İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Müslim · 3506

The Book of Marriage

Arapça metin

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، وَعَاصِمُ بْنُ النَّضْرِ التَّيْمِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، كُلُّهُمْ عَنْ مُعْتَمِرٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ حَبِيبٍ - حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ بِنْتَ جَحْشٍ دَعَا الْقَوْمَ فَطَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ - قَالَ - فَأَخَذَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ مِنَ الْقَوْمِ ‏.‏ زَادَ عَاصِمٌ وَابْنُ عَبْدِ الأَعْلَى فِي حَدِيثِهِمَا قَالَ فَقَعَدَ ثَلاَثَةٌ وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا فَانْطَلَقُوا - قَالَ - فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا - قَالَ - فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ - قَالَ - وَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ إِنَّ ذَلِكُمْ كَانَ عِنْدَ اللَّهِ عَظِيمًا‏}‏ ‏.‏

Bize Yahya b. Habîb El-Hârisi ile Âsim b. Nadr El-Teymî ve Muhammed b. Abdilâlâ hep birden Mu'temir'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Habib'indir. (Dediki): Bize Mu'temir b. Süleyman rivayet etti. (Dediki): Ben babamdan işittim. (Dediki): Bize Ebu Rîiclez, Enes b. Mâlik'den naklen rivayet eyledi. Enes şöyle demiş : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Zeyneb binti Cahş ile evlendiği vakit cemaatı davet etti de yemek yediler. Sonra oturup sohbet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sanki kalkmağa hazırlanırmış gibi yaptı, fakat cemaat kalkmadılar, Bımu görünce Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı O kalkınca cemaatdan bazıları da kalktılar.» Âsim ile ibni Abdilâlâ kendi hadîslerinde «Üç kişi oturup kaldılar.» demişlerdir. «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) içeriye girmek için geldi. Bir de baktı ki, cemaat oturuyorlar. Sonra onlar da kalkıp gittiler. Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek cemaatın gittiklerini haber verdim. Bunun üzerine geldi ve içeri girdi. Ben de içeriye girmeye hazırlandım ama Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisi ile benim arama perdeyi çekti. Allah (Azze ve- Celle) hazretleri de; (Ey îman edenler! Nebiin hanelerine girmeyin. Meğer ki size pişmesini beklememek şarfıyle yemeğe kalmaya izin verilmiş ola!) âyet-i kerîmesini (Şüphesiz ki, böyle yapmamz Allah indinde büyük günahdır.) kavli kerimine kadar inzal buyurdu

Sahîh-i Müslim, 3506

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا الْقَوْمَ، فَطَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ وَإِذَا هُوَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ، وَقَعَدَ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا، فَانْطَلَقْتُ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ

Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, insanları [ziyafete] davet etti. İnsanlar gelip yediler, sonra oturup konuştular. Allah Resu.ıü sallallahu aleyhi ve sellem kalkmaya hazırlanır gibi oldu, ama onlar kalkmadılar. Hz. Nebi onların bu halini görünce kendisi kalktı. Onun kalkmasıyla cemaatte kalktı. Ancak üç kişi oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldi. Bir de ne görsün, adamlar hala orada oturuyorlar. Sonra adamlar kalktı. Hemen Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve ona insanların gittiğini haber verdim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve içeri girdi. Ben de içeri girmek için gittim. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onunla benim arama perde çekti. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi." Hadisin geçtiği diğer yerler:

Sahîh-i Buhârî, 4791
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ جَدَّتَهُ، مُلَيْكَةَ دَعَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِطَعَامٍ صَنَعَتْهُ فَأَكَلَ مِنْهُ ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ قُومُوا فَأُصَلِّيَ لَكُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ فَقُمْتُ إِلَى حَصِيرٍ لَنَا قَدِ اسْوَدَّ مِنْ طُولِ مَا لُبِسَ فَنَضَحْتُهُ بِمَاءٍ فَقَامَ عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَصَفَفْتُ أَنَا وَالْيَتِيمُ وَرَاءَهُ وَالْعَجُوزُ مِنْ وَرَائِنَا فَصَلَّى لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ انْصَرَفَ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. Dediki: Mâlik'e, İshâk b. Abdillâh b. Ebi Tâlha'dan dinlediğim, onun da Enes b. Mâlik'den rivayet ettiği şu hadîsi okudum: Enes'in anne annesi Müleyke, kendi yaptığı bir yemeğe Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de o yemekden yemiş; sonra: «Haydi kalkın da size namaz kıldırayım!» buyurmuşlar. Enes demiş ki: «Bunun üzerine ben kalkarak çok kullanılmakdan kararmış bir hasırımızı getirmeğe gittim ve onun üzerine biraz su serptim. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun üzerine namaza durdu. Yetim ile ben de arkasına safı olduk. Kocakarı da arkamıza durdu. (Böylece) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize iki rek'ât namaz kıldırdı. Sonra çekildi gitti.»

Sahîh-i Müslim, 1499
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ، أَنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ، بْنَ الْقَاسِمِ حَدَّثَهُ أَنَّ مُحَمَّدَ بْنَ جَعْفَرِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّ عَبَّادَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم تَقُولُ أَتَى رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ فِي رَمَضَانَ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ احْتَرَقْتُ احْتَرَقْتُ ‏.‏ فَسَأَلَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا شَأْنُهُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَصَبْتُ أَهْلِي ‏.‏ قَالَ ‏"‏ تَصَدَّقْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ يَا نَبِيَّ اللَّهِ مَا لِي شَىْءٌ وَمَا أَقْدِرُ عَلَيْهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اجْلِسْ ‏"‏ ‏.‏ فَجَلَسَ فَبَيْنَا هُوَ عَلَى ذَلِكَ أَقْبَلَ رَجُلٌ يَسُوقُ حِمَارًا عَلَيْهِ طَعَامٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَيْنَ الْمُحْتَرِقُ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَامَ الرَّجُلُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَصَدَّقْ بِهَذَا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغَيْرَنَا فَوَاللَّهِ إِنَّا لَجِيَاعٌ مَا لَنَا شَىْءٌ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَكُلُوهُ ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebut-Tâhir rivayet etti. (Dediki) Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki) Bana Amr b. Haris haber verdi, ona da Abdurrahnıan b. Kaasim rivayet etmiş, ona da Muhammed b. Ca'fer b, Zübeyr rivâyet eylemiş, ona da Abbad b. Abdillah b. Zübeyr rivayet etmiş ki kentlisi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Âişe'yi şunu söylerken işitmiş: «Bir adam Ramazanda mescidde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek — Ya Resûlallah, yandım, yandım, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona başına geleni sordu, adam: — Ehlimle cima ettim, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Sadaka ver, buyurdular Adam: — Vallahi ya Nebiyyallah, Hiç bir şey'im yoktur. Ben buna kaâdir değilim, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Otur, emrini verdi.» O da oturdu. O, bu halde iken bir adam üzerinde yiyecek yüklü bir eşeği sürerek çıka geldi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Nerede o demin yanan zât?» diye sordu. Adam hemen ayağa kalktı Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Al bunu tesadduk et, buyurdular. O zât: — Ya Resûlallah bizden başkasına mı (tasadduk edeceğim?) Vallahi bizler cidden açız, hiç bir şey'imiz yok, dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Öyle ise onu siz yeyin. buyurdular.»

Sahîh-i Müslim, 2603
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، وَهَذَا حَدِيثُ بَهْزٍ قَالَ لَمَّا انْقَضَتْ عِدَّةُ زَيْنَبَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِزَيْدٍ ‏"‏ فَاذْكُرْهَا عَلَىَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَانْطَلَقَ زَيْدٌ حَتَّى أَتَاهَا وَهْىَ تُخَمِّرُ عَجِينَهَا قَالَ فَلَمَّا رَأَيْتُهَا عَظُمَتْ فِي صَدْرِي حَتَّى مَا أَسْتَطِيعُ أَنْ أَنْظُرَ إِلَيْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَهَا فَوَلَّيْتُهَا ظَهْرِي وَنَكَصْتُ عَلَى عَقِبِي فَقُلْتُ يَا زَيْنَبُ أَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُكِ ‏.‏ قَالَتْ مَا أَنَا بِصَانِعَةٍ شَيْئًا حَتَّى أُوَامِرَ رَبِّي ‏.‏ فَقَامَتْ إِلَى مَسْجِدِهَا وَنَزَلَ الْقُرْآنُ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عَلَيْهَا بِغَيْرِ إِذْنٍ قَالَ فَقَالَ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَطْعَمَنَا الْخُبْزَ وَاللَّحْمَ حِينَ امْتَدَّ النَّهَارُ فَخَرَجَ النَّاسُ وَبَقِيَ رِجَالٌ يَتَحَدَّثُونَ فِي الْبَيْتِ بَعْدَ الطَّعَامِ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاتَّبَعْتُهُ فَجَعَلَ يَتَتَبَّعُ حُجَرَ نِسَائِهِ يُسَلِّمُ عَلَيْهِنَّ وَيَقُلْنَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ وَجَدْتَ أَهْلَكَ قَالَ فَمَا أَدْرِي أَنَا أَخْبَرْتُهُ أَنَّ الْقَوْمَ خَرَجُوا أَوْ أَخْبَرَنِي - قَالَ - فَانْطَلَقَ حَتَّى دَخَلَ الْبَيْتَ فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ مَعَهُ فَأَلْقَى السِّتْرَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ وَنَزَلَ الْحِجَابُ قَالَ وَوُعِظَ الْقَوْمُ بِمَا وُعِظُوا بِهِ ‏.‏ زَادَ ابْنُ رَافِعٍ فِي حَدِيثِهِ ‏{‏ لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ وَاللَّهُ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ‏}‏

Bize Muhammed b. Hatim b. Meyraun rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Rafi' de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu'n-Nadr Hâşim b. Kasım rivayet eyledi. Behz ile Hâşim ikisi birden demişlerki : Bize Süleyman b. Muğira, Sabit'ten, o da Enes'den naklen rivayet eyledi. Bu hadîs Behz'indir. (Demişki): Zeyneb'in iddeti bitince Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zeyd'e : «Onu bana iste!» buyurmuş. Zeyd gitmiş. Zeyneb'e vardığında onu hamurunu mayalarken bulmuş. Zeyd şöyle demiş: Zeyneb'i görünce kalbimde büyüdü. Hattâ Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisini istedi diye yüzüne bile bakamadım da ona sırtımı çevirdim. Ve ters döndüm. Sonra : — Yâ Zeyneb! (Beni) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) seni istemeye gönderdi, dedim. Zeyneb : — Rabbimden emir almadıkça ben bir şey yapamam, diyerek kalktı namazgahına gitti ve Kur'ân indi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek Zeyneb'in yanına izinsiz girdi. Vallahi öyle halimizi gördüm ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) güneş yükseldiği zaman bîze ekmek ve et yedirdi. Müteakiben halk dışarı çıktı. Yemekten sonra evde birkaç kişi kalmış konuşuyorlardı. Derken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de çıktı. Ben kendisini takib ettim. Kadınlarının hücrelerini dolaşarak onlara selâm veriyor, onlar da kendisine : — Yâ Resulallah! Aileni nasıl buldun? diye soruyorlardı. Bilmiyorum cemâatin evden çıktıklarını ben mi ona haber verdim; yoksa o mu bana haber verdi. Bunun üzerine giderek eve girdi. Ben de onunla beraber girmek üzere gittim. Ama benimle kendi arasına perde çekti ve tesettür âyeti indi. Halka (bu âyetlerde) alabildiğine vaz edildi. ibni Râfi' kendi hadîsinde: «Allah hakkı söylemekten utanmaz» âyet-i kerîmesine kadar şu âyeti ziyade etti: «Nebiin hanelerine girmeyin! Meğerki size pişmesini beklememek şartıyla yemeğe kalmaya izin verilmiş ola.»

Sahîh-i Müslim, 3503
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، أَخْبَرَنَا الضَّحَّاكُ، عَنْ مَخْرَمَةَ بْنِ سُلَيْمَانَ، عَنْ كُرَيْبٍ، مَوْلَى ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ بِتُّ لَيْلَةً عِنْدَ خَالَتِي مَيْمُونَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ فَقُلْتُ لَهَا إِذَا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَيْقِظِينِي ‏.‏ فَقَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقُمْتُ إِلَى جَنْبِهِ الأَيْسَرِ فَأَخَذَ بِيَدِي فَجَعَلَنِي مِنْ شِقِّهِ الأَيْمَنِ فَجَعَلْتُ إِذَا أَغْفَيْتُ يَأْخُذُ بِشَحْمَةِ أُذُنِي - قَالَ - فَصَلَّى إِحْدَى عَشْرَةَ رَكْعَةً ثُمَّ احْتَبَى حَتَّى إِنِّي لأَسْمَعُ نَفَسَهُ رَاقِدًا فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ الْفَجْرُ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ خَفِيفَتَيْنِ ‏.‏

Bize, Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize, Dahhâk, Mahrametü'bnü Süleyman'dan, o da İbni Abbâs'ın âzâdlısı Kureyb'den, o da İbni Abbâs'dan naklen haber verdi. İbni Abbâs şöyle demiş: «Bir gece teyzem Meymûne binü'l-Hâris'in yanında kaldım. Ona: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktığı vakit beni uyandırıver; dedim. Sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı. Ben de kalkarak sol tarafına durdum: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elimden tutarak beni sağ tarafına durdurdu. Bundan sonra artık ben uyukladım mı kulağımın yumuşağını tutardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onbir rek'âî namaz kıldı. Sonra elleriyle dizlerini dolaylayarak oturdu; hattâ oturduğu yerde uyurken ben nefesini işitiyordum. Sabah olduğunu anlayınca hafif iki rek'ât namaz kıldı.»

Sahîh-i Müslim, 1792
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، - يَعْنِي ابْنَ زَيْدٍ - عَنْ عَاصِمٍ الأَحْوَلِ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ، قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَأَرْسَلَتْ إِلَيْهِ إِحْدَى بَنَاتِهِ تَدْعُوهُ وَتُخْبِرُهُ أَنَّ صَبِيًّا لَهَا - أَوِ ابْنًا لَهَا - فِي الْمَوْتِ فَقَالَ لِلرَّسُولِ ‏"‏ ارْجِعْ إِلَيْهَا فَأَخْبِرْهَا إِنَّ لِلَّهِ مَا أَخَذَ وَلَهُ مَا أَعْطَى وَكُلُّ شَىْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمًّى فَمُرْهَا فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ ‏"‏ فَعَادَ الرَّسُولُ فَقَالَ إِنَّهَا قَدْ أَقْسَمَتْ لَتَأْتِيَنَّهَا ‏.‏ قَالَ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَقَامَ مَعَهُ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ وَمُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَانْطَلَقْتُ مَعَهُمْ فَرُفِعَ إِلَيْهِ الصَّبِيُّ وَنَفْسُهُ تَقَعْقَعُ كَأَنَّهَا فِي شَنَّةٍ فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ فَقَالَ لَهُ سَعْدٌ مَا هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ هَذِهِ رَحْمَةٌ جَعَلَهَا اللَّهُ فِي قُلُوبِ عِبَادِهِ وَإِنَّمَا يَرْحَمُ اللَّهُ مِنْ عِبَادِهِ الرُّحَمَاءَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Ebû Kâmil-i Cahderî rivayet etti. (dediki): Bize Hammâd yâni İbni Zeyd Asım-ı Ahvel'den, o da Ebû Osmân-ı Nehdî'den, o da Usâmetü'bnü Zeyd'den naklen rivayet etti. Usâme şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanında idik. Bir ara kerimelerinden birisi haber göndererek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i çağırdı. Ve kendisinin bir çocuğu yahut bir oğlu vefat etmek üzere olduğunu ona haber verdi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gönderilen zât'a: — «Dön de ona haber ver ki; Allah'ın aldığı da, verdlğf de kendinindir. Onun nezdinde her şey muayyen bir müddetledir. Ona söyle de: sabretsin ve sevap umsun!» buyurdular. Müteakiben elçi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kızının yanına gitti geldi ve: — O yemin etti! Mutlaka yanına gelmeliynıişsin.» dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kalktı, onunla beraber Sa'dü'bnü Ubâbe ile Muâzu'bnü Cebel de kalktılar. Ben de yanlarına takıldım. Çocuğu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e arzettiler; can çekişiyordu. Sanki canı eski bir tulum içindeydi. (Bunu görünce) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gözlerinden yaşlar boşandı. Sa'd kendisine: — «Bu ne yâ Resulullah!» dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Bu, bir rahmettir. Allah onu kullarının kalplerine tevdi buyurmuştur. Allah ancak merhametli olan kullarına rahmet eyler.» buyurdu

Sahîh-i Müslim, 2135

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.