İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7561

Oneness, Uniqueness of Allah (Tawheed)

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، ح وَحَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ سَأَلَ أُنَاسٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكُهَّانِ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّهُمْ لَيْسُوا بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّهُمْ يُحَدِّثُونَ بِالشَّىْءِ يَكُونُ حَقًّا‏.‏ قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ الْكَلِمَةُ مِنَ الْحَقِّ يَخْطَفُهَا الْجِنِّيُّ فَيُقَرْقِرُهَا فِي أُذُنِ وَلِيِّهِ كَقَرْقَرَةِ الدَّجَاجَةِ، فَيَخْلِطُونَ فِيهِ أَكْثَرَ مِنْ مِائَةِ كَذْبَةٍ ‏"‏‏.‏

Urve bin Zübeyr'in nakline göre Hz. Aişe r.anha şöyle demiştir: Bir takım insanlar, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kahinlerin durumunu sordular. Bunun üzerine O "Kahinler (yani sözleri) hiç bir şey değildir!" buyurdu. Bu sefer onlar "Ya Resulallah! Kahinler bazen bir şey söylüyorlar da bu söyledikleri şey doğru çıkıyor" dediler. Ravi dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Doğru olan bu kelime, haktandır ki onu bir cin (meleklerden) kapar ve sonra dostu olan kahin’in kulağına, tavuğun tekrar tekrar seslenmesi gibi tekrar tekrar söyler, kahinler de o bir hak sözün içine yüzden fazla yalan katıp karıştırırlar

Sahîh-i Buhârî, 7561

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ شَبِيبٍ، حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ أَعْيَنَ، حَدَّثَنَا مَعْقِلٌ، - وَهْوَ ابْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عُرْوَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ سَأَلَ أُنَاسٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكُهَّانِ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسُوا بِشَىْءٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّهُمْ يُحَدِّثُونَ أَحْيَانًا الشَّىْءَ يَكُونُ حَقًّا ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ الْكَلِمَةُ مِنَ الْجِنِّ يَخْطَفُهَا الْجِنِّيُّ فَيَقُرُّهَا فِي أُذُنِ وَلِيِّهِ قَرَّ الدَّجَاجَةِ فَيَخْلِطُونَ فِيهَا أَكْثَرَ مِنْ مِائَةِ كَذْبَةٍ ‏"‏ ‏.‏

Bana Seleme b. Şebîb rivayet etti. (Dediki): Bize Hasen b. A'yen rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'kil (bu zât İbni Ubeydillah'dır) Zührî'den rivayet etti. (Demişki): Bana Yahya b. Urve hafcer verdi ki: Urve'yi şöyle derken işitmiş: Âişe şunu söyledi: — Bir takım insanlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kâhinleri sordular, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onlara : «Kâhinler bir şey değildirler.» cevâbım verdi. — Yâ Resûlallah! Onlar hazan birşey söylüyorlar da hakikat çıkıyor, dediler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Bu söz cinlerdendir. Cinni onu kapar da velîsinin kulağına tavuğun gıdaklaması gibi gıdaklar. 8u suretle ona yüz yalandan daha fazlasın? karıştırırlar.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 5817
HadisSahîh-i Buhârî

قَالَ وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي خَالِدُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي هِلاَلٍ، أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ، أَخْبَرَهُ عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ الْمَلاَئِكَةُ تَتَحَدَّثُ فِي الْعَنَانِ ـ وَالْعَنَانُ الْغَمَامُ ـ بِالأَمْرِ يَكُونُ فِي الأَرْضِ، فَتَسْمَعُ الشَّيَاطِينُ الْكَلِمَةَ، فَتَقُرُّهَا فِي أُذُنِ الْكَاهِنِ، كَمَا تُقَرُّ الْقَارُورَةُ، فَيَزِيدُونَ مَعَهَا مِائَةَ كَذِبَةٍ ‏"‏‏.‏

Hz. Aişe r.anha'nın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Melekler gökyüzünde bulutlar arasında yeryüzünde olacak işleri konuşurlar. Bu sırada şeytanlar da onlardan bir şeyler duymak için çalışırlar ve duydukları sözü tıpkı bir testinin doldurulması gibi kahinlerin kulaklarına aktarırlar. Bununla da kalmaz o söze kendilerinden yüz yalan daha katarlar

Sahîh-i Buhârî, 3288
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلاَمٍ، أَخْبَرَنَا مَخْلَدُ بْنُ يَزِيدَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي يَحْيَى بْنُ عُرْوَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ سَأَلَ أُنَاسٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْكُهَّانِ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَيْسُوا بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَإِنَّهُمْ يُحَدِّثُونَ أَحْيَانًا بِالشَّىْءِ يَكُونُ حَقًّا‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تِلْكَ الْكَلِمَةُ مِنَ الْحَقِّ يَخْطَفُهَا الْجِنِّيُّ، فَيَقُرُّهَا فِي أُذُنِ وَلِيِّهِ قَرَّ الدَّجَاجَةِ، فَيَخْلِطُونَ فِيهَا أَكْثَرَ مِنْ مِائَةِ كَذْبَةٍ ‏"‏‏.‏

Aişe r.anha'dan, dedi ki: "Bazı kimseler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kabinlerin durumu hakkında soru sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onlara: Onlar bir şey değildir, buyurdu. Soruyu soranların: Ey Allah'ın Rasulü, onlar bazen bir şeyi söylüyorlar, sonra o gerçek çıkıyor demeleri üzerine, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İşte o söz, cinlerden olanın kapıverdiği haktandır. O, bunu tavuğu n gıdaklaması gibi dostu olan (insan)ın kulağına bırakır. Onlar da (bu kahinler de) ona yüz yalandan fazla yalan katarlar." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Adamın bir şey için: O hak değildir, kasıt ve niyeti ile bir şey değildir demesi." el-Hattabi dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Onlar bir şey değildir" buyruğu, gayb ilmi ile ilgili olarak söylediklerine dairdir. Yani onların sözleri, Nebi sallaııiihu aleyhi ve sellem'in vahye dayanarak ha.ber verdiği sözlerine güvenilip dayanıldığı gibi güvenilecek doğru şeyler değildir. Bu da sağlam olmayan bir iş yapan yahut doğru olmayan bir söz söyleyen bir kimse için: Sen bir şey yapmadın ya da bir şey söylemedin, demeye benzer. İbn Battal da buna yakın bir açıklamadan sonra şunları eklemektedir: Araplar bu sözleriyle olumsuzlukta mubalağa etmeyi kastederler. Bu da yalan değildir. Müfessirlerin bir çoğu da yüce Allah'ın: "İnsan üzerinden öyle uzun bir süre geçti ki o anılmaya değer bir şey değildi."(İnsan, 1) buyruğu hakkında şöyle demişlerdir: Burada anılmaktan maksat, değer, üstünlük, şeref demektir. Yani o varlık olarak vardı, ama anılmasına değer bir durumda değildi. E..ından kasıt, ya Adem'dir diyenlerin görüşlerine göre suret verilmiş bir çamur idi, yahut bundan maksat insan türüdür diyenlerin göruşlerine göre, annesinin karnında bulunuyordu. (Her iki halde de o, anılmaya değer bir şey değildi)

Sahîh-i Buhârî, 6213
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ رَفَعَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ فِي قَبْرِهِ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهُ لَيُعَذَّبُ بِخَطِيئَتِهِ وَذَنْبِهِ، وَإِنَّ أَهْلَهُ لَيَبْكُونَ عَلَيْهِ الآنَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَذَاكَ مِثْلُ قَوْلِهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْقَلِيبِ وَفِيهِ قَتْلَى بَدْرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَقَالَ لَهُمْ مَا قَالَ إِنَّهُمْ لَيَسْمَعُونَ مَا أَقُولُ‏.‏ إِنَّمَا قَالَ ‏"‏ إِنَّهُمُ الآنَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّ مَا كُنْتُ أَقُولُ لَهُمْ حَقٌّ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَرَأَتْ ‏{‏إِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ الْمَوْتَى‏}‏ ‏{‏وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ‏}‏ تَقُولُ حِينَ تَبَوَّءُوا مَقَاعِدَهُمْ مِنَ النَّارِ‏.‏

Hişam, Urve'den rivayetle dedi ki: "Aişe r.anha'nın huzurunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Ölü kabrinde yakınlarının ağlaması sebebiyle azap edilir dediğini söylediği zikredilince Aişe: Bu hususta yanlışlık var. ResuluIlah sallaııahu aleyhi ve sellemlin söyledikleri şunlardan ibarettir: Şüphesiz ki o, günahı ve vebali dolayısıyla azap görmektedir. Onun yakınları ise şu anda ona ağlamaktadır." [-3979-] (Aişe) dedi ki: "Bu da onun şöyle demesi gibidir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içinde Bedir'de öldürülen müşriklerin bulunduğu kuyunun başında durdu ve onlara şunları söyledi. ... Fakat, onlar benim söylediklerimi işitiyorlar, demedi. O Sadece şunları söyledi: Şüphesiz onlar şu anda benim daha önce kendilerine söylediklerimin hak olduğunu artık biliyorlar. Daha sonra Aişe radıyallfıhu anhfı: "Şüphesiz ki sen ölülere işittireme'zsin. "[NemI, 80]; "Sen kabirdekilere işittiremezsin. " (Urve) diyor ki: Ateşteki yerlerini aldıktan sonra (işittiremezsin) demektir

Sahîh-i Buhârî, 3978
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي عُبَيْدُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ ذُكِرَ عِنْدَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ رَفَعَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ فِي قَبْرِهِ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَتْ إِنَّمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّهُ لَيُعَذَّبُ بِخَطِيئَتِهِ وَذَنْبِهِ، وَإِنَّ أَهْلَهُ لَيَبْكُونَ عَلَيْهِ الآنَ ‏"‏‏.‏ قَالَتْ وَذَاكَ مِثْلُ قَوْلِهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَامَ عَلَى الْقَلِيبِ وَفِيهِ قَتْلَى بَدْرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ، فَقَالَ لَهُمْ مَا قَالَ إِنَّهُمْ لَيَسْمَعُونَ مَا أَقُولُ‏.‏ إِنَّمَا قَالَ ‏"‏ إِنَّهُمُ الآنَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّ مَا كُنْتُ أَقُولُ لَهُمْ حَقٌّ ‏"‏‏.‏ ثُمَّ قَرَأَتْ ‏{‏إِنَّكَ لاَ تُسْمِعُ الْمَوْتَى‏}‏ ‏{‏وَمَا أَنْتَ بِمُسْمِعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ‏}‏ تَقُولُ حِينَ تَبَوَّءُوا مَقَاعِدَهُمْ مِنَ النَّارِ‏.‏

Hişam, Urve'den rivayetle dedi ki: "Aişe r.anha'nın huzurunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Ölü kabrinde yakınlarının ağlaması sebebiyle azap edilir dediğini söylediği zikredilince Aişe: Bu hususta yanlışlık var. ResuluIlah sallaııahu aleyhi ve sellemlin söyledikleri şunlardan ibarettir: Şüphesiz ki o, günahı ve vebali dolayısıyla azap görmektedir. Onun yakınları ise şu anda ona ağlamaktadır." [-3979-] (Aişe) dedi ki: "Bu da onun şöyle demesi gibidir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem içinde Bedir'de öldürülen müşriklerin bulunduğu kuyunun başında durdu ve onlara şunları söyledi. ... Fakat, onlar benim söylediklerimi işitiyorlar, demedi. O Sadece şunları söyledi: Şüphesiz onlar şu anda benim daha önce kendilerine söylediklerimin hak olduğunu artık biliyorlar. Daha sonra Aişe radıyallfıhu anhfı: "Şüphesiz ki sen ölülere işittireme'zsin. "[NemI, 80]; "Sen kabirdekilere işittiremezsin. " (Urve) diyor ki: Ateşteki yerlerini aldıktan sonra (işittiremezsin) demektir

Sahîh-i Buhârî, 3979
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي جَعْفَرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ إِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تَنْزِلُ فِي الْعَنَانِ ـ وَهْوَ السَّحَابُ ـ فَتَذْكُرُ الأَمْرَ قُضِيَ فِي السَّمَاءِ، فَتَسْتَرِقُ الشَّيَاطِينُ السَّمْعَ، فَتَسْمَعُهُ فَتُوحِيهِ إِلَى الْكُهَّانِ، فَيَكْذِبُونَ مَعَهَا مِائَةَ كَذْبَةٍ مِنْ عِنْدِ أَنْفُسِهِمْ ‏"‏‏.‏

Aişe (radiyallahu anha)’dan nakledilmiştir: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şunları söylediğini işittim: "Melekler bulut içerisinde inerler ve gökte olacağı yazılan hususları konuşurlar. Şeytanlar da bu konuşulanları duymak için sinsi sinsi hareket ederler. Kimisi duyar ve duyduklarını kahinlere fısıldar. Bu sırada da söylediklerine kendi uydurdukları yüz yalan daha katarlar. " Tekrarı:

Sahîh-i Buhârî, 3210

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.