İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Müslim · 4683

The Book of Jihad and Expeditions

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، - وَهُوَ أَبُو مَعْمَرٍ الْمِنْقَرِيُّ - حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - وَهُوَ ابْنُ صُهَيْبٍ - عَنْ أَنَسِ، بْنِ مَالِكٍ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمُ أُحُدٍ انْهَزَمَ نَاسٌ مِنَ النَّاسِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُجَوِّبٌ عَلَيْهِ بِحَجَفَةٍ - قَالَ - وَكَانَ أَبُو طَلْحَةَ رَجُلاً رَامِيًا شَدِيدَ النَّزْعِ وَكَسَرَ يَوْمَئِذٍ قَوْسَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا - قَالَ - فَكَانَ الرَّجُلُ يَمُرُّ مَعَهُ الْجَعْبَةُ مِنَ النَّبْلِ فَيَقُولُ انْثُرْهَا لأَبِي طَلْحَةَ ‏.‏ قَالَ وَيُشْرِفُ نَبِيُّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ إِلَى الْقَوْمِ فَيَقُولُ أَبُو طَلْحَةَ يَا نَبِيَّ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي لاَ تُشْرِفْ لاَ يُصِبْكَ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ الْقَوْمِ نَحْرِي دُونَ نَحْرِكَ قَالَ وَلَقَدْ رَأَيْتُ عَائِشَةَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ وَأُمَّ سُلَيْمٍ وَإِنَّهُمَا لَمُشَمِّرَتَانِ أَرَى خَدَمَ سُوقِهِمَا تَنْقُلاَنِ الْقِرَبَ عَلَى مُتُونِهِمَا ثُمَّ تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِهِمْ ثُمَّ تَرْجِعَانِ فَتَمْلآنِهَا ثُمَّ تَجِيئَانِ تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ وَلَقَدْ وَقَعَ السَّيْفُ مِنْ يَدَىْ أَبِي طَلْحَةَ إِمَّا مَرَّتَيْنِ وَإِمَّا ثَلاَثًا مِنَ النُّعَاسِ ‏.‏

Bize Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Amr rivayet etti —bu zât Ebû Ma'mer El-Minkârî'dir— (Dediki): Bize Abdülvâris rivayet etti, (Dediki): Bize Abdülazîz —ki ibni Suheyb'tir— Enes b. Mâlik'ten rivayet etti. Şöyle demiş: Uhud harbi kopunca insanlardan bazıları Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bozguna uğradılar. Ebû Talha ise Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in önünde onun üzerine deriden bir kalkan tutuyordu. Ebû Talha şiddetle ok atan atıcı bir adamdı. O gün iki veya üç yay kırdı. Beraberinde ok torbası bulunan bir adam geçerken hemen Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «O okları EbO Talha'ya saç!» buyururdu. Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) uzanıp düşmana bakıyor; Ebû Talha: — Yâ Nebiyyallah! Annem babam sana feda olsun, uzanıp bakma! Düşmanın oklarından sana bir ok isabet etmesin! Göğsüm onlara senin göğsünden daha yakın olsun! Diyordu. Yemin olsun ki, Âişe binti Ebî Bekir ile Ümmü Süleyrn'i paçalarını sıvamış halde gördüm. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. Su tulumlarını sırtlarında taşıyor; sonra gazilerin ağızlarına boşaltıyor; bilâhare dönüp tekrar dolduruyor; ve gelerek yine cemaatin ağızlarına boşaltıyorlardı. Vallahi uyuklamaktan Ebû Talha'nın elinden ya iki yahut üç defa kılıç düştü

Sahîh-i Müslim, 4683

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا كَانَ يَوْمَ أُحُدٍ انْهَزَمَ النَّاسُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو طَلْحَةَ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُجَوِّبٌ عَلَيْهِ بِحَجَفَةٍ لَهُ، وَكَانَ أَبُو طَلْحَةَ رَجُلاً رَامِيًا شَدِيدَ النَّزْعِ، كَسَرَ يَوْمَئِذٍ قَوْسَيْنِ أَوْ ثَلاَثًا، وَكَانَ الرَّجُلُ يَمُرُّ مَعَهُ بِجَعْبَةٍ مِنَ النَّبْلِ فَيَقُولُ انْثُرْهَا لأَبِي طَلْحَةَ‏.‏ قَالَ وَيُشْرِفُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ إِلَى الْقَوْمِ، فَيَقُولُ أَبُو طَلْحَةَ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي، لاَ تُشْرِفْ يُصِيبُكَ سَهْمٌ مِنْ سِهَامِ الْقَوْمِ، نَحْرِي دُونَ نَحْرِكَ‏.‏ وَلَقَدْ رَأَيْتُ عَائِشَةَ بِنْتَ أَبِي بَكْرٍ وَأُمَّ سُلَيْمٍ، وَإِنَّهُمَا لَمُشَمِّرَتَانِ أَرَى خَدَمَ سُوقِهِمَا تَنْقُزَانِ الْقِرَبَ عَلَى مُتُونِهِمَا، تُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ ثُمَّ تَرْجِعَانِ فَتَمْلآنِهَا، ثُمَّ تَجِيئَانِ فَتُفْرِغَانِهِ فِي أَفْوَاهِ الْقَوْمِ، وَلَقَدْ وَقَعَ السَّيْفُ مِنْ يَدَىْ أَبِي طَلْحَةَ إِمَّا مَرَّتَيْنِ وَإِمَّا ثَلاَثًا‏.‏

Enes r.a. dedi ki: "Uhud gününde insanlar Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafından dağıldılar. Ebu Talha ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde, kalkanı ile onu koruyordu. Ebu Talha oldukça hızlı bir şekilde ok atan bir kişi idi. O gün iki ya da üç yay kırdı. Bir adam beraberindeki ok torbası ile yanından geçiyor, Nebi ona: O ok torbasını Ebu Talha'nın önüne bir saç, diyordu. (Enes) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de uzanıp oradakileri gözetliyor idi. Ebu Talha ise: Babam anam sana feda olsun, öne uzanıp bakma, sana düşmanın attığı oklardan birisi isabet eder. Benim göğsüm sana siper olsun, diyordu. Ebu Bekir'in kızı Aişe ile Ümmü Süleym'in ise elbiselerini toplamış oldukları halde onların baldırlarındaki halhallarının göründüğünü ve omuzlarında kırbaları taşıyarak savaşçıların ağızlarına boşalttıklarını, sonra tekrar geri dönüp o kırbalarını doldurduklarını, sonra gelerek o kırbaların sularını savaşçıların ağızlarına boşalttıklarını gördüm. Andolsun Ebu Talha'nın elinden kılıç (uyuklamaktan dolayı) iki ya da üç defa düştü

Sahîh-i Buhârî, 4064
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ، سِيرِينَ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ ابْنٌ لأَبِي طَلْحَةَ يَشْتَكِي فَخَرَجَ أَبُو طَلْحَةَ فَقُبِضَ الصَّبِيُّ فَلَمَّا رَجَعَ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ مَا فَعَلَ ابْنِي قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ هُوَ أَسْكَنُ مِمَّا كَانَ ‏.‏ فَقَرَّبَتْ إِلَيْهِ الْعَشَاءَ فَتَعَشَّى ثُمَّ أَصَابَ مِنْهَا فَلَمَّا فَرَغَ قَالَتْ وَارُوا الصَّبِيَّ ‏.‏ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَبُو طَلْحَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَعْرَسْتُمُ اللَّيْلَةَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ نَعَمْ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمَا ‏"‏ ‏.‏ فَوَلَدَتْ غُلاَمًا فَقَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ احْمِلْهُ حَتَّى تَأْتِيَ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَبَعَثَتْ مَعَهُ بِتَمَرَاتٍ فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَمَعَهُ شَىْءٌ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا نَعَمْ تَمَرَاتٌ ‏.‏ فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضَغَهَا ثُمَّ أَخَذَهَا مِنْ فِيهِ فَجَعَلَهَا فِي فِي الصَّبِيِّ ثُمَّ حَنَّكَهُ وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ ‏.‏

Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Avn İbni Sîrîn'den, o da Enes b. Mâlik'den naklen haber verdi. Enes şöyle demiş: Ebu Talha'nın hasta bir oğlu vardı. Ebu Talha (bir haceti için) dışarı çıktı ve çocuk öldü. Ebu Talha döndüğü vakit: - Oğlum ne yapıyor? diye sordu. Ümmü Süleym: - O eskisinden daha sakindir, dedi. Ve oda akşam yemeğini yedi. Sonra Ümmü Süleym'e yakınlık etti. Bundan fariğ olunca Ümmü Süleym: — Çocuğu defnedin! dedi. Sabaha çıkınca Ebû Talha Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek (olanı) ona haber verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Bu gece gelin güveyi oldunuz mu?» diye sordu. — Evet! cevâbını verdi. «Allahım Bunlara bereket ver!» diye dua etti. Sonra Ümmü Süleym bir oğlan doğurdu. Ebû Talha bana : — Bunu yüklen de Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götür, dedi. Enes çocuğu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e götürmüş. Ümmü Süleym onunla birkaç kuru hurma göndermişmiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çocuğu almış ve : «Enes'in yanında bir şey var mı?» diye sormuş. — Evet! Birkaç hurma var, demişler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hurmaları alarak çiğnemiş. Sonra onları ağzından alarak çocuğun ağzına koymuş. Sonra tahnik yapmış ve çocuğa Abdullah ismini vermiş

Sahîh-i Müslim, 5613
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي أُسَامَةُ، أَنَّحَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ جِئْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا فَوَجَدْتُهُ جَالِسًا مَعَ أَصْحَابِهِ يُحَدِّثُهُمْ وَقَدْ عَصَّبَ بَطْنَهُ بِعِصَابَةٍ - قَالَ أُسَامَةُ وَأَنَا أَشُكُّ - عَلَى حَجَرٍ فَقُلْتُ لِبَعْضِ أَصْحَابِهِ لِمَ عَصَّبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَطْنَهُ فَقَالُوا مِنَ الْجُوعِ ‏.‏ فَذَهَبْتُ إِلَى أَبِي طَلْحَةَ وَهُوَ زَوْجُ أُمِّ سُلَيْمٍ بِنْتِ مِلْحَانَ فَقُلْتُ يَا أَبَتَاهُ قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَصَّبَ بَطْنَهُ بِعِصَابَةٍ فَسَأَلْتُ بَعْضَ أَصْحَابِهِ فَقَالُوا مِنَ الْجُوعِ ‏.‏ فَدَخَلَ أَبُو طَلْحَةَ عَلَى أُمِّي فَقَالَ هَلْ مِنْ شَىْءٍ فَقَالَتْ نَعَمْ عِنْدِي كِسَرٌ مِنْ خُبْزٍ وَتَمَرَاتٌ فَإِنْ جَاءَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحْدَهُ أَشْبَعْنَاهُ وَإِنْ جَاءَ آخَرُ مَعَهُ قَلَّ عَنْهُمْ ‏.‏ ثُمَّ ذَكَرَ سَائِرَ الْحَدِيثِ بِقِصَّتِهِ ‏.‏

{m-6} Bana Harmele b. Yahya Et-Türîbî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usame haber verdi. Ona da Ya'kub b. Abdillah b. Ebî TalhateI-Ensârî rivayet etmiş. O da Enes b. Mâlik'i şunu söylerken işitmiş : Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldim. Onu ashabiyle birlikte oturmuş. Onlarla konuşurken buldum. Karnına taş üzerine bir sargı sarmıştı. —Usâme: Ben de şüphe ediyorum, demiş.— Ashabından bâzılarına : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) karnını niçin sardı? Diye sordum. — Açlıktan, dediler. Bunun üzerine Ebû Talha'ya gittim. Bu zat Ümmü Süleym binti Milhan'ın kocasıdır. (Dedimki): — Babacığım! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'\ karnına bir sargı sarmış gördüm de ashabından bazılarına sordum. Açlıktan! dediler. Ebû Talha hemen annemin yanına girerek: — Bir şey var mı? dedi. O da : — Evet! Ben de bir parça ekmekle birkaç kuru hurma var. Eğer bize Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnız başına gelirse onu doyururuz. Onunla beraher başka biri gelirse, onlara az gelir, dedi. Sonra râvi hadîsin geri kalan yerlerini kıssasıyle nakletmiştir

Sahîh-i Müslim, 5323
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُحَمَّدٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ يَحْيَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ‏.‏ بِهَذِهِ الْقِصَّةِ فِي طَعَامِ أَبِي طَلْحَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ فِيهِ فَقَامَ أَبُو طَلْحَةَ عَلَى الْبَابِ حَتَّى أَتَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّمَا كَانَ شَىْءٌ يَسِيرٌ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ هَلُمَّهُ فَإِنَّ اللَّهَ سَيَجْعَلُ فِيهِ الْبَرَكَةَ ‏"‏ ‏.‏

{m-3} Bize Abd b. Humeyd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Mesleme rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülaziz b. Muhammed, Amr b. Yahya'dan, o da babasından, o da Enes b. Mâlik'den bu kıssa ile Ebû Talha'nın yemeği hakkında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayette bulundu. O bu hadîste şunu da söyledi: «Bunun üzerine Ebû Talha kapıya durdu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelince ona: __ Yâ Resûlallah! (Hazırlığımız) ancak az bir şeydi, dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Getir onu! Çünkü Allah onda bereket halkedecektir!»

Sahîh-i Müslim, 5320
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ ابْنٌ لأَبِي طَلْحَةَ يَشْتَكِي، فَخَرَجَ أَبُو طَلْحَةَ، فَقُبِضَ الصَّبِيُّ فَلَمَّا رَجَعَ أَبُو طَلْحَةَ قَالَ مَا فَعَلَ ابْنِي قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ هُوَ أَسْكَنُ مَا كَانَ‏.‏ فَقَرَّبَتْ إِلَيْهِ الْعَشَاءَ فَتَعَشَّى، ثُمَّ أَصَابَ مِنْهَا، فَلَمَّا فَرَغَ قَالَتْ وَارِ الصَّبِيَّ‏.‏ فَلَمَّا أَصْبَحَ أَبُو طَلْحَةَ أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَهُ فَقَالَ ‏"‏ أَعْرَسْتُمُ اللَّيْلَةَ ‏"‏‏.‏ قَالَ نَعَمْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ بَارِكْ لَهُمَا ‏"‏‏.‏ فَوَلَدَتْ غُلاَمًا قَالَ لِي أَبُو طَلْحَةَ احْفَظْهُ حَتَّى تَأْتِيَ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَأَتَى بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَأَرْسَلَتْ مَعَهُ بِتَمَرَاتٍ، فَأَخَذَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَمَعَهُ شَىْءٌ ‏"‏‏.‏ قَالُوا نَعَمْ تَمَرَاتٌ‏.‏ فَأَخَذَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَمَضَغَهَا، ثُمَّ أَخَذَ مِنْ فِيهِ فَجَعَلَهَا فِي فِي الصَّبِيِّ، وَحَنَّكَهُ بِهِ، وَسَمَّاهُ عَبْدَ اللَّهِ‏.‏

Enes b. Malik radıyallahu anh'dan, dedi ki: "Ebu Talha'nın bir oğlu hastalanmıştı. Ebu Talha Çıkıp gittikten sonra çocuk vefat etti. Ebu Talha geri döndüğünde: Oğlun ne yaptı, diye sordu. Ümmü Suleym: Öncekinden daha bir sakinleşti, dedi. Sonra Ebu Talha'nın önüne yemeğini koydu, o da akşam yemeğini yedi. Sonra hanımı ile dma' etti. Ebu Talha işini bitirince Ümmü Suleym: çocuğu defnet, dedi. Sabah olunca Ebu Talha Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti ve ona olanı anlattı. Allah Rasulü: Siz bu gece cima"ettiniz mi, diye sordu. Ebu Talha: Evet deyince, Allah Rasulü: Allah'ım, gecekrini bu ikisi için mübarek kıl, diye dua etti. Ümmü Suleym bir erkek çocuk doğurdu. Ebu Talha bana: Bu çocuğu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına bu haliyle götürünceye kadar muhafaza et, dedi. Enes de çocuğu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ümmü Suleym onunla beraber birkaç hurma da gönderdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğu alınca, beraberinde bir şeyler var mı diye sordu. Evet, birkaç hurma var, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O hurmaları alıp çiğnedikten sonra ağzından bir miktar alıp onu çocuğun ağzına koydu ve bununla onu tahnik etti (bunları damağına çaldı) ve ona Abdullah adını verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "çocuğu için akika kesmeyecek olan kimsenin doğduğu sabah çocuğuna isim vermesL" el-Rrebd'nin rivayetine göre çocuğuna akika kesmek istemeyen bir kimse ona isim vermeyi yedinci güne kadar geciktirmez. Nitekim İbrahim b. Ebi Musa, Abdullah b. Ebi Talha ve aynı şekilde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oğlu İbrahim ile Abdullah b. ez-Zubeyr'in doğumu da böyle olmuştur. Bunlardan herhangi birisi hakkında akika kesildiğine dair herhangi bir nakil gelmemiştir. Kendisi için akika kesilmek istenen çocuğa isim vermek, ileride diğer hadislerde geleceği üzere yedinci güne kadar geciktirilir. İşte bu, Buhari'den başkasının gerçekleştirdiğini görmediğim son derece incelikli bir teliftir. "Ve" doğduğu günün sabahında "çocuğa tahnik yapilması." Tahmk, bir şeyin çiğnenip küçük çocuğun ağzına konulması ve bunun damağına çalınarak ovaIanması demektir. Tahnik esnasında bu şeyin karnına gitmesi için ağzını açması gerekir. En iyisi bunu hurma ile yapmaktır. Eğer kuru hurma mümkün olmazsa olgun taze hurma ile yapılabilir. O da olmazsa tatlı bir şey ile yapılır. Arı balı başkasından daha iyidir. Başlıktaki "kendisi için akika kesilmeyecek olan" ibaresinden akikanın vacip olmadığına işaret edildiği anlaşılabilir. Şafii der ki: Akika hususunda iki kişi aşırıya gitmiştir. Bunlardan birisi akika bid'attir diyenler, diğeri ise vaciptir diyenlerdir. Vacip diyen kimse ile el-leys b. Sa'd'a işaret edilmektedir. Bunun bid'at olduğunu söylediği nakledilen kişi ise Eba. Hanife'dir. İbnu'l-Münzir der ki: Rey ashabı akikanın sünnet olduğunu kabul etmeyerek bu hususta sabit olmuş eserlere (rivayetlere) muhalefet etmişlerdir. "Onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Ona İbrahim adını verdi ve onu tahnik etti." Bu ifadelerde onun, çocuğunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna getirmekte elini çabuk tuttuğu ve onun tahnikedilmesinin isim verildikten sonra gerçekleştiğini hissettiren ifadeler vardır. O halde buradan, yedinci günü beklemeksizin çocuğa erken isim verilmesi yoluna gidilebileceği anlaşılmaktadır. Beyhaki der ki: çocuğa doğduktan hemen sonra isim vermeye dair hadisler, onun yedinci gününde isminin verileceğini belirten hadislerden daha sahihtir. Derim ki: Bu hususta zikredilenlerden başka rivayetler de varid olmuştur. elBezzar'da ve İbn Hibban ile Hakim'in Sahih'lerinde sahih bir sened ile Aişe'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem doğumlarının yedinci günlerinde el-Hasen ve el-Hüseyn'in akIka kurbanlarını kesti ve onlara isim verdi." Tirmizi de, Amr b. Şuayb yoluyla onun babasından, ve dedesinden rivayet ettiğine göre (dedesi Abdullah b. Amr İbnu'ı-k şöyle demiştir): "Resulullah s.a.v. bana doğan çocuğuma yedinci gün isim vermemi emir buyurdu." Başlıktaki üçüncü hadis, Esma radıyallahu anha'nın Abdullah b. ez-Zubeyr'in do- . ğurriu ile ilgili hadisidir. Bu hadise dair yeterli açıklamalar daha önceden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye hicreti başlığında (3909.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. "Hamileliğimin son günlerinde iken", yani hamilelik sürem tamamlanmak üzere iken ... "Mübarek olması için dua etti." Ona mübarek kılınması için dua etti. "Cima' ettiniz mi?" tabirinde geçen "arese'r-reculu" aslında erkeğin hanımı ile zifafa girmesi için kullanılır. Aynı şekilde cima' anlamında da kullanılır

Sahîh-i Buhârî, 5470
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ نَافِعٍ قَالَ ابْنُ نَافِعٍ أَخْبَرَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا بِشْرٍ، يُحَدِّثُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ، - رضى الله عنهما - يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُحْرِمٌ فَوَقَعَ مِنْ نَاقَتِهِ فَأَقْعَصَتْهُ فَأَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يُغْسَلَ بِمَاءٍ وَسِدْرٍ وَأَنْ يُكَفَّنَ فِي ثَوْبَيْنِ وَلاَ يُمَسَّ طِيبًا خَارِجٌ رَأْسُهُ ‏.‏ قَالَ شُعْبَةُ ثُمَّ حَدَّثَنِي بِهِ بَعْدَ ذَلِكَ خَارِجٌ رَأْسُهُ وَوَجْهُهُ فَإِنَّهُ يُبْعَثُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مُلَبِّدًا ‏.‏

Bize Muhammed b. Beşşâr ile Ebû Bekir b. Nâfî* rivayet ettiler. İbni Nâfi' (Dediki): Bize Gunder haber verdi. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Ben, Ebû Bİşr'ı, Saîd b, Cübeyr'den rivayet ederken dinledim. O da İbni Abbâs (Radiyallahû anhüma)'yi şunu rivayet ederken dinlemiş: «Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'İn yanına ihramlı olarak geldi de, devesinden düştü. Hayvan, onu derhâl öldürdü. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu zâtın su ve sidirle yıkanmasını, iki elbise içine kefenlenmesini, koku sürüImemesini, başının, kefen dışında bırakılmasını emir buyurdu.» Şu'be demişki: «Bir müddet sonra Ebû Bişr bu hadîsi bana: — (Boşı ve yüzü meydanda kalsın! Çünkü o kıyamet gününde saçları keceleşmiş olarak diriltilecektir.) şeklinde rivayet etti.»

Sahîh-i Müslim, 2899

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.