İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Müslim · 3410

The Book of Marriage

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي وَوَكِيعٌ، وَابْنُ، بِشْرٍ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ كُنَّا نَغْزُو مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ لَنَا نِسَاءٌ فَقُلْنَا أَلاَ نَسْتَخْصِي فَنَهَانَا عَنْ ذَلِكَ ثُمَّ رَخَّصَ لَنَا أَنْ نَنْكِحَ الْمَرْأَةَ بِالثَّوْبِ إِلَى أَجَلٍ ثُمَّ قَرَأَ عَبْدُ اللَّهِ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُوا إِنَّ اللَّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile Veki' ve İbnu Bisr, İsmail'den, o da Kays'dan naklen rivayet ettiler. Kays şöyle demiş: Ben Abdullah'ı şunu söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte gaza ediyorduk. Kadınlarımız yoktu. Bu sebeble hayalarımızı çıkarsak mı ki dedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehyetti. Sonra bize elbise mukabilinde muayyen bir zamaııa kadar bir kadınla evlenmemiz için ruhsat verdi. Bundan sonra Abdullah: «Ey îman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı şeylerin iyi, hoş olanlarını (kendinize) haram kılmayın. Hakka da tecavüz etmeyin. Çünkü Allah mütecavizleri sevmez.» [ Maide 87 ] âyet-i kerîmesini okudu.»

Sahîh-i Müslim, 3410

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ تَزَوَّجْتُ امْرَأَةً فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَقِيتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ يَا جَابِرُ تَزَوَّجْتَ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بِكْرٌ أَمْ ثَيِّبٌ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ ثَيِّبٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَهَلاَّ بِكْرًا تُلاَعِبُهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي أَخَوَاتٍ فَخَشِيتُ أَنْ تَدْخُلَ بَيْنِي وَبَيْنَهُنَّ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَذَاكَ إِذًا ‏.‏ إِنَّ الْمَرْأَةَ تُنْكَحُ عَلَى دِينِهَا وَمَالِهَا وَجَمَالِهَا فَعَلَيْكَ بِذَاتِ الدِّينِ تَرِبَتْ يَدَاكَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr rivayet etti. (Dekiki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Ebî Süleyman, Ata'dan naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Cabir b. Abdillah haber verdi. (Dediki): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bir kadınla evlendim. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e tesadüf ettim. (Bana): «Ya Cabir, evlendin mi?» diye sordu. — Evet, cevabını verdim. «Bakire mi, dul mu?» dedi. — Dul, dedim. «Bakire olsaydın ya! Onunla oynaşırdın!» buyurdu. Ben: — Ya Resulallah. benim kız kardeşlerim vardır; onlarla aramıza girer diye korktum, dedim. «O halde öyle olsun. Zira kadın ya dîni, ya malı, yahud güzelliği için alınır. Sen dindarını almağa bak, ellerin topraklansın!» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 3636
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، قَالَ سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، يَقُولُ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِرَجُلٍ قَصِيرٍ أَشْعَثَ ذِي عَضَلاَتٍ عَلَيْهِ إِزَارٌ وَقَدْ زَنَى فَرَدَّهُ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ أَمَرَ بِهِ فَرُجِمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ كُلَّمَا نَفَرْنَا غَازِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ تَخَلَّفَ أَحَدُكُمْ يَنِبُّ نَبِيبَ التَّيْسِ يَمْنَحُ إِحْدَاهُنَّ الْكُثْبَةَ إِنَّ اللَّهَ لاَ يُمْكِنِّي مِنْ أَحَدٍ مِنْهُمْ إِلاَّ جَعَلْتُهُ نَكَالاً ‏"‏ ‏.‏ أَوْ نَكَّلْتُهُ ‏.‏ قَالَ فَحَدَّثْتُهُ سَعِيدَ بْنَ جُبَيْرٍ فَقَالَ إِنَّهُ رَدَّهُ أَرْبَعَ مَرَّاتٍ ‏.‏

Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lafız İbni'l-Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Simâk b. Harb'dan rivayet etti. (Demişki): Câbir b. Semura'yı şunları söylerken işittim: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kısa, dağınık saçlı, adaleli bir adam getirdiler. Üzerinde bir gömlek vardı; zina etmişti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu iki defa reddetti. Sonra emir verdi de recm-olundu. Müteakiben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular: «Biz Allah yolunda her gazaya gittiğimizde biriniz kalır; teke meleyişi gibi meler; o karılardan birine bir şeyler verir! Allah bunlardan biri hakkında bana imkân vermez ki!.. Yoksa onu ibret yapardım! (Yahut: Onu tenkil ederdim!» Simâk demiş ki: Ben bu hadîsi Saîd b. Cübeyr'e rivayet ettim de: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu dört defa reddetti... dedi

Sahîh-i Müslim, 4425
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجَرْمِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عُبَيْدَةَ بْنِ نَشِيطٍ ـ وَكَانَ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ ـ أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابَ قَدِمَ الْمَدِينَةَ، فَنَزَلَ فِي دَارِ بِنْتِ الْحَارِثِ، وَكَانَ تَحْتَهُ بِنْتُ الْحَارِثِ بْنِ كُرَيْزٍ، وَهْىَ أُمُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ، فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ثَابِتُ بْنُ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ، وَهْوَ الَّذِي يُقَالُ لَهُ خَطِيبُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضِيبٌ، فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَكَلَّمَهُ فَقَالَ لَهُ مُسَيْلِمَةُ إِنْ شِئْتَ خَلَّيْتَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الأَمْرِ، ثُمَّ جَعَلْتَهُ لَنَا بَعْدَكَ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ سَأَلْتَنِي هَذَا الْقَضِيبَ مَا أَعْطَيْتُكَهُ وَإِنِّي لأَرَاكَ الَّذِي أُرِيتُ فِيهِ مَا أُرِيتُ، وَهَذَا ثَابِتُ بْنُ قَيْسٍ وَسَيُجِيبُكَ عَنِّي ‏"‏‏.‏ فَانْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ عَنْ رُؤْيَا، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي ذَكَرَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ذُكِرَ لِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُرِيتُ أَنَّهُ وُضِعَ فِي يَدَىَّ سِوَارَانِ مِنْ ذَهَبٍ، فَفُظِعْتُهُمَا وَكَرِهْتُهُمَا، فَأُذِنَ لِي فَنَفَخْتُهُمَا فَطَارَا، فَأَوَّلْتُهُمَا كَذَّابَيْنِ يَخْرُجَانِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَحَدُهُمَا الْعَنْسِيُّ الَّذِي قَتَلَهُ فَيْرُوزُ بِالْيَمَنِ، وَالآخَرُ مُسَيْلِمَةُ الْكَذَّابُ‏.‏

İbn Ubeyde b. Neşlt' -ki onun başka yerde ismi Abdullah'dır-den rivaye te göre Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe dedi ki: "Bize ulaştığına göre Müseylimetu'l-Kezzab Medine'ye gelerek el-Haris'in kızının evinde konakladı. el-Haris b. Kureyz'in kızı onun nikahı altında idi. O da Abdullah b. Amir'in annesidir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Sabit b. Kays b. Şemmas -ki o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatibi diye anılırdı- ile birlikte geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de elinde bir sopa bulunurdu. Onun karşısında durarak onunla konuştu. Müseylime ona: Dilersen biz seni bu (yönetim) işiyle baş başa bırakırız. Sonra da bu işi sen, senden sonra bize bırakırsın, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Benden bu çubuğu dahi isteyecek olsan onu sana vermem. Benim gördüğüm kadarıyla hakkında (rüyamda) bana bir takım şeyler gösterilen kişi sensin. İşte bu, Sabit b. Kays'dır. Benim yerime o sana cevap verecektir deyip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem oradan ayrılıp gitti. [-4379-] Ubeydullah b. Abdullah dedi ki: "Abdullah b. Abbas'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözünü ettiği rüyayı sordum. İbn Abbas dedi ki: Bana nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ben uyurken rüyamda elimde altından iki bilezikbulunduğu bana gösterildi. Bundan dolayı ürktüm ve o bileziklerden hoşlanmadım. Bana izin verildi de ben de onlara üfledim, her ikisi de uçup gitti. Ben de bunları ortaya çıkacak iki yalancı diye yorumladım. Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansı'dir, diğeri ise Müseylimetu'I-Kezzab'tır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansl'dir. Diğeri ise Müseylimetu'l-Kezzab'tır." Müseylime ile ilgili haberleri zikretmiş bulunuyorum. el-Ansı ve Feyruz'a gelince onların başından geçen olayın bir kısmı şöyledir: el-Ansı' -ki el-Esved'dir- nin adı Abhele b. Kab'dır. Aynı şekilde ona Himar (örtü) sahibi de denilirdi. Çünkü o yüzüne örtü (peçe) takardı. Himarın ona gelen şeytanın adı olduğu da söylenmiştir. el-Esved, San'a'da ortaya çıkmış, Nebilik iddiasında bulunmuş, San'a'nın valisi el-Muhacir b. Ebi Umeyye'ye karşı üstünlük sağlamıştır. Denildiğine göre onun yanından geçmiş, onunla aynı hizaya geldiğinde eşek tökezleyince, o eşeğin kendisine secde ettiğini iddia etmiş. Eşek de, ona bir şeyler söyleyineeye kadar yerinden kalkmamış, söyleyince kalkmış. Yakub b. Süfyan ve Delailu'n-Nübuwe adlı eserinde Beyhakı kendi rivayet yoluyla en-Numan b. Buzurc'den şöyle dediğini nakletmektedir: Yalancı el-Esved -ki o Ans oğullarındandır- beraberinde biri Sahık, diğeri Şakık diye adlandırılan iki şeytanı bulunduğu halde ortaya çıktı. Bu iki şeytanı ona, insanların karşı karşıya kaldığı her bir durumu haber verirlerdi. Bazan da Yemen'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in am ili (valisi olarak) görev yapıyordu. Vefat edince Esved'in şeytanı gelip ona öldüğünü haber verdi. O da kavmi arasında ortaya çıktı ve nihayet San'a'yı ele geçirdi. Bazan'ın zevcesi el-Merzubane ile evlendi. Daha sonra el-Merzubane'nin, Dadaveyh, Feyruz ve başkaları ile hanımının sözleşmesi ile ilgili olayı zikretti. Nihayet bunlar geceleyin el-Esved'in bulunduğu yere girdiler. Merzubane ona sarhoş oluncaya kadar katkısız şarap içirmişti. Kapısında da bin tane bekçi vardı. Feyruz ve beraberindekiler duvarı delip içeri girdiler. Feyruz onu öldürüp, kafasını kesti. Kadını ve ev eşyalarından canlarının çektikleri her şeyi evden dışarı çıkardılar. Medine'ye de olana dair haberci gönderdiler. Haberci Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı esnasında Medine'ye ulaştı. Ebu Esved, Urve'den naklen dedi ki: el-Esved, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından bir gün, bir gece önce öldürüldü. Vahiy ona gelmiş, Nebi de bunun haberini ashabına bildirmişti. Daha sonra elçinin getirdiği haber Ebu Bekr rad,yallahu anh'a ulaştı. el-Ansı'nin ölüm haberinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in defnedildiği sabah Medine'ye ulaştığı da söylenmiştir

Sahîh-i Buhârî, 4378
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْجَرْمِيُّ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ عُبَيْدَةَ بْنِ نَشِيطٍ ـ وَكَانَ فِي مَوْضِعٍ آخَرَ اسْمُهُ عَبْدُ اللَّهِ ـ أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ قَالَ بَلَغَنَا أَنَّ مُسَيْلِمَةَ الْكَذَّابَ قَدِمَ الْمَدِينَةَ، فَنَزَلَ فِي دَارِ بِنْتِ الْحَارِثِ، وَكَانَ تَحْتَهُ بِنْتُ الْحَارِثِ بْنِ كُرَيْزٍ، وَهْىَ أُمُّ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَامِرٍ، فَأَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ ثَابِتُ بْنُ قَيْسِ بْنِ شَمَّاسٍ، وَهْوَ الَّذِي يُقَالُ لَهُ خَطِيبُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَفِي يَدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَضِيبٌ، فَوَقَفَ عَلَيْهِ فَكَلَّمَهُ فَقَالَ لَهُ مُسَيْلِمَةُ إِنْ شِئْتَ خَلَّيْتَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الأَمْرِ، ثُمَّ جَعَلْتَهُ لَنَا بَعْدَكَ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لَوْ سَأَلْتَنِي هَذَا الْقَضِيبَ مَا أَعْطَيْتُكَهُ وَإِنِّي لأَرَاكَ الَّذِي أُرِيتُ فِيهِ مَا أُرِيتُ، وَهَذَا ثَابِتُ بْنُ قَيْسٍ وَسَيُجِيبُكَ عَنِّي ‏"‏‏.‏ فَانْصَرَفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏ قَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ سَأَلْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ عَنْ رُؤْيَا، رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّتِي ذَكَرَ فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ ذُكِرَ لِي أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا نَائِمٌ أُرِيتُ أَنَّهُ وُضِعَ فِي يَدَىَّ سِوَارَانِ مِنْ ذَهَبٍ، فَفُظِعْتُهُمَا وَكَرِهْتُهُمَا، فَأُذِنَ لِي فَنَفَخْتُهُمَا فَطَارَا، فَأَوَّلْتُهُمَا كَذَّابَيْنِ يَخْرُجَانِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ أَحَدُهُمَا الْعَنْسِيُّ الَّذِي قَتَلَهُ فَيْرُوزُ بِالْيَمَنِ، وَالآخَرُ مُسَيْلِمَةُ الْكَذَّابُ‏.‏

İbn Ubeyde b. Neşlt' -ki onun başka yerde ismi Abdullah'dır-den rivaye te göre Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe dedi ki: "Bize ulaştığına göre Müseylimetu'l-Kezzab Medine'ye gelerek el-Haris'in kızının evinde konakladı. el-Haris b. Kureyz'in kızı onun nikahı altında idi. O da Abdullah b. Amir'in annesidir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Sabit b. Kays b. Şemmas -ki o Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatibi diye anılırdı- ile birlikte geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de elinde bir sopa bulunurdu. Onun karşısında durarak onunla konuştu. Müseylime ona: Dilersen biz seni bu (yönetim) işiyle baş başa bırakırız. Sonra da bu işi sen, senden sonra bize bırakırsın, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Benden bu çubuğu dahi isteyecek olsan onu sana vermem. Benim gördüğüm kadarıyla hakkında (rüyamda) bana bir takım şeyler gösterilen kişi sensin. İşte bu, Sabit b. Kays'dır. Benim yerime o sana cevap verecektir deyip, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem oradan ayrılıp gitti. [-4379-] Ubeydullah b. Abdullah dedi ki: "Abdullah b. Abbas'a Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sözünü ettiği rüyayı sordum. İbn Abbas dedi ki: Bana nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ben uyurken rüyamda elimde altından iki bilezikbulunduğu bana gösterildi. Bundan dolayı ürktüm ve o bileziklerden hoşlanmadım. Bana izin verildi de ben de onlara üfledim, her ikisi de uçup gitti. Ben de bunları ortaya çıkacak iki yalancı diye yorumladım. Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansı'dir, diğeri ise Müseylimetu'I-Kezzab'tır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ubeydullah dedi ki: Bunlardan birisi Yemen'de Feyruz'un öldürdüğü el-Ansl'dir. Diğeri ise Müseylimetu'l-Kezzab'tır." Müseylime ile ilgili haberleri zikretmiş bulunuyorum. el-Ansı ve Feyruz'a gelince onların başından geçen olayın bir kısmı şöyledir: el-Ansı' -ki el-Esved'dir- nin adı Abhele b. Kab'dır. Aynı şekilde ona Himar (örtü) sahibi de denilirdi. Çünkü o yüzüne örtü (peçe) takardı. Himarın ona gelen şeytanın adı olduğu da söylenmiştir. el-Esved, San'a'da ortaya çıkmış, Nebilik iddiasında bulunmuş, San'a'nın valisi el-Muhacir b. Ebi Umeyye'ye karşı üstünlük sağlamıştır. Denildiğine göre onun yanından geçmiş, onunla aynı hizaya geldiğinde eşek tökezleyince, o eşeğin kendisine secde ettiğini iddia etmiş. Eşek de, ona bir şeyler söyleyineeye kadar yerinden kalkmamış, söyleyince kalkmış. Yakub b. Süfyan ve Delailu'n-Nübuwe adlı eserinde Beyhakı kendi rivayet yoluyla en-Numan b. Buzurc'den şöyle dediğini nakletmektedir: Yalancı el-Esved -ki o Ans oğullarındandır- beraberinde biri Sahık, diğeri Şakık diye adlandırılan iki şeytanı bulunduğu halde ortaya çıktı. Bu iki şeytanı ona, insanların karşı karşıya kaldığı her bir durumu haber verirlerdi. Bazan da Yemen'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in am ili (valisi olarak) görev yapıyordu. Vefat edince Esved'in şeytanı gelip ona öldüğünü haber verdi. O da kavmi arasında ortaya çıktı ve nihayet San'a'yı ele geçirdi. Bazan'ın zevcesi el-Merzubane ile evlendi. Daha sonra el-Merzubane'nin, Dadaveyh, Feyruz ve başkaları ile hanımının sözleşmesi ile ilgili olayı zikretti. Nihayet bunlar geceleyin el-Esved'in bulunduğu yere girdiler. Merzubane ona sarhoş oluncaya kadar katkısız şarap içirmişti. Kapısında da bin tane bekçi vardı. Feyruz ve beraberindekiler duvarı delip içeri girdiler. Feyruz onu öldürüp, kafasını kesti. Kadını ve ev eşyalarından canlarının çektikleri her şeyi evden dışarı çıkardılar. Medine'ye de olana dair haberci gönderdiler. Haberci Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı esnasında Medine'ye ulaştı. Ebu Esved, Urve'den naklen dedi ki: el-Esved, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından bir gün, bir gece önce öldürüldü. Vahiy ona gelmiş, Nebi de bunun haberini ashabına bildirmişti. Daha sonra elçinin getirdiği haber Ebu Bekr rad,yallahu anh'a ulaştı. el-Ansı'nin ölüm haberinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in defnedildiği sabah Medine'ye ulaştığı da söylenmiştir

Sahîh-i Buhârî, 4379
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا ابْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ أَبِي عُمَرَ، قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالَ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ، يَقُولُ أَخْبَرَتْنِي عَمْرَةُ، أَنَّهَا سَمِعَتْ عَائِشَةَ، تَقُولُ لَمَّا جَاءَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَتْلُ ابْنِ حَارِثَةَ وَجَعْفَرِ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ رَوَاحَةَ جَلَسَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْرَفُ فِيهِ الْحُزْنُ قَالَتْ وَأَنَا أَنْظُرُ مِنْ صَائِرِ الْبَابِ - شَقِّ الْبَابِ - فَأَتَاهُ رَجُلٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ نِسَاءَ جَعْفَرٍ وَذَكَرَ بُكَاءَهُنَّ فَأَمَرَهُ أَنْ يَذْهَبَ فَيَنْهَاهُنَّ فَذَهَبَ فَأَتَاهُ فَذَكَرَ أَنَّهُنَّ لَمْ يُطِعْنَهُ فَأَمَرَهُ الثَّانِيَةَ أَنْ يَذْهَبَ فَيَنْهَاهُنَّ فَذَهَبَ ثُمَّ أَتَاهُ فَقَالَ وَاللَّهِ لَقَدْ غَلَبْنَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَتْ فَزَعَمَتْ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ اذْهَبْ فَاحْثُ فِي أَفْوَاهِهِنَّ مِنَ التُّرَابِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ عَائِشَةُ فَقُلْتُ أَرْغَمَ اللَّهُ أَنْفَكَ وَاللَّهِ مَا تَفْعَلُ مَا أَمَرَكَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَا تَرَكْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْعَنَاءِ ‏.‏

Bize Îbnü'l-Müsennâ ile ibni Ebî Ömer rivayet ettiler. İbnü'l-Müsennâ dediki: Bize Abdülvahhâb rivayet etti. (dediki): Yahya b. Saîd'i şöyle derken işittim: Bana Amra haber verdi, o da Alşe'yi şunları söylerken işitmiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, İbni Harise ile Ca'fer b. Ebî Tâlib ve Abdullah b. Ravâha'nın katli haberi gelince oturdu; mahzun olduğu belliydi. Ben, kapının aralığından bakıyordum. Derken ona bir adam gelerek: — «Yâ Resûlallah! Ca'fer'in kadınları...» diyerek onların ağladıklarım söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona gidip kadınları nehyetmesini emir buyurdu. O zât da gitti. Müteakiben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek kadınların kendisine itaat etmediklerini söyledi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona ikinci defa giderek kadınları nehyetmesini emir buyurdu; o da gitti. Sonra tekrar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: — «Vallahi bu kadınlar bize galebe çaldılar, yâ Resûlallah!» dedi. (Râvî dediki): Âişe, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o adam'a: «Hadi git!.. Onların ağızlarına toprak saç!-» buyurduğunu söyledi. Aişe şöyle demiş: «Bunun üzerine ben o adama: Allah senin cezanı kaldırsın! Vallahi ne Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sana emrettiğini yaptın; ne de onu kederiyle başbaşa bıraktın! dedim.»

Sahîh-i Müslim, 2161
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَاهُ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، - رضى الله عنهما - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاصَلَ فِي رَمَضَانَ فَوَاصَلَ النَّاسُ فَنَهَاهُمْ ‏.‏ قِيلَ لَهُ أَنْتَ تُوَاصِلُ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لَسْتُ مِثْلَكُمْ إِنِّي أُطْعَمُ وَأُسْقَى ‏"‏ ‏.‏

Bize, bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki) Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti, H. Bize İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki) Bize babam rivayet etti. (Dediki) Bize Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer (Radiyallahû anh)'dan naklen rivayet eyledi ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazanda visal yapmış, (Onu görünce) halk da visal yapmışlar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları bundan menetmiş. Kendisine : — «Ama sen visal yapıyorsun.» diyenler olmuş. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ben sizin gibi değilim. Çünkü ben doyurulur ve sulanırım.» buyurmuşlar

Sahîh-i Müslim, 2564

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.