Sünen-i Ebû Dâvûd · 826
Arapça metin
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مَعِي أَحَدٌ مِنْكُمْ آنِفًا " . فَقَالَ رَجُلٌ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . قَالَ فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا جَهَرَ فِيهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ مِنَ الصَّلَوَاتِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى حَدِيثَ ابْنِ أُكَيْمَةَ هَذَا مَعْمَرٌ وَيُونُسُ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَلَى مَعْنَى مَالِكٍ .
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sesli okuduğu bir namazdan sonra: "Demin biriniz benimle beraber okudu mu?" buyurmuş. Bunun üzerine bir adam: Evet, ey Allah'ın Resulü, diye cevab vermiş, (Resul-i Ekrem de şöyle) buyurmuş: "Ben de neden kıraatim karışıyor diyordum." Halk, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bunu duyunca bir daha Resul-i Ekrem'in aşikare okuduğu namazlarda O'nunla beraber okumayı bıraktılar. Ebu Davud dediki: Bu İbn Ükeyme hadisini Ma'mer, Yunus ve Usame b. Zeyd, Malik'in (rivayet ettiği hadisin) manasına uygun olarak ez-Zührî'den rivayet ettiler. Diğer tahric: Tirmizî, salat; Nesaî iftitah; İbn Mace, ikame; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَأَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ الْمَرْوَزِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ أَحْمَدَ بْنِ أَبِي خَلَفٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الزُّهْرِيُّ، وَابْنُ السَّرْحِ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، سَمِعْتُ ابْنَ أُكَيْمَةَ، يُحَدِّثُ سَعِيدَ بْنَ الْمُسَيَّبِ قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلاَةً نَظُنُّ أَنَّهَا الصُّبْحُ بِمَعْنَاهُ إِلَى قَوْلِهِ " مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ مُسَدَّدٌ فِي حَدِيثِهِ قَالَ مَعْمَرٌ فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ فِيمَا جَهَرَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ ابْنُ السَّرْحِ فِي حَدِيثِهِ قَالَ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ فَانْتَهَى النَّاسُ . وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ الزُّهْرِيُّ مِنْ بَيْنِهِمْ قَالَ سُفْيَانُ وَتَكَلَّمَ الزُّهْرِيُّ بِكَلِمَةٍ لَمْ أَسْمَعْهَا فَقَالَ مَعْمَرٌ إِنَّهُ قَالَ فَانْتَهَى النَّاسُ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِسْحَاقَ عَنِ الزُّهْرِيِّ وَانْتَهَى حَدِيثُهُ إِلَى قَوْلِهِ " مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . وَرَوَاهُ الأَوْزَاعِيُّ عَنِ الزُّهْرِيِّ قَالَ فِيهِ قَالَ الزُّهْرِيُّ فَاتَّعَظَ الْمُسْلِمُونَ بِذَلِكَ فَلَمْ يَكُونُوا يَقْرَءُونَ مَعَهُ فِيمَا يَجْهَرُ بِهِ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَبُو دَاوُدَ سَمِعْتُ مُحَمَّدَ بْنَ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ قَالَ قَوْلُهُ فَانْتَهَى النَّاسُ . مِنْ كَلاَمِ الزُّهْرِيِّ .
Said b. el-Museyyeb dedi ki; Ebu Hureyre (r.a)'yi "Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize bir namaz kıldırdı. Sabah namazı olduğunu sanırız" derken ve bir önceki (826.) hadisin manasını "neden kıraatime karışılıyor?" sözüne kadar naklederken dinledim. Ebu Davud dediki: (Şeyhim) Müsedded, rivayetinde Ma'mer'in, ''halk bir daha Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sesli okuduğu namazlarda okumayı bıraktılar" dediğini söyledi. (Diğer şeyhim) İbnu's-Serh (ise), Ma'mer ve Zührî vasıtasıyla Ebu Hureyre'nin, "Halk (buna) son verdi" dediğini nakletti. (Bu şeyhlerin) arasında bulunan (diğer şeyhim) Abdullah b. Muhammed ez-Zuhrî de Süfyan'ın (şöyle) dediğini söyledi: “Zührî, (neden kıraatime karışılıyor?'' cümlesinden sonra) bir söz söyledi ama onu işitemedim fakat bunu orada bulunan Ma'mer'e sordum, o da cevab verdi:" Zührî "Halk bu işe son verdi" dedi. Ebu Davud dediki: Bu hadisi bir de Abdurrahman b. İshak, Zührî'den rivayet etmiştir. (Ancak Zührî'nin) hadisi, "neden benim kıraatime karışılıyor" sözüne kadardır, (gerisi yoktur)
وَحَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ " هَلْ قَرَأَ مَعِي مِنْكُمْ أَحَدٌ آنِفًا " . فَقَالَ رَجُلٌ نَعَمْ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ " . فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا جَهَرَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم .
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kıraati açıktan yaptığı bir namazı kıldırdıktan sonra cemaate dönerek: «—Namazda benimle beraber sizden Kur'an okuyan oldu mu?» dedi. Cemaatten biri: «— Ben okudum, Ya Resulallah!» deyince: «—Ben de neden Kur'an okurken huzursuz ediliyorum, diyordum» buyurdu. Bu ihtar üzerine ashab, Resulullah'ın sesli okuduğu namazlarda Kur'an okumaya son verdiler. Diğer tahric: Nesaî, îftitah
حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ قَالَ فَسَكَتُوا بَعْدُ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ الإِمَامُ .
İbn-i Ükeyme (r.a.)'den: O(nun) da Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı diyerek, yukarıdaki hadisin mislini söyledi ve ona şu ilaveyi yaparak,' dedi ki: Bundan sonra sahabiler, imam'ın açıktan okuduğu namazlarda sustular." AÇIKLAMA : Müellif İbn-i Mace'nin, kısmen ayrı iki senedie ve İbn-i Ukeyme (r.a.)'in bu hadisini ikinci senedie rivayet olunan metindeki ziyadeyle beraber Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, hadisin hasen olduğunu da söylemiştir. Ayrıca Malik, Şafii, Ahmed ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Hadisin manasına gelince; Ebu Hureyre (r.a.) Nebi (s.a.v.)'in kıldırdığı namazın sabah namazı olduğunu zannettiklerini söylemiştir .... Nebi (s.a.v.)'i ''Bana ne oluyor ... " ifadesi hakkında el-Menhel yazarı şöyle der: - ~ ''Bana ne oluyor... '' ibaresi, arap dilinde çeşitli manalara kullanılır. Bunlardan birincisi, kişinin, kendi nefsini kınamakta kullanılmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki şöyle yaptım veya böyle ettim ... deniliyor. Yani: Yapmamalıydım, demek isteniyor. İkincisi: Bir adamın yaptığı bir işten hoşlanmayan bir kimsenin, failini kınamak maksadıyla bu ifadeyi kullanmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki hakkım engelleniyor? Bana ne oluyor ki bana eziyet ediliyor ... gibi. Üçüncüsü: Sebebi meçhul olan bir şeyi tasvib etmemekte kullanılmasıdır. Mesela, adam: Bana ne oluyor ki falan işi anlayamıyorum? söyler. Hadiste üçüncü mananın daha münasib olduğu umulur.'' ''Kur'an'da bana münazaa ediliyor.'' cümlesine gelince: Peygamber (s.a.v.), açıktan kıraat ettiğinde cemaat'tan birisi de aynı ayetleri açıktan okuduğu için Peygamber (s.a.v.) meşgul etmiş ve sanki ayetleri Peygamber (s.a.v.)'in mübarek ağzından çekip çıkarıyormuş. Bu cümle bu durumu ifade etmektedir. Münazaa, karşılıklı çekişme ve iki tarafın birbirini mağlub etmek için karşılıklı gayret etmeleridir. Burada Peygamber (s.a.v.)'in açıktan kıraat ettiği ayetleri cemaat'tan birisi de açıktan okumakla Peygamber (s.a.v.)'in kıraatına müdahale etmiş, Onu meşgul etmiş ve adeta Ona galib gelmeye çalışmış sayılmıştır. İkinci senedle rivayet olunan hadisin sonundaki: ''Bundan sonra sahabiler...'' ziyadesi, tercemede Ebu Hureyre (r.a.)'in sözü olarak gösterilmiştir. Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayetlerinde bu ziyade: ........ şeklinde geçer. EI-Menhel. yazarı bu ziyadenin Ebu Hureyre (r.a.) veya hadis ravisi Zühri'ye ait olduğunu söylemiştir. Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı bu ziyadenin Zühri'nin sözü olduğunu söylemiş ve Zühri'nin arkadaşlarının bazılarının, bu ziyadeyi Zühri'nin sözü olarak rivayet ettiklerini bildirmiş ve: Bu cümle Zühri'nin kavlinden olup müdreçtir, demiştir. Ve hadis hafızlarının, bunun müdrec olduğunu sarahaten (açıkça) bildirdiklerini beyan etmiştir. Müellif İbn-i Mace'nin rivayeti de buna muhtemeldir, bu ziyade Zühri'nin sözü kabul edilince terceme şöyle yapılmalıdır: Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki: ResuluIlah (s.a.v.) bize ,namaz kıldırdı. Zühri, bir önceki hadisin mislini zikretti ve ona şunu ilave ederek dedi ki: 'Bundan sonra sahabiler, imarnın açıktan okuduğu namazlarda sustular.' EI-Menhel yazarı şöyle eler: ''Cehri namazlarda imama uyan kimse kıraat etmez diyen alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. Kıraat etmesi vacibtir, diyen alimler ise bu hadisin delil olamıyacağını söyleyerek şöyle cevab vermişlerdir: Bir defa hadis zayıftır. Çünkü ibn-i Ukeyme (r.a.) hakkında ise söz edilmiştir. Diğer taraftan hadisin sonundaki ziyade müdrec olup kimisine göre Ebu Hureyre: (r.a.)'in sözüdür, kimisine göre de Zühri'nin sözüdür. Ebu Davud, bu husustaki ihtilafları da nakletmiştir. Beyhaki de ziyadenin müdrec olduğunu söyledikten sonra: Ebu Hureyre (r.a.), gerek cehri namazlarda ve gerekse gizli namazlarda imam'a uyan kimsenin kıraat etmesini emrettiği halde kıraatı terketmeye delalet eder. Bu hadisin Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayeti sahih olur mu? demiştir. Bir de şu husus vardır: Hadis, ihtilaf noktasının dışında kalır. Çünkü alimler arasındaki ihtilaf noktası, imama uyan kişinin gizli olarak kıraat edip etmemesidir. Bu hadiste reddedilen nokta ise, imama uyan kişinin açıktan okurnasıdır. Çünkü açıktan okuması halinde imamı meşgul etmesi, imamla münazaa durumuna geçmesi söz konusudur." EBU DAVUD RİVAYET’İ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، ح وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ الْعَبْدِيُّ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، - الْمَعْنَى - عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ زُرَارَةَ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى الظُّهْرَ فَجَاءَ رَجُلٌ فَقَرَأَ خَلْفَهُ { سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى } فَلَمَّا فَرَغَ قَالَ " أَيُّكُمْ قَرَأَ " . قَالُوا رَجُلٌ . قَالَ " قَدْ عَرَفْتُ أَنَّ بَعْضَكُمْ خَالَجَنِيهَا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ أَبُو الْوَلِيدِ فِي حَدِيثِهِ قَالَ شُعْبَةُ فَقُلْتُ لِقَتَادَةَ أَلَيْسَ قَوْلُ سَعِيدٍ أَنْصِتْ لِلْقُرْآنِ قَالَ ذَاكَ إِذَا جَهَرَ بِهِ . وَقَالَ ابْنُ كَثِيرٍ فِي حَدِيثِهِ قَالَ قُلْتُ لِقَتَادَةَ كَأَنَّهُ كَرِهَهُ . قَالَ لَوْ كَرِهَهُ نَهَى عَنْهُ .
İmran b. Husayn'den nakledildiğine göre, Nebi (salallahu aleyhi ve sellem) (cemaatle) öğle namazı kılarken, bir adam gelip arkasında "Rabbinin o çok yüce adım tesbih (ve tenzih) et" (el-A'la suresini) okumuş. Resul-i Ekrem namazı bitirince: "Okuyan hanginizdi?" diye sormuş, (cemaat de); Bir adam,diye cevap vermişler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Gerçekten anladım ki, biriniz bunu benim ağzımdan aldı" buyurmuş. Ebu Davud dedi ki: (Şeyhim) Ebu'l-Velîd, rivayetinde Şu'be'nin şöyle dediğini söyledi: "Ben Katade'ye Said'in sözü; "Kur'an (okuduğu) için sus (şeklinde) değil miydi." dedim. O da; "Bu (imam) sesli okuduğu zamandır diye cevap verdi." tbn Kesîr ise rivayetinde Şu'be'nin, Katade'ye; "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu işi çirkin görmüşe benziyor" dediğini, onun da "çirkin görmüş olsaydı, bundan nehyederdi" diye cevap verdiğini bilirdi." Diğer tahric: Müslim, salat; Nesai, iftitah; kıyamu'l-leyl; Ahmed b. Hanbel, IV
حَدَّثَنَا الرَّبِيعُ بْنُ سُلَيْمَانَ الأَزْدِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنِي زَيْدُ بْنُ وَاقِدٍ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ نَافِعِ بْنِ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ نَافِعٌ أَبْطَأَ عُبَادَةُ بْنُ الصَّامِتِ عَنْ صَلاَةِ الصُّبْحِ، فَأَقَامَ أَبُو نُعَيْمٍ الْمُؤَذِّنُ الصَّلاَةَ فَصَلَّى أَبُو نُعَيْمٍ بِالنَّاسِ وَأَقْبَلَ عُبَادَةُ وَأَنَا مَعَهُ، حَتَّى صَفَفْنَا خَلْفَ أَبِي نُعَيْمٍ وَأَبُو نُعَيْمٍ يَجْهَرُ بِالْقِرَاءَةِ فَجَعَلَ عُبَادَةُ يَقْرَأُ بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَلَمَّا انْصَرَفَ قُلْتُ لِعُبَادَةَ سَمِعْتُكَ تَقْرَأُ بِأُمِّ الْقُرْآنِ وَأَبُو نُعَيْمٍ يَجْهَرُ قَالَ أَجَلْ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْضَ الصَّلَوَاتِ الَّتِي يَجْهَرُ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ قَالَ فَالْتَبَسَتْ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةُ فَلَمَّا انْصَرَفَ أَقْبَلَ عَلَيْنَا بِوَجْهِهِ وَقَالَ " هَلْ تَقْرَءُونَ إِذَا جَهَرْتُ بِالْقِرَاءَةِ " . فَقَالَ بَعْضُنَا إِنَّا نَصْنَعُ ذَلِكَ . قَالَ " فَلاَ وَأَنَا أَقُولُ مَا لِي يُنَازَعُنِي الْقُرْآنُ فَلاَ تَقْرَءُوا بِشَىْءٍ مِنَ الْقُرْآنِ إِذَا جَهَرْتُ إِلاَّ بِأُمِّ الْقُرْآنِ " .
Nafi'b. Mahmud b. er-Rebî el-Ensarî (r.a.)'den; demiştir ki: Ubade b. es-Samit (bir defasında) sabah namazında geç kalmıştı. Bunun üzerine Müezzin Ebu Nuaym namaz için tekbir aldı ve cemaate namaz kıldırmaya başladı. (Derken) Ubade bin es-Samit çıkageldi. Ben de beraberinde idim. Nihayet biz de Ebu Nuaym'ın arkasında saf olduk. Ebu Nuaym sesli okuyordu. Ubade (de) Fatiha Suresi'ni okumaya başladı. Ubade'ye (namazdan) çıkınca; "Ebu Nuaym sesli okurken, senin de Fatiha'yı okuduğunu işittim" dedim. Ubade; "Evet (haklısın) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize aşikar okuduğu namazlardan birisini kıldırdı ve (cemaatin okuyuşu sebebiyle) kıraatte güçlük çektiği bu) namazdan sonra bize dönerek: "Ben sesli okuduğum zaman siz de okuyor musunuz?" buyurdu. Birimiz, Biz bunu yapıyoruz, dedi. Bunun üzerine; "Hayır (öyle) olmaz, ben de (kendi kendine) "ne oluyor da okuduğu Kur'an'a ortak olunuyor" diyordum. Ben aşikar okudum mu, siz hiç bir şey, okumayın, yalnız ümmü'l-Kur'an müstesna" buyurdu. Diğer tahric: Tırmizî, salat; Nesaî, iftitah; İbn Mace, ikame: Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ النُّفَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ مَكْحُولٍ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ كُنَّا خَلْفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ فَقَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَثَقُلَتْ عَلَيْهِ الْقِرَاءَةُ فَلَمَّا فَرَغَ قَالَ " لَعَلَّكُمْ تَقْرَءُونَ خَلْفَ إِمَامِكُمْ " . قُلْنَا نَعَمْ هَذَا يَا رَسُولَ اللَّهِ . قَالَ " لاَ تَفْعَلُوا إِلاَّ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَإِنَّهُ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِهَا " .
Ubade bin es-Samit'den; demiştir ki: Biz sabah namazında Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkasında bulunuyorduk. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Kur'an) okudu. (Fakat Kur'an okumak) kendisine, ağır gelmeye başladı. (Namazı) bitirince; "Her halde imamınızın arkasında siz de okuyorsunuz" buyurdu. Biz de: Evet, ey Allah'ın Resulu, hızlı bir şekilde (biz de okuyoruz), dedik. “(Böyle) yapmayın, sadece Fatiha'yı okuyun. O'nu okumayan kimsenin namazı yoktur." buyurdu. Diğer tahric: Buhari, ezan; Müslim, salat; Tirmizî, mevakit, tefsir sure; Nesaî, iftitah; İbn Mace, ikame, Darimî salat; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II, 285, 290, 460, 487; V