İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Müslim · 503

The Book of Faith

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَيُونُسُ بْنُ بُكَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا نَزَلَتْ ‏{‏ وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ‏}‏ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الصَّفَا فَقَالَ ‏"‏ يَا فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ يَا صَفِيَّةُ بِنْتَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ لاَ أَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا سَلُونِي مِنْ مَالِي مَا شِئْتُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivayet etti. (Dediki): Bize Veki' ile Yunus b. Bukeyr rivayet ettiler Dedilerki: Bize Hişâm b. Urve babasından, o da Aişe'den naklen rivayet etti. Aişe dedi ki: ''Aşiretini, en yakın akrabanı uyar." (Şuara, 214) buyruğu nazil olunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safa tepesi üzerinde ayakta şöyle buyurdu: "Ey Muhammed'in kızı Fatıma, Ey Abdulmuttalib'in kızı Safiye, Ey Abdulmuttalib oğulları Allah'a karşı benim size hiçbir faydam olmaz. Malımdan istediğinizi benden isteyebilirsiniz. " Yalnız Müs\im rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 17338 NEVEVİ İZAHI 206.sayfada. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadis-i Buhari «Kitabül Vasâyâ» ile «Kitabü't-Tefsir» de Nesaî «Kitabül Vasâyâ» da tahriç etmişlerdir. Hadîs Sahabenin mürsellerinden sayılmıştır. Çünkii Ebu Hureyre Medine'de müslüman olmuş, bu kıssa ise Mekke'de geçmiştir. Bazıları kıssanın iki defa vakî olduğunu söylerler. Buna delâlet eden rivayetlerde vardır. Hadisin muhtelif rivayetlerinden anlaşılan ma'na şudur: «Benim hısımlığıma güvenmeyin; Çünkü ben Allah'ın dilediği azabı sizden def etmeğe kadir değilim.» «Şu kadar var ki sizin bir hısımlığınız var; ben bunu hısımlık suyu ile sulayacağım» cümlesinden murad sila-i rahmimi yani akrabalık hakkımı edâ edeceğim demektir. Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) akraba hakkına rivayet etmemeyi hararete benzeterek onu söndürmek suretiyle hafifleteceğini ifade buyurmuştur. Tahâvî diyor ki: «Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Allah Teâlâ yakın hısımlarını inzar etmesini emir buyurunca Kureyş aşiretlerini davet etti. Bunların içinde nesebi Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile babasında birleşenler olduğu gibi üçüncü babada, dördüncü babada, beşinci babada, yedinci babada hatta bunlardan daha uzak babalarda birleşen akrbası da vardı. Ancak hepsi Kureyş kabilesine mensup olmakla bu kabile onları bir araya topluyordu. Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Se!lem)'in hadisde görülen hısımlarına birer birer kabile ve şahıs isimleriyle hitap etmesi en yakın akrabası olduklarındandır. Hadis şerif akrabaya vasiyyet hususunda mezhep imamlarının delillerindendir. Resulullâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'İn umumî hitabından murad: «Ey Kureyş sözü», hususi hitabından murad da kabile ve şahısların birer birer isimlerini zikir ederek kendilerini çağırmasıdır. Nefislerini Cehennemden kurtarmaktan maksad; imanı olmayanların iman etmesi, imanı olanlarında onu kuvvetlendirmesidir

Sahîh-i Müslim, 503

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ نَافِعٍ، ح وَحَدَّثَنِي عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا الْمُقَدَّمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، ح وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، حَدَّثَنِي أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ، ح قَالَ وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَقُتَيْبَةُ، وَابْنُ، حُجْرٍ قَالُوا حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنُونَ ابْنَ جَعْفَرٍ - أَخْبَرَنِي مُحَمَّدٌ، وَهُوَ ابْنُ عَمْرٍو ح قَالَ وَحَدَّثَنِي هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدَةُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، كُلُّ هَؤُلاَءِ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَلِيٍّ، - إِلاَّ الضَّحَّاكَ وَابْنَ عَجْلاَنَ فَإِنَّهُمَا زَادَا عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيٍّ، - عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كُلُّهُمْ قَالُوا نَهَانِي عَنْ قِرَاءَةِ الْقُرْآنِ وَأَنَا رَاكِعٌ وَلَمْ يَذْكُرُوا فِي رِوَايَتِهِمُ النَّهْىَ عَنْهَا فِي السُّجُودِ كَمَا ذَكَرَ الزُّهْرِيُّ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَالْوَلِيدُ بْنُ كَثِيرٍ وَدَاوُدُ بْنُ قَيْسٍ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Nafi'den dinlediğim şu hadîsi okudum. H. Bana İsa b. Hammâd EI-Mısrî de rivayet etti. (Dediki): Bize Leys, Yezîd b. Ebî Habîb'den naklen haber verdi. H. Bana da Harun b. Abdillâh rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Füdeyk rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman rivayet etti. H. Bize de EI-Mukaddemî rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni El-Kattân), İbni Aclân'dan naklen rivayet etti. H. Bana Harun b. Saîd El-Eylî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Usametü'bnü Zeyd rivayet etti. H. Bize Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve İbni Hücr de rivayet ettiler. (Bunlar) İbni Câ'fer'i kastederek: Bize İsmail rivayet etti, dediler, (ismâil demişki): Bana Muhammed -ki îbni Amr'dır- haber verdi. H. Bana da Hennâd b. Seriy rivayet etti. (Dediki): Bize Abde, Muhammed b. İshâk'dan rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da babasından, o da Alî'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet etmişlerdir. Ancak Dahhâk ile İbni Aclân, Alî'den İbni Abbâs'ın da rivayet ettiğini ziyâde eylemişler ve hepsi: «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) rükuda bulunduğu halde Kur'ân okumaktan beni nehyetti.» demişler. Fakat rivayetlerinde Zührî, Zeyd b. Eşlem, Velîd b. Kesîr ve Dâvud b. Kays'ın dedikleri gibi: «Secde hâlinde kıraatten nehyettiğini söylememişlerdir.»

Sahîh-i Müslim, 1080
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ حَدَّثَتْهَا قَالَتْ، بَيْنَمَا أَنَا مُضْطَجِعَةٌ، مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمِيلَةِ إِذْ حِضْتُ فَانْسَلَلْتُ فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حَيْضَتِي فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنُفِسْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَدَعَانِي فَاضْطَجَعْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ ‏.‏ قَالَتْ وَكَانَتْ هِيَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلاَنِ فِي الإِنَاءِ الْوَاحِدِ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz b. Hîşam rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesîrden rivayet etti. (Demiş ki) : Bize Selemetü'bnü Abdirrahman rivayet etti. Onada Zeynep binti Ümmü seleme rivayet etmiş. onada Ümmü Seleme rivayet etmiş. Demişki: Ben kadife bir örtü altında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatıyorken ay hali oluverdim. Derhal sıvışıp ay hali olduğum zaman giyindiğim elbiselerimi aldım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: ''Ay hali mi oldun?" dedi. Ben, evet dedim. O beni çağırdı ve kadife örtünün altında onunla birlikte yattım. Ümmü Seleme (r.anha) dedi ki: Kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte cünüplükten aynı kapta yıkanırlardı. Diğer tahric: Buhari, 298, 322 -uzunca-, 323,1929 -uzunca-; Nesai, 282, 369 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Hayz'ın bir iki yerinde ve «Kitab't-Tahare»de; Nesaî dahi «Kitabu't-Tahare»de muhtelif ravilerden tahriç etmişlerdir. Gerçi Ebu Davud Hz. Aişe'den buna muarız bir hadis rivayet etmişdir. O Hadiste Hz, Aişe: «Ben hayzımı gördüğüm zaman yataktan hasırın üzerine inerdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana yaklaşmazdı; ben de temizleninceye kadar ona yaklaşmazdım. demişsede de Aliyyu-l' Kaarî: İhtimal bu hadis mensuhdur; diyor. İbni Kesir ise onun tenezzüh ve ihtiyata hamledildiğini söylüyor. İbni Abbas (R.A.) Hayz zamanında karısından uzaklaşırmış. Halası Meymune (R.A.) bunu duyunca; ona haber göndererek: «Sen Resulullah'ın sünnetinden yüz mü çeviriyorsun! Vallahi o hayızlı kadınlarından biri ile yatar aralarında dizleri geçecek kadar bir Örtüden başka bir şey bulunmazdı.» demiş Hamile yahut hamil: Saçaklı kadife demektir. Hadîsin bazı rivayet lerinde kelimenin yerine «hamîsa» zikredilmiştir. Hamîsa dört köşeli ve iki çizgili çarşaftır. Bazıları siyah ve kırmızı çizgili bir kumaş olduğunu söylerler. Nifas: Çocuk doğurduktan sonra gelen kandır. Azı için hudud yoksada son haddi kırk gündür. Ondan sonra kan gelse bile hastalıktan dolayı olduğu için kadının namaz oruç gibi ibadetlerine manî değildir. Ekseri ulema ve fukahanm kavilleri budur. Hasan-ı Basrî'den nifaslı kadının elli gün namaz kılamayacağı rivayet olunmuştur. Ata' ise bu müddeti altmış güne çıkarmıştır. NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta Meymune (r.anha)'nın: "Ben ay hali olduğum halde ... " hadisi ile Ümmü Seleme (r.anha)'nın: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte kadife bir örtünün altında yatarken ... " hadisleri yer almaktadır. Dilcilerin belirttiğine göre "ham1le" ve "ham1l" kadife demektir. Neden olursa olsun havı bulunan her bir elbiseye hamıle denilir. Siyah elbiselere ham1le denildiği de söylenmiştir. (Um Seleme'nin): "İnseleltu" ifadesi gizlice çekip gittim, sıvıştım demektir. Onun bu şekilde uzaklaşması muhtemelen Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kanın bulaşmasından korkması idi yahut (3/206) kendisi tiksindiği için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber yatmayı uygun görmediği yahut kendisi kendisinden yararlanması imkan bulunmayan bu halde kendisinden faydalanmayı isteyeceğinden korktuğu için olmuştur. "Ay hali olduğunda giydiğim elbiselerimi aldım" yani ay hali zamanı için hazırlanmış elbiselerimi aldım. Ay halini anlatmak için "nefise" fiili kullanılır, loğusalık halini anlatmak için ise "nüfise" diye kullanılır. Herevı'nin naklettiğine göre ise loğusalık halinde nufise ve nefise şekilleri, ay hali hakkında ise sadece nefise şekli kullanılır demiştir. Kadı İyaz der ki: Bizim burada Müslim'deki rivayetimiz nun harfi dammeli (nufise) şeklidir. Hadis ehlinin rivayeti de budur ve bu sahihtir. Ebu Hatim de el-Esmal'den ay hali ve doğum (loğusalık) hakkında her iki şekli de nakletmiş olup, bunu daha başkaları da zikretmiş bulunmaktadır. Bütün bu şekillerin ifade ettikleri asıl anlam ise kan ın çıkmasıdır. Kana da "nefs" adı verilir. Allah en iyi bilendir. Babtaki Hadislerden Çıkartılan Hükümler 1- Ay hali olan kadın ile birlikte uyumak, onunla aynı yorgan altında yatmak -göbek ile diz kapağı arasında tenlerin birbirlerine değmesini önleyecek yahut yalnız ferci haram kabul edenlere göre- ise ferce değmeyi önleyecek bir engelin bulunması hu.linde caizdir. 2- İlim adamları der ki: Ay hali olan kadınla aynı yatakta yatmak, öpmek, göbekten yuka'ısı ve diz kapağının altındaki yerlerinden yararlanmak mekruh olmadığı gib 3- Elini sıvı herh,mgi bir şeye daldırması 4- Kocasının başinı ya da mahremlerinden olan birisinin başını yıkaması ve taraması da mekruh değildir. 5- Ay hali olan kadının yemek pişirmesi, hamur yoğurması ve daha baş- ka işleri yapması mekruh değildir. 6- Arttırdığı su ve yemek ve teri temizdir. Bütün bu hususlar üzerinde ittifak vardır. İmam Ebu Cafer Muhammed b. Cerir, Mezahibu'l-Ulema adlı eserinde Müslümanların bütür. bu hususlarda icma ettiklerini nakletmektedir. Bunların sünnetten delilleri ise açık ve meşhurdur. (3/207) Yüce Allah'ın: '1\y halinde iken kadınlardan ayrı durun, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. " (Bakara, 2/222) buyruğuna gelince: Bundan maksat onlarla cinsel ilişkiden uzak durun ve onlarla cinsel ilişkiye yakınlaştıncı halleriniz olmasın, demektir. Allah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim, 683
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي فُدَيْكٍ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حُنَيْنٍ، عَنْ أَبِي مُرَّةَ، مَوْلَى أُمِّ هَانِئٍ عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ أَوْصَانِي حَبِيبِي صلى الله عليه وسلم بِثَلاَثٍ لَنْ أَدَعَهُنَّ مَا عِشْتُ بِصِيَامِ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ مِنْ كُلِّ شَهْرٍ وَصَلاَةِ الضُّحَى وَبِأَنْ لاَ أَنَامَ حَتَّى أُوتِرَ ‏.‏

Bana, Hârûn b. Abdîllâh ile Muhamnıed b. Râfî'de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, İbni Ebi Füdeyk, Dahhâk b. Osman'dan, o da İbrahim b. Abdillâh b. Huneyn'den, o da Ümmü Hânî'nin âzâdlısı Ebû Mürra'dan, o da Ebû'd-Derdâ'dan nalken rivayet etti. Ebû'd-Derdâ şöyle demiş : «Habîbim (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bana üç şey vasiyyet etti. Ben, bunları yaşadığım müddetçe asla terk edemem! Her aydan üç gün oruç tutmayı, kuşluk namazını ve bir de vitr namazını kılmadan uyumamamı. (vasiyet buyurdular.) » İzah Ebû Hureyre hadîsini Buhâri «Kitâbü't-Teheccüd» ile «Kitâbü's-Sevm» de; Nesâî dahî «Namaz» bahsinde muhtelif râvîIerden tahric etmişlerdir. Halil: Yakın dost; demekdir. Vakıa Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz: «Ben, halîl edinecek olsam, Ebû Bekr'i kendime halîl yapardım.» buyurmuşdur. Fakat Hz. Ebû Hureyre'nin sözü, bu hadise muhalif değildir. Çünkü mümteni olan şey, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, ashabından birini halil; ittihâz etmesidir. Ashâbın, onu halil ittihâz etmesi, mümteni' değildir. Ebû'd-Derdâ' hadîsinde, halîl yerine habîb kelimesi kullanılmışdır. Bâzıları, bu iki kelime arasında fark bulmuş; diğer bâzıları aralarında fark olmadığını söylemişlerdir. Hz. Ebû'd-Derdâ' hadîsinin tamâmiyle benzeri bir hadîsi Ebû Zerr (Radiyallahu anh) da rivayet etmişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu hadîslerde zikredilen üç şeyi vasiyyet etmesindeki hikmet şudur: Her ay üç gün oruç tutmak, nefsi oruca alıştırır. Kuşluk namazını kılmak da namaza alıştırır. Uyumadan vitir namazını kılmak ise vitr namazına bu şekilde devam etmek lâzım geldiğine işarettir. Bu hadîsde vitir namazının vâcib olduğuna, vaktinin uyku ve gaflet zamanı olduğuna dahî işaret vardjr. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, bu vasiyyeti Ebû Hureyre, Ebû'd-Derdâ, ve Ebû Zerr (Radiyallahû anhûma) hazerâtına tahsis buyurarak başkalarına yapmaması, bunlar fakîr oldukları içindir. Oruç ile namaz, bedenî ibâdetlerin en şereflilerindendir. Anlaşılıyor ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara hâllerine en lâyık olan şeyi vasiyet etmişdir

Sahîh-i Müslim, 1675
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، جَمِيعًا عَنْ عَبْدَةَ، - قَالَ إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ بْنُ سُلَيْمَانَ، - عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ نَهَاهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنِ الْوِصَالِ رَحْمَةً لَهُمْ ‏.‏ فَقَالُوا إِنَّكَ تُوَاصِلُ ‏.‏ قَالَ ‏ "‏ إِنِّي لَسْتُ كَهَيْئَتِكُمْ إِنِّي يُطْعِمُنِي رَبِّي وَيَسْقِينِي ‏"‏ ‏.‏

Bize İshâk b. İbrahim ile Osman b. Ebî Şeybe hep birden Abde'den rivayet ettiler, İshâk (Dediki) Bize Abdetü'bnü Süleyman, Hişam b. Urve'den, o da babasından, o da Âişe (Radiyallahu anha)'dan naklen haber verdi. Âişe şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ümmetine acıdığı için kendilerini visal orucundan nehiy buyurdu. Ashâb : — «Ama sen de visal yapıyorsun.» dediler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — «Ben, sizin gibi değilim. Çünkü beni Rabbim doyurur sular.» buyurdu. İzah Enes hadîsini Buhâri «Kitâbu't-Temenni» de ve biraz lafız farkıyla «Kitâbu's-Savm» da, Âişe hadîsini «Kitâbu's-Savm» da tahrîc ettiği gibi Âişe hadîsini Nesâi dahi «Kitâbu's-savm» da rivayet etmiştir. İbnü'l-Arabî diyorki: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabına visal orucu tutmak için müsaade buyurması, onlara bir cezadır. Ceza tarikiyle verilen müsaade ise şeriattan değildir.» Teammuk: Teklif edilmeyen bir şeyi yapmağa çalışmak, bir şey'in derinliğine dalmaktır. Bu rivayetler dahi mânâ ve hüküm itibârı ile yukarkiler gibidir. Enes (R.A.) hadisinde: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ramazanın başında visâl orucu tuttu.» denilmiştir. Müslim'in ekser-i nüshalarında rivayet bu şekildedir. Kaadî İyâz dahi ekser-i nüshalardan bu hadisi aynı şekilde nakletmiş fakat bunun râvi tarafından bir vehim olduğunu söylemiştir. Doğrusu Ramazan ayının sonunda visal yapmış olmasıdır Müslim'in bâzı râvileri onu bu şekilde de rivayet etmişlerdir. Nitekim bundan önceki rivayetlerle sair hadîslerde de hal böyledir. «Zaile» fiili: bir şey'i gündüz yapmak mânâsında kullanılır. Bunun zıddı «Bate» yani «gece yaptı» fiilidir. Fiil bu mânâya alındığı takdirde hadîs-i şerif: «Rabbim bana gündüzün yemiş içmiş gibi kudret ve tâkat verir.» mânâsına te'vil olunur ki Nevevî: «Sahih olan mezheb de budur.» diyor. Ancak bu keilmeden «olmak» mânası da kastedilmiş olabilir. Bu takdirde mâna «Ben Rabbimin beni doyurup suladığı halde olurum:» demektir

Sahîh-i Müslim, 2572
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - حَدَّثَنِي رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَبَرَّزُ لِحَاجَتِهِ فَآتِيهِ بِالْمَاءِ فَيَتَغَسَّلُ بِهِ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. Lafız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize İsmail yani İbni Uleyye rivayet et­ti. (Dediki): Bana Ravh b. Kaasim, Ata' b. Ebi Meymune'den, o da Enes b. Malik'ten Naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) defi hacet için sahraya çıkar Bende kendisine su getirirdim. O bununla taheretlenirdi. NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Vudu» da Ebu Davud ile Nesai de «Kitabu't-Tahare» da tahrîc etmişlerdir. Yukarıdaki üç rivayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini göstermektedirler. Bazıları su ile istincanın mekruh olduğuna kail olmuşlardır. Bunlar İbni Ebi Şeybe'nin Sahih suretle Huzeyfetü'bnü Yeman (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadisle istidlal etmişlerdir. Mezkur hadiste Hz. Huzeyfe'ye su ile istincanın hükmü sorulduğu onunda: Suyla istinca edersem elimden koku gitmez dediği bildirilir. Nafi'in İbni Ömer (R.A.)'dan rivayetine göre Hz. İbni Ömer'de su ile taharetlenmezmiş. İbnü'z-Zübeyr (R.A.)'ında su ile istinca hakkında: «Biz bunu yapmazdık» dediği naklolunur. İbni Tin'in rivayetine göre İmam Malik (R.A.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği rivayetini kabul etmezmiş. Malikiyye ulemasından İbni Habib dahi suyla istincayı men edermiş. Bazıları buradaki rivayetlerde zikri geçen: O su ile istinca ederdi» sözünün Enes b. Malik hazretlerine ait olmadığını bunu ravîlerden Ebu'l Velîd söylediğini binaenaleyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o su ile istinca ettiği hadisten açık olarak anlaşılmadığını iddia etmiş ve: «İhtimal ki o suyla abdest almış veya ellerini yıkamıştır.» demişlersede bu söz doğru değildir. Çünkü Buhari'nin İbni Beşşar tarikiyle rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği teşrih olunmuştur. Nitekim Müslimın Züheyr b. Harp'tan rivayet et­tiği 271 numaralı hadis'in 2.rivayetinde Enes hadisinde de Enes (R.A.)'ın: «Ben de kendisine su getirirdim. O bununla taharetlenirdi» diyerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiğini bildirmiştir. Bu ve daha bir çok rivayetlerden anlaşılıyorki su ile istincayı rivayet eden ravilerden bir hangisi değil bizzat Enes 'dir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini ve su ile istincayı emir buyurduğunu bildiren hadisler çoktur. Bunlardan bir kısmını Buhari, Müslim, Tirmîzî, İbni Hibban, Ebu Avane, İbni Mace, İbni Habib ve diğer ulema rivayet etmişlerdir. NEVEVİ ŞERHİ: (618) "Bir bahçeye girdi. .. Yanımıza geldi." Diğer (619) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) helaya girerdi. .. " Diğer (620) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacı için helaya giderdi. .. " (3/162) (617 numaralı hadiste geçen) midae, ibrik, testi ve benzeri şeyler demektir. Hait (bahçe) bostan demektir. "Aneze: harbe"nin ise ucunda bükülü bir demir parçası bulunan uzunca bir asa olduğu söylendiği gibi, kısa mızrak olduğu da söylenir. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu beraberinde taşımasının sebebi, abdest aldıktan sonra namaz kılması halinde geçenlerle kendisi arasında bir engel (sütre) olması için onu önünde dikmeye gerek duymasıdır. (620) "Teberruz" el-Beraz denilen yere gitmek demektir ki, bu da geniş ve düzlük yer anlamındadır. Buraya ihtiyacını karşılamak, başkasından kendisini saklamak ve görenlerin gözlerinden uzaklaşmak için giderdi. "O su ile yıkanırdı." Yani onunla istinca yapar ve istinca yaptığı yeri o su ile yıkardı. Allah en iyi bilendir. Hadislerden Çıkan Hükümler 1 - İhtiyacını görmek için insanlardan uzaklaşmak ve görenlere karşı kendisini saklamak müstehaptır. 2- Fazilet sahibi bir kimse ihtiyacını görmeleri için bazı arkadaşlarını ça!ıştırabilir. 3- Salihlere ve fazilet sahiplerine hizmet edilebilir ve bunun bereketinden yararlanmak ümit olunabilir. 4- Su ile istinca yapmak caizdir, yalnızca taşla yetinmeye tercih edilir ve ona göre müstehaptır. İnsanlar bu mesele hakkında ihtilaf etmiş olmakla birlikte selef ve halefin büyük çoğunluklarının kabul ettiği çeşitli bölgelerin imamları arasından fetvaya ehil kimselerin üzerinde icma ettikleri husus ise en faziletli şeklin, su ve taşı birlikte kullanması ve necasetin azalıp, eline değmesinin de daha az olması için önce taşı kullanması sonra da suyu kullanmasının daha faziletli olduğudur. Şayet yalnız ikisinden birisini kullanmak isterse diğerini ister bulsun, ister bulmasın ikisinden dilediği birisini yalnız başına kullanabilir. Bu durumda su bulunmakla birlikte yalnızca taşı kullanmak caizdir, aksi de caizdir. Eğer yalnız ikisinden birisini kullanacaksa su taştan daha faziletlidir. Çünkü su pisliğin çıktığı yeri gerçek anlamda temizler, taş ise bu şekilde temizleyemez, sadece necaseti hafifletir ve affedilir miktardaki necaset ile birlikte namaz kılmayı mübah kılar. Seleften bazıları ise daha faziletli olanın taş olduğu kanaatindedir. Hatta bazılarının ifadeleri suyun tek başına yetmediği izlenimini dahi vermektedir. İbn Habib el-Maliki der ki: Taş ancak suyu bulamayan kimse için yeterli olabilir. Bu görüş ise, selef ve halef alimlerinin benimsedikleri kanaate de, bu hususta birbirini de'stekleyen sünnetteki rivayetlerin zahirine de muhaliftir. Allah en iyi bilendir. Bazı ilim adamları bu hadisleri su kaynaklarından, havuz ve benzeri yerlerden değil de kap kacaktan abdest almanın müstehap olduğuna delil göstermişlerdir. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den sözü geçen yerlerden abdest aldığı nakledilmiş değildir. Ancak bu kanaat sahibi kimsenin bu söylediği makbul değildir ve bildiğimiz kadarıyla hiç kimse bu hususta ona muvafakat etmiş değildir. Kadı İyaz der ki: Bu sözü söyleyenin bu görüşünün bir aslı, bir dayanağı yoktur. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in, bu görüşün sahibi kimsenin dışarıda tuttuğu su kaynaklarını bulmakla birlikte terk edip, kap kacaktan su aldığı ise nakledilmiş değildir. (31163) Allah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim, 621
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏.‏ بِمِثْلِهِ ‏.‏

{….} Bana Harmeletü'bnü Yahya rivayet etti. Dediki: Bize İbni Vehb haber verdi. Dediki: Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan, o da Salim b. Abdillâh'dan, o da babasından naklen haber verdi. Babası; «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim...» diyerek yukarki hadîsin mislini rivayet etmiş. İzah Bu hadîsi Buhari; Tirmizî; Nesâî ve İbni Mâce «cum'a» bahsinde muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir. Yine bu hadîsi İbni Hibbân «Sahîh» inde; Ebû Avane de «Müstahrec» inde tahrîc etmişlerdir. Onların rivayetinde: «Erkek ve kadınlardan her kim cum'aya gelecekse yıkansın'.. buyurulmaktadır. Hadîsin İbni Huzeyme rivayetinde: «Cum'aya gelmeyen erkek ve kadınlara gusûl lâzım değildir.» ziyâdesi vardır. Bu hadîsi Bezzâr, Hz. Âişe ile Abdullah b. Büreyde 'den; îbni Mâce Abdullah b. Abbas (Radiyallahû anh) 'dan tahrîc etmişlerdir. İbni Abbâs rivayetinde: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şüphesiz ki bu günü, Allah, insanlara bir bayram günü yapmışdir. Şu hâlde kim cum'aya gelirse yıkansın! buyurdular.» denilmişdir. Taberânî bu hadîsi Hz. Ebû Eyyûb El-Ensâr.î 'den rivayet eder. Bu hadîsin pek çok tarîkleri vardır. îbni Mendeh Nâfi' tarîki ile, Abdullah İbni Ömer 'den rivayet edenleri saymış; 300 kişiye baliğ olmuşlar; İbni Ömer 'den başka râvîlerini saymış; 24 Sahabîye baliğ olmuşlardır

Sahîh-i Müslim, 1954

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.