İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7131

Afflictions and the End of the World

Arapça metin

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ، رضى الله عنه قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ مَا بُعِثَ نَبِيٌّ إِلاَّ أَنْذَرَ أُمَّتَهُ الأَعْوَرَ الْكَذَّابَ، أَلاَ إِنَّهُ أَعْوَرُ، وَإِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، وَإِنَّ بَيْنَ عَيْنَيْهِ مَكْتُوبٌ كَافِرٌ ‏"‏‏.‏ فِيهِ أَبُو هُرَيْرَةَ وَابْنُ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Enes'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ümmetini şaşı gözlü ve pek yalancı olan Deccal'den sakındırmadık hiçbir Nebi gönderilmemiştir. Haberiniz olsun ki o şaşı gözıüdür. Rabbiniz ise şaşı gözlü değildir. Biliniz ki Deccal'in iki gözünün arasında 'kafir' sözcüğü yazılmıştır. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Deccal" Bu kelime "deceı" kökünden türemedir. Bu kök "örtmek" anlamına gelir. Yalancıya "deccal" denilmesi hakkı kendi batılı ile örtmesindendir. Kurtubı, et-Tezkire'de şöyle der: Deccal'e neden deccal denildiği hakkında bilginler on farklı görüşe ayrılmışlardır. Deccal konusunda ihtiyaç duyulan şeylerden birisi, onun aslı yani İbn Sayyad mı yoksa bir başkası mı olduğudur? İkinci sorun, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mevcut olup olmadığıdır. Üçüncüsü, ne zaman çıktığı, dördüncüsü, çıkış sebebi, beşincisi, nereden çıkacağı, altıncısı, vasıfları, yedincisi, iddia ettiği şey, sekizincisi, zuhur ettiği anda taraftarlarının çoğalması için çıkması mümkün olan olağanüstü haller, dokuzuncusu, ne zaman öleceği, onuncusu, onu kimin öldüreceğidir. Bunlardan birincisinin açıklaması İ'tisam bölümünde Cabir hadisi açıklanırken gelecektir. Buna göre Cabir, Deccal'in İbn Sayyad olduğuna yemin ediyordu. İkinci soruna gelince, Müslim'in naklettiği Temim ed-Darı kıssası ile ilgili olarak Fatıma bnt. Kays hadisinin zorunlu sonucu, onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mevcut olduğu ve adalardan birinde tutuklu bulunduğudur. Bunun açıklaması da Cabir hadisi açıklanırken gelecektir. Üçüncü meseleye gelecek olursak, Müslim'de yer alan en-Newas hadisinde onun Müslümanlar Konstantiniyye'yi fethettiği zaman ortaya çıkacağından söz edilmektedir. Çıkış sebebi ise Müslim'in İbn Ömer vasıtasıyla Hafsa'dan nakline göre bir öfkeden dolayı olacaktır. Nereden çıkacağı sorunusun cevabı kesin olarak doğu tarafından çıkacağı şeklindedir. Bir rivayete göre o Horasan'dan çıkacaktır. Bunu Ahmed b. Hanbel ve Hakim, Ebu Bekir' den nakletmişlerdir. Bir başka rivayete göre o Isfahan' dan çıkacaktır. Bu haberi Müslim rivayet etmiştir. Sıfatları bu bölümde naklettiğimiz hadislerde zikredilmektedir. Davası konusunda şunu söylemek mümkündür. Deccal önce çıkacak, sonra imanlı ve salih bir kişi olduğunu iddia edecek, ardından Nebi olduğunu ileri sürüp, sonunda ilahlık iddiasında bulunacaktır. Deccal'in elinde ortaya çıkacak şeyler burada zikredilecektir. Ne zaman öleceğine ve kimin öldüreceğine baktığımızda Deccal Mekke ve Medine hariç bütün yeryüzünde ortaya çıktıktan sonra ölecektir. Sonra Beytü'l-makdis' e yönelecek ve Hz. İsa oraya inip, Deccal'i öldürecektir. Bunu da Müslim rivayet etmiştir. "Ekmek dağı." Bundan maksat, Deccal'in yanında dağlar kadar ekmek olacak demektir. Hadiste "ekmek" kelimesi kullanılmış, bununla ekmeği n asıl maddesi olan -mesela- buğday kastediimiştir. "O, Allah nezdinde bunu mu'minlerin sapmasına sebep kılmayacak kadar hakirdir." Kadı Iyaz şöyle demiştir: Bu cümle Deccal, Yüce Allah'ın katında elinde mu'minleri saptıracak, inançlı kimselerin kalplerini şüpheye düşürecek şeyleri yaratamayacak kadar hakirdir. Onun elinde yaratılanlar, iman edenlerin imanlarını arttırmaya, kalplerinde hastalık olanları şüpheye düşürmeye yöneliktir. Bu ifade, Deccal'i öldürenin "Sen kendi canın hakkında benden daha basiretli değildin" demesine benzer. Yoksa "O Allah nezdinde bundan daha hakirdir" ifadesi, onun yanında bu zikredilenlerden hiçbiri yoktur anlamına değildir. Tam tersine o, Yüce Allah bu türden şeyleri onun doğruluğuna bir alamet kılmayacak kadar hakirdir demektir. Özellikle Yüce Allah onda yalancı ve kMir olduğuna dair açık bir alamet yaratmıştır. Bunu onun konuşması ve vücut kusurları gibi yalancılığına delilolabilecek şeylere ilaveten okumayı bilen ve bilmeyen okur. "Hiçbir Nebi yoktur ki kavmini ondan korkutmuş olmasın!" İbnü'lArabı şöyle der: Nebilerin kavimlerini Deccal konusunda uyarmaları, fitnelerden kaçındırma ve onlara gönül huzuru verme anlamınadır. Bununla onun insanları sarsıp, güzel inançlarından caydırmaması hedeflenmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ona yakın bir zamanda gönderilmesi fazladan bir uyarı anlamınadır. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemı bununla birlikte onların iman üzere sabit oldukları takdirde şüpheleri yakın ile savuşturacaklarına işaret etmektedir. "Deccal şaşı gözıüdür. Rabbiniz ise şaşı gözlü değildir." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Deccal' de sonradan yaratıldığına (hudus) dair deliller apaçık ayan beyan ortada iken, sırf onun şaşı olduğunu vurgulaması, bunun gözle görülür bir vücut kusuru olmasındandır. Zira bunu alim, sade insan ve akli delillere erişemeyecek derecedeki kimseler dahil herkes fark eder. Deccal yaratılışında noksanlık olduğu halde rablık iddiasında bulunduğuna, ilah ise eksiklikten münezzeh olduğuna göre onun yalan söylediği anlaşılacaktır. Müslim'in yaptığı farklı bir rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Biliyorsunuz ki içinizden hiçbi kimse ölünceye kadar Rabbini göremeyecektir" demiştir.(Müslim, fiten) Hadis Deccal'in rablik iddiasının yalan olduğuna uyarıda bulunmaktadır. Çünkü Allah Teala'yı görmek ölümle kayıtlanmıştır. Deccal kendisinin Allah olduğunu iddia etmekte ve bununla birlikte insanlar onu görebilmektedir. Bu hadis, Allah'ı yakaza halinde gördüğünü iddia eden kimseye bir cevaptır. Çünkü Allah, böyle bir durumdan münezzehtir. Bu yargıya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İsra gecesi Yüce Allah'ı görmüş olması ile itiraz edilemez. Zira bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e mahsus hallerdendir. Yüce Allah ona dünyada öyle bir güç vermiştir ki bunu mu'minler ancak ahirette elde edebilir. "Biliniz ki Deccal'in iki gözünün arasında 'kafir' sözcüğü yazılmıştır." Nevevı şöyle der: Tahkik alimlerinin esas aldığı sahih görüşe göre sözkonusu yazı hakiki oIup, Yüce Allah bunu onun yalan söyIediğine kesin bir delil kıImıştır. Allah, bu yazıyı mü mine gösterirken bedbaht oImasını dilediği kimseIere gizIer

Sahîh-i Buhârî, 7131

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمَدِينَةُ يَأْتِيهَا الدَّجَّالُ، فَيَجِدُ الْمَلاَئِكَةَ يَحْرُسُونَهَا، فَلاَ يَقْرَبُهَا الدَّجَّالُ ـ قَالَ ـ وَلاَ الطَّاعُونُ، إِنْ شَاءَ اللَّهُ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Medine'ye Deccal gelecek ve birçok meleklerin onu korumakta olduklarını görecektir. Artık oraya Deccal ve veba hastalığı inşallah yaklaşamayacaktır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "O adamı öldürür, sonra diri/tir." Hattflbl'ye göre burada şöyle bir soru gündeme gelebilir: "Yüce Allah'ın bir kflfirin elinde mucize yaratması nasıl mümkün olur? Zira ölüleri diriltmek, Nebilerin gösterdiği büyük mucizelerden biridir. Deccal yalancı, iftiracı ve ilahlık iddia ettiği halde nasılolur da böyle bir mucizeye ulaşabilir?" Bu soruya cevabımız şudur: Söz konusu mucize ona kullara karşı bir fitne kabilinden verilmiştir. Çünkü insanların nezdinde Deccal'in davasında haklı değil, haksız olduğunu gösteren deliller vardır. Bunlardan birisi onun şaşı gözlü olduğu, alnında kafir yazdığı ve bunu Müslümanın okuduğudur. Dolayısıyla onun iddiası, küfür damgası yemiş olması, organındaki eksiklik ve değersiz olmasıyla kendiliğinden çürümektedir. Zira o ilah olsaydı, bu damgayı alnından silerdi. Nebilerin mucizeleri, benzeri getirilebilecek şeyler değildir. Dolayısıyla bu ikisi birbirine benzemez. Mühelleb şöyle demiştir: Deccal'e sözü edilen maktulü canlandırma gücü verilmesi, "O Allah katından bundan daha hakirdir" şeklinde,ki daha önce geçen ifade ile çelişmez. Zira bu sözün anlamı, "o Allah katında kendisine sahih bir biçimde mucize gösterme gücü verilmeyecek kadar hakirdir" demektir. Zira onun bir kimseyi öldürüp, sonra diriltme gücü ne kendisinde, ne de bir başkasında devam etmemiştir. Sonra maktul de bundan sevap elde etmekle birlikte öldürülürken çektiği acı anı hariç herhangi bir zarar görmemiştir. O kişi Yüce Allah'ın bu acıyı kendisinden savuşturmaya olan kudreti sayesinde belki de ölüm acısını hiç duymamış olabilir. İbnü'l-Arabı şöyle der: Deccal'in elinde görülen yağmur yağdırma, kendisine inanana bolluk sağlama, kendisini yalanlayana kıtlık verme, yeryüzünün hazinelerinin onu takip etmesi, beraberindeki cennet ve cehennem, akan sular şeklinde elinde gözüken mucizelerin tümü Allah tarafından bir imtihan ve denemeden ibarettir. Yüce Allah bununla şüpheye düşenleri helak eder, imanı kesin olanları kurtarır. Bütün bunlar korkunç şeylerdir. Bundan dolayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Deccal'in fitnesinden daha büyük bir fitne yoktur" buyurmuştur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazında ümmetinebir gidiş yolu olmak üzere Deccal'in fitnesinden Allah'a sığınırdı. Müslim'de yer alan diğer bir hadiste ise "Deccalden başkası, sizin hakkınızda endişe ettiğim şeylerin en endişe verici olanıdır"S1 şeklindeki hadise gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözü sahabilere söylemiştir. Zira onlar hakkındaendişe ettiği şey, kendilerine Deccal' den daha yakındır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hakkında endişe ettiği kimse için meydana geleceği kesin olan yakın tehlikeden vuku bulacağı zanna dayanan uzak tehlikeye nazaran -bu daha ağır olsa bile- daha çok korku duyulur. "Artık oraya Deccal ve veba hastalığı inşallah yaklaşamayacaktır." Bilginlerin ifadesine göre hadisteki istisna ifadesi (inşallah) gerçekten durumu Allah'ın iradesine bağlamak olabileceği gibi, teberrük için de olabilir. Bu ihtimal daha ağır basmaktadır. Kadı [yaz şöyle demiştir: Bu hadisler, ehl-i sünnete delil teşkil etmektedir. Ehl-i sünnete göre Deccal'in gerçekten vardır, o muayyen bir şahıstır. Yüce Allah onunla kullarını deneyecektir. Kendisine öldürdüğü kişiyi diriltme, bereket, nehirler, cennet, cehennem, yeryüzünün hazinelerirÜn ardından gitmesi, göğe emredip yağmur yağdırması, yeryüzüne emredip bitki bitirmesi gibi birtakım mucizeler verilecektir. Bütün bu sayılanlar Yüce Allah'ın dilemesiyle olacaktır. Sonra Allah Teala bunları yapmaktan onu aciz kılacak ve ne o kişiyi, ne de bir başkasını öldüremeyecektir. Sonra davası çürütülecek ve kendisini Meryem oğlu Hz. İsa öldürecektir. Bu konuda bazı Haridier, Mutezile, Cehmiye muhalif kalmıştır. Onlar Deccal' in varlığını inkar etmişler ve sahih olan hadisleri reddetmişlerdir]

Sahîh-i Buhârî, 7134
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ رَأَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَحْلِفُ بِاللَّهِ أَنَّ ابْنَ الصَّائِدِ الدَّجَّالُ، قُلْتُ تَحْلِفُ بِاللَّهِ‏.‏ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ عُمَرَ يَحْلِفُ عَلَى ذَلِكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُنْكِرْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Muhammed b. el-Münkedir şöyle demiştir: Ben Cabir b. Abdullah r.a.'ı, İbnü's-Sayyad'ın Deccal olduğuna Allah adına yemin ederken gördüm. Ona "Allah adına bu hususta nasıl yemin edersin?" dedim. O da "Ben Hz. Ömer'i bunun Deccal olduğuna Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda yemin ederken işittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona tepki göstermedi" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Başlıkta yer alan "en-nekir", "azim" ölçüsünde olup, tepkide ileri gitmek anlamındadır. Bilginler, Nebi s.a.v.'in huzurunda yapılan bir hareketi veya kendisine söylenip de haberdar olduğu bir şeyi tepki göstermeksizin takrir etmesinin onun caizliğine delilolduğu noktasında ittifak etmişlerdir. Çünkü onun ismet sıfatı, tepki göstermek gereken bir fiil hakkında bir başkasının yapması muhtemel tepkisizliği geçersiz kılmaktadır. Netice olarak o, bir batılı kabul etmez. Buradan hareketle İmam Buhari "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den başkası değil" demiştir. Çünkü bir başkasının sükCıtu, o şeyin caiz olduğunu göstermez. "Allah adına bu hususta nasıl yemin edersin?" dedim. O da "Ben Hz. Ömer'i bunun Deccal olduğuna Nebi s.a.v.'in huzurunda yemin ederken işittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona tepki göstermedi." Cabir, Ömer'in Nebi s.a.v.'in huzurunda yemin ettiğini duyup, Nebi s.a.v.'in ona tepki göstermediğini görünce bundan yapılan fiilin uygunluğunu anlamış oldu. Fakat geriye takride amel etmenin şartının, onun aksine açık bir beyannın bulunmaması olduğu kalıyor. Her kim Nebi s.a.v.'in huzurunda bir şey söyler veya yaparsa, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bunu ikrar ederse bu davranışı o fiilin caizliğini gösterir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunun aksini yap" derse -o emrin o kişiye mahsus olduğuna delil bulunmadığı takdirde" bu, sözkonusu takririn neshedildiğine delildir. Beyhaki şöyle demiştir: Cabir hadisinde Nebi s.a.v.'in Ömer'in yeminine sükCıt etmesinden daha fazla bir şey yoktur. Dolayısıyla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İbnü's-Sayyad hakkında fikir yürütmeyip durmuş olması ve sonra Temim ed-Dari olayının gerektirdiği üzere Yüce Allah'tan kendisine Deccal'in İbnü's-Sayyad'dan başkası olduğuna dair bir hüccet gelmiş bulunması ihtimal dahilindedir. Deccal'in İbn Sayyad'dan başkası olduğunu ifade eden bilginler, buna dayanmışlardır. Bu rivayetin nakil yolu daha sahihtir. İbnü's-Sayyad'ın vasfı, Deccal'deki niteliklere uygun düşmüş olmaktadır. Biz de şunu eklemekte fayda görmekteyiz: Temim olayını Müslim, Fatıma bnt. Kays'tan şu şekilde nakletmiştir: Nebi s.a.v. bir konuşma yaptı ve Temim ed-Dari'nin kavminden otuz kişiyle birlikte deniz yolculuğuna çıktığından söz etti. Yolculuk esnasında Temim ve arkadaşları dalgalara kapılıp, bir ay kıyıya yanaşamazlar. Sonra bir adaya inerler. Orada karşılarına gövdesi çok kıllı bir hayvan çıkar ve onlara ben Cessaseyim der. Sonra manastırda bulunan bir adamdan söz eder. Temim ed-Dari olayın devamını şöyle anlatır: Hızla yolasıktık ve o manastıra girdik. Bir de ne görelim, şimdiye kadar gördüğümüz en iri cüsseli, elleri boynuna demirle sımsıkı bağlanmış bir insanla karşı karşıyayız! Ona "Vay sana, sen nesin" diye sorduk. Bu uzunca hadisin devamında o iri cüsseli zatın onlara ümmilerin Nebiinin gönderilip, gönderilmediğini sorduğu, ona itaat ettikleri takdirde bunun kendileri için daha hayırlı olacağını söylediği, Taberiyye gölünü, Aynzugar'' ve Nahlbisan'' sorduğu yer almaktadır. Aynı rivayete göre onlara "Benim kim olduğumu size bildireyim. Ben Mesih'im. Buradan çıkmama izin verileceği günler yakındır. Buradan çıkıp yeryüzünde gezeceğim ve kırk gece zarfında ayak basmadık hiçbir köy bırakmayacağım. Ancak Mekke ve Medine bundan müstesnadır" dediği ifade edilmektedir.(Müslim, fiten) Hadisin Beyhaki' de yer alan rivayet yollarından birisine göre o kişinin yaşlı biri olduğu ifade edilmektedir. Bu haberin isnadı sahihtir. Beyhaki şöyle demiştir: Bu habere göre zamanın ahrında ortaya çıkacak olan en büyük decca! İbn Sayyad' dan başka biridir. İbn Sayyad çıkacakları haber verilen yalancı deccallerden birisidir. Sözkonusu deccallerin çoğu çıkmıştır. Decca!'in, İbn Sayyad olduğunu kesin bir dille ifade edenler, Temim olayını duymamışlardır. Temim hadisindeki ifade ile İbn Sayyad'ın deccal olduğu görüşü en uygun şu şekilde cem ve telif edilir: Temimin bağa vurulmuş olarak görmüş olduğu, deccalin bizzat kendisidir ve İbn Sayyad bir şeytan olup, o andan lsfehan'a yönelinceye kadar deccal kılığında ortaya çıkmıştır. Sonra Yüce Allah'ın çıkacağını takdir ettiği süreye kadar akranıyla birlikte kendisini gizlemiştir

Sahîh-i Buhârî, 7355
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، أَخْبَرَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ أَنْذَرَ قَوْمَهُ الأَعْوَرَ الْكَذَّابَ، إِنَّهُ أَعْوَرُ، وَإِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، مَكْتُوبٌ بَيْنَ عَيْنَيْهِ كَافِرٌ ‏"‏‏.‏

Enes'in nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: ''Allah Teala'nın gönderdiği her bir Nebi kendi kavmine muhakkak o pek yalancı, şaşı Deccal'den haber verip sakındırmıştır. Çünkü o sakat gözıüdür. Rabbiniz ise sakat gözlü değildir. Deccal'in iki gözü arasında 'kafir' yazılmıştır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın 'Gemi gözlerimizin önünde (yani bilgimizle) akıp gidiyordu' sözü." İmam Buhari bu konuda Deccal'den söz eden İbn Ömer ve sonra Enes hadisine yer vermiştir. Bu iki hadis açıklamalarıyla birlikte Fiten Bölümünde geçmişti. Her iki hadiste de Allah'ın sakat gözlü olmadığı belirtilmektedir. "Ve ii tusnaa ala aynı" yani benim muhafazamla yetiştirilmen için. Beyhaki şöyle demiştir: Bilginlerin arasında "el-ayn" kelimesinin -tıpkı "elvech" kelimesinin açıklamasında geçtiği gibi- zat sıfatı olduğunu söyleyenler vardır. Bazı bilginler ise şöyle demişlerdir: "el-Ayn"dan maksat görmektir. Buna göre Yüce Allah'ın "ve li tusnaa ala aynı" ifadesi, benim gözümün önünde yetiştirilmen için anlamındadır. Aynı şekilde "uasbir li hukmi Rabbike fe inneke bi a'yunina=Rabbinin hükmüne karşı sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin"(Tur 48) ayetindeki "bi a'yunina", "gözlerimizin önünde" anlamındadır. Kelimenin sonundaki "na" tazim ifade etmektedir. Beyhaki bu iki görüşten birincisini tercih etmeye taraftar olmuştur. Çünkü o, selefin mezhebidir. Bu yaklaşım hadisteki "eliyle işaret etti" cümlesi ile güçlenmektedir. Zira bunda kelimenin kudret anlamına olduğunu söyleyenlere bir reddiye bulunduğuna işaret vardır. Bunun zatı sıfat olduğunu söyleyenlerin görüşü, sözkonusu yaklaşımı açıkça ifade etmektedir. İbnü'I-Müneyyir şöyle der: Deccal hadisindeki "Allah sakat gözlü değildir" ifadesinden Allah'ın gözü olduğu şu şekilde anlaşılmaktadır: Arapçada "el-aver" kullanım itibariyle gözü olmamak anlamındadır. "el-Aver"in zıttı, gözün olmasıdır. Yüce Allah'ın sözkonusu noksanlıktan uzak olduğu vurgulanınca geriye onun zıttı olan mükemmellik kalır ki bu da gözün bulunmasıdır. Allah'ın gözünün olduğunu söylemek, onun bir organı olduğunu söylemek anlamına değil, bir temsil ve daha kolay kavramayı sağlamaya yöneliktir. İbnü'l-Müneyyir şöyle der: Kelamcılar göz, yüz, el gibi sıfatlar hakkında üç görüşe ayrılmışlardır. Bunlardan birincisi, sözkonusu kelimelerin Allah'ın zat! sıfatları olduğudur. Yüce Allah bunları duyurmuştur. Ancak bunu aklen kavramak mümkün değildir. İkincisi "ayn=göz", görme sıfatının kinayeli anlatımıdır, "el-yedd=el" kudret sıfatının kinayeli anlatımıdır, "el-vech=yüz" varlık sıfatının kinayeli anlatımıdır. Üçüncüsü ise manasını Allah'a havale ederek bunların ifade edildiği üzere geçerli olduğunu kabul etmektir. Şeyh Şihabuddin es-Sühreverdı el-Akıde isimli eserinde şöyle der: Yüce Allah kitabında ve Nebii hadislerinde "el-istiva = oturmak" , "en-nüzu I=inmek", "en-nefs=nefis", "el-yedd=el", "el-ayn=göz"den söz etmektedir. Bunları yaratıkların organlarına benzetmek caiz olmadığı gibi, inkar etmek de mümkün değildir. Zira Allah'ın ve Nebiinin haber vermesi olmasaydı, insan aklı bu tehlikeli noktada dolaşmaya cesaret edemezdi. Esas alınan görüş budur. Selef-i salihinin yaklaşımı bu doğrultudadır. Bir başkası ise şöyle demiştir: Ne Hz. Nebiden ve ne de sahabilerinden sahih bir yolla bunların tevil edilmesinin gerektiğine dair açık bir ifade nakledilmediği gibi, bunların zikrine dair yasaklama da sözkonusu değildir. Yüce Allah'ın Nebiine Rabbinden kendisine indirileni tebliğ etmesini emretmesi ve ona "Bugün size dininizi ikmal ettim"(Maide 3) ayetinin inmesi, sonra da bu konuda herhangi bir açıklama yapmayarak Allah'a nispet edilmesi caiz olan şeylerle olmayanları birbirinden ayırmaması imkansızdır. Üstelik Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsin" emriyle kendisinden duyulanların tebliğ edilmesini emretmiştir. Hatta onun sözlerini, fiillerini, hal ve sıfat1arını, huzurunda yapılanları nakletmişlerdir. Bütün bunlar sahabilerin sözkonusu kavramlara Yüce Allah'ın istediği şekilde iman etmek noktasında ittifak ettiklerini göstermektedir. Allah'ın yaratıklarına benzemekten tenzih edilmesi, "Onun benzeri hiçbir şey yoktur"(Şura 11) ayeti ile vaciptir. Her kim onlardan sonra bunun aksinin vacip olduğunu söyleyecek olursa selefin yoluna aykırı hareket etmiş olur. Başarı yalnız Allah'tandır

Sahîh-i Buhârî, 7408
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا نَتَحَدَّثُ بِحَجَّةِ الْوَدَاعِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَظْهُرِنَا، وَلاَ نَدْرِي مَا حَجَّةُ الْوَدَاعِ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ ذَكَرَ الْمَسِيحَ الدَّجَّالَ فَأَطْنَبَ فِي ذِكْرِهِ وَقَالَ ‏"‏ مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ أَنْذَرَ أُمَّتَهُ، أَنْذَرَهُ نُوحٌ وَالنَّبِيُّونَ مِنْ بَعْدِهِ، وَإِنَّهُ يَخْرُجُ فِيكُمْ، فَمَا خَفِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ شَأْنِهِ فَلَيْسَ يَخْفَى عَلَيْكُمْ أَنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ عَلَى مَا يَخْفَى عَلَيْكُمْ ثَلاَثًا، إِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، وَإِنَّهُ أَعْوَرُ عَيْنِ الْيُمْنَى، كَأَنَّ عَيْنَهُ عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ ‏"‏‏.‏ ‏"‏ أَلاَ إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ اشْهَدْ، ثَلاَثًا، وَيْلَكُمْ، أَوْ وَيْحَكُمُ، انْظُرُوا لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. dedi ki:. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızda bulunduğu halde biz Veda haccı hakkında konuşurduk, fakat Veda haccının ne demek olduğunu bilmiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'a hamd ve senada bulunduktan sohra el-Mesih ed-Deccal'i sözkonusu ederek ondan uzun uzadıya bahsetti ve şöyle buyurdu: Allah'ın gönderdiği her bir nebi mutlaka (Deccal'i zikrederek) ümmetini inzar etmiştir. Onun gelişini Nuh da, ondan sonraki nebiler de bildirip uyarmışlardır. Şüphesiz ki o sizin aranızda çıkacaktır. Onun bazı halleri size gizli kalacak olsa dahi sizin Rabbiniz sizin için gizli kalacak şeylerden değildir. -Bu sözünü üç defa tekrarladl.- Muhakkak sizin Rabbinizin tek gözü kör değildir. Oysa o, sağ gözü kör olan birisidir, onun gözü üzüm salkımı arasında dışarı fırlamış bir üzüm tanesi gibi (patlak)dır." [-4403-] "Şunu bilin ki şüphesiz Allah kanlarınızı, mallarınızı sizlere bu beldenizde ve bu ayınızda, bu gününüzü haram kıldığı gibi haram kılmıştır. Dikkat edin, tebliğ ettim mi? Onlar: Evet ettin dediler. Allah Resulü üç defa: Şahit ol Allah'ım, dedi. Veyl -yahut vah- size! Dikkat edin, benden sonra biriniz diğerinin boynunu vuran . kafirler olarak gerisin geri dönmeyin

Sahîh-i Buhârî, 4402
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَنَّ أَبَاهُ، حَدَّثَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا نَتَحَدَّثُ بِحَجَّةِ الْوَدَاعِ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَظْهُرِنَا، وَلاَ نَدْرِي مَا حَجَّةُ الْوَدَاعِ، فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ ذَكَرَ الْمَسِيحَ الدَّجَّالَ فَأَطْنَبَ فِي ذِكْرِهِ وَقَالَ ‏"‏ مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ إِلاَّ أَنْذَرَ أُمَّتَهُ، أَنْذَرَهُ نُوحٌ وَالنَّبِيُّونَ مِنْ بَعْدِهِ، وَإِنَّهُ يَخْرُجُ فِيكُمْ، فَمَا خَفِيَ عَلَيْكُمْ مِنْ شَأْنِهِ فَلَيْسَ يَخْفَى عَلَيْكُمْ أَنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ عَلَى مَا يَخْفَى عَلَيْكُمْ ثَلاَثًا، إِنَّ رَبَّكُمْ لَيْسَ بِأَعْوَرَ، وَإِنَّهُ أَعْوَرُ عَيْنِ الْيُمْنَى، كَأَنَّ عَيْنَهُ عِنَبَةٌ طَافِيَةٌ ‏"‏‏.‏ ‏"‏ أَلاَ إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا، فِي بَلَدِكُمْ هَذَا، فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ اشْهَدْ، ثَلاَثًا، وَيْلَكُمْ، أَوْ وَيْحَكُمُ، انْظُرُوا لاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ ‏"‏‏.‏

İbn Ömer r.a. dedi ki:. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızda bulunduğu halde biz Veda haccı hakkında konuşurduk, fakat Veda haccının ne demek olduğunu bilmiyorduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'a hamd ve senada bulunduktan sohra el-Mesih ed-Deccal'i sözkonusu ederek ondan uzun uzadıya bahsetti ve şöyle buyurdu: Allah'ın gönderdiği her bir nebi mutlaka (Deccal'i zikrederek) ümmetini inzar etmiştir. Onun gelişini Nuh da, ondan sonraki nebiler de bildirip uyarmışlardır. Şüphesiz ki o sizin aranızda çıkacaktır. Onun bazı halleri size gizli kalacak olsa dahi sizin Rabbiniz sizin için gizli kalacak şeylerden değildir. -Bu sözünü üç defa tekrarladl.- Muhakkak sizin Rabbinizin tek gözü kör değildir. Oysa o, sağ gözü kör olan birisidir, onun gözü üzüm salkımı arasında dışarı fırlamış bir üzüm tanesi gibi (patlak)dır." [-4403-] "Şunu bilin ki şüphesiz Allah kanlarınızı, mallarınızı sizlere bu beldenizde ve bu ayınızda, bu gününüzü haram kıldığı gibi haram kılmıştır. Dikkat edin, tebliğ ettim mi? Onlar: Evet ettin dediler. Allah Resulü üç defa: Şahit ol Allah'ım, dedi. Veyl -yahut vah- size! Dikkat edin, benden sonra biriniz diğerinin boynunu vuran . kafirler olarak gerisin geri dönmeyin

Sahîh-i Buhârî, 4403
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ بَيْعِ الْوَلاَءِ وَعَنْ هِبَتِهِ‏.‏

İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vela hakkının satılmasını ve hibe edilmesini yasaklamıştır. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharl'nin kullandığı başlık, Ahmed b. Hanbel ve Taberanl'nin, Sehl b. Muaz b. Enes vasıtasıyla babası Enes'ten naklettikleri şu hadisin ifadesidir. Buna göre Nebi s.a.v. şöyle buyurmuştur: "Allah'ın öyle kulları vardır ki Allahu Teala onlarla konuşmaz ... "(Ahmed b. Hanbel, III, 440; Taberani, Mu'cemu'l-kebir, XX, 195) Bu hadiste şöyle bir ifade yer almaktadır: "Bunlardan birisi bir kavimden iyilik gördükten sonra onların iyiliğini inkar edip, kendilerinden olmadığını iddia eden kimsedir." Yukarıdaki başlıkta yer alan hadis, daha önce Fadailu'l-Medine ve el-Cizye bölümlerinde geçmişti. Aynı hadis Diyat bölümünde tekrar gelecektir. Hz. Ali'nin yukarıdaki naklettiği hadisle aynı manada merfu olarak Aişe r.anha'dan şöyle bir rivayet nakledilmiştir: "Her kim efendilerinden başkalarını mevla edinirse, cehennemdeki yerine hazırlansın." İbn Hibban bu hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.(İbn Hibban, Sahih, X, 170) Hz. Ali'nin sözünü ettiği sahifede yer alan hadiste dört şeyden söz edilmektedir: Bunlardan birisi yaralamalar ve zekat develerinin yaşlarıdır. Bu hadisin açıklaması Diyat bölümünde gelecektir. Orada bu develerin haraç veya zekat devesi olduğu ya da bundan daha geniş bir kapsamda ele alınacaktır. Sözkonusu sahifedeki ikinci hüküm Medine'nin harem olduğudur .. Bunun açıklaması geniş bir şekilde Hac bölümünün sonlarında Medine'nin fazileti bölümünde geçmişti. Hz. Ali'nin elindeki sayfada yer alan üçüncü hüküm "Her kim başka bir kavmi veli edinirse" ifadesidir. Burada konumuzia ilgili olan kısım, bu cümledir. Hadisteki "Efendilerinin izni olmadan" şeklindeki ifadeye gelecek olursak; hadiste en alt tabakadan bir azadiının, en üst tabakaya mensup bir başka efendinin azadlısı olduğunu iddia etmesi haramdır. Çünkü bu tavır, nimete nankörlük, vela ve akile sebebiyle doğan miras hakkını zayi etme ve bunun dışında başka sakıncalara yol açar. İbn Vehb'in nakline göre İmam Malik, Muvatta'ında bu hadisi delilolarak almıştır. Sözkonusu eserde yer alan rivayet şöyledir: İmam Malik' e velasının dilediği kişiye ait olması şartıyla kendisini efı;mdisine satan k?lenin durumu sorulunca o bunun caiz olmadığını söylemiş ve ıbn ümer hadisini bu görüşüne delilolarak göstermiştir. Sonra şöyle demiştir: Yasaklanan hibe işte budur.(Muvatta, itk ve'vela) Ata b. Ebu Rebah bu hadisin mefhum-u muhalifini almak suretiyle kaide dışı davranmıştır. Abdurrezzak'ın nakline göre İbn Cüreyc şöyle demiştir: Bir kimsenin kölesine velasını dilediği kimseye vermesine müsaade etmesi caizdir. Ata bu hükmü verdikten sonra sözkonusu hadisi delil olarak göstermiştir. İbn Battal ve bir grup fıkıh bilgini, Ata'nın dediğinin aksi görüşü savunmuş ve şöyle demişlerdir: Hz. Ali'nin rivayet ettiği hadis, "Geçim endişesiyle çocuklarınızın canına kıymayın"(İsra 31) ayetinde olduğu gibi genel uygulamaya uygun olarak ifade edilmiştir. Zira bilginler, ister geçim endişesiyle, ister başka bir gerekçeyle bir kimsenin çocuğunu öldürmesinin haram olduğu konusunda görşü birliği etmişlerdir. Yukarıda ifade edilen hadis, velanın satış ve bağışlanmasını yasaklayan hadisle mensuhtur. İbn Battal şöyle demiştir: Hadisten azad edilmiş bir kölenin filan oğlu filanca yazıp, adını ve kendisini azad eden efendisini yazmasının caiz olmadığı hükmü anlaşılmaktadır. Buna karşılık, filancanın mevlası filanca yazmalıdır. Fakat aza d edilen kişinin Kureyşli ve buna benzer başka bir yere mensup olduğunu yazabilir. İbn Battal şöyle devam eder. En uygunu azad edilen kişinin bunu da açıkça belirtip, ve!a itibariyle Kureyşli veya onların azadlısı gibi bir ifade kullanmasıdır. Hadisten Müslüman bile olsalar fasıklara genellikle lanet okumanın caizliği anlaşılmaktadır. Hz. Ali'nin sözünü ettiği sahifede yer alan dördüncü hüküm ise "Müslümanların zimmetinin bir olup, statü itibariyle en düşük olan bir ferdinin eman verebileceğidir." İbn Battal şöyle der: Bilginler nesebi bir kimseden bir başkasına çevirmenin caiz olmadığı noktasında görüş birliği etmişlerdir. Velanın hükmü, nesebin hükmüyle aynı olduğuna ve nesep bir kişiden bir başkasına intikal edemediğine göre vela da geçemez. Cahiliye döneminde insanlar ve layı satış yoluyla veya başka bir yolla nakledebiliyorlardı. Dinimiz bunu yasaklamıştır

Sahîh-i Buhârî, 6756

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.