İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7185

Judgments (Ahkaam)

Arapça metin

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَتْهُ عَنْ أُمِّهَا أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَلَبَةَ خِصَامٍ عِنْدَ بَابِهِ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّهُ يَأْتِينِي الْخَصْمُ، فَلَعَلَّ بَعْضًا أَنْ يَكُونَ أَبْلَغَ مِنْ بَعْضٍ، أَقْضِي لَهُ بِذَلِكَ وَأَحْسِبُ أَنَّهُ صَادِقٌ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ مُسْلِمٍ فَإِنَّمَا هِيَ قِطْعَةٌ مِنَ النَّارِ، فَلْيَأْخُذْهَا أَوْ لِيَدَعْهَا ‏"‏‏.‏

Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kapısının yanında bir davalaşma gürültüsü işitti ve hemen onların yanına çıktı. Onlara şöyle buyurdu: "Ben ancak bir beşerim. Şu da bir gerçek ki bazen bana hasımlar gelir, bazısı diğerinden daha belagatlz konuşabilir. Ben de bu sebeple onu doğru söyledi zannederek lehine hüküm veririm. Kimin lehine bir Müslümanın hakkını vermeye hükmetmiş isem (iyi bilsin ki) bu hüküm ateşten bir parçadır. Artık o kimse bu ateşi alsın ya da onu terk etsin." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Malın çoğu ve Azı Hakkında Verilecek Hükmün Aynılığı." İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: İmam Buhari, bundan önceki attığı başlıktaki tahsisin kötü akıbetinden korkmuş ve az veya çok her şeyaçısından hükmü n aynı olduğu şeklinde bir başlık atmıştır. Sonra bu konuda o başlıktan bir öncesinde (29. başlık) zikredilen Ümmü Seleme hadisine yer vermiştir. Çünkü orada Resulullah s.a.v. "Kimin lehine bir Müslümanın hakkını vermeye hükmetmiş isem" ifadesi yer almaktadır. Bu cümle, az ve çok bütün malı ihtiva etmektedir. İmam Buhari bu başlığıyla adeta şu görüşe verilecek cevaba işaret eder gibidir: "Hakim bazı konularda olmasa bile bazılarında dilediği bazı kişileri bilgisinin gücü ve sözünün geçerliliği oranında vekil tayin edebilir." Bu yaklaşım bazı Malikilerden naklediİmiştir. İmam Buharl'nin bu başlığı şu görüşe verilecek cevaba da işaret edebilir: "Yemin sadece muayyen miktardaki bir mal konusunda verilir. Değersiz şeylerde yemin vermek gerekmez." Veya atılan başlık, şu yaklaşıma cevap da teşkil edebilir: "Bazı hakimler maddi değeri küçük olan şeyler hakkında hüküm vermezler. Tam tersine böyle bir dava önlerine geldiğinde bunu vekillerine havale ederler." Bunu İbnü'l-Müneyyir nakletmiş ve böylesi bir yaklaşım bir çeşit kibir sayılır demiştir. Birinci açıklama, İmam Buharl'nin maksadına daha uygun düşmektedir

Sahîh-i Buhârî, 7185

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ، وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ، وَأَقْضِيَ لَهُ عَلَى نَحْوِ مَا أَسْمَعُ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا، فَلاَ يَأْخُذْ، فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben ancak sizin gibi bir insanım. Sizler bana davalarınızı getiriyorsunuz. Olabilir ki içinizden biriniz deli/ini diğerinden daha açık ve düzgün ifade etmiş olur. Ben de işitmekte olduğum deli/ üzerine onun lehine hükmederim. Kimin lehine kardeşinin hakkından bir şeye hükmedersem o kimse bunu almasın. Çünkü ben ona ancak ateşten bir parça kesmişimdir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Battal bundan önceki başlığa bu Ümmü Seleme hadisini ilave etmiştir. Hadisin bu bölümle olan ilişkisi açıktır. Çünkü hadis, hakimin verdiği hükmün Allah ve Resulünün haram kıldığı bir şeyi helal yapmadığını ifade etmektedir ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, lehine hüküm verilen kimse esasen bu hakkın borçlu olduğu kimseye ait olduğunu bildiği takdirde bunu almasını yasak etmektedir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Ahkam bölümünde inşallah gelecektir. "Şüphesiz ben ancak sizin gibi bir insanım .. " Yani gaybı bilmeme noktasında herhangi bir kimse gibiyim

Sahîh-i Buhârî, 6967
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمْ فِي مِكْيَالِهِمْ وَصَاعِهِمْ وَمُدِّهِمْ ‏"‏‏.‏

Enes b. Malik r.a.'den nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ya Rabbi! Onların ölçeklerini, sa'larını ve müddIerini mübarek kıl" diye dua etmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu başlıkla din! hüküm gereğince verilmesi gerekli olan şeylerde Medinelilerin sa'ının esas alınması gerektiğine işaret etmiştir. Zira şer'! hükümler öncelikle bu ölçüler esas alınarak getirilmiştir. İmam Buhari bu görüşünü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu konuda onlara bereket duası ile teyit etmiştir. "Medinelilerin asırdan asıra kullana geldikleri ağırlık ve hacim birimleri" İmam Buhari bu cümleyle Medine'de müdd ve sa'ının -mütevatir olarak nakledildiği için- kendi zamanına kadar hiç değişmediğine işaret etmektedir. İmam Malik, İmam Ebu Yusuf'la aralarında geçen meşhur olayda bu haberi delil olarak kullanmıştır. Ve Ebu Yusuf sa' ın miktarı konusunda Kufelilerin görüşünden, Me dinelilerin görüşüne dönmüştür. "İmam Malik bana sordu: Herhangi bir emir size gelse ... " İmam Malik, bu ifadesi ile muhalifini susturmak istemiştir. Çünküuygulamaya muhalif olma açısıı:dan arttırmayla eksiltme arasında hiçbir fark yoktur. Fitre, yemin kefareti ve fakirleri doyurma gibi müdd üzerinden verilmesi hükme bağlanan başka yükümlülükleri ifa etmede Şam müddünü esas alan bilgin, müddün daha fazlasını almak daha evladır görüşünü delil olarak ileri sürerse ona şöyle cevap verilir: Şari'in takdir ettiğine uymak bereket olarak yeter. Fazla olan miktarı almak suretiyle meşru kılınana muhalefet caiz olsa, o zaman onu eksilterek muhalefet de caiz olur. Uygulamaya muhalif olan, eksiği almaktan kaçındığında İmam Malik ona şöyle der: Bu konuda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in müddünün esas alınacağı kanaatinde değil misin? Çünkü sözkonusu üç müdd yani birincisi, sonradan icad edilen Şam müddü -ki bu ondan daha fazladır- ve şu an mevcut değilse de ileride birincisinden daha hafif olarak basılacağı farz edilen üçüncüsü birbirinden farklı olunca birincinin esas alınması daha evla olmuştur. Çünkü meşruluğu tahakkuk eden odur. İbn Battal şöyle demiştir: Bu haberin delil değeri Medinelilerin bu uygulamayı asırdan asıra ve nesilden nesile birbirlerinden miras olarak devralmalarıdır. İbn Battal, Ebu Yusuf'un müd d ve sa'ın takdiri konusunda İmam Malik'in görüşüne döndüğünü ve onun görüşünü esas aldığıri.i ifade etmiştir

Sahîh-i Buhârî, 6714
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ بَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِهِ أَعْتَقَ غُلاَمًا عَنْ دُبُرٍ، لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرَهُ، فَبَاعَهُ بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ، ثُمَّ أَرْسَلَ بِثَمَنِهِ إِلَيْهِ‏.‏

Cabir b. Abdullah şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabilerinden birinin kölesini "Benden sonra sen hürsün" diyerek (müdebber) azad ettiği haberi ulaştı. Halbuki bu kişinin sözkonusu köleden başka hiçbir malı yoktu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O köleyi sekiz yüz dirhem mukabilinde sattı ve parasını o kişiye gönderdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devlet başkanının (hakimin) insanların mallarını ve akarlarını onların aleyhine satabileceği." İbnü'I-Müneyyir şöyle demiştir: İmam Buhari yukarıdaki başlıkta "satım akdini" imama (hakime) izafe ederek bunun sefih in malında, gaib olanın borcunu ödemede ya da borcunu ödemeyen kimsenin malında veya başka bir hususta gerçekleştiğine işaret etmek istemiştir. Böylece o imamın (hakimin) genelolarak mallarla ilgili akidlerde tasarruf yetkisinin olduğunu ortaya koymak istemiştir. Mühelleb şöyle der: Devlet başkanı (hakim) insanların maııarını kendilerinde malları konusunda bir sefihlik gördüğü takdirde onların hesabına satabilir. Buna karşılık kişi sefih değilse, malından hiçbir şeyi onun hesabına satamaz. Ancak zimmetinde bir başkasının hakkı varsa bu müstesnadır. Yani kişi zimmetinde bulunan hakkı ifa etmekten kaçındığı takdirde hakim onun malını satabilir. Gerçekten bu konudaki hüküm Mühelleb'in dediği gibidir. Fakat müdebber satışı meselesi bu konudaki sınırlamayı reddetmektedir. Mühelleb buna şöyle cevap vermektedir: Müdebberin sahibinin başka bir malı yoktu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun bütün malını mülkünü harcamış olduğunu görünce ve bu tavrıyla tehlikeye maruz kaldığını müşahede edince yaptığı uygulamayı iptal etti. Eğer o kişi bütün malını mülkünü harcamamış olsaydı yaptığı bu tasarruf iptal edilmeyecekti. Bu Nebi s.a.v.'in alışverişierinde aldanan kimseye 'f1ıldatmak yok de" şeklindeki emrine benzer

Sahîh-i Buhârî, 7186
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبِيدَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خَيْرُ النَّاسِ قَرْنِي، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ الَّذِينَ يَلُونَهُمْ، ثُمَّ يَجِيءُ قَوْمٌ تَسْبِقُ شَهَادَةُ أَحَدِهِمْ يَمِينَهُ وَيَمِينُهُ شَهَادَتَهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَكَانُوا يَضْرِبُونَا عَلَى الشَّهَادَةِ وَالْعَهْدِ وَنَحْنُ صِغَارٌ‏.‏

Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlıları benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler. Bundan sonra herhangi birileri yeminden önce şahit\ik edecek, şahitliğinden önce yemin edecek kimseler gelecektir." İbrahim dedi ki: Bizler henüz küçükken şahitlik ve verilen sözler dolayısıyla bizi dövüyorlardı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Resulullah ashabının faziletleri" (Yuniniyye nüshasında Resulullah değil Nebi şeklindedir) Yani önce genel olarak, sonra da etraflı olarak faziletleri ele alınacaktır. Genel olarak faziletlerine dair hadisler onların hepsini kapsar. Fakat Buhari bu hususta kendi şartına uygun bazı rivayetleri kaydetmekle yetinmiştir. Kişiler hakkında kaydettiği etraflı rivayetlerden de kendi şartına uygun olan rivayetleri almıştır. "Müslüman olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören kimse onun ashabındandır." Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından olma adı, kendisi ile sohbette bulunan kimselerin hak ettiği bir isimdir. Sözlükte bu isim, asgari süre kadar onunla sohbette bulunanlara verilir. Örfe göre bir süre birliktelik için kullanılsa dahi bu böyledir. Aynı şekilde uzaktan dahi olsa onu gören kimseler hakkında da bu isim kullanılır. Buhari'nin sözkonusu ettiği bu tanım, Ahmed'in ve muhaddislerin cumhurunun kabul ettiği görüştür. Buhari'nin "Müslüman olarak" kaydı ile de kafir olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören kimseleri kapsarnın dışına çıkarmaktadır. Bu durumda olup, onun vefatından sonra Müslüman olanlara gelince, eğer Buhari'nin "Müslüman olarak" kaydı hal ifade ediyor ise, bu nitelikte olan kimseler de yine bu kapsarnın dışına çıkmaktadır. Kuwetli görülen görüş de budur. Ancak bu tanıma karşı mu'min olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören bir kimsenin bundan sonra irtidad etmesi ve bir daha da İslama dönmemesi hali ile itiraz edilmiştir. Çünkü böyle bir kimsenin sahabe olmayacağı ittifakla kabul edilmiştir. O halde bu tarife "ve bu hal üzere ölen" kaydının da ilave edilmesi gerekmektedir. 3649- "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki insanlardan bir kesim gazaya çıkacaklar ... " Bu hadisten, son dönemlerde Nebiin ashabından -if olduğunu iddia eden kimselerin iddialarının batı! olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü hayırlı oluş, cihadın devamlılığını, kafirlerin yurtlarına askerler göndermeyi de ihtiva etmektedir. Onlar da: Aranızda onun ashabından kimse var mı, diye sorunca hayır diyeceklerdir. Tabii'n hakkında aynı durum sözkonusudur. Tabii'nin tabileri hakkında da. Bütün bunlar geçmişte gerçekleşmiş olaylardır ve bu dönemlerde ise kafirlerin diyarlarına asker göndermek kesintiye uğramış bulunmaktadır. Hatta bu hususta durum aksine dönmüştür. Uzun bir dönemden bu yana bilinen ve görülen budur. Özellikle de Endülüs ülkesinde durum böyledir. Hadis ehli ashab-ı kiram'dan en son vefat edenleri tespit etmişlerdir. Mutlak olarak en son vefat eden sahabi Leys oğullarından Ebu't-Tufeyl Amil b. Vasile'dir. Nitekim Müslim bunu Sahih'inde kat'i bir ifade olarak belirtmiştir. Vefatı h.lOO yılındadır. Vefatının h.l07 ve h.11O olduğu da söylenmiştir. Bu, Nebi sallall€ıhu aleyhl ve sellem'in vefatından bir ay önce söylemiş olduğu: "Yüz yılın başında bugün yeryüzünde bulunanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır" buyruğuna da uygun düşmektedir. 3650- "Ümmetin en hayırlıları benim çağdaşlarımdır." Hadisteki "benim karn'ımdır" ifadesi benim karn'ımda bulunanlar (yani çağdaşlarım) demektir. Çünkü karn, maksat olarak gözetilen hususlardan birisinde ortak nitelikleri bulunan ve birbirine yakın zamanlarda yaşayan aynı zamanın (çağın) insanları demektir. Bunun, çağdaşları belli bir din, bir mezhep ya da bir iş etrafında toplayan bir nebi ya da bir başkan çağında bir araya gelmiş kimseler için özellikle kullanılan bir ad olduğu da söylenmiştir. Karn, aynı zamanda zamanın belli bir süresi hakkında da kullanılır. Fakat bu sürenin sınırının ne olduğu hususunda on yıldan başlayıp, yüzyirmi yıla kadar farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu hadiste Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in karnı (çağdaşları) ile kastedilenler ise ashab-ı kiramdır. Nebisallallfıhualeyhivesellem'in niteliği sözkonusu edilirken: "Ve ben Ademoğullarının karn'larının en hayırlısında Nebi olarak gönderildi" buyruğu açıklanırken geçmiş bulunmaktadır. Hadis alimlerinin ittifak ettiğine göre etbau't-tabiinden sözü kabul edilebilir kimseler arasında olup en son vefat eden kişi yaklaşık 220 yılına kadar yaşamıştır. Bu dönemde bid'atler yaygın bir şekilde ortaya çıkmaya başlamış, Mutezile'nin dili çözülmüş, felsefeciler başlarını kaldırmış, ilim ehli Kur'an'ın yaratıldığını söylesinler diye mihnete tabi tutulmuş, durumlarda ileri ölçüde değişiklikler baş göstermiştir. Durum şu ana kadar gerileyip, durmaktadır ve nihayet Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem'in dediği şekilde: "Yalan bundan sonra yaygınlık kazanacaktır" sözü, olduğu gibi gerçekleşmiş ve o kadar açık bir yaygınlık kazanmış ki sözleri, fiilleri, inançları kapsayacak dereceye ulaşmıştır. Yardım Allah'tandır. "Sonra onlardan sonra gelenler." Yani onlardan sonra gelecek nesiller demektir ki, bunlar da tabiindir. "Sonra onlardan so..pra gelenler" Bunlar da etbau't-tabilndir. Bu hadise göre ashab tabiOndan, tabıOn da etbau't-tabilnden daha faziletlidir. Fakat bu faziletli oluş, genel toplam bakımından mıdır yoksa tek tek fertler hakkında mıdır? Bu da araştırılması gereken bir konudur. Cumhur ikinci görüşe meyletmiştir. Birincisi İbn Abdi'l-Berr'in görüşüdür. Anlaşıldığı kadarıyla Nebi sallallfıhu aleyhi ve selle m ile birlikte ya da onun zamanında onun verdiği emir ile savaşan yahut onun için malından bir şeyler infak etmiş bulunan bir kimseye, kim olursa olsun ondan sonra gelen hiçbir kimse fazilet itibariyle denk olamaz. Bununla birlikte bunların hiçbirisini yapmayan kimseler için durum araştırma konusudur. Bunda asıl dayanak ise yüce Allah'ın: "Aranızdan fetihten önce infak edip savaşanlar (ile diğerleri) bir olmaz. Onların dereceleri fetih sonrasında infak edip savaşanlardan daha büyüktür." (el-Hadid, 10) ayetidir. İbn Abdi'l-Berr şu hadisi de delil göstermiştir: "Benim ümmetimin misali yağmur gibidir. Onun öncesi mi hayırlıdır, sonrası mı hayırlıdır bilinmez." Bu hasen bir hadis olup, çeşitli rivayet yolları vardır ve bu yollar sayesinde hadis sıhhat derecesine dahi ulaşabilir. Yine İbn Abdi'l-Berr şunu delil göstermiştir: İlk karnın (çağın) diğer çağların en hayırlısı olmasının sebebi, onların o dönemde kafirlerin çokluğu sebebiyle imanları bakımından garip oluşlarıdır. Ayrıca kafirlerin eziyetlerine sabretmiş ve dinlerine sımsıkı sarılmışlardır. Onlardan sonrakiler de dini dosdoğru uygulayıp, masiyetlerin ve fitnelerin ortaya çıkması halinde dinlerine sımsıkı sarılıp, itaat üzere sabredecek olurlarsa, onlar da o takdirde garip olurlar. Öbürlerinin (ilk nesildekilerin) amelleri artış gösterdiği gibi, o dönemlerde yaşayacak olanların amelleri de artar ve çoğalır. Buna Müslim'in Ebu Hureyre'den Nebi Efendimize merfu olarak zikrettiği şu hadis tanıklık etmektedir: "İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi garip olarak dönecektir. Garipler ne mutlu!" Ancak İbn Abdi'I-Berr'in açıklamalarına şu şekilde cevap verilmiştir: Onun bu sözleri ashab-ı kiram'dan sonra gelecekler arasında bazı sahabelerden daha faziletli kimselerin gelmesini de gerektirmektedir. Kurtubi de bunu açıkça ifade etmiştir. Fakat İbn Abdi'l-Berr'in sözleri bütün ashab-ı kiram hakkında mutlak olarak kullanılmış değildir. O bu sözlerinde Bedir ve Hudeybiye'ye katılanların müstesna olduğunu da açıkça ifade etmiştir. Evet, cumhurun benimsemiş olduğu sahabe olma faziletine denk hiçbir am el yoktur. Çünkü sahabe olan, Resulullah sallallahu aıeyhi ve sellern'i görmüştür. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern'e gelecek zararlara karşı onu savunmak, erken dönemde ona hicret etmek yahut ona yardımcı olmak, ondan alınmış olan şeriati bellemek ve ondan sonra gelenlere de tebliğ etmek imkanına sahip olanlara daha sonra gelen hiçbir kimse denk olamaz. Çünkü sözü geçen bu hasletlerin her birisini yerine getiren bir kimseye mutlaka ondan sonra o hasleti yapan kimsenin ecri gibi ecir verilecektir. Böylelikle onların faziletli oldukları açıkça ortaya çıkmış olmaktadır. Tartrşma noktası az önce açıklandığı üzere sadece onu görmek faziletine sahip o!{n ve başka hiçbir üstün-'t lüğü olmayan kimseler hakkındadır. Şüphesiz sözü geçen çeşitli hadislerin arası telif edilirse ... 3651- "Sonra onlardan sonra bir kavim ... (gelecektir)."(2651 nolu hadis) Bu hadis, fazilet itibariyle konumları farklı olsa dahi ilk üç karn (nesil)in sınırlandırılmasına delil gösterilmiştir. Bu da çoğunluk görülen hakkında yorumlanmıştır. Ayrıca ashab-ı kiram arasında fazilet farkı gözetmenin caiz oluşuna da delil gösterilmiştir. Bu el-Mazeri'nin görüşü olup, hadisin diğer bölümlerine dair açıklamalar daha önce Şehadetler bölümünde geçmiş bulunmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 3651
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَىَّ، وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَأَقْضِي نَحْوَ مَا أَسْمَعُ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَلاَ يَأْخُذْهُ، فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ ‏"‏‏.‏

Ümmü Seleme'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben ancak bir beşerim. Sizler bana davalarınızı getiriyorsunuz. Belki bazılarınız delilini diğerinden daha düzgün ifade etmiş olabilir. Ben de ondan işitmekte olduğuma göre hükmederim. Dolayısıyla her kimin kardeşinin hakkı olan bir şeyi onun lehine hükmetmiş isem sakın onu almasın. Ben ona ancak ateşten bir parça kesmiş olurum

Sahîh-i Buhârî, 7169
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا مَحْبُوبُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ رَجُلاً، أَسْلَمَ ثُمَّ تَهَوَّدَ، فَأَتَى مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَهْوَ عِنْدَ أَبِي مُوسَى فَقَالَ مَا هَذَا قَالَ أَسْلَمَ ثُمَّ تَهَوَّدَ‏.‏ قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى أَقْتُلَهُ، قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Musa'nın nakline göre adamın biri Müslüman olmuş, sonra da Yahudiliğe dönmüştü. Derken Muaz b. Cebel geldi ve "Bu adamın nesi var?" diye sordu. Ebu Musa ona "Bu kişi İslam'a girmiş, sonra da Yahudi olmuş!" diye cevap verdi. Muaz b. Cebel "Ben bu dininden dönen adamı Allah'ın ve Resulunün hükmü olarak öldürmedikçe yere oturmam!" demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: ':Ölüm cezasını hak eden kimseye bunu halifenin değil, hakimin vereceği." Yani ölüm cezasını hak etmiş bir kimseye bu cezayı kendisini bu göreve tayin etmiş olan devlet başkanından izin almaksızın hakimin uygulaması gerektiği demektir. "Ebu Bürde'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Musa'yı Yemen'e kadı olarak göndermiş, onun ardından da Muaz b. Cebel'i yollamıştır." Bu, uzunca bir hadisten alınmış paragraftır. Hadis MürtedIere Tevbe Verme Bölümünde geçmişti. Bu hadiste Müslüman olup, sonra Yahudiliğe dönen o yahudinin olayı anlatılmaktadır. İmam Buhari'nin ondan sonra burada kısaca aktardığı, bu olaydır. "Adamın biri Müslüman olmuş, sonra da Yahudiliğe dönmüştü." Bu hadisin açıklaması orada geniş biçimde geçmişti. "Bu dininden dönen adamı Allah'ın ve Resulunün hükmü olarak öldürmedikçe yere oturmam." Orada "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem emretti de adam öldürüldü" ifadesi geçmişti. Böylece Buharl'nin yukarıda attığı başlıktan ne demek istediği ortaya çıkmış oldu. Bu başlık, şer'i cezaları beldelerde bulunan valiler, kendilerini göreve getiren halifeye danışmadıkça uygulayamazlar diyen kimseye cevap teşkil etmektedir. İbn Battal şöyle demiştir: Bilginler bu konuda ihtilaf etmişlerdir. KCıfe alimleri hakimin hükmü vekilin hükmü gibidir. Onun eli ancak kendisine izin verilen konularda serbesttir demişlerdir. Hakimin verdiği hüküm, başka alimlere göre vasinin hükmü gibidir. Onun her şeyde tasarruf yetkisi vardır. O, istisna edilenler hariç her şeye bakmakta serbesttir. Tahavl'nin onlardan nakline göre şer'i cezaları ancak beldelerde bulunan emirler yerine getirebilirler, belli bölgelerdeki valiler ve benzerleri ise uygulayamazlar. İbnü'I-Kasım'ın nakline göre şer'i cezalar denizlerde uygulanmaz. Aksine suçlular büyük beldelere getirilir. Katı dolayısıyla kısas Mısır'ın her tarafında değil, sadece Fustat'ta uygulanır. Zira Fustat, Mısır emirinin evidir ya da bu konuda Fustat valisine yazı yazılır. Yani onun izni alınır. Eşheb şöyle demiştir: Tam tersine valinin sulara bakan kimselere yetki verdiği kişinin bunu yapması caizdir. İmam Şafii'den de buna benzer bir görüş nakledilmiştir. İbn Battal şöyle demiştir: Caizlik konusundaki delil Muaz hadisidir. Zira o bir mürteddin durumunu Nebi s.a.v.'e arz etmeksizin öldürmüştür

Sahîh-i Buhârî, 7157

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.