Sahîh-i Müslim · 1293
Arapça metin
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُلَيَّةَ، - قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، - عَنْ خَالِدٍ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الْعَصْرَ فَسَلَّمَ فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ ثُمَّ دَخَلَ مَنْزِلَهُ فَقَامَ إِلَيْهِ رَجُلٌ يُقَالُ لَهُ الْخِرْبَاقُ وَكَانَ فِي يَدَيْهِ طُولٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَذَكَرَ لَهُ صَنِيعَهُ . وَخَرَجَ غَضْبَانَ يَجُرُّ رِدَاءَهُ حَتَّى انْتَهَى إِلَى النَّاسِ فَقَالَ " أَصَدَقَ هَذَا " . قَالُوا نَعَمْ . فَصَلَّى رَكْعَةً ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb hep birden İbni Uleyye'den rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize İsmail b. İbrâhîm, Hâlid'den, o da Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l-Mühelleb'den, o da İmrân b; Husayn'dan naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kıldırmış ve üç rek'âtda selâm vermiş. Sonra evine girmiş. Arkasından Hırbâk denilen ve ellerinde bir parça uzunluk bulunan bir adam kalkarak ona varmış ve: »Yâ Resûlallah!» diyerek yaptığını kendisine anlatmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde cübbesini sürükleyerek dışarıya çıkmış ve cemaatın yanına gelerek: «Bu doğru mu söyledi?» demiş. Ashâb: — Evet! Cevâbını vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir rek'ât daha kılmış; sonra selam vermiş; sonra iki secde yapmış; sonra selam vermiş
Benzer hadisler
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - وَهُوَ الْحَذَّاءُ - عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ أَبِي الْمُهَلَّبِ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ الْحُصَيْنِ، قَالَ سَلَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي ثَلاَثِ رَكَعَاتٍ مِنَ الْعَصْرِ ثُمَّ قَامَ فَدَخَلَ الْحُجْرَةَ فَقَامَ رَجُلٌ بَسِيطُ الْيَدَيْنِ فَقَالَ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَخَرَجَ مُغْضَبًا فَصَلَّى الرَّكْعَةَ الَّتِي كَانَ تَرَكَ ثُمَّ سَلَّمَ ثُمَّ سَجَدَ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ ثُمَّ سَلَّمَ .
Bize İshâk b. İbrahım rivayet etti. (Dediki) : Bize Abdülvehhâb Es-Sekafî haber verdi. (Dediki) : Bize Hâlid —ki Hazzâ'dır — «Ebu Kılâbe'den, o da Ebu'l - Mühelleb'den, o da İmrân b. Husayn'den naklen rivayet etti. Imrân şöyle demiş: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindinin üç rek'atında selam verdi. Sonra kalkarak hücreye girdi. Arkasından elleri uzunca bir adam kalkarak: — Namaz kısaltıldı mı Yâ Resûlallah? dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kızgın bir hâlde dışarıya çıktı ve bıraktığı rek'âtı kıldı. Sonra selam verdi. Sonra iki secde-i sehvi yaptı; sonra selam verdi. İzah için buraya tıklayın
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَابْنُ، نُمَيْرٍ جَمِيعًا عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ زُهَيْرٌ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ أَبِي الْعَبَّاسِ الشَّاعِرِ الأَعْمَى، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، بْنِ عَمْرٍو قَالَ حَاصَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَهْلَ الطَّائِفِ فَلَمْ يَنَلْ مِنْهُمْ شَيْئًا فَقَالَ " إِنَّا قَافِلُونَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ " . قَالَ أَصْحَابُهُ نَرْجِعُ وَلَمْ نَفْتَتِحْهُ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اغْدُوا عَلَى الْقِتَالِ " . فَغَدَوْا عَلَيْهِ فَأَصَابَهُمْ جِرَاحٌ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّا قَافِلُونَ غَدًا " . قَالَ فَأَعْجَبَهُمْ ذَلِكَ فَضَحِكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Züheyr b. Harb ve îbnü Numeyr, toptan Süfyân'dan rivayet ettiler. Züheyr (Dediki): Bize Süfyân b. Uyeyne, Amr'dan, o da a'mâ şâir Ebû'l-Abbâs'tan, o da Abdullah b. Amr'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Tâif halkını muhasara etti. Ama onlardan bir şey elde edemedi. Ve: «Biz Inşaallah dönüyoruz!» buyurdu. Ashabı: — Dönüyoruz ama onu fethetmedik! dediler. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara «Sabahleyin harbe hazır olun!» buyurdu. Ertesi gün harbe hazırlandılar; fakat yaralandılar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (tekrar) : «Biz yarın dönüyoruz!» buyurdu. Bu söz onların hoşuna gitti. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de güldü
حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو رَجَاءٍ، مَوْلَى أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، حَدَّثَنِي أَنَسٌ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعُوهُ عَلَى الإِسْلاَمِ فَاسْتَوْخَمُوا الأَرْضَ وَسَقُمَتْ أَجْسَامُهُمْ فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ " أَلاَ تَخْرُجُونَ مَعَ رَاعِينَا فِي إِبِلِهِ فَتُصِيبُونَ مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا " . فَقَالُوا بَلَى . فَخَرَجُوا فَشَرِبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا فَصَحُّوا فَقَتَلُوا الرَّاعِيَ وَطَرَدُوا الإِبِلَ فَبَلغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمْ فَأُدْرِكُوا فَجِيءَ بِهِمْ فَأَمَرَ بِهِمْ فَقُطِعَتْ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ وَسُمِرَ أَعْيُنُهُمْ ثُمَّ نُبِذُوا فِي الشَّمْسِ حَتَّى مَاتُوا . وَقَالَ ابْنُ الصَّبَّاحِ فِي رِوَايَتِهِ وَاطَّرَدُوا النَّعَمَ . وَقَالَ وَسُمِّرَتْ أَعْيُنُهُمْ .
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. Es-Sabbâh ile Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet ettiler. Lâfız Ebû Bekr'indir. (Dediki): Bize İbni Uleyye, Haccâc b. Ebî Osman'dan rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Kılâbe'nin âzâdlısı Ebû Recâ', Ebû Kılâbe'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Enes rivayet etti ki, Ukl (kabilesin) den sekiz kişi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek İslâm üzerine ona bey'at etmişler. Fakat o yerin havası kendilerine ağır gelmiş, vücutları hastalanmış. Bunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şikâyet etmişler. O da : «Bizim çobanlarla develerinin yanına çıkarak bevillerinden, sütlerinden içmez misiniz?» buyurmuş. — Hay hay! demişler; ve çıkarak develerin bevllerinden, sütlerinden içmişler de düzelmişler. Arkacığından çobanı öldürerek develeri sürmüşler. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu duymuş. Hemen izlerinden adam göndermiş; ve yakalanarak getirilmişler. O da emir buyurmuş ve elleri, ayakları kesilmiş; gözlerine mil çekilmiş. Sonra güneşe atılmışlar; nihayet ölmüşler. İbni. Sabbâh kendi rivayetinde: «Develeri birbiri ardınca sürdüler.» Bir de: «Gözleri çivilendi.» dedi
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرِ بْنِ زِيَادٍ، أَخْبَرَنَا إِبْرَاهِيمُ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدٍ، وَأَبِي، سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ح قَالَ وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِذَا أُقِيمَتِ الصَّلاَةُ فَلاَ تَأْتُوهَا تَسْعَوْنَ وَأْتُوهَا تَمْشُونَ وَعَلَيْكُمُ السَّكِينَةُ فَمَا أَدْرَكْتُمْ فَصَلُّوا وَمَا فَاتَكُمْ فَأَتِمُّوا " .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Amrü'n-Nâkıd ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Süfyân b. Uyeyne, Zührî'den, o da Saîd'den, o da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Cafer İbni Ziyâd da rivayet etti. (Dediki): Bize İbrahim (yâni îbni Sa'd) Zührî'den, o da Saîd ile Ebu Seleme'den, onlar da Ebu Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. H. Bana Harmeletü'bnü Yahya dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize îbni Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Demişki. Bana Ebu Selemetü'bnü Abdirrahmân haber verdiki, Ebu Hureyre şöyle demiş: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Namaza ikaamet getirildiği vakit ona koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin! Sükûneti iltizâm edin, yetişebildiğiniz kadarını (İmamla) kılın; yetişemediğinizi (kendiniz) tamamlayın!» buyururken işitdim
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ جَمِيعًا عَنْ وَكِيعٍ، - قَالَ أَبُو كُرَيْبٍ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، - عَنِ ابْنِ أَبِي خَالِدٍ، وَمِسْعَرٍ، وَالْبَخْتَرِيِّ بْنِ الْمُخْتَارِ، سَمِعُوهُ مِنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عُمَارَةَ بْنِ رُؤَيْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لَنْ يَلِجَ النَّارَ أَحَدٌ صَلَّى قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا " . يَعْنِي الْفَجْرَ وَالْعَصْرَ . فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ الْبَصْرَةِ آنْتَ سَمِعْتَ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ نَعَمْ . قَالَ الرَّجُلُ وَأَنَا أَشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعَتْهُ أُذُنَاىَ وَوَعَاهُ قَلْبِي .
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe ile Ebu Kureyb ve İshâk b. İbrahim hep beraber Vekî'den rivayet ettiler. Ebu Kureyb Dediki: Bize Veki, İbni Ebî Hâlid ile Mis'ar'dan ve Bahterî b. Muhtâr'dan naklen rivayet etti. Onlar da Ebu Bekir b. Umârate'bni Rueybe'den, o da babasından naklen dinlemişler. Demişki: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: «Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan yâni sabah namazı ile ikindiyi edâ eden bir kimse asla cehenneme girmîyecekdirl» Bunun üzerine Basralılardan bir zât Rueybe'ye: — Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den sen mi işittin? diye sormuş. Rueybe: — Evet! cevâbını vermiş. Soran zât: — Ben de şehâdet ederim ki onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den, ben de dinledim. Onu kulaklarım dinledi; kalbimde belledi... demiş
حَدَّثَنِي عَمْرٌو النَّاقِدُ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، جَمِيعًا عَنِ ابْنِ عُيَيْنَةَ، - قَالَ عَمْرٌو حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، - حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ سِيرِينَ، يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ إِمَّا الظُّهْرَ وَإِمَّا الْعَصْرَ فَسَلَّمَ فِي رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ أَتَى جِذْعًا فِي قِبْلَةِ الْمَسْجِدِ فَاسْتَنَدَ إِلَيْهَا مُغْضَبًا وَفِي الْقَوْمِ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ فَهَابَا أَنْ يَتَكَلَّمَا وَخَرَجَ سَرَعَانُ النَّاسِ قُصِرَتِ الصَّلاَةُ فَقَامَ ذُو الْيَدَيْنِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقُصِرَتِ الصَّلاَةُ أَمْ نَسِيتَ فَنَظَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَمِينًا وَشِمَالاً فَقَالَ " مَا يَقُولُ ذُو الْيَدَيْنِ " . قَالُوا صَدَقَ لَمْ تُصَلِّ إِلاَّ رَكْعَتَيْنِ . فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ وَسَلَّمَ ثُمَّ كَبَّرَ ثُمَّ سَجَدَ ثُمَّ كَبَّرَ فَرَفَعَ ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ ثُمَّ كَبَّرَ وَرَفَعَ . قَالَ وَأُخْبِرْتُ عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ أَنَّهُ قَالَ وَسَلَّمَ .
Bana Amrûn-Nâkıd ile Züheyr b. Harb hep birden ibni Uyeyne'den rivayet ettiler. Amr Dediki: Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. (Dediki) : Bize Eyyûb rivayet etti. Dediki: Ben Muhammed b. Sîrîn'i şöyle derken işitdim: Ben Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitdim: Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gün devrildikden sonra kılınan namazlardan birini, yâ öğleyi yâ ikindiyi kıldırdı da iki rek'âtda selâm verdi. Sonra mescidin kıblesindeki bir hurma kütüğüne gelerek kızgın bir tavırla ona dayandı. Cemaatın içinde Ebu Bekir ile Ömer de vardı. Bunlar konuşmakdan çekindiler. Cemaatın aceleci takımı dışarı çıktılar. (Ve kendi kendilerine gâlibâ) namaz kısaltıldı; dediler. Derken Zülyedeyn ayağa kalkarak: — Yâ Resûlâllah! Namaz kısaltıldımı yoksa unuttun mu?» dedi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sağa ve sola bakarak: «Zülyedeyn ne diyor?» buyurdu. Ashâb: — Doğru söyledi. Çünkü sen ancak iki rek'ât namaz kıldın! Cevâbını verdiler. Bunun üzerine iki rek'ât namaz kıldı ve selâm verdi. Sonra tekbîr alarak secde etti. Sonra yine tekbir alarak secdeden başını kaldırdı. Sonra tekbîr alarak secdeye gitti. Sonra yine tekbir alarak başını secdeden kaldırdı. Râvî İbni Sîrîn demiş ki: «İmrân b. Husayn'dan haber aldığıma göre o: «Selâm da verdi» demiş