İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 1414

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقِّيُّ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَمْرٍو الرَّقِّيُّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ عَقِيلٍ، عَنِ الطُّفَيْلِ بْنِ أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي إِلَى جِذْعٍ إِذْ كَانَ الْمَسْجِدُ عَرِيشًا وَكَانَ يَخْطُبُ إِلَى ذَلِكَ الْجِذْعِ فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ هَلْ لَكَ أَنْ نَجْعَلَ لَكَ شَيْئًا تَقُومُ عَلَيْهِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ حَتَّى يَرَاكَ النَّاسُ وَتُسْمِعَهُمْ خُطْبَتَكَ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَصَنَعَ لَهُ ثَلاَثَ دَرَجَاتٍ فَهِيَ الَّتِي عَلَى الْمِنْبَرِ فَلَمَّا وُضِعَ الْمِنْبَرُ وَضَعُوهُ فِي مَوْضِعِهِ الَّذِي هُوَ فِيهِ فَلَمَّا أَرَادَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَنْ يَقُومَ إِلَى الْمِنْبَرِ مَرَّ إِلَى الْجِذْعِ الَّذِي كَانَ يَخْطُبُ إِلَيْهِ فَلَمَّا جَاوَزَ الْجِذْعَ خَارَ حَتَّى تَصَدَّعَ وَانْشَقَّ فَنَزَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لَمَّا سَمِعَ صَوْتَ الْجِذْعِ فَمَسَحَهُ بِيَدِهِ حَتَّى سَكَنَ ثُمَّ رَجَعَ إِلَى الْمِنْبَرِ فَكَانَ إِذَا صَلَّى صَلَّى إِلَيْهِ فَلَمَّا هُدِمَ الْمَسْجِدُ وَغُيِّرَ أَخَذَ ذَلِكَ الْجِذْعَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَكَانَ عِنْدَهُ فِي بَيْتِهِ حَتَّى بَلِيَ فَأَكَلَتْهُ الأَرَضَةُ وَعَادَ رُفَاتًا ‏.‏

Ubeyy hin Kab (r.a.t)'den: şöyle demiştir: (Medine'deki) Mescid-i Nebevi çardak şeklinde iken Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Mescidin kıble tarafında bulunan) bir hurma kütüğüne doğru namaz kılıyor ve o kütüğe dayanarak hutbe okuyordu. Ashabından bir adam Nebi (Saliallahu Aleyhi ve Sellem)'e: Cum'a günü üzerinde duracağın bir şey (minber) yapmamızı arzu eder misin? Ta ki, cemaat seni görebilsin ve hutbeni ona duyurabilesin.diye sordu. Efendimiz: «Evet,» buyurdu. Bunun üzerine adam onun için üç basamak yaptırdı. Minberin en yükseği odur. Minber konulmak istenince efendimizin (konuşurken) bulunduğu yere koydular. Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minbere doğru kalkmak isteyince evvelce yaslanarak hutbe okuyageldiği kütüğün yanından geçti. Kütüğü geçince; kütük, yarıhncaya kadar feryat etti. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kütüğün sesini işitince minberden indi ve kütük sesini kesinceye kadar mübarek elini ona sürdü. Sonra minbere döndü. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bundan sonra namaz kılmak istediği zaman kütüğe doğru namaz kılıyordu. Mescid yıkılıp değiştirilince Ubeyy bin Ka'b (r.a.) bu kütüğü alıp götürdü. Ve çürüyünceye kadar onun evinde yanında idi. Sonra ağaç kurdu kütüğü yedi ve dağılmış oldu. Diğer Tahric: Ahmed, İbn-i Sa'd, Darimi, Ebı Ya'la, Beğavi, Ebu Nuaym, İbn-i Asakir ve Beyhaki bunu rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1417’de

Sünen-i İbn Mâce, 1414

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُومُ فِي أَصْلِ شَجَرَةٍ - أَوْ قَالَ إِلَى جِذْعٍ - ثُمَّ اتَّخَذَ مِنْبَرًا ‏.‏ قَالَ فَحَنَّ الْجِذْعُ - قَالَ جَابِرٌ - حَتَّى سَمِعَهُ أَهْلُ الْمَسْجِدِ حَتَّى أَتَاهُ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَمَسَحَهُ فَسَكَنَ ‏.‏ فَقَالَ بَعْضُهُمْ لَوْ لَمْ يَأْتِهِ لَحَنَّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏.‏

Cabir bin Abdillah r.a.'den şöyle demiştir: Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ağacın gövdesine (ravi demiştir ki: veya hurma kütüğüne) ayakta dayanırdı. Sonra bir minber edindi. Ravi demiştir ki: Bunun üzerine hurma kütüğü feryad etti. (Cabir r.a. demiştir ki:) Öyle (feryad etti) ki, Mesciddekiler onun feryadını işittiler. Nihayet Resulullah.Sallallahu Aleyhi ve Sellem kütüğün yanına vararak elini sürdü de (öylece) sustu. Oradakilerin bazıları dediki: «Eğer efendimiz onun yanına varmasaydı kütü kıyamete kadar feryad edecekti.» Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahihtir. İbn-i Adiyy de sıkadır. Nesai bu hadisi Cabir (r.a.)'den başka bir senedIe rivayet etmiştir. AÇIKLAMA (1414, 1415, 1416, 1417): 1414. hadiste Nebi (s.a.v.)'in mescidi çardak şeklinde iken yani mescidin üstü hurma yaprakları ile örtülü ve bağlardaki çardak gibi iken Nebi (s.a.v.)'in bir hurma kütüğüne doğru namaz kılageldiği ve hutbe okurken ona dayandığı bildiriliyor. Mescid-i Nebevi'nin yapılışı ve sonradan yapılan ilaveler hakkında genel bilgi 742 nolu hadisin izahıda var. Minber yapımı için Nebi (s.a.v.)'in arzusunu soran sahabi'nin ismi burada açıklanmamıştır. Ebu Davud'un İbn-i Ömer (r.a.)'den olan bir rivayetinde bu teklifi yapan sahabi'nin Temim-i Dari olduğu belirtilmiştir. Oradaki rivayette iki basamaklı bir minber yapıldığı bildirilmiş ise de üzerinde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu üçüncü basamak hesaba katılmamıştır. Burada üç basamak denilirken son basamak hesaba katılmıştır. Böylece rivayetler arasında ihtilM yoktur. Bu hadisin zahirine göre teklifi yapan ve Temim-i Dari olduğu Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılan sahabi, minberi yapmıştır. Halbuki 1416 nolu hadisin açıklamasında belirtildiği gibi minberi yaptıran Ensar'dan bir kadındır. Yapan da onun mevlası olan bir marangozdur. Sindi: Rivayetler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü minber için ilk teklifi yapanın Temim olması ve sonradan kadının yaptırması mümkündür. Hatta Temim'in konuyu kadına intikal ettirmesi ve böylece müşterek çalışma neticesinde minberin yapılmış olması umulur, demiştir. Hurma Kütüğünün Feryad. Etmesi: Bu olay, bir Cuma günü Mescid-i Nebevi'de ve Cuma namazına katılan mescid dolusu sahabilerin huzurunda cereyan etmiş bir mucizedir. Bu konuda rivayet olunan sahih rivayetlerde bu kütüğün Efendimizin hutbe için minbere çıkmakla ayrılığından dolayı elem ve üzüntü ile feryadlar çıkardığı belirtilmektedir. Bu olayı bu babta rivayet edilen üç hadiste belirtildiği gibi Buhari'nin Cabir (r.a.) ve İbn-i Ömer (r.a.)'den; Ahmed bin Hanbel ile Tirmizi, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi. Beyhaki ve Nuayın'ın Enes'ten; Ahmed, Ebu Sa'd, Ebu Nuayın, Taberani ve Beyhaki'nin İbn-i Abbas'dan; Ahmed, İbn-i Sa'd, Darimi, Ebu Ya'la, Beğavi ve Müellifin Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'den rivayet ettikleri hadisler ve başka hadisler de bu olayı belirtirler. Beyhaki, Subki, Kadı iyaz ve İbn-i Hacer: Hurma kütüğünün feryadı olayını belirten hadis, mütevatirdir, demişlerdir. İbn-i Ebi Hatim'in dediğine göre Şafii: ''Allah Nebiimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e verdiğini hiç bir Nebie vermemiştir.'' demiştir. İsa{Aleyhisselam)'a ölüleri diriltme mucizesinin verildiğini anlatan Ömer bin Sevade: . Muhammed {s.a.v.) Efendimiz'e hurma kütüğünün feryadı mucizesi verildi. Bu feryadı herkes duydu. Bu mucize ölüleri diriltmekten daha büyüktür', diye Şafii'ye cevap vermiştir. Enes (r.a.)'ın hadisi Zevaid türündendir. Ahmed, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi, Beyhaki ve Ebu Nuaym da Enes (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. Sehl (r.a.)'ın hadisini Tirmizi hariç Kütüb-i Sitte sahipleri ve Beyhaki rivayet etmişlerdir. Bu hadiste Nebi (s.a.v.)'in minberinin hangi ağaçtan yapıldığı hususunda bir grup arasında münakaşa yapıldığı belirtiliyor. İhtilaf eden cemaattaki zatların isimleri bildirilmemiştir. Bunlar Sehl bin Sa'd (r.a.)'a başvurarak durumu öğrenmek istemişler, O da: Bunu benden daha iyi bilen kimse kalmadı demekle vereceği bilginin kesin ve inandırııcı olduğunu belirtmek istemiş ve minberin Cabe'nin Esl ağacından yapıldığını bildirmiştir. Cabe; Şam istikametinden Medine'ye dokuz mıl mesafede ağaçlık bir yerin adıdır. Minber bu ormancığın Esl ağacından yapılmıştır. Kamus'un tercemesi Okyanus'ta şu bilgi vardır: Tarfa', bir ağaç ismidir. Ki, dört sınıfı olur. Bir sınıfı Esl dedikleridir. Bu ağaç ilgın ağacıdır. Esl, acı ilgın ağacıdır ki, büyüğü, küçüğü, meyvelisi, meyvesizi vardır. Minberi yaptıran kadının Ensar'dan olduğu. Buhari'nin bir rivayetinde belirtilmiş. Fakat ismi verilmemiştir. Adının Fukeyhe bint Ubeyd bin Deylem olduğu söylenmiş, bazıları: Adı Aişe'dir demişlerdir. Kadın'ın hizmetçisi olup minberi yapan marangozun adına gelince; adının Kubeysa el-Mahzumi olduğu söylendiği gibi, Bakum'dur diyenler ve Meymun'dur, diyenler de vardır. Hafız, son kavli seçmiştir. Buhari'nin Cabir (r.a.)'den olan bir rivayetine göre kadın minber yaptırmak için Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in müsaadesini istemiştir. Ebu Davud'un Nebi'den olan rivayetinde Nebi (s.a.v.) minber yaptırma işi için kadına haber göndermiştir. Muhtemelen önce kadın, Nebi (s.a.v.)'e teklifte bulunmuş, bilahare Nebi (s.a.v.) ona müsbet cevap vermiştir. Kadın'ın hizmetçisi olan marangoz, minberi yapıp getirmiş ve yerine yerleştirmiştir. EI-Menhel yazarının dediğine göre minberin yüksekliği ve kıble yönünden kuzey yönüne olan uzunluğu ikişer arşın, genişliği de bir arşın idi. İlk iki basamağın yüksekliği yarımşar arşın ve üstünde Nebi (s.a.v.)'in oturduğu son ve üçüncü basamağın yüksekliği bir arşın idi. Son basamağın üst yüzü bir arşın kadar idi. Minberin etrafı beş sırıkla çevrili idi. Bunların birer tanesi minberin sağ ve sol yanlarına çakılı idi. Üç tanesi de minberin kıble tarafına çakılı idi. Nebi (s.a.v.) minber üstünde o üç sırığa dayanırdı. Minberin ilk basamağının iki tarafına ayrıca dikey olarak iki sırık çakılı idi. Minberin yanlarına çakılan sırıklar, dikey sırıklarla bağlantılı idi. Minberin etrafında yedi penceremsi açık yer vardı. Medine valisi Mervan zamanına kadar minber bu vaziyette idi. Muaviye (r.a.) halife iken Nebi (s.a.v.)'in minberının Şam'a gönderilmesi için Mervan'a talimat yazmış, Mervan da minberi yerinden sökmüş ve Muaviye (r.a.)'e göndermek istemiş. Fakat aynı gün güneş tutulmuş. Medine karanlığa boğulmuş, yıldızlar görülmüş ve şiddetli fırtına kopmuş, bunun üzerine Mervan, Medine halkına şöyle bir hitabede bulunmuş: 'Ey Medine halkı! Siz halife'nin Nebi (s.a.v.)'in minberini Şam'a göndermem için emir verdiğini sanıyorsunuz. Halife bunun sakıncalı olduğunu bizden daha iyi bilir. Halife minberi büyütüp yükseltmemi emretmiştir. Mervan bunun üzerine bir marangoz çağırtarak minbere altı basamak ilave etmiştir. Minber, bu şekli ile devam etmiş, nihayet hicretin 654. yılı Mescidin yanması dolayısıyla minber de yanmıştır.' Hadise göre minbel' yerine konduktan sonra Nebi (s.a.v.) minbere çıkarak orada cemaata namaz kıldırmış, kıyam ve rüku'u minberin üstünde yapmış, minber secde etmeye müsait olmadığı için, Nebi (s.a.v.) yüzünü kıbleden döndürmeden gerisin geriye giderek yere inmiş ve secdeyi yerde yapmıştır. Nebi (s.a.v.)'in o gün minber üstünde namaz kıldırmasının hikmeti, tatbikatlı olarak namazın kılınışını cemaata öğretmek olabilir Cabir (r.a.)'in hadisini Buhari ve Nesai de rivayet etmiştir. Bu hadis de Nebi (s.a.v.)'in ilk zamanlarda hurma kütüğüne doğru namaz kıldığı ve hutbede ona dayandığı, sonra minbel' yapılınca mesciddeki cemaatın duyabileceği bir sesle kütüğün feryad ettiği, Nebi (s.a.v.)'in onun yanına giderek elini sürdüğü, böylece kütüğün iniltisinin kesildiği belirtiliyor. Ve bazı sahabilerin: "Eğer Nebi (s.a.v.) ona varmasaydı kıyamete kadar kütük feryad edecekti." dedikleri belirtiliyor

Sünen-i İbn Mâce, 1417
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ أَيْمَنَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَقُومُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ إِلَى شَجَرَةٍ أَوْ نَخْلَةٍ، فَقَالَتِ امْرَأَةٌ مِنَ الأَنْصَارِ ـ أَوْ رَجُلٌ ـ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَلاَ نَجْعَلُ لَكَ مِنْبَرًا قَالَ ‏"‏ إِنْ شِئْتُمْ ‏"‏‏.‏ فَجَعَلُوا لَهُ مِنْبَرًا، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ دُفِعَ إِلَى الْمِنْبَرِ، فَصَاحَتِ النَّخْلَةُ صِيَاحَ الصَّبِيِّ، ثُمَّ نَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَضَمَّهُ إِلَيْهِ تَئِنُّ أَنِينَ الصَّبِيِّ، الَّذِي يُسَكَّنُ، قَالَ ‏"‏ كَانَتْ تَبْكِي عَلَى مَا كَانَتْ تَسْمَعُ مِنَ الذِّكْرِ عِنْدَهَا ‏"‏‏.‏

Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cuma günü bir ağacın ya da bir hurma ağacının yanında ayakta dururdu (ve öylece hutbe okurdu.) Ensardan bir kadın -ya da bir adam- dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, sana bir minber yapmayalım mı? Allah Resulü: Dilerseniz (yapınız), dedi. Bunun üzerine ona bir minber yaptılar. Cuma günü olunca minbere doğru gitti. Bu sefer hurma ağacı küçük bir çocuk gibi feryat etti. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem indi, onu kucakladı. Tıpkı teskin edilen küçük çocuk gibi inliyordu. (Cabir) dedi ki: O hurma ağacı (kütüğü) yanıbaşında duyduğu zikirlerden uzak kaldığı için ağlarnıştL

Sahîh-i Buhârî, 3584
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ أَيْمَنَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ امْرَأَةً مِنَ الأَنْصَارِ قَالَتْ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلاَ أَجْعَلُ لَكَ شَيْئًا تَقْعُدُ عَلَيْهِ فَإِنَّ لِي غُلاَمًا نَجَّارًا‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنْ شِئْتِ ‏"‏‏.‏ قَالَ فَعَمِلَتْ لَهُ الْمِنْبَرَ، فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ الْجُمُعَةِ قَعَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ الَّذِي صُنِعَ، فَصَاحَتِ النَّخْلَةُ الَّتِي كَانَ يَخْطُبُ عِنْدَهَا حَتَّى كَادَتْ أَنْ تَنْشَقَّ، فَنَزَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَخَذَهَا فَضَمَّهَا إِلَيْهِ، فَجَعَلَتْ تَئِنُّ أَنِينَ الصَّبِيِّ الَّذِي يُسَكَّتُ حَتَّى اسْتَقَرَّتْ‏.‏ قَالَ ‏"‏ بَكَتْ عَلَى مَا كَانَتْ تَسْمَعُ مِنَ الذِّكْرِ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a. şöyle dedi: Ensar'dan bir kadın, Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın elçisi! Senin için {hutbe okurken) üzerine oturacağın bir şey yaptırayım mı? Benim marangoz bir kölem var" dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İstersen yap" buyurdu. Kadın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem için minber yaptırdı. Cuma günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yeni yapılan minbere oturdu. Daha önce üzerine çıkıp hutbe okuduğu hurma kütüğünden öyle bir ses çıktı ki nerede ise kütük parçalanacaktı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minberden İndi, kütüğün yanına geldi ve kütüğü bağrına bastı. Kütük, susturulmak İstenen çocuk gibi İnliyordu. Nihayet sustu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Daha önce duyduğu zikirlerden ayrı kaldığı için ağladı

Sahîh-i Buhârî, 2095
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا بَهْزُ بْنُ أَسَدٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، عَنْ عَمَّارِ بْنِ أَبِي عَمَّارٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، ‏.‏ وَعَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَخْطُبُ إِلَى جِذْعٍ فَلَمَّا اتَّخَذَ الْمِنْبَرَ ذَهَبَ إِلَى الْمِنْبَرِ فَحَنَّ الْجِذْعُ فَأَتَاهُ فَاحْتَضَنَهُ فَسَكَنَ ‏.‏ فَقَالَ ‏ "‏ لَوْ لَمْ أَحْتَضِنْهُ لَحَنَّ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ‏"‏ ‏.‏

Enes bin Malik (r.a.)'den; şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hurma kütüğüne dayanarak hutbe okurdu. O, minber ittihaz edilince minbere doğru gitti. Kütük feryad etti. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Onun yanına vararak Onu bağrına bastı. Bunun üzerine kütük durdu. Sonra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Eğer ben onu bağrıma basmasaydım kıyamet'e kadar inleyecekti. Not: İsnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bildirilmiştir . Diğer tahric: Bu hadis Zevaid türündendir. Ahmed, İbn-i Huzeyme, Taberani, Darimi, Beyhaki ve Ebu Nuaym da Enes (r.a.)'in hadisini rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 1417’de

Sünen-i İbn Mâce, 1415
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ رَجَاءٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، وَعَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ أَخْرَجَ مَرْوَانُ الْمِنْبَرَ فِي يَوْمِ عِيدٍ فَبَدَأَ بِالْخُطْبَةِ قَبْلَ الصَّلاَةِ فَقَالَ رَجُلٌ يَا مَرْوَانُ خَالَفْتَ السُّنَّةَ أَخْرَجْتَ الْمِنْبَرَ فِي هَذَا الْيَوْمِ وَلَمْ يَكُنْ يُخْرَجُ وَبَدَأْتَ بِالْخُطْبَةِ قَبْلَ الصَّلاَةِ وَلَمْ يَكُنْ يُبْدَأُ بِهَا ‏.‏ فَقَالَ أَبُو سَعِيدٍ أَمَّا هَذَا فَقَدْ قَضَى مَا عَلَيْهِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏ "‏ مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَاسْتَطَاعَ أَنْ يُغَيِّرَهُ بِيَدِهِ فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أَضْعَفُ الإِيمَانِ ‏"‏ ‏.‏

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Mervan (bin el-Hakem Medine-i Münevvere valisi iken) bir bayram günü minberi (namazgha) çıkartıp Sonra bayram namazından önce hutbe okumaya başladı. Bunun üzerine bir adam: Ya Mervan! Sen sünnet'e muhalefet ettin. Bugün minberi (Mescidden namazgaha) çıkarttın. Halbuki minber (bayram namazı için mescidden namazgaha) çıkartılmazdı ve sen bayram namazından önce hutbeye başladın. Halbuki hutbe bayram namazından önce okunmazdı (yani namazdan sonra okunurdu). dedi. Bunun üzerine Ebü Said (-i HudrD (r.a.): Bu adam kendisine düşen görevi ifa etti. (Çünkü) ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den işittim, buyurdu ki: Kim bir münkeri (dine aykırı bir şeyi) görüp de onu eliyle değiştirmeye muktedir ise eliyle değiştirsin. Eğer gücü (buna) yetmezse dili ile değiştirsin. (Buna da) gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin ve kalb ile değiştirmek iman'in en zayıfıdır." BİLGİ: Bu hadis çok az bir farklılıkla 1275 numarada geçti. Gerekli bilgi orada verildiği için burada bir açıklama veya ilaveye gerek görmüyorum. Oraya müracaat edilmelidir. BAHSİ GEÇEN HADİS İÇİN TIKLA

Sünen-i İbn Mâce, 4013
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ نُمَيْرٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَجُلاً، دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَصَلَّى وَرَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي نَاحِيَةٍ مِنَ الْمَسْجِدِ فَجَاءَ فَسَلَّمَ فَقَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ ‏"‏ ‏.‏ فَرَجَعَ فَصَلَّى ثُمَّ جَاءَ فَسَلَّمَ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ ‏"‏ وَعَلَيْكَ فَارْجِعْ فَصَلِّ فَإِنَّكَ لَمْ تُصَلِّ بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فِي الثَّالِثَةَ فَعَلِّمْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏إِذَا قُمْتَ إِلَى الصَّلاَةِ فَأَسْبِغِ الْوُضُوءَ ثُمَّ اسْتَقْبِلِ الْقِبْلَةَ وَكَبِّرْ، ثُمَّ اقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنَ الْقُرْآنِ، ثُمَّ ارْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا، ثُمَّ ارْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَائِمًا، ثُمَّ اسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا، ثُمَّ ارْفَعْ رَأْسَكَ حَتَّى تَسْتَوِيَ قَاعِدًا، ثُمَّ افْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلاَتِكَ كُلِّهَا"‏ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: (Bir gün) Bir adam Mescid'e girerek (iki rek'at) namaz kılmış. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de mescid'in bir tarafında imiş. Adam namaz kıldıktan sonra (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e) gelerek selam vermiş. O, da: «Ve aleyke'(s-Selam) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. Adam dönüp (tekrar) namaz kıldıktan sonra gelerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e selam vermiş. O, da: «Ve aleyke'(s-Selam) dön de (yeniden) namaz kıl. Çünkü sen hala namaz kılmış olmadın.» buyurmuş. (Adam tekrar namaz kılıp gelmiş. Selamlaşmadan sonra kıldığı namazın yine olmadığını anlayınca) üçüncü (görüşme)de adam: Şu halde bana öğret Ya Resulallah! demiş. O, da: «Namaz'a kalkacağın zaman abdestini tam al. Sonra kıbleye doğru durup tekbir al. (Namaza böylece başladıktan) sonra Kur'an'dan sana kolay olanı oku. Sonra rüku' edip uzuvların yatışıncaya kadar rüku' halinde kal. Sonra (başını) kaldırıp kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar ayakta dik dur. Sonra secdeye vararak uzuvlar yatışmcaya kadar secdede dur. Sonra başını kaldır ve kemikler mafsallarında yerleşinceye kadar otur. Sonra (tekbir hariç) bunu namazının bütün rek'atlerinde yap.» buyurmuştur. Diğer tahric: Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, Darekutni ve Tahavi

Sünen-i İbn Mâce, 1060

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.