İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 3997

Tribulations

Arapça metin

حَدَّثَنَا يُونُسُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى الْمِصْرِيُّ، أَخْبَرَنِي ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، ‏.‏ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَهُ عَنْ عَمْرِو بْنِ عَوْفٍ، - وَهُوَ حَلِيفُ بَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا وَكَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ وَأَمَّرَ عَلَيْهِمُ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ فَوَافَوْا صَلاَةَ الْفَجْرِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ انْصَرَفَ فَتَعَرَّضُوا لَهُ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حِينَ رَآهُمْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ سَمِعْتُمْ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ قَدِمَ بِشَىْءٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ فَوَاللَّهِ مَا الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ وَلَكِنِّي أَخْشَى عَلَيْكُمْ أَنْ تُبْسَطَ الدُّنْيَا عَلَيْكُمْ كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا فَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Amr bin Avf —ki Amir bin Luey oğullarnın dostu olup Bed!r savaşına Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in maiyyetinde katılmıştı— (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Bahreyn (ahalisinin ğayri muslimlerinin) cizyesini getirmek üzere Ebu Ubeyde bin el-Cerrah (r.a.)'i oraya gönderdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) savaş etmeksizin Bahreyn ahalisiyle barış akdederek başlarına el-Ala bin el-Hadrami (r.a.)'i vali tayin etmisti. Sonra Ebu Ubeyde Bahreyn'den bir mikdar cizye malını (Medine-i Münevvere'ye) getirdi. Ensar Ebu Ubeyde'nin geldiğini işittiler de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beraberinde sabah namaazını kılmaya birden geliverdiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazi bitirince ayrıldı. Ensar da (o esnada) Ebı Ubeyde'ye karşı çıktılar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları görünce gülümsedi. Sonra: «Ebu Ubeyde'nin Bahreynden bir hayli mal getirdiğini işittiğinizi sanıyorum?» buyurdu. Ensar: Evet, Ya Resulallah, dediler. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şa'd olunuz ve sizi sevindirecek ni'metleri (bundan böyle de her zaman) umunuz. Vallahi (bundan sonra) size fakirlik halinin geleceğinden hiç korkmam ve Iakin sizler için korktuğum şey, sizden önceki ümmetlerin önüne dünya (ni'metleri)nin yayıldığı gibi sizin önünüze de yayılması ve onların biribirierini çekemeyip dünyalığı ele geçirmek için yarıştıkları gibi sizlerin de aynı şekilde biribirinize düşmeniz ve nihayet dünyalığın onları helak ettiği gibi sizleri de helak etmesidir.» Diğer tahric: Buhari, Humus kitabının Cizye babında, Müslim, Zühd kitabının birinci babında rivayet etmişlerdir. Nesai'nin de bunu rivayet ettiği Fethü'l-Bari'de belirtilmiştir

Sünen-i İbn Mâce, 3997

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَوْفٍ وَهْوَ حَلِيفٌ لِبَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ كَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمُ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ، فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ، فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِهِ فَوَافَتْهُ صَلاَةَ الصُّبْحِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا انْصَرَفَ تَعَرَّضُوا لَهُ فَتَبَسَّمَ حِينَ رَآهُمْ وَقَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ سَمِعْتُمْ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ، وَأَنَّهُ جَاءَ بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ، فَوَاللَّهِ مَا الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ، وَلَكِنْ أَخْشَى عَلَيْكُمْ أَنْ تُبْسَطَ عَلَيْكُمُ الدُّنْيَا، كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ، فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا وَتُلْهِيَكُمْ كَمَا أَلْهَتْهُمْ ‏"‏‏.‏

Amr İbn Avf (Amir İbn Lüey oğullarının himayesindeydi. Bedir Savaşında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bulunmuştur) şöyle rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Ubeyde İbn El-Cerrah'ı cizye toplaması için Bahreyn'e gönderdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bahreyn halkı ile barış yapmış ve onlara el-Ala İbn El-Hadrami"yi vali tayin etmişti. Ebu Ubeyde Bahreyn'den cizye gelirlerini getirdi. Ensar onun geldiğini duydular ve sabah namazında mescitte Resulullah'ın yanında bulundular. Ebu Ubeyde oradan ayrılınca hepsi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e doğru yöneldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları görünce gülümsedi ve şöyle dedi: "Ebu Ubeyde'nin gelince bir şeyler getirdiğini duydunuz değil mi?" Onlar da: "Evet ey Allah'ın elçisi" dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Hadi birbirinize müjdeyi verin ve sizi mutlu edecek şeyleri isteyin. Allah'a yemin ederim ki ben sizin fakirleşmenizden korkmuyorum. Aksine sizden önceki ümmetierin önüne serildiği gibi dünyanın sizin de önünüze serilmesinden, sizin de sizden öncekiler gibi birbirinize düşmenizden ve sizden öncekileri gaflete düşürdüğü gibi dünya nimetlerinin sizi de gaflete düşürmesinden korkuyorum

Sahîh-i Buhârî, 6425
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، عَنِ الْمِسْوَرِ بْنِ مَخْرَمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَوْفٍ الأَنْصَارِيَّ وَهْوَ حَلِيفٌ لِبَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ وَأَمَّرَ عَلَيْهِمُ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ، فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ، فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ فَوَافَتْ صَلاَةَ الصُّبْحِ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا صَلَّى بِهِمِ الْفَجْرَ انْصَرَفَ، فَتَعَرَّضُوا لَهُ، فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَآهُمْ وَقَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ قَدْ سَمِعْتُمْ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ قَدْ جَاءَ بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ، فَوَاللَّهِ لاَ الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ، وَلَكِنْ أَخْشَى عَلَيْكُمْ أَنْ تُبْسَطَ عَلَيْكُمُ الدُّنْيَا كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ، فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا وَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ ‏"‏‏.‏

Amr İbn Avf'ın -Amir İbn Luey oğullarının müttefikidir ve Amr Bedir savaşına katılmıştır - şöyle dediği nakledilmektedir: «Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Ubeyde İbnü'l-Cerrah'ı cizyeleri toplayıp getirmesi için Bahreyn'e göndermişti. O sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Bahreyn halkı ile anlaşması bulunuyordu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bahreyn yöneticisi (emir) olarak Ala İbnü'l-Hadramı'yi atamıştı. Ebu Ubeyde Bahreyn'den topladığı mallarla sabah namazı vaktinde Medine'ye döndü. Onun döndüğünü ensar da duymuş ve sabah namazı için mescide gelmişti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem cemaate sabah namazını kıldırdıktan sonra döndü gidiyordu. Orada bulunanlar hemen O'na s.a.v. doğru koşuşturup önünde durdular. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da onları görünce tebessüm etti ve şöyle dedi: "Sanırım, Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirdiğini duydunuz!" Onlar da: "Evet, ey Allah'ın Resulü" diye cevap verdiler. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müjdeler olsun size, bundan böyle sizi sevindirecek şeyleri de umabilirsiniz. Vallahi, sizin hakkınızda beni endişeye sevk eden fakirlik değildir. Ancak dünyanın sizden öncekilere olduğu gibi size de olanca genişliği ile açılmasından, onların bu dünyalığı elde etmek için birbirleriyle kıran kırana yarıştıkları gibi sizin de yarışmanızdan ve dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum" Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 3158
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، - يَعْنِي ابْنَ حَرْمَلَةَ بْنِ عِمْرَانَ التُّجِيبِيَّ - أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَوْفٍ وَهُوَ حَلِيفُ بَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ وَأَمَّرَ عَلَيْهِمُ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ فَوَافَوْا صَلاَةَ الْفَجْرِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ فَتَعَرَّضُوا لَهُ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَآهُمْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ سَمِعْتُمْ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ قَدِمَ بِشَىْءٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ ‏"‏ فَأَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ فَوَاللَّهِ مَا الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ ‏.‏ وَلَكِنِّي أَخْشَى عَلَيْكُمْ أَنْ تُبْسَطَ الدُّنْيَا عَلَيْكُمْ كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا وَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ ‏"‏ ‏.‏

Bana Harmele b. Yahya b. Abdillah (yâni; ibni Harmele b. îmran Et-Tûcîbi) rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, ibni Şihâb'dan, o da Urve b. Zübeyr'den naklen haber verdi. Ona da Misver b. Mahreme haber vermiş. Ona da Amr b. Avf —ki bu zât Benî Âmir b. Lüeyy'in müttefiki idi. Resûlulah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Bedir'de bulunmuştu— haber vermiş ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ebû Ubeyde b. Cerrah'ı Bahreyn'in vergisini getirmek için oraya göndermiş. Resulullah fSallallahu Aleyhi ve Sellem) bizzat Bahreyn halkıyla müsaleha yapmış, onlara Alâ' b. Hadramî'yi vâli göndermişti. Ebû Ubeyde Bahreyn'den mallar geldi. Derken cnsar Ebû Ubeyde'nin geldiğini duydular. Ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le birlikte sabah namazına geldiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı kılınca oradan ayrıldı. Onlar önüne çıktılar. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları gördüğü vakit gülümsedi. Sonra: «Zannederim siz Ebû Ubeyde'nin Bahreyn'den bir şey ile geldiğini duydunuz.» buyurdu. — Evet. yâ Resûlallah! dediler. «O halde sevinin ve sizi sevindirecek şeyi ümît edin! Vallahi! Ben sizin namınıza fakirlikten korkmuyorum. Lâkin ben sizîn namınıza dünyanın sizden öncekilere serildiği gibi, size de serilmesinden ve dünya içtn onların yarıştıkları gibi, sizin de yarış etmenizden, dünyanın onları helak ettiğ gibi, sîzi de heîâk edeceğinden korkuyorum.» buyurdular

Sahîh-i Müslim, 7425
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، وَيُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ أَخْبَرَهُ أَنَّ عَمْرَو بْنَ عَوْفٍ وَهْوَ حَلِيفٌ لِبَنِي عَامِرِ بْنِ لُؤَىٍّ، وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعَثَ أَبَا عُبَيْدَةَ بْنَ الْجَرَّاحِ إِلَى الْبَحْرَيْنِ يَأْتِي بِجِزْيَتِهَا، وَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم هُوَ صَالَحَ أَهْلَ الْبَحْرَيْنِ، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمِ الْعَلاَءَ بْنَ الْحَضْرَمِيِّ، فَقَدِمَ أَبُو عُبَيْدَةَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَسَمِعَتِ الأَنْصَارُ بِقُدُومِ أَبِي عُبَيْدَةَ، فَوَافَوْا صَلاَةَ الْفَجْرِ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَلَمَّا انْصَرَفَ تَعَرَّضُوا لَهُ، فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ رَآهُمْ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَظُنُّكُمْ سَمِعْتُمْ أَنَّ أَبَا عُبَيْدَةَ قَدِمَ بِشَىْءٍ ‏"‏‏.‏ قَالُوا أَجَلْ يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَبْشِرُوا وَأَمِّلُوا مَا يَسُرُّكُمْ، فَوَاللَّهِ مَا الْفَقْرَ أَخْشَى عَلَيْكُمْ، وَلَكِنِّي أَخْشَى أَنْ تُبْسَطَ عَلَيْكُمُ الدُّنْيَا كَمَا بُسِطَتْ عَلَى مَنْ قَبْلَكُمْ، فَتَنَافَسُوهَا كَمَا تَنَافَسُوهَا، وَتُهْلِكَكُمْ كَمَا أَهْلَكَتْهُمْ ‏"‏‏.‏

Zühri'den rivayete göre Urve b. Zübeyr kendisine şunu haber vermiştir: el-Misver b. Mahreme'nin kendisine haber verdiğine göre "Ömer b. Avf -ki bu Amir b. Luey oğulları ile antlaşmalı ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Bedir'de bulunmuş birisi idi- ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'ı Bahreyn'e oranın cizyesini getirmek üzere göndermişti. Bahreynlilerle bizzat ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sulh yapmış ve onlara el-Ala b. el-Hadrami'yi emir tayin etmişti. Ebu Ubeyde Bahreyn'den bir miktar mal getirip geldi. Ensar Ebu Ubeyde'nin gelişini duydu. Sabah namazını Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kıldılar. (Namazdan sonra) kalkıp gidince onun karşısına çıktılar. ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları görünce gülümsedi, sonra şöyle buyurdu: Zannaderim Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirerek geldiğini duydunuz. Onlar: Evet ey Allah'ın Resulü, dediler. O şöyle buyurdu: Size müjdeler veriyorum. Sizi sevindirecek şeyleri ümit edebilirsiniz. Allah'a yemin ederim ben sizin için fakirlikten korkmuyorum,. Fakat sizden öncekilere bolca yayıldığı gibi dünyanın sizin de önünüze yayılacağından, onların bu dünyalıkta birbirleriyle yarıştıkları gibi sizin de bu hususta birbirinizle yarışacağınızdan, Allah'ın onları helak ettiği gibi sizi de helak edeceğinden korkuyorum

Sahîh-i Buhârî, 4015
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ شُبْرُمَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي نُعْمٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، يَقُولُ بَعَثَ عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ ـ رضى الله عنه ـ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنَ الْيَمَنِ بِذُهَيْبَةٍ فِي أَدِيمٍ مَقْرُوظٍ لَمْ تُحَصَّلْ مِنْ تُرَابِهَا، قَالَ فَقَسَمَهَا بَيْنَ أَرْبَعَةِ نَفَرٍ بَيْنَ عُيَيْنَةَ بْنِ بَدْرٍ، وَأَقْرَعَ بْنِ حَابِسٍ وَزَيْدِ الْخَيْلِ، وَالرَّابِعُ إِمَّا عَلْقَمَةُ وَإِمَّا عَامِرُ بْنُ الطُّفَيْلِ، فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِهِ كُنَّا نَحْنُ أَحَقَّ بِهَذَا مِنْ هَؤُلاَءِ‏.‏ قَالَ فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ أَلاَ تَأْمَنُونِي وَأَنَا أَمِينُ مَنْ فِي السَّمَاءِ، يَأْتِينِي خَبَرُ السَّمَاءِ صَبَاحًا وَمَسَاءً ‏"‏‏.‏ قَالَ فَقَامَ رَجُلٌ غَائِرُ الْعَيْنَيْنِ، مُشْرِفُ الْوَجْنَتَيْنِ، نَاشِزُ الْجَبْهَةِ، كَثُّ اللِّحْيَةِ، مَحْلُوقُ الرَّأْسِ، مُشَمَّرُ الإِزَارِ، فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، اتَّقِ اللَّهَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ وَيْلَكَ أَوَلَسْتُ أَحَقَّ أَهْلِ الأَرْضِ أَنْ يَتَّقِيَ اللَّهَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ وَلَّى الرَّجُلُ، قَالَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلاَ أَضْرِبُ عُنُقَهُ قَالَ ‏"‏ لاَ، لَعَلَّهُ أَنْ يَكُونَ يُصَلِّي ‏"‏‏.‏ فَقَالَ خَالِدٌ وَكَمْ مِنْ مُصَلٍّ يَقُولُ بِلِسَانِهِ مَا لَيْسَ فِي قَلْبِهِ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنِّي لَمْ أُومَرْ أَنْ أَنْقُبَ قُلُوبَ النَّاسِ، وَلاَ أَشُقَّ بُطُونَهُمْ ‏"‏ قَالَ ثُمَّ نَظَرَ إِلَيْهِ وَهْوَ مُقَفٍّ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّهُ يَخْرُجُ مِنْ ضِئْضِئِ هَذَا قَوْمٌ يَتْلُونَ كِتَابَ اللَّهِ رَطْبًا، لاَ يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ، يَمْرُقُونَ مِنَ الدِّينِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ ‏"‏‏.‏ وَأَظُنُّهُ قَالَ ‏"‏ لَئِنْ أَدْرَكْتُهُمْ لأَقْتُلَنَّهُمْ قَتْلَ ثَمُودَ ‏"‏‏.‏

Abdurrahman b. Ebi Nu'in dedi ki: Ebu Said el-Hudrı r.a.'l şöyle derken dinledim: "Ali b. Ebi Talib r.a., Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Yemen'den tabaklanmış bir deri içerisinde toprağından ayrıştırılmamış azıcık bir altın gönderdi. (Ebu Said) dedi ki: Bunu şu dört kişi arasında paylaştırdı: Uyeyn b. Bedr, Akra b. Habis ve Zeyd el-Hayl ile dördüncüleri ise ya Alkame ya da Amir b. et-Tufayl idi. Ashabından bir adam: Biz buna bu adamlardan daha bir hak sahibi idik dedi. Bu söyledikleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ulaşınca şöyle buyurdu: Ben gökte bulunanın emini iken, bana sabah akşam semanın haberi geliyorken, bana güvenmiyar musunuz? (Ebu Said) dedi ki: Gözleri çökük, yanağının elmacık kemikleri çıkık, alnı yüksek, gür sakallı, başı traşlı, izarını yukarı çekmiş bir kişi ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, Allah'tan kork, dedi. Allah Resulü ona: Yazıklar olsun sana! Yeryüzündekilerin arasında Allah'tan en çok korkması gereken kişi ben değil miyim, dedi. (Ebu Said) dedi ki: Sonra adam arkasını dönüp gitti. Halid b. Velid: Ey Allah'ın Resulü, bu adamın boynunu vurayım mı, dedi. Allah Resulü: Hayır, belki namaz kılıyordur, dedi. Halid dedi ki: Ama nice namaz kılan var ki kalbinde olmayan şeyleri diliyle söylüyor. Allah Resulü şöyle buyurdu: Ben ne insanların kalplerini açmakla, ne de onların karınıarını yarmakla emrolundum. (Ebu Said) dedi ki: Sonra Resulullah o kişi dönüp giderken arkasından bakıp şöyle buyurdu: Şunun soyundan öyle bir nesil türeyecektir ki bunlar Allah'ın kitabını güzel bir şekilde okuyacaklar. Fakat Kur'an'ın lezzeti onların hançerelerinden ileri geçmeyecektir. Onlar ok’un hedefini delip geçtiği gibi din’den çıkacaklardır. Zannederim: Eğer onlara yetişecek olursam Semud kavminin helak edildikleri gibi andolsun onları öldürürüm diye de buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Zeyd el-Hayl" b. Mühelhil et-Tai'dir. Ona Zeydu'l-Hayl denilmesinin sebebi sahip bulunduğu atların oldukça değerli ve asil olmalarından dolayı idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Zeyd el-Hayr adını vermiş, ondan övgüyle sözetmiştir. O da İslama girmiş, güzel bir şekilde İslama bağlanmıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken vefat etmiş birisidir. "Başını traş etmiş" ileride Tevhid bölümünün sonlarında (7432.hadiste) bir 'başka yolla geleceği üzere Haricilerin alametleri başlarını traş etmek idi. Selef ise saçlarını uzatır ve traş etmezlerdi. Hariciler ise başlarını büsbütün traş etmek yolunu tercih etmişlerdi. "Yeryüzündekiler arasında Allah'tan en çok korkması gereken kişi ben değil miyim?" Said b. Mesruk yoluyla gelen rivayette şöyle denilmektedir: "Bunun üzerine (Allah Resulü): Ben Allah'a isyan edecek olursam ona kim itaat eder, diye buyurdu." Bu adam daha önce Nübuvvetin Alametleri bahsinde (2610.hadiste) Ebu Said el-Hudrı yoluyla gelen bir başka rivayetten açıkça anlaşıldığı gibi Temimli Zulhuveysira'dır. Ebu Davud'daki rivayete göre de bu 'kişinin adı Nafi"dir. es-Süheyll de bunu tercih etmiştir. Adının Hurkus b. Zuheyr es-Sa'dı olduğu da söylenmiştir. İleride MürtedIerin Tevbe Etmelerini İsteITek bölümünde (6933.hadiste) bu hususa dair gerekli araştırma yapılacaktır. "Kalplerini açmakla emrolunmadım." Yani ben ancak onların yaptıklarının zahiri ne ise ona göre muamele etmekle emrolundum. Kurtubi der ki: Öldürülmeyi hak etmiş olmakla birlikte onu öldürmeyi yasaklaması, diğer insanların Nebiin ashabını öldürdüğünü dillerine dolamasın diye idi ve özellikle bunun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emriyle yapıldığından söz etmelerinin önüne geçmekti. Nitekim buna benzer bir husus daha önce Abdullah b. Ubey kıssasında geçmiş bulunmaktadır. "Bunun soyundan" neslinden ve soyundan geleceklerden" ... kimseler çıkacaktır. Hançelerini geçmeyecektir." Buna dair açıklama NübuvvetAlametlerinde (2610.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. "Dinden çıkarlar." Said b. Mesruk yoluyla gelen rivayette "İslamdan" denilmektedir. Bu rivayet ile de dini itaat diye yorumlayıp, şöyle diyenlerin görüşleri reddedilmiş olmaktadır: Maksat bunların okun hedefinden çıktığı gibi imama itaatin dışına çıkacaklarıdır. Evet, halifelere itaat etmeyen Haricilerin niteliği bu idi. Bununla birlikte daha kuwetli görülen burada dinden maksadın diğer rivayetin açıkladığı şekilde İslam olduğudur. Ayrıca ifade yasak mahiyetinde kullanılmış ve onların bu işi yapmakla kamil İslamın dışına çıkacakları da ifade edilmiş olmaktadır. Said b. Mesruk, rivayetinde şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bunlar Müslümanları öldürür. Fakat putperestleri bırakırlar." Bu hadis Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gayba dair verdiği ve dediği gibi gerçekleşen haberler arasındadır. "Zannederim o (Resulullah sallalliihu aleyhi ve sellem) şöyle de buyurdu: Andolsun ben onlara yetişecek olursam Semud kavminin helak edildiği gibi onları öldürürüm." Said b. Mesruk'un rivayetinde şöyle denilmektedir: "Andalsun onlara yetişecek olursam Ad kavminin helak edilişi gibi onları öldürürüm" şeklindedir. Bu rivayetinde herhangi bir tereddüt de zikretmemiştir. Tercih edilen de budur. Ancak Allah Resulünün Halidie onların esasını teşkil eden o adamı öldürmesini yasaklamış olmakla birlikte "Andalsun onlara yetişecek olursam onları öldüreceğim" diye buyurmuş olması açıklaması zor bir halalarak değerlendirilmiştir. Ancak buna şöyle cevap verilmektedir: 0, onların itaatin dışına çıkma (huruc) halleri ile Müslümanların üzerine kılıçlarıyla saidıracakları vakte yetişmeyi kastetmiştir. Bu durum ise Nebi zamanında ortaya çıkmamıştı. İlk olarak bu yaygın bir şekilde bilindiği üzere Ali radıyalliihu anh döneminde görülmüştür. "Nübuwetin Alametleri" bölümünde daha önce buna işaret edilmişti. Hadis ayrıca Haricilerin tekfir edileceğine delil gösterilmiştir. Bu ise usul (itikadı konular) meseleleri arasında ünlü bir meseledir. İleride Mürtedierin Tevbesini İstemek bölümünde buna dair bir dereceye kadar özlü açıklamalar gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 4351
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ حَبَّانَ، - هُوَ مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ حَبَّانَ - عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ خَالَتِهِ أُمِّ حَرَامٍ بِنْتِ مِلْحَانَ، أَنَّهَا قَالَتْ نَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمًا قَرِيبًا مِنِّي ثُمَّ اسْتَيْقَظَ يَبْتَسِمُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَضْحَكَكَ قَالَ ‏"‏ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي عُرِضُوا عَلَىَّ يَرْكَبُونَ ظَهْرَ هَذَا الْبَحْرِ كَالْمُلُوكِ عَلَى الأَسِرَّةِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ فَادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ ‏.‏ قَالَ فَدَعَا لَهَا ثُمَّ نَامَ الثَّانِيَةَ فَفَعَلَ مِثْلَهَا ثُمَّ قَالَتْ مِثْلَ قَوْلِهَا فَأَجَابَهَا مِثْلَ جَوَابِهِ الأَوَّلِ ‏.‏ قَالَتْ فَادْعُ اللَّهَ أَنْ يَجْعَلَنِي مِنْهُمْ قَالَ ‏"‏ أَنْتِ مِنَ الأَوَّلِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَخَرَجَتْ مَعَ زَوْجِهَا عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ غَازِيَةً أَوَّلَ مَا رَكِبَ الْمُسْلِمُونَ الْبَحْرَ مَعَ مُعَاوِيَةَ بْنِ أَبِي سُفْيَانَ فَلَمَّا انْصَرَفُوا مِنْ غَزَاتِهِمْ قَافِلِينَ فَنَزَلُوا الشَّامَ فَقُرِّبَتْ إِلَيْهَا دَابَّةٌ لِتَرْكَبَ فَصَرَعَتْهَا فَمَاتَتْ ‏.‏

Enes bin Mâlik'in teyzesi Ümmü Haram bint-i Milhan (r.anha)'dan; Şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün benim yakınımda uyudu. Sonra gülümsiyerek uyandı. Ben: Yâ Resûlallah! Seni ne güldürdü? diye sordum. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Rü'yâmda bana ümmetimden bir grup şu deniz üstünde padişahların tahtlarına kuruldukları gibi gemilere binerek (Allah yolunda savaşa) gittikleri durumda bana gösterildi (de ona güldüm)» buyurdu. Ümmü Haram: (Yâ Resûlallah!) Benim de o deniz gazilerinden olmakhğım için Allah'a duâ et, diye ricada bulundu. Enes demiştir ki: Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun için duâ etti. Sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tekrar uyudu. Bir süre sonra yine gülümsiyerek uyandı. Ümmü Haram da (ilk) sözünün mislini söyledi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de birinci cevâbının mislini ona söyledi. Ümmü Haram da: (Yâ Resulallah!) Beni o gazilerden eylemesi için Allah'a duâ et, dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ona): «Sen birincilerdensin» buyurdu. Enes demiştir ki: Hakikaten Ümmü Haram, kocası Ubâde bin es-Sâmıt ile beraber Muâviye bin Ebî Süfyân'ın kumandasında (ve Şâm valiliği zamanında) müslümanların düzenledikleri ilk deniz savaşına katıldılar. Müslümanlar savaşlarından (zaferle) dönüp (denizden) Şâm (toprakların) a çıkınca Ümmü Haram binsin diye kendisine bir hayvan (katır) yaklaştırıldı. (Ümmü Haram bineceği esnada) hayvan onu (yere) düşürdü ve o böylece şehid oldu

Sünen-i İbn Mâce, 2776

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.