İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7043

Interpretation of Dreams

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، مَوْلَى ابْنِ عُمَرَ عَنْ أَبِيهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مِنْ أَفْرَى الْفِرَى أَنْ يُرِيَ عَيْنَيْهِ مَا لَمْ تَرَ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yalanların en büyüğü, kişinin rüyasında görmediği şeyi gözleriyle gördüğünü iddia etmesidir" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Görmediği bir rüyayı gördüğünü iddia etmek." Yani bunu yapan kişinin kınanmış olduğu. Bu hadis üç hüküm içermektedir. Rüyası hakkında yalan söylemek, sözünün dinlenmesinden hoşlanmayan kimsenin sözüne kulak vermek ve suret yapmaktır. Libas bölümünün son kısımlarında "Her kim bir suret yaparsa ... " hadisi açıklamasıyla birlikte geçmişti. Görmediği rüyayı gördüğünü iddia etmeye gelince, Taberi şöyle demiştir: Uyanıkken yalan söylemek, bazen görmediği rüyayı gördüğünü iddia ederek yalan söylemekten daha çok fesada yol açar. Zira bu, adam öldürme veya bir had cezası ya da birinin malını çalma hakkında yalan yere şahitlik olabilir. Böylısi yalan şahitlik daha çok fesada yol açtığı halde görmediği rüyayı gördüğünÜ iddia ederek yalan söylemeye bu derece tehdit yönlendirilmesi, rüya hakkında yalan söylemenin göstermediği rüyayı gösterdi diye' Allah'a yalan iftira atmaktan kaynaklanmaktadır. Allah'a yalan iftirası atmak, yaratıklara yalan iftira atmaktan çok daha ağırdır. Çünkü Yüce Allah "Onlar (kıyamet gününde) Rablerine arz edilecekler, şahitler de 'işte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir' diyecekler"(Hud 18) buyurmaktadır. Rüya hakkında yalan söylemek "Rüya Nebilikten bir cüzdür" hadisi dolayısıyla Allah'a yalan iftira etmek anlamındadır. Nebiliğin cüzlerinden birisi olan şey, Yüce Allah tarafındandır. "Ona iki arpa tanesini birbirine düğümlemesi teklif edilir" ifadesi terim anlamındaki mükellef kılma değildir. O, daha önce geçtiği üzere azap etmenin kinayeli anlatımıdır. Kulağına kurşun dökme şeklindeki tehdit, cezanın yapılan suçun cinsinden olmasından kaynaklanmaktadır. Hadis metninde geçen "el-anük" erimiş kurşun demektir. İbn Ebi Cemre şöyle demiştir: Hadisten kulluk niteliğinden dışarı çıkan kimsenin Çıktığı oranda cezayı hak ettiği anlaşılmaktadır. Hadiste bunu bilmeyen kimsenin bilmemesi dolayısıyla mazur olmayacağı uyarısı yapılmaktadır. Bu konuda batıl bir tevile sapan da aynı şekildedir. Çünkü haberde bunun haram olduğunu bilenle bilmeyen arasında herhangi bir fark gözetilmemektedir. "Valanların en büyüğü" "efra" ismi, ism-i tafdil ölçüsünde olarak yalanların en büyüğü demektir. "el-Fira" "el-firye" kelimesinin çoğuludur. İbn Battal "elfirye" hayret uyandıracak büyük yalan demektir

Sahîh-i Buhârî, 7043

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ حَفْصٍ، وَبِشْرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لاِبْنِ صَيَّادٍ ‏"‏ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ‏"‏‏.‏ قَالَ الدُّخُّ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اخْسَأْ فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ عُمَرُ ائْذَنْ لِي فَأَضْرِبَ عُنُقَهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ دَعْهُ، إِنْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ تُطِيقُهُ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْ هُوَ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Sayyad'a: "Sana bir şey sakladım demiş, İbn Sayyad da (duman demek istedi ama) "du, du" demekten daha fazlasını söyleyemedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Zelil ol, kehanetten öteye gidemezsin" buyurdu. Hz. Ömer: "İzin ver, boynunu vurayım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Bırak, eğer o (deccal) ise sen ona bir şey yapamazsın. (Deccal) değilse öldürülmesinde bir hayır yoktur" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer: Musannif ayette yer alan "araya girmek" kelimesini hadiste geçen kalpleri çevirmek" kelimesi ile açıklamak istemiştir. Ragıp el-Isfahani, buna işaret ederek şöyle demiştir: "Allah hikmetigereğince, insanın kalbine onu istediği şeyden çevirecek bir his verir." İbn Battal ise şöyle demiştir: İbn Ömer hadisinin konubaşlığı ile ilgisi şudur: Ayet Allah'ın küfür ve imanı yarattığına, kafirin kalbi ile ona emrettiği iman arasına girdiğine, Allah takdir etmedikçe kafirin imanı elde edemeyeceğine delalet eder. Aksine Allah imanın zıddını takdir etmiş ve kişi kafir olmuştur. Mümin için de durum buna ters istikamette gerçekleşir. Ayet kulların hayır ve şer tüm fiillerini yaratanın Allah olduğuna delalet eder. Hadiste yer alan "Kalpleri çevirmek" sıfatı da aynı anlama gelmektedir. Kulun kalbini imanı tercih etmekten küfrü tercih etme ya da bunun aksi yönünde değiştirir. Allah'ın her fiili adildir. Dalalete düşürüp yalnız bıraktığı kişiyi elde ettiği bir haktan mahrum etmiş değildir. İkinci hadisin konu başlığıyla ilgisi ise, Nebi s.a.v.'in "(deccal) ise sen ona bir şey yapamazsın" demesidir. Yani, Allah'ın ilminde bu kimsenin ortaya çıkıp bir şeyler yapacağı var ise Allah'ın ilminde geleceği belli olan birine bir şey yapmaya gücün yetmez. Allah sana bunu yapacak bir güç verse o zaman bu durum kendi ilminde var olanın değişmesi anlamına gelir ki, Allah bundan münezzehtir

Sahîh-i Buhârî, 6618
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ وَهْوَ عَلَى الْمِنْبَرِ ‏ "‏ أَلاَ إِنَّ الْفِتْنَةَ هَا هُنَا ـ يُشِيرُ إِلَى الْمَشْرِقِ ـ مِنْ حَيْثُ يَطْلُعُ قَرْنُ الشَّيْطَانِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i minber üzerinde iken şöyle buyururken dinledim: ''Doğu tarafına işaret ederek Dikkat edin, fitne buradan şeytan'ın boynuzunun çıktığı yerden çıkacaktır." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadis-i şerif te bilinen nesebin reddedilerek başka bir nesep iddiasında bulunmanın haram olduğu belirtilmektedir. Hadis-i şerif bunun için de ilim (bilmek) kaydını getirmiş bulunmaktadır. İster olumlu, ister olumsuz iddia halinde bilgi kaydı kaçınılmazdır. Çünkü günah, bir şeyi bilen ve onu kasti olarak yapan kimse için sözkonusudur. 2- Hadisten -daha önce açıkladığımız gibi- kesin olarak vazgeçirmek maksadıyla masiyetler hakkında küfür lafzının kullanılmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Müslim'in rivayetinden, davacıya ait olmayan bir şeyi iddia etmenin haram olduğu da anlaşılmaktadır. Böylelikle bunun kapsamını bilmek, öğrenmek, nesep, durum, salih oluş, nimet, vera' bağı ve buna benzer bütünbatıl iddialar da girmektedir. Bu haksız iddianın doğuracağı kötülüğün çoğalması ile haramlığın vurgusu da artar. "Şüphesiz en büyük iftiralardan birisi de" (anlamındaki) buyrukta geçen "elfira: iftiralar" kelimesi "firye"nin çoğuludur. Firye ise yalan ve bühtan demektir. Hadis-i şerifte bu üç hususta yalan söylemenin ne kadar ağır olduğu belirtilmektedir. Bu üç husus rüya da görmemiş olduğu halde bir şeyi gördüğünü bildirmek, babasından başkasından olduğunu iddia etmek ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yalan bir şeyi isnad etmektir. Bu sonuncusu ile ilgili gerekli açıklamalar daha önce İlim bahsinde geçmiş bulunmaktadır. (Hadis no: l06'da) Rüya ile alakah yalan iddiaya gelince, buna dair açıklamalar da Rüya Tabiri bölümünde gelecektir. Yalan yere nesep iddiasına gelince, bu da bundan önceki babta, az önce geçmiş bulunmak

Sahîh-i Buhârî, 3511
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَدِيُّ بْنُ ثَابِتٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ يَزِيدَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ نَهَى عَنِ النُّهْبَةِ وَالْمُثْلَةِ‏.‏

Abdullah b. Yezid'den, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem nühbeyi (açıktan ve zorla birisinin malını almayı) ve musleyi nehyetmiştir. Fethu'l-Bari Açıklamaksı: "Müsle", hayvanın canlı iken organlarını ya da bir kısmıni kesmek demektir. "Masbura ve mücesseme" ise atış yapmak için bağlanıp hedef edinilen hayvandır. Eğer bu sebeple ölürse onu yemek helal olmaz. Kuşlar ve benzerleri hakkında kullanılan "el-cusum", develel'in çökerek oturmalarına benzer. "Bir hayvanın yahut başkasının öldürülmek için hapsedilip bağlanmas!." Buna benzer bir rivayet de Ebu Eyyub'un naklettiği bir hadistir. Şöyle demiştir: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki, bir tavuk dahi olsa ben onu canlı olarak hapsetmem. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i canlı olarak öldürmeyi nehyederken işitmişimdir." Hadisi Ebu Davud kavi bir sened ile rivayet etmiştir. Bütün bunları genel olarak Müslim'de yer alan Şeddad b. Evs'in merfu olarak (Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e nispet ederek) zikrettiği hadis, bir arada ifade etmektedir: "Öldürdüğünüz vakit güzelce öldürünüz, zebh ettiğiniz (kestiğiniz) vakit de güzelce kesiniz. Sizden herhangi biriniz (kesim yapacağında) bıçağını iyice bilesin de kestiği hayvanı rahatlatsın." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- İbn Ebi Cemra dedi ki: Bu hadiste yüce Allah'ın öldürülme halinde bile kullarına ne kadar merhametli olduğu dile getirilmektedir. O, öldürülmeyi (gerektiğinde) emrettiği gibi, nfk ile öldürmeyide emir buyurmuştur. 2- Bu hadisten Allah'ın bütün kullarını hükmüne tabi tuttuğu da anlaşılmaktadır. Çünkü o, hiçbir kimseye keyfiyet sınırlarını belirlemeksizin istediği gibi tasarruf ta bulunma imkanını vermemiştir. 3- Bu hadislerde insanın hayvana ve başkalarına işkence yapması haram kılınmaktadır. 4- Birinci hadisten Enes'in -sözü geçen emırin oldukça sert olduğunu bilmekle birlikte- iyiliği emredip münkerden alıkoymak hususunda, büyük bir güce ve metanete sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ama halife Abdulmelik b. Mervan, Haccac'ın Enes'e karşı sert ve kaba davranışından sonra ona ilişmesini yasaklamıştı. Çünkü Enes, Haccac'ı, Abdulmelik'e şikayet etmiş, Abdulmelik de Haccacıa ağır sözler söyleyerek ona gereken ikramda bulunmasını emretmişti. -------- Hadiste sözü geçen el-Hakem b. Eyyub, Basra'da vali naibi olup şerhte sözü geçen sert emir, zalim Haccac b. Yusufun amcasının oğludur

Sahîh-i Buhârî, 5516
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي حَمْزَةُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُتِيتُ بِقَدَحِ لَبَنٍ، فَشَرِبْتُ مِنْهُ، حَتَّى إِنِّي لأَرَى الرِّيَّ يَخْرُجُ مِنْ أَظْفَارِي، ثُمَّ أَعْطَيْتُ فَضْلِي ‏"‏‏.‏ يَعْنِي عُمَرَ‏.‏ قَالُوا فَمَا أَوَّلْتَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ الْعِلْمَ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Uyuduğum bir sırada bana silt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki, süte kanma eserlerinin ta tırnaklarından sızdığını hala duyuyorum. Sonra artanını Ömer'e verdim." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "İlim ile" cevabını verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada süt görme." Yani rüyada süt görüldüğünde bu ne ile tabir edilecektir? Mühelleb şöyle demiştir: Süt fıtrat, sünnet, Kur'an ve ilme delalet eder. Biz de şunu ekleyelim: Bazı merfu hadislerde sütün fıtratla tabir edildiği yer almaktadır. Nitekim Bezzar'ın, Ebu Hureyre'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Rüyada görülen süt fıtrattır" buyurmuştur. Taberani'de Ebu Bekre'nin nakline göre Resulullah "Her kim rüyasında süt içtiğini görürse bu fıtrattır" buyurmuştur. Eşribe bölümünün baş tarafında Ebu Hureyre hadisinde Resulullah'ın süt kadehini alınca Cebrail'in ona "Sana fıtratı gösteren Allah'a hamdolsun" dediği yer almaktaydı. "Bunu ne ile tabir ettin?" İbnü'l-Arabi şöyle der: Süt, Allahu Teala'ın kan ve fışkı gibi pis şeylerden süzüp, çıkarmış olduğu hoş bir nzıktır. Bu açıdan süt ilme benzer. İlim de Allahu Teala'ın cehaletin karanlığından ortaya çıkardığı bir nurdur. Rüyada ilme bir örnek getirilmiştir. Bazı arifler şöyle derler: Sütü fışkı ile kan arasından süzüp çıkaran yaratıcı, marifeti de şek ve cehalet arasından çıkanp yaratmaya ve o ameli, gafletten ve hatadan korumaya da kadirdir. Bu mesele o kişinin dediği gibidir fakat ilmin öğrenmekle elde edileceği yolunda bir düzenli kural vardır. O arifin sözünü ettiği şey ise harikulade olarak bazen vuku bulabilir. Bu takdirde sözkonusu ilim keramet kabilinden olur. İbn Ebi' Cemre şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüyada görülen sütü, kendisine bir şarap, bir de süt kadehi getirildiğinde ve kendisi sütü tercih ettiğinde Cebrail ona "Fıtratı seçtin" demesine kıyasen ilimle te vii etmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Makamı ve mertebesi büyük olan bir kimse, gördüğü rüyayı kendisinden daha aşağı olan kimselere anlatabilir. 2- Bir alim bazı meseleleri gündeme getirerek etrafında bulunan kişilere bunun tabirini teklif ederek onları deneyebilir. 3- Öğrencinin sahip olduğu tevil ilmini hocasının eseri olarak takdim etmesi edeptendir. İbnü'I-Arabi' şöyle der: Öyle anlaşılıyor ki Resulullah s.a.v. sahabilerden o rüyayı tevil etmesini istemedi. Onun asıl istediği söz konusu rüyanın tabirini kendisine sormalarıdır. Nitekim sahabiler Hz. Nebi'in maksadını anlamışlar, ona bunun tevilini sormuşlar, Resulullah da cevabını vermiştir. İlim talibi olan kimselerin her durumda bu edebe uymaları uygun ve isabetlidir. İbnü'I-Arabi' şöyle devam eder: 4- Hz. Nebi'in Allah'l bilme noktasındaki derecesine hiçbir kime ulaşamaz. Zira o sütü o derece içmiştir ki ona kanıp doyma, tırnaklarının ucundan sızmıştır. İçtiği sütün artığını Hz. Ömer' e vermesi ise onun Allah'ı bilme noktasında ulaştığı dereceye işaret etmektedir ki Hz. Ömer Allah konusunda hiç kimsenin kınamasına aldırmazdı. 5- Rüyaların arasında geçmişe, şimdiye ve geleceğe delalet edenler vardır. Resulullah'ın gördüğü bu rüya geçmişe tevil edilmiştir. Zira onun bu rüyası gerçekleşmiş olan bir hususu canlandırmaktadır. Çünkü Resulullah kendisine verilen ilme sahip olmuştu. Hz. Ömer de böyle idi. Efendimizin görmüş olduğu bu rüyanın faydası, kendisine verilen ilimle, Ömer' e verilen ilim arasındaki münasebetin derecesinin bilinmesidir

Sahîh-i Buhârî, 7006
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنَّ فِي يَدِي سَرَقَةً مِنْ حَرِيرٍ لاَ أَهْوِي بِهَا إِلَى مَكَانٍ فِي الْجَنَّةِ إِلاَّ طَارَتْ بِي إِلَيْهِ، فَقَصَصْتُهَا عَلَى حَفْصَةَ‏.‏ فَقَصَّتْهَا حَفْصَةُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ أَخَاكِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)

Sahîh-i Buhârî, 7016
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُعَلَّى بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا وُهَيْبٌ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ رَأَيْتُ فِي الْمَنَامِ كَأَنَّ فِي يَدِي سَرَقَةً مِنْ حَرِيرٍ لاَ أَهْوِي بِهَا إِلَى مَكَانٍ فِي الْجَنَّةِ إِلاَّ طَارَتْ بِي إِلَيْهِ، فَقَصَصْتُهَا عَلَى حَفْصَةَ‏.‏ فَقَصَّتْهَا حَفْصَةُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ أَخَاكِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏ أَوْ قَالَ ‏"‏ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ رَجُلٌ صَالِحٌ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)

Sahîh-i Buhârî, 7015

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.