Sünen-i İbn Mâce · 3101
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، أَنْبَأَنَا مُوسَى بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ إِيَاسِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ فِي بُدْنِهِ جَمَلٌ .
İyâs bin Seleme'nin babası (Seleme) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)"in (Harem-i Şerife yolladığı) kurbanlık develeri içinde erkek bir deve de bulunuyordu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinde Müsa bin Ubeyde ez-Zebidi bulunur. Ahmed, İbn-i Main ve başkaları bunun zayıf olduğunu söylemişlerdir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامٍ، - صَاحِبِ الدَّسْتَوَائِيِّ - عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مُرَّ عَلَيْهِ بِبَدَنَةٍ فَقَالَ " ارْكَبْهَا " . قَالَ إِنَّهَا بَدَنَةٌ . قَالَ " ارْكَبْهَا " . قَالَ فَرَأَيْتُهُ رَاكِبَهَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي عُنُقِهَا نَعْلٌ .
Enes bin Mâlik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından kurbanlık bir deve geçirildi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Deveyi götürene): «Deveye bin» buyurdu. Adam: Bu deve kurbanlıktır, diye cevab verdi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Deveye bin», buyurdu. Enes demiştir ki: Sonra ben adamı devesine binmiş olduğu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde gördüm. Devenin boynunda bir papuç takılı idi
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ مِقْسَمٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَهْدَى فِي بُدْنِهِ جَمَلاً لأَبِي جَهْلٍ بُرَتُهُ مِنْ فِضَّةٍ .
İbn-i Abbâs (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanlık develeri meyânında burun halkası gümüşten olan Ebû Cehl'in bir erkek devesini de kurban olarak Mekke'ye yolladı
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، . أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ رَأَى رَجُلاً يَسُوقُ بَدَنَةً فَقَالَ " ارْكَبْهَا " . قَالَ إِنَّهَا بَدَنَةٌ . قَالَ " ارْكَبْهَا وَيْحَكَ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine .göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adam'ın kurbanlık devesini sevk ettiğini, (kendisinin yaya olarak gittiğini) gördü. Bunun üzerine (adama): «Deveye bin», buyurdu. Adam: Bu deve kurbanlıktır, (nasıl bineyim?) dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yazıklar olsun sana. deve'ye bin» buyurdu
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ عُثْمَانَ الْبَتِّيِّ، عَنْ عَبْدِ الْحَمِيدِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ أَبَوَيْهِ، اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَحَدُهُمَا كَافِرٌ وَالآخَرُ مُسْلِمٌ فَخَيَّرَهُ فَتَوَجَّهَ إِلَى الْكَافِرِ فَقَالَ " اللَّهُمَّ اهْدِهِ " . فَتَوَجَّهَ إِلَى الْمُسْلِمِ فَقَضَى لَهُ بِهِ .
Abdü'l-Hamîd bin Seleme'nin dedesinden rivayet edildiğine göre: (Boşanan) babası ile anası kendisini yanlarında tutmak hususunda nidaa düşüp Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (dâvalarının halli için) müracaat ettiler. Baba ile anadan birisi kâfir, diğeri de müslüman idi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onu (bunlardan birisini seçmek hususunda) serbest bıraktı. O da kâfir olana yöneldi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım ona hidâyet ver.» diye duâ eyledi. Bu duâ üzerine o, müslüman olana yöneldi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de onu müslüman olana vermeye hükmetti. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi zayıftır. Darekutni: Abdü'l-Haınid bin Seleme, onun babası ve dedesi tanınmıyorlar, demiştir. Diğer tahric: Bu hadis Zevaid türündendir. Notta belirtildiği gibi hadisin ilk üç ravisi mechul olduğu için senedi zayıftır. Ebu Davud, Ahmed ve Darekutni bunun bir benzerini Rafi' bin Sinan (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH İÇİN TIKLA
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عِمْرَانُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الْكَرِيمِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، قَالَ أُتِيَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِلَحْمِ صَيْدٍ وَهُوَ مُحْرِمٌ فَلَمْ يَأْكُلْهُ .
Alî bin Ebî Tâlib (r.a.)'den; Şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ihramda iken bir av eti getirildi. Fakat Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu yemedi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bwıun senedinde bulunan Abdülkerim Ebü'l-Maharık zayıftır
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ خَالِدِ بْنِ سَلَمَةَ، عَنِ الْبَهِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُ اللَّهَ عَلَى كُلِّ أَحْيَانِهِ .
Bize Ebu Kureyb Muhammed b. Ala ile İbrahim b. Musa rivayet ettiler dediler ki; Bize İbni Ebî Zaide babasından, O da Halid b. Seleme'den, o da Behiy' den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Aişe: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (zamanının) her anında Allah'ı zikrederdi» demiş