Sünen-i İbn Mâce · 1306
Arapça metin
حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ سَعِيدٍ الأَيْلِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ صَلَّى الْعِيدَ بِالْمُصَلَّى مُسْتَتِرًا بِحَرْبَةٍ .
Emes İtin Malik (r.a.)'in; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir harbe'yi sütre edinerek musallada bayram namazını kıldırdı." Not: Zevaid'de denildiğine göre el-Mizzi, el-Etraf'ta bu hadisin Nesai tarafından rivayet edildiğini söylemiştir. Fakat bizim rivayetimizde bu yoktur. İbn-i Mace'nin senedi sahih olup ravileri sika zatlardır. AÇIKLAMA (1304, 1305, 1306): İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir. İbn-i Ömer (r.a.)'in ilk hadisinin; وذلك أن المصلى كان فضاء، ليس فيه شيء يستتر به kısmı hariç diğeri Buhari'de mevcuttur. Bu kısım İbn-i Huzeyme ve el-İsmaili'nin rivayetlerinde de vardır. Harbe ve Anaza: Ucuna yassı demir takılı kısa mızraktır. MusaIla açık bir meydan olduğu ve orada sütre yapılacak bir duvar ve benzeri bir şey bulunmadığı için Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bayram namazını kıldırmak üzere musallaya çıktığı zaman beraberinde bir harbe götürüıürdü. Namaza duracağı zaman harbe O'nun önünde yere dikilirdi. Efendimiz için sütre olurdu. İmam'ın sütresi cemaat için de yeterlidir. Bu sebeple cemaat da sütresiz olarak efendimizin arkasında namaza dururlardı. Hadisin sonundaki: 'Bunun içindir ki emirler de harbeyi ittihaz etmişlerdir' sözü hadisten değil, raıvi Nafi'in sözüdür. Peygamber (s.a.v.)'in ittihaz ettiği harbe, bir rivayete göre Neaşi tarafından hediye edilen harbedir. Diğer bir rivayete göre Uhud savaşında Zübeyr (r.a.) tarafından öldürülen bir müşrike ait olan harbedir. HADİS'TEN ÇIKARILAN FIKIH HÜKÜMLERİ : 1- Namaz için sütre ittihazı meşrudur. Bu konuda geniş malumat 940 - 943 nolu hadisler bahsinde verilmiştir. 2- Zararları defetmek için gerekli silahı bulundurmak, bilhassa yolculukta taşımak meşrudur. 3- Hizmetçi edinmek meşrudur
Benzer hadisler
وَحَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحِ بْنِ الْمُهَاجِرِ، وَيَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالاَ أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ حَبَّانَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ خَالَتِهِ أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، أَنَّهَا قَالَتْ نَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قَرِيبًا مِنِّي ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَتَبَسَّمُ - قَالَتْ - فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَضْحَكَكَ قَالَ " نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ الأَخْضَرِ " . ثُمَّ ذَكَرَ نَحْوَ حَدِيثِ حَمَّادِ بْنِ زَيْدٍ .
Bize bu hadisi Muhammed b. Rumh b. Muhacir ile Yahya b. Yahya rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Leys, Yahya b. Saîd'den, o da ibni Habban'dan, o da Enes b. Malik'den, o da teyzesi Ümmü Haram Binti Milhan'dan naklen onun söylediğini haber verdi: ResûlulIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bana yakın bir yerde uyudu. Sonra gülümseyerek uyandı. Ben: — Ya Resulallah seni güldüren nedir? dedim. «Ümmetimden bir takım insanlar bana arz olundular. Şu yeşil denizin sırtına biniyorlar...» buyurdu. Bundan sonra râvî, Hammâd b. Zeyd'in hadisi gibi rivayette bulunmuştur. {…} Bana Yahya b. Eyyub ile Kuteybe ve ibni Hucr da rivayet eltiler. (Dedilerki): Bize ismail -Bu zat ibni Ca'fer'dir- Abdullah b. Abdirrahman'dan rivayet ettiki o da Enes b. Malik'i şunu söylerken işitmiş: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Enes'in teyzesi Bint-i Milhana gelerek başını onıuı yanına koydu. Râvi hadîsi ishak b. Ebîralha ile Muhanımed b. Yahya b. Habbân hadîsleri mânasında rivayet eylemiştir. izah: Bu hadisi bütün kütüb-ü sıtte sahipleri «Cihad» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Tirmizi onun hakkında: «Hasen Sahihtir» demiştir. Buhari onu «Rü'ya» ve «isti'zan» bahislerinde de rivayet etmiştir. İbni Abdılberr'e göre Ümmü Haram Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in süt teyzelerinden biridir. Bazıları babasından yahut dedesinden teyzesi olduğunu söylemişlerdir. Ebü Ömer: «Bunların hangisi olursa olsun Ümmü Haram Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mahremidir» diyor. Kaylûle uyku olsun olmasın günün ortasında yapılan istirahattır. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in iki defasında da gülerek uyanması haber verdiklerini rü'yasmda gördüğüne Ümmü Haram va her iki defasında «Allah'a dua et beni onlardan eylesin» diye ricada bulunması rü'yaların ayrı ayrı şeyler hakkında görüldüğüne delalet eder. Nitekim birinci rü'yasında deniz, ikincide kara şehitlerini gördüğü rivayet olunur. Ulema Hz. Ummü Haram'ın şehit düştüğü bu gazanın ne zaman yapıldığında ihtilâf etmişlerdir. Buradaki rivâyetde Hz. Muaviye zamanında yapıldığı görülüyorsa da Kadi îyad ekseri siyer ulemasının kavillerine göre bunun Hz. Osman (Radiyallahu anh) zamanında yapıldığını .söylemektedir. Ümmü Haram hazretleri anhûma) zamanında yapıldığını söylemektedir. Ümmü Haram hazretler; kocası ile beraber gemiye binerek Kıbrıs'a gitmiş orada hayvanından düşerek vefat etmiştir. Kabri bugüne kadar «Hala Sultan Türbesi» namiyle ziyaret edilmektedir. Şu halde Müslim'in rivâyetindeki «Muaviye zamanında» tabirinden murad Muavîye'nin ordusunda bulunmuş manasına olup Muaviye'nin halifeliği zamanında manasına gelmez. Bununla beraber hadisi zahiri manasına hamlederek: «Bu hâdise Muaviye'nin hilafeti zamanında olmuştur» diyenler de vardır, Esahh kavle göre Kıbrıs adası harble alınmış Hz. Ümmü Haram adaya çıkacağı sırada katırdan düşerek vefat etmiştir
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَبُو كُرَيْبٍ - وَاللَّفْظُ لِزُهَيْرٍ - حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - يَعْنِي ابْنَ عُلَيَّةَ - حَدَّثَنِي رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ أَبِي مَيْمُونَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَتَبَرَّزُ لِحَاجَتِهِ فَآتِيهِ بِالْمَاءِ فَيَتَغَسَّلُ بِهِ .
Bana Züheyr b. Harb ile Ebu Kureyb de rivayet ettiler. Lafız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize İsmail yani İbni Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bana Ravh b. Kaasim, Ata' b. Ebi Meymune'den, o da Enes b. Malik'ten Naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) defi hacet için sahraya çıkar Bende kendisine su getirirdim. O bununla taheretlenirdi. NEVEVİ ŞERHİ AŞAĞIDA DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Vudu» da Ebu Davud ile Nesai de «Kitabu't-Tahare» da tahrîc etmişlerdir. Yukarıdaki üç rivayet Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini göstermektedirler. Bazıları su ile istincanın mekruh olduğuna kail olmuşlardır. Bunlar İbni Ebi Şeybe'nin Sahih suretle Huzeyfetü'bnü Yeman (R.A.)'dan rivayet ettiği bir hadisle istidlal etmişlerdir. Mezkur hadiste Hz. Huzeyfe'ye su ile istincanın hükmü sorulduğu onunda: Suyla istinca edersem elimden koku gitmez dediği bildirilir. Nafi'in İbni Ömer (R.A.)'dan rivayetine göre Hz. İbni Ömer'de su ile taharetlenmezmiş. İbnü'z-Zübeyr (R.A.)'ında su ile istinca hakkında: «Biz bunu yapmazdık» dediği naklolunur. İbni Tin'in rivayetine göre İmam Malik (R.A.) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği rivayetini kabul etmezmiş. Malikiyye ulemasından İbni Habib dahi suyla istincayı men edermiş. Bazıları buradaki rivayetlerde zikri geçen: O su ile istinca ederdi» sözünün Enes b. Malik hazretlerine ait olmadığını bunu ravîlerden Ebu'l Velîd söylediğini binaenaleyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o su ile istinca ettiği hadisten açık olarak anlaşılmadığını iddia etmiş ve: «İhtimal ki o suyla abdest almış veya ellerini yıkamıştır.» demişlersede bu söz doğru değildir. Çünkü Buhari'nin İbni Beşşar tarikiyle rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiği teşrih olunmuştur. Nitekim Müslimın Züheyr b. Harp'tan rivayet ettiği 271 numaralı hadis'in 2.rivayetinde Enes hadisinde de Enes (R.A.)'ın: «Ben de kendisine su getirirdim. O bununla taharetlenirdi» diyerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in su ile istinca ettiğini bildirmiştir. Bu ve daha bir çok rivayetlerden anlaşılıyorki su ile istincayı rivayet eden ravilerden bir hangisi değil bizzat Enes 'dir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in su ile istinca ettiğini ve su ile istincayı emir buyurduğunu bildiren hadisler çoktur. Bunlardan bir kısmını Buhari, Müslim, Tirmîzî, İbni Hibban, Ebu Avane, İbni Mace, İbni Habib ve diğer ulema rivayet etmişlerdir. NEVEVİ ŞERHİ: (618) "Bir bahçeye girdi. .. Yanımıza geldi." Diğer (619) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) helaya girerdi. .. " Diğer (620) rivayette: "Resuluilah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ihtiyacı için helaya giderdi. .. " (3/162) (617 numaralı hadiste geçen) midae, ibrik, testi ve benzeri şeyler demektir. Hait (bahçe) bostan demektir. "Aneze: harbe"nin ise ucunda bükülü bir demir parçası bulunan uzunca bir asa olduğu söylendiği gibi, kısa mızrak olduğu da söylenir. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu beraberinde taşımasının sebebi, abdest aldıktan sonra namaz kılması halinde geçenlerle kendisi arasında bir engel (sütre) olması için onu önünde dikmeye gerek duymasıdır. (620) "Teberruz" el-Beraz denilen yere gitmek demektir ki, bu da geniş ve düzlük yer anlamındadır. Buraya ihtiyacını karşılamak, başkasından kendisini saklamak ve görenlerin gözlerinden uzaklaşmak için giderdi. "O su ile yıkanırdı." Yani onunla istinca yapar ve istinca yaptığı yeri o su ile yıkardı. Allah en iyi bilendir. Hadislerden Çıkan Hükümler 1 - İhtiyacını görmek için insanlardan uzaklaşmak ve görenlere karşı kendisini saklamak müstehaptır. 2- Fazilet sahibi bir kimse ihtiyacını görmeleri için bazı arkadaşlarını ça!ıştırabilir. 3- Salihlere ve fazilet sahiplerine hizmet edilebilir ve bunun bereketinden yararlanmak ümit olunabilir. 4- Su ile istinca yapmak caizdir, yalnızca taşla yetinmeye tercih edilir ve ona göre müstehaptır. İnsanlar bu mesele hakkında ihtilaf etmiş olmakla birlikte selef ve halefin büyük çoğunluklarının kabul ettiği çeşitli bölgelerin imamları arasından fetvaya ehil kimselerin üzerinde icma ettikleri husus ise en faziletli şeklin, su ve taşı birlikte kullanması ve necasetin azalıp, eline değmesinin de daha az olması için önce taşı kullanması sonra da suyu kullanmasının daha faziletli olduğudur. Şayet yalnız ikisinden birisini kullanmak isterse diğerini ister bulsun, ister bulmasın ikisinden dilediği birisini yalnız başına kullanabilir. Bu durumda su bulunmakla birlikte yalnızca taşı kullanmak caizdir, aksi de caizdir. Eğer yalnız ikisinden birisini kullanacaksa su taştan daha faziletlidir. Çünkü su pisliğin çıktığı yeri gerçek anlamda temizler, taş ise bu şekilde temizleyemez, sadece necaseti hafifletir ve affedilir miktardaki necaset ile birlikte namaz kılmayı mübah kılar. Seleften bazıları ise daha faziletli olanın taş olduğu kanaatindedir. Hatta bazılarının ifadeleri suyun tek başına yetmediği izlenimini dahi vermektedir. İbn Habib el-Maliki der ki: Taş ancak suyu bulamayan kimse için yeterli olabilir. Bu görüş ise, selef ve halef alimlerinin benimsedikleri kanaate de, bu hususta birbirini de'stekleyen sünnetteki rivayetlerin zahirine de muhaliftir. Allah en iyi bilendir. Bazı ilim adamları bu hadisleri su kaynaklarından, havuz ve benzeri yerlerden değil de kap kacaktan abdest almanın müstehap olduğuna delil göstermişlerdir. Çünkü Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den sözü geçen yerlerden abdest aldığı nakledilmiş değildir. Ancak bu kanaat sahibi kimsenin bu söylediği makbul değildir ve bildiğimiz kadarıyla hiç kimse bu hususta ona muvafakat etmiş değildir. Kadı İyaz der ki: Bu sözü söyleyenin bu görüşünün bir aslı, bir dayanağı yoktur. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in, bu görüşün sahibi kimsenin dışarıda tuttuğu su kaynaklarını bulmakla birlikte terk edip, kap kacaktan su aldığı ise nakledilmiş değildir. (31163) Allah en iyi bilendir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ سِيرِينَ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ الْمُنْذِرِ بْنِ الْجَارُودِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ صَنَعَ بَعْضُ عُمُومَتِي لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ طَعَامًا فَقَالَ لِلنَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِنِّي أُحِبُّ أَنْ تَأْكُلَ فِي بَيْتِي وَتُصَلِّيَ فِيهِ . قَالَ فَأَتَاهُ وَفِي الْبَيْتِ فَحْلٌ مِنْ هَذِهِ الْفُحُولِ فَأَمَرَ بِنَاحِيَةٍ مِنْهُ فَكُنِسَ وَرُشَّ فَصَلَّى وَصَلَّيْنَا مَعَهُ . قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ بْنُ مَاجَهْ الْفَحْلُ هُوَ الْحَصِيرُ الَّذِي قَدِ اسْوَدَّ .
Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Benim amcalarımdan birisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için yemek yaptı ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Evimde yemek yemeni ve namaz kılmanı arzuluyorum, dedi. Enes (r.a.) demiştir ki: Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun evine geldi ve evde şu hasırlardan bir tane bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), evin bir kenarını (hazırlamayı) emretti. Hemen orası süpürüldü ve hafifçe sulandı. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza durdu. Biz de Onunla beraber namaz kıldık." Ebu Abdillah bin Mace demiştir ki: Fahl: Siyahlaşmış hasirdir. Not: Zevaid'de: İsnadı hasendir. Hadisin aslı Buhari'de vardır, denilmiştir. AÇIKLAMA : Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai de Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edilen hadisin meali bunun mealine benzer. Ancak Kütüb-i Hamse'de (Yani Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de) rivayet olunan Enes (r.a.)'in hadisinde Nebi (s.a.v.)'i davet eden zat Enes (r.a.)'in amcası değil, onun anne annesi Müleyke'dir. Bazı rivayetlerde davet eden hatun, Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. [Kastalani'nin açıklamasına göre Enes (r.a.)'in annesi Ümmü Süleym'dir. Anne annesi Müleyke'dir. ] Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri hadisin metni mealen şöyledir: ''Enes bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre büyükannesi Müleyke, Nebi (s.a.v.)'i, Onun için hazırlamış olduğu yemeğe davet etti. Nebi (s.a.v.), yemekten biraz yedikten sonra: ''Kalkınız. Size namaz kıldırayım,'' buyurdu. Enes (r.a.) demiştir ki: Uzun süre kullamlmasından dolayı kararmış olan bir hasırımıza doğru kalkıp gittim. (Yumuşatmak veya temizlemek için) hasırı hafifçe suladım. ResuluIlah (s.a.v.) hasır üzerinde ayakta durdu. Ben ve yetim (= Nebi (s.a.v.)'in mevlası (azadlısı, Dumeyre bin Ebi Dumeyre) Onun arkasında saf olduk. İhtiyar hatun (Müleyke) bizim arkamıza durdu. Nebi (s.a.v.), bize iki rekat namaz kıldırdı. Sonra (namazdan) çıktı. (Ve evine gitti" Buhari ve Müslim bu hadisi 'Hasır üzerinde namaz babı'nda rivayet etmişlerdir. Nevevi, bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der; HADİSİN İHTİVA ETTİĞİ HÜKÜMLER ŞUNLARDIR : 1- Düğün dolayısıyla verilen ve velime adı verilen ziyafetteu başka ziyafetler için de yapılan davete icabet edilmelidir. Bu icabetin meşruluğunda ihtilaf yoktur. Ancak icabet vacib midir? Farz-ı kifaye midir? Sünnet midir? diye Şafii alimleri ve diğer mezheb alimleri arasında meşhur ihtilaf konusu olmuştur. Hadislerin zahirine göre bu davet vacibtir. Yeri gelince inşaaIlah izah edeceğiz. 2- Nafile namazı cemaatle kılmak eaizdir. 3- Salih ve alim zatların bir evde namaz kılmalan ev halkına bereket vesilesi olur. Nebi (s.a.v.), teşrifleriyle onları bereketlendirdiği gibi, namaz kılınış şeklini uygulamalı olarak.oıılara öğretmek istediği umulur. Çünkü kadın Nebi (s.a.v.)'in namaz kılışını mescidde ender görebilir. Nebi (s.a.v.), kılınış şeklini o kadına göstermek, öğretmek ve kadının da başkelarına öğretmesini istemiş olabilir. 4- Hasır v.s.. bitkiler üzerinde namaz kılmak caizdir. Bu hususta icma vardır. Ömer bin Abdilaziz (r.a.)'in muhalif kalışı, toprak üzerinde namaz kılmakla tevazu göstermenin müstahablığına yorumlanmıştır. 5- Elbiselerde, sergilerde, hasırlarda ve benzeri eşyalarda asıl olan hüküm, bunların temiz oluşudur. NecasetIeri gerçekleşmedikçe temizlik hükmü devam eder 6- Gece nafilelerinde olduğu gibi, gündüz kılınan nafile namazlarında iki rekat'ten selam vermek daha efdaldır. 7- Mümeyyizlik çağına ermiş çocuğun namazı sahihtir. 8- Çocuk, erkeklerle beraber safı tamamlar. Mezhebimizin sahih ve meşhur kavli budur. Alimlerin cumhuru da bununla hükmetmişlerdir. Yalnız İbn-i Mes'ud ve arkadaşları, muhalefet ederek: İmama uyanlar iki kişi oldukları takdirde imamla beraber bir saf olurlar,. İmam ortalarında durur, demişlerdir. 9- Erkeklerin cemaatında bir kadın bulunduğu takdirde, kadın tek başına ve erkeklerin arkasında durup, imama uyar. Enes (r.a.j, yumuşatmak için hasir sulamıştır. Çünkü başka rivayette açıklandığı gibi hasır, hurma dallarından yapılma imiş. Bir de üzerindeki toz ve benzerinii1 giderilmesi istenmiştir. Kadi İsmail el-Maliki ve başka alimler, sulamayı böyle yorumlamışlardır. Kadi iyad ise: 'Kuvvetli ihtimal şudur ki: Enes (r.a.), hasirın necaseti hususunda şüphe duyduğu için sulamıştır,' demiştir. Kadi iyad'ın bu sözü mezhebine göredir. Çünkü onun mezhebine göre şüpheli necaset, hafifçe sulamakla giderilebilir. Halbuki bizim mezhebimize ve cumhuruin mezhebine göre, necis olan bir şey iyice yıkanmakla temiz olabilir. Bu nedenle seçkin yorum, ilkidir
وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ مَوْلَى ابْنِ أَزْهَرَ أَنَّهُ قَالَ: شَهِدْتُ الْعِيدَ مَعَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ فَجَاءَ فَصَلَّى ثُمَّ انْصَرَفَ فَخَطَبَ النَّاسَ فَقَالَ إِنَّ هَذَيْنِ يَوْمَانِ نَهَى رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنْ صِيَامِهِمَا يَوْمُ فِطْرِكُمْ مِنْ صِيَامِكُمْ وَالْآخَرُ يَوْمٌ تَأْكُلُونَ فِيهِ مِنْ نُسُكِكُمْ
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki) Malik'e, İbaî Şihab'dan dinlediğim, onun da İbni Ezher'in azatlısı Ebû Ubeyd'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: «Ebu Ubeyd Demişki: Ömeru'bnül Hattâb (Radiyallahû anh) ile beraber bayramda bulundum. Ömer gelerek bayram namazını kıldırdı. Sonra namazdan çıkıp cemaâata hutbe okudu ve : Kurbanlarınızdan yediğiniz iki gündür. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu iki günde oruç tutmaktan nehiy buyurmuştur, dedi.» İzah Bu hadisi Müslim «Kitâbul-Edâhi» de dahi tahric ettiği gibi Buhâri «Kitâbu«'s-Savm» ve -Kitâbu'l-Edâhi» de. Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesaî ve îbni Mâce «Kitâbu's-Savm» da muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Hadîsin bir rivayetinde Hz. Ebû Ubeyd'in Ömer (Radiyâllahû anh) ile beraber bulunduğu namazın Kurban bayramı namazı olduğu bildirilmiştir. Hz. Ömer'in iki günü vasıflarıyla bildirmesi, o günlerde niçin oruç tutulmadığına işaret içindir. Yâni Ramazan bayramında iftar vâcib olur, Kurban bayramında ise Kurban eti yenir ve yedirilir. O gün, Allah'ın kullarına ziyafet günü olduğu için oruç tutmak menedilmiştir. Bayram günlerinde oruç tutmak bütün ulemâya göre memnudur. Yalnız Hanefiiler'e göre bir kimse Ramazan bayramı günü oruç tutmayı nezir etse bu nezir sahihdir, o gün oruç tutmaz başka bir günü onu kaza eder. Bu kavil İmam Mâlik ile Evzâî'den de rivayet olunmuştur. Hanefiiler'e göre bayram günü oruçtan nehiy buyrulması asıl orucun meşruiyetine münâfi değildir. Ekseri fukahaya göre nehyin fesâd icab etmediğini «El-Mahsûl» sahibi nakletmiştir. Râzi bu hususta uzun beyanâtda bulunmuştur. Buharî'nin rivayet ettiği Ziyâd b. Cübeyr hadisi de Hanefiiler'in kavlini te'yid eder. Mezkûr hadîsde: «Bir adam İbni Ömer'e gelerek: —Birisi pazartesi günü oruç tutacağım, diye nezretse de, o gün bayram'a tesadüf etse hüküm nedir ? diye sordu. İbni Ömer: — Allah nezri İfa etmeyi emir buyurmuştur, ama Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bu günde oruç tutmayı yasak etti, diyerek fetva hususunda bir şey söylemedi.» denilmektedir. Ulemadan İbni Abdilmelik: «Eğer o adamın orucu alettayin menedilmiş olsaydı îbni Ömer tevakkuf etmezdi.» demiştir. îmam Şafiî, İmam Züfer ve îmam Ahmed b. Hanbel'e göre bayram günlerinde oruç tutmak ve o günlerde oruç tutmayı nezir etmek sahih değildir. Bu kavil tmam A'zam ile İmam A'zam'dan bir rivayete göre Kurban bayramı günü oruç tutmayı nezir etmek sahih değildir, fakat bir kimse: «Yarın oruç tutacağım» diye nezretse de, ertesi günü Kurban Bayramı olsa nezri sahihdir. Hadis-i şerif, bayram namazının hutbeden Önce kılınacağına da delildir
وَقَالَ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ،. وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ احْتَجَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حُجَيْرَةً مُخَصَّفَةً أَوْ حَصِيرًا، فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي فِيهَا، فَتَتَبَّعَ إِلَيْهِ رِجَالٌ وَجَاءُوا يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ، ثُمَّ جَاءُوا لَيْلَةً فَحَضَرُوا وَأَبْطَأَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْهُمْ، فَلَمْ يَخْرُجْ إِلَيْهِمْ فَرَفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ وَحَصَبُوا الْبَابَ، فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ مُغْضَبًا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا زَالَ بِكُمْ صَنِيعُكُمْ حَتَّى ظَنَنْتُ أَنَّهُ سَيُكْتَبُ عَلَيْكُمْ، فَعَلَيْكُمْ بِالصَّلاَةِ فِي بُيُوتِكُمْ، فَإِنَّ خَيْرَ صَلاَةِ الْمَرْءِ فِي بَيْتِهِ، إِلاَّ الصَّلاَةَ الْمَكْتُوبَةَ ".
Zeyd İbn Sabit r.a.'dan, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (mescidde) hurma dallarından kendisi için küçük bir hücre çevirdi -yahut bir hasır edindi.- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp onun içinde namaz kılıyordu. Birtakım adamlar da kendisini takip ederek onun namazına uyup namaz kıldılar. Daha sonra yine bir gece gelip orada hazır bulundular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise onlara göre geç kaldı ve yanlarına çıkmadı. Bu sefer seslerini yükselterek kapıya da çakıl taşları atıp kapıyı çalmaya koyuldular. Allah Rasulü kızgınlıkla yanlarına çıktı ve onlara: Siz o yaptığınızı sürdürüp gidince ben de onun üzerinize farz olarak yazılacağını zannettim. Bu sebeple (nafile) namazlarınızı evlerinizde kılmaya bakınız. Çünkü şüphesiz farz namaz dışında kişinin en hayırlı namazı evinde kıldığıdır, buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüce Allah'ın emri dolayısıyla gazabın ve şiddet göstermenin caiz oluşu. Nitekim yüce Allah: "Kafirlerle münafıklara karşı cihad et ve onlara sert ol. "(Tevbe, 73) diye buyurmuştur." Buhari, bu başlıkla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eziyetlere sabrettiğine dair varid olan hadisin, ancak kendi nefsi ile ilgili olan hususlar ile ilgili olduğuna işaret ediyor gibidir. Eğer yüce Allah'ın bir hakkı sözkonusu ise o, o hususta Allah'ın sertlik gösterme emrine uyardı. Buhari bu başlıkta beş hadis zikretmektedir: Birincisi, Aişe'nin perde ile alakah hadisi olup buna dair açıklamalar daha önce Giyim bölümündEbu geçmiş bulunmaktadır. İkincisi, Ebu Mesud'un imamın sabah namazını uzun kıldırması olayı ile ilgili olan hadisidir. Bunun açıklaması da Namaz bölümünde (702.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üçüncü hadis ise İbn Ömer'in balgam çıkarmak ile alakah hadisidir. Bunun açıklamaları da Namaz bölümünün baş taraflarında (406.hadiste) geçmiş bulunmaktadır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا الْهَيْثَمُ بْنُ جَمِيلٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو الرَّقِّيِّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لاَ يُصَلِّي قَبْلَ الْعِيدِ شَيْئًا فَإِذَا رَجَعَ إِلَى مَنْزِلِهِ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ .
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Se.llallahu Aleyhi ve Sellem) bayram namazından önce hiç namaz kılmazdı. Bayram namazından sonra evine dönünce iki rekat namaz kılardı. Not: İsnadınm sahih ve ricaIinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA (1291, 1292, 1293): İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Kütüb-i Sitte yazarları, Ahmed, Hakim, Darekutni ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AbduIIah bin Amr (r.a.) ve Ebu Said (r.a.)'ın hadisleri Zevaid türündendir. Bu hadisler, bayram namazına bağlı sünnetlerin bulunmadığına delalet ederler. Bu hususta alimler müttefiktirler. Bayram namazından önce veya sonra nafile namaz kılmanın hükmü hususunda alimler arasında ihtilaf vardır. Ashab-ı kiram ve tabiilerden bir cemaat, bayram namazından önce ve sonra nafile kılmayı mekruh saymışlardır. İbn-i Abbas (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.) böyle hükmedenlerdendirler. Ashab ve tabiilerden diğer bir cemaat, bayram namazından önce ve sonra nafile kılmanın caizliğine hükmetmişlerdir. Enes, Büreyde bin el-Husayb ve Rafi' bin Hadic bu cemaattandır. Bir cemaat da bayram namazından sonra nafile kılmayı caiz görmüştür. Ebu Mes'ud el-Bedri, Alkame, Nehai, Sevri ve Re'y ehli böyle diyenlerdendirler. EI-Menhel yazarı bu arada her gruba dahil bir çok sahabi ve tabiin'in ismini zikrettikten sonra mezhebIere mensup alimlerin görüşlerini anlatır. Görüşlerin özetleri şöyledir : 1. Hanefiler'e göre musallada bayram namazından önce ve sonra namaz kılmak mekruhtur. Bayram namazından önce evde kılmak da böyledir. Fakat bayram namazından sonra eve dönülünce kılmak mekruh değildir. Delil de İbn-i Mace'nin rivayet ettiği Ebu Said (r.a.)'in 1293 nolu hadisidir. El-Hakim de bu hadisi rivayet etmiş ve sahih saymıştır. El-Hafız, el-Fetih'te bu hadisin hasen olduğunu söylemiştir. 2. Şafiiler'e göre bayram namazından önce ve sonra nafile kılmak bu hadisler gereğince imam için mekruhtur. Fakat cemaat için mekruh değildir. 3. Malikiler'e göre musallada nafile kılmak mekruhtur. Delil de bu hadislerdir. Fakat yağmur gibi bir mazeret dclayısıyla bayram namazı camide kılındığı zaman bayram namazından önce ve sonra nafile kılmak caizdir. Cemaat için hüküm budur. Fakat imam için camide de olsa nafile kılmak mekruhtur. 4. Hanbeliler'e göre de nafile kılmak mekruhtur. Nafile kılmanın mekruhluğuna hükmedenler bu babta rivayet edilen hadisleri ve benzerlerini delil göstermişlerdir. Caizdir diyenler ise bu hadislerde bir yasaklama yoktur. Nebi (s.a.v.)'in kılmamış olması bunun mekruhluğunu gerektirmez, demişlerdir