İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 1187

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي غَنِيَّةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي سُفْيَانَ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ مَنْ خَافَ مِنْكُمْ أَنْ لاَ يَسْتَيْقِظَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ، فَلْيُوتِرْ مِنْ أَوَّلِ اللَّيْلِ ثُمَّ لْيَرْقُدْ. وَمَنْ طَمِعَ مِنْكُمْ أَنْ يَسْتَيْقِظَ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ، فَلْيُوتِرْ مِنْ آخِرِ اللَّيْلِ. فَإِنَّ قِرَاءَةَ آخِرِ اللَّيْلِ مَحْضُورَةٌ. وَذَلِكَ أَفْضَلُ ‏"‏ ‏.‏

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «Gece uyanamıyacağından korkanlarınız, gece'nin evvelinde vitir namazını kılsın, sonra uyusun. Gece sonunda uyanacağını umanlarınız vitir namazını gece'nin sonunda kılsın. Çünkü gece sonundaki Kur'an okumada melekler hazır olur. Gece sonunda Kur'an okumak efdaldır.» Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ahmed AÇIKLAMA (1185, 1186, 1187): Bu hadis, Nebi (s.a.v.)'in gecenin muhtelif zamanlarında vitir namazını kıldığına ve ömrünün sonlarında vitir namazını gecenin sonuna bıraktığına delalet eder. Ömrünün sonunda vitir namazını gecenin sonuna bıraktığı için efdal olanı budur. Bu hadis, gecenin tümünün vitir namazı için vakit olduğuna delalet eder. Lakin cumhur'a göre vitir namazı vaktinin başlangıcı yatsı namazından sonradır. Yani yatsı farzı kılınmadıkça vitir namazı vakti girmiş olmaz. Ebu Hanife'ye göre yatsı vakti olunca vitir namazı vakti olmuş olur. Lakin bile bile vitir namazı yatsı namazından önce kılınamaz. Ali (r.a.)'in hadisi, Aişe (r.anha)'nın hadisine benziyor. Müelliften başka kim tarafından rivayet edildiğini bilemedim. Zevaid türünden olması muhtemeldir. Cabir (r.a.)'in hadisini Müslim, Tirmizi ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisin son kısmı şöyledir; ''Çünkü gecenin sonunda Kur'an okuma mahduredir. (= Yani rahmet melekleri hazır bulunup dinlerler). Gece sonundaki kıraet efdaldir ... Müslim'in rivayetinde son cümle şöyledir: ''Çünkü gece sonundaki namaz meşhudedir. (= Yani kılınırken rahmet melekleri hazır bulunup şehadet ederler.) Bu vakitteki namaz efdaldır ... Bu hadis, gecenin sonunda uyanamamaktan korkan kimsenin gece uyumadan önce vitir namazını kılmasını ve gece sonunda uyanacağını ümid edenin vitrini o vakte bırakmasını hükme bağlar. Nevevi, bu hadisin altında şöyle der: 'Gece sonunda uyanacağına güvenen kimsenin vitrini bu vakte tehir etmesinin ve buna güvenemeyenin uyumadan önce kılmasının efdal olduğuna açık delildir. Doğrusu budur. Mutlak olan hadisler buna göre yorumlanma!ıdır

Sünen-i İbn Mâce, 1187

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا شَاذَانُ، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي جَمْرَةَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِذَ بْنَ عَمْرٍو ـ رضى الله عنه ـ وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِنْ أَصْحَابِ الشَّجَرَةِ هَلْ يُنْقَضُ الْوِتْرُ قَالَ إِذَا أَوْتَرْتَ مِنْ أَوَّلِهِ، فَلاَ تُوتِرْ مِنْ آخِرِهِ‏.‏

Ebu Cemre dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından (ve) ağaç(ın altında bey'at eden) ashabdan olan Aiz b. Amr r.a.'a: Vitir nakz edilir mi diye sordum. O dedi ki: Sen gecenin başlangıcında vitir kıldığın takdirde sonlarında vitir kılma." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Vitir nakz edilir mi" yani kişi vitir kıldıktan sonra uyusa ve (daha sonra) nafile namaz kılmak istese o vitir namazındaki tek re kati çift yapmak amacıyla bir rekat kılıp, sonra da dilediği kadar nafile kılmanın 'akabinde Nebi saIlaIlahu aleyhi ve seIlem'in: "Geceleyin kıldığınız son namazınızı vitir kılınız" buyruğuna uymak üzere vitir kılabilir mi yahut da vitrini nakıetmeden dilediği kadar nafile kılıp, daha önce kılmış olduğu vitir ile yetinebilir mi? (Aiz b. Amr, Ebu Cemre'nin bu sorusuna) ikinci hali tercih etmesi şeklinde cevap vererek şöyle demiştir: "Gecenin ilk vakitlerinde vitir kıldığın takdirde, sonlarında vitir kılma." Bu mesele hakkında selefin farklı görüşleri vardır. İbn Ömer vitrin nakıedileceği görüşünü kabul edenlerden idi. Şafiı mezhebinde kabul edilen sahih görüş ise bu başlıktaki hadiste görüldüğü üzere vitrin nakıedilmeyeceği şeklindedir. Maliki alimlerin de görüşü budur

Sahîh-i Buhârî, 4176
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، وَعَبْدُ الْوَهَّابِ، قَالُوا حَدَّثَنَا عَوْفٌ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، سَيَّارِ بْنِ سَلاَمَةَ عَنْ أَبِي بَرْزَةَ الأَسْلَمِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْتَحِبُّ أَنْ يُؤَخِّرَ الْعِشَاءَ وَكَانَ يَكْرَهُ النَّوْمَ قَبْلَهَا وَالْحَدِيثَ بَعْدَهَا ‏.‏

Ebu Berze el-Eslemi (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yatsı namazını tehir etmeyi müstahab görürdü. Yatsı namazından önce uyumaktan ve yatsı namazından sonra konuşmaktan kerahet ederdi." Zevaid de: ‘’Bu hadis’in isnadı sahih, ravileri sikadır’’ deniyor. Tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahipleri kısa ve uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Tirmizi, Nebi (s.a.v.)'in yatsı namazından önce uyumaktan ve namazdan sonra konuşmaktan kerahet ettiğine dair Ebu Berze (r.a.) hadisini naklettikten sonra bunun hasen - sahih olduğunu söylemiştir. Oradaki rivayette yatsı namazının tehirinden bahsedilmiyor. Tirmizi, bu arada: İlim ehlinin ekserisi, yatsı namazını kılmadan önce uyumayı mekruh görmüşlerdir. Bazı alimler buna ruhsat vermişlerdir. Abdullah bin El-Mübarek, hadislerin ekserisinin kerahete delalet ettiğini ve bazı alimlerin Ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsıdan önce uyumaya ruhsat verdiklerini söylemiştir, der. Ebu Davud'un rivayetinde yatsı namazının geciktirilmesi ile ilgili parça şnyledir ; ''o; yatsı namazını gecenin üçte birine kadar geciktirmeye iltifat etmezdi." EI-Menhel yazarı, hadisin açıklamasıyla ilgili olarak şöyle der: ''Nevevi: Yatsı namazını kaçırmak endişesi olmadığı takdirde uykusu fazla gelen kişinin yatsıyı kılmadan uyuması mekruh değildir, demiştir. İbn-i Seyyidin-Nas, Tirmizi şerhinde: Yatsı namazından önce uyumayı mekruh gören alimler, durumu ciddi göstermişlerdir. Ömer, oğlu AbduIlah ve İbn-i Abbas (r.anhum), bu görüşteki alimlerdendirler. Malik de bu yoldan gitmiştir. Ali ve Ebu Musa (r.a.)'nın dahil olduğu bir grup alim, uyumayı caiz görmüşlerdir, Kufelilerin mezhebi de budur. Bazı alimler de: Uyuyan kişinin yanında, kendisini namaz için uyandıracak birisinin bulunması halinde uyumakta kerahet yoktur, demişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.)'den bu görüş de rivayet edilmiştir. Tahavi de bu yola gitmiştir. İbnü'l-Arabi: Yatsı vakti çıkmadan önce uyanacağını alışkanlığıyla bilen kişi, veyahut onu uyandıran bir kimse bulunduğu takdirde yatsı namazını kılmadan uyuyabilir, demiştir. Uyumanın kerahetine hükmedenler, bu babtaki hadisi delil göstermişlerdir. Mekruh olmadığına hükmedenler ise Buhari ve başkasının rivayet ettikleri Aişe (r.anha)'nın şu mealdeki hadisini delil göstermişlerdir: ''Nebi (s.a.v.), yatsı namazını geciktirdi. Hatta Ömer (r.a.), O'na seslenerek kadınların ve çocukların uyuduğunu haber verdi. Nebi (s.a.v.) uyuyanlara itiraz etmedi." Diğer bir delil de, İbn-i Ömer (r.a.)'in şu mealdeki hadisidir: ''Nebi (s.a.v.), bir gece meşgul olduğundan yatsı namazını geciktirdi. Hatta biz mescidde uyuduk. sonra uyandık. Daha sonra uyuduk. Sonra uyandık. Nebi. (s.a.v.) çıkıp yanımıza geldi. Nebi (s.a.v.) uyuyanlara itiraz etmedi." İbn-i Seyyidin-Nas: Ben, Sahabrlerin mescidde namazı beklerken uyuklamalarını yatsı namazından önce nehyedilen uyku şeklinden görmüyorum. O, uyku değil, bir uyuklamadır, demiştir. (Haddim olmayarak şöyle de denilebilir kanaatindeyim: Yatsı namazını kılmadan uyuma yasaklığının sebebi yatsı namazını kaçırma endişesi ise, bu endişe, yatsı namazını cemaatle kılmak için camide toplanmış olan bir cemaat için pek söz konusu olmasa gerek.) Yatsı namazından sonra konuşmaya gelince; Nebi (s.a.v.), yatsı namazı kılındıktan sonra Dünya ile ilgili şeyleri konuşmaktan kerahet ederdi. Fakat yatsı vakti girip de henüz yatsı namazı kılınmamışken, bu tür konuşmadan kerahet etmezdi. Namaz kılındıktan sonra konuşma kerahetinin sebebi, günlük işin sonucunun ibadetle kapanma arzusudur. Çünkü uyku, ölümün kardeşidir. Yatsı namazından sonra konuşmanın kerahetine hükmeden alimler arasında bulunan Said bin El-Müseyyeb: Yatsı namazını kılmadan uyumak, yatsıyı kılıp, arkasında boş laf etmekten bence daha sevimlidir, demiştir. Ömer bin El- Hattab (r.a.) yatsı namazından sonra Dünya ile ilgili konuşmalara dalan halkı döverek: Gecenin ilki konuşmakla ve sonu uykuyla mı? derdi. Sebebi de yatsı namazından sonra konuşmak, uykusuz kalmaya sebebiyet verebilir.. Bu takdirde geç uyuyan kişinin, gece namazını veya sabah namazını kaçırma endişesi doğar. Diğer taraftan gece uykusuz kalmak, gündüz din ve dünya ile ilgili işleri de aksatır. Nevevi: Yatsı namazından sonra Siretü'l-Battal, Antere ve benzeri uydurma hikayeleri okumak haram konuşma türündendir. Ama hayırlı bir iş hakkında konuşmak veya bir mazeret dolayısıyla söz söylemek mekruh değildir, demiştir. El-Hafız da: Bu kerahet, mutlak bir işe ait olmayan konuşmalara mahsustur, demiştir. Yukarıda yapılan nakillerden anlaşılıyor ki, yatsıdan sonra mekruh olan konuşma, yararlı olmayan şeylerle ilgili konuşmadır. Ama ilmi çalışma, salihlerin hikayelerini anlatmak, kişinin çoluk çocuğu ile konuşması, misafirlerle gerekli şeyleri görüşmek ve müslümanların masIahatları hakkında konuşmak mekruh değildir. Çünkü Tirmizi'nin rivayet ettiğine göre, Ömer (r.a.) : Nebi (s.a.v.), müslümanların işleri hakkında Ebu Bekr (r.a.) ile geceleyin görüşürdü. Ben de, Onlarla beraber bulunurdum, demiştir

Sünen-i İbn Mâce, 701
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ، حَدَّثَنَا الْمُغِيرَةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ بْنِ الأَكْوَعِ، أَنَّهُ كَانَ يُصَلِّي مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْمَغْرِبَ إِذَا تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ ‏.‏

Seleme bin El-Ekva' (r.a.)'den rivayet edildiğine göre : Güneş (ufuk) perdesiyle gizlendiği zaman, kendisi akşam namazını Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile kılarmış." Diğer tahric: Buhari. Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi, bu hadis’i birbirine yakın lafızlarla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : Tirmizi, hadisin hasen-sahih olduğunu söylemiştir. Hadiste geçen ''Hicabı'' kelimesinin asıl manası örtü ve perdedir. Burada ufuk kasdedilmiştir. Çünkü ufuk, perde gibi Güneş ile bakanlar arasına girer ve Güneş, onun arkasında gizlenmiş olur. Tirmizi, Seleme (r.a.)'in hadisini rivayet edip hasen-sahih olduğunu söyledikten sonra şöyle der: 'Sahabilerin ve tabiilerin ilim ehlinin çoğu, akşam namazının erken kılınmasını tercih ederek, tehirini mekruh görmüşlerdir. Hatta alimlerin bir kısmı: Akşam namazı için tek bir vakit vardır, demişlerdir.' Tirmizi'nin şerhi Tuhfetü'l-Ahvezi'de bu konuda şu ma'lumat vardır: 'Selef alimleri, akşam namazının bir veya iki vakte sahip olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Şafii ve İbnü'l-Mübarek akşam namazının tek vaktinin olduğunu, onun da ilk vakti olduğunu söylemişlerdir. Alimlerin ekserisi: İki vakit vardır. Vaktin başlangıcı Güneş'in tamamen battığı andır. Vaktin sonu da, kırmızı şafakın kaybolmasıdır, demişlerdir. Şafii ve İbnü'l Mübarek, Cibril (a.s.)'in hadisine dayanmışlar. Çünkü Cibril (a.s.), Peygamber (s.a.v.)'e namaz vaktini bildirmek için inip Peygamber (s.a.v.)'e namaz kıldırdığı her iki günde de akşam namazını ilk vaktinde kıldırmıştır. Kırmızı şafak'ın batışına kadar akşam namazı vaktinin devam. ettiğine hükmeden ve çoğunluk teşkil eden alimler Müslim'in: ve başkalarının rivayet ettikleri İbn-i Öıner ve Ebu Musa'nın hadislerini delil göstermişlerdir. Bu iki hadis, akşam vaktinin şafak'ın batışına kadar devam ettiğine delalet eder. Bu görüş haktır. Çünkü Cibril (a.s.)'ın hadisi Mekke'de buyurulmuş, bu iki hadis bilahere irad edilmiştir. Nevevi, Müslim'in şerhinde İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini açıklarken: Bu ve bundan sonraki hadisler, akşam vaktinin şafak'ın batışına kadar devam ettiğini sarahaten (açıkça) bildirmişlerdir; Mezhebimizi nakleden cumhur yanında bu kavil, mezhebimizirt zayıf bir görüşüdür. Bizim Şafii alimlerimizin cumhuru: Mezhebimizin sahih kavline göre akşam namazının tek vakti vardır. Oda Güneş battıktan sonra, bir adamın abdest alıp avretini örtmesi, ezan. okunması ve ikamet etmesi iki rek'at hafif sünnet kılması, bundan Sonra akşam farzına durması ve tesbih edip, akşam farzından s.ontaki sünneti kılması için geçen süredir. Akşam farzı bu süreden sonraya bırakıldığı takdirde kazaya kalmış olur, demişlerdir. Lakin Muhakkik arkadaşlarımız şafak batıncaya kadar akşam namazı vaKtinin devam ettiğine dair kavli, tercih etmişlerdir. Sahih olan Şafiı mezhebinin bu görüşüdür. Başka bir deyimle doğrusu budur, başkası değildir. Cibril (a.s.)'ın akşam namazını iki günde de ilk vakitte kıldırdığı noktasına gelince, buna üç şekilde cevap verilir: 1- Cibril (Aleyhisselam), öğle namazı hariç, diğer dört namazın ihtiyar vakitlerini açıkİamakla yetinmiş, ihtiyar vaktinden sonra devam eden ve namaz kılmanın sahih olduğu cevaz vaktini beyan etmemiştir. 2- Cibril (Aleyhisselam)'ın hadisi, Mekke'de, namazın farz kılındığı esnada buyurulmuştur. Akşam vaktinin şafak'ın batışına kadar devam ettiğini bildiren hadisler, daha sonra Medine'de buyurulmuştur. Bu sebeple, bunlara dayanmak vacibtir; 3~ Bu hadislerin senedIeri' Cibril (AIeyhisseIam)'ın hadisine ait senedden çok daha sıhhatlidir. Bu nedenle bunlara öncelik yerihnesi vacibtir. Müellifimizın 667 nolu hadisinde. namaz vakitIerini soran adama .. Bizlmre iki gün namaz kıl.,. buyuran Nebi (s.a.v.)'in akşam namazını ilk gün güneş batınca kıldırdığı, ikinci gün is,e şafak batmadan önce kıldırdığı bildirilmiştir. Bu da akşam namazı vaktinin şafak'ın batışına yakın bir zamana kadar devam ettiğine delalet eder. Bu hadis de bir önceki hadis gibi Nebi (s.a.v.)'in akşam namazını erken kıldırdığına delalet eder. Ayrıca bu hadis de merfu' hükmündedir

Sünen-i İbn Mâce, 688
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنَا النَّضْرُ بْنُ شُمَيْلٍ، أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنِي سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا صَلَّى رَكْعَتَىِ الْفَجْرِ اضْطَجَعَ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman (sağ) yanı üstünde yatardı. Bu Hadis'i: Ebu Davud, Tirmizi, Ahmed ve Beyhaki de benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir AÇIKLAMA (1198 ve 1199): Tirmizi ve Ebu Davud'un rivayetleri kavli hadis mahiyetinde olup meali şöyledir: 'ResuluIlah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Sizden birisi sabah sünnetini kıldığı zaman sağ yanı üzerinde yatsın.... '' İbn-i Hazm, mealini hadisteki emri, vaciblik için yorumlamakla sabah sünnetinden sonraki yatışın vacip olduğunu söylemiştir. Cumhur, bu emri müstahablık için yorumlamıştır. Cumhur'un delili de Buhari, Müslim, Ebu Davud ve başkalarının rivayet ettiği Aişe (r.anha)'nın şu mealdeki hadisidir: "Nebi (SalIalIahu Aleyhi ve Sellem) sabah sünnetini kıldığı zaman eğer ben uykuda isem sağ yanı üzerinde yatardı. Şayet ben uyanık isem benimle konuşurdu." Bu hadisin zahirine göre Aişe (r.anha) uyanık olduğu zaman Nebi (s.a.v.) yatmazdı. Şu halde yatmak vacib değildir. EI-Menhel yazarı, sabah sünnetinden sonra yatmak hakkında alimlerin ihtilaf ettiklerini söyleyerek, bu husustaki görüşleri şöyle nakleder: 1- Sabah sünnetinden sonra sağ yanı üzerinde yatmak sünnettir. Ebu Musa El-Eş'ari, Rafi' bin Hadic, Enes, Ebu Hureyre ve başka sahabiler (r.anhum) ile İbn-i Sirin, Said bin El-Müseyyeb, Urve bin Zübeyr ve başka tabiinin kavli budur. Şafii ve Ahmed de böyle hükmetmişlerdir .. 2- Vacibtir. Bu kavlin sahibi İbn-i Hazm'dır. 3- Abdullah bin Mes'ud ve İbn-i Ömer (r.a.)'e göre bid'attır. Tabiilerden Esved bin Yezid, İbrahim Nehai ve Said bin Cübeyr'in bunu mekruh gördükleri rivayet olunmuştur. Malik ve Cumhur'un da bunu mekruh saydıklarını Kadı iyaz nakletmiştir. Bunlara göre Nebi (s.a.v.)'in yatışı, yorgunluk nedeniyledir. 4- Gece namazına kalkan kimsenin dinlenmesi için yatması müstahabtır. Gece namazına kalkmamış olan için meşru değildir. İbnü'l-Arabi bunu seçmiştir. 5- Sabah sünnetini evinde kılan kimse için evinde yatması müstahabtır. Mescidde bunu yapmak müstahab değildir. Selef alimlerinin bir kısmı bununla hükmetmiştir. İbn-i Ömer (r.a.)'in de böyle dediği rivayet olunmuştur. Nebi (s.a.v.)'in mescidde böyle yaptığına dair her hangi bir rivayetin olmaması, bu görüşü te'yid eder. Bunun içindir ki İbn-i Ömer (r.a.), mescidde böyle yapmayı yasaklıyarak: Bu, bid'attır demiştir. Eğer Nebi (s.a.v.) mescidde böyle yapsaydı İbn-i Ömer (r.a.) ve İbn-i Mes'ud (r.a.) gibi zatların bundan haberdar olmamaları akıldan uzaktır. Zaten bilindiği gibi Nebi (s.a.v.), sünnetleri evde kılardı. Bu yatış, sabah sünnetinden hemen sonra olduğu için evde yapılırdı

Sünen-i İbn Mâce, 1199
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ شَدَّادٍ، قَالَ حَدَّثَتْنِي مَيْمُونَةُ، زَوْجُ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي وَأَنَا بِحِذَائِهِ وَرُبَّمَا أَصَابَنِي ثَوْبُهُ إِذَا سَجَدَ ‏.‏

Nebi (Sallalhıhu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Meymune (r.anha)'dan rivayet edildiğine »öre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılardı. Ben de Onun hizasında bulunurdum. Secde ettiği zaman çok defa elbisesi bana dokunurdu. Diğer tahric: Buhari , Müslim ve Ebu Davud AÇIKLAMA(956, 957, 958): Nebi (s.a.v.)'in gece namaz kılarken Aişe (r.anha)'nın cenaze gibi Onunla kıble arasında yatakta uzanmış olarak uyuduğu müteaddit rivayetlerden anlaşılıyor. Bazı rivayetlerde şu ilave de vardır: "Nebi (s.a.v.) vitir namazını kılmak isteyince Aişe (r.anha)'yı uyandırırdı. Aişe (r.anha) de vitir namazını kılardı.'' Bu üç hadis namaz kılanın önünden kadının geçmesiyle namazın bozulmadığına hükmeden alimler için birer delildir. Çünkü cenaze gibi namaz kılanın önünde aykırı olarak uzanmış olarak kadın namazı bozmayınca oradan geçen kadının hiç de bozmaması gerekir. Çünkü fitne korkusu bakımından kadının uzanmış olarak namaz kılanın önün de bulunması daha tehlikelidir. Kadının geçmesiyle namazın bozulduğuna hükmeden alimler bazı cevaplar vermişler ise de onları burada anlatmaya gerek görmüyorum. BU HADİSTEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERi 1- Uyuyan bir kimseye karşı namaz kılmak caizdir. Bazıları bundan sonra gelen hadisi delil göstererek mekruh olduğunu söylemiş ise de o hadis zayıf olduğu için bunda kerahet yoktur. 2- Namaz kılanm önünde kadının uzanmış olması namazı bozmaz. 3- Namaz kılan erkeğin elbisesinin bir kadın'a dokunması namaza zarar vermez. Bu hususta temiz kadın ile hayızlı kadın arasında bir fark yoktur

Sünen-i İbn Mâce, 958
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ هِلاَلِ بْنِ يِسَافٍ، عَنْ أَبِي الْمُثَنَّى، عَنْ أَبِي أُبَىٍّ ابْنِ امْرَأَةِ، عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ يَعْنِي عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏ "‏ سَيَكُونُ أُمَرَاءُ تَشْغَلُهُمْ أَشْيَاءُ يُؤَخِّرُونَ الصَّلاَةَ عَنْ وَقْتِهَا فَاجْعَلُوا صَلاَتَكُمْ مَعَهُمْ تَطَوُّعًا ‏"‏ ‏.‏

Ubade b. es-Samit (r.a.)'den rivayet edildiğine güre; Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), şöyle buyurmuştur: «Bazı işlerle meşgul olup namazı vaktinden geciktiren bir takım emirler olacaktır. (Siz namazınızı vaktinde kılınız ve) onlarla beraber kıldığınız namazınızı nafile yapınız.» Diğer tahric: Bu Hadis'in benzerini Ebu Davud ve Ahmed de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1255, 1256, 1257): Ebu Davud'un rivayetinde efendimizin buyruğundan itibaren metin mealen şöyledir: «Şüphesiz benden sonra başınızda öyle emirler olacak ki bazı şeylerle meşguliyetleri yüzünden namazı vaktinde kılmayacaklar ve nihayet namaz vakti çıkmış olacaktır. O zaman siz namazınızı vaktinde kılınız.» Bir adam: Ya Resulallah onlarla beraber (tekrar) kılayım mı? diye sordu. Efendimiz: «Evet. Eğer dilersen.» buyurdu. Bu babtaki hadislerde geçen: "Namaz vaktinden" maksat ihtiyar vaktidir. Sıhhat vakti değildir. Yani namazı geciktirmektir. Tamamen vakti çıkıncaya kadar kılmamak ve kazaya bırakmak değildir. 'Namaz' Kitabının birinci babında 5 vakit namazın fazilet vakti, ihtiyar vakti ve sıhhat vaktinin bulunduğu ve en makbulünün fazilet vaktinde, hiç olmazsa ihtiyar vaktinde namaz kılmanın ve daha sonraya bırakmamanın önemi anlatılmıştır. Nevevi: 'Bu hadislerde geçen te'hirden (geciktirmekten) maksat, namazı büsbütün vaktinden çıkarmak değil, ihtiyar (vaktin ortasındaki serbest) vaktinden sonraya bırakmaktır. Çünkü mütekaddimin (ilk dönem) ve müteahhirin (son dönem) emirlerden nakledilmiş olan durum, bazı emirlerin namazı ihtiyar vaktinden sonraya (vaktin sonuna) bırakmalarıdır. Hiç bir emirin namazı, vaktinden çıkardığı yani kazaya bıraktığı naklolunmamıştır. Şu halde bu hadisleri vuku bulmuş olan duruma uygun yorumlamak gerekir,' demiştir. El-Ayni; bu yoruma itiraz ederek: Fasık halifelerin ve zalim sultanların değil, namazı kazaya bırakmak, büsbütün namazı terkettikleri bir gerçektir, demiştir. Bence Nevevi'nin yorumu uygundur. Çünkü hadislerde, bazı emirlerin namazı vaktinden çıkararak kıldıracakları bildiriliyor ve ferdIerin evlerinde vaktinde namaz kıldıktan sonra onlarla beraber tekrar kılmaları uygun görülüyor. Demek ki hadislerde durumları anlatılan emirler namazı büsbütün bırakanlar değil, geciktirenlerdir. Namazları tamamen vaktinden çıkararak bunları cemaatla beraber ve kaza durumunda kılmayı itiyad haline getirmiş olan emirler bilinmediğine göre tehirden maksat, ihtiyar vaktinden çıkarmak olmalıdır. İmam namazları ihtiyar vaktinden çıkardığı takdirde ferdIerin ihtiyar vaktinde namaz kılmaları ve sonra cemaatla tekrar o namazı kılmalarının hikmeti vaktin faziletini kazanmak, cemaata muhalefet etmemek, Ulu'l-emre karşı gelmemek ve müslümanlar arasında bulunması gerekli birliği zedelememektir. Hadisler, ilk namazın farz yerine geçtiğini ve ikinci kez kılınan namazın nafile hükmünde olduğunu açıkça belirtirler. Cumhurun kavli de budur. Malikiler'in meşhur kavline göre kişi, hangisini kabul buyuracağını Allah Teala'ya bırakarak ikinci defa namaza durur. Hadislerdeki hüküm umumidir. Yani sabah ve ikindi namazı da bu hükme dahildir. Sabah ve ikindi namazlarından sonra namaz kılmanın yasaklığına ait 147. babtaki hadisler, bu babtaki hadislerle hususileştirilmiştir. Yani bu hüküm müstesnadır. Hanefiler, sabah ve ikindi namazı tekrar kılınamaz. 147. babtaki hadisler, tekrar kılmaya manidir, demişlerdir. Onlara göre akşam farzı tekrar kılındığında imam selam verince kişi bir rek'at daha ekler. Çünkü tek rek'atlı nafile yoktur. Malikiler ve Hanbeliler de: Üç rek'atlı nafile olmadığını ve kılınan ikinci namazın nafile olması ihtimalini gerekçe göstererek akşam namazı ikinci kez kılınmaz, demişlerdir . HADİSİ'N FIKIH YÖNÜ : 1. İmam, namazı müstehab vaktinden tehir ettiği zaman, kişilerin fazilet veya ihtiyar vaktinde münferiden namazlarını kılmaları ve cemaat faziletini kazanmak için ikinci kez imamla beraber kılmaları matlubtur. 2. Günah olmayan hususlarda ulu'l-emre itaat etmek matlubtur. Özellikle tefrika ve fitne çıkacak işlerden kaçınmalıdır. 3. Namazlarda fazilet vaktine ve cemaata önem verilmelidir. 4. Namazı ihtiyar vaktinden geciktirmek fena derecesinde kötüdür. 5. Hadisler efendimizin mucizesini ihtiva eder. Çünkü Emeviler devrinden bu zamana kadar geçen sürede bazı meşguliyetler dolayısıyla namazları ihtiyar vaktinden çıkaran birçok emirlere (yöneticilere) rastlanmıştır

Sünen-i İbn Mâce, 1257

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.