Sünen-i İbn Mâce · 1303
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، عَنْ إِسْرَائِيلَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَامِرٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ مَا كَانَ شَىْءٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلاَّ وَقَدْ رَأَيْتُهُ إِلاَّ شَىْءٌ وَاحِدٌ فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُقَلَّسُ لَهُ يَوْمَ الْفِطْرِ . قَالَ أَبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ الْقَطَّانُ حَدَّثَنَا ابْنُ دِيزِيلَ، حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَامِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْرَائِيلُ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ عَامِرٍ، ح وَحَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَامِرٍ، نَحْوَهُ .
Kays bin Sa'd (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken ne oldu ise ben muhakkak hepsini gördüm. Yalnız bir şey görmedim. (O da şudur:) Fıtır (bayramı) günü O'na taklis yapılırdı. Taklis: Def çalarak nağmeli sözler söylemektir. Not; Kays'ın bu hadisinin senedinin sahih ve ricaIinin sika oldukları Zevaid'de bildirilmiştir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنْ عَامِرٍ، قَالَ شَهِدَ عِيَاضٌ الأَشْعَرِيُّ عِيدًا بِالأَنْبَارِ فَقَالَ مَالِي لاَ أَرَاكُمْ تُقَلِّسُونَ كَمَا كَانَ يُقَلَّسُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ .
Amir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Iyad el-Eş'ari (r.a.) el-Enbar « » Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanında taklis yapıldığı gibi niçin sizlerin taklis yaptığınızı görmüyorum? demiştir. Taklis: Def çalarak nağmeli sözler söylemektir. Not: Zevaid'de şöyle denmiştir: Bunun senedindeki rical sikadır. İyaz el-Eş'ari'nin İbn-i Mace yanında bundan başka hadisi yoktur. Kütüb-i Sitte sahiplerinden İbn-i Mace müstesna hiç birisi İyaz'ın rivayetini tahric etmemiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ دَاوُدَ بْنِ قَيْسٍ الْفَرَّاءِ، عَنْ عِيَاضِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي سَرْحٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنَّا نُخْرِجُ زَكَاةَ الْفِطْرِ إِذْ كَانَ فِينَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَاعًا مِنْ طَعَامٍ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ صَاعًا مِنْ أَقِطٍ صَاعًا مِنْ زَبِيبٍ فَلَمْ نَزَلْ كَذَلِكَ حَتَّى قَدِمَ عَلَيْنَا مُعَاوِيَةُ الْمَدِينَةَ فَكَانَ فِيمَا كَلَّمَ بِهِ النَّاسَ أَنْ قَالَ لاَ أُرَى مُدَّيْنِ مِنْ سَمْرَاءِ الشَّامِ إِلاَّ تَعْدِلُ صَاعًا مِنْ هَذَا . فَأَخَذَ النَّاسُ بِذَلِكَ . قَالَ أَبُو سَعِيدٍ لاَ أَزَالُ أُخْرِجُهُ كَمَا كُنْتُ أُخْرِجُهُ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَبَدًا مَا عِشْتُ .
Kays bin Sa'd (bin Ubade) (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zekat (emri) İndirilmeden önce bize fıtır sadakasını vermemizi emretti. Sonra zekat (emri) inince bize (fıtır sadakası ile) ne emretti, ne de bizi (bu sadakayı vermekten) menetti. Biz bu sadakayı veriyoruz. (Veya biz ise yine bu sadakayı verirdik.) Diğer tahric: Nesai ve Hakim de bunu rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، مُؤَذِّنِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حَدَّثَنِي أَبِي عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُكَبِّرُ فِي الْعِيدَيْنِ فِي الأُولَى سَبْعًا قَبْلَ الْقِرَاءَةِ وَفِي الآخِرَةِ خَمْسًا قَبْلَ الْقِرَاءَةِ .
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müezzini Sa'd el-karaz (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki bayramda (namazın) ilk rekatında kıraattan önce yedi ve son rek'atta kıraattan önce beş (defa) tekbir alırdı. Not: Zevaid'de Abdurrahman bin İshak bin Ammar'ın hadisinin senedi zayıftır. Çünkü Abdurrahman bin Sa'd zayıftır. Babasının hali de bilinmiyar, denmiştir. Bu Hadis, zevaid türündendir. Beyhaki de rivayet etmiştir. Hadisin senedi zayıf ise de diğer hadisler, bunun hükmünü teyid ederler. AÇIKLAMA 1280’de
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَعْدِ بْنِ عَمَّارٍ الْمُؤَذِّنِ، حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصٍ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ سَعْدٍ، مُؤَذِّنِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَمَرَ بِصَدَقَةِ الْفِطْرِ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ أَوْ صَاعًا مِنْ سُلْتٍ .
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'m Müezzini Sa'd (el-Karaz) (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), fıtır sadakasını kuru hurmadan bir sa' veya arpadan bir sa' yahut süit (buğdaya benzeyen bir nevi arpa) den bir sa' olarak vermeyi emretti
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُغِيرَةَ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، قَالَ قَالَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ قَيْسٍ طَلَّقَنِي زَوْجِي عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ثَلاَثًا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ " لاَ سُكْنَى لَكِ وَلاَ نَفَقَةَ " .
Fâtıma bint-i Kays (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatta iken kocam beni (üç talâkla) boşadı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bana): «Senin için ne mesken ne de nafaka (hakkı) vardır» buyurdu. Diğer tahric: Fatima binti Kays (r.anha)'nın ilk hadisini Müslim, Ebu Davud ve Tahavi. ikinci hadisini Tirmizi rivayet etmişlerdir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ ـ هُوَ ابْنُ سَعْدٍ ـ حَدَّثَنَا ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ عَادَنِي النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ مِنْ وَجَعٍ، أَشْفَيْتُ مِنْهُ عَلَى الْمَوْتِ، فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَلَغَ بِي مِنَ الْوَجَعِ مَا تَرَى، وَأَنَا ذُو مَالٍ وَلاَ يَرِثُنِي إِلاَّ ابْنَةٌ لِي وَاحِدَةٌ أَفَأَتَصَدَّقُ بِثُلُثَىْ مَالِي قَالَ " لاَ ". قُلْتُ أَفَأَتَصَدَّقُ بِشَطْرِهِ قَالَ " لاَ ". قُلْتُ فَالثُّلُثِ قَالَ " وَالثُّلُثُ كَثِيرٌ، إِنَّكَ أَنْ تَذَرَ وَرَثَتَكَ أَغْنِيَاءَ خَيْرٌ مِنْ أَنْ تَذَرَهُمْ عَالَةً يَتَكَفَّفُونَ النَّاسَ، وَلَسْتَ تُنْفِقُ نَفَقَةً تَبْتَغِي بِهَا وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ أُجِرْتَ بِهَا، حَتَّى اللُّقْمَةَ تَجْعَلُهَا فِي فِي امْرَأَتِكَ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ آأُخَلَّفُ بَعْدَ أَصْحَابِي قَالَ " إِنَّكَ لَنْ تُخَلَّفَ فَتَعْمَلَ عَمَلاً تَبْتَغِي بِهِ وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ ازْدَدْتَ بِهِ دَرَجَةً وَرِفْعَةً، وَلَعَلَّكَ تُخَلَّفُ حَتَّى يَنْتَفِعَ بِكَ أَقْوَامٌ وَيُضَرَّ بِكَ آخَرُونَ، اللَّهُمَّ أَمْضِ لأَصْحَابِي هِجْرَتَهُمْ، وَلاَ تَرُدَّهُمْ عَلَى أَعْقَابِهِمْ. لَكِنِ الْبَائِسُ سَعْدُ ابْنُ خَوْلَةَ رَثَى لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُوُفِّيَ بِمَكَّةَ ".
Amir b. Sa'd, babasından (Sa'd b. Ebi Vakkas'tan) rivayetle dedi ki: "Veda haccında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni adeta ölümün kıyısına kadar geldiğim bir rahatsızlığım dolayısıyla ziyaret etti. Ey Allah'ın Resulü dedim. Benim rahatsızlığı m gördüğün şu dereceye kadar ulaşmış bulunuyor ve ben malı çok birisiyim. Bir tek kızımdan başka da mirasçım yoktur. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi? Allah Resulü: Hayır dedi. Peki onun yarısını sadaka olarak dağıtayım mı diye sordum. O, hayır diye buyurdu. Ya üçte birini diye sordum. O, üçte birdir çoktur ya diye buyurdu (ve şöyle devam etti): Çünkü senin mirasçılarını zengin olarak bırakman onları insanlara avuç açacak şekilde yoksul bırakmandan daha hayırlıdır. Allah'ın rızasını arayarak herhangi bir nafaka harcayacak olursan mutlaka onun karşılığında sana ecir verilir. Hatta hanımının ağzına koyduğun lokma bile. Ben: Ey Allah'ın Resulü ben (burada) arkadaşlarımdan geride mi bırakılacağım, dedim. O şöyle buyurdu: Hayır, sen asla geri bırakılmayacaksın. Eğer (geri kalır da) Allah'ın rızasını arayarak herhangi bir amelde bulunacak olursan mutlaka o amel sebebiyle derecen artar ve daha da yükselirsin. Ümit ederim ki sen hayatta kalaeaksın. Öyle ki bir takım kimseler senden yararlanacak, başkaları da senin vasıtanla zarar göreceklerdir. Allah'ım, sen ashabımın hicretlerini tamamına erdir, onları ökçeleri üzerinde gerisin geri döndürme. Fakat zavallı Sa'd b. Havle! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözleriyle Mekke'de vefat etti diye onun için üzüntü ve kederini dile getirmiş oluyordu