Sahîh-i Buhârî · 7187
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطُعِنَ فِي إِمَارَتِهِ، وَقَالَ " إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلِهِ، وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمْرَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ordu birliği hazırladı ve başına Zeyd'in oğlu Üsame'yi kumandan yaptı. Onun kumandanlığı konusunda ileri geri söyleyenler oldu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Üsame'nin kumandanlığı konusunda tenkitte bulunuyorsanız, siz bundan önce onun babasının kumandanlığına da dil uzatmıştınlz. Allah'a yemin ederim ki Zeyd kumandanlığa nasıllayık olduysa ve bana insanların en sevimlilerinden biri idiyse hiç şüphesiz şu Üsame de babasından sonra bana insanların en sevimlilerindendir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Emirler hakkında hiçbir şey bilmeden kötülemede bulunan kimseye aldırmama." Başlıkta geçen "lem yekteris" iltifat etmedi, aldırmadı anlamınadır. Mühelleb şöyle demiştir: Yukarıdaki başlığın manası şudur: Birisine dil uzatan, o kişinin durumunu bilmeyip de onda olmayan bir şey hakkında kendisine iftira atarsa onun bu tenkidine aldınlmaz ve ona göre hareket edilmez. İmam Buhari başlıkta "hiçbir şey bilmeden" ifadesini kullanmıştır. Böylece bir bilgiye dayanarak tenkitte bulunan kimsenin ifadesine göre amel edileceğine işaret etmiştir. Bir kimse ihtimale açık bir şeyle tenkitte bulunacak olursa bu, devlet başkanının (hakimin) görüşüne hava le edilir. Hz. Ömer'in Sa'd'a karşı yaptığı uygulama, bu kurala göre değerlendirilir. Hz. Omer, Kılfelilerin kendisini tenkit etmeleri nedeniyle suçsuz olduğu halde Sa'd'ı görevinden azletmişti. Mühelleb buna şöyle cevap vermiştir: Hz. Ömer Sa'd'ın gizli durumunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Zeyd ve Üsame'nin durumunu bildiği kadar bilmiyordu. Yani onun Sa'd'ı azletme sebebi, ihtimal bulunması idi. Bir başkası şöyle demiştir: Hz. Ömer'in görüşü iki fesattan dahahafif olanını üstlenmek şeklindedir. O Sa'd'ın görevden azledilmesini, o belde de kendisine karşı isyan eden kimselerin tahrik edecekleri fitneden daha hafif görmüştür. Bundan dolayı vasiyetinde "Sa'd'ı ne zaafından ve ne de hıyanetinden azlettim" demiştir. İbnü'l-Müneyyir şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Üsame'nin kumandanlığı konusunda sonucun esenlik olduğunu kesin bir dille ifade etti. O Üsame'ye dil uzatanların görüşlerine iltifat etmedi. Hz. Ömer' e gelince, o bu konuda kesin bir bilgiye sahip olmadığı için ihtiyat yolunu tuttu. İmam Buhari, Üsame'nin gönderilmesi konusunda İbn Ömer hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması daha önce geçmişti
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ أَمَّرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُسَامَةَ عَلَى قَوْمٍ، فَطَعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ، فَقَالَ " إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ، فَقَدْ طَعَنْتُمْ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلِهِ، وَايْمُ اللَّهِ لَقَدْ كَانَ خَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ مِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Usame'yi bir topluluğa kumandan tayin etti. Onun kumandanlığına tenkitler yönelttiler. (Allah Resı1lü) bunun üzerine şöyle buyurdu: Siz bunun kumandanlığını tenkit ediyörsunuz. Ondan önce babasının kumandanlığını da tenkit etmiştiniz. Allah'a yemin ederim o kumandanlığa layık birisi idi ve şüphesiz insanlar arasında en sevdiklerimden birisi idi. Şüphesiz bu da ondan sonra insanlar arasında en çok sevdiğim kimseler arasındadır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zeyd b. Harise gazvesi" Zeyd Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in azadlısı ve Usame b. Zeyd'in babasıdır. (Buhari) burada Usamelnin (kumandan olarak) gönderilmesine dair İbn Ömer yoluyla gelen hadisi zikretmiş bulunmaktadır. Bu hadisin açıklamaları Meğazı bölümünün sonlarında (4469. hadiste ) gelecektir. Bu hadisin burada zikredilmesindeki maksat ise "ondan önce babasının kumandanlığını da tenkit etmiştiniz" ifadesinin yer almış olmasıdır. Biraz sonra Mı1te gazvesinin akabinde Ebu Asım'ın, Yezid b. Ebi Ubeyd'den, onun Seleme b. el-Ekva'dan şöyle dediğine dair hadis de gelecektir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yedi gazaya katıldım. (Zeyd) b. Harise ile birlikte de gazada bulundum. (Allah Resı1lü) onu bize kumandan tayin etmişti
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ النَّاسُ فِي إِمَارَتِهِ، فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنْ تَطْعُنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعُنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriyye gönderdi ve onlara Usame b. Zeyd'i kumandan tayin etti. İnsanlar onun kumandanlığı hakkında ileri geri konuştular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalkarak şöyle buyurdu: "Eğer siz bunun kumandanlığına dil uzatıyor iseniz gerçek şu ki bundan önce babasının kumandanlığını da tenkit etmiş idiniz. Allah'a yemin ederim ki o kumandanlığa layık bir kimse idi ve şüphesiz ki o insanlar arasında en sevdiğim kimselerdendi ve elbette bu, ondan sonra insanlar arasında en sevdiğim kimselerdendir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi s.a.v.'in vefatı ile neticelenen hastalığında Usame b. Zeyd'i (kumandan olarak) göndermesi." Musannıfın bu başlığı sonlara bırakmasının sebebi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Usame'nin ordusunu vefatından iki gün önce hazırlamayı tamamlamış olmasından dolayıdır. Bu orduyu hazırlama işine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığından önce başlanmıştı. Nebi insanları Safer ayının sonunda BizansIılara karşı savaşa çağırmış, Usame'yi de davet ederek: Babanın öldürüldüğü yere yürü git ve atlarınla onları çiğne. Bu ordunun kumandanlığına da seni getirdim, diye buyurmuştu. Üçüncü gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hastalığı başladı. Usame'nin sancağını kendi eliyle bağladı. Usame sancağı alıp, onu Bureyde'ye verdi ve ordugahını el-Curf denilen yerde kurdu. Usame'yle birlikte orduya katılanlar arasında muhacir ve ensarın büyükleri vardı. Aralarında Mahzum'lu Ayyaş b. Ebi Rebia'nın da bulunduğu bir topluluk bu hususta tenkit edici ifadeler söylediler. Ömer ona karşılık verdi ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e durumu haber verince hadiste sözü edilen hutbeyi irad etti. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ağrıları çoğaldı. Allah Resulü: Usame'nin birliğini gönderiniz, diye buyurdu. Ancak Ebu Bekr halife olarak seçildikten sonra onu techiz etti ve yirmi gün süreyle emrolunduğu cihete doğru yol aldı. Babasının katilini öldürdü ve sağlık ve selametle ganimet de almış olarak ordusuyla birlikte geri döndü. 88. BAB
حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطَعَنَ بَعْضُ النَّاسِ فِي إِمَارَتِهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنْ تَطْعُنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعُنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ، وَايْمُ اللَّهِ، إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمَارَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdi ve Usame b. Zeyd'i onlara kumandan tayin etti. Bazı insanlar onun kumandanlığına dil uzattılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Siz (şu anda) onun kumandanlığına dil uzatıyorsanız gerçek şu ki, daha önce de babasının kumandanlığına dil uzatmış idiniz. Allah'a yemin ederim ki babası kumandanlığa layık birisi idi ve şüphesiz onun babası benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendi. Şüphesiz bu da ondan sonra benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendir." Bu Hadis 4250, 4468, 4469, 6627, 7187 numara ile gelecektir. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Menakib; Müslim, Fedail
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَيَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالَ يَحْيَى بْنُ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرُونَ، حَدَّثَنَا - إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عُمَرَ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ فَطَعَنَ النَّاسُ فِي إِمْرَتِهِ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمْرَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمْرَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلُ وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمْرَةِ وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ " .
Bize Yahya b. Yahya ile Yahya b. Eyyûb, Kuteybe ve İbni Hucr rivayet ettiler. Yahya b. Yahya: Ahberanâ, ötekiler: Haddesenâ tâbirini kullandılar. (Dedilerki): Bize İsmail (yâni İbni Ca'fer) Abdullah b. Dinar'dan naklen rivayet etti ki: Kendisi İbni Ömer'i şunu söylerken işitmiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ordu gönderdi de üzerlerine Usame b. Zeyd'i kumandan tayin etti. Halk onun kumandanlığına ta'n ettiler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkarak şöyle buyurdu: «Siz bunun kumandanlığına dil uzatıyorsanız, bundan önce onun babasının kumandanlığına da dil uzatıyordunuz. Allah'a yemin olsun ki, o kumandanlığa lâyık idi. Ve gerçekten benim için insanların en sevimlilerindendi. Hiç şüphe yok ki, ondan sonra bu da benim için insanların en sevimlilerindendir.»
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ الأَكْوَعِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ لِرَجُلٍ مِنْ أَسْلَمَ " أَذِّنْ فِي قَوْمِكَ ـ أَوْ فِي النَّاسِ ـ يَوْمَ عَاشُورَاءَ أَنَّ مَنْ أَكَلَ فَلْيُتِمَّ بَقِيَّةَ يَوْمِهِ، وَمَنْ لَمْ يَكُنْ أَكَلَ فَلْيَصُمْ ".
Seleme b. el-Ekva'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Eslem kabilesinden bir adam'a kavminin içinde veya insanların içinde aşure günü gündüzün "Her kim (gündüzün başında) yemek yediyse gününün kalanını yemeyerek tamamlasın. Bir şey yememiş olan kimse de orucunu tutsun!" diye ilan ettirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in birbiri ardından birçok valiler, kumandanlar ve elçiler göndermesi." Bu konunun açıklaması bu bölümlerin başında kısaca geçmişti. Bu konuda İmam Şafiı, herkesten önce şu tespitte bulunmuştur: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (etrafa) müfrezelerini (seriyelaskeri birlik) gönderdi. Her bir birliğin/seiyenin başında bir kumandan vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elçilerini (yabancı devletlere) gönderdi. Her bir hükümdara bir kişi gönderdi. Onun valilerine emir ve yasaklamalarını bildiren mektupları götürülmeye devam etti. Valilerinden hiçbiri onun emrini yerine getirmekten kaçınmadığı gibi ondan sonraki halifeler de böyle yaptılar." Seriyyelerin başındaki kumandanıarı (emırler) Muhammed b. Sa'd, et-Tercumetü'n-Nebeviyye'de kayıt altına almıştır. Bu eserde onlar için bir bölüm açmış ve her birinin adını sırasıyla yazmıştır. Fethedilen beldelerdeki emirlere gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye Attab b. Useyd'i, Taif'e Osman b. Ebü'ı-As'ı, Bahreyn'e el-Ala b. elHadrami'yi, Uman'a Amr b. eı-As'ı, Necran'a Ebu Sufyan b. Harb'ı, San'a'ya ve Yemen'in diğer dağlık noktalarına Bazan'ı, sonra oğlu Şehr ve Feyruz'u ve el-Muhacir b. Ebu Ümeyye'yi, Eban b. Said b. eı-As 'ı, Yemen'in sahil kesimine (es-Sevahil) Ebu Musa'yı, askerı, idarı, iktisadı işleri idare etmeye Muaz b. Cebel'i emir tayin etti. Bu idarecilerden (emırlerden) her biri kendi işiyle ilgili olarak hüküm veriyor ve görevine devam ediyordu. Bunlar daha önce geçtiği üzere bazen birbiriyle karşılaşabiliyorlardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Amr b. Said b. eı-As'ı Vadi'I-Kura'ya, Yezid b. Ebu Süfyan' ı Teyma'ya, Sümame b. Esal'i Yemame'ye emır tayin etti. Seriyye ve heyetlerin emırlerine gelince, onların görevleri bu savaşın sona ermesiyle bitiyordu. Köylerin emırleri ise bu görevlerine devam ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emırlerinden bazıları şunlardı: Hicretin 9. yılı hac emırliğine getirilen Ebu Bekir, Yemen'de ganimeti n ve humusun taksimi ve Ebu Bekr'in haccında Berae suresinin müşriklere okunması için Ali, Bahreyn'den cizyeyi almak için Ebu Ubeyde, Mute savaşında şehit düşene kadar Hayber ürünlerinin rekoltesini tahmin etmek üzere görevlendirilen Abdullah b. Revaha. Bunların içerisinde Nebi s.a.v.'in İbnü'I-Utbiyye olayında geçtiği üzere zekatı teslim almak üzere görevlendirdiği memurları da vardı. "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elçilerini (yabancı devletlere) gönderdi." İbn Abbas bunlardan Dıhye ve Abdullah b. Huzafe'den söz etmiştir. Bu ikisi bu başlıkta yer almaktadır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Kisra'nın mülkünün tamamıyla parçalanması için beddua etti." Bu cümlede Yüce Allah'ın Sebe halkına yapmış olduğu şeyleri haber vermesine işaret vardır. Yüce Allah bu bedduaya icabette bulunmuş ve Şireveyh'i Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mektubunu parçalayan babası Kisra Perviz' e musallat etmiş ve onu öldürmüştür. Şireveyh bundan sonra babasının yerine geçmiş, çok geçmeden o da ölmüştü. Bu olay meşhurdur. Üçüncü sıradaki Seleme b. el-Ekva hadisi aşura günü orucu hakkındadır. Bu hadisin açıklaması Oruç bölümünde geçmişti
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يُطِيعُوهُ، فَغَضِبَ عَلَيْهِمْ وَقَالَ أَلَيْسَ قَدْ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ تُطِيعُونِي قَالُوا بَلَى. قَالَ عَزَمْتُ عَلَيْكُمْ لَمَا جَمَعْتُمْ حَطَبًا وَأَوْقَدْتُمْ نَارًا، ثُمَّ دَخَلْتُمْ فِيهَا، فَجَمَعُوا حَطَبًا فَأَوْقَدُوا، فَلَمَّا هَمُّوا بِالدُّخُولِ فَقَامَ يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ، قَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّمَا تَبِعْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِرَارًا مِنَ النَّارِ، أَفَنَدْخُلُهَا، فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذْ خَمَدَتِ النَّارُ، وَسَكَنَ غَضَبُهُ، فَذُكِرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا أَبَدًا، إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ".
Ali b. Ebi Talib şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seriyye gönderdi, başlarına ensardan birisini kumandan tayin etti ve askerlere kumandanlarına itaat etmelerini emretti. (Yolda) kumandan (maiyyetine) öfkelendi de "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana itaat etmenizi emretmedi mi?" diye sordu. Askerler "Evet, emretti!" dediler. Kumandan "Size kesin emrim şudur ki odun toplayacaksınıı, bir ateş yakacaksınız, sonra da ona gireceksiniz!" dedi. Askerler odun topladılar ve bir ateş yaktılar. Ateşin içine girmeye yöneldiklerinde durup birbirlerine baktılar. İçlerinden bazısı "Bizler Nebi'e ancak ateşten kaçmak için tabi olduk, (şimdi biz böyle iken) onun içine mi gireceğiz?" dediler. Onlar böyle iken ateşin alevi söndü ve kumandanın öfkesi geçti. Sonra bu olayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zikrettiklerinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Eğer ateşe girselerdi, ondan dışarı çıkamazlardı. Çünkü itaat ancak makul ve meşru olan emirler hakkındadır" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Devlet başkanının Allah' a isyan olmayan emirlerini dinleme ve itaat etme. " İmam Buharl'nin burada dinlemeyi ve itaat etmeyi -bu bölümdeki hadislerde devlet başkanı düzeyinde olmasa bile bütün idarecilere itaattan söz edildiği halde- devlet başkanı şeklinde kayıtlaması, idareciye itaat emrinin yerine getirileceği kişinin devlet başkanı tarafından o göreve getirilmiş olmasındandır. "Başı siyah kuru üzüm gibi." Hadiste geçen "zebibe" kelimesi "ez-zebib" kelimesinin tekilidir. Anlamı kuru üzüm demektir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Habeşlinin başını kuru üzüme benzetmesi, kuru üzümün bir arada toplanması ve başının siyah olmasından dolayıdır. Bu, değersizlik, şeklin çirkinliği ve ona itibar edilmemesi konusunda temsili bir benzetmedir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Namaz bölümünde geçmişti. İbn Battal'ın nakline göre Mühelleb şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "(((İdarecilerinizin emirlerini) dinleyiniz ve onlara itaat ediniz" şelindeki emri, köleyi göreve getirenin Kureyşli bir devlet başkanından başkası olmayacağını gerekli kılmaktadır. Çünkü daha önce geçtiği üzere devlet başkanlığı ancak Kureyş'tedir. Ümmet devlet başkanlığının kölelere verilemeyeceği noktasında icma etmişlerdir. Biz de şunu ekleyelim: Hadiste bu kimseye "köle" denmesi, azad edilmeden önceki durumu göz önüne alınarak söylenmiş olma ihtimaline dayanmaktadır. Bütün bunlar kölenin seçim yoluyla oraya gelmiş olması durumuyla ilgilidir. Buna karşılık bir köle gücü ve kuwetiyle gerçekten kontrolü ele geçirecek olursa masiyeti emretmediği sürece -daha önce açıklandığı üzere- kendisine itaat etmek, fitneyi söndürmek için gerekli olur. Bazılarına göre maksat şudur: Devlet başkanı bir Habeşli köleyi mesela bir beldenin idareciliğine tayin edecek olsa, ona itaat etmek gereklidir, yani farzdır. Hadiste Habeşli kölenin devlet başkanı olacağı ifadesi yoktur. "Masiyet emredildiğinde ise dinlemek ve itaat etmek yoktur." Yani bu durumda itaat etmek gerekmez. Tam tersine itaatten kaçınmaya gücü yetenlere bu, haram bile olur. Ahmed b. Hanbel'de yer alan Muaz hadisine göre "Allah'a itaat etmeyene itaat yoktur. "(Ahmed b. Hanbel, III, 213) Dinleme ve itaat etme emri konusunda Ubade'nin rivayet ettiği hadis açıklanırken bu konu tekrara ihtiyaç kalmayacak şekilde ele alınmıştı. Orada "Ancak idarecinin (emirin) açık bir küfrünü görürseniz" denilmekteydi. Bu hadis Fiten bölümünde yer almaktaydı. Kısacası devlet başkanı, küfür nedeniyle bilginlerin ittifakıyla görevden çekilmiş sayılır. Her Müslümana bunu yerine getirmesi gerekli olur. Buna gücü yeten sevabını elde eder. Devlet başkanına yağcılık yapan ise günah kazanır. Aciz olan kimsenin o topraklardan hicret etmesi gerekir. "Ve bir ateş yaktılar." Da.vudi şöyle demiştir: Buradaki "ateş"ten maksat olayda söz.ü edilen ateştir. Çünkü onlar sözkonusu ateşi yakarak öleceklerdi ve içinden canlı olarak çıkmayacaklardı. Da.vadi şöyle devam eder: Bu "ateş"ten maksat cehennem ateşi olmadığı gibi, onların bu ateşte ebediyyen kalacakları da değildi. Zira şefaat hadisinde "Kalbinde zerre kadar iman olan kimse ateşten çıkacaktır" buyurulmaktadır.(Buhari, Rikak) Davudi şöyle der: Bu ifade, mubah olan tarizler kabilindendir. Onun demek istediği şudur: Bu teklif, vazgeçirme ve korkutma maksadıyla getirilmiştir ki onu duyan kimse bu şekilde hareket edecek kişinin cehennemde eb edi kalacağını anlasın. Söylenmek istenen bu değildir, asıl söylenmek istenen engelleme ve korkutmadır. Bu hadisin geniş bir açıklaması Meğa.zi Bölümünde Abdullah b. Huzafe Seriyyesi başlığı altında geçmişti. Burada şöyle denebilir: Sözkonusu olaydaki kumandan, onların gerçekten ateşe girmelerini istememiştir. O, sadece idareciye itaatin vacip olduğuna, bu vacibi terk edenin cehenneme gireceğine işaret etmek istemiştir. Olayda sözü geçen ateşe girmek onlara zor geldiğine göre büyük cehennem ateşi sözkonusu olduğunda durumları nice olacaktır! O kumandanın asıl maksadı, sanki askerlerden herhangi birini gerçekten o ateşe girerken gördüğünde buna engelolmaktır