Sünen-i İbn Mâce · 3658
Arapça metin
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ مَيْمُونٍ الْمَكِّيُّ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبَرُّ قَالَ " أُمَّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أُمَّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " أَبَاكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " الأَدْنَى فَالأَدْنَى " .
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Sahabiler: Ya Resulallah kim'e iyi davranayım diye sordular. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Anana,» buyurdu. Sahabi: O'ndan sonra kim'e ? diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) «Anana,» buyurdu. Sonra Sahabi: Sonra kim'e ? dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Baba'na,» buyurdu Soru sahibi: Sonra kim'e ? diye sordu. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sonra en yakın akrabana ve ondan sonra da sırayla en yakın olanlara,» buyurdu. Zevaid de: Bu hadis'in isnadı sahih, ravileri sikadır, deniyor
Benzer hadisler
حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَىُّ النَّاسِ أَكْرَمُ قَالَ " أَكْرَمُهُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاهُمْ ". قَالُوا لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلُكَ. قَالَ " فَأَكْرَمُ النَّاسِ يُوسُفُ نَبِيُّ اللَّهِ ابْنُ نَبِيِّ اللَّهِ ابْنِ نَبِيِّ اللَّهِ ابْنِ خَلِيلِ اللَّهِ ". قَالُوا لَيْسَ عَنْ هَذَا نَسْأَلُكَ. قَالَ " فَعَنْ مَعَادِنِ الْعَرَبِ تَسْأَلُونِي ". قَالُوا نَعَمْ. قَالَ " فَخِيَارُكُمْ فِي الْجَاهِلِيَّةِ خِيَارُكُمْ فِي الإِسْلاَمِ إِذَا فَقِهُوا ". تَابَعَهُ أَبُو أُسَامَةَ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ.
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e insanların en üstünü soruldu. O da; "Allah katında insanların en üstünü en takvalı olan kimsedir," buyurdu. Ashab-ı kiram: "Bunu [dini bakımdan en üstün olanı] sormuyoruz. (Nesep bakımından) en üstün olanı soruyoruz." dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "İnsanların en üstünü, Allah'ın Halili'nin oğlu Allah'ın Nebisinin oğlu Allah'ın Nebiinin oğlu Yusuftur," buyurdu. Ashab-ı kiram: "Sana bunu da sormuyoruz," dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Arapların köklerinden (kimin hayırlı olduğunu mu) soruyorsunuz?" diye sordu. Onlar da "Evet," dediler. Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de şöyle buyurdu: Cahiliyye döneminde sizin en hayırlılarınız, ince din anlayışına sahip oldukları zaman İslam döneminde de en hayırlı kimselerdir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Cer!r et-Taber! ve daha başka müfessirler Hz. Yusuf'un kardeşlerinin isimlerini şu şekilde vermiştir: RObll, ŞemOn, Lav!, YehOda, Ribalön, Yeşcer, Dan, Neyyal, Cad, Eşir ve Bünyam!n. En büyükleri Rubll idi. İmam Buhar! bu başlık altında Ebu Hureyre'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin açıklaması geniş biçimde "Kitabu'l-enbiya"da geçmişti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ سُئِلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ أَشْيَاءَ كَرِهَهَا، فَلَمَّا أُكْثِرَ عَلَيْهِ غَضِبَ، ثُمَّ قَالَ لِلنَّاسِ " سَلُونِي عَمَّا شِئْتُمْ ". قَالَ رَجُلٌ مَنْ أَبِي قَالَ " أَبُوكَ حُذَافَةُ ". فَقَامَ آخَرُ فَقَالَ مَنْ أَبِي يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ " أَبُوكَ سَالِمٌ مَوْلَى شَيْبَةَ ". فَلَمَّا رَأَى عُمَرُ مَا فِي وَجْهِهِ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّا نَتُوبُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ.
Ebû Musa şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hoşuna gitmeyecek şeyler soruldu. Ona sorulan sorular çoğaldıkça öfkesi arttı ve "Bana istediğinizi sorun" buyurdu. Bunun üzerine bir adam: "Benim babam kimdir?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Baban Huzafe'dir" dedi. Başka bir adam kalkarak "Benim babam kimdir ey Allah'ın Resulü?" diye sordu. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin baban Şeybe'nin azatlısı Sâlim'dir" buyurdu. Hz. Ömer, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzünde kızgınlığın belirtisini görünce şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü biz Allah'a (c.c.) tevbe ediyoruz. Tekrar:
حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه سَأَلُوا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى أَحْفَوْهُ الْمَسْأَلَةَ فَغَضِبَ فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ فَقَالَ " لاَ تَسْأَلُونِي الْيَوْمَ عَنْ شَىْءٍ إِلاَّ بَيَّنْتُهُ لَكُمْ ". فَجَعَلْتُ أَنْظُرُ يَمِينًا وَشِمَالاً، فَإِذَا كُلُّ رَجُلٍ لاَفٌّ رَأْسَهُ فِي ثَوْبِهِ يَبْكِي، فَإِذَا رَجُلٌ كَانَ إِذَا لاَحَى الرِّجَالَ يُدْعَى لِغَيْرِ أَبِيهِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَنْ أَبِي قَالَ " حُذَافَةُ "، ثُمَّ أَنْشَأَ عُمَرُ فَقَالَ رَضِينَا بِاللَّهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِينًا، وَبِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم رَسُولاً، نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَا رَأَيْتُ فِي الْخَيْرِ وَالشَّرِّ كَالْيَوْمِ قَطُّ، إِنَّهُ صُوِّرَتْ لِي الْجَنَّةُ وَالنَّارُ حَتَّى رَأَيْتُهُمَا وَرَاءَ الْحَائِطِ ". وَكَانَ قَتَادَةُ يَذْكُرُ عِنْدَ الْحَدِيثِ هَذِهِ الآيَةَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ}.
Enes İbn Malik'ten aktarıldığına göre sahabiler soru sormayı abartınca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kızıp minbere çıkmış ve: "Sorduğunuz her şeyi açıklayacağım" demiştir. Enes sözlerine şöyle devam eder: Sağıma soluma baktığım da herkesin yüzünü elbisesiyle örtüp ağladığını gördüm. Derken kavga ettiğinde babasından başkasına nispet edilen bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e babasının kim olduğunu sordu. O da "Huzafe" dedi. Bunun ardından Ömer (b. el-Hattab r.a.): رضينا بالله رباً، وبالإسلام ديناً، وبمحمد صلى الله عليه وسلم رسولاً "Allah'tan rab olarak, İslam'dan din olarak ve Muhammed'den Nebi olarak razıyız. Fitnelerden Allah'a sığınırız" dedi. Bunu takiben Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bugün kadar hayırlı ya da şerli şeyleri birarada görmedim. Bana duvarın arkasında cennete ve cehennem gösterildi" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadis Resulullah s.a.v.'in kızgınlık halinde de hüküm verebileceğini zira onun hem kızgınlık hem de sükun hallerinde yalnızca hakkı konuşacağını göstermektedir. Yine bu rivayet Hz. Ömer'in anlayış kabiliyetine ve engin ilmine delalet etmektedir
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، وَابْنِ، شُبْرُمَةَ عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ نَبِّئْنِي بِأَحَقِّ النَّاسِ مِنِّي بِحُسْنِ الصُّحْبَةِ فَقَالَ " نَعَمْ وَأَبِيكَ لَتُنَبَّأَنَّ أُمُّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " ثُمَّ أُمُّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " ثُمَّ أُمُّكَ " . قَالَ ثُمَّ مَنْ قَالَ " ثُمَّ أَبُوكَ " . قَالَ نَبِّئْنِي يَا رَسُولَ اللَّهِ عَنْ مَالِي كَيْفَ أَتَصَدَّقُ فِيهِ قَالَ " نَعَمْ وَاللَّهِ لَتُنَبَّأَنَّ أَنْ تَصَدَّقَ وَأَنْتَ صَحِيحٌ شَحِيحٌ تَأْمُلُ الْعَيْشَ وَتَخَافُ الْفَقْرَ وَلاَ تُمْهِلْ حَتَّى إِذَا بَلَغَتْ نَفْسُكَ هَاهُنَا قُلْتَ مَالِي لِفُلاَنٍ وَمَالِي لِفُلاَنٍ وَهُوَ لَهُمْ وَإِنْ كَرِهْتَ " .
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Bir adam Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek: Ya Resûlallah iyi davranmam hususunda üzerimde en çok hakkı bulunan insanın kim olduğunu bana haber ver, dedi. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Evet. Babana and olsun ki muhakkak sana haber verilecektir. (O) annendir,» buyurdu. Adam: Sonra kimdir? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sonra (yine) annendir,» buyurdu. Adam: Sonra kim? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sonra (yine) annen,» buyurdu. Adam: Sonra kim? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Sonra baban», buyurdu. Adam (bu kere): Malımdan bana haber ver Ya Resûlallah! Ondan nasıl sadaka vereyim, (en faziletli sadaka nasıl olur)? diye sordu. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Peki, Allah'a yemin ederim sen muhakkak haberdar edileceksin. (faziletli tasadduk), sen sıhhatli, ihtiraslı, yaşamaya ümidli ve fakirlikten korkarken sadaka vermendir. Sakın (sadaka vermeyi) geciktirme. Nihayet ruhun (gırtlağa işaretle) şuraya gelince malım falana ve malım fulana (olsun) dersin. Halbuki sen hoşlanmasan bile malın (ölümün dolayısıyla) onlaradır.»
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي سَعِيدٌ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا فُتِحَتْ خَيْبَرُ أُهْدِيَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم شَاةٌ فِيهَا سُمٌّ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اجْمَعُوا إِلَىَّ مَنْ كَانَ هَا هُنَا مِنْ يَهُودَ ". فَجُمِعُوا لَهُ فَقَالَ " إِنِّي سَائِلُكُمْ عَنْ شَىْءٍ فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ. قَالَ لَهُمُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ أَبُوكُمْ ". قَالُوا فُلاَنٌ. فَقَالَ " كَذَبْتُمْ، بَلْ أَبُوكُمْ فُلاَنٌ ". قَالُوا صَدَقْتَ. قَالَ " فَهَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُ عَنْهُ " فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ، وَإِنْ كَذَبْنَا عَرَفْتَ كَذِبَنَا كَمَا عَرَفْتَهُ فِي أَبِينَا. فَقَالَ لَهُمْ " مَنْ أَهْلُ النَّارِ ". قَالُوا نَكُونُ فِيهَا يَسِيرًا ثُمَّ تَخْلُفُونَا فِيهَا. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اخْسَئُوا فِيهَا، وَاللَّهِ لاَ نَخْلُفُكُمْ فِيهَا أَبَدًا ـ ثُمَّ قَالَ ـ هَلْ أَنْتُمْ صَادِقِيَّ عَنْ شَىْءٍ إِنْ سَأَلْتُكُمْ عَنْهُ ". فَقَالُوا نَعَمْ يَا أَبَا الْقَاسِمِ. قَالَ " هَلْ جَعَلْتُمْ فِي هَذِهِ الشَّاةِ سُمًّا ". قَالُوا نَعَمْ. قَالَ " مَا حَمَلَكُمْ عَلَى ذَلِكَ ". قَالُوا أَرَدْنَا إِنْ كُنْتَ كَاذِبًا نَسْتَرِيحُ، وَإِنْ كُنْتَ نَبِيًّا لَمْ يَضُرَّكَ.
Ebu Hureyre r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Hayber fethedilince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e zehirli koyun eti ikram edilmişti. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Burada bulunan bütün Yahudileri toplayıp yanıma getirin!" dedi. Yahudiler getirilince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben size bir soru soracağım. Bana karşı dürüst olup doğru cevap verecek misiniz?" Onlar: "Evet" deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizin babanız / atanız kimdir?" diye sordu. Orada bulunan Yahudiler: "Falancadır" dediler. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Yalan söylediniz, sizin atanız falandır!" dedi. Onlar da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i tasdik edip yalan söylediklerini kabul ettiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem tekrar: "Size bir soru daha soracak olursam bana karşı dürüst davranıp doğru cevap verir misiniz?" buyurdu. Onlar da: "Evet, ey Ebe'l-Kasım. Eğer biz yalan söyleyecek olursak zaten biraz önce atamız hakkında söylediğimiz yalanı bildiğin gibi bunu da bilirsin" dediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Cehennemlik olanlar kimlerdir?" diye sordu. Onlar da: "Biz cehennemde çok kısa bir süre kalacağız. Sonra da bizim yerimizi siz alacaksınız" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Orada ebediyen kalacaksınız! Siz cehennemde hor ve hakir bir şekilde kalacaksınız! Biz de asla cehennemde sizin yerinizi almayacağız!" buyurdu ve tekrar: "Size bir soru daha soracak olursam bana karşı dürüst davranıp doğru cevap verir misiniz?" diye sordu. Onlar: "Evet, ey Ebu'l-Kasım" dediler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Siz bu koyun etine zehir kattınız mı?" dedi. Onlar zehir kattıklarını kabul edince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Sizin bunu yapmaktan maksadınız neydi?" diyerek niçin bunu yaptıklarını sordu. Onlar da şu cevabı verdiler: "Nebilik iddianda yalancı olduğunu anladığımızda artık rahat edecektik. Fakat eğer bir Nebisen bu zehirli et sana zarar vermeyecekti" Tekrar: 4249, 5777 Ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü'l-meğazi, Bab, 41. BU ZEHRİN NEBİ S.A.V.’İN VEFATINA SEBEP OLDUĞUNA DAİR HADİS İÇİM TIKLA 8. DEVLET BAŞKANININ (İMAM) SÖZÜNDE DURMAYANLARA BEDDUA ETMESİ
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَتَقَاضَاهُ بَعِيرًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعْطُوهُ ". فَقَالُوا مَا نَجِدُ إِلاَّ سِنًّا أَفْضَلَ مِنْ سِنِّهِ. فَقَالَ الرَّجُلُ أَوْفَيْتَنِي أَوْفَاكَ اللَّهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَعْطُوهُ فَإِنَّ مِنْ خِيَارِ النَّاسِ أَحْسَنَهُمْ قَضَاءً ".
Ebu Hureyre r.a. şöyle anlatır: Bir adam gelerek Hz. Nebi'den olan deve alacağını talep etti. ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Onun alacağını verin" buyurdu. Sahabiler, "Ancak daha büyük yaşta bir deve bulabildik" dediler. Adam, "Sen bana alacağım ı fazlasıyla ver, Allah da sana fazlasıyla versin" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Onu bu adama verin. Çünkü insanların en hayırlı olanlarından biri de (borcunu) en güzel şekildeödeyenlerdir" buyurdu