Sahîh-i Müslim · 5235
Arapça metin
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدٌ، - يَعْنِي أَبَا غَسَّانَ - حَدَّثَنِي أَبُو حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، بِهَذَا الْحَدِيثِ وَقَالَ فِي تَوْرٍ مِنْ حِجَارَةٍ فَلَمَّا فَرَغَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الطَّعَامِ أَمَاثَتْهُ فَسَقَتْهُ تَخُصُّهُ بِذَلِكَ .
Bana Muhammed b. Sehl Et-Temîmî dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed (yâni Ebû Gassan) haber verdi. (Dediki): Bana Ebû Hazim, Sehl b. Sa'd'dan bu hadîsi rivayet etti. (Ve şöyle dedi): «Taştan bir çanak içinde (nebiz yaptı) Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yemekten kalkınca onu çalkaladı ve kendisine sundu. Bu ona has idi. İzah 2008 de
Benzer hadisler
وَحَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ إِسْحَاقَ قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي، مَرْيَمَ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ حَلْحَلَةَ، عَنْ وَهْبِ بْنِ كَيْسَانَ، عَنْ عُمَرَ بْنِ أَبِي سَلَمَةَ، أَنَّهُ قَالَ أَكَلْتُ يَوْمًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَعَلْتُ آخُذُ مِنْ لَحْمٍ حَوْلَ الصَّحْفَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " كُلْ مِمَّا يَلِيكَ " .
Bize Hasen b. Ali El-Hulvâni ile Ebû Bekr b. İshâk da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbn-i Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana Muhammed b. Amr b. Halhale, Vehb b. Keysan'dan, o da Ömer b. Ebî Seleme'den naklen haber verdi ki, şöyle demiş: Bir gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber yemek yedim de, sahan'ın kenarındaki etten almağa başladım. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «önünden ye!» buyurdular. İzah 2023 te
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي ابْنَ أَبِي حَازِمٍ - عَنْ أَبِي، حَازِمٍ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ دَعَا أَبُو أُسَيْدٍ السَّاعِدِيُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي عُرْسِهِ فَكَانَتِ امْرَأَتُهُ يَوْمَئِذٍ خَادِمَهُمْ وَهِيَ الْعَرُوسُ قَالَ سَهْلٌ تَدْرُونَ مَا سَقَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْقَعَتْ لَهُ تَمَرَاتٍ مِنَ اللَّيْلِ فِي تَوْرٍ فَلَمَّا أَكَلَ سَقَتْهُ إِيَّاهُ .
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Abdûlaziz (yâni İbn-i Ebî Hâzim) Ebû Hazım'dan, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: Ebû Useyd Es-Sâid-i zifafında ReSûluilah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i davet etti. Karısı o gün hizmetçileri idi. Gelin de girdi. Sehl şöyle demiş: — Biliyor musunuz Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ne sundu? Onun için geceden bir çanağın içine birkaç hurma ıslattı. Yemeği yeyince kendisine bunu sundu
وَحَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - وَهُوَ ابْنُ سَلاَّمٍ - عَنْ زَيْدٍ، - يَعْنِي أَخَاهُ - أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي الْحَكَمُ بْنُ مِينَاءَ، أَنَّحَدَّثَاهُ أَنَّهُمَا، سَمِعَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ عَلَى أَعْوَادِ مِنْبَرِهِ " لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ " .
Bana Hasen b. Aliy El-Hulvânî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Tevbe rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye —ki İbni Sellâm'dır—, Zeyd'den (yâni kardeşinden) naklen rivayet etti. Zeyd, Ebû Sellâm'dan dinlemiş. Ebû Sellâm demiş ki: Bana, Hakem b. Mînâ rivayet etti. Ona da Abdullah b. Ömer ile Ebû Hureyre rivayet etmişler. Onlar da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minberinin basamakları üzerinde şöyle buyururken işitmişler : «Yâ bir takım adamlar cum'a namazlarını terk etmekden vazgeçerler yahut Allah, onların kalplerine muhakkak sûretde mühür vurur,da bir daha gafillerden olurlar!»
حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، - وَاللَّفْظُ لِحَسَنٍ - حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي مَرْيَمَ، حَدَّثَنَا أَبُو غَسَّانَ، حَدَّثَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ، أَنَّهُ قَالَ قَدِمَ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْىٍ فَإِذَا امْرَأَةٌ مِنَ السَّبْىِ تَبْتَغِي إِذَا وَجَدَتْ صَبِيًّا فِي السَّبْىِ أَخَذَتْهُ فَأَلْصَقَتْهُ بِبَطْنِهَا وَأَرْضَعَتْهُ فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَتَرَوْنَ هَذِهِ الْمَرْأَةَ طَارِحَةً وَلَدَهَا فِي النَّارِ " . قُلْنَا لاَ وَاللَّهِ وَهِيَ تَقْدِرُ عَلَى أَنْ لاَ تَطْرَحَهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَلَّهُ أَرْحَمُ بِعِبَادِهِ مِنْ هَذِهِ بِوَلَدِهَا " .
Bana Hasen b. Ali El-Hulvâm ile Muhammed b. Sehl Et-Temîmî rivayet ettiler. Lâfız Hasan'ındır. (Dedilerki): Bize İbni Ebî Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Gassan rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, babasından, o da Ömer b. Hattâb'dan naklen rivayet ettiki, şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e esirler geldi. Bir de baktık ki, esirlerden bir kadın aranıyor. Esirler arasında bir çocuk bulduğu vakit onu alıyor, göğsüne yapıştırıyor ve emziriyor. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize : «Bu kadının çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?» buyurdu. Biz: — Hayır, vallahi! Onu atmamak elinden gelirse (atmaz) dedik. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Muhakkak Allah kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha çok acır.» buyurdular
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَهْلٍ التَّمِيمِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي، مَرْيَمَ أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، الْخُدْرِيِّ أَنَّ رِجَالاً، مِنَ الْمُنَافِقِينَ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانُوا إِذَا خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم إِلَى الْغَزْوِ تَخَلَّفُوا عَنْهُ وَفَرِحُوا بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِذَا قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم اعْتَذَرُوا إِلَيْهِ وَحَلَفُوا وَأَحَبُّوا أَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَنَزَلَتْ { لاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَوْا وَيُحِبُّونَ أَنْ يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلاَ تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِنَ الْعَذَابِ}
Bize Hasen b. Ali El Hulvânî ile Muhammed b. Sehl Et-Temîmî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Ebi Meryem rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer haber verdi. (Dediki): Bana Zeyd b. Eslem, Atâ' b. Yesar'dan, o da Ebû Saîdî Hudri'den naklen haber verdi ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında münafıklardan bir takım adamlar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gaza'ya çıkınca ondan ayrılırlar. Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hilâfına (evlerinde) oturduklarına sevinirlermiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) geldiği vakit ondan özür dilerler; yemin ederler ve yapmadıkları bîr şeyle övülmelerini isterlermîş. Bunun üzerine ; «Sakın yaptıklarına sevinenleri ve yapmadıklarıyla övülmek isteyenleri zannetme. Evet, bunları sakın azabdan kurtulacak zannetme!» [Al-i İmran 188] âyet-i kerîmesi inmiş
وَحَدَّثَنِيهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الدَّارِمِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَسَّانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، أَخْبَرَنِي زَيْدٌ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي النُّعْمَانُ بْنُ بَشِيرٍ، قَالَ كُنْتُ عِنْدَ مِنْبَرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . بِمِثْلِ حَدِيثِ أَبِي تَوْبَةَ .
{…} Bu hadîsi bana Abdullah b. Abdirrahmân Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Hassan rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye rivayet etti. (Dediki): Bana Zeyd haber verdi ki, kendisi Ebû Sellâm'i şeyle derken işitmiş: Bana Nu'mân b. Beşîr rivayet etti. (Dediki): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"in minberi yanında idim... Râvî bu hadîsi, Ebû Tevbe'nin hadîsi gibi rivayet etmiştir