Sahîh-i Müslim · 2431
Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّهُ قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ شَيْئًا فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ قَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي . قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ فَخَرَجَ إِلَيْهِ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا فَقَالَ " خَبَأْتُ هَذَا لَكَ " . قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ " رَضِيَ مَخْرَمَةُ " .
Bize Kuteybetü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, ibni Ebî Müleyke'den, o da Misver b. Mahreme'den naklen rivayet etti ki Misver şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ashabına) bir takım kaftanlar taksim etti de Mahreme'ye bir şey vermedi. Bunun üzerine Mahreme (bana): — Yavrucuğum! Haydi seninle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gidelim.» dedi. Ben de onunla beraber gittim. (Babam): — «Gir de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bana çağır.» dedi. Ben de çağırdım. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde dağıttığı kaftanlardan biri olduğu hâlde babamın yanına çıktı ve: — «Bunu senin için sakladım.» buyurdu. Babam, kaftana baktı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: — «Mahreme razı oldu.» buyurdular
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً، وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ شَيْئًا فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ فَقَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي. قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ، فَخَرَجَ إِلَيْهِ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا فَقَالَ " خَبَأْتُ هَذَا لَكَ ". قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ.
Misver b. Mahreme'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ganimet olarak gelmiş) bazı kaftanları paylaştırdı. (Babam) Mahreme'ye ise bir şey vermedi. Bunun üzerine Mahreme: Oğlum, haydi seninle Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidelim, dedi. Onunla beraber gittim. Babam bana: İçeri gir de onu yanıma çağır, dedi. Ben de içeri girip onu babamın yanına çağırdım. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde bu kaftanlardan birisi olduğu halde babamın yanına çıkıp geldi. Ona: Bunu senin için sakladım, buyurdu. Mahreme'nin oğlu Misver dedi ki: Babam o kaftana baktı. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Mahreme razı oldu (mu), buyurdu
حَدَّثَنَا أَبُو الْخَطَّابِ، زِيَادُ بْنُ يَحْيَى الْحَسَّانِيُّ حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ وَرْدَانَ أَبُو صَالِحٍ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ السَّخْتِيَانِيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، قَالَ قَدِمَتْ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةٌ فَقَالَ لِي أَبِي مَخْرَمَةُ انْطَلِقْ بِنَا إِلَيْهِ عَسَى أَنْ يُعْطِيَنَا مِنْهَا شَيْئًا . قَالَ فَقَامَ أَبِي عَلَى الْبَابِ فَتَكَلَّمَ فَعَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَوْتَهُ فَخَرَجَ وَمَعَهُ قَبَاءٌ وَهُوَ يُرِيهِ مَحَاسِنَهُ وَهُوَ يَقُولُ " خَبَأْتُ هَذَا لَكَ خَبَأْتُ هَذَا لَكَ " .
Bize Ebû'l-Hattâb Ziyâd b. Yahya El-Hassan! rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Salih Hatim b. Verdân rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb-ı Sahtiyani, Abdullah b. Ebi Müleyke' den, o da Misver b. Mahreme'den naklen rivayet etti. Misver şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir takım kaftanlar geldi. Bunun üzerine babam Mahreme bana: — «Haydi seninle Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gidelim. Belki bize onlardan bir şey verir.» dedi. (Gittik.) Babam kapıda durarak konuştu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun sesini tanıyarak beraberinde bir kaftan olduğu hâlde (yanımıza) çıktı. Babama hem kaftanın güzelliklerini gösteriyor, hem de: — «Bunu senin için sakladım; bunu senin için sakladım.» buyurdu
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً، وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ مِنْهَا شَيْئًا، فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ، فَقَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي. قَالَ فَدَعَوْتُهُ لَهُ فَخَرَجَ إِلَيْهِ، وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْهَا، فَقَالَ " خَبَأْنَا هَذَا لَكَ ". قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ، فَقَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ.
Misver b. Mahreme r.a.'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem birkaç kaftan dağıtmıştı ama Mahreme'ye bir şey vermemişti. Mahreme "Oğlum! Hadi Allah Resulü'nün yanına gidelim" dedi. Birlikte gittik. "İçeri gir de, Hz. Nebi'e dışarı çıkmasını arz et" dedi. Ben de Hz. Nebi'i babamın yanına çağırdım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üzerinde bir kaftanla dışarı çıkarak: "Bunu senin için sakladık" buyurdu. Mahreme kaftana baktı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Mahreme memnun oldu mu?" buyurdu. Tekrar:
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَيَزِيدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ مَوْهَبٍ، - الْمَعْنَى - أَنَّ اللَّيْثَ، - يَعْنِي ابْنَ سَعْدٍ - حَدَّثَهُمْ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّهُ قَالَ قَسَمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَقْبِيَةً وَلَمْ يُعْطِ مَخْرَمَةَ شَيْئًا فَقَالَ مَخْرَمَةُ يَا بُنَىَّ انْطَلِقْ بِنَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَانْطَلَقْتُ مَعَهُ قَالَ ادْخُلْ فَادْعُهُ لِي قَالَ فَدَعَوْتُهُ فَخَرَجَ إِلَيْهِ وَعَلَيْهِ قِبَاءٌ مِنْهَا فَقَالَ " خَبَأْتُ هَذَا لَكَ " . قَالَ فَنَظَرَ إِلَيْهِ - زَادَ ابْنُ مَوْهَبٍ - مَخْرَمَةُ - ثُمَّ اتَّفَقَا - قَالَ رَضِيَ مَخْرَمَةُ . قَالَ قُتَيْبَةُ عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ لَمْ يُسَمِّهِ .
el-Misver b. Mahreme'den rivayet olunmuştur; dedi ki: Resulullah (s.a.v.) (kendisine hediye olarak) verilen bir takım) kaftanları (halka) dağit(mış)tı, (fakat â'mâ olan babam) Mahreme'ye hiç birşey vermemişti. (Babam) Mahreme (bana), "Ey oğulcuğum, bizi Resulullah (s.a.v)'e götür." dedi. Ben de kendisiyle birlikte (Hz. Nebi'in yanına gittim. (Hz. Peygamber'in bulunduğu yere varınca babam), "Gir onu bana çağırıver" dedi. Ben de Hz. Nebi'i çağırdım. Üzerinde (sözü geçen) kaftanlardan bir kaftanla birlikte babamın yanına çıktı ve; "Şu kaftanı senin için saklamıştım ! dedi. (Misver sözlerine devam ederek şöyle) dedi: "Bunun üzerine (babam elleriyle) kaftana (iyice bir) baktı." Yezid b. Halid: "Mahreme" diye ilave etti. Bundan sonraki kısımda da Kuteybe ile Yezid b. Halid şu sözü riveyette) birleştiler: "Mahreme razı oldu" dediler. Kuteybe (bu hadisi), "İbn ebî Müleyke'den" diyerek rivayet etti. (İbn Ebî Müleyke'nin) ismini söylemedi
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ الثَّقَفِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْقَارِيَّ - عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، ح وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، السَّاعِدِيِّ قَالَ جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ جِئْتُ أَهَبُ لَكَ نَفْسِي . فَنَظَرَ إِلَيْهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصَعَّدَ النَّظَرَ فِيهَا وَصَوَّبَهُ ثُمَّ طَأْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأْسَهُ فَلَمَّا رَأَتِ الْمَرْأَةُ أَنَّهُ لَمْ يَقْضِ فِيهَا شَيْئًا جَلَسَتْ فَقَامَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنْ لَمْ يَكُنْ لَكَ بِهَا حَاجَةٌ فَزَوِّجْنِيهَا . فَقَالَ " فَهَلْ عِنْدَكَ مِنْ شَىْءٍ " . فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ " اذْهَبْ إِلَى أَهْلِكَ فَانْظُرْ هَلْ تَجِدُ شَيْئًا " . فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ مَا وَجَدْتُ شَيْئًا . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " انْظُرْ وَلَوْ خَاتِمًا مِنْ حَدِيدٍ " . فَذَهَبَ ثُمَّ رَجَعَ . فَقَالَ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلاَ خَاتِمًا مِنْ حَدِيدٍ . وَلَكِنْ هَذَا إِزَارِي - قَالَ سَهْلٌ مَا لَهُ رِدَاءٌ - فَلَهَا نِصْفُهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا تَصْنَعُ بِإِزَارِكَ إِنْ لَبِسْتَهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْهَا مِنْهُ شَىْءٌ وَإِنْ لَبِسَتْهُ لَمْ يَكُنْ عَلَيْكَ مِنْهُ شَىْءٌ " . فَجَلَسَ الرَّجُلُ حَتَّى إِذَا طَالَ مَجْلِسُهُ قَامَ فَرَآهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُوَلِّيًا فَأَمَرَ بِهِ فَدُعِيَ فَلَمَّا جَاءَ قَالَ " مَاذَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ " . قَالَ مَعِي سُورَةُ كَذَا وَسُورَةُ كَذَا - عَدَّدَهَا . فَقَالَ " تَقْرَؤُهُنَّ عَنْ ظَهْرِ قَلْبِكَ " . قَالَ نَعَمْ . قَالَ " اذْهَبْ فَقَدْ مَلَّكْتُكَهَا بِمَا مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ " . هَذَا حَدِيثُ ابْنِ أَبِي حَازِمٍ وَحَدِيثُ يَعْقُوبَ يُقَارِبُهُ فِي اللَّفْظِ .
Bize Kuteybetü'bnu Saîd Es-Sakafî rivayet etti. (Dediki): Bize Yakub yâni ibni Abdirrahman Eî-Kaarî; Ebu Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet eyledi. H. Bize bu hadîsi yine Kuteybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdulaziz b. Ebî Hâzim babasından, o da Sehi b. Sa'd Es-Sâidî'den naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş : Bir kadın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : — Yâ Resulallah! Kendimi sana hibe etmeye geldim; dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadına bakarak onu tepeden tırnağa süzdü. Sonra başını eğdi. Kadın kendi hakkında bir hüküm vermediğini görünce oturdu. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından bir zât kalkarak : — Yâ Resulallah! Eğer senin bu kadına bir ihtiyacın yoksa, onu benimle evlendiriver! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sende (verecek) bir şey var rm?» diye sordu. O zât: — Yok vallahi ya Resulallah! dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Sen evine git de bir şey bulabilecek misin bak» buyurdu. Bunun üzerine o zât gitti. Sonra dönerek: — Yok vallahi! Hiç bir şey bulamadım, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Demirden bir yüzük olsun (bulmaya) bak!» dedi. O zât yine gitti. Sonra dönerek; yok vallahi yâ Resulallah! Demirden bir yüzük de bulamadım. Lâkin işte kaftanım (Râvi Sehl malı bir kaftandan ibaretti, demiş). Bunun yarısı kadının olsun, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Senin kaftanını ne yapsın? Onu sen giymiş olsan, kadının üzerinde bir şey kalmıyacak; kadın giyse senin üzerinde ondan bir şey kalmıyacak!» buyurdular. Bunun üzerine o zat oturdu. Bir hayli oturduktan sonra kalktı. Dönüp giderken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu görerek çağrılmasını emir buyurdu. Adamı çağırdılar. Geldiği vakit Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Ezberinde Kur'ân'dan neler var?» diye sordu. O zât: — Filân ve filân sureler ezberimdedir; diyerek (bildiği) sureleri saydı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Onları ezberden okuyabilir misin?» dedi. O zât: — Evet! cevâbını verdi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — «Haydi git! Kadın sana ezber bildiğin Kur'ân ile temlik olundu.» buyurdular. Bu hadîs ibni Ebî Hâzim'indir. Lâfız itibariyle Yâkub'un rivayeti dahî buna yakındır
وَقَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي ابْنُ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّ أَبَاهُ، مَخْرَمَةَ قَالَ لَهُ يَا بُنَىَّ إِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَدِمَتْ عَلَيْهِ أَقْبِيَةٌ فَهْوَ يَقْسِمُهَا، فَاذْهَبْ بِنَا إِلَيْهِ، فَذَهَبْنَا فَوَجَدْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي مَنْزِلِهِ، فَقَالَ لِي يَا بُنَىَّ ادْعُ لِي النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَعْظَمْتُ ذَلِكَ. فَقُلْتُ أَدْعُو لَكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا بُنَىَّ إِنَّهُ لَيْسَ بِجَبَّارٍ. فَدَعَوْتُهُ فَخَرَجَ وَعَلَيْهِ قَبَاءٌ مِنْ دِيبَاجٍ مُزَرَّرٌ بِالذَّهَبِ، فَقَالَ " يَا مَخْرَمَةُ هَذَا خَبَأْنَاهُ لَكَ ". فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ.
Misver b. Mahreme'den rivayete göre, "Babası Mahreme kendisine şöyle demiştir: Oğulcuğum, bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e birtakım kaftanIarın geldiği ve onun da bunları paylaştırmakta olduğu haberini aldım. Haydi gel, beraber ona gidelim. Biz de kalkıp gittik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i evinde bulduk. Bana: Oğulcuğum, git bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i çağır, dedi. Ben böyle bir iş yapmayı ağır buldum. Bunun üzerine: Sana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i mı çağırayım, dedim. O: Oğulcuğum (evet çağır). Çünkü o zorba birisi değildir, dedi. Ben de gittim, onu çağırdım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, üzerinde altın düğmeler• ile kapatılmış kalın ipekten bir kaftan olduğu halde dışarı çıktı ve: Ey Mahreme, işte biz bunu sana sakladık deyip, o kaftanı ona verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altın dÜğmelerle iliklenen" elbise? Bu hadisenin ipeğin haram kılınışından önce meydana gelmiş olma ihtimali vardır. Erkeklere ipek ve altın kullanmak haram kılınınca artık bunları herhangi bir şekilde mubah kabul eden kimseler lehine bu hadiste delil olacak bir taraf kalmamış olur. Olayın bunların haram kılınışından sonra gerçekleşmiş olma ihtimali de vardır. Bu durumda ona (Mahreme'ye) bu kaftanı yararlansın, geçindirmekle yükümlü olduğu hanımlara giydirerek yahut satarak faydalansın, diye vermiş olur. Nitekim başkasının başından da benzeri olaylar geçmiş bulunmaktadır. Bu durumda hadisteki: "Üzerinde kaftan bulunduğu halde dışarı çıktı" ifadesi, eli üzerinde olduğu halde, demek olur. Böylelikle bütünün, parçasını anlatmak için kullanıldığı (mecazi) ifadelerden biri olur. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yapmakla Mahreme'nin gönlünü hoş tutmak istediği ve Mahreme'nin bir parça huysuzluğunun bulunduğu da geçmiş bulunmaktadır. Bu rivayette geçtiği üzere Mahreme'nin oğluna: "Bana onu çağır" demesi üzerine oğlunun bu isteğine tepki göstermek sadedinde: "Sana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i mi çağırayım" demesi üzerine babasının ona: "Oğlum, o bir zorba değildir" demesi, Mahreme'nin imanının ne kadar sadakatli olduğunu göstermektedir. Bu hadisten Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mütevaziliği, ashabına son derece lütufla ve güzel bir şekilde muamele ettiği de anlaşılmaktadır