İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 3340

Chapters on Food

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ بْنُ الضَّحَّاكِ السُّلَمِيُّ أَبُو الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَيَّاشٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ طَلْحَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ يَحْيَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ أَوَّلُ مَا سَمِعْنَا بِالْفَالُوذَجِ، أَنَّ جِبْرِيلَ، عَلَيْهِ السَّلاَمُ أَتَى النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ إِنَّ أُمَّتَكَ تُفْتَحُ عَلَيْهِمُ الأَرْضُ فَيُفَاضُ عَلَيْهِمْ مِنَ الدُّنْيَا حَتَّى إِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الْفَالُوذَجَ ‏.‏ فَقَالَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ وَمَا الْفَالُوذَجُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ يَخْلِطُونَ السَّمْنَ وَالْعَسَلَ جَمِيعًا ‏.‏ فَشَهَقَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ لِذَلِكَ شَهْقَةً ‏.‏

İbn-i Abbâs (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Fâlûzec (yâni bal helvasın)ı ilk işitmemiz şöyle oldu: Cibril (Aleyhisselâm), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Senin ümmetine memleketler fethedilecek ve onların üzerine dünyalıktan (yâni bolluk) öyle akıtılacak ki onlar muhakkak fâlûzec yiyeceklerdir, demiş. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Fâlûzec nedir? diye sormuş. Cibril (Aleyhisselâm): Yağ ve balı beraber karıştırırlar (helva yaparlar), demiş. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bu sebeble hıçkırarak ağlamıştır. Not: Ed-Dümeyrl; İbnü'l-Cevzi demiş ki: Bu hadis mevzüdur. batıldır, aslı yoktur, diye bilgi vermiştir. Zevaid'de de şöyle denmiştir: Bunun senedinde Osman bir Yahya var. Ben aleyhinde bir şey bilmiyorum. Rbi Muhammed bin Talha'yı da tanımıyorum. Ravi Abdülvahhab hakkında da Ebü Davüd: Bu adam, ha.. dis uydurur, demiştir. El-Hakim de: Bu adam, mevzu bir takım hadisler rivayet etmişt!!', der

Sünen-i İbn Mâce, 3340

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ مَعْرُوفٍ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ، شِهَابٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْحَارِثِ بْنِ نَوْفَلٍ الْهَاشِمِيِّ، أَنَّ عَبْدَ الْمُطَّلِبِ بْنَ رَبِيعَةَ بْنِ الْحَارِثِ، بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَاهُ رَبِيعَةَ بْنَ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ وَالْعَبَّاسَ بْنَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ قَالاَ لِعَبْدِ الْمُطَّلِبِ بْنِ رَبِيعَةَ وَلِلْفَضْلِ بْنِ عَبَّاسٍ ائْتِيَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَسَاقَ الْحَدِيثَ بِنَحْوِ حَدِيثِ مَالِكٍ وَقَالَ فِيهِ فَأَلْقَى عَلِيٌّ رِدَاءَهُ ثُمَّ اضْطَجَعَ عَلَيْهِ وَقَالَ أَنَا أَبُو حَسَنٍ الْقَرْمُ وَاللَّهِ لاَ أَرِيمُ مَكَانِي حَتَّى يَرْجِعَ إِلَيْكُمَا ابْنَاكُمَا بِحَوْرِ مَا بَعَثْتُمَا بِهِ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ وَقَالَ فِي الْحَدِيثِ ثُمَّ قَالَ لَنَا ‏"‏ إِنَّ هَذِهِ الصَّدَقَاتِ إِنَّمَا هِيَ أَوْسَاخُ النَّاسِ وَإِنَّهَا لاَ تَحِلُّ لِمُحَمَّدٍ وَلاَ لآلِ مُحَمَّدٍ ‏"‏ ‏.‏ وَقَالَ أَيْضًا ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ ادْعُوَا لِي مَحْمِيَةَ بْنَ جَزْءٍ ‏"‏ ‏.‏ وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي أَسَدٍ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَهُ عَلَى الأَخْمَاسِ ‏.‏

Bize Hârün b. Ma'rûf rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb rivayet etti. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezîd, ibni Şihâb'dan, o da Abdullah b. Haris b. Nevfel Hâşimi'den naklen haber verdi, ona da Abdülmuttalib b. Rabîate'bni Haris b. Abdilmuttalib haber vermiş ki, babası Rabîatübnu Haris b. Abdilmuttalib ile Abbâs b. Abdilmuttalib, Abdülmuttalib b. Rabîa ile Fadl b. Abbâs'a- — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gidin...» demişler. Râvî hadîsi Mâlik'in hadisi gibi rivayet etmiş, (yalnız) bu hadîsde: -Alî cübbesini yaydı, sonra üzerine yaslandı da şunu söyledi: — Ben Arslan Ebü Hasen'im! Vallahi oğullarınız Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gönderdiğiniz mes'elenin cevâbını getirmedikçe yerimden ayrılmam, dedi.» ifâdesini söyledi. Yine bu hadîste şunları söyledi: -Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Şüphesiz kî bu sadakalar ancak insanların kirleridir. Bunlar ne Muhammed'e helâl olur, ne de Âl-i Muhammed'e; buyurdular.» Şunu da söyledi: — -Sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) — Bana Mahmîyetü'bnü Cez'i çağırın!» buyurdular. Mahmîye, Beni Esed kabilesinden bir zât idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu ganimetlerin beşte biri üzerine me'mûr tâyin etmişti.»

Sahîh-i Müslim, 2482
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، مَوْلَى الأَنْصَارِ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ أَتَيَا خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي النَّخْلِ، فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ، فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَحُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ ابْنَا مَسْعُودٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمُوا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمْ فَبَدَأَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَكَانَ أَصْغَرَ الْقَوْمِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ ‏"‏‏.‏ ـ قَالَ يَحْيَى لِيَلِيَ الْكَلاَمَ الأَكْبَرُ ـ فَتَكَلَّمُوا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمْ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَسْتَحِقُّونَ قَتِيلَكُمْ ـ أَوْ قَالَ صَاحِبَكُمْ ـ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمْرٌ لَمْ نَرَهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتُبْرِئُكُمْ يَهُودُ فِي أَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْمٌ كُفَّارٌ‏.‏ فَوَدَاهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ قِبَلِهِ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَأَدْرَكْتُ نَاقَةً مِنْ تِلْكَ الإِبِلِ، فَدَخَلَتْ مِرْبَدًا لَهُمْ فَرَكَضَتْنِي بِرِجْلِهَا‏.‏ قَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ بُشَيْرٍ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ يَحْيَى حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ مَعَ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، وَقَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنَا يَحْيَى عَنْ بُشَيْرٍ عَنْ سَهْلٍ وَحْدَهُ‏.‏

(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi)

Sahîh-i Buhârî, 6142
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، هُوَ ابْنُ زَيْدٍ ـ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ بُشَيْرِ بْنِ يَسَارٍ، مَوْلَى الأَنْصَارِ عَنْ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، وَسَهْلَ بْنَ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُمَا حَدَّثَاهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ بْنَ مَسْعُودٍ أَتَيَا خَيْبَرَ فَتَفَرَّقَا فِي النَّخْلِ، فَقُتِلَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَهْلٍ، فَجَاءَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ وَحُوَيِّصَةُ وَمُحَيِّصَةُ ابْنَا مَسْعُودٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَتَكَلَّمُوا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمْ فَبَدَأَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَكَانَ أَصْغَرَ الْقَوْمِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَبِّرِ الْكُبْرَ ‏"‏‏.‏ ـ قَالَ يَحْيَى لِيَلِيَ الْكَلاَمَ الأَكْبَرُ ـ فَتَكَلَّمُوا فِي أَمْرِ صَاحِبِهِمْ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَتَسْتَحِقُّونَ قَتِيلَكُمْ ـ أَوْ قَالَ صَاحِبَكُمْ ـ بِأَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ أَمْرٌ لَمْ نَرَهُ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَتُبْرِئُكُمْ يَهُودُ فِي أَيْمَانِ خَمْسِينَ مِنْهُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ قَوْمٌ كُفَّارٌ‏.‏ فَوَدَاهُمْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ قِبَلِهِ‏.‏ قَالَ سَهْلٌ فَأَدْرَكْتُ نَاقَةً مِنْ تِلْكَ الإِبِلِ، فَدَخَلَتْ مِرْبَدًا لَهُمْ فَرَكَضَتْنِي بِرِجْلِهَا‏.‏ قَالَ اللَّيْثُ حَدَّثَنِي يَحْيَى، عَنْ بُشَيْرٍ، عَنْ سَهْلٍ، قَالَ يَحْيَى حَسِبْتُ أَنَّهُ قَالَ مَعَ رَافِعِ بْنِ خَدِيجٍ، وَقَالَ ابْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنَا يَحْيَى عَنْ بُشَيْرٍ عَنْ سَهْلٍ وَحْدَهُ‏.‏

(Ensar'ın mevlası Buşeyr İbn Yesar'dan rivayete göre), Rafi' İbn Hadic ile Sehl İbn Ebi Hasme kendisine şu hadisi nakletmişlerdir: "Abdullah İbn Sehl ile Muhayyisa İbn Mesud, Hayber'e gittiler. Hurmalıklar arasında her biri bir tarafa ayrıldı. Daha sonra Abdullah İbn Sehl öldürüldü. Abdurrahman İbn Sehl ile Mesud'un iki oğlu Huvayyisa ile Muhayyisa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek arkadaşları Abdullah İbn Sehl'in durumu hakkında konuştular. Gelenlerin yaşça en küçükleri olan Abdurrahman söze başlayınca, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Büyük olana sözü bırak, buyurdu. (Ravilerden) Yahya: Yaşça büyük olan konuşsun buyurdu, dedi. Sonra arkadaşlarının durumu hakkında konuştular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Öldürülen bu adamınızın -yahut arkadaşınızın- diyetini hak etmek için aranızdan elli kişi (Hayberliler öldürdü diye) yemin eder mi, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, bu görmediğimiz bir iştir, dediler. Allah Rasulü: O zaman Yahudiler arasından elli kişi yemin ederek sizin onu öldürmediğinizi söyleyip, kanından beri olduklarını belirtsinier, buyurdu. Onlar: Ey Allah'ın Rasulü, onlar kafir bir topluluktur diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendi tarafından onlara diyet ödedi." Sehl dedi ki: "Ben o develerden bir dişi deveye yetiştim. Sahiplerine ait olan bir ağıla girdim, o deve beni ayağıyla tekmeledi." İbn Uyeyne dedi ki: Bize Yahya, Buşeyr'den, o, Se hı 'den tahdis etti, diyerek yalnızca Sehl'in adını söyledi, (Rafi' İbn Hadle'i sözkonusu etmedi)

Sahîh-i Buhârî, 6143
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ، يَسَارٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّهُ قَالَ كَانَ الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ رَدِيفَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَتْهُ امْرَأَةٌ مِنْ خَثْعَمَ تَسْتَفْتِيهِ فَجَعَلَ الْفَضْلُ يَنْظُرُ إِلَيْهَا وَتَنْظُرُ إِلَيْهِ فَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَصْرِفُ وَجْهَ الْفَضْلِ إِلَى الشِّقِّ الآخَرِ ‏.‏ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخًا كَبِيرًا لاَ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَثْبُتَ عَلَى الرَّاحِلَةِ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ ‏ "‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ وَذَلِكَ فِي حَجَّةِ الْوَدَاعِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, İbni Şihâb'dan dinlediğim, onun da Süleyman b. Yesâr'dan, onun da Abdullah b. Abbâs'dan naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum: İbni Abbâs şöyle demiş: «Fadl b. Abbâs Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkisinde bulunuyordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Has'am kabilesinden bir kadın fetva istemeğe geldi. Derken Fadl kadına, kadın da Fadl'la bakışmaya başladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Fadl'ın yüzünü öbür tarafa çevirmeye başladı. Kadın: — Yâ Resûlallah! Allah'ın kullarına hacc hakkındaki farizası babama şeyh-î fânî iken yetişti. Babam deve üstünde duramıyor. Binâenaleyh onun nâmına ben haccedebilir miyim? dedi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Evet, cevâbını verdi. Bu hâdise veda haccında oldu.»

Sahîh-i Müslim, 3251
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي أُمَامَةَ، بْنِ سَهْلِ بْنِ حُنَيْفٍ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ دَخَلْتُ أَنَا وَخَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ، مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَيْتَ مَيْمُونَةَ فَأُتِيَ بِضَبٍّ مَحْنُوذٍ فَأَهْوَى إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ فَقَالَ بَعْضُ النِّسْوَةِ اللاَّتِي فِي بَيْتِ مَيْمُونَةَ أَخْبِرُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِمَا يُرِيدُ أَنْ يَأْكُلَ ‏.‏ فَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَهُ فَقُلْتُ أَحَرَامٌ هُوَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏ "‏ لاَ وَلَكِنَّهُ لَمْ يَكُنْ بِأَرْضِ قَوْمِي فَأَجِدُنِي أَعَافُهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ خَالِدٌ فَاجْتَرَرْتُهُ فَأَكَلْتُهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْظُرُ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e îbni Şihab'dan dinlediğim, onun da Ebû Ümâms b. Sehl b. Huneyf'den, onun da Abdullah b. Abbas'dan naklen rivayet ettiği şu hadisi okudum. ibnü Abbas şöyle demiş: Ben ve Hâlid b. Velîd Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Meymûne'nin evine girdik. Az sonra kızartılmış keler getirildi ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte Meymûne'nin evine girdik. Az sonra kızartılmış keler getirildi ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle ona uzandı bunun üzerine Meymûne'nin evinde bulunan kadınlardan biri: — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e yemek istediği şeyi ('n ne olduğunu) haber verin dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de elini kaldırdı. Ben: — Bu harammıdır Yâ Resûlallah? dedim. «Hayır lâkin bu hayvan benim kavmimin toprağında yoktu bundan dolayı kendimi ondan tiksinir buluyorum» buyurdular. Halid Demişki: Ben onu çekerek bir güzel yedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de bakıyordu. İzah 1951 de

Sahîh-i Müslim, 5034
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُنِيرٍ، سَمِعَ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ بَكْرٍ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ سَمِعَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ، بِقُدُومِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي أَرْضٍ يَخْتَرِفُ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ إِنِّي سَائِلُكَ عَنْ ثَلاَثٍ لاَ يَعْلَمُهُنَّ إِلاَّ نَبِيٌّ فَمَا أَوَّلُ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ وَمَا أَوَّلُ طَعَامِ أَهْلِ الْجَنَّةِ وَمَا يَنْزِعُ الْوَلَدُ إِلَى أَبِيهِ أَوْ إِلَى أُمِّهِ قَالَ ‏"‏ أَخْبَرَنِي بِهِنَّ جِبْرِيلُ آنِفًا ‏"‏‏.‏ قَالَ جِبْرِيلُ قَالَ ‏"‏ نَعَمْ ‏"‏‏.‏ قَالَ ذَاكَ عَدُوُّ الْيَهُودِ مِنَ الْمَلاَئِكَةِ‏.‏ فَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ ‏{‏مَنْ كَانَ عَدُوًّا لِجِبْرِيلَ فَإِنَّهُ نَزَّلَهُ عَلَى قَلْبِكَ‏}‏ أَمَّا أَوَّلُ أَشْرَاطِ السَّاعَةِ فَنَارٌ تَحْشُرُ النَّاسَ مِنَ الْمَشْرِقِ إِلَى الْمَغْرِبِ، وَأَمَّا أَوَّلُ طَعَامِ أَهْلِ الْجَنَّةِ فَزِيَادَةُ كَبِدِ حُوتٍ، وَإِذَا سَبَقَ مَاءُ الرَّجُلِ مَاءَ الْمَرْأَةِ نَزَعَ الْوَلَدَ، وَإِذَا سَبَقَ مَاءُ الْمَرْأَةِ نَزَعَتْ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللَّهِ‏.‏ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ الْيَهُودَ قَوْمٌ بُهُتٌ، وَإِنَّهُمْ إِنْ يَعْلَمُوا بِإِسْلاَمِي قَبْلَ أَنْ تَسْأَلَهُمْ يَبْهَتُونِي‏.‏ فَجَاءَتِ الْيَهُودُ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَىُّ رَجُلٍ عَبْدُ اللَّهِ فِيكُمْ ‏"‏‏.‏ قَالُوا خَيْرُنَا وَابْنُ خَيْرِنَا، وَسَيِّدُنَا وَابْنُ سَيِّدِنَا‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَسْلَمَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ سَلاَمٍ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا أَعَاذَهُ اللَّهُ مِنْ ذَلِكَ‏.‏ فَخَرَجَ عَبْدُ اللَّهِ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ‏.‏ فَقَالُوا شَرُّنَا وَابْنُ شَرِّنَا‏.‏ وَانْتَقَصُوهُ‏.‏ قَالَ فَهَذَا الَّذِي كُنْتُ أَخَافُ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏

Enes İbn Malik'ten rivayet edildiği ne göre, o şöyle demiştir: "Bir bahçede meyve devşiren Abdullah İbn Selam Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medıne'ye geldiğini haber aldı. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeden Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Ona, 'Sana üç mesele hakkında soru soracağım. Bunları ancak bir Nebi bilebilir' dedi. Sonra 'Kıyamet alametlerinin ilki nedir?', 'Cennet ehlinin ilk yiyeceği nedir?', 'çocuğun babasına veya annesine çekmesine ne neden olur?' diyerek sorularını sıraladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Biraz önce Cebrail bunların cevabını bana haber verdi' buyurdu. Bunun üzerine Abdullah 'Cebrail mil' diyerek hayretini ifade etti. Hz. Nebi 'evet' diye karşılık verince 'o, melekler içinde Yahudilerin düşmanıdır' dedi. Bunun üzerine Allah Resulü sallallShu aleyhi ve sellem 'Kim Cebrail'e aleyhisselam düşman ise, şunu iyi bilsin ki; Allah'ın izniyle Kur'an'ı senin kalbine o indirdi. .. ' ayetini okudu ve şöyle buyurdu: Kıyametin ilk alameti büyük bir yangındır. Bu yangın insanları doğudan batıya sürecektir. Cennet ehlinin ilk yiyeceği balina gibi büyük bir balığın karaciğerine bitişik olan fazlalıktır. Erkeğin suyu kadının suyundan önce gelirse, çocuk babaya çeker. Eğer kadının suyu önce gelirse, çocuk anaya çeker. Bu cevaplar karşısında Abdullah İbn Selam 'Şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed de onun elçisidir. Ey Allah'ın Elçisi! Yahudiler çok iftira atan bir millettir. Eğer onlara benim nasıl biri olduğumu sormadan önce Müslüman olduğumu öğrenecek olurlarsa bana iftira atarlar' dedi. Bir müddet sonra Yahudiler geldi. Hz. Nebi s.a.v. onlara 'Abdullah'ı aranızda nasıl bilirsiniz?' diye sordu. Onlar da, 'Bizim en hayırlımızdır. Babası da kavmimizin en hayırlısı idi. İçimizde söz sahibi bir kimsedir. Babası da öyleydi' diye cevap verdiler. Bunun üzerine Allah Resulü s.a.v. 'Abdullah İbn Selam Müslüman olursa ne düşünürsünüz?' diye sordu. Onlar da 'Allah onu Müslüman olmaktan korusun' diye karşılık verdiler. Bunun üzerine Abdullah İbn Selam çıkıp 'Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammed de onun elçisidir' diye haykırdı. Bu defa Yahudiler, 'Abdullah bizim en şerlimizdir. Babası da içimizdeki en kötü insandı' deyip onu karaladılar. Bunun üzerine Abdullah, 'Ey Allah'ın Elçisi! Benim de endişe ettiğim husus buydu,' dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki." Bir yoruma göre, Yahudilerin Cebrail A.S.'a düşmanlığı şu nedenden ileri gelir: Cebrail'e Nebiliğin Yahudiler arasında devam ettirmesi emredilmişti. Fakat o, Nebiliği onlardan başkasına aktarmıştır. Bir başka yoruma göre ise, Yahudiler kendi sırlarını ortaya çıkardığı için Cebrail a.s.'a düşman olmuşlardır. "İkrime şöyle demiştir: Cebr, mık ve seraf kelimeleri kul, il kelimesi ise Allah anlamına gelir." Taberi, Asım kanalıyla bu rivayeti ondan, muttasıl bir senetle şöyle zikretmiştir: "Cibrll (Cebrail) ve Mikail, Allah'ın kulu manasına gelir. iı, Allah demektir." Başka bir senetle İkrime'den şöyle nakledilmiştir: "Cebr ve Mık kul anlamına gelir, iI ise Allah demektir." Taberi ve diğer bazı müfessirler şöyle demişlerdir: "Cibrll lafzı değişik şekillerde okunur. Mesela Hicaz ehli bu kelimeyi; clcim harfinin kesresiyle hemzesiz biçimde Cibril şeklinde okur. Kıraat alimlerinin geneli bu okuyuşu benimsemiştir. Esedoğulları da bu şekilde okur. Yalnız onlar, bu kelimenin sonunu Jnun harfi ile tamamlayarak Cibrın şeklinde telaffuz ederler. Necidlilerin bir kısmı ile Temim ve Kays kabileleri ise, clcim ve ;Ira harflerinin fethası ve J (ra)'dan sonra hemze ile Cebrail şeklinde okurlar. Aynı zamanda bu, Hamza, Kisaı, Ebu Bekir ve Halerin kıraatidir. Ebu Ubeyd de bunu tercih etmiştir. İmam Buhari İkrime'nin görüşünü zikrettikten sonra Enes'ten gelen ve biraz önce "Megazı Bölümü"nde geçen Abdullah İbn Selam'ın kıssasına yer verdi. Bu rivayetin açıklaması daha önce geçmiştir. Taberi Şa'bı kanalıyla şu rivayet i nakletmiştir: "Hz. Ömer Yahudilere gidip Tevrat dinlerdi. Dinlediklerinin Kur'an'ı doğrulamasından dolayı hayret ederdi. Onun anlattığına göre bir defasında Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Yahudilerin yanına gitmişti. Bu esnada Hz. Ömer, Yahudilere 'Allah hakkı için doğru söyleyin! Onun s.a.v. Allah'ın elçisi olduğunu biliyor musunuz?' diye sordu. Alir.ıleri 'evet, onun Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın elçisi olduğunu biliyoruz' diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer, 'O halde neden ona tabi olmuyorsunuz?' diye sordu. Yahudiler şöyle cevap verdi: Melekler arasında düşmanımız ve dostumuz vardır. Ona Sallallahu Aleyhi ve Sellem Nebiliği melekler arasında bize düşman olan getirdi." Hz. Ömer daha sonra hadisin devamını anlattı. Yahudilerle olan konuşması bitince daha önce oradan ayrılan Hz. Nebi s.a.v.'e yetişti. [Daha bu olayı haber vermeden] Allah Resulü bu ayeti ona okudu

Sahîh-i Buhârî, 4480

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.