Sünen-i Ebû Dâvûd · 159
Arapça metin
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، عَنْ وَكِيعٍ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ الأَوْدِيِّ، - هُوَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ ثَرْوَانَ - عَنْ هُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ كَانَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ لاَ يُحَدِّثُ بِهَذَا الْحَدِيثِ لأَنَّ الْمَعْرُوفَ عَنِ الْمُغِيرَةِ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ هَذَا أَيْضًا عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ مَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ . وَلَيْسَ بِالْمُتَّصِلِ وَلاَ بِالْقَوِيِّ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ وَابْنُ مَسْعُودٍ وَالْبَرَاءُ بْنُ عَازِبٍ وَأَنَسُ بْنُ مَالِكٍ وَأَبُو أُمَامَةَ وَسَهْلُ بْنُ سَعْدٍ وَعَمْرُو بْنُ حُرَيْثٍ وَرُوِيَ ذَلِكَ عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ وَابْنِ عَبَّاسٍ .
Muğire b. Şu'be'den, demiştir ki; "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) abdest aldı, çoraplarının ve ayakkabılarının üzerine mesnetti." Ebu Davud dedi ki; Abdurrahman b. Mehdi bu hadisten hiç bahsetmezdi. Çünkü, Muğire'den (gelen) ma'ruf hadis, "Muhakkak ki Nebiyyi Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) mestler üzerine mesnetti" şeklindedir. Yine Ebu Davud dedi ki: Bu hadis, aynı zamanda Nebiyyi Ekrem'den Ebu Musa el-Eş'ari tarafından;”'Rasulullah (s.a.v.) çoraplar üzerine meshetti" (şeklinde) raviler zincirinden (bazı raviler) atlanarak ve zayıf senetle rivayet edilmiştir. Ebu Davud dedi ki; Ali b. Ebi Talib, İbn Mes'ud, Bera b, A'zib, Enes b: Malik, Ebu Umame, Sehl b. Sa'd ve Amr b. Hureys dahi çorapları üzerine meshetmişlerdir. Bu husus Ömer b. el-Hattab ve İbn Abbas'tan da rivayet edilmiştir. Diğer tahric: Tinnizi, tahare; İbn Mace, tahare
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ الأَوْدِيِّ، عَنِ الْهُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ .
El-Muğire bin Şu'be (radiyallahu anh)'den rivayet edildiğine göre : Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdest alırken çorapları ve pabuçları üzerine meshetmiştir." Not: Ebu Davud : Abdurrahman bin Mehdi, bu hadisi anlatmazdı. Çünkü El-Muğire'den ma'ruf olan rivayet Nebi (s.a.v.)'in mestler üzerine meshetmesidir, demiştir. El-Hafız da: Abdurrahman bin Mehdi ve başka hadis imamları El-Muğire"nin bu hadisini zayıf saymışlardır, demiştir. Diğer Tahric: Tahavi, Tirmizi, ve Ebu Davud AÇIKLAMA : Tirmizi; hadisin hasen-sahih olduğunu söylemiştir. fakat Ebu Davud notta belirtildiği gibi hadisi zayıf görmüş ve Peygamber (s.a.v.)'in mestler üzerine meshettiğine dair Muğire r.a.'nin rivayeti ma'ruf olduğu için; Abdurrahman bin Mehdi'nin bu hadisi rivayet etmediğini söylemiştir. EI-Menhel yazarı: ''Fıkıhçılar ile hadisçilerin bir kısmı bu hadisi zayıf görmüştür, der. Daha sonra Abdurrahman bin Mehdi'nin söz konusu hadisi rivayet etmemek için gösterilen gerekçenin şu şekilde reddedildiğini nakleder: Peygamber (s.a.v.)'in mestler üzerine mesh ettiğine dair El-Muğire r.a.'in rivayeti bu rivayete muhalif değildir. Çünkü El-Muğire r.a.'in Peygamber (s.a.v.)'in mestler üzerine meshettiğini görünce, bunu rivayet etmesi; başka bir zaman da çoraplar üzerine meshettiğini gördükten sonra bu hali de rivayet etmiş olması muhtemeldir. Beyhaki Çoraplar üzerine mesh'e ait El-Muğire'nin hadisi münkerdir. Süfyan-i Sevri, Abdurrahman bin Mehdi, Ahmed bin Hanbel, Yahya bin Main, Ali bin El-Medeni ve Müslim bin El-Haccac, bunu zayıf görmüşlerdir, demiştir.'' HADİSİN MANASI: Çorap diye terceme ettiğimiz kelime başlıkta ve hadiste 'Cevreb' olarak geçer. Bu kelime ile ilgili olarak EI-Menhel'de şu malümat vardır: ''Cevreb, pamuk veya keten yahut yünden mest şeklinde imal edilir. EI-Lisan yazarı; Ccvreb, ayak sargısıdır, demiştir. Dehlevi de: Cevreb, mesti kir ve ıslaklıktan muhafaza etmek ve soğuktan korunmak için mest üzerine giyilen ve topukları kapatan bir mest çeşididir, demiştir. El-Ayni de: İklimi soğuk olan Şam dolaylarındaki halkın soğuktan korunmak için bükülmüş yüri ipliğinden imal edilen ve topukların yukarısına kadar ayağa giyilen bir giyecektir, demiştir.'' Hadisin: ''Çorapları ve pabuçları üzerine meshetmiştir.'' ifadesinin manası ile ilgili olarak EI-Menhel yazarı şöyle der: ''Yani pabuçları ve çorapları meshetmiştir. Çorapıarın meshi esastır. Ayaklann yıkanmasına bedel olan mesh işi budur. Pabuçlar üzerine, fazilet için meshetmiştir. Pabuç; lügatta ve arapların örfünde; mestten ayrı bir şeydir. İbnü'l-Arabi: (Pabuç olarak tarif ettiğimiz) ''Na'l'' , Peygamberlerin libasıdır. Halkın tıkalarındaki çamur nedeniyle başka ayakkabılar imal etmiştir. Peygamber (s.a.v.)'in na'lında kıl yoktu. Iki adet sınmı vardı. Katade' den rivayet c edildiğine göre kendisi Enes bin Malik'e Peygamber (s.a.v.) 'in na'lının şeklini sormuş. Enes de: İki sınmlı idi, demiştir. İbnü'l-Cevzi: Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in Na'lininin iki sınmı vardı. Bir sının ayağın büyük parmağı ile yanındaki parmak arasından, diğeri de orta parmak ile küçük parmağın yanındaki parmak arasından geçirilerek ayak üzerinde bulunan üçüncü sınmla birleştirildi. Şemail-i Tirmizi'nin şerhinde böyle anlatılmıştır, der. Hadis, pabuçlar giyilmiş iken, çoraplar üzerine meshetmenin meşruluğuna delalet eder. Fakat, yalnız patuçların üzerine meshetmenin caizliğine delalet etmez. İbnü'l-Kayyim, Tehzibu's-Sünen'de: Beyhaki demiş ki: Ebu'l-Velid, çorapların meshine ait hadisi şöyle yorumIamıştır: Yani altına deri geçirilmiş olan çoraba meshetmiş. Çoraba ve pabuca ayrı ayrı meshetmemiştir. 'Bence zahir şudur ki: Müstakil pabuçlar altında giyilmiş olan çoraplara meshetmiştir. Metindeki ifade tarzı buna delalet eder. Çorabın altına geçirilmiş olan deriye arapların lügatında "Na'l" denmez .. .' Alimler çoraplar üzerine meshetme hususunda ihtilaf etmişlerdir. Hanefi alimleri Ahmed bin Hanbel İshak. bin Rahuye, Sevri ve İbnü'l-Mübarek: Buna meshetmek caizdir, demişlerdir. Çoraplar mücelled yani, her tarafına deri çekilmiş olabilir. Münaal, yani yalnız altına deri çekilmiş olabilir. Sahin yani ayakta durabilen, kalın ve su geçirmiyecek şekilde sık dokunmuş olabilir. Dayanıklığı bakımından mezhebIere göre ayrı bir takım şartlar vardır. (Mesela Hanefi alimlerine göre koşulan şartlardan birisi; üzerinde üç mil kadar yürümeye dayanıklı olmasıdır.) Maliki alimleri: Çoraplar üzerine meshedebilmek için üstüne ve altına deri çekilmiş olması şarttır, demişlerdir. Ebu Hanife sahin olan çoraplar üzerinde meshetmeyi caiz görmezdi. Fakat vefatından üç gün ve bir rivayete göre bir hafta önce hastalığında sahin çorapları üzerine meshederek: Ben halka yasaklamış olduğum şeyi yaptım, demiştir. Şafii alimlerine göre ard-arda üzerinde yürümeye dayanıklı olup, su geçirmeyen mest ve benzeri giyecek üzerine mesh yapılabilir. Her tarafına veya bir kısmına deri cekilmiş olsun olmasın farketmez. Mühim olan, onun sağlamlığı, dayanıklığı ve su geçirmezliğidir.'' Yukarıda belirtilen bütün mezhebIere göre topuklarla beraber ayakları örten giyeceğin dayanıklı olması şart koşulduğu için hadiste geçen cevreb (çorab) ile bildiğimiz ve kullanmakta oldUğumuz yün ve benzeri çoraplar kasdedilmemiştir. Çünkü pabuçsuz olarak üç mil yürümeye bu nevi çorapIarın dayanmadığı veya su geçirdiği bilinmektedir
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى يَعْنِي ابْنَ سَعِيدٍ، ح حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا الْمُعْتَمِرُ، عَنِ التَّيْمِيِّ، حَدَّثَنَا بَكْرٌ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنِ ابْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ وَمَسَحَ نَاصِيَتَهُ . وَذَكَرَ فَوْقَ الْعِمَامَةِ - قَالَ عَنِ الْمُعْتَمِرِ - سَمِعْتُ أَبِي يُحَدِّثُ عَنْ بَكْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ الْحَسَنِ عَنِ ابْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ عَنِ الْمُغِيرَةِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ وَعَلَى نَاصِيَتِهِ وَعَلَى عِمَامَتِهِ . قَالَ بَكْرٌ وَقَدْ سَمِعْتُهُ مِنَ ابْنِ الْمُغِيرَةِ .
Müsedded, hocaları Yahya b. Said ve el-Mu'temir vasıtasıyla Muğire b. Şu'be'nin şöyle dediğini haber vermiştir: "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) abdest aldı, başının ön tarafını, sarığının üstünü meshetti." Mu'temir rivayetinde de Muğire b. Şu'be; "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) mestler üzerine, alnına ve sarığı üzerine meshederdi" demiştir. Ravilerden Bekr, "hadis (in bu son rivayetin)i lbn Muğire'den bizzat duydum” demiştir. Diğer tahric: Buhari, vudu; Müslim, tahare; Nesaî, tahare; İbn Mace, tahare; Tirmizî tahare
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، وَمَحْمُودُ بْنُ غَيْلاَنَ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ هُزَيْلِ بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، قَالَ تَوَضَّأَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَمَسَحَ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَالنَّعْلَيْنِ . قَالَ أَبُو عِيسَى هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَهُوَ قَوْلُ غَيْرِ وَاحِدٍ مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ وَبِهِ يَقُولُ سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ وَابْنُ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيُّ وَأَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ قَالُوا يَمْسَحُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَإِنْ لَمْ تَكُنْ نَعْلَيْنِ إِذَا كَانَا ثَخِينَيْنِ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ أَبِي مُوسَى . قَالَ أَبُو عِيسَى سَمِعْتُ صَالِحَ بْنَ مُحَمَّدٍ التِّرْمِذِيَّ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا مُقَاتِلٍ السَّمَرْقَنْدِيَّ يَقُولُ دَخَلْتُ عَلَى أَبِي حَنِيفَةَ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ فَدَعَا بِمَاءٍ فَتَوَضَّأَ وَعَلَيْهِ جَوْرَبَانِ فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا ثُمَّ قَالَ فَعَلْتُ الْيَوْمَ شَيْئًا لَمْ أَكُنْ أَفْعَلُهُ مَسَحْتُ عَلَى الْجَوْرَبَيْنِ وَهُمَا غَيْرُ مُنَعَّلَيْنِ .
Yine Muğîre b. Şu’be (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) çorap ve ayakkabısı üzerine meshederdi.” (Ebû Dâvûd, Tahara:62; İbn Mâce, Tahara: 88) Bu hadis hasen sahih demiştir. İlim adamlarından bir kısmının görüşü de böyledir. Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübârek, Şâfii, Ahmed, ve İshâk bunlardan olup; “Ayakkabı gibi sağlam ve tabansız da olsa çoraba meshedilir” demişlerdir. Bu konuda Ebû Mûsâ’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Salih b. Muhammed et Tirmizî’den işittim. Ebû Mukatil es Semerkandî’den işittiğini söyledi ve şöyle dedi: “Vefat ettiği hastalığı günlerinde Ebû Hanife’nin yanına girdim su getirtti abdest aldı ayaklarında çorap vardı, çoraplarına meshetti ve şöyle dedi: Daha önce yapmadığım bir işi bugün yapıyorum sağlam tabanı olmadığı halde çoraplarımın üzerine meshettim.”
وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّهُ وَضَّأَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقَالَ لَهُ فَقَالَ " إِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ " .
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki) : Bize İshak b. Mansur rivayet etti. (Dediki): Bize Ömer b. Ebi Zaide, Şa'bi'den o da Urve b. Muğire'den, o da babasından naklen rivayet ettiki babası şöyle dedi: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in abdest almasına yardım etti. Allah Resulü abdest aldı ve mest1erine mesh etti. (Muğire) ona bir şey demek isteyince Allah Resulü: "Ben mestlerimi ayaklarım temiz iken (abdestli iken) giyinmiştim" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 182 -buna yakın-, 203 -buna yakın-, 206, 4421 -uzunca-, 5799 -uzunca-; Müslim, 951; Ebu Davud, 149, 151 -uzunca-; Nesai, 79, 82 -uzunca-, 124; İbn Mace, 545; Tuhfetu'l-Eşraf, 11514 NEVEVİ ŞERHİ: "Bana Muhammed b. Hatim tahdis etti. .. Urve b. Muğıre babasından naklettL" Hafız Ebu Ali en-Neysaburi dedi ki: Bu hadis bize Müslim'den bu hadisin isnadı Ömer b. Ebi Zaide' den yoluyla bütün yollarla bu şekilde rivayet edilmiştir. Buradaki gibi onunla Şa'bı arasında başka bir ravi bulunmamaktadır. Ebu Mesud'un ayrıca zikrettiğine göre Müslim b. el-Haccac bu hadisi İbn Hatim'den, o İshak'tan, o Ömer b. Ebi Zaide'den, o Abdullah b. Ebi'sSefer' den, o Şa'bı' den diye tahriç etmiştir. Ebu Bekr ei-Cevrakı, de el-Kebir adlı eserinde böyle demektedir. Buhari Tarih'inde Ömer b. Ebi Zaide'nin Şa'bl'den hadis dinlemiş olduğunu ve İbn Ebu's-Sefer ile Zekeriya'yı Şa'bı'ye gönderip, ona soru sorduklarını zikreimektedir. Ebu Ali'nin sözleri burada sona ermektedir. Derim ki: HaflZ Ebu Muhammed Halef el-Vasıti de Etraf adlı eserinde zikrettiğine göre Müslim bunu İbn Hatim'den, o İshak'tan, o Ömer b. Ebi Zaide' den, o Şa'bı' den diye asıl nüshalarda olduğu gibi rivayet etmiş ve İbn Ebu's-Sefer'i zikretmemiştir. Allah en iyi bilendir. DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Son üç rivayet dahi Tebuk seferine aiddir. Bu rivayetlerde görülen «Ben onları giydim.» ibaresinden murad ayaklardır. Nitekim Ebu Davud 'un rivayetinde ayaklar tasrih edilerek: «Ben ayaklarıma mestleri ayaklarım temiz olarak giydim.» buyurulduğu gibi İmam Ahmed'in Hz. Ebu Hureyre'den rivayet ettiği bir Hadisde: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Abdest aldı ve Mestlerinin üzerine meshetti. Ben: Ya Resulullah, ayaklarını yıkamıyacakmısın? Dedim. «Ben onları temiz olarak giydim.» buyurdular denilmektedir. Şafiî'ler bu rivayetlerle istidlal ederek mest üzerine mesh caiz olabilmek için mestler giyilmezden önce tam abdestli bulunmak şarttır. Çünkü bu hadis mest giyilmezden Önce tam abdestli bulunmayı mesh için şart kılmıştır. Bir şarta muallak olan hüküm ancak o şart bulunduğu zaman sahih olur.» derler Hatta biri Hanefi'lerden «Hidaye» sahibi Bürhanüddin Merginanî'ye itiraz ederek şöyle demiştir: «Hanefilerden Hidaye sahibi: «Meshin mubah olması için onları tam taharetle giymek şarttır. Tam taharetten murad giydiği vakit değil abdestin bozulduğu vakittir» diyor. Bu hadis onun aleyhine delildir.» demiş ve kendi mezhebini izah etmiştir. Allame Aynî ona şu cevabı veriyor: «Biz evvela Hidaye sahibinin sözünü ele alacağız sonra bu kaile cevap vereceğiz. Hidaye sahibinin «Mestlerin tam. taharetle giyilmesi şarttır» sözü onları giyerken tam taharetin şart kılındığını değil bilakis tam taharetin abdest bozulduğu zaman şart olduğunu ifade eder. Bizim mezhebimiz budur. Hatta bir kimse evvela ayaklarını yıkayarak mestlerini giysede ondan sonra abdestini tamamlasa abdesti sahihtir. Onu bozduktan sonra tekrar abdest alırken mestlerinin üzerine rnesh edebilir. Çünkü mestler abdestsizliğin ayaklara sirayetine mani olan şeylerdir. Binaenaleyh onlar ne zaman mani olacaklarsa tam taharette o zaman şarttır. Mestlerin mani olacakları zaman hades yani abdestsizlik zamanıdır. Mu'terizin sözüne cevap meselisine gelince; bu hadis Hidaye sahibinin aleyhine delil olamaz. Çünkü evvela biz de mest giymenin şartı tam abdestli bulunmaktır. Diyoruz. Bu hususta hiç bir hilaf yoktur. Hilaf ancak mestler giyilirken mi yoksa abdest bozulduğu zaman mı tam abdest şarttır mes'elesindedir. Şafiî'ye göre mestleri giymezden Önce tam abdestli bulunmak şarttır. Bu hilafın semresi şurada zahir olur. Bir kimse evvela ayaklarını yıkıyarak mestlerini giyse sonra abdestini tamamlasa bize göre bir daha o mestlerin üzerine mesh edebilir. Şafiî'ye göre edemez. Keza tertip üzere abdest alsada ayaklarının birini yıkayarak mestini giyse sonra öteki ayağınıda yıkıyarak ona da mestini giyse bize göre caiz Şafiî'ye göre caiz değildir. Mu'terizm: «Şarta muallak olan bir şey ancak o şartın bulunması ile sahih olur» sözünü kabul ediyoruz. Lakin Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in mestleri giyerken tam abdestli bulunmayı şart koştuğunu kabul etmiyoruz. Çünkü nass-i hadisten böyle bir mana çıkmıyor. Hadiste nihayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ayakları temiz olarak mestlerini giydiği bildiriliyor. Biz de mesh caiz olmak için ayakların temiz olması şarttır. Diyoruz. Bu şartın mestleri giyerken yahut abdest bozulduğu zaman bulunması bizce hükmen müsavidir. Şartı mestin giyildiği vakitle takyid, hadisten anlaşılmayan ziyade bir manadır. Bu böylece anlaşıldıktan sonra bu hadis Hidaye sahibinin aleyhine değil lehine delildir. Çünkü Hidaye sahibi mesh için tahareti şart koşmuştur. Hadis Şefiî mu'terizin. aleyhine delildir. Çünkü müddeasına delil olmayan bir şeyi bu hadisten almıştır. Tahavi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben onları temiz olarak giydim.» buyurarak ben onları evvela yıkamıştım manasını kasdetmiş olabilir. Şu halde onları abdestini tamamlamadan giymîş demektir. Ayakların temizliğinden kiri, pası veya cünüplüğü kasdetmişde olabilir...» diyor. Yine aynı mu'teriz şunu söylüyor. «İbni Huzeyme'nin Safvan b. Gassandan rivayet ettiği bir hadiste «Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ayaklarımız temiz olarak mestlerimizi giydiğimiz vakit sefer halinde üç gün mukîm iken bir gün bir gece onların üzerine mesh etmemizi emir buyurdu» denilmektedir. İbni Huzeyme bu hadisi Müzeni'ye sorduğunu Müzeni 'nin ona bu hadisi bizim ulemamız rivayet etti; Şafiî'nin en kuvvetli delili budur Dediğini söylüyor.» Ben derim ki; eğer Müzeni (Şafiî 'nin en kuvvetli delili budur) sözüyle mesih müddetini misafir için üç gün, Mukim için bir gün bir gece olduğunu kastediyorsa; bunu kabul ediyoruz; biz de buna kailiz. Fakat mestleri giyerken tam abdestli bulunmanın şart olduğunu kasdediyorsa kabul, etmiyoruz. Zira yukarıda da söylediğimiz gibi nassı-ı hadisten bu mana çıkmaz.» Aynî 'nin sözü burada sona erer
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ الْبَزَّازُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي الزِّنَادِ، قَالَ ذَكَرَهُ أَبِي عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْسَحُ عَلَى الْخُفَّيْنِ . وَقَالَ غَيْرُ مُحَمَّدٍ عَلَى ظَهْرِ الْخُفَّيْنِ .
Mugire b. Şu'be'den, demiştir ki; "Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) mestler üzerine meshederdi" (Bu hadisin senedinde geçen) Muhammed'den başka raviler ("mestler üzerine" ifadesi yerine) "mestlerin üst kısmına mesnetti" şeklinde rivayet etmişlerdir. Diğer tahric: Tirmizi, tahare
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ نَافِعِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِيهِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّهُ خَرَجَ لِحَاجَتِهِ فَاتَّبَعَهُ الْمُغِيرَةُ بِإِدَاوَةٍ فِيهَا مَاءٌ حَتَّى فَرَغَ مِنْ حَاجَتِهِ فَتَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ .
Muğtre bin Şu'be (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) abdestini bozmaya çıktı. Muğire de içinde su bulunan bir matara ile Onu izledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve sellem) ihtiyacını giderdikten sonra (gelip) abdest aldı ve mestler üzerine meshetti." AÇIKLAMA : Bu hadisi Buhari, Müslim ve, Sünen sahipleri' uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir. Bazı lafızlarda değişiklik varsa da hepsi Peygamber (s.a.v.)'in abdest aldığında mestler üzerine meshettiğini bildirmektedirler. Bu hadisde mestler üzerine meshetmenin meşruluğuna delalet eder. İmamiye mezhebine mensub olanlar ile hariciler ve Ebu Bekir bin Davud Ez-Zahiri. mestler üzerine meshetmenin caiz olmadığını söylemişlerdir. Bunlarabdest almaya dair Maide suresinin 6. ayetini delil göstererek; bu ayette ayakların yıkanması emredilmiştir, derler. Ayrıca Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest almayı öğrettiği şahsa: ''... Ve ayağını yıka .'' buyurması ve mestler üzerine meshetmekten bahsetmemesine dayanırlar. Bir de: 'Abdestte yıkanmayan topuklara azab olsun.' ile ayakları yikadıktan sonra: 'Ayakların yıkanması olmaksızın, Allah namazı kabul etmez.' mealIerindeki hadisleri mesned gösterirler ve meshe aİt hadislerin abdestayetiyle mensuh olduğunu söylerler. Alimlerin cumhüru mestler üzerine meshetmenin caizliğine hükmetmişlerdir. Hanefi alimlerinden İbnü'l-Himan Fethu'l-Kadir'de: 'Meshe ait hadisler çoktur. Ebu Hanife: Gün ışığı gibi apaçık delilleri bulduktan sonra mestler üzerine meshetmeyi caiz gördüm. Bunu caiz görmiyenin küfre gitmesinden endişelenirim. Çünkü bu hususta gelen eserler, tevatür haddini bulmuştur, demiştir. Ebu Yusuf da; Meshe ait haber meşhur olduğu için bununla ayetin neshi caizdir, demiştir' diye nakleder. El-Ayni de : Meshetmenin caizliğini hiç kimse inkar edemez. Ancak sapık bid'atçı inkar edebilir, demiştir. Hasan-i Basri de: 'Ben, yetmiş sahabiyle görüştüm. Hepsi mestler üzerine meshetmeyi meşru sayıyorlardı.' demiştir. Şafiiler'den Nevevi: İcma'ın oluşmasında sözü muteber olan bütün alimler hazarda ve seferde, ihtiyaç olsun olmasın mestler üzerine meshetmenin caizliği husüsunda, icma' etmişlerdir. Hatta. evinden çıkmayan kadın ve yürüyemeyen sakat kimse bile meshedebilir. Yalnız, Şiiler ve Hariciler, meshin caizliğini inkar etmişler ki, bunların muhalefeti muteber değildir. Malik'in mezhebi de meşhur rivayete göre cumhurun mezhebi gibidir. Sayılamıyacak kadar çok tabii bu hususu sahabilerden rivayet etmişlerdir. Ali, Aişe, İbn-i Abbas ve Ebu Hureyre (r.anhum)'un mestler üzerine meshetmeyi kabul etmediklerine dair yapılan isnad sabit değildir. Hz. Ali (r.a.)'e «Kitab. mestleri geçti.» şeklinde izafe edilen eser muttasıl bir isnad ile rivayet edilmemiştir. Hz. Aişe (r.anha)'nın: Mestler üzerine meshetme hükmü Ali bilir, diyerek mes'eleyi Hz. Ali'ye havale ettiği sabittir. İbn-i Abbas ise, abdest ayetinin inişinden sonra Peygamber (s.a.v.)'in meshetmesi sabit olmadığı zaman bundan kerahat ettiği, bilahare Peygamber (s.a.v.)'in meshettiği sabit olunca buna rücu' ettiği sabittir. Ahmed bin Hanbel; Meshin inkarı hakkındaki Ebu Hureyre'nin hadisi sahih olmayıp batıldır, demiştir. Menhel yazarı yukarıda verilen bilgiyi naklettikten sonra şöyle der: «Yukarıda işaret edilen abdest ayetine ve hadislere dayanarak meshin caiz olmadığını söyliyenlerin sözü reddedilmiştir. Şöyle ki; Ayetin hadisleri nesh ettiğine dair sözleri tutarsızdır. Çünkü Ayet Müreysi savaşında nazil olmuş, halbuki Muğire'nin bu hadiste anlattığı olay, Müreysi' savaşından sonra vuku bulan Tebuk savaşında meydana gelmiştir. Cerir (r.a.)'in (543 nolu) hadisi, Peygamber (s.a.v.)'in bu ayetin inişinden sonra meshettiğini ispata kafidir