İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7115

Afflictions and the End of the World

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَمُرَّ الرَّجُلُ بِقَبْرِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي مَكَانَهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Hayattaki bir kişi kabirdeki bir adam'ın yanından geçerken 'Keşke şu ölünün yerinde ben olaydım' diye ölümü temenni etmedikçe kıyamet kopmaz' buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kabirlerde olanlar (diriler tarafından) gıpta edilmedikçe kıyametin kapmayacağı." Hadiste yer alan "gıpta", gıpta edilen kimse aynı durumda kalmak şartıyla onun gibi olmayı temenni etmek demektir. "Hayattaki bir kişi kabirdeki bir adamın yanından geçerken 'Keşke şu ölünün yerinde ben olaydım' diyecektir." Yani keşke ben de ölü olaydım diyecektir. , İbn Battal şöyle demiştir: Fitne zamanlarında kabirde bulunanlara gıpta edip, ölmeyi temenni etmek batılın galebe çalmasından dolayı dinin elden gideceği korkusu, masiyetterin ve münkerin ortaya çıkması nedeniyledir. Bu, herkes için genel bir durum değildir. Bu sadece hayır ehli kimselere mahsustur. Onların dışındakiler, canlarına veya ailelerine ya da dünyalıklarına gelecek bir musibetten dolayı -dinleriyle ilgili bu konuda hiçbir şeyolmasa bile- bunu temenni ederler. Bu anlayışı Müslim'in Ebu H1zim rivayetiyle Ebu Hureyre' den naklettiği şu hadis teyit etmektedir: "Dünya hayatı, bir kimsenin birisinin kabrine gidip, toprağına bulanarak 'Keşke şu kabirde yatanın yerinde ben olsaydım' demedikçe ve din, onun açısından beladan başka bir anlam ifade etmedikçe sona ermeyecektir."(Müslim, fiten) Hadiste "recul=erkek" kelimesinin kullanılması, genellikle kabristana erkeklerin gitmesinden dolayıdır. Aksi takdirde kadın açısından da aynı şeyleri tasawur etmek mümkündür. Bundan sonra Kurtub! şöyle demiştir: Bu hadis, ileride fitne ve ağır meşakkati n baş göstereceğine, bundan dolayı dinin hafife alınacağına ve dini meselelere özen göstermenin azalacağına, kimsenin dünyası, geçimi ve bununla ilgili şeylerden başka bir derdinin olmayacağına işaret etmektedir. Bundan dolayı fitne zamanlarındaibadetin değeri daha da büyük olmuştur. Nitekim Müslim'in Makil b. Yesar' dan naklettiği bir hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Fitne zamanlarında ibadet bana hicret gibidir" buyurmuştur. (Müslim, fiten)

Sahîh-i Buhârî, 7115

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، قَالَ سَمِعْتُ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ مُسْتَنِدٌ إِلَىَّ يَقُولُ ‏ "‏ اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي وَأَلْحِقْنِي بِالرَّفِيقِ الأَعْلَى ‏"‏‏.‏

Abbad b. Abduııah b. ez-Zubeyr'den, dedi ki: "Aişe r.anha'yı şöyle derken dinledim: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i (ölüm hastalığı esnasında) bana dayanmış iken: Allah'ım, bana mağfiret buyur, bana merhamet eyle ve beni refik-i a'la'ya kavuştur, derken işitmişimdir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hasta olanınölümü temenni etmesi." Yani bu mutlak olarak yasak mıdır? Yoksa bazı hallerde caiz midir? "Sakın sizden bir kimse kendisine isabet eden bir zarardan ötürü ölümü temenni etmesin." Hitab ashab-ı kiram'adır. Maksat ise onlar ve onlardan sonra gelecek olan genelolarak bütün Müslümanlardır. "Kendisine isabet eden bir zarar" ibaresini seleften bir topluluk dünyevi zarar diye yorumlamışlardır. Eğer dini hakkında fitneye maruz kalmaktan korkmak sureti ile uhrevı bir zarardan çekinecek olursa, bu korkuyla ölüm dileği yasağın kapsamına girmez. Bu hükmün İbn Hibban'ın rivayetinden çıkartılması da mümkündür: "Sakın sizden herhangi bir kimse dünyada ona gelip çatan bir zarar dolayısıyla ölümü temenni etmesin." Böyle bir açıklama buradaki " .. da: fi"nin bu hadiste sebeplilik anlamına kabul edilmesi halinde uygun düşer. Yani dünyevi bir husus sebebiyle temenni etmesin, demek olur. Ashab-ı kiram'dan bir topluluk bu işi (ölüm temenni etme işini) yapmıştır. Muvatta'da, Ömer'den şöyle dediği nakledilmektedir: "Allah'ım, yaşım ilerledi, gücüm zayıfladı, raiyyetim dört bir tarafa yayıldı. Üzerime düşen vecibelerden herhangi birisini ihmal etmeden ve bir kusur işlememiş olarak beni yanına al!" Bu hususta bundan da daha açık ifadeler Ebu Davud'un rivayet ettiği, Hakim'in de sahih olduğunu belirttiği, Muaz'ın naklettiği hadiste zikredilmektedir. Bu hadise göre herbir namazın arkasında söylenecek sözler arasında şunlar da vardır: "Ve eğer bir kavim hakkında bir fitne murad edecek olursan, fitneye maruz kalmamış olarak ruhumu kabzederek yanına aL." " ... desin." Bu da ölümü temenni etme yasağının bu şekil ve kayıtlar ile yapılmaması hali ile ilgili olduğunu göstermektedir. Çünkü mutlak olarak ölümü temenni etmekte bir çeşit itiraz ve kesin olarak belirlemiş olan bir kadere karşı çıkmak söz konusudur. Emrolunan bu şekilde ise iş, bir bakıma Allah'a havale edilmekte ve kaza ve kadere teslimiyet arz edilmektedir. "Bu toprağa yaptığı harcama dışında şüphesiz Müslüman infak ettiği her bir şey karşılığında ecir alır." Yani bina ve inşaat için harcanan para bundan müstesnadır. Bu da ihtiyaç duyulandan fazlası için yapılan bina harcamaları hakkında yorumlanmıştır. "Hiç 'kimseyi am eli cennete sokamaz." Bu hadis ile ilgili açıklamalar ileride Rikaak bölümünde (6463.hadiste) gelecektir. "Ya ihsan edicidir, hayrını daha da artırması umulur ya da kötülük yapan birisidir, tevbe etmesi umulur." Yani tevbesi kabul edilerek kendisinden razı olunması gereken işleri yapmaya döner

Sahîh-i Buhârî, 5674
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ سَتَكُونُ فِتَنٌ الْقَاعِدُ فِيهَا خَيْرٌ مِنَ الْقَائِمِ، وَالْقَائِمُ خَيْرٌ مِنَ الْمَاشِي، وَالْمَاشِي فِيهَا خَيْرٌ مِنَ السَّاعِي، مَنْ تَشَرَّفَ لَهَا تَسْتَشْرِفْهُ، فَمَنْ وَجَدَ مَلْجَأً أَوْ مَعَاذًا فَلْيَعُذْ بِهِ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İleride bir takım fitneler çıkacaktır. Fitne zamanlarında oturan kimse, ayakta durandan daha hayırlıdır. Ayakta duran da yürüyenden daha hayırlıdır. Yürüyen ise koşandan daha hayırlıdır. Fitneye göz diken onun kahnna uğrar. Her kim o zaman iltica edecek veya sığınacak bir yer bulursa hemen ona sığınsın. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yürüyen ise koşandan daha hayırlıdır." Ebu Bekre'nin Müslim' de yer alan hadisi "fitneye koşandan" şeklindedir. Bu rivayette şöyle bir farklılık vardır: "Dikkat edin! Fitne geldi mi develeri olan develerine sığınsın."(Müs/im, fiten) Hadisleri açıklayan alimlerden biri "Fitne zamanlarında oturan kimse, ayakta durandan daha hayırlıdır" ifadesini fitne zamanlarında fitneden el çeken şeklinde açıklamıştır. Bu alimin ifadesine göre "... =ayakta duran" kelimesinden maksat, gözünü kaldırıp, ona bakmayan, ".... el-maşi=yürüyen"den maksat ise fitnenin dışında başka bir sebeple yürüyen demektir. Ancak bu zamanda yürüyen kişi bu hareketiyle hoşlanmadığı bir duruma düşebilir. İbnü't-Tin'in nakline göre Davudi şöyle demiştir: Doğru olanı bu ifadeden maksadın bütün durumlarda fitne ile direk ilişkisi olan kimse olduğudur. Yani bu kişilerin bazıları, diğerlerinden daha beter bir durumdadır. Bunların içinde en kötü olanı, fitne zamanı koşması, fitne doğmasına sebep alandır. Sonra fitne çıkmasına sebep olan kimse gelir ki bu da fitne zamanı yürüyendir. Ardından direk olarak fitneyi yapan kişi gelir ki bu, ayakta durandır. Bundan sonra fitneye bakan, ancak çarpışmayan kişi gelir ki bu da oturandır. Bunun ardından fitneden kaçan, onunla sıcak temasta bulunmayan ve ona bakmayan kimse gelir ki bu da uyanık bir halde yan üstü yatandır. Bunun ardından bunlardan hiçbirini yapmayan, fakat fitneye razı olup, uyuyan kimse gelir. Burada sözü edilen daha hayırlı olmak konusundaki üstünlük, yukarıdaki ayrıntı uyarınca kendisinden bir yukarıdakinden daha az kötü olandır. "........." yani fitneye girişerek, kendini ona maruz bırakarak, ona bakan ve yüz çevirmeyen demektir. "......." yani fitne dolayısıyla helake yaklaştığı için fitneonu helak eder. ""'E-" fitnenin kötülüğünden sığınacak olduğu sığınak demektir. "........." fitnenin kötülüğünden kurtulmak için o esnada fitneden uzak kalmak amacıyla sığınak yeri. "......." fitnenin kötülüğünden kurtulmak için ondan uzak dursun. Bu hadis fitneden kaçındırmakta, fitneye girmekten kaçmaya çalışmayı teşvik etmektedir. Hadise göre fitnenin kötülüğü ona ilişkinin derecesine göre değişir. Fitneden maksat kim haklı, kim haksız bilinmeyecek şekilde mülkiyet talebi konusunda ihtilaftan kaynaklanan şey demektir. Taberi şöyle der: Selef bilginleri bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları hadisi genelliği üzere almışlardır. Bunlar Müslümanlar arasında çıkan savaşa kesin olarak dahil olmayıp, geri dururlar. Sa'd, ibn Ömer, Muhammed b. Mesleme, Ebu Bekre buna örnektir. Adı geçen kişiler zikredilen hadisle diğer hadislerin zahirlerini esas almışlardır. Bunlar daha sonra ihtilafa düşmüşler, bir grup evlerde kalmanın gerekli olduğunu söylerken, diğer grup fitne çıkan beldeden başka yere göçmek gerekir demişlerdir. Bundan sonra yine ihtilaf etmişler, bir kısmı fitne kişinin üzerine üzerine geldiğinde öldürülmesi pahasına bundan elini çeker derken, bir başka grup kendisini, malını ve ailesini savunur. Bu uğurda öldürülse de, öldürse de mazurdur demişlerdir. Bir başka grup ise şu görüşü savunmuştur: Bir zümre devlet başkanına karşi isyan ederse, üzerine gerekli olan yükümlülükleri yapmaktan vazgeçip, savaş açarsa onunla çarpışmak gerekli olur. Aynı şekilde iki zümre birbiriyle çarpıştığında gücü yeten herkesin yanlış yapanın elinden tutması ve haklı olana yardım etmesi gerekir. Çoğunluğun görüşü bu doğrultudadır. Başka bir grup ise bu konuda ayrıntıya giderek şöyle demişlerdir: iki Müslüman grup birbiriyle savaşa tutuşursa, topluluğun devlet başkanı olmayacağı için bu durumda çarpışmak yasaktır. Bu konudaki hadisler ve başkaları bu manada yorumlanır. Evzal'nin görüşü budur. Taberi şöyle der: isabetli olanı şöyle söylemektir: Fitne kelimesi esasen deneme ve imtihan etme anlamına gelir. Bir münkere tepki göstermek buna gücü yeten herkese vaciptir. Haklı olana yardım eden isabet eder. Haksıza yardım eden hata eder. Kişi kimin haklı, kimin haksız olduğunu bilmiyorsa bu, savaşmanın yasak olduğu durumdur

Sahîh-i Buhârî, 7082
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا رَوْحٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سُلَيْمَانَ، سَمِعْتُ ذَكْوَانَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ حَسَدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ رَجُلٌ عَلَّمَهُ اللَّهُ الْقُرْآنَ فَهُوَ يَتْلُوهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النَّهَارِ فَسَمِعَهُ جَارٌ لَهُ فَقَالَ لَيْتَنِي أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ فُلاَنٌ فَعَمِلْتُ مِثْلَ مَا يَعْمَلُ، وَرَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَهْوَ يُهْلِكُهُ فِي الْحَقِّ فَقَالَ رَجُلٌ لَيْتَنِي أُوتِيتُ مِثْلَ مَا أُوتِيَ فُلاَنٌ فَعَمِلْتُ مِثْلَ مَا يَعْمَلُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet etmiştir: "Ancak şu iki kişiye ğıpta edilir: Biri Allah'ın Kur'an öğrettiği kimsedir. Bu kişi, gece ve gündüzün belirli vakitlerinde Kur'an okur. Komşusu onun okuyuşunu duyunca 'keşke falancaya lutfedilen bu özellik bana da bahşedilseydi de, ben de onun gibi amel etseydim' diye temennide bulunur. Diğeri ise, Allah'ın servet verdiği adamdır. Bu kişi, hak yolunda malını harcar. Onu gören biri, 'keşke falancaya verilen bana da verilseydi de, ben de onun gibi amel etseydim' diye temennide bulunur. " Hadisin geçtiği yerler: 7233, 7528. Kitabu'l-ilm'in baş kısımlarında "İlim ve Hikmet Konusunda Gıbta Etmek" başlığı geçmişti. Burada gıbtanın açıklaması ile gıbta ile has ed arasındaki farklar zikredilmişti. Hadiste gıbtaya mecazi olarak hased dendiği belirtilmişti

Sahîh-i Buhârî, 5026
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَوْرٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَخْرُجَ رَجُلٌ مِنْ قَحْطَانَ يَسُوقُ النَّاسَ بِعَصَاهُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kahtan oğullarından bir adam çıkıp insanları asasıyla sevk ve idare etmedikçe kıyamet kopmayacaktr" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hatta tattaribe" yani kıçları birbirine vurmadıkça. "Eiyat" "el-elye" kelimesinin çoğuludur. Kelime bu haliyle kıç anlamına gelen "el-adze"ye benzer. Çünkü onun da çoğulu, "el-a'caz"dır. "Zülhalasa, Devs'in tağiyesidir." yani putudur. İbnü't-Tin şöyle demiştir: Hadis Devs kabilesi kadınlarının hayvanlara binerek kendi memleketlerinden sözkonusu puta doğru yolculuk yapacaklarını haber vermektedir. Kadınların kıçlarının çalkalanmasından maksat budur. Biz de şunu ekleyelim: Söylenmek istenen, sözkonusu putun etrafında dönerken kadınların kıçlarının birbirine vuracak kadar izdiham oluşturmaları olabilir. İbn Battal şöyle demiştir: Bu ve benzer hadislerde söylenmek istenen, dinin hiçbir mensubu kalmayacak derecede yeryüzünün her köşesinden silinip kesilmesi demek değildir. Zira İslam'ın kıyamet kopuncaya kadar yeryüzünde kalacağı sabittir. Ancak İslam zayıflayacak ve ilk başladığı gibi tekrar garip hale gelecektir. İmam Buhari' bundan sonra "Ümmetimden bir zümre hak uğruna çarp/şmaya devam edecektir" hadisine yer vermektedir. Bu hadisin, diğer haberleri tahsis ettiği ve hak üzere baki kalacak zümrenin kıyamet kopuncaya kadar Beytü'lMakdis'te olacakları anlaşılmaktadır. İbn Battal, bu açıklamayla bu konudaki haberler birbiriyle uzlaşmaktadır der. İbn Battal'ın delilolarak gösterdiği rivayette o kimselerin Beytü'l-Makdis'te kıyamete kadar kalacaklarına açık bir ifade yoktur. Haberde sadece "Allah'ın emri gelinceye dek" ifadesi yer almaktadır. "Allah'ın emri" deyiminden maksat, hayatta kalan ve hak üzere olan mu'minlerin alınması olma ihtimali vardır. Haberlerin zahirieri Beytü'l-makdis'te olmakla nitelenen kimselerin son nesiinin Hz. İsa ile birlikte bulunanlar olmasını gerektirmektedir. Sonra Yüce Allah hoş bir esinti gönderecek ve ne kadar mu'min varsa onların ruhlarını alacaktır, geriye sadece insanların kötüleri kalacaktır. "Kahtan oğullarından bir adam çıkıp insanları asasıyla sevk ve idare etmedikçe." Bu hadisin açıklaması Kureyş'in menKıbeleri bölümünün baş taraflarında geçmişti. Kurtubi' et-Tezkira isimli eserinde şöyle der: "İnsanları asasıyla sevk ve idare etmedikçe" cümlesi, Kahtan oğullarından çıkacak adamın onlara galebe çalacağının ve insanların ona boyun eğeceğinin kinayeli anlatımıdır. Yoksa burada asanın bizzat kendisi kastedilmiş değildir. Fakat onun zikredilmesi sözkonusu kişinin onlara sert davranacağı ve kendilerine baskı uygulayacağına işaret etmektedir. Kurtubi' şöyle devam eder: Bazıları şöyle demiştir: Kahtan'lı kişi, onları gerçek asa ile önüne katıp sürecektir, deve ve davarlar nasıl sürülüyorsa öylece sürüp sevk edecektir

Sahîh-i Buhârî, 7117
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي صَعْصَعَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ يُوشِكُ أَنْ يَكُونَ خَيْرَ مَالِ الْمُسْلِمِ غَنَمٌ، يَتْبَعُ بِهَا شَعَفَ الْجِبَالِ وَمَوَاقِعَ الْقَطْرِ، يَفِرُّ بِدِينِهِ مِنَ الْفِتَنِ ‏"‏‏.‏

Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bir Müslümanın en hayırlı malının koyunları olacağı günler yakındır. Müslüman dini uğruna fitnelerden kaçarak kah dağların başlarını, kah vadilerin yağmur düşen yerlerini (otlak olarak) seçecektir" diye haber vermiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Fitne zamanında bedevilerle birlikte oturmak." Bunun anlamı, muhacirin hicret ettiği beldeden çıkarak bedevilerle birlikte oturması ve hicretinden sonra bedevi haline dönmesidir. O sıralarda Nebi s.a.v.'in izin verdikleri hariç bu şekilde davranmak haramdı. İmam Buharl'nin bu hareketi "Fitne zamanı" şeklinde kayıtlaması o zamanki iznin fjtnenin baş gösterme zamanı verildiğine işaret etmektedir. Bazıları fitne zamanı böyle bir şeye izin verilmemesi hak üzere olan kimselere destek vermeme sonucunu doğurur demişlerdir. Fakat selef bilginlerinin bu konudaki yaklaşımları değişik olmuştur. Bazıları Sa'd, Muhammed b. Mesleme, İbn Ömer gibi fitneden selamette olmayı ve bir kenara çekilmeyi tercih etmişlerdir. Bazıları ise -ki bunlar çoğunluktur- çarpışmayı üstün tutmuşlardır. "Seleme b. el-Ekva, Haccac'ın huzuruna girdiğinde ... " Bu haberde adı geçen Haccac meşhur emir Haccac b. Yusuf es-Sakafi'dir. Bu olay hicretin 74. yılı İbn ZUbeyr'in katlinden sonra Haccac'ın Hicaz emiri olup, Mekke'den Medine'ye geçtiğinde olmuştu. "Topukların üzerine dininden geri döndün." Haccac bu ifadesiyle Hudo.d bölümünde büyük günahlar işlenirken geçtiği üzere bu konuda yer alan hadisteki ifadeye işaret etmektedir. Çünkü "Kim hicretinden sonra bedevi olarak dönerse" bu konuda zikredilenlerden birisiydi. Bu haberi Nesai, İbn Mesud' dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Allah faiz yiyene ve yedirene lanet etsin. "(Nesai, Zinet) Bu hadiste "Hicretinden sonra bedevi olarak dönene" ifadesi de yer almaktadır. İbnü'l-Esir en-Nihaye'de şöyle der: Hicretten sonra herhangi bir mazereti olmaksızın bulunduğu yere geri döneni mürted gibi kabul ediyorlardı. Bir başkası şöyle demiştir: Bu Haccac'ın insanlara cefasından kaynaklanıyordu. Zira o, bu büyük sahabiye daha mazeretini anlayıp dinlemeden o çirkin sözle hitap edebilmişti. Rivayete göre Haccac, Seleme'yi öldürmek istemiş ve kendisini katledilmeye layık kılmak istediği gerekçeyi açıklamak istemjştir. "Seleme hayır dedi." Yani Seleme ben hicretten dönmek için çölde yerIeşmedim dedi. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana çölde oturma izni verdi." Hammad b. Mes'ade'nin, Yezid b. Ebi Ubeyd'den nakline göre Seleme Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çölde oturma izni istemiş, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona bu izni vermiştir. Haberi el-İsmail! nakletmiştir. Seleme'nin bu konuda Haccac'dan başkasıyla yaşadığı bir olay daha vardır. Bunu Ahmed b. Hanbel şu şekilde nakleder: Seleme, Medine'ye geldiğinde Büreyde b. el-Hasib ile karşılaşır. Büreyde "Hicretinden irtidad ettin" deyince, Seleme "Allah korusun! Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' den aldığım izne dayanarak orada oturuyarum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Eslem kabilesi! Çölde oturunuz'" -Eslem, Seleme, Ebu. Berze ve Büreyde'nin mensup olduğu meşhur kabilenin adıdır.- Onlar: ."Bunun hicretimizi zedeleyeceğinden korkuyoruz" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sizler nerde bulunursanız bulunun muhacirsiniz" buyurmuştur.(Ahmed b. Hanbel, LV, 55) Bu haberin Amr b. Abdurrahman b. Cürhed'den nakledilen şahidi bulunmaktadır. Abdurrahman şöyle demiştir: Ben birisinin Cabir' e şu soruyu sorduğunu gördüm: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden kimler kaldı?" O kişi "Enes b. Malik ve Seleme b. el-Ekva" cevabını verdi. Adam "Seleme hicretinden irtidad etti" deyince, Cabir "Böyle söyleme. Çünkü ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Eslem oğulları arasında şöyle bir konuşmaya şahit oldum" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Eslem oğullarına "Çölde oturun" deyince, Eslem oğulları "Biz hicretten sonra bundan dönmüş olmaktan korkuyoruz" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sizler nerede bulunursanız bulunun muhacirsiniz" buyurdu. Bu iki haberin isnadı hasendir. "Osman b. Affan katledilince, Seleme Rebze'ye çıktı." Rebze, Mekke ile Medine arasında çölde bir yerin adıdır. Bu haberden Seleme'nin çölde yaklaşık kırk yıl kaldığı anlaşılmaktadır. Çünkü Hz. Osman hicri 35 yılının zilhiccesinde öldürüldü. Seleme'nin ölümü ise sahih olan rivayete göre hicri 74'tür. "Dini uğruna fitnelerden kaçarak. .. " Bu haber dininden endişe duyan kimsenin uzlete çekilmesinin faziletli olduğunu göstermektedir. Selef bilginleri uzlete çekilmenin aslı konusunda ihtilaf etmişlerdir. Çoğunluk şöyle demiştir: Fitne zamanlarında insanların içine karışmak, İslam'ın sembol ibadetlerini yapmak, İslam toplumunun sayısını çoğaltniak, onlara yardım etmek, imdatlarına koşmak, hasta olduklarında ziyaret etmek ve benzeri şekillerde çeşitli iyiliklerde bulunmak dolayısıyla dini faideler kazanma olduğu için daha evladır. Bir başka grup bilgin ise şöyle demişlerdir: Uzlete çekilmek, yapılması gerekeni bilmek şartıyla fitneden selamette kalmak olduğu için daha evladır. Nevevi'nin görüşü şöyledir: Tercihe şayan olanı, günaha düşmeyeceğine dair kuwetli zan besleyen kimse için insanlarla birlikte yaşamaktır. Eğer bir sıkıntı doğacaksa o zaman uzlete çekilmek daha evladır. Bir başkası şöyle demiştir: Bu, kişiden kişiye değişir. Bazıları için iki seçenekten sadece birini yapması gerekirken, bazıları için tercih ve ağır basma sözkonusuur. Bizim sözkonusu ettiğimiz bu değildir. Aksine uzlete çekilmekle insanlarla bir arada yaşamak birbirine eşit olduğunda ne yapılacaktır? Bu, durumdan duruma değişir. İki durum birbiri ile çeliştiğinde zamandan zamana değişir. Bazıları için insanlarla birlikte yaşamak tek seçenektir. Bunlar gördükleri münkeri ortadan kaldırma gücü olanlardır. Bu gibi kimseler için insanlarla birlikte yaşamak duruma ve imkana göre ya farz-ı ayndır ya da kifayedir. Emr-i bi'l-maruf ve nehy-i ani'l-münker yaptığında canını kurtaracağına kuwetli zannı olan kimseler için de insanlarla birlikte yaşaması tercih edilir. Kendi canı açısından emin olduğu halde kendisine itaat edilemeyeceği kesinse bu gibi kimseler için uzlete çekilmekle insanlarla birlikte yaşamak eşittir. Bu, ortada yaygın bir fitne olmadığında sözkonusudur. Şayet yaygın bir fitne varsa genellikle sakıncalı bir duruma düşme sözkonusu olacağı için uzlete çekilJıek daha ağır basar

Sahîh-i Buhârî, 7088
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏:‏ ‏ "‏ لاَ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يَمُرَّ الرَّجُلُ بِقَبْرِ الرَّجُلِ فَيَقُولُ يَا لَيْتَنِي مَكَانَهُ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre'den: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: «İnsan birinin kabrine uğrayıp *Keşke bu ölünün yerinde ben olsaydım' demedikçe kıyamet kopmayacak» Diğer tahric: Buhari,fiten;Müslim fiten

Muvatta (İmam Mâlik), 573

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.