Sünen-i Ebû Dâvûd · 208
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ عُرْوَةَ، أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ لِلْمِقْدَادِ وَذَكَرَ نَحْوَ هَذَا قَالَ فَسَأَلَهُ الْمِقْدَادُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لِيَغْسِلْ ذَكَرَهُ وَأُنْثَيَيْهِ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ الثَّوْرِيُّ وَجَمَاعَةٌ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَلِيٍّ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِيهِ : " وَالأُنْثَيَيْنِ " .
Urve'den, rivayet edilmiştir.Urve; "Ali b. Ebi Talib Mikdad'a şöyle dedi;' diyerek (bir önceki) Süleyman b. Yesar'ın rivayetindekilerin benzerini zikretti. Sonra Urve dedi ki; Mikdad, Rasülullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e sordu, (sallallahu aleyhi ve sellem) da; "Zekerini ve hayalarını yıkasın." Buyurdu. Ebu Davud dedi ki; Bu hadisi Sevri ve bir cemaat, Hişam babası Mikdad ve Hz. Ali senediyle Resulullah (s.a.v.)'den rivayet etmiştir. Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ الْقَعْنَبِيُّ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ حَدِيثٍ، حَدَّثَهُ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ قُلْتُ لِلْمِقْدَادِ . فَذَكَرَ مَعْنَاهُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ الْمُفَضَّلُ بْنُ فَضَالَةَ وَجَمَاعَةٌ وَالثَّوْرِيُّ وَابْنُ عُيَيْنَةَ عَنْ هِشَامٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ وَرَوَاهُ ابْنُ إِسْحَاقَ عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنِ الْمِقْدَادِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَذْكُرْ " أُنْثَيَيْهِ " .
Urve, Ali b. Ebi Talib (r.a.)'in "Mikdad'a dedimki..." diye başlayan hadisini yukarıda (208) geçtiği şekilde nakletti. Ebu Davud dedi ki; Bu hadisi, Mufaddal b. Fedale, Sevri ve İbn Uyeyne Hişam’dan, Hişam babasından, o da Ali b. Ebi Talib'den rivayet etti. Ayrıca, ibn İshak da Hişam b. Urve'den, Hişam babasından, o Mikdad'dan, Mikdad da Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den rivayet etmiş fakat "Hayalarını" sözünü zikretmemiştir. Not: Bu hadîsin açıklaması evvelki hadîslerde geçmiştir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ الرُّبَيِّعِ بِنْتِ مُعَوِّذِ بْنِ عَفْرَاءَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ تَوَضَّأَ ثَلاَثًا ثَلاَثًا .
Er-Rubeyyİ Bint-i Muavviz bin Afra (Radiyallahu anha)'den: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (abdest uzuvlarını) üçer defa (yıkamak suretiyle) abdest alırdı. AÇIKLAMA : (413, 414, 415, 416, 417, 418) Burada geçen hadisler, Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in abdest uzuvlarını üçer defa yıkadığına delalet ederler. Tirmizi de aynı başlık altında açtığı babta Nebi (s.a.v.)'in böyle abdest aldığına dair Hz. Ali (r.a.)'in hadisini senedi ile beraber zikrettikten sonra, konu hakkında Osman, Er-Rubeyyi, İbn-i Ömer, Aişe, Ebu Ümame, Ebu Rafi', Abdullah bin Amr, Muaviye, Ebu Hureyre, Cabir, Abdullah bin Zeyd ve Ebu Zer' (r.anhum) hazretlerinden rivayetler bulunduğunu ifade eder. Bu arada Tirmizi şöyle der: 'Konu hakkında rivayet olunan en hasen ve en sahih hadis Hz. Ali'nin hadisidir. Bütün alimler şunda müttefiktirler ki, uzuvları birer defa yıkamak yeterlidir, ikişer defa yıkamak daha iyidir. En faziletlisi üçer defa yıkamaktır. Daha fazla yıkamak ise yoktur.' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe'de, Hz. Ali 'nin hadisinin Ebu Davud, Nesai ve İbn-i Maceh (413 nolu) tarafından da rivayet edildiği bildiriliyor
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَغْسِلُ مَقْعَدَتَهُ ثَلاَثًا . قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَعَلْنَاهُ فَوَجَدْنَاهُ دَوَاءً وَطُهُورًا . قَالَ أَبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْوَاسِطِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، نَحْوَهُ .
Aişe r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem makadını üç defa yıkardı. İbni Ömer r.a. dedi ki: ''Biz (de) bunu yaptık ve bunu hem deva hem de temizlik bildik. Ebul-Hasan bin Seleme dedi ki: Bize Ebu Hatim ve İbrahim bin Süleyman el-Vasıti’nin dediklerine göre kendilerine Ebu Naim ve Ebu Naim’e de Şerik (kendisinden önceki mezkur raviler senedi ile) hadisi rivayet etmiştir. Not: Zevaid'de beyan edildiğine göre senedin ravilerinden Zeyd el-Ammi ve Cabir el-Ca'fi zayıf oldukları için bu isnad zayıftır. Şu'be ve Süfyan-ı Sevri. Cabir'i sıka olarak kabul etmişler ise de Eyyub-i Sahtiyani, Cabir'i tekzib etmiştir
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيِّ بْنِ بَحْرٍ، حَدَّثَنِي أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا حَرْبُ بْنُ شَدَّادٍ، عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ، أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ الأَنْصَارِيَّ، حَدَّثَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خَيْرُ الأَنْصَارِ أَوْ خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ " . بِمِثْلِ حَدِيثِهِمْ فِي ذِكْرِ الدُّورِ وَلَمْ يَذْكُرْ قِصَّةَ سَعْدِ بْنِ عُبَادَةَ رضى الله عنه .
{m-179} Bize Amr b. Ali b. Bahr rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Harb b. Şeddâd, Yahya b. Ebi Kesir'den rivayet etti. (Demişki): Bana Ebû Seleme rivayet etti. Ona da Ebû Useydi ensâri rivayet etmişki, kendisi Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiş : «Ensârın en hayırlısı, yahut ensâr hanelerinin en hayırlısı...» Râvİ hanelerin zikri hususunda yukarkilerin hadisi gibi rivayette bulunmuş; fakat Sa'd b. Uhâde (Radiyallahu anh) kıssasını anmamıştır. İZAH 2512 DE
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَبِي يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ، - يَعْنِي ابْنَ إِبْرَاهِيمَ - حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ أَبَا بَكْرِ بْنَ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَلَغَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْخَبَرِ قَالَ وَلَمْ يَسْجُدِ السَّجْدَتَيْنِ اللَّتَيْنِ تُسْجَدَانِ إِذَا شَكَّ حَتَّى لَقَّاهُ النَّاسُ . قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي بِهَذَا الْخَبَرِ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ . قَالَ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ هِشَامٍ وَعُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ يَحْيَى بْنُ أَبِي كَثِيرٍ وَعِمْرَانُ بْنُ أَبِي أَنَسٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَالْعَلاَءُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِيهِ جَمِيعًا عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ بِهَذِهِ الْقِصَّةِ وَلَمْ يَذْكُرْ أَنَّهُ سَجَدَ السَّجْدَتَيْنِ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ الزُّبَيْدِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ سُلَيْمَانَ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فِيهِ وَلَمْ يَسْجُدْ سَجْدَتَىِ السَّهْوِ .
Ebû Bekr b. Süleyman b. Ebî Hasme, Rasûlullah'ın bu (bab'da zikredilen) sehv hadisesini, İbn Şihâb'a haber vermiş ve şunları eklemiştir: Bana ulaştığına göre, Rasûlullah; şüphe edildiğinde yapılan iki secdeyi, insanlar bu konuda kendisine iyice hatırlatıncaya kadar yapmazdı. Ebû Dâvûd rivayet etmiştir. İbn-i Şihab dediki: Bu haberi Said b. Müseyyeb Ebu Hureyre'den naklen bana bildirdi. Ayrıca Ebû Seleme b. Abdirrahman, Ebû Bekir b. el-Haris, İbn Hişam ve Ubeydullah b. Abdullah da bana haber verdiler. Ebû Dâvûd dediki: Bu haberi Yahya b. Ebî Kesîr ve îmran b. Ebî Enes, Ebu Seleme b. Abdirrahman'dan (Ala b. Abdurrahman babasından hepsi) [Bu cümle bazı nüshalarda mevcut değildir.] de Ebû Hureyre'den bu hadiseyi nakletmiş Resulullah’ın iki defa secde ettiğini söylememiştir. Yine Ebu Davud dedi ki: Bu hadisi Zübeydi, Zühri'den, Zühri de Ebû Bekr b. Süleyman b. Ebû Hasme'den rivayet edip "sehv secdelerini yapmadı" demiştir
أَخْبَرَنَا سُوَيْدُ بْنُ نَصْرٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ لَيْثِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، قَالَ أَرْسَلَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - الْمِقْدَادَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَسْأَلُهُ عَنِ الرَّجُلِ يَجِدُ الْمَذْىَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَغْسِلُ ذَكَرَهُ ثُمَّ لْيَتَوَضَّأْ " .
Süleyman b. Yesar (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Ali b. ebi Talib, Mıkdad’ı, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e mezi gelen adamın ne yapması gerektiği hakkında soru sormaya göndermişti de Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: organını yıka ve abdest al.) (Ebû Dâvûd, Tahara: 82; İbn Mâce, Tahara:)