İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Müslim · 3402

The Book of Marriage

Arapça metin

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ الأَشَجُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ، عُمَيْرٍ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ دَخَلْنَا عَلَيْهِ وَأَنَا أَحْدَثُ الْقَوْمِ، بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ وَلَمْ يَذْكُرْ فَلَمْ أَلْبَثْ حَتَّى تَزَوَّجْتُ ‏.‏

{…} Bana Abdullah b. Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî rivayet etti. (Dediki): Bize Â'meş, Umâretu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman h. Yezid'den, o da Abdullah'daıı naklen rivayet etti. Abdullah şöyle demiş: «îbni Mes'ud'un yanına girdik. Ben girenlerin en genci idim...» Râvi yukardakilerin hadîsi gibi rivayette buîunmuş. Fakat: «Artık durmayıp evlendim» cümlesini söylememiştir

Sahîh-i Müslim, 3402

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَعَمِّي، عَلْقَمَةُ وَالأَسْوَدُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ وَأَنَا شَابٌّ، يَوْمَئِذٍ فَذَكَرَ حَدِيثًا رُئِيتُ أَنَّهُ حَدَّثَ بِهِ، مِنْ أَجْلِي قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي مُعَاوِيَةَ وَزَادَ قَالَ فَلَمْ أَلْبَثْ حَتَّى تَزَوَّجْتُ ‏.‏

Bize Osman b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Cerîr, Â'meş'den, o da Umaratu'bnu Umeyr'den, o da Abdurrahman b. Yezîd'den naklen rivayet etti. Abdurrahman şöyle demiş : Ben, amcam Alkame ve Esved, Abdullah b. Mes'ud'un yanına girdik. Ben o gün (henüz) gençdim. İbni Mes'ud bir hadîs söyledi ki, zannederim onu benîm için rivayet etti. «ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular dedi.» Râvi Ebu Muâviye hadîsi gibi rivayette bulundu. Şunu da ziyâde etti: «Abdurrahman: Artık durmayıp evlendim, dedi.»

Sahîh-i Müslim, 3401
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُنْذِرِ، إِسْمَاعِيلُ بْنُ عُمَرَ حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ، أَبِي إِسْحَاقَ الْهَمْدَانِيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي السَّفَرِ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ، رَبِّ الْكَعْبَةِ الصَّائِدِيِّ قَالَ رَأَيْتُ جَمَاعَةً عِنْدَ الْكَعْبَةِ ‏.‏ فَذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ الأَعْمَشِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'l-Münzir İsmail b. Ömer rivayet etti. (Dediki); Bize Yûnus b. Ebî İshâk El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Ebî's-Sefer, Amir.den, o da Abdurrahman b. Abdi Kabbilkâ'beti's-Sâidi'den [15] naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Ben kâ'benin yanında bir cemâat gördüm... Ve râvî hadîsi A'meş'in hadîsi gibi rivayet etmiştir

Sahîh-i Müslim, 4778
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ إِدْرِيسَ، يَقُولُ سَمِعْتُ الأَعْمَشَ، يَرْوِيهِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، عَنْ مَسْرُوقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي نَخْلٍ يَتَوَكَّأُ عَلَى عَسِيبٍ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِهِمْ عَنِ الأَعْمَشِ وَقَالَ فِي رِوَايَتِهِ وَمَا أُوتِيتُمْ مِنَ الْعِلْمِ إِلاَّ قَلِيلاً ‏.‏

Bize Ebû Saîd El-Eşecc rivayet etti. (Dediki): Abdullah b. İdris'i şöyle derken işittim. Ben A'meş'den dinledim. Bu hadîsi Abdullah b. Mûrra'dan, o da Mesruk'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet ediyordu. Abdullah şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurmalık içindeydi. Bir hurma dalına dayanıyordu... Sonra râvî yukarkilerin A'meş'den rivayet ettikleri hadîs gibi nakletmiştir. O rivayetinde: «Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.» demiştir

Sahîh-i Müslim, 7061
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبُو مُعَاوِيَةَ ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ شَقِيقٍ، قَالَ كُنَّا جُلُوسًا عِنْدَ بَابِ عَبْدِ اللَّهِ نَنْتَظِرُهُ فَمَرَّ بِنَا يَزِيدُ بْنُ مُعَاوِيَةَ النَّخَعِيُّ فَقُلْنَا أَعْلِمْهُ بِمَكَانِنَا ‏.‏ فَدَخَلَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَلْبَثْ أَنْ خَرَجَ عَلَيْنَا عَبْدُ اللَّهِ فَقَالَ إِنِّي أُخْبَرُ بِمَكَانِكُمْ فَمَا يَمْنَعُنِي أَنْ أَخْرُجَ إِلَيْكُمْ إِلاَّ كَرَاهِيَةُ أَنْ أُمِلَّكُمْ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَتَخَوَّلُنَا بِالْمَوْعِظَةِ فِي الأَيَّامِ مَخَافَةَ السَّآمَةِ عَلَيْنَا ‏.‏

Bize Ebû Bekr.b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Ebû Muâviye rivayet ettiler. H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Ebû Muâviye, A'meş'den, o da Şakik'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah'ın kapısı yanında oturduk, onu bekliyorduk, derken yanımızdan Yezid b. Muâviyete'n-Nehaî geçti. — Bize şunun yerini bildir, dedik. Hemen onun yanına girdi. Ve az sonra Abdullah yanımıza çıkarak: — Ben sizin burada olduğunuzu haber aldım. Ama yanınıza çıkmama sizi bıktırırım endişesi mani oldu. Gerçekten Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bıktırır endişesiyle bazı günler va'z hususunda bizden söz alırdı, dedi

Sahîh-i Müslim, 7127
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَأَبِي، قَالاَ حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، ح وَحَدَّثَنِي أَبُو سَعِيدٍ الأَشَجُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ كُنْتُ جَالِسًا مَعَ عَبْدِ اللَّهِ وَأَبِي مُوسَى فَقَالاَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِنَّ بَيْنَ يَدَىِ السَّاعَةِ أَيَّامًا يُرْفَعُ فِيهَا الْعِلْمُ وَيَنْزِلُ فِيهَا الْجَهْلُ وَيَكْثُرُ فِيهَا الْهَرْجُ وَالْهَرْجُ الْقَتْلُ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile babam rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize A'meş rivayet etti. H. Bana Ebû Saîd El-Eşec de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Veki' rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Vâil'den rivayet etti. (Demişki): Abdullah ve Ebû Musa ile birlikte oturuyordum. Şunu söylediler: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ; «Şüphesiz kıyametin önünde öyle günler vardır ki, o günlerde ilim kaldırılacak, cehil inecek, o günlerde here çoğalacaktır. Here katildir.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 6788
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ يَزِيدَ، - وَهُوَ ابْنُ الْهَادِ - عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِ حَدِيثِ ابْنِ إِدْرِيسَ ‏.‏

{…} Bize İbııü Ebî Ömer de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülâzîz (yâni Derâverdî) Yezîd'den —ki İbnül'-Hâd'dır—, o da Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'den, o da babasından naklen rivayet etti. (Demişki): Bana babam rivayet etti. (Dediki): Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*e bey'at ettik... Râvi, İbni İdrîs'in hadîsi gibi rivayette bulunmuştur

Sahîh-i Müslim, 4770

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.