İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Ebû Dâvûd · 3005

Tribute, Spoils, and Rulership (Kitab Al-Kharaj, Wal-Fai' Wal-Imarah)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ يَهُودَ بَنِي النَّضِيرِ، وَقُرَيْظَةَ، حَارَبُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَجْلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَنِي النَّضِيرِ وَأَقَرَّ قُرَيْظَةَ وَمَنَّ عَلَيْهِمْ حَتَّى حَارَبَتْ قُرَيْظَةُ بَعْدَ ذَلِكَ فَقَتَلَ رِجَالَهُمْ وَقَسَمَ نِسَاءَهُمْ وَأَوْلاَدَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ بَعْضَهُمْ لَحِقُوا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَمَّنَهُمْ وَأَسْلَمُوا وَأَجْلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَهُودَ الْمَدِينَةِ كُلَّهُمْ بَنِي قَيْنُقَاعَ وَهُمْ قَوْمُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ وَيَهُودَ بَنِي حَارِثَةَ وَكُلَّ يَهُودِيٍّ كَانَ بِالْمَدِينَةِ ‏.‏

İbn Ömer'den demiştir ki: Nâdir oğulları yahudileriyle Kureyza oğulları Rasûlullah (s.a.v.)'le savaş'a girmişlerdi. Rasûlullah (s.a.v.) Nâdir oğullarını (Medine'den) sürüp çıkarmış, Kureyzayı ise yerlerinde bırakmış ve onlardan herhangi bir vergi de almamıştı. Nihayet zamanla Kureyza (müslümanlarla) savaş'a başlayınca (Hz. Nebi onların) erkeklerini öldürmüş, kadınlarını ve mallarını da müslümanlara paylaştırmış. Ancak (onlardan) bazıları Rasûlullah (s.a.v.)'e sığınmışlar. (Hz. Nebi de) onlara emân vermiş (Böylece) Rasûlullah (s.a.v.) (pek azı müstesna olmak üzere) Medine yahudilerinin hepsini sürgün etmiş, Abdullah b. Selam'ın kavmi olan Kaynuka oğullarını, Harise oğullan yahudilerini ve Medine'deki her yahudiyi (Medine'den çıkarmış)

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3005

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ حَارَبَتِ النَّضِيرُ وَقُرَيْظَةُ، فَأَجْلَى بَنِي النَّضِيرِ، وَأَقَرَّ قُرَيْظَةَ وَمَنَّ عَلَيْهِمْ، حَتَّى حَارَبَتْ قُرَيْظَةُ فَقَتَلَ رِجَالَهُمْ وَقَسَمَ نِسَاءَهُمْ وَأَوْلاَدَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ بَعْضَهُمْ لَحِقُوا بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَآمَنَهُمْ وَأَسْلَمُوا، وَأَجْلَى يَهُودَ الْمَدِينَةِ كُلَّهُمْ بَنِي قَيْنُقَاعَ وَهُمْ رَهْطُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ وَيَهُودَ بَنِي حَارِثَةَ، وَكُلَّ يَهُودِ الْمَدِينَةِ‏.‏

İbn Ömer r.a.'dan dedi ki: "Kurayza ve Nadir oğulları savaş açtı. Nadir oğullarını sürgüne gönderdi, Kurayzalıları yerlerinde bıraktı ve Kurayza savaşana kadar onlara lütfetti. (Savaşınca) erkeklerini öldürttü, hanımlarını, çocuklarını, mallarını Müslümanlar arasında paylaştırdı. Böyle olmayan bazıları ise Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetişti, o da onlara em an verdi ve Müslüman oldular. Medine'deki bütün Yahudileri de -Abdullah b. Selam'ın kabilesi olan Kaynuka oğullarını, Harise oğulları Yahudilerini ve Medine'deki Yahudilerin hepsini- sürgüne gönderdi

Sahîh-i Buhârî, 4028
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، قَالَ ابْنُ رَافِعٍ حَدَّثَنَا وَقَالَ، إِسْحَاقُ أَخْبَرَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّالله عليه وسلم فَأَجْلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَنِي النَّضِيرِ وَأَقَرَّ قُرَيْظَةَ وَمَنَّ عَلَيْهِمْ حَتَّى حَارَبَتْ قُرَيْظَةُ بَعْدَ ذَلِكَ فَقَتَلَ رِجَالَهُمْ وَقَسَمَ نِسَاءَهُمْ وَأَوْلاَدَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بَيْنَ الْمُسْلِمِينَ إِلاَّ أَنَّ بَعْضَهُمْ لَحِقُوا بِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَآمَنَهُمْ وَأَسْلَمُوا وَأَجْلَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَهُودَ الْمَدِينَةِ كُلَّهُمْ بَنِي قَيْنُقَاعَ - وَهُمْ قَوْمُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلاَمٍ - وَيَهُودَ بَنِي حَارِثَةَ وَكُلَّ يَهُودِيٍّ كَانَ بِالْمَدِينَةِ ‏.‏

Bana Muhammed b. Râfi' ile ishâk b. Mansûr rivayet ettiler, İbni Râfi' (haddesenâ) ta'bîrini kullandı. îshâk: Bize Abdürrazzâk haber verdi, dedi. (Demişki): Bize ibnü Cüreyc, Mûsâ b. Ukbe'den, o da Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen haber verdi ki, Benî Nadîr ile Kureyza yahudileri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le harb etmişler de Resûlullah Benî Nadîr'i sürgün etmiş; Kureyza'yı ise yerinde bırakmış ve kendilerine serbesti vermiş. Nihayet bundan sonra Kureyza'da harb edince artık onların erkeklerini öldürmüş; kadınları ile çocuklarını ve mallarını müslümanlar arasında taksim etmiş. Yalnız bazıları Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e iltihak etmişler. O da kendilerine emân vermiş; ve müslüman olmuşlar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün Medine yahudîlerini, Benî Kaynuka'yı (ki bunlar Abdullah b. Selâm'ın kavmidirler) ve Benî Harise yahudilerini, Medine'de bulunan her yahudiyi sürmüştür

Sahîh-i Müslim, 4592
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا حَبَّانُ، أَخْبَرَنَا جُوَيْرِيَةُ بْنُ أَسْمَاءَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم حَرَّقَ نَخْلَ بَنِي النَّضِيرِ قَالَ وَلَهَا يَقُولُ حَسَّانُ بْنُ ثَابِتٍ وَهَانَ عَلَى سَرَاةِ بَنِي لُؤَىٍّ حَرِيقٌ بِالْبُوَيْرَةِ مُسْتَطِيرُ قَالَ فَأَجَابَهُ أَبُو سُفْيَانَ بْنُ الْحَارِثِ أَدَامَ اللَّهُ ذَلِكَ مِنْ صَنِيعٍ وَحَرَّقَ فِي نَوَاحِيهَا السَّعِيرُ سَتَعْلَمُ أَيُّنَا مِنْهَا بِنُزْهٍ وَتَعْلَمُ أَىَّ أَرْضَيْنَا تَضِيرُ

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nadir oğullarının hurma ağaçlarını yaktı. (İbn Ömer) dedi ki: Bunun için de Hassan b. Sabit şöyle demiştir: "Luey oğullarının efendilerine önemsiz geldi el-Buveyre'de hızlıca yayılan yangın." Ebu Süfyan b. Haris de ona şöylece cevap verdi: "Allah böyle bir işi devamlı kılsın Ve onun her tarafını alevli ateş sarsın. Pek yakında bileceksin hangimizin ondan uzak durduğunu Ve her ikimizin topraklarından hangisinin zarar göreceğini." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Nadir oğulları hadisesi" Nadir oğulları Yahudilerden büyük bir kabiledir. Hicret ile ilgili hadislere dair açıklamaların girişinde (3941.hadis) onlar ile ilgili tanıtıcı bilgilere işaret edilmiş bulunmaktadır. Hicretten sonra kafirler Nebi sallallahu aleyhi ve.sellem'e karşı tutumları itibariyle üç kısma ayrıldılar: Bir kısmı ile kendisine karşı savaşmamaları, düşmanına da ona karşı yardımcı olmamaları şartı ile barış antlaşmaları yaptı. Bunlar Yahudilerin üç kesimi olan Kurazya, Nadir ve Kaynuka oğullarıdır. Bir kısım ona karşı savaştı ve açıkça düşmanlık yaptı. Kureyşliler gibi. Bir kısmı da ona karşı herhangi bir tutum ortaya koymayarak sonunda durumunun nereye varacağını bekledi. Araplardan bir takım kabileierin yaptığı gibi. Bunlar arasında kimileri içten içe üstün gelmesini arzu ediyordu. Huzaalılar gibi. Kimi de bunun aksini istiyordu. Bekr oğulları gibi. Kimileri ise görünüşte onunla birlikte, gizli hallerinde ise düşmanlarıyla birlikte idiler. Bunlar da münafıklar idi. Yahudiler arasından antlaşmayı bozanların ilki Kaynuka oğulları oldu. O da Bedir vakasından sonra Şewal ayında onlarla savaştı ve onun vereceği hükmü kabul ederek savaşı bıraktılar. Allah Resulü onları öldürmek istedi ise de Abdullah b. Ubey ondan onları kendisine bağışlamasını istedi. Daha önce onunla antlaşmalı idiler. Nebi de onları ona bağışladı ve Medine'den Ezrirat'a sürgüne gönderdi. Daha sonra ileride geleceği gibi Nadir oğulları, antlaşmalarını bozdu. Bunların başkanları da Huyey b. Ahtab idi. Arkasından ileride yüce Allah'ın izniyle Hendek gazvesinden sonraSı durumları ile ilgili açıklamalarda geleceği üzere Kurayza oğulları antlaşmalarını bozdu. Zührİ, Urve b. Zübeyr'in: "Bedir vakasından altı ay sonra ve Uhud vakasından önce olmuştu" dediğini nakletmektedir. Bunu Abdurrezzak Musannefinde Ma'mer'den, o ez-Zühri'den diye mevsul bir senedIe bundan daha eksiksiz rivayet etmiş bulunmaktadır. ez-Zühri'den gelen rivayet ile bu hadisin Urve'den diye nakledilen lafzı şöyledir: "Daha sonra Bedir vakasından altı ay sonra Nadir oğulları gazvesi oldu. Bunlar da Yahudilerden bir taifedir. Bunların yerleştikleri yerler ve hurma bahçeleri Medine'nin bir tarafında idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları muhasara etti ve nihayet yerlerinden sürülmeleri, silah dışında develerinin taşıyabileceği eşya ve mal yüklerini beraberlerinde götürmek üzere savaşı bıraktılar. Yüce Allah da onlar hakkında: "Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih eder ... Yerlerinden Çlkarandır."[Haşr, 1-2] buyruklarını indirdi. Allah Resulü, sürgüne gönderilmek şartını kabul edip, barış yapıncaya kadar onlarla savaştı. Daha sonra onları Şam'a sürgüne gönderdi. Bunlar, daha önce sürgüne gönderilmemiş bir İsrailOğulları kolundan geliyorlardı. Yüce Allah ise onların sürgüne gönderilmelerini takdir etmişti. Eğer bu takdir olmasaydı, dünyada öldürülmek ve esir alınmak suretiyle onları azaplandıracaktı. Yüce Allah'ın: "İlk sürgünde" buyruğu şunu anlatmaktadır: Onların sürgün e gönderilmeleri ilk haşr (toplanmaları)dır. Dünyada Şam'a doğru yapılan ilk haşr (toplanma)dır. "Aziz ve celil olan Allah'ın: "O kitap ehlinden kafir olanları ilk sürgünde yurtlarından, yerlerinden çıkarandır. Siz de onların çıkacaklarını sanmamıştınız ... "[Haşr, 2] buyruğu." İbn İshak bu ayetin tefsirini bu gazveyi sözkonusu ettikten sonra zikretmiştir. İlim ehli ittifakla bu ayetlerin bu olay hakkında indiğini de kabul etmişlerdir. Bunu es-Süheylı söylemiştir. O der ki: Nadir oğullarından alınan ganimet mallarının özellikle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ait olduğu hususunda ilim adamları ihtilaf etmemişlerdir. Müslümanlar onların üzerine gitmek için ne ata bindiler, ne de develerini harekete geçirdiler. Her iki taraf arasında da asla bir savaş olmadı. İbn İshak'ın Abdullah b. Ebi Bekr b. Hazm ve başka ilim adamlarından naklettiğine göre Amir b. et-Tufayl, Bi'ri Maune'dekiler öldürüldükten sonra annesi üzerindeki bir köle azat etme yükümlülüğünü yerine getirmek üzere Amr b. Umeyye'yi azat etmişti. Amr çıkıp Medine'ye gidince, Amir oğullarından iki adama rastladı. Bunların Resulullah s.a.v.'den aldıkları bir ahitleri vardı.. Fakat Amr bunu bilmiyordu. Onlara: Sizler kimlerdensiniz, diye sordu. Onlar, Amir oğullarından olduklarını söylediler. O da onlara uyuyuncaya kadar ilişmedi. Uyuduktan sonra Amr o ikisini de öldürdü. Böylece arkadaşlarının intikarnını kısmen almış olduğunu zannetti. Durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bildirince Allah Resulü: "Andolsun sen iki kişiyi (haksız yere) katletmiş oldun. Şüphesiz ben de onların diyetin i ödeyeceğim" dedi. (Süheyli'nin sözü burada bitti.) Uhud gazvesinden sonra Bi'ri Maune gazvesi ile ilgili açıklamalar ileride gelecektir. Orada Urve'den şu rivayet de yer almaktadır: "Amr b. Umeyye ed-Damri Müslümanlar ile birlikte idi. Müşrikler onu esir aldı." İbn İshak dedi ki: "-Yezid b. Ruman'ın bana anlattığına göre- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bu iki maktulün diyetini ödemek üzere kendisine yardımcı olmalarını isternek için Nadir oğullarının yanına gitmişti. Nadir oğulları ile Amir oğulları arasında da bir ahit ve bir antlaşma vardı. Nadir oğullarına yardımcı olmaları isteğiyle gidince onlar, peki dediler. Daha sonra kendi aralarında konuşarak: Siz asla onu bir daha bu halde bulamazsınız, dediler. (Yezid b. Ruman) dedi ki: Onlara ait bir duvarın yanında oturuyordu. Yahudiler kendi aralarında: Kim bu evin damına çıkar da şu kayayı üzerine bırakır ve böylece onu öldürerek ondan da bizi kurtarır, rahatlatır, dediler. Bu işi yapmak üzere Amr b. Cihaş b. Ka'b ileri atıldı. Allah Resulüne semadan durumun haberi ulaştırıldı. Bir ihtiyacını görmek ister gibi bir izlenim vererek kalktı ve ashabına: Siz de durmayın deyip, hızlıca Medine'ye döndü. Ashabı onun geciktiğini gördüler. Onlara da Medine'ye doğru gittiği haberi verilince onlar da onu yetiştiler. Nadir oğullarıyla savaşılmasını ve üzerlerine yürünmesini emretti. Nadir oğulları kalelerine sığındılar. Allah Resulü de hurma ağaçlarının kesilmesini ve yakılmasını emretti." İbn İshak'ın naklettiğine göre onları altı gece muhasara etti. Münafıklardan bazıları onlara, sebat ediniz ve kalelerinize sığınarak kendinizi koruyunuz, diye haberler göndermişti.. Çünkü eğer sizinle savaşılacak olursa biz de sizinle beraber savaşınz. Bunun için bekleyiniz, demişlerdi ama yüce Allah kalplerine korkuyu saldığından onlara yardım edemediler. Bunun üzerine Nadir oğulları develerinin taşıdıklarını beraberlerinde götürmek şartıyla yurtlarından sürgüne gönderilmeyi istediler. Bu şartla onlarla barış yapıldı. "Bunun üzerine 'linelerden her ne keserseniz' buyruğu nazil oldu." LIne bir tür hurma ağacıdır

Sahîh-i Buhârî, 4032
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ زَيْدِ بْنِ أَبِي الزَّرْقَاءِ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ - أَحْسِبُهُ - عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَاتَلَ أَهْلَ خَيْبَرَ فَغَلَبَ عَلَى النَّخْلِ وَالأَرْضِ وَأَلْجَأَهُمْ إِلَى قَصْرِهِمْ فَصَالَحُوهُ عَلَى أَنَّ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصَّفْرَاءَ وَالْبَيْضَاءَ وَالْحَلْقَةَ وَلَهُمْ مَا حَمَلَتْ رِكَابُهُمْ عَلَى أَنْ لاَ يَكْتُمُوا وَلاَ يُغَيِّبُوا شَيْئًا فَإِنْ فَعَلُوا فَلاَ ذِمَّةَ لَهُمْ وَلاَ عَهْدَ فَغَيَّبُوا مَسْكًا لِحُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ وَقَدْ كَانَ قُتِلَ قَبْلَ خَيْبَرَ كَانَ احْتَمَلَهُ مَعَهُ يَوْمَ بَنِي النَّضِيرِ حِينَ أُجْلِيَتِ النَّضِيرُ فِيهِ حُلِيُّهُمْ قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِسَعْيَةَ ‏ "‏ أَيْنَ مَسْكُ حُيَىِّ بْنِ أَخْطَبَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَذْهَبَتْهُ الْحُرُوبُ وَالنَّفَقَاتُ ‏.‏ فَوَجَدُوا الْمَسْكَ فَقَتَلَ ابْنَ أَبِي الْحُقَيْقِ وَسَبَى نِسَاءَهُمْ وَذَرَارِيَّهُمْ وَأَرَادَ أَنْ يُجْلِيَهُمْ فَقَالُوا يَا مُحَمَّدُ دَعْنَا نَعْمَلْ فِي هَذِهِ الأَرْضِ وَلَنَا الشَّطْرُ مَا بَدَا لَكَ وَلَكُمُ الشَّطْرُ ‏.‏ وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِي كُلَّ امْرَأَةٍ مِنْ نِسَائِهِ ثَمَانِينَ وَسْقًا مِنْ تَمْرٍ وَعِشْرِينَ وَسْقًا مِنْ شَعِيرٍ ‏.‏

İbn Ömer'den demiştir ki: Nebi (s.a.v.) Hayber halkına savaş açtı (onların elinde bulunan) hurmalıkları ve toprakları el'e geçirdi. Kendilerini de şatolarına sığınmaya mecbur etti. Bunun üzerine onlar, altınlarla gümüş ve silahların Rasûlullah (s.a.v.)'e, develerinin yükleneceği (diğer) malların da kendilerine ait olmak (ve mallarından) hiçbir şeyi (Hz. Nebi'den saklamamak ve gizlememek, eğer şartlara aykırı olan bu işlerden birini) yapacak olurlarsa kendileri için hiçbir anlaşma ve antlaşma kalmamak üzere Hz. Nebi ile barış yaptılar. Fakat Huyeyy b. Ahtab'a ait olan (içi altın ve gümüş dolu) bir deri'yi sakladılar. (Huyeyy b. Ahtab) Hayber (savaşın)dan önce öldürülmüştü. Kendisi bu deriyi Nâdir oğulları (savaşı) günü (yani) Nâdir oğulları sürgün edildiği zaman (onların malları arasından seçerek alıp) yanında götürmüştü, içerisinde Nâdir oğullarının (gümüş ve altın) zinetleri vardı. Nebi (s.a.v.) (Huyeyy b. Ahtab'ın amcası olan) Saye'ye: “Huyeyy b. Ahtab'ın derisi nerede?" diye sordu. O da: "- Savaş ve (halkın geçimi için yapılan) harcamalar onu tüketti." diye cevap verdi. (Fakat daha fazla saklayamadıklarından) Deriyi (sakladıkları yer'den) bulup getirdiler. Bunun üzerine (Kinane) b. Ebûl-hukayk öldürüldü ve (Ebûl-hukayk oğullarının) kadınları ile çocukları da esir edildi. Hz. Nebi onları da sürgün etmek istemişti (fakat) onlar: "Ey Muhammed bizi bırak ta bu topraklarda çalışalım, çıkan mahsulün yarısı bizim yarısı da sizin olsun." dediler. Rasûlullah (s.a.v.) de (onların bu teklifini kabul etti) ve (her sene) onların kadınlarından her birine seksen vesk hurma, yirmi vesk arpa veriyordu

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3006
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُصَرِّفُ بْنُ عَمْرٍو الأَيَامِيُّ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، - يَعْنِي ابْنَ بُكَيْرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، وَعِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ لَمَّا أَصَابَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُرَيْشًا يَوْمَ بَدْرٍ وَقَدِمَ الْمَدِينَةَ جَمَعَ الْيَهُودَ فِي سُوقِ بَنِي قَيْنُقَاعَ فَقَالَ ‏"‏ يَا مَعْشَرَ يَهُودَ أَسْلِمُوا قَبْلَ أَنْ يُصِيبَكُمْ مِثْلُ مَا أَصَابَ قُرَيْشًا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا يَا مُحَمَّدُ لاَ يَغُرَّنَّكَ مِنْ نَفْسِكَ أَنَّكَ قَتَلْتَ نَفَرًا مِنْ قُرَيْشٍ كَانُوا أَغْمَارًا لاَ يَعْرِفُونَ الْقِتَالَ إِنَّكَ لَوْ قَاتَلْتَنَا لَعَرَفْتَ أَنَّا نَحْنُ النَّاسُ وَأَنَّكَ لَمْ تَلْقَ مِثْلَنَا ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ فِي ذَلِكَ ‏{‏ قُلْ لِلَّذِينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ ‏}‏ قَرَأَ مُصَرِّفٌ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏ فِئَةٌ تُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ‏}‏ بِبَدْرٍ ‏{‏ وَأُخْرَى كَافِرَةٌ ‏}‏ ‏.‏

İbn Abbâs'dan demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.) Bedir (savaşı) günü Kureyş'i hezimete uğratıp Medine'ye gelince, Yahudileri Kaynuka oğullan çarşısında toplayıp "Ey yahudi cemaatı Kureyş'in başına gelenler sizin de başınıza gelmeden önce müslüman olunuz!'* dedi. (Onlar ise): "Ey Muhammed ! Kureyş'ten savaş bilmeyen tecrübesiz bir toplumla savaşman seni aldatmasın. Eğer sen bizimle savaşsaydın, Bizim nasıl yiğit bir topluluk olduğumuzu ve bizim gibi bir cemaatle hiç karşılaşmamış olduğunu anlayacaktın." dediler. Bunun üzerine yüce Allah "înkâr edenlere de ki yenileceksiniz..."[Al-i İmrân 12] (âyet-i kerimesini) indirdi. Râvi Musarraf (bu hadisi rivayet ederken sözü geçen âyeti) -Bedir'de- "...bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki de inkarcı..." (idi) âyetine kadar okudu

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3001
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى أَبُو غَسَّانَ الْكِنَانِيُّ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ لَمَّا فَدَعَ أَهْلُ خَيْبَرَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَامَ عُمَرُ خَطِيبًا فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ عَامَلَ يَهُودَ خَيْبَرَ عَلَى أَمْوَالِهِمْ، وَقَالَ ‏"‏ نُقِرُّكُمْ مَا أَقَرَّكُمُ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ وَإِنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ خَرَجَ إِلَى مَالِهِ هُنَاكَ فَعُدِيَ عَلَيْهِ مِنَ اللَّيْلِ، فَفُدِعَتْ يَدَاهُ وَرِجْلاَهُ، وَلَيْسَ لَنَا هُنَاكَ عَدُوٌّ غَيْرُهُمْ، هُمْ عَدُوُّنَا وَتُهَمَتُنَا، وَقَدْ رَأَيْتُ إِجْلاَءَهُمْ، فَلَمَّا أَجْمَعَ عُمَرُ عَلَى ذَلِكَ أَتَاهُ أَحَدُ بَنِي أَبِي الْحُقَيْقِ، فَقَالَ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ، أَتُخْرِجُنَا وَقَدْ أَقَرَّنَا مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم وَعَامَلَنَا عَلَى الأَمْوَالِ، وَشَرَطَ ذَلِكَ لَنَا فَقَالَ عُمَرُ أَظَنَنْتَ أَنِّي نَسِيتُ قَوْلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَيْفَ بِكَ إِذَا أُخْرِجْتَ مِنْ خَيْبَرَ تَعْدُو بِكَ قَلُوصُكَ، لَيْلَةً بَعْدَ لَيْلَةٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ كَانَتْ هَذِهِ هُزَيْلَةً مِنْ أَبِي الْقَاسِمِ‏.‏ قَالَ كَذَبْتَ يَا عَدُوَّ اللَّهِ‏.‏ فَأَجْلاَهُمْ عُمَرُ وَأَعْطَاهُمْ قِيمَةَ مَا كَانَ لَهُمْ مِنَ الثَّمَرِ مَالاً وَإِبِلاً وَعُرُوضًا، مِنْ أَقْتَابٍ وَحِبَالٍ وَغَيْرِ ذَلِكَ‏.‏ رَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، أَحْسِبُهُ عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، عَنْ عُمَرَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، اخْتَصَرَهُ‏.‏

Abdullah İbn Ömer r.a.'den nakledilmiştir: Hayber halkı Abdullah İbn Ömer'in elini ve ayağını kırınca Hz. Ömer şu konuşmayı yapmıştı: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hayber Yahudileri ile malları karşılığında bir anlaşma yaparak "Allah onları yerlerinde bıraktığı sürece biz de onları yerlerinde bırakırız" buyurmuştu. Abdullah İbn Ömer oradaki hurmalığına gidince geceleyin saldırıya uğradı ve eli-ayağı kırıldı. Bizim orada onlardan başka düşmanımız yoktur. Bizim düşmanımız ve kuşkulandığımız kişiler onlardır. Ben onların sürgün edilmesi görüşündeyim, " Ömer bu konuşmayı yapınca Ebu'l-Hukayk oğullarından biri gelerek "Ey mu'minierin emiri! Muhammed, bizim burada kalmamıza müsaade edip mallarımız karşılığında bizimle anlaştığı ve bize bunu şart koştuğu halde sen bizi buradan çıkartacak mısın?" dedi. Ömer "Sen, Allah Resulü'nün "Hayber'den çıkartıldığın zaman dişi deven .seni her gece oraya buraya koşturduğunda halin nice olacak!" buyurduğunu unuttuğumu mu sanıyorsun?" dedi. Adam "Bu, Ebu'l-Kasım'ın (Muhammed'in) yaptığı küçük bir şakaydı" dedi. Ömer "Yalan söylüyorsun, Allah'ın düşmanı!" dedi. Onları sürgün etti ve onlara sahip oldukları hurmaların değeri kadar mal, deve, deve palanı, ip vb. eşyalar verdi

Sahîh-i Buhârî, 2730

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.