Sahîh-i Müslim · 2331
Arapça metin
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنِي مُعَاوِيَةُ، أَخْبَرَنِي أَخِي، زَيْدٌ بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " أَوْ أَمَرَ بِمَعْرُوفٍ " . وَقَالَ " فَإِنَّهُ يُمْسِي يَوْمَئِذٍ " .
{…} Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki).- Bana, Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bana kardeşim Zeyd bu isnâdla bu hadîsin mislini haber verdi. Yalnız o: «Yahut bir iyiliği emrederse..», bir de «O kimse o gün akşamlar...» dedi
Benzer hadisler
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى، - يَعْنِي ابْنَ حَسَّانَ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . مِثْلَهُ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " وَكَأَنَّهُمَا " . فِي كِلَيْهِمَا وَلَمْ يَذْكُرْ قَوْلَ مُعَاوِيَةَ بَلَغَنِي .
{….} Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni îbni Hassan) haber verdi. (Dediki): Bize Mûaviye bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet etti. Şu kadar varki, o teşbihlerin ikisindede (sanki onlar) demiş; Muâviye'nin (Duydumki.) dediğini söylememişdir. İzah için buraya tıklayın
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَتْنِي عَمْرَةُ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها ح. وَحَدَّثَنَاهُ ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ يَحْيَى، بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ .
{…} Bize Muhammedü'bnu'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdüivahhâb rivayet etti. (Dediki): Yahya b. Saîd'i şöyle derken işittim : Bana, Amra haber verdi, o da Âişe (Radiyallahu anhaj'dan işitmiş. H. Bize, bu hadîsi İbni Ebi Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Yahya'dan bu isnâdla bu hadîsin mislini rivayet eyledi
وَحَدَّثَنَاهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا وُهَيْبُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا مَنْصُورٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ مَنْصُورٌ " فَلْيَنْظُرْ أَحْرَى ذَلِكَ لِلصَّوَابِ " .
{….} Bize bu hadîsi Abdullah b. Abdirrahmân Ed - Dârimî de rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Hassan haber verdi. (Dediki) : Bize Vüheyb b. Hâlid rivayet etti. (Dediki) : Bize Mansûr bu isnâdla rivayet» etti. Mansûr: «Doğruyu bulmak için bunların hangisi daha lâyık olduğuna bir baksın!» demiş
وَحَدَّثَنِيهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، أَخْبَرَنِي زَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي تَوْبَةَ .
{…} Bu hadîsi bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd haber verdi ki, kendisi Ebû Sellâm'i şeyle derken işitmiş: Bana Nu'mân b. Beşîr rivayet etti. (Dediki): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"in minberi yanında idim... Râvî bu hadîsi, Ebû Tevbe'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - أَخْبَرَنِي يَحْيَى، أَخْبَرَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، - رضى الله عنه - أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، غَزَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم غَزْوَةَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ فَأَهَلُّوا بِعُمْرَةٍ غَيْرِي - قَالَ - فَاصْطَدْتُ حِمَارَ وَحْشٍ فَأَطْعَمْتُ أَصْحَابِي وَهُمْ مُحْرِمُونَ ثُمَّ أَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَنْبَأْتُهُ أَنَّ عِنْدَنَا مِنْ لَحْمِهِ فَاضِلَةً . فَقَالَ " كُلُوهُ " وَهُمْ مُحْرِمُونَ .
Bize Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimi rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan haber Verdi. (Dediki): Bize Muâviye yani İbni Sellâm rivayet etti. (Dediki): Bana Yahya haber verdi. (Dediki): Bana Abdullah b. Ebî Katâde haber verdi. Ona da babası (Ebû Katâde) (Radiyallahu anh) haber vermişki, Kendisi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hudeybiye gazasına iştirak etmiş. Ebû Katâde şöyle demiş: Müteakiben benden gayrı arkadaşlar Umreye niyet ettiler. Ben, bir yaban eşeği avlayarak ihrâmlı oldukları halde arkadaşlarıma yedirdim. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek, yanımızda bu hayvanın etinden artan bir parça bulunduğunu haber verdim. Bunun üzerine: — «Siz onu yiyin buyurdular
وَحَدَّثَنَاهُ إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، قَالَ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، أَخْبَرَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، بِهَذَا الإِسْنَادِ سَوَاءً .
{…} Bize, bu hadîsi İshâk b. İbrahim ile Abd b. Humeyd dahî rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdurrazzâk haber verdi. (dediki): Bize Ma'mer haber verdi. H. Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (dediki): Bize Ebû'l-Yemân haber verdi. (dediki): Bize Şuayb, Zührî'den tamamen bu isnâdla haber verdi