İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Ebû Dâvûd · 3280

Oaths and Vows (Kitab Al-Aiman Wa Al-Nudhur)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ خَلاَّدٍ أَبُو عُمَرَ، قَالَ ‏:‏ كَانَ عِنْدَنَا مَكُّوكٌ يُقَالُ لَهُ مَكُّوكُ خَالِدٍ وَكَانَ كَيْلَجَتَيْنِ بِكَيْلَجَةِ هَارُونَ، قَالَ مُحَمَّدٌ ‏:‏ صَاعُ خَالِدٍ صَاعُ هِشَامٍ يَعْنِي ابْنَ عَبْدِ الْمَلِكِ ‏.‏

Muhammed b. Muhammed b. Hallâd Ebû Ömer şöyle der: Bizde Halid'in mekkûku denilen bir mekkûk vardı. O Harun'un ölçeği ile iki ölçekti. Halid'in sa'ı da, Hişâm'ın yani Hişâm b. Abdilmelik'in sa'ı idi

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3280

Benzer hadisler

HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ خَلَفٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ عُبَادَةَ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي خَالِدَ بْنَ الْحُوَيْرِثِ، يَقُولُ إِنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو كَانَ بِالصِّفَاحِ - قَالَ مُحَمَّدٌ مَكَانٌ بِمَكَّةَ - وَإِنَّ رَجُلاً جَاءَ بِأَرْنَبٍ قَدْ صَادَهَا فَقَالَ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو مَا تَقُولُ قَالَ قَدْ جِيءَ بِهَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا جَالِسٌ فَلَمْ يَأْكُلْهَا وَلَمْ يَنْهَ عَنْ أَكْلِهَا وَزَعَمَ أَنَّهَا تَحِيضُ ‏.‏

Muhammed b. Halid dedi ki: Ben babam Halid b. el-Huveyris'i (şöyle) derken işittim: Abdullah b Âmr, Sıfah (denilen yer) de bulunuyordu. -Muhammed (b. Halid, Sıfah denilen bu yerin) Mekke'de (bulunan) bir yer olduğunu söyler.- Bir adam bir tavşan avlamıştı. (Bu adam Abdullah b. Amr'a): Ey Abdullah b. Amr, (sen tavşan hakkında) ne dersin? dedi. (Abdullah da şöyle) cevap verdi: (Bir gün) Rasûlullah (s.a.v.)'e bir tavşan getirilmişti. Ben de (orada) oturuyordum. (Hz. Nebi) onu yemedi, (fakat) yenmesini de yasaklamadı ve o'nun (o anda) hayız görmekte olduğunu söyledi

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3792
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا الْقَاسِمُ بْنُ مَالِكٍ الْمُزَنِيُّ، حَدَّثَنَا الْجُعَيْدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ، قَالَ كَانَ الصَّاعُ عَلَى عَهْدِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مُدًّا وَثُلُثًا بِمُدِّكُمُ الْيَوْمَ فَزِيدَ فِيهِ فِي زَمَنِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ‏.‏

Saib b. Yezid r.a. şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dönemindeki sa', sizin bugünkü kullandığınız müd ile bir müdd ve bir müddün üçte biri idi. Ömer b. Abdulaziz zamanında sa' ölçeğinde artırma yapılmıştır

Sahîh-i Buhârî, 6712
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، وَأَبُو عَاصِمٍ قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ عَبَّادِ بْنِ جَعْفَرٍ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ سُفْيَانَ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُسَيَّبِ الْعَابِدِيُّ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الصُّبْحَ بِمَكَّةَ فَاسْتَفْتَحَ سُورَةَ الْمُؤْمِنِينَ حَتَّى إِذَا جَاءَ ذِكْرُ مُوسَى وَهَارُونَ - أَوْ ذِكْرُ مُوسَى وَعِيسَى ابْنُ عَبَّادٍ يَشُكُّ أَوِ اخْتَلَفُوا - أَخَذَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سُعْلَةٌ فَحَذَفَ فَرَكَعَ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ السَّائِبِ حَاضِرٌ لِذَلِكَ ‏.‏

Abdullah b. es-Saib'den; demiştir ki: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'de bize sabah namazı kıldırdı. (Bu namazda fatiha'dan sonra) Mü'minun Suresini okumağa başladı. Musa ile Harun'un, yahut İsa ile Musa'nın zikirleri geçen yere gelince burada ravi İbn Abbad şübhe etmiştir yahutta (şüphe edenin o olup olmadığında) ihtilaf edilmiştir. Nebiy sallallahu aleyhi ve sellem’i öksürük tuttu da hemen (okumayı) keserek rüku etti. Abdullah b. es-Saib de bu namazda bulunuyordu." Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim salat; Nesaî, iftitah; İbn Mace, ikame; Ahmed b.Hanbel, III

Sünen-i Ebû Dâvûd, 649
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ هِشَامٍ، جَارُ أَحْمَدَ بْنِ حَنْبَلٍ حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ هِشَامِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ بَيْنَهُمَا عَشْرَةُ أَمْيَالٍ يَعْنِي بَيْنَ مَكَّةَ وَسَرِفَ ‏.‏

Hişam b. Amr'den; demiştir ki: İkisinin -yani Mekke ile Şerifin- arasında on millik mesafe vardır

Sünen-i Ebû Dâvûd, 1216
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي ح، وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ مَهْدِيٍّ - قَالاَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلُ بِخَمْسِ مَكَاكِيكَ وَيَتَوَضَّأُ بِمَكُّوكٍ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى بِخَمْسِ مَكَاكِيَّ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ مُعَاذٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ وَلَمْ يَذْكُرِ ابْنَ جَبْرٍ ‏.‏

Bize Ubeydullah b. Muk tahdis etti, bize babam tahdis etti. (H) Bize Muhammed b. el-Müsenna da tahdis etti. Bize Abdurrahman -yani b. Mehdi- tahdis edip (Muk ile birlikte) dediler ki: Bize Şu'be b. Abdullah b. Abdullah b. Cebr tahdis edip dedi ki: Enes'i şöyle derken dinledim: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beş mekkuk ile gusleder, bir mekkuk ile abdest alırdı. (Abdullah b. Muk rivayetinde beş mekkuk derken mekkuk'un çoğulunu mekakik olarak zikretmiş olup) İbnu'l-Müsenna ise (bunu) beş mekkuk (anlamında çoğulolmak üzere) mekaki diye (kullanmıştır). Ayrıca İbn Muaz, Abdullah b. Abdullah demiş olup, b. Cebr dememiştir. Diğer tahric: Buhari, 201 -bu anlamda-; Ebu Davud, 95 -bu anlamda- yine 95 -mükerrer- muallak olarak; Tirmizi, 609 -muallak olarak-; Nesai, 73, 229, 344 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Görülüyor ki rivayetlerin birinde İbnî Cebr lafzı zikredilmiş diğerinde edilmemiştir. Nevevî bunların ikisinin de sahih olduğunu söylüyor. Ulemadan bazıları İbnî Cebr'in yanlışlıkla zikredildiğini, doğrusunun İbnî Cabîr olacağını söylemişsede buradaki hata itiraz edendedir. Çünkü Abdullah b. Abdillah'a hem İbnî Cebr hemde İbnî Cabir denilir. Bu iki vechi İmam Buharî beyan etmiş; ona Mis'ar b. Kidani, Şu'be ve Abdullah b. İsa gibi zevatın İbnî Cebr dediklerini söy­lemiştir. Mekkukün cem'i Mekakîk ve Mekakiy gelir. Nevevî burada on­dan «Müdd» kast edilmiş olmasını muhtemel görüyor. Übbî: «Mekkuk Iraklıların kullandığı bir ölçektir. Medine sa'i ile bir buçuk sa' alır» diyor

Sahîh-i Müslim, 736
HadisSünen-i Nesâî

أَخْبَرَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، قَالَ حَدَّثَنَا يَحْيَى، قَالَ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ جَبْرٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَوَضَّأُ بِمَكُّوكٍ وَيَغْتَسِلُ بِخَمْسَةِ مَكَاكِيَّ ‏.‏

Abdullah b. Cebr (radıyallahü anh)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes b. Mâlik (radıyallahü anh)’den işittim şöyle diyordu: sallallahü aleyhi ve sellem) bir mekûk su ile abdest alır beş mekûk su ile guslederdi.) (Ebû Dâvûd, Tahara: 44; Buhârî, Vudu’’:)

Sünen-i Nesâî, 73

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.