İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 3462

Chapters on Medicine

Arapça metin

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، قَالَتْ دَخَلْتُ بِابْنٍ لِي عَلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَقَدْ أَعْلَقْتُ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ ‏ "‏ عَلاَمَ تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ يُسْعَطُ بِهِ مِنَ الْعُذْرَةِ وَيُلَدُّ بِهِ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ‏"‏ ‏.‏ حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَنْبَأَنَا يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِنَحْوِهِ ‏.‏ قَالَ يُونُسُ أَعْلَقْتُ يَعْنِي غَمَزْتُ ‏.‏

Ümmü Kays bint-i Mıhsan (r.a.)'dan; Şöyle demiştir: Uzre (denilen boğaz hastalığı) nedeniyle boğazına parmağını sokmak suretiyle bademciğinin iltihabını almış olduğum bir oğlan çocuğumla beraber Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girdim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Neden çocuklarınızın boğazına parmağınızı sokmak suretiyle bademciğini böylece sıkarak iltihabını almaya çalışıyorsunuz. Ud-i Hindi (denilen topalak bitkisini) kullanmaya devam ediniz. Udi Hindide yedi türlü şifâ vardır. Uzre (denilen boğaz hastalığı) için bu ilâç buruna çekilir. Zatü'l-Cenb için de (su ile) hastaya İçirilir» buyurdu. Ahmed bin Amr bin es-Serh el-Mısri de ... senediyle Ümmü Kaya bint-i Mıhsan yoluyla Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bunun mislini bize rivayet etti. Râvî Yûnus demiştir ki ......manasınadır. (Yani parmağımı çocuğun boğazına) sokup bademciğini sıktım.»" Diğer tahric: Bu hadisi Buhâri, Müslim ve Ebû Dâvûd da rivayet etmişlerdir

Sünen-i İbn Mâce, 3462

Benzer hadisler

HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، وَحَامِدُ بْنُ يَحْيَى، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، قَالَتْ دَخَلْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لِي قَدْ أَعْلَقْتُ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ ‏ "‏ عَلاَمَ تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُنَّ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ يُسْعَطُ مِنَ الْعُذْرَةِ وَيُلَدُّ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ يَعْنِي بِالْعُودِ الْقُسْطَ ‏.‏

Ümmü Kays binti'l-Mıhsân'dan rivayet olunmuştur; dedi ki: Üzre (denilen boğaz hastalığı) sebebiyle parmağını boğazına sokarak bademciğini çekip almış olduğum oğlumla birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına girmiştim. "Niçin çocuklarınızın ağzına parmak sokarak bademciklerini çekip alıyorsunuz? Çocuklarınızın bu hastalığını tedavi etmek için size gereken şu ûd-i hindî (denilen bitki) dir. Onda yedi (çeşit şifa vardır), bu şifalardan biri de zâtülcenb hastalığının şifasıdır. (Bu bitki) üzre (hastalığını tedavi) için buruna çekilir.” buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ûd (-i hindî demlen bitkijden maksat, topalak (denilen ot)tur

Sünen-i Ebû Dâvûd, 3877
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ، قَالَتْ دَخَلْتُ بِابْنٍ لِي عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقَدْ أَعْلَقْتُ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ ‏ "‏ عَلَى مَا تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُنَّ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ، مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ يُسْعَطُ مِنَ الْعُذْرَةِ، وَيُلَدُّ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ‏"‏‏.‏ فَسَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ يَقُولُ بَيَّنَ لَنَا اثْنَيْنِ وَلَمْ يُبَيِّنْ لَنَا خَمْسَةً‏.‏ قُلْتُ لِسُفْيَانَ فَإِنَّ مَعْمَرًا يَقُولُ أَعْلَقْتُ عَلَيْهِ‏.‏ قَالَ لَمْ يَحْفَظْ أَعْلَقْتُ عَنْهُ، حَفِظْتُهُ مِنْ فِي الزُّهْرِيِّ‏.‏ وَوَصَفَ سُفْيَانُ الْغُلاَمَ يُحَنَّكُ بِالإِصْبَعِ وَأَدْخَلَ سُفْيَانُ فِي حَنَكِهِ، إِنَّمَا يَعْنِي رَفْعَ حَنَكِهِ بِإِصْبَعِهِ، وَلَمْ يَقُلْ أَعْلِقُوا عَنْهُ شَيْئًا‏.‏

Ümmü Kays'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir oğlumla birlikte Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Bademciklerindeki rahatsızlığı dolayısıyla da ona bir tedavide bulunmuş idim. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Siz çocuklarınızı bu tedavilerle niçin rahatsız ediyorsunuz? Canlarını acıtıyorsunuz, size bu udi hindı'yi tavsiye ederim. Onda yedi tane şifa vardır. Bunlardan birisi de zatu'l-cenb hastalığıdır. Bu udihindi, boğaz rahatsızlığı dolayısı ile buruna çekilir; zatu'l-cenb hastalığı dolayısı ile de ağzından verilip içirilir." (Süfyan dedi ki:) Ben ez-Zührı'yi şöyle derken dinledim: (Rasulullah) bize bunların ikisini açıkladı. Ama beşini açıklamadı. (Ali İbnu'I-Medınl) dedi ki: Süfyan'a dedim ki: Ma'mer: (A'laktu anhu: Boğaz hastalığından onu tedavi etmiştim) lafzı yerine "a'laktu aleyhi" demektedir, dedi. O: Ma'mer bunu iyi bellememiş dedi. O sadece "a'laktu anhu" demiştir. Ben bunu ez-Zührı'nin ağzından ezberledim. Süfyan da çocuğun parmakla damağının dibinden bademciklerinin sıkıştırılmasını anlatmak üzere kendi parmağını damağının içine soktu. Parmağı ile damağının yukarı kaldırılmasını kastetmektedir ve o: A'likuu anhu şey'en: Ondan bir şeyi izale ediniz, gideriniz, demedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "(ledud) Ağzın yan tarafından ilaç koymak." ledCıd, hastanın ağzının yan taraflarından birisine konulan ilaca denilir. Birinci hadise dair yeterli açıklamalar, daha önce Nebi s.a.v.'in vefatı bahsinde (4452,4454.hadislerde) geçmiş bulunmaktadır. Nebiin ağzına ne verdikleri de orada açıklanmıştı. İkinci hadisin şerhi ise biraz sonra el-uzre (boğaz hastalığı) başlığında gelecektir. 22. BAB

Sahîh-i Buhârî, 5713
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَتَّابُ بْنُ بَشِيرٍ، عَنْ إِسْحَاقَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ،، وَكَانَتْ، مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ اللاَّتِي بَايَعْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ أُخْتُ عُكَّاشَةَ بْنِ مِحْصَنٍ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا قَدْ عَلَّقَتْ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ ‏ "‏ اتَّقُوا اللَّهَ، عَلَى مَا تَدْغَرُونَ أَوْلاَدَكُمْ بِهَذِهِ الأَعْلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ، مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ الْكُسْتَ يَعْنِي الْقُسْطَ، قَالَ وَهْىَ لُغَةٌ‏.‏

Ümmü Kays'tan rivayete göre ona (Ubeydullah b. Abdullah'a) şunu haber vermiştir: "Kendisi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna boğaz ağrısi dolayısıyla tedavi etmiş olduğu bir oğlu ile birlikte gitti. Allah Rasulü bunun üzerine şöyle buyurdu: Allah'tan korkunuz. Niçin çocuklarınızın boğaz hastalıklarını, boğazlarını böylece sıkarak rahatsız ediyorsunuz? Size bu udihindi'yi tavsiye ederim. Şüphesiz onda yedi hastalığa şifa vardır. Bunlardan birisi de zatu'l-cenb'dir. " Allah Rasulü udi hindi ile (kef harfi ile) el-küst'ü yani (kaf harfi ile) el-kust'u kastetmiştir. (ez-Zührl) dedi ki: Bu söyleyiş de bir ağızdır

Sahîh-i Buhârî, 5718
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ الأَسَدِيَّةَ ـ أَسَدَ خُزَيْمَةَ، وَكَانَتْ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ اللاَّتِي بَايَعْنَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ أُخْتُ عُكَّاشَةَ ـ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا، قَدْ أَعْلَقَتْ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ عَلَى مَا تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ ‏"‏‏.‏ يُرِيدُ الْكُسْتَ، وَهْوَ الْعُودُ الْهِنْدِيُّ‏.‏ وَقَالَ يُونُسُ وَإِسْحَاقُ بْنُ رَاشِدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَلَّقَتْ عَلَيْهِ‏.‏

Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayete göre; "Ümmü Kays, kendisine şunu haber vermiştir: O boğaz ağrısından dolayı tedavi etmiş olduğu bir oğlu ile Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gitmişti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştu: Boğaz hastalığı dolayısıyla böyle bir tedavide bulunarak niçin çocuklarınıza eziyet ediyorsunuz? Sizler şu udihindi ile tedavi etmeye bakınız. Çünkü onda yedi tane şifa vardır. Zatu'l-cenb de bunlardan birisidir. "Üdihindi ile kastettiği el-küst'tür, udihindi ile aynı şeydir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Uzretu: Boğaz ağrıs!." Bu, boğaz ağrısına verilen bir isimdir. Küçük dile yakın bir yerde görülür. el-Uzre'nin küçük dilin adı olduğu da söylenmiştir. Maksat ise onun ağrısıdır. Onun küçük dile yakın bir yer olduğu da söylenmiştir. Küçük dil de boğazın dibindeki et parçacığıdır

Sahîh-i Buhârî, 5715
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ‏.‏ يُسْتَعَطُ بِهِ مِنَ الْعُذْرَةِ، وَيُلَدُّ بِهِ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ‏"‏‏.‏ وَدَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لِي لَمْ يَأْكُلِ الطَّعَامَ فَبَالَ عَلَيْهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَرَشَّ عَلَيْهِ‏.‏

Mihsan kızı Ümmü Kays'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ben size bu Ud-i hindi'yi tavsiye ederim. Çünkü onda yedi türlü şifa vardır: Uzre (denilen boğaz) hastalığı için o buruna ilaç olarak çekilir ve zatu'l-cenb hastalığından ötürü de (su ile) hastaya içirilir." Bu Hadis 5713.5715 ve 5718 numara ile de geçiyor [-5693-] (Yine Ümmü Kays'tan, dedi ki): "Henüz yemek yemeğe başlamamış bir oğlum ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Onun üzerine küçük abdestini bozunca bir su getirilmesini istedi ve değdiği yere serpti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hindi ve bahri kust ilacını buruna damlatmak." Ebu Bekir b. el-Arabı dedi ki: Kust, siyah renkli hindi ve beyaz renkli bahrı olmak üzere iki türlüdür. Hindı türünün harareti daha çoktur. "(Kef harfi ile) kuşitat ile (kaf harfi ile) kuşitat gibi. Abdullah (b. Mesud) da (kaf harfi ile) kuşitat diye okumuştur." Nesefi ayrıca "yani nuziat: söküldü, çekip alındı demektir" fazlalığını eklemiştir. "Çünkü onda yedi türlü şifa vardır. Boğaz hastalığından ötürü o buruna damlatılır ve zatu'l-cenb dolayısı ile de o hastaya içirilir." Hadiste bu şekilde yedisinden sadece ikisi zikredilmiş bulunmaktadır. Ya yedisini de hadiste zikretmiş; ama ravi hadisi ihtisar etmiş yahut o sırada diğer beşi bulunmayıp sadece bu ikisinin varlığı söz konusu olduğundan ikisini zikretmiş olabilir. İleride, bu ikinci ihtimali güçlendiren ifadeler gelecektir. Doktorlar, kustun faydaları arasında şunları da zikretmektedir: Kust, ay hali kanını ve idrarı söktürür. Bağırsak kurtlarını öldürür. Zehire karşı panzehir özelliği vardır. Hummayı giderir, mideyi ısıtır, cima' arzusunu harekete geçirir, yüzde hamilelik ve benzeri sebeplerle oluşan benekleri gidererek parlaklık verir. Doktorlar bu açıklamalarıyla yedi hastalıktan fazlasını zikretmişlerdir. Bazı şarihler de şöyle cevap verirler: Yedi tanesi vahiy ile bilinmiştir. Bundan fazla olanları ise deney ile bilinmektedir. O bakımdan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kesinliği dolayısıyla vahiy ile bildirilenleri söz konusu etmekle yetinmiştir. el-Uzra denilen boğaz ağrısı, çoğunlukla küçük çocuklarda görülen bir boğaz ağrısı türüdür. Kulak ile boğaz arasındaki ya da burun ile boğaz arasındaki boşlukta meydana gelen bir iltihap olduğu da söylenmiştir. Denildiğine göre ona bu adın veriliş sebebi, çoğunlukla el-uzra denilen yıldız grubunun doğuşu esnasında ortaya çıkmasıdır. Bunlar ise eş-şi'ra el-abCır denilen yıldızın altında çıkan beş tane yıldızdır. Bunlara aynı zamanda el-azara adı da verilir. Bunların doğuşu, sıcağın ortalarına rastlar

Sahîh-i Buhârî, 5693
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا صَدَقَةُ بْنُ الْفَضْلِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، قَالَ سَمِعْتُ الزُّهْرِيَّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ أُمِّ قَيْسٍ بِنْتِ مِحْصَنٍ، قَالَتْ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِيِّ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ‏.‏ يُسْتَعَطُ بِهِ مِنَ الْعُذْرَةِ، وَيُلَدُّ بِهِ مِنْ ذَاتِ الْجَنْبِ ‏"‏‏.‏ وَدَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لِي لَمْ يَأْكُلِ الطَّعَامَ فَبَالَ عَلَيْهِ، فَدَعَا بِمَاءٍ فَرَشَّ عَلَيْهِ‏.‏

Mihsan kızı Ümmü Kays'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ben size bu Ud-i hindi'yi tavsiye ederim. Çünkü onda yedi türlü şifa vardır: Uzre (denilen boğaz) hastalığı için o buruna ilaç olarak çekilir ve zatu'l-cenb hastalığından ötürü de (su ile) hastaya içirilir." Bu Hadis 5713.5715 ve 5718 numara ile de geçiyor [-5693-] (Yine Ümmü Kays'tan, dedi ki): "Henüz yemek yemeğe başlamamış bir oğlum ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Onun üzerine küçük abdestini bozunca bir su getirilmesini istedi ve değdiği yere serpti." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Hindi ve bahri kust ilacını buruna damlatmak." Ebu Bekir b. el-Arabı dedi ki: Kust, siyah renkli hindi ve beyaz renkli bahrı olmak üzere iki türlüdür. Hindı türünün harareti daha çoktur. "(Kef harfi ile) kuşitat ile (kaf harfi ile) kuşitat gibi. Abdullah (b. Mesud) da (kaf harfi ile) kuşitat diye okumuştur." Nesefi ayrıca "yani nuziat: söküldü, çekip alındı demektir" fazlalığını eklemiştir. "Çünkü onda yedi türlü şifa vardır. Boğaz hastalığından ötürü o buruna damlatılır ve zatu'l-cenb dolayısı ile de o hastaya içirilir." Hadiste bu şekilde yedisinden sadece ikisi zikredilmiş bulunmaktadır. Ya yedisini de hadiste zikretmiş; ama ravi hadisi ihtisar etmiş yahut o sırada diğer beşi bulunmayıp sadece bu ikisinin varlığı söz konusu olduğundan ikisini zikretmiş olabilir. İleride, bu ikinci ihtimali güçlendiren ifadeler gelecektir. Doktorlar, kustun faydaları arasında şunları da zikretmektedir: Kust, ay hali kanını ve idrarı söktürür. Bağırsak kurtlarını öldürür. Zehire karşı panzehir özelliği vardır. Hummayı giderir, mideyi ısıtır, cima' arzusunu harekete geçirir, yüzde hamilelik ve benzeri sebeplerle oluşan benekleri gidererek parlaklık verir. Doktorlar bu açıklamalarıyla yedi hastalıktan fazlasını zikretmişlerdir. Bazı şarihler de şöyle cevap verirler: Yedi tanesi vahiy ile bilinmiştir. Bundan fazla olanları ise deney ile bilinmektedir. O bakımdan Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kesinliği dolayısıyla vahiy ile bildirilenleri söz konusu etmekle yetinmiştir. el-Uzra denilen boğaz ağrısı, çoğunlukla küçük çocuklarda görülen bir boğaz ağrısı türüdür. Kulak ile boğaz arasındaki ya da burun ile boğaz arasındaki boşlukta meydana gelen bir iltihap olduğu da söylenmiştir. Denildiğine göre ona bu adın veriliş sebebi, çoğunlukla el-uzra denilen yıldız grubunun doğuşu esnasında ortaya çıkmasıdır. Bunlar ise eş-şi'ra el-abCır denilen yıldızın altında çıkan beş tane yıldızdır. Bunlara aynı zamanda el-azara adı da verilir. Bunların doğuşu, sıcağın ortalarına rastlar

Sahîh-i Buhârî, 5692

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.