İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Ebû Dâvûd · 486

Prayer (Kitab Al-Salat)

Arapça metin

حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ عَقَلَهُ ثُمَّ قَالَ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ فَقُلْنَا لَهُ هَذَا الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ يَا ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ قَدْ أَجَبْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي سَائِلُكَ ‏.‏ وَسَاقَ الْحَدِيثَ ‏.‏

Şerif b. Abdullah b. Ebi Nadr, Enes b. Malik (r.a.)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bir adam devesi üzerinde mescid'e gelip devesini çöktürdü, sonra da ayağını bağladı ve: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanginiz? dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ashabın arasında yaslanmış bir vaziyette duruyordu. Adama: Şu yaslanmış vaziyetteki beyaz (yüzlü) zattır, dedik. Bu sefer adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e; Ey Abdulmuttalib'in oğlu! dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem); " Seni dinliyorum" buyurdu. Adam: Ya Muhammed sana (bir şeyler) soracağım... dedi. Bundan sonra Enes hadisin tamamını zikretti. Diğer tahric: Buhari, ilim; Nesai, sıyam; ibn Mace, ikame

Sünen-i Ebû Dâvûd, 486

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، قَالَ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ سَعِيدٍ ـ هُوَ الْمَقْبُرِيُّ ـ عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الْمَسْجِدِ، دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى جَمَلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ، ثُمَّ عَقَلَهُ، ثُمَّ قَالَ لَهُمْ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ‏.‏ فَقُلْنَا هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ أَجَبْتُكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنِّي سَائِلُكَ فَمُشَدِّدٌ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ فَلاَ تَجِدْ عَلَىَّ فِي نَفْسِكَ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ سَلْ عَمَّا بَدَا لَكَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ أَسْأَلُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ، آللَّهُ أَرْسَلَكَ إِلَى النَّاسِ كُلِّهِمْ فَقَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ نُصَلِّيَ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسَ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ نَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ السَّنَةِ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَنْشُدُكَ بِاللَّهِ، آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ هَذِهِ الصَّدَقَةَ مِنْ أَغْنِيَائِنَا فَتَقْسِمَهَا عَلَى فُقَرَائِنَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ آمَنْتُ بِمَا جِئْتَ بِهِ، وَأَنَا رَسُولُ مَنْ وَرَائِي مِنْ قَوْمِي، وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ أَخُو بَنِي سَعْدِ بْنِ بَكْرٍ‏.‏ رَوَاهُ مُوسَى وَعَلِيُّ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ عَنْ سُلَيْمَانَ عَنْ ثَابِتٍ عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا‏.‏

Şerik İbn Abdullah İbn Ebu Nemir, Enes bin Malik'in şöyle dediğini bizzat ondan işittiğini söylemiştir: Biz mescitte Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte otururken deve üzerinde bir adam girerek devesini mescide çöktürdü, sonra bağladı. Ardından "Muhammed hanginiz?" diye sordu. Nebi s.a.v. ashabı arasında yan tarafına dayanmış olarak oturuyordu. Biz "Şu beyaz tenli ve yan tarafına dayanmış olarak oturan adamdır" dedik. Adam Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: "Ey Abdülmuttalib'in oğlu (torunu)!" dedi. Nebi s.a.v. yine: "Buyur dedi. Adam: "Sana bazı şeyler soracağım ve seni sıkıştıracağım. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" buyurdu. Adam: "Allah aşkına söyle, bir gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı sana Allah mı emretti?". Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Allah'ım buna şahittir evet" buyurdu. Adam: "Allah aşkına söyle, senenin şu (Ramazan) ayını oruçlu geçirmemizi sana Allah mı emretti?". Allah'ım buna şahittir, evet" dedi. Adam: "Allah aşkına söyle, şu zekatı zenginlerimizden alıp fakirlerimize da­ğıtmanı sana Allah mı emretti?" Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Allah'ım buna şahittir evet" buyurdu. Adam: "Senin getirdiklerine ben İman ettim. Ben gerideki kavmimin de elçisiyim. Ben Benî Sa'd b. Bekir kabilesinden Dımam b. Sa'lebe'yim" dedi

Sahîh-i Buhârî, 63
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عِيسَى بْنُ حَمَّادٍ الْمِصْرِيُّ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يَقُولُ بَيْنَمَا نَحْنُ جُلُوسٌ فِي الْمَسْجِدِ دَخَلَ رَجُلٌ عَلَى رَحْلٍ فَأَنَاخَهُ فِي الْمَسْجِدِ ثُمَّ عَقَلَهُ ثُمَّ قَالَ لَهُمْ أَيُّكُمْ مُحَمَّدٌ وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مُتَّكِئٌ بَيْنَ ظَهْرَانَيْهِمْ ‏.‏ قَالَ فَقَالُوا هَذَا الرَّجُلُ الأَبْيَضُ الْمُتَّكِئُ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ يَا ابْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ قَدْ أَجَبْتُكَ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ لَهُ الرَّجُلُ يَا مُحَمَّدُ إِنِّي سَائِلُكَ وَمُشَدِّدٌ عَلَيْكَ فِي الْمَسْأَلَةِ فَلاَ تَجِدَنَّ عَلَىَّ فِي نَفْسِكَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ سَلْ مَا بَدَا لَكَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ لَهُ الرَّجُلُ نَشَدْتُكَ بِرَبِّكَ وَرَبِّ مَنْ قَبْلَكَ آللَّهُ أَرْسَلَكَ إِلَى النَّاسِ كُلِّهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِاللَّهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تُصَلِّيَ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسَ فِي الْيَوْمِ وَاللَّيْلَةِ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِاللَّهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَصُومَ هَذَا الشَّهْرَ مِنَ السَّنَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنْشُدُكَ بِاللَّهِ آللَّهُ أَمَرَكَ أَنْ تَأْخُذَ هَذِهِ الصَّدَقَةَ مِنْ أَغْنِيَائِنَا فَتَقْسِمَهَا عَلَى فُقَرَائِنَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ اللَّهُمَّ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الرَّجُلُ آمَنْتُ بِمَا جِئْتَ بِهِ وَأَنَا رَسُولُ مَنْ وَرَائِي مِنْ قَوْمِي ‏.‏ وَأَنَا ضِمَامُ بْنُ ثَعْلَبَةَ أَخُو بَنِي سَعْدِ بْنِ بَكْرٍ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den: şöyle demiştir: Biz bir gün mescidde oturmuş iken bir adam devesine binmiş olarak geldi. Devesini mescid'in bir tarafında çöktürerek bağladıktan sonra mescidde oturanlara: - Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hanginizdir? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde oturanlar arasında yaslanmış vaziyette idi. Enes (Radiyallahu anh) demiştir ki: Oradakiler: - Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yaslanan bu beyaz adamdır dediler. Adam O'na: - Ey Abdu'l-Muttalib'in oğlu ! (diye) hitab etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Seni dinliyorum» mealinde bir cevap buyurdu. Adam O'na: - Ya Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ben sana (bir şeyler) sormak istiyorum ve soru sormakta şiddetli davranacağım. Bana kızma, dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sormak istediğini sor» buyurdu. Adam O'na: - Senin Rabbin ve sen'den öncekilerin Rabbinin hakkı sana soruyorum. Allah mı seni bütün insanlara Nebi olarak gönderdi ? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım ! Evet» buyurdu. Adam: - Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı sana her gün ve gecede beş namaz kılmanı emretti? Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım ! Evet» buyurdu. Adam: - Peki Allah hakkı için sana soruyorum. Allah mı senenin bu ayını (Ramazan ayını) oruçla geçirmeni emretti ? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım ! Evet» buyurdu. Adam: - Peki Allah adıyla sana soruyorum. Bu sadakayı zenginlerimizden alıp fakirlerimize taksim etmeni Allah mı sana emretti ? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım ! Evet» buyurdu. Bundan sonra Adam: - Senin getirdiğin din'e inandım ve ben arkamdaki kavmimin elçisiyim. Beni Sa'd bin Bekr'in kardeşi Dimam bin Sa'lebe'yim dedi. Diğer tahric: Buhari ve Müslim de bunu benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce, 1402
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي أَخِي، عَنْ سُلَيْمَانَ، عَنْ شَرِيكِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي نَمِرٍ، سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، يُحَدِّثُنَا عَنْ لَيْلَةِ، أُسْرِيَ بِالنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ مَسْجِدِ الْكَعْبَةِ جَاءَ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ قَبْلَ أَنْ يُوحَى إِلَيْهِ، وَهُوَ نَائِمٌ فِي مَسْجِدِ الْحَرَامِ، فَقَالَ أَوَّلُهُمْ أَيُّهُمْ هُوَ فَقَالَ أَوْسَطُهُمْ هُوَ خَيْرُهُمْ وَقَالَ آخِرُهُمْ خُذُوا خَيْرَهُمْ‏.‏ فَكَانَتْ تِلْكَ، فَلَمْ يَرَهُمْ حَتَّى جَاءُوا لَيْلَةً أُخْرَى، فِيمَا يَرَى قَلْبُهُ، وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم نَائِمَةٌ عَيْنَاهُ وَلاَ يَنَامُ قَلْبُهُ وَكَذَلِكَ الأَنْبِيَاءُ تَنَامُ أَعْيُنُهُمْ وَلاَ تَنَامُ قُلُوبُهُمْ، فَتَوَلاَّهُ جِبْرِيلُ ثُمَّ عَرَجَ بِهِ إِلَى السَّمَاءِ‏.‏

Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemir'den: "Enes b. Malik'i bizlere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in geceleyin Ka'be'deki mescidden İsra ile götürülüşünü anlatırken dinledim: Ona vahiy gönderilmeye başlamadan önce Mescid-i Haram'da uyurken üç kişi geldi. Onlardan ilki: Bunların hangisi odur, dedi. Ortancaları: O bunların hayırlısıdır, diye cevap verdi. Diğeri: Onların en hayırlılarını alın, dedi. İşte bu böyle olmuştu. Daha sonra yine kalbinin gördüğü bir husus olarak, bir diğer gece ona geldikleri zamana kadar bir daha onları görmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri uyuyor fakat kalbi uyumazdı. Nebiler hep böyledir. Gözleri uyur, kalpleri uyumaz. Sonra Cibril onu veli edindi ve onu alıp semaya yükseltti. " Hadis ileride 4964, 5610, 6581 ve 7517 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ona üç kişi geldi." Bunlar melekti, fakat isimlerini tahkik ve tespit edemedim. "Onların ilki: Bu hangileridir" diye sordu. Bu, onun iki ya da daha fazla sayıda kişi arasında uykuda olduğu kanaatini vermektedir. Onun amcası Harr.za ile amcasının oğlu Ca'fer b. Ebi Talib arasında uyuduğu da söylenmiştir

Sahîh-i Buhârî, 3570
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَحْفَوْهُ الْمَسْأَلَةَ فَغَضِبَ فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَقَالَ ‏"‏ لاَ تَسْأَلُونِي الْيَوْمَ عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ بَيَّنْتُهُ لَكُمْ ‏"‏‏.‏ فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ يَمِينًا وَشِمَالاً، فَإِذَا كُلُّ رَجُلٍ لاَفٌّ رَأْسَهُ فِي ثَوْبِهِ يَبْكِي، فَإِذَا رَجُلٌ كَانَ إِذَا لاَحَى الرِّجَالَ يُدْعَى لِغَيْرِ أَبِيهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبِي قَالَ ‏"‏ حُذَافَةُ ‏"‏، ثُمَّ أَنْشَأَ عُمَرُ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً، نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَا رَأَيْتُ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ كَالْيَوْمِ قَطُّ، إِنَّهُ صُوِّرَتْ لِي الْجَنَّةُ وَالنَّارُ حَتَّى رَأَيْتُهُمَا وَرَاءَ الْحَائِطِ ‏"‏‏.‏ وَكَانَ قَتَادَةُ يَذْكُرُ عِنْدَ الْحَدِيثِ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ‏}‏‏.‏

Enes İbn Malik'ten aktarıldığına göre sahabiler soru sormayı abartınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızıp minbere çıkmış ve: "Sorduğunuz her şeyi açıklayacağım" demiştir. Enes sözlerine şöyle devam eder: Sağıma soluma baktığım da herkesin yüzünü elbisesiyle örtüp ağladığını gördüm. Derken kavga ettiğinde babasından başkasına nispet edilen bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e babasının kim olduğunu sordu. O da "Huzafe" dedi. Bunun ardından Ömer (b. el-Hattab r.a.): رضينا بالله رباً، وبالإسلام ديناً، وبمحمد صلى الله عليه وسلم رسولاً "Allah'tan rab olarak, İslam'dan din olarak ve Muhammed'den Nebi olarak razıyız. Fitnelerden Allah'a sığınırız" dedi. Bunu takiben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bugün kadar hayırlı ya da şerli şeyleri birarada görmedim. Bana duvarın arkasında cennete ve cehennem gösterildi" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadis Resulullah s.a.v.'in kızgınlık halinde de hüküm verebileceğini zira onun hem kızgınlık hem de sükun hallerinde yalnızca hakkı konuşacağını göstermektedir. Yine bu rivayet Hz. Ömer'in anlayış kabiliyetine ve engin ilmine delalet etmektedir

Sahîh-i Buhârî, 6362
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُسْلِمٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَقِيلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الْمُتَوَكِّلِ النَّاجِيُّ، قَالَ أَتَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ دَخَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَسْجِدَ، فَدَخَلْتُ إِلَيْهِ، وَعَقَلْتُ الْجَمَلَ فِي نَاحِيَةِ الْبَلاَطِ فَقُلْتُ هَذَا جَمَلُكَ‏.‏ فَخَرَجَ فَجَعَلَ يُطِيفُ بِالْجَمَلِ قَالَ ‏ "‏ الثَّمَنُ وَالْجَمَلُ لَكَ ‏"‏‏.‏

Ebu'l-Mütevekkil en-Naci rivayet etmiştir: Cabir İbn Abdullah r.a.'ın yanına gittim. Şöyle anlattı: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide girdi. Ben de devemi mescidin döşeme taşlarına bağlayarak onunla birlikte mescide girdim ve "Bu senin devendir" dedim. Dışarı çıktı, deveye yaklaşıp çevresinde şöyle bir döndükten sonra: "Deve de, para da senindir" buyurdu. Not: Bu hadis Şurut bölümünde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.(2718. hadis) باب: الوقوف والبول عند سباطة قوم. 27. ÇÖPLÜKTE DURMAK VE ORAYA İDRARINI BIRAKMAK

Sahîh-i Buhârî, 2470
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ طَلْحَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أَيُّوبَ، أَنَّ أَعْرَابِيًّا، عَرَضَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ فِي سَفَرٍ ‏.‏ فَأَخَذَ بِخِطَامِ نَاقَتِهِ أَوْ بِزِمَامِهَا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ - أَوْ يَا مُحَمَّدُ - أَخْبِرْنِي بِمَا يُقَرِّبُنِي مِنَ الْجَنَّةِ وَمَا يُبَاعِدُنِي مِنَ النَّارِ ‏.‏ قَالَ فَكَفَّ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ نَظَرَ فِي أَصْحَابِهِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ لَقَدْ وُفِّقَ - أَوْ لَقَدْ هُدِيَ - قَالَ كَيْفَ قُلْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَعَادَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ تَعْبُدُ اللَّهَ لاَ تُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا وَتُقِيمُ الصَّلاَةَ وَتُؤْتِي الزَّكَاةَ وَتَصِلُ الرَّحِمَ دَعِ النَّاقَةَ ‏"‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdullah b. Numeyr tahdis etti. Bize babam tahdis etti. Bize Amr b. Osman tahdis etti. Bize Musa b. Talha tahdis edip dedi ki: - Bana Ebu Eyyub'un tahdis ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir seferde iken önüne bir bedevi çıkarak devesinin yedeğini yahut yularını tuttu sonra da: Ey Allah'ın Rasulü -ya da: Ey Muhammed- bana beni cennet'e neyin yakınlaştıracağını, cehennem ateşinden de neyin uzaklaştıracağını haber ver, dedi. (Ebu Eyyub) dedi ki: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona karşılık vermedi. Sonra ashabı arasına bir göz gezdirdi, arkasından: ''Andolsun buna başarı ihsan edildi -yahut: ona hidayet gösterildi-" buyurdu. (Adama dönerek): "Nasıl demiştin" buyurdu. (Ebu Eyyub) dedi ki: Adam sorusunu tekrar sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah'a ona hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, akrabalık bağını gözetirsin. Haydi deveyi bırak. " Diğer tahric: Buhari, 1396 ve 5982; Nesai, 467; Tuhfetu'l-Eşraf, 3491 AHMED DAVUDOĞLU AÇIKLAMASI İÇİN BURAYA TIKLAYIN NEVEVİ ŞERHİ 110’da

Sahîh-i Müslim, 104

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.