Sahîh-i Buhârî · 7127
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ ثُمَّ ذَكَرَ الدَّجَّالَ فَقَالَ " إِنِّي لأُنْذِرُكُمُوهُ، وَمَا مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ وَقَدْ أَنْذَرَهُ قَوْمَهُ، وَلَكِنِّي سَأَقُولُ لَكُمْ فِيهِ قَوْلاً لَمْ يَقُلْهُ نَبِيٌّ لِقَوْمِهِ، إِنَّهُ أَعْوَرُ وَإِنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ".
Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün insanların arasında (bir konuşma yapmak üzere) ayağa kalktı. Allah'ı layık olduğu sıfatlarla övdü. Sonra Oeccal' den söz ederek şöyle buyurdu: "Ben sizleri kesin olarak ondan korkutuyarum. Hiçbir Nebi yoktur ki kavmini ondan korkutmuş olmasın! Fakat ben sizlere onun hakkında hiçbir Nebiin kendi kavmine söylemediği bir niteliğinden söz edeceğim: Deccal şaşıdır, Allah ise şaşı değildir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ سَالِمٌ وَقَالَ ابْنُ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي النَّاسِ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ، ثُمَّ ذَكَرَ الدَّجَّالَ، فَقَالَ " إِنِّي لأُنْذِرُكُمُوهُ، وَمَا مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ أَنْذَرَهُ قَوْمَهُ، لَقَدْ أَنْذَرَ نُوحٌ قَوْمَهُ، وَلَكِنِّي أَقُولُ لَكُمْ فِيهِ قَوْلاً لَمْ يَقُلْهُ نَبِيٌّ لِقَوْمِهِ، تَعْلَمُونَ أَنَّهُ أَعْوَرُ، وَأَنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ".
İbn Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslümanların huzurunda ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekliyle övgülerde bulundu. Daha sonra Deccal'i sözkonusu ederek dedi ki: "Ben de sizi onunla uyarıp korkutuyorum. Kavmini onunla uyarıp korkutmamış hiçbir nebi yoktur. Nuh kavmini uyarıp korkuttu, fakat ben size onun hakkında hiçbir Nebiin kavmine söylemediği bir şey söyleyeceğim. Şunu bilin ki, onun tek gözü kördür. Allah'ın ise hiç şüphesiz gözü kör değildir
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ ذُكِرَ الدَّجَّالُ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَخْفَى عَلَيْكُمْ، إِنَّ اللَّهَ لَيْسَ بِأَعْوَرَ ـ وَأَشَارَ بِيَدِهِ إِلَى عَيْنِهِ ـ وَإِنَّ الْمَسِيحَ الدَّجَّالَ أَعْوَرُ الْعَيْنِ الْيُمْنَى كَأَنَّ عَيْنَهُ عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ ".
Abdullah b. Ömer şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında Deccal' den söz edildi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Allah sizin üzerinize gizli olmaz. Çünkü Allah sakat gözlü değildir" buyurdu ve eliyle kendi gözüne işaret etti. "Mesih Deccal ise sağ gözü sakattır. Sanki onun gözü salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibidir
Abdullah dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar arasında ayağa kalktı. Allah'a layık olduğu şekilde övgülerde bulundu. Sonra Deccal'i sözkonusu ederek şöyle dedi: Ben sizi ondan sakındırarak uyarıyorum. Esasen Deccal'i hatırlatarak kavmini korkutup uyarmamış hiçbir Nebi de yoktur. And olsun Nuh onu hatırlatarak kavmini korkutup uyarmıştır. Ama ben sizlere onun hakkında hiçbir Nebiin kavmi ne söylememiş olduğu bir söz söyleyeceğim. Şunu biliniz ki, onun bir tek gözü kördür. Allah'ın ise gözü kör değildir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir kimsenin bir diğerine: Defol, git, demesi." İbn Battal dedi ki: "İhsa': Defol, git" sözü, köpeği azarlamak ve uzaklaştırmak için söylenen bir sözdür. Bu sözün asıl anlamı budur. Araplar bunu yüce Allah'ın gazap ettiği ve söylememesi gereken bir sözü söyleyen yahut yapmaması gereken bir işi yapan herkes hakkında kullanmaya başladılar. Bu rivayette geçen "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu itti" ifadesi hakkında el-Hattabi şunları söylemektedir: Burada bu lafız "radda" şeklinde noktalı dat ile gelmiştir. Ancak bu yanlıştır. Doğrusu ise bunun noktasız sad ile olmasıdır. Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elbisesinin kenarlarını birbirine yaklaştırarak onu yakaladı, demektir. İbn Battal da şöyle demiştir: Bunu noktalı (dat) ile rivayet edenin bu rivayeti: Onu itti ve düşüp kırıldı, anlamındadır
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ عُمَرَ انْطَلَقَ فِي رَهْطٍ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قِبَلَ ابْنِ صَيَّادٍ حَتَّى وَجَدُوهُ يَلْعَبُ مَعَ الْغِلْمَانِ عِنْدَ أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ، وَقَدْ قَارَبَ يَوْمَئِذٍ ابْنُ صَيَّادٍ يَحْتَلِمُ، فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ظَهْرَهُ بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ". فَنَظَرَ إِلَيْهِ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ. فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ. قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " آمَنْتُ بِاللَّهِ وَرُسُلِهِ " قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَاذَا تَرَى ". قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُلِطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ ". قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي قَدْ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ". قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ هُوَ الدُّخُّ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اخْسَأْ فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ". قَالَ عُمَرُ يَا رَسُولَ اللَّهِ، ائْذَنْ لِي فِيهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ. قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُنْهُ فَلَنْ تُسَلَّطَ عَلَيْهِ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْهُ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ".
Abdullah İbn Ömer r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Ömer, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başlarında bulunduğu bir grup ile birlikte İbn Sayyad'ın bulunduğu yere gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabı İbn Sayyad'ın yanına geldiklerinde onun Meğale oğullarına ait bir evin damında çocuklarla oynadığını gördüler. İbn Sayyad o zamanlar ergenlik çağına girmesi yaklaşmış bir çocuktu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip eliyle sırtına dokunana kadar hiçbir şey fark etmemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sorusu ile başlayan görüşmede şunlar konuşuldu: Benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? İbn Sayyad, O'na s.a.v. baktı ve şöyle dedi: Senin şu ümmı topluluğun Nebisi olduğuna şehadet ederim. Peki sen benim Allah'ın Resulü olduğuma şehadet eder misin? Ben Allah'a ve O'nun (C.C.) gönderdiği Nebilere iman ederim. Söyle bakalım sen neler görüyorsun? Bana bazen doğru bazen yalan-yanlış bilgiler geliyor. Yani karmakarışık, içinden çıkamadığın şeyler. Ben içimden bir kelime geçireceğim ve sen de onun ne olduğunu bileceksin, haydi bakalım. Benim şu anda düşündüğüm şeyin ne olduğunu bil bakalım!" Aklından geçirdiğin kelime "ed-Duh" İşte şimdi senin adi bir yalancı olduğun ortaya çıktı! Bunun daha ötesine gidemeyeceksin. Bu konuşmanın ardından Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Resulü, bana izin verin hemen şunun boynunu vurayırn!" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: "Eğer bu o (Deccal) ise onun hakkından gelecek olan zaten sen değilsin. Şayet bu o (Deccal) değilse bu durumda senin onu öldürmekle elde edeceğin hiçbir fayda yoktur
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ عُمَرَ انْطَلَقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ قِبَلَ ابْنِ صَيَّادٍ، حَتَّى وَجَدُوهُ يَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ عِنْدَ أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ، وَقَدْ قَارَبَ ابْنُ صَيَّادٍ الْحُلُمَ فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ لاِبْنِ صَيَّادٍ " تَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ". فَنَظَرَ إِلَيْهِ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ. فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ فَرَفَضَهُ وَقَالَ آمَنْتُ بِاللَّهِ وَبِرُسُلِهِ. فَقَالَ لَهُ " مَاذَا تَرَى ". قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُلِّطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ " ثُمَّ قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي قَدْ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ". فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ هُوَ الدُّخُّ. فَقَالَ " اخْسَأْ، فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ". فَقَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ دَعْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُنْهُ فَلَنْ تُسَلَّطَ عَلَيْهِ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْهُ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ". وَقَالَ سَالِمٌ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ انْطَلَقَ بَعْدَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ إِلَى النَّخْلِ الَّتِي فِيهَا ابْنُ صَيَّادٍ وَهُوَ يَخْتِلُ أَنْ يَسْمَعَ مِنِ ابْنِ صَيَّادٍ شَيْئًا قَبْلَ أَنْ يَرَاهُ ابْنُ صَيَّادٍ فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ، يَعْنِي فِي قَطِيفَةٍ لَهُ فِيهَا رَمْزَةٌ أَوْ زَمْرَةٌ، فَرَأَتْ أُمُّ ابْنِ صَيَّادٍ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ فَقَالَتْ لاِبْنِ صَيَّادٍ يَا صَافِ ـ وَهْوَ اسْمُ ابْنِ صَيَّادٍ ـ هَذَا مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم. فَثَارَ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ تَرَكَتْهُ بَيَّنَ ". وَقَالَ شُعَيْبٌ فِي حَدِيثِهِ فَرَفَصَهُ رَمْرَمَةٌ، أَوْ زَمْزَمَةٌ. وَقَالَ إِسْحَاقُ الْكَلْبِيُّ وَعُقَيْلٌ رَمْرَمَةٌ. وَقَالَ مَعْمَرٌ رَمْزَةٌ.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir topluluk içinde Ibn Sayyad'ın yanına gitti. Onu, Meni Megale kabilesinin kasrı yanında çocuklarla oynarken buldular. İbn Sayyad o sıra ergenliğe yaklaşmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına gelip de kendisine hafifçe vuruncaya kadar O'nun geldiğini fark etmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Sayyad'a: "Sen benim Allah'ın resulü olduğuma şahitlik ediyor musun?' diye sordu. İbn Sayyad ona baktı ve şöyle dedi: "Şahitlik ederim ki sen ümmîlerin Resulüsün." Daha sonra İbn Sayyad Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Sen, benim Allah'ın resulü olduğuma şahitlik eder misin?" diye sordu. Resulullah (Müslüman olmasından ümidi kesip) onun sorusuna cevap vermeden şöyle dedi: "Ben Allah'a ve resullerine iman ettim." Allah Resulü ona sordu: "Sen rü'yanda neler görüyorsun bakalım?" İbn Sayyad: "Bana (rü'yamda) doğru haberler de yalan haberler de gelir" Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İş senin için karıştırılmış (Şeytan'ın sana durumu karmaşık gösteriyor)" dedi daha sonra şöyle buyurdu: ''Bir şey tuttum, haydi bunu bil." İbn Sayyad: "O duh'tur" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yıkıl git. Sen haddini tecavüz edemezsin" buyurdu. Ömer r.a.: "Ey Allah'ın Resulü! Bırak da boynunu vurayım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "(Bırak) Şayet o deccal ise sen ona bir şey yapamazsın. Deccal değil ise onu öldürmende senin için bir hayır yoktur. Tekrar:
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ أَنَّ عُمَرَ انْطَلَقَ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي رَهْطٍ قِبَلَ ابْنِ صَيَّادٍ، حَتَّى وَجَدُوهُ يَلْعَبُ مَعَ الصِّبْيَانِ عِنْدَ أُطُمِ بَنِي مَغَالَةَ، وَقَدْ قَارَبَ ابْنُ صَيَّادٍ الْحُلُمَ فَلَمْ يَشْعُرْ حَتَّى ضَرَبَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ لاِبْنِ صَيَّادٍ " تَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ ". فَنَظَرَ إِلَيْهِ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ الأُمِّيِّينَ. فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَتَشْهَدُ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ فَرَفَضَهُ وَقَالَ آمَنْتُ بِاللَّهِ وَبِرُسُلِهِ. فَقَالَ لَهُ " مَاذَا تَرَى ". قَالَ ابْنُ صَيَّادٍ يَأْتِينِي صَادِقٌ وَكَاذِبٌ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُلِّطَ عَلَيْكَ الأَمْرُ " ثُمَّ قَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي قَدْ خَبَأْتُ لَكَ خَبِيئًا ". فَقَالَ ابْنُ صَيَّادٍ هُوَ الدُّخُّ. فَقَالَ " اخْسَأْ، فَلَنْ تَعْدُوَ قَدْرَكَ ". فَقَالَ عُمَرُ ـ رضى الله عنه ـ دَعْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ يَكُنْهُ فَلَنْ تُسَلَّطَ عَلَيْهِ، وَإِنْ لَمْ يَكُنْهُ فَلاَ خَيْرَ لَكَ فِي قَتْلِهِ ". وَقَالَ سَالِمٌ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ انْطَلَقَ بَعْدَ ذَلِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ إِلَى النَّخْلِ الَّتِي فِيهَا ابْنُ صَيَّادٍ وَهُوَ يَخْتِلُ أَنْ يَسْمَعَ مِنِ ابْنِ صَيَّادٍ شَيْئًا قَبْلَ أَنْ يَرَاهُ ابْنُ صَيَّادٍ فَرَآهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُضْطَجِعٌ، يَعْنِي فِي قَطِيفَةٍ لَهُ فِيهَا رَمْزَةٌ أَوْ زَمْرَةٌ، فَرَأَتْ أُمُّ ابْنِ صَيَّادٍ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَتَّقِي بِجُذُوعِ النَّخْلِ فَقَالَتْ لاِبْنِ صَيَّادٍ يَا صَافِ ـ وَهْوَ اسْمُ ابْنِ صَيَّادٍ ـ هَذَا مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم. فَثَارَ ابْنُ صَيَّادٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَوْ تَرَكَتْهُ بَيَّنَ ". وَقَالَ شُعَيْبٌ فِي حَدِيثِهِ فَرَفَصَهُ رَمْرَمَةٌ، أَوْ زَمْزَمَةٌ. وَقَالَ إِسْحَاقُ الْكَلْبِيُّ وَعُقَيْلٌ رَمْرَمَةٌ. وَقَالَ مَعْمَرٌ رَمْزَةٌ.
Abdullah İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ömer, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir topluluk içinde Ibn Sayyad'ın yanına gitti. Onu, Meni Megale kabilesinin kasrı yanında çocuklarla oynarken buldular. İbn Sayyad o sıra ergenliğe yaklaşmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun yanına gelip de kendisine hafifçe vuruncaya kadar O'nun geldiğini fark etmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbn Sayyad'a: "Sen benim Allah'ın resulü olduğuma şahitlik ediyor musun?' diye sordu. İbn Sayyad ona baktı ve şöyle dedi: "Şahitlik ederim ki sen ümmîlerin Resulüsün." Daha sonra İbn Sayyad Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Sen, benim Allah'ın resulü olduğuma şahitlik eder misin?" diye sordu. Resulullah (Müslüman olmasından ümidi kesip) onun sorusuna cevap vermeden şöyle dedi: "Ben Allah'a ve resullerine iman ettim." Allah Resulü ona sordu: "Sen rü'yanda neler görüyorsun bakalım?" İbn Sayyad: "Bana (rü'yamda) doğru haberler de yalan haberler de gelir" Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İş senin için karıştırılmış (Şeytan'ın sana durumu karmaşık gösteriyor)" dedi daha sonra şöyle buyurdu: ''Bir şey tuttum, haydi bunu bil." İbn Sayyad: "O duh'tur" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yıkıl git. Sen haddini tecavüz edemezsin" buyurdu. Ömer r.a.: "Ey Allah'ın Resulü! Bırak da boynunu vurayım" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "(Bırak) Şayet o deccal ise sen ona bir şey yapamazsın. Deccal değil ise onu öldürmende senin için bir hayır yoktur. Tekrar: