَمْ يَبْقَ مِنَ النُّبُوَّةِ إِلاَّ الْمُبَشِّرَاتُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا وَمَا الْمُبَشِّرَاتُ قَالَ ‏"‏ الرُّؤْيَا الصَّالِحَةُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Nebilikten geriye mübeşşirattan başka bir şey kalmadı" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebilikten geriye mübeşşirattan başka bir şey kalmam/ştır." Bunun manası bana mahsus olan Nebilikten mübeşşirattan başka. geriye bir şey kalmamıştır demektir. ResuluIlah bunu daha sonra "rüya" ile tefsir etmiştir. İbn Abbas hadisinde Resulullah'ın bu sözü vefatı ile sonuçlanan hastalığmcla söylediği naklediImiştir. Müslim, Ebu Dawd ve Nesal'nin rivayet ettikleri bir habere göre Resulullah s.a.v. vefatıyla sonuçlanan hastalığında başı sarılmış bir halde evinin kapısı üzerinde asılı olan perdeyi açtı. Cemaat Ebu Bekir'in arkasında saf tutmuştu. Efendimiz şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Müslümanın gördüğü veya ona gösterilen salih rüyadan başka Nebilik müjdecilerinden geriye bir şey kalmam/ştır. " Mühelleb şöyle demiştir: Kısacası "rüya"yı "müjdeciler" şeklinde yorumlamak, genellikle göz önüne alınarak yapılan bir şeydir. Çünkü rüyalardan "uyarıcı" olanlar da vardır. Bunlar da sadık rüyalar olup, Allahu Teala mu'min kuluna şefkatinden dolayı meydana gelecek bir şeyi henüz gerçekleşmeden önce ona hazırlansın diye göstermektedir. ibnü't-Tın şu açıklamayı yapar: Hadisin manası şöyledir: Vahiy benim vefatımla birlikte kesilecektir. İleride olacakları öğrenmek için rüyadan başka bir araç kalmayacaktır. Ancak ibnü't-Tın'e "Bir de ilham vardır" diye itiraz edilmiştir. Çünkü ilhamda da ileride olacakları haber verme niteliği vardır. ilham, Nebiler açısından rüyada olduğu gibi vahiy mesabesindedir. Hz. Ömer'in menkıbelerinde yer alan hadiste geçtiği üzere ilham, Nebi olmayan kimseler için de sözkonusudur. "Geçmiş ümmetierde muhaddesler bulunmaktaydı." Hadiste geçen "muhaddes" kelimesi, ilhama mazhar olanlar şeklinde tefsir edilmiştir. Bu itiraza verilecek cevap şudur: Bunun rüyaya hasredilmesi, tek tek bütün mu'minleri kapsamasından dolayıdır. Oysa ilham öyle değildir. Çünkü o, bazı kimselere mahsustur. ilham bazı kimselere mahsus olmakla birlikte nadiren gerçekleşen bir durumdur. Rüyanın zikredilmesi, yaygın olması ve çok vuku bulmasındandıL Hz. Nebi'in " 0" şeklindeki ifadesi buna işaret etmektedir. Onun zamanında ilhamın azlığı ve kendisinden sonra çokluğunun arkasında yatan sır, uyanıkken ona çoğunlukla vahyin gelmesi ve kendisinden mucize göstermesi isteğidiL Bu durumda uygun olanı onun zamanında kendisinden başkalarından herhangi bir şeyin vuku bulmamasıdır. Efendimizin vefatıyla vahiy kesilince, Allahu Teala'ın seçmiş olduğu kimselere ilham gelmeye başladı. Zira vahiyle ilhamın birbirine karışma tehlikesi kalmamıştı. Rüyanın çok görülmesi ve meşhur olmasına rağmen bunun meydana geldiğini inkar etmek kÖrü körüne diretmekten başka bir şey değildir

Sahîh-i Buhârî, 6990
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي غَلاَّبٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِذَا قَرَأَ الإِمَامُ فَأَنْصِتُوا فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ أَوَّلَ ذِكْرِ أَحَدِكُمُ التَّشَهُّدُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»" AÇIKLAMA : Müslim, bu hadisi uzun bir metin halinde rivayet etmiştir. Onun rivayetinde: ....''İmam okuduğu zaman susunuz." cümlesi yoktur. Müslim; Cerir'in, Süleyman aracılığıyla Katade (r.a.)'den yaptığı rivayette mezkur cümlenin bulunduğunu söylemiştir. Müslim'in arkadaşı Ebu İshak demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kız kardeşinin oğlu Ebu Bekir, bu hadis hakkında bir söz söyledi. Müslim, Ona: Sen, hıfzı Süleyman'dan daha kuvvetli adam mı istiyorsun? dedi. Ebu Bekir (r.a.), bu sefer Ona şunu sordu: Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine ne dersin? Müslim; Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi sahihtir, dedi. Ebu Hureyre' (r.a.)'in hadisinden maksad; onun, merfu' olarak rivayet ettiği: "Ve imam okuduğu zaman susunuz." hadisidir. Müslim: Bu hadis bence sahihtir, deyince; Ebu Bekir (r.a.) Ona: O halde bunu niçin kitabına almadın? diye sordu. Müslim: Ben, kendimce sahih olan her şeyi buraya koymuş değilim. Ben, buraya ancak ulama'nın ittifak ettikleri hadisleri koydum, dedi. Nevevi, bu hadisin açıklamasını yaparken şöyle der: ''Bilmiş ol ki; 've iza kerea fe ensitu..' ziyadesinin sıhhati hakkında hadis hafızları ihtilaf etmişlerdir. Beyhaki'nin Sünen-i Kebir'de Ebu Davud-i Sicistani'den rivayet ettiğine göre. bu ziyade mahfuz değildir. Keza Beyhaki aynı durumu Yahya bin Main, Ebu Hatim er-Razi, Darekutni ve el-Hafız Ebu Ali en-Nisaburi' den nakletmiştir.' Beyhaki'nin dediğine göre Ebu Ali el-Hafız: Bu lafız mahfuz değildir. Süleyman et-Teymi bu lafzı ilave etmekle Katade (r.a.)'in bütün arkadaşlarına muhalefet etmiştir. Şu lafızların Süleyman'ın ilavesinin zayıflığı üzerinde toplanmış olmaları, Müslim'in bu ilaveyi sahih görmesine tercih edilir. Kaldı ki, Müslim bu ziyadeyi senedli olarak sahihinde rivayet etmemiştir.'' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı da bu ziyade hakkında uzun uzadı konuşmuştur. 'Cehri namazda imam'ın arkasındayken kıraatı terketmek babı'nda verdiği bilgi özetle şöyledir: Hanefi alimlerinin, imamın arkasındayken kıraat yapılmayacağına dair gösterdikleri delillerden birisi de, Ebu Musa el-Eş'ari ve Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet edilen: 've iza kerea fe ensitu..' hadisidir. Ebu Hureyre (r.a.)'nin hadisini Tirmizi hariç, diğer Kütüb-i Sitte sahipIeri rivayet etmişlerdir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisini de Ahmed ve Müslim tahric etmişlerdir. Anılan iki sahabi'nin rivayet ettikleri hadislerde bulunup, Hanefi alimlerince delil olarak gösterilen mezkur cümle, hadis hafızlarmın ekserisi yanında mahfuz değildir. Mahfuz olduğu teslim edilse bile imam'ın arkasındayken okumanın yasaklığına delil gösterilmesi sıhhatlı değildir. Bunun çok yönden izahı vardır. Bunlardan birisi, mevcud hadisleri uzlaştırmak için bu cümlede emredilen susmak ile Fatiha'dan başka bir şey okumamak istenmiştir, şeklinde yapılan yorumdur. El-Hafız İbn-i Hacer, Fethu'I-Bari'de: 'Cehri naınazlarda imam'a uyan kişi, Fatiha okumaz, diyen Malikiler ve bu görüşteki alimler; 've iza kerea fe ensitu ' hadisini delil göstermişlerdir. Bu hadis sahihtir. Müslim, bu hadisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den tahric etmiştir. Fakat bu görüş'e delaleti yoktur, Çünkü cemaat, imam okurken, susmayı ve Fatiha'yı okumayı beraber yürütebilir, Şöyle ki: İmam Fatiha'yı okurken cemaat dinler. İmam sekte yapınca cemaat Fatiha okur, Ve imam sure okuyunca cemaat onu dinler, sure'yi okuma, Buhari, Cüz'ul-Kıraat'ta: Eğer bu hadis sahih olsaydı şöyle yorumlanabilirdi: Cehri namazlarda cemaat Fatiha'dan başka bir şey okumaz, imam'ı dinler. İmam sekte yaptığında cemaat'ın fatiha okuması, bu hadise aykırı degildir, demiştir.' der. Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra, cehri namazlar olsun, gizli namazlar olsun, bütün namazlarda imam'ın arkasındayken kişinin Fatiha okumasına hükmederdi. Üzerinde konuşulan hadisin ravisi de kendisidir

Sünen-i İbn Mâce, 847
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ إِذَا أَرَادَ أَنْ يَدْعُوَ عَلَى أَحَدٍ أَوْ يَدْعُوَ لأَحَدٍ قَنَتَ بَعْدَ الرُّكُوعِ، فَرُبَّمَا قَالَ إِذَا قَالَ ‏"‏ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ، اللَّهُمَّ أَنْجِ الْوَلِيدَ بْنَ الْوَلِيدِ، وَسَلَمَةَ بْنَ هِشَامٍ، وَعَيَّاشَ بْنَ أَبِي رَبِيعَةَ، اللَّهُمَّ اشْدُدْ وَطْأَتَكَ عَلَى مُضَرَ وَاجْعَلْهَا سِنِينَ كَسِنِي يُوسُفَ ‏"‏‏.‏ يَجْهَرُ بِذَلِكَ وَكَانَ يَقُولُ فِي بَعْضِ صَلاَتِهِ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ ‏"‏ اللَّهُمَّ الْعَنْ فُلاَنًا وَفُلاَنًا ‏"‏‏.‏ لأَحْيَاءٍ مِنَ الْعَرَبِ، حَتَّى أَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏لَيْسَ لَكَ مِنَ الأَمْرِ شَىْءٌ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Ebu Hureyre'den nakledildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem birine beddua veya dua edeceği zaman rukudan sonra kunut duası okurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "........semiallahu limen hamideh ve leke'I hamd (Allah kendisine hamd edeni işitir. Rabbimiz hamd yalnız sana muhsustur.)" dedikten sonra şöyle dua ve beddua ederdi: "Allahım! Velfd İbn Velfd'i, Seleme İbn Hişfım'ı ve Ayyaş İbn Ebı Rabfa'yı kurtar. Allahım! Mudar kabilesini daha beter et! Yaşadıkları şu yılları, Yusuf Nebi döneminde yaşanan zorlu yıllara dönüştür." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu dua ve bedduasını yüksek sesle okurdu. Hatta bazı sabah namazıarında birtakım Arap kabileleri için "Allahım! Falana, falana lanet et!" şeklinde beddua ederdi. Bu durum "Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yok," ayeti ininceye kadar sürdü. Fethu'l-Bari Açıklaması: Velıd, Velld İbn Muğıre'nin oğludur. Halid İbn Velld'ir;de kardeşidir. Velld Bedir savaşına müşriklerin safında katılmıştı. Bu savaşta esir edilmişti. Sonra fidye verip kurtulmuştu. Daha sonra ise Müslüman olmuştu. Bu yüzden Mekke'de hapsolunmuştu. Hadiste zikredilen Seleme ve Ayyaş ile birlikte, anlaşıp müşriklerden kaçmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların Mekke'den çıktığını haber almıştı. Bu yüzden ona dua etmiştir. Bu bilgileri Abdurrezzak İbn Hemmam müsel bir senet ile nakletmiştir. Velld Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelince vefat etmiştir. "Seleme İbn Hişam'ı." Hişam Muğıre'nin oğludur. Dolayısıyla Seleme, bir önceki paragrafta hakkında bilgi verilen Velld'in de amcasının oğludur. Ayrıca Ebu Cehil'in kardeşidir. Seleme ilk Müslüman olan insanlardandır. Hz. Ebu Bekir'in hilafeti sırasında hicri 14 yılında Şam'da şehit düşmüştür. "Ayyaş İbn Ebf Rab fa'y ı. " Ebu Rabıa künyesi ile tanınan Amr İbn Muğıre'nin oğludur. Bu da diğerleri ile amcaoğludur. İlk Müslüman olan insanlardan biridir. Her iki hicrete de iştirak etmiştir. Ama Ebu Cehil onu kandırmıştl. Bu yüzden Mekke'ye dönmüştü. Dönmesiyle birlikte Ebu Cehil, onu hapsetti. Sonra hadiste isimleri geçen arkadaşları ile birlikte Mekke'den kaçtı ve Hz. Ömer'in hilafetine kadar yaşadı. Hicri 15 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Daha önce öldüğü de söylenmiştir. Herşeyin doğrusunu Allah bilir. "Hatta bazı sabah namazıarında." Hadiste geçen bu ifade, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu şekilde dua ve beddua okumayı sürdürmediğini gösterir. "Birtakım Arap kabileleri için." İmam Müslim hadisin bu bölümünü Yunus kanalıyla Zühri'den şöyle nakletmiştir: "Allahım! Ra'l, Zekvan ve Usayye kabilelerine lanet etf

Sahîh-i Buhârî, 4560
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ عُبَيْدٍ ـ يَعْنِي ابْنَ حُنَيْنٍ ـ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ عَبْدًا خَيَّرَهُ اللَّهُ بَيْنَ أَنْ يُؤْتِيَهُ مِنْ زَهْرَةِ الدُّنْيَا مَا شَاءَ، وَبَيْنَ مَا عِنْدَهُ، فَاخْتَارَ مَا عِنْدَهُ ‏"‏‏.‏ فَبَكَى أَبُو بَكْرٍ وَقَالَ فَدَيْنَاكَ بِآبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا‏.‏ فَعَجِبْنَا لَهُ، وَقَالَ النَّاسُ انْظُرُوا إِلَى هَذَا الشَّيْخِ، يُخْبِرُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ عَبْدٍ خَيَّرَهُ اللَّهُ بَيْنَ أَنْ يُؤْتِيَهُ مِنْ زَهْرَةِ الدُّنْيَا وَبَيْنَ مَا عِنْدَهُ وَهْوَ يَقُولُ فَدَيْنَاكَ بِآبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا‏.‏ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ الْمُخَيَّرَ، وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ هُوَ أَعْلَمَنَا بِهِ‏.‏ وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ مِنْ أَمَنِّ النَّاسِ عَلَىَّ فِي صُحْبَتِهِ وَمَالِهِ أَبَا بَكْرٍ، وَلَوْ كُنْتُ مُتَّخِذًا خَلِيلاً مِنْ أُمَّتِي لاَتَّخَذْتُ أَبَا بَكْرٍ، إِلاَّ خُلَّةَ الإِسْلاَمِ، لاَ يَبْقَيَنَّ فِي الْمَسْجِدِ خَوْخَةٌ إِلاَّ خَوْخَةُ أَبِي بَكْرٍ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üzerinde oturdu ve şöyle dedi: Bir kulu, Allah, ona dünya güzelliklerinden dilediklerini vermek ile nezdindekileri seçmek hususunda serbest bıraktı. O da Allah nezdinde olanı seçti. Bunun üzerine Ebu Bekir ağladı, babalarımız, annelerimiz sana feda olsun dedi. Biz ona hayret ettik. Herkes, şu yaşlı adama bakınız. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Allah'ın bir kulunu ona dünya güzelliklerini vermek ile nezdindekileri seçmekte muhayyer bırakmış olduğunu haber veriyor, o kalkmış babalarımız annelerimiz sana feda olsun, diyor. Meğer muhayyer bırakılan kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem imiş. Ebu Bekir de bu işi aramızda en iyi bilen imiş. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayrıca şöyle buyurdu: Şüphesiz arkadaşlığı ve malı hususunda insanlar arasında bana en çok fedakarlık etmiş olan kişi EbU Bekir'dir ve eğer ümmetim arasından bir Halil (candan dost) edinecek olsaydım, şüphesiz EbU Bekir'i edinirdim. Ancak İslam Halilliği vardır. EbU Bekir'in gediği müstesna- Mescide açılan hiçbir gedik kalmasın hepsi kapatılsın)." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi sallallahualeyhivesellem'in ve ashabının Medine'ye hicreti" Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hicreti ile ilgili olarak İbn Abbas'tan gelen rivayete göre, ona Medine'ye hicret hususunda yüce Allah'ın şu buyruğu ile izin verilmiştir: "Ve de ki: Rabbim beni doğruluk girdirişi ile girdir, doğruluk çıkarışı ile çıkar. Tarafından bana destekleyici üstün bir belge ver." [İsra, ı 80] Bu hadisi Tirmizi rivayet etmiş olup, o da Hakim de sahih olduğunu belirtmişlerdir. Hakim de Nebi efendimizin Mekke'den Akabe bey'atinden üç ay ya da ona yakın bir süre sonra çıkıp ayrıldığını zikretmektedir. Nebi sallAllahu aleyhi ve sellem'in ashabına gelince, onlardan Ebu Bekir esSıddik ile Amir b. Fuheyre onunla birlikte yola çıkmışlardı. Bundan önce ise iki Akabe arasında aralarında İbn Ümmü Mektum'un da bulunduğu bir topluluk Medine'ye çıkmışlardır. Denildiğine göre Medine'ye ilk hicret eden kişi Üm mü Seleme'nin kocası Mahzum oğullarından Ebu Selerne b. Abdi'l-Eşhel hicret etmiştir. Buna sebep ise onun Habeşistan'dan dönmesinden sonra eziyete maruz kalması idi. Tekrar Habeşistan'a hicret etmek üzere karar vermişken Ensardan oniki kişinin olayı ona ulaşınca Medine'ye yönelmiştir. Daha sonra ise az önce geçtiği gibi Ensardan Müslüman olanları İslam hakkında bilgilendirmek üzere Mus'ab b. Umeyr, Medine'ye gitmek üzere yola çıkmıştır. 3899- "Bugün" yani Mekke'nin fethedilmesinden sonra "hicret yoktur." 3900- "Mürninlerden herhangi bir kimse dinini kurtarmak için ... kaçardı." Aişe r.anha hicretin meşruiyetine dair gerekli açıklamalara ve bunun sebebinin dinde fitneye maruz kalma korkusu olduğuna işaret etmiştir. Hüküm illete bağlıdır. Buna göre nerede olursa olsun Allah'a ibadet edebilen bir kimsenin o yerden hicret etmesi icap etmez. Aksi takdirde icap eder. İşte bundan dolayı el-Maverdt şunları söylemektedir: Küfür şehirlerinden herhangi birisinde dinini açıkça ortaya koymaya gücü yeten bir kimse ile artık o şehir (belde), o kimse vasıtası ile Dar-ı İslam olur. Böyle bir yerde ikamet etmek oradan göç etmesinden. daha iyidir. Çünkü bu vesile ile başkasının da İslama girmesi ümit edilir. Cihad bölümünün baş taraflarında "İslam idarecilerinin savaş çağrısına uymanın vücubu" ile ilgili başlıkta İbn Abbas'ın: "Fetihten sonra hicret yoktur" diye rivayet ettiği hadis ile Abdullah b. es-Sa'dt'nin: "Hicretin ardı arkası kesilmez" hadisini birlikte telife işaret edilmiş bulunmaktadır. el-Hattabt de diyor ki: Hicret yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmek, İslamın ilk dönemlerinde istenen bir 'şey idi. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye hicret ettikten sonra onunla birlikte savaşmak ve dinin şer'i hükümlerini öğrenmek amacıyla Medine'ye hicret etmek farz kılınmıştır. Şam yüce Allah bu hususu birden çok ayet-i keime'de tekitli bir şekilde ifade etmiş ve hatta hicret eden ile etmeyen arasındaki velilik bağını dahi kopartmış ve şöyle buyurmuştur: "İman edip hicret etmyenıer ise hicret edene kadar sizin onlarla hiçbir velayetiniz yoktur."[Enfal, 72] Mekke fethedilip, insanlar bütün kabilelerden İslama girince farz olan hicret kalktı ve müstehap olarak devam etti. el-Beğavt, Şerhu's-Sünne adlı eserinde şunları söylemektedir: Nebi efendimizin "Fetihten sonra" yani Mekke'den Medine'ye "hicret yoktur" hadisi ile "hicretin ardı arkası kesilmez" buyruğunun bir başka yolla telif edilme ihtimali de vardır. Bu da Müslüman olan kimse için Dar-ı Küfür'den, Dar-ı İslam'a hicret etme gereğinin kesilmeyeceği anlamındadır. el-İsmail1'nin şu lafızIa naklettiği rivayette İbn Ömer maksadı açıkça ifade etmiş bulunmaktadır: "Mekke fethedildikten sonra Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına hicret etme emri sona ermiştir fakat kafirlerle savaşıldığı sürece hicretin ardı arkası kesilmeyecektir." Yani dünyada küfür diyarı bulunduğu sürece Müslüman olup da dini dolayısıyla fitneye maruz kalmaktan korkan kimseye oradan hicret etmek vaciptir. Bundan anlaşıldığına göre; dünyada Dar-ı Küfr'ün kalmadığı var sayılacak olursa, bunu gerektiren sebebin sona ermesi dolayısıyla hicret te sona erer. Doğrusunu err--iyi bilen Allah'tır. 3903- "On yıl muhacir kald!." Yani muhacir olarak on yıl ikamet etti

Sahîh-i Buhârî, 3904

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.