İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7175

Judgments (Ahkaam)

Arapça metin

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنَّ نَافِعًا، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ قَالَ كَانَ سَالِمٌ مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ يَؤُمُّ الْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ وَأَصْحَابَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ قُبَاءٍ، فِيهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَأَبُو سَلَمَةَ وَزَيْدٌ وَعَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ‏.‏

Nafi'in nakline göre İbn Ömer şöyle demiştir: Ebu Huzeyfe'nin azatlı kölesi Salim Medine'ye ilk hicret etmiş olan muhacirlere ve Nebi s.a.v.'in sahabilerineKuba mescidinde imamlık ederdi. Bu cemaatin içinde Hz. Ebu Bekir, Ömer, Ebu Seleme, Zeyd, Amir b. Rebl'a vardı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Azadlı Kölelerin Hakimlik ve Devlet Memurluğu Görevlerine Atanmaları." Yani onların yargı görevine getirilmeleri ve kumandanıık veya haraç toplama memurluğu ya da imamlık gibi çeşitli görevlere tayinleri

Sahîh-i Buhârî, 7175

Benzer hadisler

HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ يَعْنِي ابْنَ عِيَاضٍ، ح وَحَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ خَالِدٍ الْجُهَنِيُّ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّهُ قَالَ لَمَّا قَدِمَ الْمُهَاجِرُونَ الأَوَّلُونَ نَزَلُوا الْعَصْبَةَ قَبْلَ مَقْدَمِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَكَانَ يَؤُمُّهُمْ سَالِمٌ مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ وَكَانَ أَكْثَرَهُمْ قُرْآنًا ‏.‏ زَادَ الْهَيْثَمُ وَفِيهِمْ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ وَأَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الأَسَدِ ‏.‏

Abdullah ibn Ömer (şöyle) demiştir: "İlk muhacirler Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Medine'ye) gelmeden Önce Asba'da konaklamışlardı ve kendilerine Ebu Huzeyfe'nin hürriyetine kavuşturduğu Salim, Kur'an-ı Kerim ençok ezberinde bulunan bir kişi olarak (onlara) imamlık ediyordu." (Ravi) el-Heysem (rivayetine şunları da) ilave etti: Onların içinde Ömer b. Eî-Hattab ve Seleme b. Abdi'l-Esed de vardı. Diğer tahric: Buharî, ezan; Ahmed b. Hanbel, V

Sünen-i Ebû Dâvûd, 588
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ عِيَاضٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ الْمُهَاجِرُونَ الأَوَّلُونَ الْعُصْبَةَ ـ مَوْضِعٌ بِقُبَاءٍ ـ قَبْلَ مَقْدَمِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَؤُمُّهُمْ سَالِمٌ مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ، وَكَانَ أَكْثَرَهُمْ قُرْآنًا‏.‏

İbn Ömer (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hicretinden önce Mekke'den Medine'ye göç eden ilk muhacirler Kuba civarında bir bölge olan Usbe'ye vardıklarında onlara Ebu Huzeyfe'nin kölesi Salim namaz kıldırıyordu. Salim onlar arasında Kur'ân'ı en iyi en fazla ezbere bilen kişi idi. Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 692
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، عَنْ حُصَيْنٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، قَالَ قَالَ عُمَرُ رضى الله عنه أُوصِي الْخَلِيفَةَ بِالْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ أَنْ يَعْرِفَ لَهُمْ حَقَّهُمْ، وَأُوصِي الْخَلِيفَةَ بِالأَنْصَارِ الَّذِينَ تَبَوَّءُوا الدَّارَ وَالإِيمَانَ مِنْ قَبْلِ أَنْ يُهَاجِرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَقْبَلَ مِنْ مُحْسِنِهِمْ وَيَعْفُوَ عَنْ مُسِيئِهِمْ‏.‏

Amr İbn Meymun'dan rivayet edildiğine göre, Hz. Ömer şöyle demiştir: Benden sonraki halifeye ilk muhacirlerin haklarını tanımasını, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medıne'ye hicret etmesinden önce burayı yurt edinip imanı gönüllerine yerleştirmiş olan ensardan iyi kimselerin iyiliklerini kabul etmesini ve kötü işlere bulaşanları da hoş görmesini tavsiye ediyorum. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayette geçen .......tebevveu lafzı hem "vatan edindiler," hem de "buraya yerleştiler" şeklinde açıklanmıştır. İlk açıklamaya göre bu fiilin anlamı sadece ensara aittir. Diğer açıklamaya göre ise bu fiilin ifade ettiği anlam, hem ensarı, hem de ilk muhacirleri kapsar. Burada İmam Buharı, Hz. Ömer'in suikaste maruz kaldıktan sonra söylediği sözlerden bir kısmını zikretti. Bu rivayetin açıklaması Kitabu fezaili's-sahabe'de geçmişti. (Hadis no:)

Sahîh-i Buhârî, 4888
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ مُسَافِرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَحْيَى الْبُرُلُّسِيُّ، حَدَّثَنَا حَيْوَةُ بْنُ شُرَيْحٍ، عَنِ ابْنِ الْهَادِ، أَنَّ نَافِعًا، حَدَّثَهُ عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ أَقْبَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْغَائِطِ فَلَقِيَهُ رَجُلٌ عِنْدَ بِئْرِ جَمَلٍ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَقْبَلَ عَلَى الْحَائِطِ فَوَضَعَ يَدَهُ عَلَى الْحَائِطِ ثُمَّ مَسَحَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ ثُمَّ رَدَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الرَّجُلِ السَّلاَمَ ‏.‏

Nafi' İbn Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) def-i hacetten gelmişti ki, Bi’r-i Cemel'in yanında bir adam (Ebu Cuheym) kendisi ile karşılaşıp selam verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hemen selamını almadı. Ancak duvara yönelip de, elini üzerine koyup yüzünü ve ellerini meshettikten sonra o zatın selamını aldı. Diğer tahric: Buhari, teyemmüm; Müslim, hayz; Nesai, tahare; Ahmed b. Hanbel IV

Sünen-i Ebû Dâvûd, 331
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عَرُوبَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ النَّضْرِ بْنِ أَنَسٍ، عَنْ بَشِيرِ بْنِ نَهِيكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَعْتَقَ شَقِيصًا لَهُ فِي عَبْدٍ فَخَلاَصُهُ فِي مَالِهِ إِنْ كَانَ لَهُ مَالٌ فَإِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ اسْتُسْعِيَ الْعَبْدُ غَيْرَ مَشْقُوقٍ عَلَيْهِ ‏"‏ ‏.‏

Bana Amru'n-Nâkıd da rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim, İbni Ebî Arûbe'den, o da Katâde'den, o da Nadr b. Enes'den, o da Beşîr b. Nehîk'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. «Bîr kimse bir köledeki hissesini âzâd ederse, malı olduğu takdirde kölenin kurtuluşu onun malındandir. Malı yoksa, köleyi meşakkat vermemek şartı ile köle çalışıp kazandırılır.» buyurmuşlar

Sahîh-i Müslim, 4333
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو مَرْوَانَ، مُحَمَّدُ بْنُ عُثْمَانَ الْعُثْمَانِيُّ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ وَاثِلَةَ أَبِي الطُّفَيْلِ، أَنَّ نَافِعَ بْنَ عَبْدِ الْحَارِثِ، لَقِيَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ بِعُسْفَانَ - وَكَانَ عُمَرُ اسْتَعْمَلَهُ عَلَى مَكَّةَ - فَقَالَ عُمَرُ مَنِ اسْتَخْلَفْتَ عَلَى أَهْلِ الْوَادِي قَالَ اسْتَخْلَفْتُ عَلَيْهِمُ ابْنَ أَبْزَى ‏.‏ قَالَ وَمَنِ ابْنُ أَبْزَى قَالَ رَجُلٌ مِنْ مَوَالِينَا ‏.‏ قَالَ عُمَرُ فَاسْتَخْلَفْتَ عَلَيْهِمْ مَوْلًى قَالَ إِنَّهُ قَارِئٌ لِكِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى عَالِمٌ بِالْفَرَائِضِ قَاضٍ ‏.‏ قَالَ عُمَرُ أَمَا إِنَّ نَبِيَّكُمْ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ إِنَّ اللَّهَ يَرْفَعُ بِهَذَا الْكِتَابِ أَقْوَامًا وَيَضَعُ بِهِ آخَرِينَ ‏"‏ ‏.‏

Amir bin Vasile Ebu’t-Tufeyl r.a.’den şöyle dediği rivayet olunmuştur: Nafi bin Abdil Haris r.a. Usfan da Ömer bin el-Hattab r.a.’a rastladı. O sıralarda Ömer onu Mekke valisi tayin etmiş idi. Ömer onu Usfan’da görünce ona: - Mekke halkı başında yerine kimi vekil bıraktın? diye sordu. Nafi : Onların başında İbni Ebza’yı kendime vekil bıraktım, diye cevap verdi. Bu kere Ömer : -İbni Ebza kimdir? diye sordu. Nafi : -İbni Ebza bizim mevalimizdendir, dedi. Ömer ; -Sen Mekke halkı başında mevalii’den birisini mi bıraktın? diye sordu. Nafi : - O adam gerçekten Allah Teala’nın kitabını devamlı okur (onunla amel eder), dini farzları bilir ve (hak ile) hükmeder, diye cevap verdi. Ömer: - Biliniz ki sizin Nebiiniz s.a.v. şüphesiz şöyle buyurdu: '' Allah Teala bu kitab (Kur'an)la bazı kavimleri yükseltir diğer bazı kavimleri de alçaltır. '' MÜSLİM HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Sünen-i İbn Mâce, 218

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.