Sahîh-i Müslim · 405
Arapça metin
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ سَمِعْتُ عُرْوَةَ بْنَ الزُّبَيْرِ، يَقُولُ قَالَتْ عَائِشَةُ زَوْجُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَرَجَعَ إِلَى خَدِيجَةَ يَرْجُفُ فُؤَادُهُ وَاقْتَصَّ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ يُونُسَ وَمَعْمَرٍ وَلَمْ يَذْكُرْ أَوَّلَ حَدِيثِهِمَا مِنْ قَوْلِهِ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةُ . وَتَابَعَ يُونُسَ عَلَى قَوْلِهِ فَوَاللَّهِ لاَ يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا . وَذَكَرَ قَوْلَ خَدِيجَةَ أَىِ ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ .
Bana Abdulmelik b. Şuayb b. el-Leys de tahdis etti. Bana babam, dedemden tahdis etti. Bana Ukayl b. Halid tahdis etti. İbn Şihab dedi ki: Urve b. Zubeyr'i şöyle derken dinledim: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe dedi ki: (Allah Resulü) Hatice'ye kalbi titreyerek geri döndü; sonra da hadisi (bundan önceki 401- numaralı) Yunus ile, (402- numaralı) Ma'mer hadisi gibi nakletti. Ancak her ikisinin hadislerinin baş tarafındaki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vahyin ilk olarak gelmesi sadık rüya ile başladı" sözünü zikretmedi. Ama Yunus'a da: "Allah'a yemin ederim ki Alıah ebediyen seni mahcup etmeyecektir" ibaresinde mutabaatta bulundu. Hatice'nin: Amcamın oğlu, kardeşinin oğlunu dinle, sözlerini de zikretti. Diğer tahric: Buhari, 3 uzun olarak hadisin tamamı, 4955 -muhtasar olarak-; Tuhfetu'l-Eşraf, 16540 DAVUDOĞLU AÇIKLAMASI İÇİN buraya tıklayın Öneri : 161‘i de okuyun
Benzer hadisler
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، قَالَ قَالَ الزُّهْرِيُّ وَأَخْبَرَنِي عُرْوَةُ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّهَا قَالَتْ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِمِثْلِ حَدِيثِ يُونُسَ . غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ فَوَاللَّهِ لاَ يُحْزِنُكَ اللَّهُ أَبَدًا . وَقَالَ قَالَتْ خَدِيجَةُ أَىِ ابْنَ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ .
Bana Muhammed b. Rafi' de tahdis etti. Bize Abdurrezzak tahdis etti, bize Ma'mer haber verip dedi ki: Zühri dedi ki: Bana Urve, Aişe'den onun şöyle dediğini de haber verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vahyin ilk gelişi şöyle olmuştur. Sonra da (Ma'mer) hadisi Yunus'un naklettiği şeklide nakletti ancak o rivayetinde şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki Allah seni ebediyen mahcup etmeyecektir. Ayrıca dedi ki: Hatice: Ey amcaoğlu, kardeşinin oğlunu dinle, dedi. Diğer tahric: Buhari, 6972, 4956; Tuhfetu'l-Eşraf
وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " ثُمَّ فَتَرَ الْوَحْىُ عَنِّي فَتْرَةً فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي " ثُمَّ ذَكَرَ مِثْلَ حَدِيثِ يُونُسَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ " فَجُثِثْتُ مِنْهُ فَرَقًا حَتَّى هَوَيْتُ إِلَى الأَرْضِ " . قَالَ وَقَالَ أَبُو سَلَمَةَ وَالرُّجْزُ الأَوْثَانُ قَالَ ثُمَّ حَمِيَ الْوَحْىُ بَعْدُ وَتَتَابَعَ
Bana Abdulmelik b. Şuayb b. Leys de tahdis etti. Bana babam, dedemden tahdis etti. Bana Ukayl b. Halid, İbn Şihab'dan tahdis etti. Ebu Seleme b. Abdurrahman'ı şöyle derken dinledim: Cabir b. Abdullah'ın bana haber verdiğine göre o Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Sonra vahiy benden bir süre kesildi, bir süre vahiy inmedi. Bir ara ben yolda yürürken ... " Sonra da Yunus'un hadisi rivayet ettiği gibi zikretti. Ancak o rivayetinde şöyle dedi: "Ben ondan iyice korktum hatta yere kapandım" dedi. (İbn Şihab) dedi ki: Ebu Seleme dedi ki: Rucz (pislik) putlar demektir. Dedi ki: Sonra vahiy kızıştı ve arka arkaya inmeye başladı
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ أَوَّلُ مَا بُدِئَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْوَحْىِ الرُّؤْيَا الصَّادِقَةَ فِي النَّوْمِ فَكَانَ لاَ يَرَى رُؤْيَا إِلاَّ جَاءَتْ مِثْلَ فَلَقِ الصُّبْحِ ثُمَّ حُبِّبَ إِلَيْهِ الْخَلاَءُ فَكَانَ يَخْلُو بِغَارِ حِرَاءٍ يَتَحَنَّثُ فِيهِ - وَهُوَ التَّعَبُّدُ - اللَّيَالِيَ أُولاَتِ الْعَدَدِ قَبْلَ أَنْ يَرْجِعَ إِلَى أَهْلِهِ وَيَتَزَوَّدُ لِذَلِكَ ثُمَّ يَرْجِعُ إِلَى خَدِيجَةَ فَيَتَزَوَّدُ لِمِثْلِهَا حَتَّى فَجِئَهُ الْحَقُّ وَهُوَ فِي غَارِ حِرَاءٍ فَجَاءَهُ الْمَلَكُ فَقَالَ اقْرَأْ . قَالَ " مَا أَنَا بِقَارِئٍ - قَالَ - فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ . قَالَ قُلْتُ مَ�� أَنَا بِقَارِئٍ - قَالَ - فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّانِيَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي فَقَالَ اقْرَأْ . فَقُلْتُ مَا أَنَا بِقَارِئٍ فَأَخَذَنِي فَغَطَّنِي الثَّالِثَةَ حَتَّى بَلَغَ مِنِّي الْجَهْدَ ثُمَّ أَرْسَلَنِي . فَقَالَ { اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ * خَلَقَ الإِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍ * اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ * الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ * عَلَّمَ الإِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ} " . فَرَجَعَ بِهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَرْجُفُ بَوَادِرُهُ حَتَّى دَخَلَ عَلَى خَدِيجَةَ فَقَالَ " زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي " . فَزَمَّلُوهُ حَتَّى ذَهَبَ عَنْهُ الرَّوْعُ ثُمَّ قَالَ لِخَدِيجَةَ " أَىْ خَدِيجَةُ مَا لِي " . وَأَخْبَرَهَا الْخَبَرَ قَالَ " لَقَدْ خَشِيتُ عَلَى نَفْسِي " . قَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ كَلاَّ أَبْشِرْ فَوَاللَّهِ لاَ يُخْزِيكَ اللَّهُ أَبَدًا وَاللَّهِ إِنَّكَ لَتَصِلُ الرَّحِمَ وَتَصْدُقُ الْحَدِيثَ وَتَحْمِلُ الْكَلَّ وَتَكْسِبُ الْمَعْدُومَ وَتَقْرِي الضَّيْفَ وَتُعِينُ عَلَى نَوَائِبِ الْحَقِّ . فَانْطَلَقَتْ بِهِ خَدِيجَةُ حَتَّى أَتَتْ بِهِ وَرَقَةَ بْنَ نَوْفَلِ بْنِ أَسَدِ بْنِ عَبْدِ الْعُزَّى وَهُوَ ابْنُ عَمِّ خَدِيجَةَ أَخِي أَبِيهَا وَكَانَ امْرَأً تَنَصَّرَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ وَكَانَ يَكْتُبُ الْكِتَابَ الْعَرَبِيَّ وَيَكْتُبُ مِنَ الإِنْجِيلِ بِالْعَرَبِيَّةِ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكْتُبَ وَكَانَ شَيْخًا كَبِيرًا قَدْ عَمِيَ . فَقَالَتْ لَهُ خَدِيجَةُ أَىْ عَمِّ اسْمَعْ مِنِ ابْنِ أَخِيكَ . قَالَ وَرَقَةُ بْنُ نَوْفَلٍ يَا ابْنَ أَخِي مَاذَا تَرَى فَأَخْبَرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَبَرَ مَا رَآهُ فَقَالَ لَهُ وَرَقَةُ هَذَا النَّامُوسُ الَّذِي أُنْزِلَ عَلَى مُوسَى صلى الله عليه وسلم يَا لَيْتَنِي فِيهَا جَذَعًا يَا لَيْتَنِي أَكُونُ حَيًّا حِينَ يُخْرِجُكَ قَوْمُكَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَوَمُخْرِجِيَّ هُمْ " . قَالَ وَرَقَةُ نَعَمْ لَمْ يَأْتِ رَجُلٌ قَطُّ بِمَا جِئْتَ بِهِ إِلاَّ عُودِيَ وَإِنْ يُدْرِكْنِي يَوْمُكَ أَنْصُرْكَ نَصْرًا مُؤَزَّرًا " .
Bana Ebu't-Tahir Ahmed b. Amr b. Abdullah b. Amr b. Serh tahdis etti. Bize İbn Vehb haber verdi. Bana Yunus, İbn Şihab'dan haber verdi. Bize Urve b. Zubeyr'in tahdis ettiğine göre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Aişe kendisine haber vererek dedi ki: - Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e vahyin ilk başlangıcı, uykuda gördüğü sadık rüya olmuştu. Gördüğü her bir rüya mutlaka sabahın aydınlığı gibi çıkardı. Sonra ona tenhada yalnız kalmak sevdirildi. Bundan dolayı Hira mağarasında yalnız başına aile halkının yanına dönmeden önce birkaç gece tahannüs ederdi -ki o taabbud demektir.- Bunun için yanına azık da alırdı, sonra Hatice'nin yanına döner yine o kadarlık bir süre için azık alırdı. Nihayet o Hira mağarasında iken ansızın hak karşısına çıkıverdi. Melek ona gelerek: Oku dedi. O: "Ben okuma bilmem" dedi. (Allah Resulü) dedi ki: "Melek beni aldı ve takatim kesilinceye kadar sıkıştırdı sonra da beni bırakarak: Oku, dedi. (Allah ResuIü) dedi ki: Ben: Ben okuma bilmem, dedim. Bunun üzerine Melek yine beni aldı, ikinci defa takatim kesilinceye kadar sıkıtı sonra salıverip, oku dedi. Ben: Ben okuma bilmem, dedim. Yine beni tutup, takatim kesilinceye kadar üçüncü defa sıktı sonra beni salıvererek şöyle dedi: "Yaratan Rabbinin adıyla oku. O insanı (sülük gibi yapışan) bir kan pıhtısından yarattı. Oku, Rabbin en kerim olandır. O (kalemle) yazmayı öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti." (Alak, 1-5) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), onlarla boyun etleri titreyerek geri döndü ve nihayet Hatice'nin yanına girerek: "Beni örtün, beni örtün" buyurdu. Onu örttüler. Sonunda üzerindeki korku gitti, sonra Hatice'ye: "Ey Hatice bana ne oluyor" deyip, ona olup biteni haber verdi ve: "Kendim için korktum" dedi. Hatice ona şöyle dedi: Asla! Sevin, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni hiçbir zaman mahcup etmeyecektir. Allah'a yemin ederim ki sen akrabalık bağını gözetirsin, doğru konuşursun. Aciz kimselerin işlerini kendin yüklenirsin. Fakire verir, ona kazandınrsın, misafiri ağırlar ona ikram edersin, hak yolda çıkan musibetlere karşı yardımcı olursun. Sonra Hatice onu alıp Varaka b. Nevfel b. Esed b. Abduluzza'nın yanına götürdü. Varaka, Hatice'nin babasının kardeşi olan kendi amcasının oğlu idi. Cahiliye döneminde hristiyan olmuş bir kimse idi. Arapça yazı yazmayı bilir ve İncil'i de Allah'ın yazmasını dilediği kadar Arapça olarak yazardı. Oldukça yaşlı ve gözleri görmez bir ihtiyar idi. Hatice ona: Amcacığım, kardeşinin oğlunu bir dinle, dedi. Varaka b. Nevfel: Kardeşimin oğlu neler görüyorsun, dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine neler gördüğünü haber verdi. Varaka ona: Bu Musa (aleyhisselam)'a indirilen namusdur. Keşke o zamanlarda gücü, kuvveti yerinde bir genç olsaydım, keşke kavmin seni çıkaracağı zaman hayatta olsaydım, dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onlar beni çıkartacaklar mı ki" buyurdu. Varaka: Evet, senin getirdiklerini getirip de kendisine düşmanlık edilmemiş hiçbir adam yoktur. Şayet senin o gününe yetişecek olursam sana bütün gücümle olabildiği kadar yardım ederdim, dedi. Diğer tahric: Buhari, 4953; Tuhfetu'I-Eşraf
وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ جَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ عِنْدَهُ أَبَا جَهْلٍ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أُمَيَّةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَمِّ قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . كَلِمَةً أَشْهَدُ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللَّهِ " . فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ يَا أَبَا طَالِبٍ أَتَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ . فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْرِضُهَا عَلَيْهِ وَيُعِيدُ لَهُ تِلْكَ الْمَقَالَةَ حَتَّى قَالَ أَبُو طَالِبٍ آخِرَ مَا كَلَّمَهُمْ هُوَ عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ . وَأَبَى أَنْ يَقُولَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا وَاللَّهِ لأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ مَا لَمْ أُنْهَ عَنْكَ " . فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ { مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوا أُولِي قُرْبَى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ} . وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى فِي أَبِي طَالِبٍ فَقَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم { إِنَّكَ لاَ تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ}.
Bana Harmele b. Yahya et-Tudbi de tahdis etti. (1/53b) Said b. el-Müseyyeb babasından şöyle dediğini haber verdi: Ebu Talib'in vefatı yaklaşınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de yanına geldi. Yanında Ebu Cehil'i ve Abdullah b. Ebu Umeyye b. el-Muğire'yi buldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):''Amcacığzm! Kendisi ile Allah'm nezdinde senin lehine şahitlik edeceğim bir söz olmak üzere Ia ilahe illaIlah de" buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Umeyye: Ey Ebu Talib, Abdulmuttalib'in dininden yüz mü çevireceksin, dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O sözü ona arzedip, durdu ve o söylediklerini ona tekrar etti. Nihayet son olarak onlara: O Abdulmuttalib'in dini üzere olduğunu söyledi ve la ilahe illallah demedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml'de: ''Amca Allah'a yemin ederim ki senin için (mağfiret dilemek) bana yasaklanmadığı sürece sana mağfiret dileyeceğim" buyurdu. Aziz ve Celil Allah da bunun üzerine: "O çılgın ateşlikler oldukları açıkça ortaya çıktıktan sonra akrabaları dahi olsalar müşriklere nebinin de, müminlerin de mağfiret dilemeleri olur şey değildir. " (Tevbe, 113) buyruğunu indirdi. Yüce Allah Ebu Talib hakkında da, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hitaben: "Muhakkak ki sen sevdiğini hidayete erdiremezsin fakat Allah dilediğine hidayet verir ve o hidayet bulanları daha iyi bilir" (Kasas, 56) buyruğunu indirdi. Diğer tahric: Buhari, 1360,3884,4675,4772,6681; Nesai, 2034; Tuhfetu'I-Eşraf, 11281 AHMED DAVUDOĞLU AÇIKLAMASI İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا عِكْرِمَةُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سِمَاكٌ الْحَنَفِيُّ أَبُو زُمَيْلٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ، قَالَ حَدَّثَنِي عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ، قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ خَيْبَرَ أَقْبَلَ نَفَرٌ مِنْ صَحَابَةِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالُوا فُلاَنٌ شَهِيدٌ فُلاَنٌ شَهِيدٌ حَتَّى مَرُّوا عَلَى رَجُلٍ فَقَالُوا فُلاَنٌ شَهِيدٌ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كَلاَّ إِنِّي رَأَيْتُهُ فِي النَّارِ فِي بُرْدَةٍ غَلَّهَا أَوْ عَبَاءَةٍ " . ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا ابْنَ الْخَطَّابِ اذْهَبْ فَنَادِ فِي النَّاسِ إِنَّهُ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ الْمُؤْمِنُونَ " . قَالَ فَخَرَجْتُ فَنَادَيْتُ " أَلاَ إِنَّهُ لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ إِلاَّ الْمُؤْمِنُونَ " .
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. El-Kaasim rivayet etti. (Dedi ki): Bize İkrimetübnü Ammâr rivayet eyledi. (Dediki): Bana Simak el-Hanefi Ebu Zümeyl rivayet etti. (Dediki): Bana Abdullah b. Abbas tahdis etti. Bana Ömer b. el-Hattab tahdis edip dedi ki: Hayber gününde Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından birkaç kişi gelerek filan şehittir, filan şehittir deyip durdular. Sonunda bir adamın yanından geçerken, filan şehittir dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Asla, şüphesiz ben onu ganimetten çaldığı bir hırka ya da bir aba sebebiyle cehennemde gördüm" buyurdu. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hattab'ın oğlu, git ve insanlar arasında yüksek sesle: Cennete müminlerden başkası girmeyecektir diye seslen" buyurdu. (Ömer) dedi ki: Ben de çıktım ve yüksek sesle: "Şunu bilin ki müminlerden başka kimse cennete girmeyecektir" diye seslendim.53 Diğer tahric: Tirmizi, 1574'te muhtasar olarak; Tuhfetu'l-Eşraf, 10497 İzah 115 de
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَنْبَسَةُ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ قَالَ عُرْوَةُ عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ الأَنْصَارِيَّةَ، - وَهِيَ أُمُّ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ - قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ أَرَأَيْتَ الْمَرْأَةَ إِذَا رَأَتْ فِي النَّوْمِ مَا يَرَى الرَّجُلُ أَتَغْتَسِلُ أَمْ لاَ قَالَتْ عَائِشَةُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " نَعَمْ فَلْتَغْتَسِلْ إِذَا وَجَدَتِ الْمَاءَ " . قَالَتْ عَائِشَةُ فَأَقْبَلْتُ عَلَيْهَا فَقُلْتُ أُفٍّ لَكِ وَهَلْ تَرَى ذَلِكَ الْمَرْأَةُ فَأَقْبَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " تَرِبَتْ يَمِينُكِ يَا عَائِشَةُ وَمِنْ أَيْنَ يَكُونُ الشَّبَهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ رَوَى عُقَيْلٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَيُونُسُ وَابْنُ أَخِي الزُّهْرِيِّ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ أَبِي الْوَزِيرِ عَنْ مَالِكٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَوَافَقَ الزُّهْرِيَّ مُسَافِعٌ الْحَجَبِيُّ قَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ . وَأَمَّا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ فَقَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ زَيْنَبَ بِنْتِ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ أَنَّ أُمَّ سُلَيْمٍ جَاءَتْ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Aişe (r.anha)'dan, demiştir ki; Enes b. Malik'in annesi Ümmü Süleym el-Ensariye (Nebi s.a.v.'e gelerek): Ya Resulallah, muhakkak Allah gerçeğin sorulması konusunda utanmayı emretmez. Kadın uykusunda erkeğin gördüğünü görürse, gusleder mi, etmez mi? bana bildirir misin? Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Evet suya (meniye) rastlarsa yıkansın" buyurdu. Ben Ümmü Süleym'e dönüp, "Öff!.. hiç kadın bunu görür mü?" dedim. Bunun üzerine Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana döndü ve: "Allah hayrını versin ya Aişe (çocuğu ona) neden benziyor ya?" buyurdu. Ebu Davud şöyle demiştir: (Bu hadisi) Zübeydi, Ukayl, Yunus ve Zühri'nin kardeşinin oğlu (İbrahim), Zühri'den; (ayrıca) ibn Ebi'l-Vezir, Malik'ten, Malik de Zühri'den, Yunus'un ibn Şihab'tan rivayet ettiği gibi rivayet ettikleri Müsafi' el-Hacebide Zühri'ye muvafakat edip Urve'den, o da Aişe'den... demiştir. Hişam b. Urve ise, Urve'den, Urve, Zeyneb bint Ebi Seleme'den o da Ümmü Seleme'den, "Ümmü Süleym Resulüllah sallellahu aleyhi ve sellem'e geldi... (Hadisin metni) şeklinde rivayet etmiştir. Diğer tahric: Buhari, ğusl; Müslim, hayz; Nesai, tahare ibn Mace, tahare; Tirmizî, tahare; Ahmed b. Hanbel