Sahîh-i Müslim · 3088
Arapça metin
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، كِلاَهُمَا عَنْ عِيسَى بْنِ يُونُسَ، - قَالَ ابْنُ خَشْرَمٍ أَخْبَرَنَا عِيسَى، - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَرْدَفَ الْفَضْلَ مِنْ جَمْعٍ قَالَ فَأَخْبَرَنِي ابْنُ عَبَّاسٍ أَنَّ الْفَضْلَ أَخْبَرَهُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَزَلْ يُلَبِّي حَتَّى رَمَى جَمْرَةَ الْعَقَبَةِ
Bize İshâk b. İbrahim ile Aliyyu'bnu Haşrem ikisi birden tsâ b. Yûnus'dan rivayet ettiler. İbni Haşrem dediki: Bize îsâ, İbııi Cüreyc'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Atâ' haber verdi. (Dediki): Bana İbni Abbâs haber verdi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzdelife'den Fadl'ı terkisine almış. Atâ' şunu da söylemiş: Bana İbni Abbâs haber verdi. Ona da Fadl haber vermiş ki Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemre-i Akabe'de taşları atıncaya kadar telbiyeye devam etmiş. İzah 1282 de
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، جَمِيعًا عَنْ عِيسَى بْنِ يُونُسَ، - قَالَ ابْنُ خَشْرَمٍ أَخْبَرَنَا عِيسَى، - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرًا، يَقُولُ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَرْمِي عَلَى رَاحِلَتِهِ يَوْمَ النَّحْرِ وَيَقُولُ " لِتَأْخُذُوا مَنَاسِكَكُمْ فَإِنِّي لاَ أَدْرِي لَعَلِّي لاَ أَحُجُّ بَعْدَ حَجَّتِي هَذِهِ " .
Bize Ishâk b. ibrahim ile Alîyyü'bnü Haşrem hep birden îsâ b. Yûnus'dan rivayet ettiler. İbııi Haşrem dediki: Bize Isa, İbni Cüreyc'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdiki, Câbir'i şunu söylerken işitmiş: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i bayram günü hayvanının üzerinde taş atarken ve: — Hac ibâdetlerini almalısınız! Çünkü bilmiyorum; belki bu baccımdan sonra bir daha haccedemem! buyururken işittim.»
وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى بْنُ يُونُسَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي ابْنَ بَكْرٍ - قَالَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ طَافَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ عَلَى رَاحِلَتِهِ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ لِيَرَاهُ النَّاسُ وَلِيُشْرِفَ وَلِيَسْأَلُوهُ فَإِنَّ النَّاسَ غَشُوهُ . وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنُ خَشْرَمٍ وَلِيَسْأَلُوهُ فَقَطْ .
Bize Aliyyü'bnü Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ b. Yûnus, İbni Cüreyc'den naklen haber verdi. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed yâni İbni Bekir haber verdi (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebu Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı şunu söylerken işitmiş ; «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda Haccında Beyt-i şerifi ve Safa ile Merve arasını, halk kendini görsünler de suâl sorsunlar diye yüksekte bulunmak için hayvanı üzerinde tavaf etti. Çünkü halk etrafına üşüşmüşlerdi.» İbni Haşrem yalnız: «Ona sorsunlar diye...» ifâdesini zikretmedi
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ رُمْحٍ، أَخْبَرَنِي اللَّيْثُ، عَنْ أَبِي، الزُّبَيْرِ عَنْ أَبِي مَعْبَدٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ، وَكَانَ، رَدِيفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ قَالَ فِي عَشِيَّةِ عَرَفَةَ وَغَدَاةِ جَمْعٍ لِلنَّاسِ حِينَ دَفَعُوا " عَلَيْكُمْ بِالسَّكِينَةِ " . وَهْوَ كَافٌّ نَاقَتَهُ حَتَّى دَخَلَ مُحَسِّرًا - وَهُوَ مِنْ مِنًى - قَالَ " عَلَيْكُمْ بِحَصَى الْخَذْفِ الَّذِي يُرْمَى بِهِ الْجَمْرَةُ " . وَقَالَ لَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُلَبِّي حَتَّى رَمَى الْجَمْرَةَ
Bize Kuteybe'tü'bnü Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize İbni Runıh da rivayet etti. (Dediki): Bana Leys, Ebû'z-Zübeyr den, o da İbni Abbâs'ın azatlısı Ebû Mâbed'den, o da İbnî Abbâs'dan, o da Fadl b. Abbâs'dan naklen haber verdi. Fadl, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkîsindeymiş. Arafe gecesi ve Müzdelife sabahı halk yola çekildikleri vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: — Sükûneti muhafaza edin! buyurduğunu söylemiş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) devesinin yularını kasıyormuş. Mina'dan mâdût olan Muhassir'e girince: — Cemrede atılacak ufak taşları toplayın! buyurmuşlar. Fadl: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemre-i Akabe'de taşlarını atıncaya kadar telbiyeye devam buyurdu.» demiş
وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، - يَعْنِي ابْنَ يُونُسَ - عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ دِينَارٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - قَالَ أَقْبَلَ رَجُلٌ حَرَامًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَخَرَّ مِنْ بَعِيرِهِ فَوُقِصَ وَقْصًا فَمَاتَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اغْسِلُوهُ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَأَلْبِسُوهُ ثَوْبَيْهِ وَلاَ تُخَمِّرُوا رَأْسَهُ فَإِنَّهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ يُلَبِّي " .
Bize Alîyyu'bnü Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ yâni İbni Yûnus, İbni Cüroyc'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Amr b. Dînâr, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen haber verdi. İbnî Abbâs şöyle demiş: Bir adam ihirâmlı olarak Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte geldi de devesinden düşerek tamamen boynu kırıldı ve hemen öldü. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Onu su ve sîdirle yıkayın da iki elbisesini giydirin, ama başını örtmeyin! Çünkü o, kıyamet gününde telbîye ederek gelecektir» buyurdu
حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ يَسَارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ الْفَضْلِ، أَنَّ امْرَأَةً، مِنْ خَثْعَمَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ عَلَيْهِ فَرِيضَةُ اللَّهِ فِي الْحَجِّ وَهُوَ لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى ظَهْرِ بَعِيرِهِ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " فَحُجِّي عَنْهُ " .
Bana Aliyyü'bnü Haşrem rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ, İbni Cüreyc'den, o da İbııi Şihâb'dan naklen haber verdi. (Demişki): Bize Süleyman b. Yesâr, İbni Abbâs'dan, o da Fadl'dan naklen rivayet ettiki, Has'am kabilesinden bir kadın : — Yâ Resûlallah! Babam bir pîr-i fânidir. Üzerinde Allah'ın hacc hakkındaki farzı var. Ama kendisi devesinin sırtında doğru dürüst oturannyor, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Öyle ise onun nâmına sen haccet! buyurmuşlar
وَحَدَّثَنَاهُ عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، أَخْبَرَنَا عِيسَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِهِ .
{…} Bize, bu hadîsi Alîyyü'bnü Haşrem de rivayet etti. (Dediki): Bize îsâ haber verdi. (Dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (Dediki): Bana Ebû'z-Zübeyr haber verdi. Kendisi Câbir b. Abdillah'ı yukarki hadîsde olduğu gibi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)... taş atardı.» derken işitmiş