Sünen-i İbn Mâce · 1470
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلَفٍ الْعَسْقَلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي سَلَمَةَ، قَالَ هَذَا مَا سَمِعْتُ مِنْ أَبِي مُعَيْدٍ، حَفْصِ بْنِ غَيْلاَنَ عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ مُوسَى، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ كُفِّنَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي ثَلاَثِ رِيَاطٍ بِيضٍ سَحُولِيَّةٍ .
Abdullah bin Ömer (r.a.)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sehuliyye (denilen) üç parça beyaz ve ince bez içinde kefenlenmiştir. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Aişe (r.anha) ve İbn-i Abbas (r.a.)'dan rivayet olunmuş olarak vardır. İbn-i Ömer {r.a.)'ın hadisinin senedi hasendir. Çünkü ravilerinden Süleyman bin Musa ve Hafs bin Ğaylan, hıfz, zapt ve itkan ehlinin derecesinden aşağıdır
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُمَرَ بْنِ الْوَلِيدِ الْكِنْدِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ شَيْبُ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ نَحْوَ عِشْرِينَ شَعَرَةً .
İbn-i Ömer (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (başında ve sakalında) beyazlaşan saç teli sayısı yirmi kadar oldu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi sahih olup ravileri sika zatlardır
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَعِيدٍ، وَالْحُسَيْنُ بْنُ أَبِي السَّرِيِّ الْعَسْقَلاَنِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنِ الضَّحَّاكِ بْنِ عُثْمَانَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ مَرَّ رَجُلٌ عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَهُوَ يَبُولُ فَسَلَّمَ عَلَيْهِ فَلَمْ يَرُدَّ عَلَيْهِ .
İbni Ömer r.a.’dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem küçük su dökerken bir adam O’nun yanından geçti ve O’na selam verdi. (Fakat) Resul-i Ekrem onun selamını almadı. Not: Zevaid'de, beyan edildiğine göre Buhari hariç Kütüb•i Hamse'de İbn-i Ömer r.a.'in bu hadisi rivayet edilmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُسْلِمِ بْنِ هُرْمُزٍ، عَنْ سَلَمَةَ الْمَكِّيِّ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَلَعَ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ مِنْ غُرَمَائِهِ ثُمَّ اسْتَعْمَلَهُ عَلَى الْيَمَنِ فَقَالَ مُعَاذٌ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَخْلَصَنِي بِمَالِي ثُمَّ اسْتَعْمَلَنِي .
Câbir bin Abdillah (r.a.)'dan: Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Muâz bin Cebel'i alacaklılarının elinden kurtardı. Sonra onu Yemen'e âmil (vali) olarak atadı. Bunun üzerine Muâz şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (olan) malım karşılığında beni (alacaklılarımın elinden) kurtardı. Sonra beni (Yemen'e) vali atadı. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde bulunan Selerne el-Mekki'nin hali mechuldür. Diğer ravi Abdullah bin Müslim hakkında İbn-i Hibban: O, mevküf hadisi merfu gösterir ve merfu hadisi isnad eder. Kendisinin rivayeti delil olamaz, demiştir. Eı-Acuri de: Ebu Davüd aracılığıyla Ahmed'den rivayet edildiğine göre Ahmed: Her bela ondandır. demiştir. İbn-i Main de: O, çok sadıktır. Fakat hatası çoktur, demiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ شَرِيكٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ زَيْدٍ الْعَمِّيِّ، عَنْ أَبِي الصِّدِّيقِ النَّاجِيِّ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَغْسِلُ مَقْعَدَتَهُ ثَلاَثًا . قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَعَلْنَاهُ فَوَجَدْنَاهُ دَوَاءً وَطُهُورًا . قَالَ أَبُو الْحَسَنِ بْنُ سَلَمَةَ حَدَّثَنَا أَبُو حَاتِمٍ، وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سُلَيْمَانَ الْوَاسِطِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، نَحْوَهُ .
Aişe r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem makadını üç defa yıkardı. İbni Ömer r.a. dedi ki: ''Biz (de) bunu yaptık ve bunu hem deva hem de temizlik bildik. Ebul-Hasan bin Seleme dedi ki: Bize Ebu Hatim ve İbrahim bin Süleyman el-Vasıti’nin dediklerine göre kendilerine Ebu Naim ve Ebu Naim’e de Şerik (kendisinden önceki mezkur raviler senedi ile) hadisi rivayet etmiştir. Not: Zevaid'de beyan edildiğine göre senedin ravilerinden Zeyd el-Ammi ve Cabir el-Ca'fi zayıf oldukları için bu isnad zayıftır. Şu'be ve Süfyan-ı Sevri. Cabir'i sıka olarak kabul etmişler ise de Eyyub-i Sahtiyani, Cabir'i tekzib etmiştir
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَقِيلِ بْنِ خُوَيْلِدٍ، حَدَّثَنِي حَفْصُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ طَهْمَانَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ ذَكْوَانَ، عَنْ يَعْلَى بْنِ حَكِيمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ عَدَلَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِلَى الشِّعْبِ فَبَالَ حَتَّى أَنِّي آوِي لَهُ مِنْ فَكِّ وَرِكَيْهِ حِينَ بَالَ .
İbni Abbas r.a.’den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir sefer ana yoldan çıkarak dağ yoluna girip gitti.Biraz sonra küçük abdestini bozdu.Abdestini bozarken (Gözlere pek görünmemek ve yere yaklaşmak amacı ile bacaklarını o derece açtı ki) iki uyluk kemiği yerinden çıkar diye gerçekten O’na acıyordum. Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadının zayıf olduğu belirtilmiştir. Buhari de : (Senedin ravilerinden) Muhammed bin Zekvan'ın hadisleri münkerdir, demiştir. İbn-i Hibban da önce onu sikalardan saymış ise de bilahare onu zayıflardan saymış ve: Artık onun rivayeti hüccet sayılmaz, demiştir. Nesei ve Darekutni de onu zayıf görmüşlerdir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَأَبُو عُمَرَ الضَّرِيرُ قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ، رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ، وَإِذَا رَكَعَ، وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنَ الرُّكُوعِ. وَلاَ يَرْفَعُ بَيْنَ السَّجْدَتَيْنِ .
(Abdullah) bin Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda iftitah tekbiri aldığı, rükua gittiği ve rüku'dan mübarek başını kaldırdığı zaman her iki elini omuzlarının hizasına kadar kaldırırken gördüm. İki secde arasında (ellerini) kaldırmazdı.' Diğer tahric: İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, Malik, Tahavi, Darekutni ve Beyhaki de manayı etkilemeyen az bir lafız farkıyla, müteaddit senedlerle rivayet etmişlerdir